
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Aşkın Şarkısı (Stage Dive, #3)
Serinin üçüncü kitabı ve Stage Dive'ın vokalisti Jimmy'nin hikayesiydi,kendisi aynı zamanda birinci kitabın esas oğlanı David'in kardeşi oluyor :) İki kardeşin ünlü olmadan önce, alkol ve uyuşturucu bağımlısı anneleriyle yaşadıkları zor bir hayatları olmuş, ünlü olduktan sonra her şey daha iyi bir hal aldı diye düşünüyorsanız yanılıyorsunuz zira bu kez Jimmy uyuşturucu ve alkol batağına düşüyor, durum vahim bir hal alınca gruptan atılma riskiyle karşı karşıya kalıyor, bu nedenle kendisine çeki düzen vermeye karar veriyor ve rehabilite dönemi başlıyor.. Jimmy nin bu zor döneminde devreye Lena giriyor, grubun onayını alan kızımız, Jimmy ile aynı evi paylaşacak ve onun rehabilite döneminde temiz kalmasına yardımcı olacak yani bir nevi gölgesi gibi peşinde dolaşacak, Lena'nın erkekler konusunda hep kötü tercihleri olmuş listesi bayağı kabarık, bu işinde duygusal hislerine yenik düşmemek için mücadele ediyor ama ,Jimmy'e aşık olup üstüne bir de bunu itiraf edince işler karışıyor .. Bunun üzerine Jimmy yaşadığı berbat hayatı yüzünden Lena ya uygun olmadığını kanıtlamanın yolunu arıyor, önce ona erkek arkadaşlar buluyor ama bir yandan da kızı deli edip randevularının mahvediyor, en sonunda Jimmy klasik bir yöntemle birbirlerine uygun olmadıklarını kanıtlamaya çalışıyor, işte yöntemi " Hele bir sevişelim bak sana uygun olmadığımı anlayacaksın" :)) Aslında kurgu güzel, kitapta bir yere kadar güzel ama sonra devreye gereksiz uzatmalar ve sayfalar dolusu saçma sapan sex muhabbetleri dahil oluyor tabi +18 sahneler aynen baki, grubun diğer üyelerini de kitapta bolca görüyoruz,serinin son kitabı kaldı okumadığım,ama şu ana kadar ki favorim Aşkın Ritmi ve tabi ki Mal , bu kitapta da aynı tatlılıktaydı hınzır :) Kitapta bazı yazım hataları da vardı en basiti Jimmy nin gözleri ilk yarıda mavi iken sonlara doğru siyaha evrimleşti :)) http://gulunkitapligi.blogspot.com.tr/
Baskı: Aşkın Müziği (Stage Dive #1)
Serinin önce ikinci kitabını okumuştum ve çok beğenmiştim bu kitap onun bir tık altında kaldı diyebilirim, öncelikle yazarın kesinlikle akıcı ve eğlenceli bir kalemi olduğunu söylemeliyim, bu seri sevdiklerim arasında yerini alacak gibi görünüyor, gerçi bu kitabın kurgusu biraz zayıf geldi, ama yinede güzeldi :) Evelyn doğum günü kutlaması için gittiği Vegas'ta, David le tanışıyor ki bu adam ünlü bir bir rock grubunun üyesi, birbirlerinden hoşlanıyorlar ve tüm gece birlikte zaman geçiriyorlar, ama gelin görün ki kızımız onunla geçirdiği onca saati ve yaşadıklarının hiç birisini hatırlamıyor, yani insan, bir kaç tekila içti diye, bir adamla geçirdiği onca saati ve yaşadığı onca olayı nasıl hatırlamaz aklım almadı, üstelikte adamın soyadını almışken :) Kurgunun bu kısmı çok saçmaydı, hatta sorasında bir iki ufak flash back ler dışında hiç bir zamanda hatırlamadı, tekilanın hafıza kaybına neden olduğunu bilmiyordum :) David güzel bir karakterdi tabi sakladığı bir kaç sırrı saymazsak ki zaten en büyük hatası da bu oldu, ikili arasındaki çekim gözle görülür boyutlardaydı, gerçi olayların akışı hiç bir şey hatırlamayan bir kadına göre biraz hızlı gelişti ama neyse :) Aslında özetlemek gerekirse kitabın yüzde yetmişi ikilinin sevişme sahnelerinden oluşuyor, yazar bu kısımlarda kalemini bolca kullanmış :) Eğlenceli zaman geçirmek isteyenler için okunacak kitaplar arasında olmalı :) http://gulunkitapligi.blogspot.com.tr/
Baskı: Hesaplaşma (Tutku Oyunları Serisi, #3)
İkinci kitabı sevmeyen biri olarak bu kitabı beğendim, daha fazla olay ve ters köşeler vardı, yalnız seri ilerledikçe Claire'den iyice soğumaya, Anthony'i ise sevmeye başlıyorsunuz ( ilk kitapta yaptıklarını hala affetmedim ama Anthony doğru bir adam olma yolunda bayağı ilerleme kaydetti ) İkinci kitapta tanıştığımız Harry karakteri oldukça dikkat çekiciydi ama ne yazık ki Claire adamı resmen kullandı ve çok yazık etti, kalan kitaplarda karşımıza tekrar çıkar mı bilmiyorum ama teselliye ihtiyacı varsa ücretsiz terapi yardımında bulunabiliriz :) Bu kitapta bir çok sürpriz sizi bekliyor ki bunlardan biri ikiliyi tekrar bir araya getiriyor, aslında bu kitabın asıl kahramanı Anthony'nin evinde çalışan ve geçmişten gizli bir bağları olduğunu hissettiğimiz Catherine karakteriydi, kadın resmen şaşırttı bizi, kendisi yeniden bir kaçma kovalamacanın başlamasına ve her şeyin bir anda değişmesine neden oldu, herkesin kendince bir planı var, kimse kimseye güvenemiyor,maskeler düşmeye ve gerçeklerin bir kısmı ortaya çıkmaya başlıyor, özellikle son sayfalarda Claire'in sempatimizi yeniden kazanmasına neden olan sağlam bir hamlesiyle oyun içinde oyun olduğuna tanık oluyoruz ama bu planın detaylarını devam kitabında öğreneceğiz.... Kitapta ikiliyi bir araya getiren küçük sürprizin oluşmasına neden olan saçma sapan bir sahne vardı ki evlere, şenlik spoiler olacak o nedenle söylemeyeceğim ama okuyan herkes yok artık demiştir, yani böyle bir şey yaşanır ve sen bunu nasıl rüya sanırsın :)) http://gulunkitapligi.blogspot.com.tr/
Baskı: Yüzleşme (Tutku Oyunları Serisi, #2)
İlk kitabı çok seven biri olarak bu kitapta sıkıldım, öncelikle heyecanı çok eksikti, özellikle Anthony'li sahneler çok azdı ama özdü :) Beklenmedik bir sürprizle hapishaneden çıkan Claire yeni hayatına başlıyor, eski ama güçlü bir iki dostundan gördüğü destek sayesinde maddi açıdan iyi bir duruma geliyor, hatta hayatına yeni biri bile giriyor, fakat Anthony' nin onun peşini bırakmaya hiç niyeti yok, zaten bir süre sonra yüz yüze gelmek kaçınılmaz oluyor ki o sahnelere dikkat, oldukça enteresan şeyler yaşanıyor :) Kitaptaki Sophia ve Derek karakterlerini sevdim çok tatlılardı :) Spoiler Olabilir : Claire'e ilk kitapta da kızdığım yerler olmuştu ama bu kitapta baştan sona sevemedim, Anthony nin hayatına kıyısından köşesinden dokunan herkese zarar verdiğini bildiği halde, Harry ile bir ilişkiye bu kadar çabuk başlaması bana çok saçma geldi, tamam Harry'e diyecek lafım yok ama kadının acelesi neydi anlamadım, onca olay yaşadın, hapisten yeni çıktın, başındaki beladan bir kurtul hele, bir yerleşik düzene geç, dış dünya ya bir uyum sağla bu ne hız, dersin hapishanede 20 yıl yaşamış ta hasret kalmış :) Yalnız söylemeliyim ki kitap güzel bir yerde bitiyor zira bu üçlünün karşılaşmalarını merakla bekliyorum... Açıkçası, bu kitapta Claire'den çok Anthony'i sevmeye başladım , sanırım bende manyağa bağladım :)) http://gulunkitapligi.blogspot.com.
Baskı: İntikam
Henüz on yedi yaşındayken, babasının bir cinnet anında ailesini katletmesine şahit olan ve kendisi de ölümden dönen Ege, tüm hayatını ,bu katliamın sorumlusu olarak gördüğü, Fikret i yok etmek için planlar yaparak geçirir, ruhunda o gecenin izlerini ve vücudunda kusurlarını taşıyan Ege aksi ve acımasız bir adama dönüşür... ABD de teyzesinin himayesinde yaşayan, uzun ve acılı bir tedavi sürecine katlanan genç adam, tam yirmi iki yıl sonra düşmanına son darbeyi vurmak için Türkiye ye döner, fakat Fikret in güzel kızı Aslı ile tanıştığında çocukluğunun bir parçası olan bu genç kıza karşı bir şeyler hissetmeye başlar ve intikamıyla aşkı arasında kalır... Aslı, babasının ve sevmediği nişanlısının gölgesinde kalmış bir kız, ilk başlarda basiretsiz bir karakter gibi gibi görünse de bir süre sonra hayatının kontrolünü elline alıyor, ama açıkçası bunu daha önce yapacak kadar güçlü bir kadın olmasını isterdim... Finale doğru Ege, ya Aslı'yı kaybetme pahasına ailesinin intikamını alacak ya da aşkı seçecek, tabi hesapta olmayan sürprizlerde bu konudaki kararını etkileyecek , peki ya Aslı, aşık olduğu adamın gerçek kimliğini öğrendiğinde neler olacak işte bunun cevabını öğrenmek için İntikamı okumanız gerekecek :) Güzel bir kitaptı, ama az buçuk eleştirilerimde var tabi, mesela kitapta Ege ile ilgili satırları ondan dinlerken Aslı'yı yazardan dinliyoruz bu pek hoşuma gitmedi, keşke Aslı'yı da kendisinden dinleseydik duygularını daha yoğun hissedebilirdim, ayrıca ikili arasındaki aşk azıcık hızlı gelişti ve finalde sırların açığa çıkması biraz hızlıca geçilmiş gibiydi, özellikle Aslı'nın tepkileri çok sıradan geldi bana :) http://gulunkitapligi.blogspot.nl/
Baskı: Esir Yürek
Güzel bir kitaptı, ingiliz kanallarında mini dizi olarak yayınlanabilir :) Konusunu okuduğumda olaylar sadece Ayrin'in kaçırılması üzerinden gidecek diye düşünmüştüm ama öyle olmadı, yazar kurguyu geniş tutmuş, Mısır'da ailesiyle birlikte yaşayan Ayrin'in bir gün evlerine köle olarak getirilen Fahid ile tanışması, daha sonra kızın bir paşaya satılmak üzere kaçırılması, aradan geçen bir kaç yıldan sonra Fahid tarafından bulunup kurtarılması ilk bölümü oluşturuyor... Ardından, araya dört yıllık bir ayrılık giriyor, sonra herkes ingiltere'de tekrar bir araya geliyor ,Ayrin genç ve güzel bir kız olmuş, Fahid artık ünvanı olan, yakışıklı ve güçlü bir adam, ikilinin ingiltere'de tekrar bir araya gelmesi sonucu aralarında başlayan aşk ve yaşanan bir dizi heyecanlı olaylar ikinci bölümü oluşturuyor... Tüm bu olayların içerisinde, Fahid'in gemilerde çalışan köleleri kurtarmak için, denizdeki korsan gemilerine karşı başlattığı savaş ve ailesinin katillerini arama çalışmaları son hız devam ediyor... Ana karakterlere, sevilesi yan karakterleri de eklersek özellikle "Dante" yi ki kendisine ait bir kitap vardır umarım, dediğim gibi mini dizi tadında bir kitap çıkmış ortaya :) Yalnız, olaylar çok fazla olunca ben Ayrin ve Fahid sahnelerine doyamadım, daha çok bir arada olabilselerdi keşke, yani oldular da bana yetmedi :)
Baskı: Sonbahar Kokusu (Whiskey Creek Serisi,#1 )
Çerezlik şeker kitaplardan biriydi, özellikle ikinci yarısını daha çok sevdim :) Ünlü bir Hollywood yıldızı olan Simon O'Neal, özel hayatında zor günler geçirmektedir,eşinden boşanan ve oğlunun velayetini kaybeden Simon'ın başı alkol ve kadınlarla derde girer, bu olayların üstüne bağlı bulunduğu Halkla İlişkiler şirketinin sahibi Gail ile yaşadıkları bir kavga ve sonrasında yaşanan bir taciz olayına adı karışınca, bir an önce imajının düzeltmesi gerektiğine karar verilir.. Menajeri Ian ve Gail, Simon'ı bu durumdan kurtarmanın tek yolunun, hollywood'un parıltılı hayatı dışından, düzgün ve ağzı sıkı bir kadınla, anlaşmalı bir evlilik yaparak, bir süreliğine manşetlerden uzak durması olduğuna karar verir, fakat Gail'in hesaba katmadığı tek şey o kadının kendisi olacağıdır :) Gail dışarıdan soğuk görünen, sadece işiyle meşgul olan ve erkekler konusunda seçici davranan bir kadın, özellikle bir starla hiç işim olmaz diyenlerden, ama bir anda parmağında Simon'ın yüzüğü ve elinde iki yıllık bir kontratla baş başa kalır :) Aslında kitabı iki bölüme ayırabiliriz, ilk yarıda bu anlaşmaya kadar gelen süreç işlenirken, ikinci yarıda evlendikten sonra yaşadıkları aşk işlenmiş, Gail gerçekten de Simon'un kurtarıcı meleği oldu diyebilirim :) Simon'un boşandığı eşi Bella'nın yaptıklarını okuyunca Simon'un neden bu hale geldiğini daha iyi anlayacaksınız, kadın gerçekten iğrenç biriymiş ! http://gulunkitapligi.blogspot.com.tr/
Baskı: Ben Böyleyim (The Wallflowers, #2)
Lisa Kleypas, beni şaşırtan yazarlardan biri, bazı kitaplarını severken bazılarını hiç sevemedim :) Bu kitabı benim için ortalamaydı, zira benim kitaplarda sevmediğim şeylerden biri yan karakterlere fazlaca yer verilmesi ve gereksiz çene muhabbetleri, böyle olunca asıl karakterlere ve onların birlikte olduğu sahnelere gelene kadar kitabı yarılamak zorunda kalıyorsunuz , kitabın girişindeki parfüm ve koku alma duyusu üzerine yapılan muhabbeti çok gereksiz buldum, sayfalar dolusu anlatılacak ne vardı allah aşkına, ayrıca sayfalar ilerledikçe "süs bitkileri" adı verilen kızların sohbetleri çok sığ geldi bana :) Kitabın sonlarına doğru Marcus ve Lillian'ın sahneleri güzeldi, iki zıt karakterin birbirlerinden uzak duramamaları eğlenceliydi, Lillian'ın bana sevimli göründüğü tek yer sarhoş olduğu sahneydi, orada Marcus'la yaptığı sohbet ve itirafları güzeldi :) Marcus bence gayet olgun bir karakterken, Lillian'ı şımarık ve çocuksu buldum :) http://gulunkitapligi.blogspot.com.tr/
Baskı: Hayalimdeki Aşk
Yazarın "İrlanda Sisleri" serisinin ilk kitabıydı, içerisinde mistik öğeler, zamansal paradokslar, karanlık Fennore kitabı dahil bir çok gizemi barındıran bir kitaptı... Danni, geçmişini hatırlamayan evlatlık verildiği ailede büyüyen bir kız , fakat gizemli bir takım mistik güçleri var, en önemlisi gördüğü vizyonlar, bir gün mutfağında beliren genç ve yakışıklı bir adam, onu irlanda'nın mistik topraklarına götürüyor, şahit oldukları korkunç anlardan sonra Dannie vizyondan çıkıp yaşadığı ana geri dönüyor, fakat ertesi gün, vizyonunda gördüğü adam Sean kapısında beliriyor, ona geçmişine dair bir takım gizemli mistik olaylar anlatıyor ve İrlanda'ya fennore adasına gitmeleri gerektiğini söylüyor... Danni ve Sean Fennore adasına gidiyorlar ama farklı bir şekilde, birden bire başka bir vizyon eşliğinde, kendilerini yirmi yıl öncesinde, felaketin tam ortasında buluyorlar, geçmişi değiştirmek, ölümlere, yaşanacak felaketlere engel olmak sandıkları kadar kolay olmayacak ve üstelik yapacakları her hareket geleceği de değiştirecek.... Mistik öğelerin, zamansal paradoksların kafa karıştırdığı güzel bir kitaptı, özellikle sonu ilginçti, yazarın dili biraz ağırdı ama bu tarz gizemli şeyleri sevenler için mutlaka okunması gerektiğini düşünüyorum :)
Baskı: Sır
Doksan altıncı yaş gününde vefat eden Hüma, ölümünden hemen sonra okumaları için, çocuklarına, gelinlerine,damadına ve torunlarına bir defter bırakıyor , bu defterle, geçmişinde yaşadıklarını ve ailesinden gizlediği tüm sırları tek tek anlatıyor, defter Hüma'nın vasiyeti üzerine öldüğü gece onun odasında, cesedi başında yetişkinler tarafından nöbetleşe okunuyor ... Hüma'nın inanılmaz bir hayatı olmuş, 1912 yılında, on altı yaşından itibaren yaşadığı aşklar, yaptığı evlilikler, ilk kocası ve onun geçmişindeki erkek sevgilileri ,evet yanlış okumadınız işin içinde biseksüelliğin de dahil olduğu, tutkulu, erotizmle yoğurulmuş, karmaşık bir ilişki yumağı var, ilk evliliğinde Hüma'ya anneannesi tarafından hediye edilen ve dramatik bir hikayesi olan "Aurora'nın incileri" aslında hikayenin baş kahramanlarından biri, ve bu incilerle bağlantısı olan, kaderin bir oyunuyla tarihin sayfalarından çıkarak, Hüma'nın hayatına dahil olan, yosun gözlü bir Mihrace, Şah Nazir Han hikayeye ayrı bir renk katıyor... O yıllarda patlak veren balkan harbinden de alıntılarla, İstanbul, Londra, NewYork arasında inanılmaz tarihi bir yolculuk yapıyoruz , bir kadının kendi ailesine geçmişini anlatırken, ilişkilerinde yaşadığı erotizmi tüm ayrıntılarıyla anlatması, bazı okuyucuları rahatsız edebilir, zira büyük bir cesaret, ama asıl cesaret Hüma'nın ilişkilerinde korkusuzca yaşadıkları, yalnız defterin sonunda özellikle bir kişiye notu var,yirmi beş yaşındaki küçük torunu Hüma'ya.. Ailesinde kendisine en çok benzeyen ve özel bir sevgi beslediği torununa, tarihe bir yolculuk yapmasını söylüyor, bir banka kasasında sakladığı bir başka defterin anahtarını bırakıyor, torunu Hüma babaannesinin geçmişine, onun yaşadığı şehirlerden başlayarak ikinci bir yolculuğa çıkıyor, yani ikinci kitapta çıkacak :) Kitabın tek eksisi bazı bölümlerin fazla uzatılması, , farklı bir kurgu, farklı bir hayal dünyası sizi bekliyor, Nermin Bezmen gerçekten harika bir yazar :) http://gulunkitapligi.blogspot.com.tr/
Baskı: S*ktir Et Aşkı
Yazarın daha önce Fırsatçı kitabını okumuştum ve pek beğenmemiştim ama bu kitabını sevdim, farklı bir kalemi var, kurguları ve özellikle kadın karakterleri gerçekten arızalı :) Bu kitaptaki arızalı kızımızın adı Helena, rüyasında kız arkadaşının sevgilisi Kit ile birbirlerine aşık olduklarını ve bir aile kurduklarını görüyor, işler ondan sonra çıkmaza giriyor, bir yanda en yakın arkadaşı, diğer yanda hayatının tam merkezine yerleşen Kit, Helena rüyanın etkisinden ve Kit'e karşı hissetmeye başladığı yoğun duygulardan kaçmaya çalışırken, hayat onları hiç beklemedikleri olayların içerisine sürüklüyor... Helena tüm bu karmaşanın içinde, birde erkek arkadaşından darbe yiyince çareyi tası tarağı toplayıp kaçmakta buluyor, gittiği şehir Seattle, oraya gitmesindeki amacı sevdim, ama orada Greer adındaki kızı bulmaya çalışması ve arkadaş olması bu kız tam zır deli dedirtti bana :) Helena'nın en sevdiği şeylerden biri selfie çekmek, Seattle'da gezdiği her yerden selfie çekip enteresan başlıklarla paylaşması sonucu, Kit kızın nerede olduğunu anlıyor, tabi oraya gitme sebebini de :) Kit karakteri biraz sönük geldi bana , baskın olan karakter Helena idi , bu arada sonlara doğru kitaba dahil olan karizmatik Muslim karakterinin yaptığı iş beni şaşırttı aklımın ucundan bile geçmezdi :)
Baskı: Başlayanlar
Biyolojik bir savaş sonrasında dünya üzerinde sadece gençlerin ve yaşlıların hayatta kaldığı ve bu kimsesiz kalan gençlerin yani Başlayanlar'ın para için "Beden Bankası" adı verilen bir yerde, genç bedenlerini, çoğu yüz yaş civarı olan yaşlı müşterilere yani Sonlayan'lara kiraya vermelerini anlatan bir kitaptı, tabi bu Beden Bankasında çok işler dönüyor... Callie de bu gençlerden biri, erkek kardeşine bakabilmek için para karşılığında bedenini kiraya veriyor ve sonrasında bedenini kiralayan kişiyi duyabildiğini fark ediyor ve bunun sonucunda, bu yaşlı kadının aslında bedenini, cinayet işlemek için kiraladığını anlıyor.. Bir bedende iki kişi, biri katil olma derdinde diğeri onu durdurma ve sonrasında olaylar karmaşık bir hal alıyor, tüm bu karmaşanın içinde Callie'nin karşısına Black adında biri çıkıyor ve aralarında bir yakınlaşma başlıyor,fakat sonradan Black hakkında öğrendiğimiz şok edici bir gerçekle olayların seyri tamamen değişiyor.. İkinci kitapta Black'le dolaylı olarak bağlantılı, büyük bir sürpriz daha var onu şimdiden belirteyim, bu sürprizin adı "Hyden" ki ben kendisini çok sevdim :) Güzel bir kitaptı ama eksikleri de vardı, yazarın distopik bir dünyayı tam olarak yansıtamadığını düşünüyorum yani o biyolojik savaş ve sonuçları beni pek tatmin etmedi, ayrıca Callie karakterine de hiç ısınamadım :) http://gulunkitapligi.blogspot.com.tr/
Baskı: Sonlayanlar
Serinin ilk kitabı kadar merak uyandırıcı değildi, hatta ilk yarısında biraz sıkıldım, bu kitabı sevmemde ki tek neden, kitaba dahil olan Hyden karakteriydi, aslında kendisiyle ilk kitapta dolaylı olarak tanışmışız , ama bulmacanın parçaları çözülünce taşlar yerine oturdu, Hyden çok fena :) İkinci kitapta cevapsız kalan bazı sorular çözülüyor, Callie ve Hyden enselerine yonga yerleştirilen gençleri toparlamaya çalışıyorlar, zira Beden Bankasının başına gelenlerden sonra hepsinin hayatı tehlikede, bu arada ilk kitaptaki ihtiyar lakaplı pislikle tanışıyoruz, tabi bomba bir haberle birlikte :) Kitabın final sahnesi için söyleyecek bir şey bulamıyorum ,üçünün birden el ele tutuşması nedir ya allah aşkına, lunaparka mı gideceksiniz :) Calli karakteri bu kadar itici olmasa daha çok sevebilirdim bu seriyi,kız çok ukala ve çok bilmiş. Yazar farklı ve güzel bir kurgu yakalamıştı aslında, ama elinde tutmayı becerememiş yani çok daha iyi olabilirdi :)
Baskı: Sonsuza Kadar (Eversea #2)
Serinin bu son kitabında, Jack'in , butler cove geri dönüşünü ve Keri Ann'e kendisini affettirme çabalarını okuyoruz , Jack yine harikaydı, sayfalar ilerledikçe gidişine dair hiç bir şeyin göründüğü gibi olmadığını anlıyoruz, Jack in, aşkı ve tutkusu karşısında Keri Ann'in mızmızlanmaları beni verem etti, yok sen ünlü birisin ben o hayata hazır değilim, yok beni basından dedikodudan koruyamazsın, mıy, mıy delirtti beni gelgit akıllı, adamı çıldırttı resmen , sabır taşı olsa çatlardı, Jack'i tebrik etmek lazım :) Kitabın bir bölümünde Jack in, günlüğünden bazı sayfalar okuyoruz, butler cove'a geri döndükten sonra günlüğündeki bu sayfaları yırtıp, Keri Ann'e vermişti, onsuz geçen aylarda neler yaşadığını ve ona karşı neler hissettiğini daha iyi anlayabilmesi için ve Jack'in yazdığı bu satırlar çok güzeldi :) Kitabın ilk yarısındaki geri dönüşlerde biraz sıkıldım ama yine de beğendim, özellikle adada baş başa kaldıkları sahnelerde yazar aralarındaki aşkı ve tutkuyu çok iyi yansıtmıştı :) Ve final sahnesinde Keri Ann beni yine şaşırtmadı, neyse ki veremin ötesine geçip daha beter bir hastalığa yakalanmadan bitirebildim kitabı :)) http://gulunkitapligi.blogspot.com.tr/
Baskı: Emanet Gelin
Doğunun en sevmediğim yüzünü anlatan bir kitap Emanet Gelin :( Yeşil gözlü Berçem gelinin kendisi ne kadar güzelse kaderi o kadar kötü yazılmış,küçük yaşta ailesini kaybetmiş, kendisinden çokta büyük olmayan dayısı Afran büyütmüş kızı on dört yaşına kadar, Afran bir tıp öğrencisi,güçlü,yakışıklı,ve sağlam karakterli bir genç.. Bir zaman sonra Mardin'in en güçlü, zengin ve saygı duyulan ağası Raber Ağa, Berçem'i yanına alıyor,ve Afran'ı okuması için yurt dışına gönderiyor,Berçem'i kendi kızı Alaz'dan ayırmıyor, kızlar kardeşten daha yakın anlaşıyorlar, yıllar sonra ağanın oğlu Ciwan kıza aşık oluyor, Berçem, Ciwan'a aşık olmamasına rağmen, aileye olan sevgisinden ve bağlılığından dolayı Ciwan'ın evlenme teklifini kabul ediyor, fakat düğün günü Ciwan vuruluyor ki onun nedenin de karşılıksız bir aşk olduğunu kitabın sonuna doğru öğreniyoruz... Asıl hikaye töreler gereği, Berçem'in Ciwan'ın istanbul'da yaşayan kardeşi Barzan ile evlendirilmesiyle başlıyor, Barzan oldukça yakışıklı ve güçlü bir adam, ailesinden bağımsız bir şirket kurmuş, son derece varlıklı,istanbul'da gününü gün eden, evlenmeyi düşündüğü Azra adında uyuz bir sevgilisi olan ve tavırlarıyla beni delirten biri :) Fakat Berçem'in bir bomba gibi hayatına düşmesiyle bu kibar eğlenceli adamın içinden adeta bir Hulk çıkıyor :) kıza yaptığı psikolojik işkenceler, her gün seni boşayacağım diye ortalarda dolaşması, sofrasına bile oturtmaması, Barzan'ın gırtlağını sıkma istediği uyandırdı bende,üstelik bunlar yetmezmiş gibi birde sevgilisiyle aynı evin içinde yaşamaya başlayıp kızın gözleri önünde oynaşması bende ve Berçem'de bardağı taşırdı, Berçem ilk zamanlar sessiz kalırken sonrasında çenesiyle Barzan'ı iyice çıldırttı, hiç bir lafın altında kalmadı ve çoğu zaman benden tam puan aldı :) Fakat hayatın onlar için farklı planları vardı,Mardin'den istanbul'a uzanan bu hikayenin hiç umulmadık bir şekilde tekrar Mardin'de son bulacağını ikisi de hesaba katmamışlardı :) Güzel bir kitaptı,yazarın kalemini sevdim,devam kitaplarını merakla bekliyorum :)) http://gulunkitapligi.blogspot.com.tr/2016/01/emanet-gelin-yorum.html#more
Baskı: Aşka Var Mısın ? (Eversea #1)
Yakışıklı bir hollywood yıldızının, özel hayatında yaşadığı sorunlardan kaçmak için, küçük bir kasabaya gelmesi ve kasabanın saf ve masum kızına aşık olmasının hikayesi :) Jack çok tatlı ve dürüst biri, çocukluğunda inanılmaz bir dram yaşamış, Keri Ann'e bu ilişkinin sonunun nereye gideceğini, daha doğrusu gidemeyeceğini en başından hissettirdi, hatta kızdan uzak durmak için elinden geleni de yaptı, ama bir yerden sonra ateşle barut misali olanlar oldu... Keri Ann'in hayatında kardeşi Joey den başka kimse yok, ailesini kaybetmiş, erkek arkadaş olaylarına da hiç girmemiş, zira zamanı gelince, kasabadan ayrılmayı planladığı için, arkasında kırık bir kalp bırakmak istememiş, ama gel gör ki, kırılan kalp onun ki oluyor, üstelikte hayranı olduğu bir hollywood yıldızı tarafından, ilk başlarda Jack'ten uzak durmaya çalıştı zira bir sonlarının olmayacağının farkında, ama işler hiçte planladığı gibi gitmedi.. İkili arasında,her şey tamda yolunda gidiyor derken , kitaba dahil olan şirret kadınımız Audrey her şeyi mahvediyor, kendisi Jack'in sözleşmeli sevgilisi, biraz reklam, biraz gerçek bir ilişkileri var, kadın tam bir pislik, hollywood yıldızıymış , pabucumun yıldızı :) Pembe dizi tadında çerezlik kitaplardan biriydi, bakalım ikinci kitapta neler olacak, Jack'in pişmanlıkları karşısında, Keri Ann'in gururu tekrar bir araya gelmelerine izin verecek mi :) Puanım 7-8 arasında gidip geldi :)
Baskı: Düşler Krallığı (Westmoreland, #1)
Düşler Krallığı yazarın okuduğum ilk tarihi aşk kitabı oldu, güzel bir kitaptı, tabi içeriğinde Jennifer gibi bir kadın karakter barındırmasaydı çok daha güzel olabilirdi :) Jennifer'a tahammül etmek gerçekten çok zor, Royce'u tebrik ederim cennette yeri hazır :) Kızın , kaçırıldıktan sonra kurtulmak için yaptıklarını bir yere kadar anlarım, yani kim olsa kaçmanın bir yolunu arar, ama Jenni iyice abarttı, erkeksi tavırları, ukala bilmiş hareketleri, boş çenesi, çok sıktı beni, özellikle kitabın sonlarına doğru, Royce gibi bir adama hiç hak etmediği şekilde davrandı, finalde yapılan turnuvada halkının gözü önünde adamı küçük düşürdü, gerçi sonradan durumu kurtarmaya çalıştı ama neredeyse adamın ölümüne sebep olacaktı ... Benim kitapta hissettiğim aşk tek taraflıydı, sadece Royce çabaladı durdu, Jennifer hala ailem de ailem dedi durdu, üstelikte ailesinin ne mal olduğunu bildiği halde.. Kitabın en eğlenceli karakterleri Elinor hala ve çocuğu gibi sürekli peşinde dolaştığı iri yarı azman görünümlü Arik oldu, Elinor eğlenceli bir kadındı sayesinde biraz güldüm : ) Umarım yazarın diğer kitaplarında sevilesi bir kadın karakterle karşılaşırım :) http://gulunkitapligi.blogspot.com.tr/
Baskı: Yalnız Gözlerin İçin
Oldukça uzun, güzel başlayıp, güzel devam eden, ama sonlara doğru kadın karakterin beni delirttiği bir kitaptı :)... Yazardan bir ricam olacak, artık kadın karakterlerini ölümlülerden seçse ne iyi olur, bizde meleklerle yarışacak muhteşemliklerini iki cümlede bir okumasak, valla içime daral geldi, elleri, gözleri, saçları, memişleri, kıvrak hatları, sütun gibi bacakları derken erkek karakterden uzaklaştım :)) Kitapta, bir kadının aşık olduğu adamın ki aynı zamanda patronu oluyor , iki yıl önce kaybettiği kardeşinin ölümünde parmağı olduğunu öğrenmesi, ve ardından , bir yandan intikam almak için kendince planlar yaparken, diğer yandan adama aşık olmasının hikayesi anlatılıyor, Güney'in beni delirttiği sahnelerin başında Tahir'in vurulma sahnesi var, adam onun yüzünden ölümden döndü, neymiş efendim kızımız tetiği çekme demiş, ölen kardeşini hatırlayınca yerdeki adama acımış, iyide Tahir onu vurmazsa o Tahir'i vuracak ki nitekim de öyle oldu, sonra da hastane koridorlarında zırladı durdu yüzsüz :) Kitabın sonlarına doğru Tahir kıza biraz çektirdi yani süründürdü ama benim içim soğudu mu hayır, ben olsam hayatımdan tamamen çıkarırdım :) Bu arada kardeşinin olayı hiç de Güney'in bildiği gibi değil, Tahir'imiz masum, yani masum derken o ve arkadaşları ki başta Tahir olmak üzere hepsi birer ilah :) "Ghost" adlı özel bir birimde, devlet için tehlikeli görevlerde çalışıyorlar ama masum insanlara asla zarar vermiyorlar :) http://gulunkitapligi.blogspot.com.tr/
Baskı: Rehine
Yeni keşfettiğim bir yazar ve kitabına bayıldım, aşkın ve nefretin hakkını fazlasıyla veren Baran ve Esma'yı tanımak büyük keyifti :) Yan karakterlerde çok tatlıydı,ikinci kitabın kahramanlarının Betül ve Burak olması hoşuma gitti ama neden kitap olarak basılmadı merak ediyorum , facebook yada Wattpad üzerinden kitap okumayı sevmiyorum :( Kitapla ilgili tek eleştirim sonlara doğru yazarın hikayeyi fazlaca uzatmış olmasıydı, karakterlerle bir süre daha birlikte olmak güzeldi ama keşke dozunda kalsaydı :))
Baskı: Bana Aşkını Söyle (Legend of the Four Soldiers, #2)
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı, aslında beğendim, ama ilk yarısı keşke daha sıcak ve samimi olsaydı , anlaşmalı bir evlilik yaptıkları için karakterler arasındaki soğuk nezaketten zatürre olmak üzereydim, ama neyse ki ikinci yarıda bayağı bir ısındım :)) Sevgili lordumuz Vale, başına buyruk yaşayan bir çapkın, tek derdi bir erkek evlat sahibi olmak , bunun için pek gönlü olmasa da Mary adında bir kadınla evlenmek üzere, ama kadın bir başkasına aşık olduğunu söyleyip, adamı kilisede bırakıp kaçıyor, lord hem şaşkın, hem kızgın, tabi birde geceden kalma hallini düşünürsek tam bir çıkmazda, fakat aynı dakikalarda devreye, düğünü izlemeye gelen cesaretli kızımız Melisande giriyor, kızımız uzun zamandır platonik olarak Vale' e aşık, adamın içinde bulunduğu durumu lehine çevirmek için cesurca bir adım atıyor ve ona evlenme teklifi ediyor... Bu evlilikte herkesin kendince alacağı bir pay var, lord bir varise, Melisande' de sevdiği adama kavuşacak, fakat bilmedikleri şeyse ikisinin de geçmişlerinde yaşadıkları acıları, birbirlerinin kollarında dindireceği, sırların ve acıların içinde kaybolmuş bu iki insan, yüzlerindeki maskeleri zamanla indirerek, birbirlerini daha iyi tanımaya ve aşkı birlikte keşfetmeye başlıyorlar... Dört kitaplık " Legend of the Four Soldiers" serisinin ikinci kitabıydı, elimde serinin ikinci ve dördüncü kitapları var, kalan iki kitabı mutlaka bulmam lazım, zira yan karakterlerin hikayelerini merak ediyorum :) http://gulunkitapligi.blogspot.com.tr/
Baskı: Sen Benimsin
Kitabımızda, Mardin'in öfkesiyle dillere destan, Ayaz ağasının, amca kızı Kader'e neredeyse saplantı derecesine varan aşkını okuyoruz, aralarında altı yaş var ve Ayaz, Kader'in doğduğu gün, onu gördüğü anda kıza vurulmuş, yıllarca, Kaderin büyümesini ve reşit olmasını beklemiş, kitaba başladığımızda Kader bir lise öğrencisi , bir olay sonucu evleri yandığı için, bir süreliğine amcasının konağında yaşamak zorunda kalıyorlar ki bu aynı zamanda Ayaz'ın yaşadığı konak oluyor, ayrıca bu yangının arkasında Ayaz var mı yok mu oda bir süre kafalarda soru işareti olarak kalıyor... Ayaz, kız kendisine bu kadar yakın olunca, ona olan aşkını derin sevgi sözcükleriyle,dokunuşlarıyla anlatmaya çalışıyor, adam ağaların romeo'su neredeyse :) ama kızımız çok narin, kafası yerden kalkmayan, beni deli eden saflığın dağ başını aşmış hali, ne bileyim insan biraz sıcaklık duyar, bir iki güzel bakar, ama yok, Ayaz bağırdıkça bu tırsıyor, tamam Ayaz biraz deli hatta bayağı deli, kız da zaten adamın hort zort bağırmalarından tırsıyor, ama adamı kışkırtmaktan da geri kalmıyor, bir Hakan olayı vardı ki orada ortalığı yatıştıracağım diye Ayaz'dan gizli yaptığı şey çok saçmaydı, bende Ayaz'ın yerinde olsam farklı davranmazdım , ille Ayaz'ı haklı çıkaracağım :)) Bizim kız ,yıllarca adamın yüzüne bakmamış, bir bellemiş ben seni abi gibi görüyorum, hay görmez olaydın adamı yedin bitirdin :) gerçi sonradan aklı başına geldi ama şu utangaçlığı suyunu çıkardı.. Aslında güzel bir kitaptı, ama kurguya bakacak olursak kitabın bu kadar kalın olmasına hiç gerek yoktu, hele sonlara eklenen yıllar yıllar sonrası kısmında biraz sıkıldım açıkçası.. Özellikle bu kitap için söylemiyorum ama okuduğum bir çok kitapta şöyle bir sorun var, özellikle konusu doğuda geçen kitaplarda, kadın karakterleri saf ve masum göstereceğim diye aptallık sınırına doğru itekliyorlar, aradaki ince çizgi çoğu zaman geçiliyor maalesef :( http://gulunkitapligi.blogspot.com.tr/
Baskı: Ölüm Şarkısı
Miami'de sıradan bir gece, ödüllü gazeteci Matt Owens, kendisini ziyarete gelen kız kardeşiyle güzel bir gece geçiriyor, birlikte gittikleri bir barda bir anlığına gözlerini kardeşinin üzerinden ayırıyor ve bu her şeyin başlangıcı oluyor, çünkü Mandy bir anda ortadan kayboluyor ve ertesi gün kızın cesedi bulunuyor. Matt bunun için kendisini suçluyor ve olayın üzerine daha fazla gidiyor, eski sevgilisi Nora'da bir polis olunca ilk önce onun desteğini alıyor ve bazı ip uçlarına ulaşıyor, elde ettiği ip uçları Matt'i Paris'e, başka cinayetlere kadar götürüyor ve kapanan dosyalar yeniden açılıyor, bu konuda Paris'te bulunan dedektif Eve'nin çok yardımını görüyor zira kadın aslında bu cinayetleri beş yıldır araştırıyormuş ama ip ucu olmadığı için dosyaların hepsi kapanmış ve Eve bunu neredeyse bir saplantı haline getirmiş... Miami'de başlayıp, Paris'in arka sokaklarına, oradan karanlık yer altı tünellerine kadar uzanan bir olay örgüsü sizleri bekliyor, kitapta olaylar Matt'in ağzından aktarılırken, katili yazarın ağzından dinliyoruz.. Güzel bir kitaptı fakat yazarlar yani kız kardeşler, ilk yarısını çok fazla detaylara boğmuş diye düşünüyorum ama kalan yarısı iyiydi kurbanların dosyaları açıldıkça elde edilen ip uçları onları çellocu katilimize doğru yaklaştırmaya başlıyor, kitabın final sahnesi güzeldi ayrıca hikayeye son anda dahil olan Pierre son dakika golünü güzel atıyor :)
Baskı: Gönül Kaçanı Kovalar
Çerezlik eğlenceli kitaplardan biriydi :) Sam Cooper mesleğinde başarılı bir olay yeri muhabiri, tesadüfen bir kuyumcu soygununu fark ettiği ve hırsızın yakalanmasına yardımcı olduğu gün, kuyumcunun ailesi tarafından bir hediye kabul etmesi için zorlanıyor oda sırf kırmamak için pahalı olmadığını düşündüğü eski bir yüzüğü seçiyor , fakat o yüzüğün yıllar önce çalınan bir setin parçalarından biri olduğunu bilmiyor tabi ki :) Lexie Davis, başarılı bir web tasarımcısı, ama kendisine ait bir evi bile yok, zira sürekli seyahat eden, dünyayı gezen özgür ruhlu bir kızımız, bir yerde uzun süre kalmayı düşünmediği için bir eve de ihtiyacı yok, Lexi'nin evlere şenlik bir büyük annesi var, ve bu büyük anne yıllardır boynunda eski bir kolye taşıyor, ve ne tesadüftür ki bu kolyenin , Sam'in elinde ki yüzükle olan bağlantısı olayları hiç ummadıkları bir yere taşıyor... Her şey Lexie'nin tv de Cooper'ı görmesi kolyeye benzediği için,yüzüğü büyük annesi adına ondan satın almak istemesiyle başlıyor... Yıllar önce yapılan bir soygun, şüpheli bir Büyük anne, onun arkadaşı Sylvia ve Kuyumcunun sahibi Ricky, Lexie ve Cooper'ın başını fena ağrıtıyor... Tüm bu olayların çözümlenmesinde birbirlerine yakınlaşan Lexie ve Cooper kendilerini tutkulu bir ilişkinin içerisinde buluyor :) Kitabın sonunda Lexie'nin adama yaptığı teklifi çok bencilce buldum, yani herkes senin gibi özgür olmak kafasına esti mi dünyayı gezmek zorunda mı, gelmişsin otuz yaşına azıcık bir tarafın yer görsün :))
Baskı: Daha Sabaha Çok Var (The Hathaways, #4)
Güzel bir kitaptı, yazarın kitaplarını sırasıyla okumadığım için karakterleri "Benimle Kal" kitabından tanıyorum, o kitabı pek sevmemiştim zira çenebaz kadınları yüzünden başıma ağrıtan bir aile Hathaway'ler,ayrıca yazar o kitapta tüm aile bireylerini tanıtacağım diye ana karakterlere çok az yer vermişti... Bu kitabın erkek karakteri Leo'yu oradan tanıyorum, aslında kendisi pekte sevdiğim bir karakter değildi, fakat bu kitapta farklı bir Leo ile karşılaştım, gerçek bir erkeğe dönüştüğünü gördüm, Catherine ile yaptıkları ağız dalaşlarını sevdim, keskin zekalarıyla birbirlerini kışkırtmayı iyi beceriyorlar :) iki karakter de her ne kadar soğuk ve duyarsız görünseler de içlerinde yatan, sıcaklığı, aşkı ve tutkuyu birlikte keşfetmelerini okumak eğlenceliydi , özellikle arsız ve serseri imajı çizen Leo'nun tutkulu bir aşığa dönüşmesini okumak bana keyif verdi :)