Aktiviteler
Bu okurun herkese açık aktiviteleri.
Yazar: albert camus
ALDIĞI ÖDÜLLER: 1957 Nobel Ödülü Albert Camusnün ( 1913-1960) en tanınmış, en çok yabancı dile çevrilmiş, en çok incelenmiş kitabı olan ve hâlâ en çok satan kitaplar arasında yer alan Yabancı, aynı zamanda yazarın en gizemli yapıtı. Ölümün egemen olduğu bir varlıkın en anlamsız olgularını saçma bir düzensizlik içinde yaşayan bu romanın başkişisi Meursault, bir simge kahraman değildir, adı olmayan…

Yazar: jean paul sartre, melda zirek
Jean-Paul Sartreın ilk romanı olan Bulantı, Alain Roquentin adlı kahramanının günlüğü biçiminde yazılmıştır. Uzun yolculuklardan sonra, on dokuzuncu yüzyılda yaşamış birinin hayatını araştırmak üzere Bouville kentine dönen Roquentin, yalnız bir insandır. Günlük tutmaya başlamasına neden olan tuhaf bir değişim geçirir. Çevresindeki nesneler karşısında bulantı duymaya başlar. Nesnelerin adları, anl…

Yazar: richard bach
Mesafeler bizi dostlardan ayırır mı? Sevdiğimiz biri ile olmak istiyorsak zaten orada değil miyizdir? Yirmi beş yıl önce Rae Hansen adında küçük bir kız beşinci doğum gününe arkadaşı Richard BachI davet etmişti. Onun çöllerin ve fırtınaların ve dağların ötesinde yaşadığı halde partisine gelmesini bekliyordu. Bachın partiye nasıl geldiği ve ne armağan getirdiği 1979da ilk yayınlandığından bu yana…

Yazar: richard bach
Bu öykü ölmekte olan bir şövalye ile onun hayatını kurtaran bir prenses hakkında. Güzellerle canavarlar ve büyülerle kaleler, varmış gibi görünen ölümcül güçlerle var olan yaşamsal güçler hakkında. Sanırım her çağda çok önem taşıyan özel bir serüvenin öyküsü bu. Burada yazılı olanlar, kelimelere dökülenlere çok yakın bir şekilde yaşandı gerçekten de. Tarihi sıralamayı biraz değiştirdim, bazı kara…

Yazar: richard bach
Ya uzay kaysa, zaman bükülse, kendimizin yirmi yıl sonraki haline rastlasak ne olur? Ya geçmişte biz olan, paralel hayatlarda biz olan, alternatif dünyalarda biz olan insanlarla yüz yüze konuşsak? Ne söyleriz onlara, ne sorarız? Uzayın ve zamanın ötesinde bizi nelerin beklediğini bilsek, nasıl değişiriz? Burada, karısı Leslie ile bir yolculukta Richard Bach, sağ kalmalarının ancak kendilerini…

Yazar: josé mauro de vasconcelos
Yazarlıkta karar kılıncaya kadar, boks antrenörlüğünden ressam ve heykeltıraşlara modellik yapmaya, muz plantasyonlarında hamallıktan gece kulüplerinde garsonluğa kadar çeşitli işlerde çalışan Jose Mauro de Vasconcelos'un başyapıtı Şeker Portakalı, "günün birinde acıyı keşfeden küçük bir çocuğun öyküsü"dür. Çok yoksul bir ailenin oğlu olarak dünyaya gelen, dokuz yaşında yüzme öğren…

Yazar: amin maalouf
Titanicte Rubaiyat! Doğunun çiçeği Batının Çiçekliğinde! Ey Hayyam! Yaşadığımız şu güzel anı görebilseydim!Amin Maalouf, Afrikalı Leodan (YKY, 1993) sonra bu kez Doğuya, İrana bakıyor. Ömer Hayyamın Rubaiyatının çevresinde dönen içiçe iki öykü... 1072 yılında, Hayyamın Semerkantında başlayan ve 1912de Atlantikte bit(mey)en bir serüven... Bir elyazmasının yazılışının ve yüzlerce yıl sonra okunurke…

Yazar: amin maalouf
Adana'da ayaklanmalar olmuştu. Kalabalık, Ermeni mahallesini yağmalamıştı. Altı yıl sonra çok daha büyük çapta olacakların provası gibi bir şeydi. Ama bu bile dehşetti. Yüzlerce ölü. Belki de binlerce. Can çekişen Osmanlı İmparatorluğu ve Beyrut ile Fransa arasında yaşamı sürüklenen İsyan. Doğunun Limanları bu yüzyılın başını, bir insanın trajik tarihinin içinden anlatıyor. Grubun dışında ki…

Yazar: josé saramago
Araba kullanmakta olan bir adam, yeşil ışığın yanmasını beklerken birdenbire körleşir. Tedavi için başvurduğu doktora da körlük bulaşır. Adamın yaşadığı körlük bir salgın hastalık gibidir ve bütün kente yayılmaktadır. Öldürücü değildir ancak tüm ahlaki değerleri yok etmeyi başarır. Toplum, görmeyen gözlerle cinayetlere, tecavüzlere tanık olur. Ayakta kalabilenler ancak güçlü olanlardır. Koca kent…

Yazar: josé saramago
18. yüzyıl Portekizinin gizemli dünyasında geçen bu romanda, savaşta sol elini kaybetmiş bir er olan Balthazar ile dünyada herkesten fazla şey görebilen Blimunda adlı bir kadının aşkı, dev bir manastır ile birlikte inşa edilir. Manastırı inşa ettiren Kral V. Dom Joaonun hınzırlığına bile de kuşlardan yükseğe uçup Tanrıya ulaşmaya niyet etmiş bir rahibin, Padre Bartolomeu Lourençonun, günahkar ruh…

Yazar: patrick süskind
Patrick Süskind'in, Almanya''da ilk yayımlanışında tam anlamıyla olay yaratan, aylarca liste başlarında kalan Koku adlı bu romanı, gerçekte alışılagelmiş çoksatarların oldukça dışında kalan, tarihsel boyutlarda kapsamlı bir toplum eleştirisini sergileyen bir kitap. Olay, 18. yüzyıl Fransasında geçer; kitabın kahramanı Jean-Baptiste Grenouille ise tüm insani duyumlardan ve duygulard…

Yazar: akif pirinçci
Haydi, Romaya! Sahibi, Forum Romanumda yeni keşfedilen katakompların kazı çalışmalarını yürütmek üzere parlak bir iş teklifi aldığında, Francisi yanında götürmek istemez. Ancak Francis, hayallerini süsleyen kente kavuşturmak için, bu yolculuğa katılmanın bir yolunu bulur. Sivri kulaklı turistimiz, sokak kedilerinin barındığı ve tehlikeli kedi mafyasının her şeyi kontrol altında tuttuğu Largo Arge…

Yazar: akif pirinçci
Kolsuz bacaksız bir insan cinayet, hem de kusursuz bir cinayet işleyebilir mi?Yazarın üzerinde iki buçuk yıl çalıştı bu eser, kara mizahın yeyeni bir örneği, birinci sınıf bir polisiyedir. Romanın kahramanı ve anlatıcısı, kolları ve bacakları olmayan bir katildir. Olay tuhaf bir özürlüler yurdunda geçer. Roman ölümü hatırlatan kavramlarla dopdoludur: Hastalık, işkence, cinayet! Bu eserde özürlülü…

Yazar: akif pirinçci
Avrupa´nın ve dünyanın en ünlü dedektif kedisi Francis, geri döndü! Francis, kadife patili akıllı kedi... Fırtınalı bir gecede evden kaçar. Çünkü sahibi Gustav, kendisinin yaşamını yeniden düzenlemeyi amaçlayan bir kadına âşık olmuştur. Ev yaşamındaki tehlikeden kaçarken kentin kanalizasyon çukuruna düşen ve kendisini ürkütücü bir öykünün içinde bulan Francis, gözleri görmeyen kediler, acımasız a…

Yazar: akif pirinçci
Almanya´da yaşayan dünya yazarı Türk´ten uluslararası bir bestseller... Avrupa´nın en pahalı çizgi film prodüksiyonuna konu olan Felidae, Sherlock Holmes´dan sonraki en ünlü dedektif karakteri! Felidae, bir insanlık ve uygarlık eleştirisi, bir iç hesaplaşma, bir özeleştiri romanı... Aslında ne bir fabl en de bir masal olan Felidae, gerçekte bir polisiye roman. Romanın kahramanı Francis ve sahibi…

Yazar: akif pirinçci
Dedektif kedi Francis yine iş başında! Yaşadığı bölgede esrarengiz hayvan cinayetleri giderek çoğalıyor ve kurbanlar arasında bu defa sadece kediler değil, can düşmanları köpekler de yer alıyor. Konuyu görüşmek için iki taraf zorunlu olarak bir toplantı düzenliyor; çünkü katilin kendi türlerinden biri olma ihtimali çok yüksek. Francis bu olayı emekli bir polis köpeğiyle birlikte aydınlatmak zorun…

Yazar: zadie smith
Elinizdeki romanın 80 sayfalık müsveddesini götürüp yayınevinden 250.000 pound avans alan Zadie Smith, kitap piyasaya çıktığı andan itibaren hem İngiltere'de hem dünyada çok büyük sükse yaptı ve hemen hemen bütün ödüllerde adını bir fırtına gibi estirdi. Öyle ki dünyaca ünlü Guardian gazetesinin bu yıl ilk defa verdiği ödülü kazandığında da, jüride bulunan ünlü romancı Julian Barnes, düşünce…

Yazar: elif şafak
Aşkı aramadan evvel, düşün bir, ya benden nasıl bir âşık olur? İnsanın sevdası karakterinin yansımasıdır. Sen kavgacı isen, ha bire öfkeli, aşkı da bir cenk gibi yaşarsın. Gönlü pak olanın sevgisi de saf olur. Şu hayatta insan en çok sevdiklerini acıtır. En derin yaralar ailede açılır, kabuk tutsa bile kanar hikâye, içten içe... Attığımız her adım, yaptığımız her işte kendimizi yansıtırız. Budur…

Yazar: elif şafak
Arka Kapak İnsan ki eşrefi mahlukattır, içindeki semavi özü keşfetmekle yükümlüdür. Çıkacaksın yollara, kendine doğru git gidebildiğin kadar. Keşif boynumuzun borcudur. Kendimizi keşfetmek, aşkı keşfetmek, dünyayı keşfetmek, Öteki'ni keşfetmek... (…) Çakılı kalmamak sırf alışkanlıklardan ötürü demir attığın koylara. Çıkmak oralardan, geçmek dalgakıranların beri tarafına, bilmediğin mem…

Yazar: elif şafak
Bundan uzun zaman önceydi. Bir roman düştü gönlüme. Aşk Şeriatı. Yazmaya cesaret edemedim. Dilim lal oldu, kalemimin ucu kör. Kırk fırın ekmek yemeye yolladım kendimi. Dünyayı dolaştım. İnsanlar tanıdım, hikâyeler topladım. Üzerinden çok bahar geçti. Fırınlarda ekmek kalmadı; ben hâlâ ham, hâlâ aşkta bir çocuk gibi toy...Hamuş derdi Mevlana kendine. Yani Suskun. Düşündün mü hiç bir şairin, hem de…