Satıgül Yüksek
@Satıgül Yüksek

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Bir Yudum Sevgi
6/1002.01.2019

Baskı: Bir Yudum Sevgi

Yazarın daha önce, Senden Bebek İstiyorum kitabını okumuştum ve açıkçası onu daha çok beğenmiştim. Sevgi'nin hasta olan anesinin ameliyatı için bir an önce para bulması gerekiyor, Fırat ise yıllar önce yaşanan bir kazada kaybettiği eşinden yadigar kalan, fakat tekerlekli sandalyeye mahkum olan oğluna, onu sevecek ve kendisine eş olacak bir kadına sahip olma arzusunda. Açıkçası kitabın ilerleyişini biraz zayıf buldum, kötüydü diyemem, yani hiç bir hareket hiç bir heyecan yoktu, karakterler çok naif, sayfalar çok ağır bir şekilde ilerliyordu, birbirine mecbur kalan iki insanın yaptığı zorunlu bir evlilik ve aşka doğru yol alışlarını konu alıyordu malum klasik bir hikaye.

Aşk Acıtır
7/1022.12.2018

Baskı: Aşk Acıtır

Fazla betimleme olmadan sade bir dille yazılmış güzel bir kitaptı, en azından ilk yarısı güzeldi diyebilirim, klasik bir konusu vardı, yaşadığı sıkıntılardan dolayı iki insanın mecburen bir araya gelerek yaptıkları zorunlu evlilik sonrası birbirlerine aşık olmalarını anlatıyordu. Kitabın ilk yarısı gayet güzeldi ama kalan ikinci yarısı için aynı şeyi söyleyemeyeceğim, zira araya giren gereksiz uzun zaman atlamalarını sevmiyorum, kitabın ikinci yarısında gereksiz bir sekilde yaşanan üç yıllık zaman atlaması yetmiyormuş gibi üstüne bir de iki yıl daha eklenince ben kitaptan ve karakterlerden uzaklaştım açıkçası

Baskı: İmkansız Aşk Töre

Yirmi yıl önce yaşanan karşılıksız bir aşkın bedelini, töreler gereği günümüzde ödemek zorunda kalan, birbirine yabancı iki insanın, aşkına, nefretine ve tüm bunların üstüne bir de ölüm kalım savaşına tanıklık edeceksiniz .. Olayın ilk kahramanları bir aşiretin oğlu olan Hakan ve karşılıksız aşkla tutulduğu Arzu, aşiretler arasında barışın sağlanması için ailelerin onay verdigi bu evlilik Arzu için bir kabusa dönüşüyor, zira sevdiği başka bir genç var ve gözü ne aşireti ne de geride bıraktıklarını görüyor, nitekim de düğün günü onunla yurt dışına kaçıyor. Hakan sevdiği kadını unutmuyor, yıllar sonra onu buluyor fakat artık kendisine bir aile kurduğu ve çocukları olduğunu görünce öldürmekten vazgeçiyor, geriye çok önemli bir mektup bırakarak hayatına son veriyor, mektup da küçük kardeşi Sertaç'la Arzu'nun kızı Ada'nın evlenmesinin son isteği olduğunu belirtiyor. Sertaç artık genç bir komiser, Ada ise tıp okuyan dünya güzeli bir genç kız, Sertaç abisinin acısını ve yıllardır tuttukları yasın bedelini Ada'dan çıkarmakta kararlı, keza bunu da iyi başarıyor .. Nefretleri tutkuya dönüşürken, ortaya çıkan düşmanlar, hiç beklenmedik kayıplara neden oluyor.

Özgürlük Tuzağı
6/1028.11.2018

Baskı: Özgürlük Tuzağı

Yazarın okuduğum ilk kitabıydı, karakterleri tanıdıkça neyin ne olduğunu anlıyorsunuz, zaten kolay okunabilir bir kitaptı. Bir sabah yanında tanımadığı bir kadının cesedi ve bir oda dolusu polisle uyanan Caner dün geceye ait hiçbir şey hatırlamamaktadır. Polislere sunacağı hiç bir delil ve bilgi olmadığı için de birinci dereceden katil zanlısı olarak gözaltına alınır , fakat bir tanıdığı sayesinde hayatına dahil olan cevval avukat Feride olayların seyrini hiç umulmadık bir hızla değiştirecektir. Kitabın en can alıcı yerleri son sayfalarıydı finalde bombayı Caner patlattı derken Meğer Feride pusuda bekliyormuş, avukatın yerinde ben olsam ne yapardım bilmiyorum :)

Masal Gibi
8/1009.11.2018

Baskı: Masal Gibi

Güzel bir kitap okudum :) Bu hikâyede, aşkı bilmeyen bir adam aşka düşecek, genç bir kadın da hiç ummadığı bir anda, ummadığı bir adamda aşkı bulacak.. Casey Cromwell maddi açıdan zor bir dönem geçiren, genç ve güzel bir ressam, aile olarak bir büyükanneye, pek sevmediği bir kuzene sahip, ayrıca yüzyıllar boyunca tarihe tanıklık etmiş, büyük bir arazi için de bulunan Cromwell kalesinin de ortaklarından biri . Kaleyi bugüne kadar satın almak isteyen çok insan olmuş, ama Casey köklerine oldukça bağlı bir kadın ve teklif edilen paraların onun için hiç bir anlamı yok, özellikle bu konuda ısrarcı olan, ukala zengin iş adamı Armando Latimer'a haddini bildirmekte fazlasıyla kararlı. Fakat büyükannenin ölümünden sonra kuzeni kendine düşen payı iş adamına satınca, Armando genç kadına zor günler yaşatacak gibi görünüyor. Kitapta en sevdigim, fakat az yer verildiğini düşündüğüm kısımlardan biri, Casey'in kalede bulduğu, Adriana ve Lord Desmond'un aşkını anlatan , Adriana tarafından kaleme alınmış eski günlüklerdi. Finale doğru biraz uzatılmış gibiydi ama yeni kitapların kahramanı olabilirler, o nedenle onları tanımak güzeldi .

Beni Yarına Bırakma
9/1008.11.2018

Baskı: Beni Yarına Bırakma

Gerek filmlerde, gerekse gerçek hayatta karşımıza çıkan ikinci kadın imajından hiç kimse hoşlanmaz, hatta “yuva yıkıcı, etiketi her daim yapıştırılmak için orada hazır beklemektedir.. Ama bu muhteşem kitap tüm önyargılarınızı yıkmaya geliyor, bence bu hikayede ikinci bir kadın yok , tek bir kadın var ve adı Selma... Selma’ya karşı hissettiği bu tutkulu aşk, Selim’in hayatında bir çok ilke neden oldu, zaten aşk başlı başına bir ilkti Selim için, peşinden gelenlerse , arzu, tutku, kıskançlık,çaresizlik, pişmanlık ve öfke…. Selma, genç adamın kendisini hapsettiği bir cehennemin kapılarını araladı, masum aşkıyla, bu duygularıyla o kadar bocaladı ne yapacağını, nereye koyacağını o kadar bilemedi ki onun çaresizliğini, en derinden hissettim, ne kadar inkar ederse etsin, ne kadar kaçarsa kaçsın, yolu hep tek bir kişiye çıktı Selim’e .. Yazar o kadar güzel yazmış o kadar güzel ifade etmiş ki , her satırına vuruldum, aşktan kaçmak için saklandıkları kuytularda, onlarla birlikte saklandım, kavgalarında kaşlarımı çattım, acılarını en derinde hissettim, mutluluklarına ortak oldum.... Birbirlerine karşı hissettikleri yoğun duygular, her satırda içinize işliyor, aşkları o kadar derin o kadar içten ve çoğu zaman vahşi bir hal alıyor ki böyle zamanlarda ne ihanet nede aldatma kelimeleri aklınıza bile gelmiyor, çünkü yaşanan her şey o kadar gerçek ki, kimsenin bu aşk karşısında söyleyecek sözü olacağını sanmıyorum … Selim karakterine bayıldım,duygularını ifade etmesine, asla pes etmeyişine, aşkına, tutkusuna, öfkesine, her şeyine bayıldım.. Kitapta hem geçmiş zaman hem şimdi ki zaman birlikte anlatılıyor, girişte şimdiyi okurken kitap boyunca iki zaman dilimi arasında gidip geliyoruz,ilk tanıştıkları andan bu ana kadar olan bağlantılar o kadar güzel aktarılmış ki, iki zaman dilimini de okumaya doyamıyor insan. Her iki karakterin duygularını kendi ağzından dinlemek, hissettiklerine ortak olmak ayrı bir zevkti.. Bu arada şu ihanet olayına bir çift laf etmek gerekirse, Selim’in Ayten ile olan evliliğine evlilik demek bu kurumuna hakaret olurdu, bence en başından hataydı, zaten nedenini de zamanla öğreniyoruz .. Kitaptaki yan karakterleri de sevdim, hem sevimli hem de her durumda atar yapmaya hazır olan bir Aylin’imiz vardı,ilk başlarda bu ilişkiye karşı çıksa da zamanla onların yaşadıklarını gördükçe,çoğu zaman can simidi oldu Selma için, zaten kardeş gibiydiler, ve gerçek anlamda tek ailesiydi diyebiliriz Selma’nın… Selim’in en yakın arkadaşı Metin , onun da harika bir ailesi var eşine ve çocuklarına tapıyor, onun içinde, Selim’in hayatındaki tek gerçek arkadaş desek çokta yanlış olmaz.. Selma’nın Fransa’da yaşayan tatlı Perihan halası, ve yıllar sonra ortaya çıkan, ve genç kızın , çocukluğunun en acılı kısımlarında hatırası olan Aziz bey… Sevmediğim karakterler de vardı tabi Selma’nın annesi Zehra hanım ve tanışma şerefine erişemediğim büyükannesi , gerçi hiçte şikayetçi değilim,keşke annesiyle de tanışmamış olsaydım : ) Ve Selim’in annesi Lamia hanım, hanım demem kibarlıktan o cadıya başka sıfatlar çok daha yakışır : ) Selim’i gerçekten çok sevdim, ama bu kadar çok sevdiğim adam için bir soruluk sitem etmeden duramayacağım; “ Neden o kadar bekledin ? ” http://gulunkitapligi.blogspot.com.tr/

Anka Misali
8/1005.10.2018

Baskı: Anka Misali

Güzel bir kitap okudum, bir iki yer dışında gayet iyiydi :) Asya, benim nadir sevdiğim kadın karakterlerden biri oldu, üniv. yeni kazanmış mimar adayı bir genç kız, zengin ve görünüşte onu seven bir ailesi var, ama bir gün babasının yaptığı bir telefon konuşmasına şahit oluyor ve tüm zenginliği elinin tersiyle itiyor, zira babasının yıllar önce başka bir ailenin hayatını yok ettiğini öğreniyor, ailesini, evini terk ediyor ve hem çalışıp hem okumaya başlıyor, zor oluyor tabi ama o güçlü bir kız, ah bir de babasının yaptıklarının vicdan yükünü, geceleri gördüğü kabuslarda taşımasa ve çektiği uykusuzluklar son bulsa, hayatı biraz daha kolay olacak :( Gelelim Cesur efendiye, gerçekten zor bir adam, inanılmaz öfkeli, anı anına uymayan biri, sürekli intikam almak, yok etmek arzusuyla yanıyor ve yakıyor, Asya ortak bir tanıdıkları olan Emine abla sayesinde Cesur'un evine çalışmak için adım attığında, artık onun himayesine girdiğini ve o evden asla çıkışı olmayacağının farkında değil tabi :) Finale doğru ortaya çıkan gerçekler var ki bir tanesi beni çok üzdü, Cesur'un o hallerinin, delirmelerinin nedenini öğreniyoruz ki insanın canı yanıyor... Yan karakterlerde oldukça iyiydi, Cesur'un yurttan arkadaşlarından biri olan Özgür ve Asya'nın arkadaşı Yaren ikilisi eğlenceliydi en azından Yaren :) Özgür ve Yaren ile Hayal ve Okan'ın kendilerine ait kitapları olmasını isterdim :) @gulunkitapligi

Yaramaz Çocuk
5/1021.09.2018

Baskı: Yaramaz Çocuk

Oldukça dramatik ve yoğun duygular barındıran bir kitap, bazı okuyuculara yazarın kalemi ağır gelebilir bu kadar bunalımlı satırlardan dolayı, ben karakterlerin şöyle dolu dolu gülüp eğlendiğine hiç tanık olmadım. Çocukluğunda ve gençliğinde yaşadığı büyük travmaların sonucu, şiddete meyilli bir erkek karakterimiz var, adı Rüzgar, yaşı genç olmasına rağmen, belinde silah eksik olmuyor, aldığı canların sayısını kendisi de unutmuştur eminim. Hayatındaki tek güzel şey, çocukluğundan kalma anılar ve o anıların sahibi çilek kokulu bir kız çocuğu, adı Masal, ailesini kaybettiği için küçük yaşta yetimhaneye verilen Masal ve onu sürekli uzaktan izleyen Rüzgar . Hikayemiz Masal'ın yaşını doldurup yetimhaneden ayrılmasıyla başlıyor, kitabın sonunda gökten düşen elmaları beklemeyin, hatta sonu biraz yesilçama bağlanmış diyebilirim, ama buna rağmen okunabilir bir kitap ....

Yemin
9/1026.08.2018

Baskı: Yemin

Ailesi, İtalya'da okuyan ve mezun olan kızlarını heyecanla beklerken, görmek istedikleri en son şey, onu kucağında bir bebekte kapılarında bulmaktı.... Yasemin de bunu hayal etmemişti tabi ama, ne olursa olsun gerçeği saklayacaktı, çünkü kucağındaki bu masumun canı ona emanetti ve ne pahasına olursa olsun onu koruyacaktı, çünkü ettiği yemin her şeyin üstündeydi .... Asıl hikayemiz bundan sonra başlıyor, kendisini reddeden ailesinden sonra, şans eseri karşısına çıkan bir tanıdık sayesinde tatlı bir ihtiyarın evinde yasamaya baslayan genç kadın, bir yandan bulduğu tüm işlerde çalışıp, diğer yandan asıl meslegi olan mimarlık için iş başvuruları yapıyor, ama kadın olmanın getirdiği zorluklar yüzünden işe girmesiyle çıkması bir oluyor.... Yolu bir gün, büyük bir şirket olan Güroğlu Mimarlıga düşüyor, mimar olmak icin verdiği cv ye cevap gelmeyince, bebeğine bakabilmek için orada temizlik görevlisi olarak işe başlıyor, ama en büyük yardımı şirkette tesadüfen karşısına çıkan, eski bir okul arkadaşı Şaziye'den görüyor .... Sonra ne mi oluyor, yıllar once sevdiklerini kaybeden, öfkelenince tam anlamıyla gözü dönen ve tam bir odun olan Özgür Güroğlu hayatına dahil oluyor ve akabinde hayat Yasemin'i hic beklemediği bir yerden vuruyor, "Aşk" .. Sevdiğim kitaplardan birisi oldu, yazarın kalemine sağlık @gulunkitapligi

Gizemli Yabancı
7/1015.08.2018

Baskı: Gizemli Yabancı

Öncelikle belirteyim kitapta bol bol Balkan turu yapıyoruz, yani Kavala şehrinden başlayıp Aleksander Nevski Katedraleden çıkıyoruz :) İki yakın arkadaş Zeynep ve Remziyenin çıktıkları Balkan turu daha başlamadan korku dolu anlara sahne oluyor, kendilerine "Arnavutluk'un Özgürlük Savaşçıları" adını verdikleri silahlı ve yüzlerinin yarısı bir örtüyle kapalı bir grup tarafından otobüslerinde rehin alınıyorlar..... Savaşçılardan biri, koyu mavi gözleri olan, derin ve öfkeli bakışlı bir adam Zeynep'in dikkatini çekiyor, fakat adamın gizemini çözemeden savaşçılar onlari zarar vermeden bıraktıklarında, turlarına devam ediyorlar, fakat ne tuhaftir ki zeynep seyahat sırasında aynı adamla iki kez daha karşılaşıyor tabi o olduğunu tahmin ediyor diyelim, özellikle gözleri ve bakışları kıza cok tanıdık geliyor, ve asıl bomba İstanbul'a geri döndüklerinde ayni adamı tekrar görmeleri ve dahası Zeynep'in adamın kim olduğunu öğrenmeye kafayı fena halde takması..... Okurken merak ediyorsunuz, ya ortada iki farklı hayat yaşayan tek bir adam var, ya da birbirine benzeyen iki farklı adam var :)...... Keşke kitap daha uzun olsaydı, betimlemeler ve konuya daha derin bir yaklaşımla cok daha iyi olabilirdi, ama bu haliyle de fena değil :)

Hata
4/1001.08.2018

Baskı: Hata

Ortalama bir kitaptı diyebilirim, kitabın ilk yarıdaki geçişleri hızlı olmasına rağmen okuttu kendini, ama ikinci yarı benim sevmediğim bir kurguya dönüştü, zira iki karakter de gözümde aşktan sınıfta kaldı, kitapta fazla betimleme yok, hızlı geçişler ve diyaloglar halinde ilerliyor, zaten cok ince özet gibi okuyorsunuz... Orhan, mesleği mimarlık olan, iki çocuk sahibi mutsuz bir adam, hoş o kadınla mutlu olmak pek mümkün değil zaten, yıllar sonra karşısına Gülay çıkınca bir şeyleri kökten bitirmeye karar veriyor.. Gülay, bankada çalışan güzel bir kadın, ortak bir arkadaş sayesinde tanışıyorlar, genç kadın evli olduğu için Orhan'dan uzak durmaya çalışsa da pek beceremiyor, Orhan'sa aradığı limanı bulduğundan emin ve kaybetmek istemiyor, aslında adamın evdeki mutsuzluğun en büyük nedeni yine kendisiydi , pasif biri çünkü, kadın veya erkek sırf çocukları var diye onca hakarete ve aşağılanmaya katlanmamalı bir ilişkide diye düşünüyorum... Bir zaman sonra Orhan' ın karısının bu ilişkiden haberdar olması, çocuklarını kalkan olarak kullanmaya kalkması, akabinde Orhan ve Gülay' ın aşklarını sınayacak bir kazanın meydana gelmesi ve araya giren koskoca yirmi yıl derken, sonrasında tekrar bir araya gelmelerini konu alıyor kitap :))

Baskı: Arzuların Esiri (Immortals After Dark, #2)

Immortals After Dark serisinin ikinci kitabı, güzel bir kitaptı ama daha iyisini bekliyordum açıkçası :) İrfan'nın tüm yaratıklarının, yani insan olmayan ölümsüz varlıkların, sonsuza kadar kendilerine ait bir eşi olurdu,kurt adamlar,vampirler,iblisler,gulyabaniler hepsi eşlerini bulmak zorundaydı, bulamayanlar yada reddedilenler, sonsuza kadar acı çekerlerdi.. Kurt adamlardan oluşan, Lykae Klanının, yaklaşık bin iki yüz yaşında olan kralı Lachlain MacRieve, düşman Vampir ırkı tarafından yakalanır ve tam iki yüz yıl boyunca Paris'te bir yeraltı mezarlığında cehennem ateşlerinin içerisinde esir tutulur,Lachlain ölümsüz olduğu için her seferinde ölüp tekrardan dirilmekte ve bu döngü sürekli tekrar etmektedir.. Lachlain'de klanında yaşayan her ölümsüz gibi eşini bulmak zorundadır, hayatı boyunca aradığı eşinin bir gün Paris'te tam da bulunduğu cehennemin üstündeki bir sokakta olduğunu hisseder, onun kokusunu alır ve ona ulaşmak için o cehennemden bir şekilde kaçar.. Emma, yarı vampirdir, diğer yarısı bir ölümsüz valkyrie yani koruyucu bakireler olarak adlandırılan bir ırktan gelmektedir,kendisinin oldukça gıcık bir kadın olduğunu söylemek zorundayım,keşke başka bir eş seçilseydi kurt adamımız için, Emma, ailesinin kim olduğunu bulabilmek için Paris'e gelmiş fakat cehennemden kaçan Lachlain tarafından esir alınmıştır,çünkü onun eşidir ve ne olursa olsun Lachlain'ın onu bırakmaya hiç niyeti yoktur.. keşke bıraksaydı isabet olurdu :)) Ama asıl, sorun Vampirler tarafından esir alınan ve yüzlerce yıl cehennem ateşinde yanan bir kurt adamın eşinin bir vampir olması, kitap boyunca Emma bu gerçeği kabul etmiyor, Lachlain onu ikna etmeye çalışıyor, kitapta bolca erotik sahneler mevcut, nasıl ikna etmeye çalıştığını anlatmama gerek yok sanırım üstelikte ilk sayfalardan itibaren :)) Bu arada kızın öz ailesiyle ilgili önemli bilgiler ortaya çıkıyor,sonrasında işin içine Emma'nın koruyucu ailesi olan vampir ırkı giriyor, yalnız ben bu koruyucu aileden nefret ettim, hepsi birbirinden sinir karakterler, keşke Lachlain hepsini ortadan kaldırsaydı, gerçekten tahammül sınırlarını zorlayan tiplerdi, gerçi Emma'da tahammül sınırlarını zorladı saçma sapan inadıyla,adamı da beni de verem etti :)) Kitapta karakter karmaşası vardı, yazar olay örgüsünü de tam olarak oturtamamış,açıkçası biraz çorbaya döndürmüş hikayeyi ... Elimde serinin bir kaç kitabı daha var, umarım onlar daha iyidir :) http://gulunkitapligi.blogspot.com.tr/2016/03/arzularin-esiri-yorum.html#more

Kelepçe
7/1020.07.2018

Baskı: Kelepçe

Okuduğum ilk Canan Tan kitabıydı, yazarın kalemini beğendim, fakat kitabın içerisindeki hikayeler çok acıydı Çoğu aynı kaderi paylaşmış kadınların birbirine benzeyen hikayelerini okudum, aynı acılardan geçmiş, aynı yangınlarda yanmış, kora dönüşmüş çaresiz kadınlar. Yazar kitaba iyi bir hazırlık yapmış, polisler ile işbirliği yapılmış, hapishanelere gidip mahkumlarla görüşülmüş. Kitaptaki kadınlar en büyük darbeleri eşlerinden almış, ama ne ironidir ki, o erkekleri yetiştiren de yine bir kadın...

Aşk Karası
5/1011.07.2018

Baskı: Aşk Karası

Öz babasıyla kötü bir çocukluk geçiren, hatta zaman zaman şiddete maruz kalan bir kadın Firuze. Karan ise kadının babasından intikam almak isteyen genç bir adam, ve adamı kızıyla vurmak niyetinde, klişe dediğinizi duyar gibiyim :) Aslında daha güzel olabilirdi, yani daha iyi kaleme alınabilirdi, ama okurken sıkıldığım bir kitap oldu, sürekli şiirler, şairane konuşmalar, kadın karakterin geçmişte yaşadıklarından dolayı oluşturduğu o soğuk ve ruhsuz kabuğu üstüne ergen halleri beni yordu, ayrıca sürekli intihara meyilli biri olması da sıktı açıkçası. Karakterlerin arasındaki aşkı tutkuyu hiç hissedemedim, hiç gerçekçi gelmedi bana, o kadınla pek mümkün değildi zaten :) Kitabın sevdiğim kısmı, Karan'ın Firuze'nin babasını yakaladığı ve götürdüğü depoda yaptığı işkenceler oldu, aslında adamlarının desek daha doğru olur, valla pislik herif hak etti yani, buradan Sadık' a sevgiler, işini çok iyi yaptı doğrusu :))

Karanlık Serseri
6/1022.06.2018

Baskı: Karanlık Serseri

Azıcık spoiler olabilir sonra kızmayın ;) Daha çok gençlere hitap eden bir Wattpad kitabıydı, karakterlerin yaşı 17 falandı, yazarın ilk kitabı sanırım, o nedenle kalemindeki acemilik oldukça göze çarpıyordu, aslında kalın bir kitabın kısa bir özeti gibi geldi bana, olaylar cok hızlı gelişti, ama kötü değildi, hatta farklı bir büyüsü vardı diyebilirim. Aras, ilgisiz bir anneye ve öz oğlunu küçük yaştan itibaren tüm pis işlerinde kullanan bir babaya sahip, öyle ki babasından nefret ediyor ama bir şekilde onun kendisini kullanmasına da izin vermiş. Aras her ne kadar kötü, karanlık bir karakter gibi görünsede içinde bir yerlerde sevgiye aç vicdanlı genç bir adam var. Yağmur'u hiç sevmedim, hareketleri çoğu zaman fevri ve çocukçaydı, Aras'ı anlayan biri gibi göründü, hep yanında yakınında oldu ama bence onu hiç anlamadı ve hiç hak etmedi.. Aras'ın Yağmur'un babasından alması gereken bir İntikamı vardı, daha çok babasının zorlamasıyla girdi bu intikam oyununa, amaç yağmur' kullanmak ve paçavra gibi kenara atmaktı, fakat işler hesapladığı gibi gitmedi, itiraf edeyim ben de bubhikayenin sonunu böyle tahmin etmemiştim. Yukarıda demiştim ya yağmur hiçbir zaman Aras'ı tam olarak anlayamadı diye, finale doğru ne kadar haklı olduğumu anladım, özellikle finalde Arasın kıza yazdığı bir mektup vardı, tüm duygularını, pişmanlıklarını anlattığı, içini döktüğü bir mektuptu ve maalesef Yağmur o mektuba cevap vermek için çok geç kaldı. Sevmedigim şeylerden bazıları, Aras'ın sürekli sigara içmesi, yan karakterlerin hikayelerine pek değinilmemesi ve tabi ki finali :(

Gül ve Avcı
9/1022.06.2018

Baskı: Gül ve Avcı

Bir türk yazarın bu kadar güzel bir Historical yazabileceğine hayatta inanmazdım,ama Asude muhteşem kalemini konuşturmuş, yazarın okuduğum ilk romanıydı hem kitaba hem karakterlere bayıldım, :) Julian Benedict Wharton sert görünen, sürekli öfkeli her an bağırıp çağırmaya hazır bir adam, üstelikte dediğim dedik : ) Evelyn Rose Drummond , zeki, güzel ve dedektifçilik oynamaya pek meraklı tatlı mı tatlı bir kadın, Julian'ı ilk gördüğü anda aşık oldu, geçirdikleri tek bir gecenin ardından hiç umulmadık olaylar zinciri sonucu genç adam onun hayatının merkezine haline geldi , üstelik o tek gece çokta güzel anılar barındırmıyordu zira Julian çok sarhoştu , genç kadını bir fahişe sanmıştı ve yüzünü bile hatırlamıyordu .. Dedektif olan amcasıyla birlikte çalışan Evelyn'in karşısına bir cinayet davası çıktığında birinci derece suçlunun bizzat sevdiği adam olacağını nereden bilebilirdi.. Ve bu durumda yapacağı tek bir şey vardı sevdiği adamın suçsuzluğunu ispatlamak :) Julian'ın sert görünüşünün altındaki duygulu adam ve Evelyn'in aşkından hiç vazgeçmeyişi , tüm tehlikeleri göze alması çok hoşuma gitti, genç adamın o duygu dolu sesiyle Rosa deyişi kalbinizi delip geçiyor :)) Zekice yazılmış satırlar arasında kaybolup gidiyorsunuz :) http://gulunkitapligi.blogspot.com.tr/

İlk
9/1007.06.2018

Baskı: İlk

Yazarın sevdiğim ikinci kitabı oldu, tek sıkıntım kızın fazla saf olmasıydı biraz dozu aşılmıştı yani :) Yetimhanede 19 yaşını dolduran ve oradan ayrılmak zorunda kalan Meyra, dışarıda geçirdiği ilk gecesinde, bir otel odasında başına gelen talihsizlik nedeniyle ki kız resmen direkten döndü, Ezel'le tanışıyor. Ezel karanlık işlerle uğraşan bir adam, yaşadığı hayat buna mecbur bırakmış desek daha doğru olur. Kitabın büyük bir kısmı sakin geçiyor, ikili arasında başlayan yakınlaşma, birbirlerinin her anlamda ilkleri olması derken aralarındaki bağ oldukça güçleniyor, ta ki Ezel'in sevdiği kadının geçmişini araştırmaya başlamasına kadar, işte orada işler karışıyor, ortalık birden hareketleniyor, geçmişten çıkıp gelen dostlar, düşmanlar, açığa çıkan sırlar, geçmişin duvarlarını bir bir yıkarken, aslında bu ikiliyi birbirine çocukluklarından bağlayan daha güçlü bağlar olduğunu öğreniyoruz, silahlarla ve kanla yoğurulmuş bir bağ. Kitap sonlara doğru cidden hareketli sahnelerle göz doldurdu ve bu çok hoşuma gitti, sadece bir karakter vardı ki onun ölmesine cidden üzüldüm :( @gulunkitapligi

Çirkin Aşk
7/1016.05.2018

Baskı: Çirkin Aşk

Yüksek beklentilerle başladım ama ortalama bir kitap buldum karşımda :) Kitap artık sıradanlaşmaya başlayan bir konu üzerine kurulmuş,iki kişi birbirinden hoşlanır,karşılıklı bir bağ kurmadan sırf sex'e dayalı bir ilişki yaşamak üzere anlaşırlar ama zamanla birbirleri için yaratıldıklarını fark eder ve aşık olurlar :)) Miles, henüz on sekiz yaşındayken lisede aşık olduğu ve çok kötü bir olay sonucu ayrıldığı ilk sevgilisi Rachel'ı unutamaz, yaşanan korkunç bir olay ikisinin de hayatlarında dönüm noktası olur ve kadın adamı terk eder, adam kendisini suçlar mutluluğu hak ettiğine inanmaz, bir daha kimseyi sevmemeye yemin eder ve aradan geçen altı yıl boyunca hayatına kimseyi sokmaz, bir nevi keşiş hayatı yaşamaya başlar.. Fakat bir gün, kendisi gibi pilot olan en yakın arkadaşlarından Corbin'in kız kardeşi hemşire Tate ile tanışır,ondan çok etkilenir ama bunu ne kendisine ne ona itiraf edemez,zira birini sevmeye ve ona boş yere umut vermeye hiç niyeti yoktur, ama zamanla kızın kendisine karşı olan yoğun ilgisinin farkına varınca kendisini daha fazla engelleyemez ve ona bir teklifte bulunur... Aralarında bir aşk olmadan ve kendisinin özel hayatına burnunu sokup geçmişi hakkında sorular sormadan sadece sexe dayalı bir ilişki istediğini söyler ve kızdan onayı alır, meğer bizim kızda böyle bir teklif bekliyormuş :)) Tate'i sevmediğim zamanlar oldu,zira kendisini çok kullandırttı, durması gereken yerde durmasını bilmedi ve Miles'ın aşağılamalarına göz yumdu, bir yere kadar kıza hak verdim, yani adamın yaşadığı korkunç bir olay olduğunun ve onu duygusal açıdan çökme noktasına getirdiğinin farkında bu nedenle bunun bir parçası olmak istedi,ama bırak adama soru sormayı, aklından geçirse Miles'ın çatık kaşlarıyla karşılaştı, tabi bu durumda Miles'ı kaybetmektense onun kendisine verebileceği kadarına razı oldu ... Bu arada Miles'ın geçmişinde yaşadıklarıyla ilgili farklı senaryolar kurmuştum ama hiç beklemediğim çok üzücü bir olay çıktı karşıma :( Not: Kitapta yazım hataları vardı biraz :) http://gulunkitapligi.blogspot.com.tr/2016/02/cirkin-ask-yorum.html#more

Bal Köpüğü
7/1016.05.2018

Baskı: Bal Köpüğü

Yazarın bir kitabını daha bitirmiş bulunmaktayım, ama favorim hala S.E.P kitabı :) Merve ve Azra iki yakın arkadaş, yurt dışında okudukları dönemde tanışmışlar, Azra'nın ailesi Merve'yi kendi kızları gibi benimseyince kalıcı bir dostlukları olmuş, okul bitip de Merve ülkesine dönmeye karar verince Azra da onunla birlikte dönüyor, moda sektöründe bir şeyler yapmak, iş kurmak var hayallerinde, işler yoluna girene kadar, Azra bir süreliğine Merve ve abisi Görkem'in yaşadığı evde, onlarla birlikte yaşayacak. İşte hikaye de bundan sonra başlıyor, Azra ve soğuk nevale Görkem arasında, cinsellik yönü ağır basan, gelecek vaat etmeyen, yoğunlukla gecelere dayanan bir ilişki başlıyor, zira Görkem kuralları en baştan koydu, gelecek hayal etmek yok. Azra Görkem'i ilk gördüğü andan itibaren aşık olmuştu, fakat bu aşk bana, çok çabuk oldu gibi geldi, birden bire ayılıp bayılmaya başladı adam için, gözlerinde eridi bitti, fanteziler havada uçuşmaya başladı, hoş Görkem ne ara aşık oldu o da ayrı bir konu :) Fakat bir süre sonra Azra bu ilişkiden daha çok şey beklemeye başlıyor, sadece tensel uyum yetmiyor ona, Görkem hep hayatında olsun istiyor, tabi Görkem kabul ederse, ama Görkem'in önce geçmişiyle hesaplaşması lazım, yoksa bir geleceği olmayacak gibi görünüyor :) @gulunkitapligi

Mevsim
6/1003.05.2018

Baskı: Mevsim

Yazarın okuduğum ikinci kitabıydı, bu kitapta iki çiftimiz vardı, ilki aynı sitede kapı komşusu olan Tolga ve Mevsim, diğeri Esra ve Kaan çifti, yıllardır birbirini seven fakat bunu bir türlü dile getiremeyen bir çift kendileri. Kaan, Mevsim'in abisi, Esra ise Mevsimin en yakın arkadaşı, Tolga ise S.E.P deki Tamer'in arkadaşı, bu nedenle aslında kitapları sırasına göre okumak daha doğru olacak belki de :) Fakat bu kitap, S.E.P kadar etkilemedi beni, biraz acımasız olacak ama atlayarak okudum desem yalan olmaz, kurgusunu zayıf buldum, çiftlerin aşkları çok yavan geldi bana, bir de kitapta hiç heyecan yoktu, Mevsim ve Tolga'nın aşkları yine idare ederdi ama Kaan ve Esra çifti olmasa da olurdu :) Ama Yazarın kalemini sevenler bir şans versinler, çünkü her kitabın tadı farklı sonuçta :) Sırada yazarın Bal Köpüğü kitabı var, bu kitaptan biraz tanıdığımız Görkem karakterine ait, bakalım ondan umutluyum :))

Baskı: Sen Benimsin (Line of Duty, #1)

Beğendiğim bir kitap oldu :) Ginger kız kardeşi ve annesiyle birlikte yaşayan tatlı bir kız, fakat annelerinde her türlü rezalet mevcut, içki ,uyuşturucu ve eve getirdiği sayısı belirsiz erkek arkadaşları, Ginger artık bu hayattan hem kendisini hem kardeşini kurtarması gerektiğini farkında, bunun içinde önünde tek yol var, annesine emanet edilen içi kirli yollardan kazanılmış para ile dolu olan bir çanta... Bu çalıntı ve kirli para belkide geleceklerini başka bir şehirde baştan kurmalarını sağlayacak, fakat kızımızın hesaba katmadığı şeyse, yeni taşındıkları dairenin üst katında oturan yakışıklı komiser Derek, avın kendi ayaklarıyla, avcısının ayağına gitmesinin tatlı karmaşasını okumak eğlenceliydi :)

Baskı: Sen Misin Eksik Parçam ?

Uzun zamandır pek kitap okuyamamıştım, ama güzel bir kitapla açılış yaptım diyebilirim :) Yazarın okuduğum ilk kitabıydı ve çok beğendim :) Gençlik yıllarını skolyoz hastalığı ile mücadele ederek geçiren ve onca acının, ameliyatın içinde, sevdiğini düşündüğü birinden hiç beklemediği bir darbe alan Cemre, kendisini aşka kapatmış, hayatına ailesi ve en yakın arkadaşı Ada dışında pek kimseyi sokmamış, ta ki Tamer'le karşılaşana kadar. Babalarının tanışıklığı sayesinde, Cemre'nin aile şirketinde çalışmak için yurt dışından dönen Tamer, genç kadının etrafına ördüğü duvarları bir bir yıkmaya başlıyor, hastalığın bıraktığı izleri sevgisiyle kapatmaya çalışıyor, Tamer, öfkeli, sert, güçlü ve aşk dolu bir adam, sevdiği söz konusu olunca gözü hiç bir şey görmeyen cinsten , ben kendisini pek bir sevdim :) Nefret edilesi, kadın ve erkek karakterlerin kitaba hareketlilik kattığı ve her satırından zevk aldığım bir kitap oldu . Kitapta +18 sahneler oldukça yoğun, ben rahatsız olmadım, kitap bir bütün olarak çok güzeldi , yazarın yüreğine sağlık :) @gulunkitapligi

Maske
8/1027.02.2018

Baskı: Maske

Adrian Romanov, ilk kitaptaki hissiz Alexander’ımızın hayatını borçlu olduğu yakışıklı kahramanımız : ) Adrian ilk kitapta oldukça yer almıştı, sürekli gülümseyen her şeye pozitif yaklaşan Alexander ve Heaven’ın bir araya gelmelerinde oldukça büyük rolü olan biri. Adrian’ın sahnelerinde sürekli hissettiğiniz bir şey varsa oda etrafa gülücükler dağıtan, her olaya esprili yaklaşıp, tabiri caizse polyanna iyimserliğiyle ortalarda dolaşan bu adamın aslında çok derin ve onu içten içe kavuran bir geçmişe sahip olması ihtimali. Aslında yüzünden eksik olmayan bu gülümsemeler, Adrian’ın geçmişte yaptığı hatadan dolayı, hem eski Adrian’ı yeni Adrian’dan , hem de etrafındaki insanlardan gizlemek için kullandığı bir Maske .. Ve işte kaçtığı geçmişi, güzeller güzeli Jasmine, abisi Daniel ve küçük tatlı oğlu Adriano ile zorlu hayat mücadelesi veren bir kadın , Adrian’ın geçmişinde çok özel bir yere sahip olan ve aklını kullanmayı beceremeyip elinden kaçırdığı tatlı,öfkeli ve sivri dilli Jasmine, her sinirlendiğinde italyanca küfürler mırıldanması hoşuma gitmişti : ) Adrian ve Jasmine’in geçmişi biraz değişik, özellikle ilk karşılaşmaları milyonda bir olur dedirten cinsten yani bana göre tabi : ) Ama hayat onları tekrardan bir araya getiriyor,geçmişle hesaplaşmaları,birbirlerine karşı hisettikleri aşk ve tutku olayların seyrini tamamen değiştiriyor, aslında asla birbirlerinden kopamadıklarını tam tersi birbirlerinin hayatlarının bizzat merkezinde olduklarını fark ediyorlar.. Adrian, jasmine'le tekrar karşılaştığında bu sefer aklını kullanmayı başarıp zekice bir planla, onu yeniden hayatına alıyor, bakalım yaptığı bu plan işe yarayacak, Jasmine geçmişin acısını kalbinden söküp atmayı başarabilecek mi, Adrian'a olan aşkı direncini her geçen gün kırarken, ondan sakladığı sırrın öğrenilmesi durumunda, bu kez kimin kimi affedeceği merak konusu oluyor.. Yazar bu kitapta da hareketli sahneleri ve erotizmi yerinde, gayet güzel kullanmış Ayrıca devam kitaplarının kahramanlarına bu kitapta daha bir yer verilmiş, Marcus ve Josephine ikilisi, onların hikayeleri de oldukça güzel ve ilginç merakla bekliyorum. Ve Daniel, Jasmine’in yakışıklı abisi, onun hayatına sonradan dahil olan ama kendini aksiyonun tam ortasında bulan Türk kızı Yağmur, sakarlığıyla Dünya’yı bile yakıp kül edebilir , Daniel’e şimdiden sabırlar diliyorum : )) http://gulunkitapligi.blogspot.com.tr/2015/04/maske-tanitim-ve-yorum.html

Baskı: Bir Yalnız Günebakan

Erkek karakterini biraz naif bulduğum sıkılmadan okunabilecek bir aşk romanıydı :) Nazlı üniv. yarım bırakan bir kızımız, ailesine yük olmamak için yatalak bir hasta olan Zeliha Özalp'e bakmaya başlar, tam iki yıl boyunca onunla ilgilenen Nazlı ve yaşlı kadın arasında bir anne kız ilişkisi oluşmuştur. Zeliha hanımın, Eymen adında, eşinden boşanmış savcı bir oğlu var, sessiz kendi halinde bir adam, işe gitmediği zamanlarda odasından pek çıkmayan sürekli defterine yazılar veya şiirler gibi bir şeyler karalayan biri. Nazlı ile sesiz bir anlaşma yapmışlar sanki, onca zaman zarfında, işe gidiş gelişlerde açılan kapılardaki karşılaşmalar ve bir iki kısa muhabbetin dışında, pek konuşmamış ve bir araya gelmemişler. Fakat yaşlı kadının vefatıyla her şey değişmeye başlayacaktır, özellikle Zeliha hanım oğlu Eymen'i Nazlıya emanet ettiğinde, Nazlı kendini bu yakışıklı ve naif adamın çekiciliğine iyice kaptıracaktır, birbirlerinden habersiz kalplerinde yaşadıkları sessiz aşkları gün yüzüne çıkmaya başladığında, geçmişten gelen eski bir eş ve yeni bir kadın bu ikilinin aşklarını sınayacaktır :)

ÖncekiSayfa 3 / 10Sonraki