
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: 1Q84
Oldukça yavaş ilerleyen bir kitap. Hakkında bir arkadaşımdan çok fazla övgü almıştım, bu nedenle beklentim aldıklarımdan çok daha yüksek. Hatta little people ve baş kahramanlar bence oldukça silik ve sıkıcıydılar. Tamaru ve uşikava da olmasa hepten yok diyeceğim. Notunu 6 değil 7 veriyorum çünkü yazar bu kadar ağır ve zor bir lokmayı yedirmeyi başarıyor,
Baskı: Nefret Çağı (The Witcher, #4)
Oldukça iyi bir devam kitabıydı sonrasını merakla bekliyorum.
Baskı: Kader Kılıcı (The Witcher, #2)
Bu kitaba düşük not verenleri pek anlayamadığımı belirtmeden geçemeyeceğim. Fantastik tür belirli kalıpla arasında sıkışmış gibi dururken bu seri kesinlikle iyi gidiyor.
Baskı: Son Dilek (The Witcher, #1)
Fantastik türünde kendine özgü bir dünya çizerek övgüyü hak ediyor. Sürükleyici sade anlatımıyla hemen adapte olabiliyorsunuz. Fantastik sevenler kesinlikle bir göz atmalılar.
Baskı: Savaş ve Barış - 1
Bir dünya klasiğini bir aceminin değerlendirmesi ne derece yeterli olabilir bilmem . Kesinlikle bir usta işi, yazıldığı dönemi bir çok kesimin gözünden anlatan ve bunu müthiş bir anlatım tekniğiyle yaparken bir yandan da ülkeler arası politikaya şöyle bir deyinip Victor Hügo'nun anlattıklarına başka bir açıdan bakmanızı sağlıyor. Bir çok klasiğin başarıyla yaptığı gibi okurun hangi ara bu kadar daldım da Rostov'lara yemeğe gittim(Tabi her hikayede isim ve olaylar değişiyor) diye düşündürüyor. Bazı okurların çeşitli kitaplardan bahsederken ya bu kadar şey okunurmu şimdi diyerek gözünde büyüttüğüne şahit oldum, kesinlikle endişelenmeyin bir başlayın zaten alıp götürecek.
Baskı: Metro 2034
İlk kitabı okurken yepyeni bir ortamla tanımıştık, olmuş bitmişlerin insanı çarpan o büyüsü bu kitapta o kadar güçlü değil ne de olsa alıştık artık. Hikayeye gelecek olursak birincisi kadar olmasa da sürükleyici olduğunu söylemek yanlış olmaz sanırım lakin ilkinden sonra biraz basit geldiğini ve detayın daha az olduğunu da vurgulamak gerekir. Birinci hikayesi ile olan bağı fena değil hatta bir nokta da felsefi olarak birleşiyor. Sonuç olarak ortalama bir roman sınıfında kalıyor.
Baskı: Kongo'ya Ağıt (Lontano, #2)
Harika bir kurgu, sonuna kadar durmayan temposu ve sürprizleriyle akıp gidiyor.
Baskı: Lontano (Lontano, #1)
Grange performansından hiç bir şey kaybetmemiş hatta üstüne eklemeyi başarmış. Bu adamın anti kahraman karakterleri her zaman güzeldi, dengeyi hemen hemen her zaman gride hatta bazen siyahta buldu. Şahsi görüşüm bu tutumunun kurgularında ki gerçeklik ve benimsenme çizgisini bir kaç tık okurdan yana çektiği yönünde. Hikayeye gelecek olursak yine tahminlerimizi ters köşeye yatırmakta hiç zorluk çekmediği gibi "hadi canım oradan" düşüncesi bir kaç defa yankılandı beynimde, ne söylesem spoiler olacağından daha fazla detaya inemiyorum lakin paranıza da vaktinize de sonuna kadar değecek.
Baskı: Son
Kurgu olarak gayet iyi bir fikir, temposu ilginçliğinden kaynaklanan bir merak yüzünden olandan daha hızlı gidiyor. Yazarın ilk kitabı olduğundan olsa gerek anlatım biçimi genelde karakterle okuyucuyu ayrı tutuyor belki de bu aslında bunun bir reality show havasında geçmesini istediğindendir. Kişisel olarak karakterlerin gözünden anlatımları daha çok seviyorum lakin bu kitabın arka kapağını tatmin olmuş şekilde kapattığım gerçeğini değiştirmiyor.
Baskı: Fırtına (Numa Files, #10)
Sürükleyici, hızla akan bir olay örgüsüne sahip fakat Cussler'in ortak yazdığı bu hikaye Dirk olmadan okuduğum ilkiydi, hikaye belli bir yere gelene kadar Dirk ha şimdi geldi ha şimdi gelecek diye beklerken NUMA ya iki yeni kahraman gelmiş olduğunun farkına varınca biraz bocaladım. Dirk'i epey severdim Kurt ve Joe alışmam zaman aldı. Kurgu fena değil diğer Cussler kitapları gibi tam kaçamaklık olmuş.
Baskı: Sherlock Holmes - Kanıt
Aslında mantık basit imkansızı ele geride kalanlar gerçektir diyor üstat lakin çevremde imkansızı gerçek kabul eden koca bir güruh varken baya zor oluyor.
Baskı: İkinci Lekenin Esrarı
Sir Doyle her daim alkışı hak eden bir adam.
Baskı: Zagor Tonkanın Öfkesi, Kuzey Kartalları
Çizgi roman dünyası bambaşka bir eğlence özellikle de klasikleri.
Baskı: Sherlock Holmes - Korku Vadisi
Conan Doyle'un bu kahramanının insanı eğlendirmeyen kitabı yok zaten, gönül rahatlığıyla her kitabına para verebilirsiniz.
Baskı: Başlangıç (Robert Langdon, #5)
Aslında konuyu ve yazarı çok sevmeme rağmen, fazlaca klişe kullanması olay örgüsünün fazla detaylı olmaması ve fena olmayan final çözümü ne yazıkki tanıtım metninden aldığım yükselmemi tam olarak karşılayamadı, yine de yiğidi öldür hakkını yeme sürükleyici içerik olarak yine emsallerine göre zengin, Dan BROWN işte gideri her türlü var.
Baskı: Abaddon Geçidi (Enginlik Serisi #3)
Harika bir hikaye harika bir sonla bitti diyebilirim, yazar büyük çoğunluğumuzu ters köşeye yatırdı.**Spoiler** Hikayeyi açarken sonunda süper ırkla yapılan ucu ucuna kazanılan savaş bekliyorken çok daha akılcı ve tatmin eden bir son bulduğumu söyleyebilirim. Daha çok aksiyon bekleyen insanlar bana katılmayacaktır lakin insan oğlunun davranış modelini bu kadar çıkmazlarla dolu durumdayken bile değiştirmediğini görmek bu hikayeyi ayakları sıkı sıkıya yere bağlayan unsurlardan biri.**Spoiler** Bu romanda okuduğumuz kolonileşme, uzay madenciliği ve sonrasında oluşabilecek hizipler gibi bir çok konu geleceğin birer bülteni gibi. Kısacası çok keyif aldığımı söylemeliyim.
Baskı: Caliban'ın Savaşı (Enginlik Serisi #2)
Serinin ilk kitabındaki geleceğin tasvirini iyice yemiş olduğumuzdan, artık yeni dünyaya gelmiş bebek gibi her tasviri ağzımızala tanımlama evresini geride bırakmış olmamız, heyecan ve gizem duygusunu geride bıraktığımız anlamına gelmiyor. Aksine geleleceğe alıştıkça daha çoğunu öğrenme isteği uyandırıyor. insanda. İlk kitaptaki kahramanlara katılan yeni güçlü karakterler olaylarla bağımızı güçlendirirken yazara da helal olsun deme dürtüsünü bastıramadım. Yazar zevkle okunan bir olay örgüsü yanında harika karakterler de dizayn etmiş, olayın geçtiği mekanlara ve geleceğe bön bön bakmayı bir kenara bıraktığım her zaman karakterleri ne kadar sevmiş olduğumu farkettim. Protomolekül ve olanlara bir değerlendirme yapmaktan spoiler verebileceğim endişesiyle değinmeyeceğim, zaten yazar işini iyi yapıyor ve bilim kurgu severeleri çoktan avucuna aldı. Okurlara bu konuda söyleyebileceğim tek şey salyalar akıta akıta okumauya devam edeceksiniz. :D
Baskı: Leviathan Uyanıyor (Enginlik Serisi #1)
Tam bir bilim kurgu ziyafeti, öyle sadece hayal gücüyle kurulmuş uçuk kaçık bir hikaye değil aksine son derece reailistik, sağlam bilimsel temeller üstüne kurulmuş yakın geleceğin tasviri bile denebilir. Sadece türü sevenlere bu kadar değerlerndirme yetmiştir belki lakin bu kadarla da kalmıyor harikulade bir hikaye örgüsü, son derece güçlü kararkterler ve klişelerden olabildiğince uzak anlatım kısacası türü seven sevmeyen her okura rahatlıkla önerebileceğim bir roman.
Baskı: Kayboluş Günü
Yazarın diğer kitabı Amansızı okuduktan sonra tarzını beğenip aldığım bir kitaptı. Her şey beklentilediğim gibiydi, yalnız klasik bir son ve bir iki klişe için bir puan düşürdüm notunu. Gizem ve bilimden hoşlanıyorsanız ayırdığınız zamana değecektir.
Baskı: Sefiller Cilt 5
Bu harika eserin son nefesini alırken bir çok bölümde "hayır, hayır, hayır" diye sayıklamama engel olamadım. Hikaye öyle pikler yapıyorki, yazarın bir yandan verdiği tarih derslerindeki öğrenmenin çoşkusunu gölgede bırakan duygulara neden oluyor. Çarpıcı bir final sizleri bekliyor.
Baskı: Sefiller Cilt 4
Bir önceki kitapta tanıdığımız Paris sokak çocuklarının asıl karakteri bu kitapta önce çıkıyor. Ayrıca toplumun sınıflı yapısının çarpıklığı ve sonuçları yine bütün çıplaklığı ve şaşırtıcılığla önümüze seriliyor. Seriliyor dedim ama bu konuda daha fazla içerik sahibi olmayıda istemiyor değilim merakım bir kat daha arttı resmen. Victor HUGO yine okuru başından sonuna bilgiyle donatmayıda ihmal etmemiş.
Baskı: Sefiller Cilt 3
Hikaye gittikçe daha ilginç bir hal alırken, yazar tarihin sahneleri arasında bilgi dağarcığınıza katkı yapmaya hiç ara vermiyor. Seriye başlarken yalnızca bir yoksulluk hikayesi okuyacağımı düşündüğümü hatırlıyorumda ne büyük yanılgıymış. Her yönüyle bir klasik olmanın hakkını sonuna dek veriyor.
Baskı: Sefiller Cilt 2
Kesinlikle harika, hikayesini ve karakterlerini anlatmak için sürekli romandan çıkıp dönemin olaylarını bütün gerçekliğiyle önümüze sermesi, okuru adeta dönemin avrupasına taşıyor, orada gerçeklemiş olayların zincirleme şekilde günümüzü nasıl etkilediğinin farkındalığını artırıyor. Bu hikaye arası gerçekler sanki bir sağlık görevlisinin nabzı bulmak için bileği yoklaması gibi, okurun haz damarlarını bulmak beyinde bir yerleri yoklamasına benzetmek cürretini göstereceğim. Okurken öğrenmekten zevk alan biriyseniz, nitelikli hikaye ve anlatımı takadir eden biriyseniz hemen bütün ciltlerini edinip bu harikulade eseri okumaya başlamalısınız derim. Bu arada değinmeden geçemeyeceğim manastır ve benzeri kurumların toplumların üzerindeki yıkım etkisini anlattığı kısım ayrıca takdire şayan, biz bu sorunu 21. yy da hala bütün şiddetiyle yaşıyoruz ne acı.