Robespierre
@Robespierre

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Zar Adam
1/1008.03.2013

Baskı: Zar Adam

Koku
5/1008.03.2013

Baskı: Koku

Şibumi
4/1008.03.2013

Baskı: Şibumi

Mayta'nın Öyküsü
9/1007.03.2013

Baskı: Mayta'nın Öyküsü

Latin Amerika'nın ateşli doğasını yaşatırken sizi tutuşturup, savrulan küllerin tekrar bir yaşam enerjisiyle toz bulutu halinde size düşünce ve sorumluluk halinde geri dönmesi, Mayta'nın Öyküsü ile mümkün kılınıyor. Mario Vargas Llosa'nın oluşturduğu sade ve dünyada tek başına olan pasif insanın psikolojik ama dokunaklı yansıması, sözcüklerin çınlamalarıyla yerini buluyor. Bir gazeteci, yıllar önce adı bazı olaylara karışmış, Mayta adındaki radikal bir devrimcinin hayat hikayesini ortaya çıkartmayı istiyor. Mayta'nın eş, akraba ve dostlarından duyduğu hikayelerin senteziyle (böylece kendisi yeni bir kurgu yaratacak) bir kitaba dönüştürmek istemesi bizi, Mayta'nın öyküsündeki iç içe geçmiş trajedileri ve örgütsel ilişkilerin yaşadığı çelişkili dinamiklerin sancılarıyla baş başa bırakıyor. Hikayeyi bize anlatan gazeteci, farklı kişilerden yer yer çelişkili ifadeler alsa da kendi kafasında oluşturduğu Mayta'nın ifadesine göre de bir konum belirliyor, yazacağı hikaye ekseninde. Buradan da şunu anlıyoruz ki tarihçi ve araştırmacı olmanın zorlayıcı olması bir yana, karmaşık ve kişiselliğin ön planda olması zihinde oluşan çeşitli sorularla bizi baş başa bırakıyor. Sevgili gazetecimizin Mayta hakkında duyduklarıyla eş zamanlı olarak bir flasbeck misali Mayta'nın yaşadığı olaylara gidiyoruz. Mayta'ya gelirsek, Mayta saf bir idealist. Kişisel hesaplardan ziyade her şeyin, herkesin önündeki birincil önceliği devrim. Mesela inançlı birinin hayattaki önceliğinin cennet olması nedeniyle bunu sakıncalı buluyor zira devrim her şeyin önünde ve kişinin özünde olmalı. Yaşadığı hayat boyunca ideolojinin sürüklemesiyle beraber çeşitli örgüt ve grupların içerisinde yer alıyor. Bir köyde görev yapan bir teğmenle dostluk kurduktan sonra hayatının en ateşli kararını veriyor ve buna ilgisiz yaklaşan kendi örgütünü, örgütçülüğü sorguluyor. Bunca zamandır nerede yanlış yaptıklarını idrak ettiğinde örgüt içerisinden herhangi bir dostu olmaksızın tek başına köyde devrim yapmaya gidiyorlar. Kitapta özellikle kışlanın işgal ediliş bölümü var ki gülsem mi ağlasam mı kararsızlığını yaşadım ve daha çok güldüm. Netice itibarıyla Mayta'nın Öyküsü şahane bir kitap, fakat ikinci kez okuduğum Mario Vargas Llosa'nın baş karakterini yine eşcinsel olarak okuyucuya sunması bende yazara karşı itici bir unsur yaratmış oldu. Oldu da yine de yazdığının hakkını vermek lazım. Son olarak kitapta örgütlere yönelik eleştirilerin son derece yerinde olduğu da belirtilmeli, zira ideoloji ekseninde bölünen örgütlerin daha sonra kendi iç hesaplaşmaları nedeniyle farklı farklı dallara tekrar bölünerek, onlarca ayrı koldan siyaset gütmesinin sağlıksız biçimini yaşıyor Mayta ve onun yaşadıklarını gören bizler de bu yaşama seyirci kalıyoruz.

Silmarillion
10/1007.03.2013

Baskı: Silmarillion

Fantastik kurgunun temelini Antik Yunan mitolojisi oluştursa da hayalindeki dünyayı günümüz gerçekliğinden farklı bir şekilde ele alan Tolkien, belki de o zamanlar bilmiyordu, yaptığının edebiyata ve günümüze damga vuran bir Orta Dünya gerçekliği olacağını. Kafasında öyle bir şey icra etmiş ki üstad; Yunan ve Fin mitolojisinden yararlanmasına rağmen onlardan çok da farklı olan düşünü Silmarillion'da kurgulamış. Büyük bir kitlenin Yüzüklerin Efendisi dolayısıyla takip ettiği Silmarillion'da, öncesine işaret ediyor Tolkien bizlere. Frodo yüzüğü ateşe atmadan, yüzük için savaşlar yapılmadan hatta yüzükler yapılmadan asırlar öncesine gidiyoruz. Yaşanan her bir olayın arkasında ne tür acılar yaşandığını ürpererek okuyoruz. "Başta Eru vardı, elfler IIûvatar derler adına,"diye başlıyor büyü, okurken bitmesin istiyorsunuz bu hikâye; yer yer artan kalp çırpıntıları arasında, yer yer tebessüm eden bir yüzle ya da gözleriniz ıslanmaya yakın halde o şiirsel bütünlüğe öyle bir kapılıyorsunuz ki söylenmesi mümkün olmayan bir sözcük lazım geliyor. Turambar Turin'in kederli hikâyesinde bam telinize vuruyor Tolkien, elflerin son yüce kralı Fingolfin'in kötülüğün sureti Melkor'a atını sürdüğünde içinizde cesaretli bir şarkı vuku buluyor. Elflerin değerleri Silmariller çalındıktan sonra, kötülüğe duyulan hiddetten yaptıkları kardeş katliamı asalet timsali elfleri sorgulatıyor bizlere ve Beren'le Luthien aşkı, fedakârlığın imgesi olup, aşkın bizim reel dünyamız için özlem duyduğumuz bir sembol olduğunu fark ediyorsunuz. Anlatımına gelirsek, kitap içinde çok isim ve bir çok aile var; ayrıca bu ailelerin ve bu isimlerin değişik olan farklı isimleri de var. Bu sebeple okuyucunun ya pür dikkat okuması lazım ya da ikiden fazla okuması gerekli ama değecektir bu okuyuşların her biri. Şiirsel anlatım kitabın her anında hissettiriyor kendini, alıştıktan sonra bu anlatıma bağlanacağınızdan kuşkum yok. Bir tarih kitabını okuduğunuzu hissediyorsunuz Silmarillion'da, her bir anı yaşayarak. Ayrıca kitapla ilgili olarak Blind Guardian, Nightfall in the middle-earth albümünün tamamını Silmarillion'a adamıştır ve şarkılarıyla vuku bulan önemli olayları, farklı bir bakış açısıyla ele almışlardır.

Simyacı
6/1007.03.2013

Baskı: Simyacı

ÖncekiSayfa 9 / 11Sonraki