Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Gog (1-2)
Çok yaratıcı bir eser ile karşı karşıyasınız! Lakin benim elimdeki baskı Toplumsal Dönüşüm Yayınları'ndan çıkmıştı ve hem çeviri hem baskı ve dizgi kalitesi çok kötü seviyedeydi, dolayısıyla eserden almayı umduğum hazzı pek karşılayamadı. 7 yıldızın sebebi de budur. Okumayı düşünenlere Iş Bankası'ndan çıkan baskısını denemelerini tavsiye ederim.
Baskı: Fesat
Bu eşsiz kitabın çok da iyi bir çeviriye ve çok daha iyi bir baskıya ihtiyacı var maalesef! Baskı hataları ve inanılmaz kötü çeviri kitabın okunma zevkini çalıyor deyim yerindeyse... Özgürlüğün, eşitliğin içselleştirilememesinin bu çarpıcı romanını mutlaka okuyun!
Baskı: Ambulansla Dünya Turu
Yeni bir ses arayanlara bağırıyor Melida Tüzünoğlu. Postmodern romanın Türk Edebiyatındaki en ilginç örneklerinden diyebilirim okumuş olduğum kadarıyla. Bütünlükçü, büyük, her şeyi kapsayan söylemleri yok Ambulansla Dünya Turu'nun; küçük, sıradan ve aynı anda sıradışı hikâyeleri var. Dili ile beni çok etkiledi. Şiirselliği her bünyeye göre değil yalnız, okumak isteyeceklere şimdiden uyarı niteliğinde olsun. Kelimeleri, hayal kurmayı ve özellikle şiiri seviyorsanız alın bu 'roman'ı. Hem kadın-erkek ilişkisine karşı duruşu hem de üslup ile ilgili denemeleri sevdirdi bana bu eseri. Yenilik arayanlara, kelimelerin gücüne inanıp şiiri sevenlere şiddetle - şiddetin bu türüne karşı değiliz- öneriyorum.
Baskı: Taşıdıkları Şeyler
Daha iyi bir çeviriye ihtiyacı olan iyi bir metin. Ama savaş ile ilgili bir şeyler okuyacaksanız "Gecenin Sonuna Yolculuk, Louis Ferdinand Celine"i okumalısınız.
Baskı: Freud'dan Lacan'a Psikanaliz
Psikanaliz geleneği için olmazsa olmaz bir kaynak hazırlamış Saffet Murat Tura. Lacan üzerine Türkçe'deki kaynakların azlığı da düşünülürse, üzerine düşeni fazlasıyla yapmış. Yine de psikanaliz terminolojisine hakim değilseniz uzak durmanız gereken bir kitap. Öncesinde Freud'u ve ardıllarını biraz bilmenizde fayda var.
Baskı: Alemdağ'da Var Bir Yılan
Hikâye ise aradığınız, tüm kalabalığa rağmen yalnızsanız, okumanız gereken sayfalar Sait Faik'in Alemdağ'da Var Bir Yılan'ının sayfaları.
Baskı: İstanbul: Hatıralar ve Şehir
İstanbul'u böylesine hüzünlü yaşamamıştım hiç. Bu köklü şehre yeni ayak bastığım şu sıralarda Orhan Pamuk'un İstanbul'unu öğrenmek, düşünmek, hissetmek kendi İstanbul deneyimimi baştan ayağa değiştirdi. Kılı kırk yaran detaylar, kenar mahalleler, zengin muhitler... İstanbul'u karış karış gezmeden okunması gereken bir kitap.
Baskı: Bereketli Topraklar Üzerinde
Çukurova deyince Yaşar Kemal gelir hep akla, gelmeli de. Bu romanı da okurken ister istemez Kemal'in Çukurova'sıyla karşılaştırdım hep. Hem üretim hem insan bakımından bu kadar zengin olan bir bölgeden yola çıkılarak yazılan romanların, öykülerin, şiirlerin tadına doyum olmuyor doğrusu. Çarpıcı bir okumaydı "Bereketli Topraklar Üzerinde". Karakterleri, tasvirleri ve halk ağzının çok iyi oturtulduğu bir üslubu ile inanılmaz zengin bir metin halini almış Orhan Kemal'in kaleminde. Bir anda okuyup bitiriyorsunuz, üzülüyorsunuz sonra. İçinizi bir ateş basıyor! O ezilmişliğin, saflığın ve çalışkanlığın karşılığını veremiyorsunuz diye. Bu kadar etkiye rağmen eksikleri de var tabii. Çok ayrıntıya girmeyeceğim ama en azından bir tane 'kötü' veya 'fıtne' olarak çizilmemiş bir kadın karakter aramadı değil gözlerim. Okuyun, okutturun!
Baskı: Kumru ile Kumru
Duru, yalın ve akıcı Türkçesiyle biz zamane insanının yüzüne yüzüne çarpıyor tüketim çılgınlığını çılgınlık olarak dile getiren cümleleriyle Tahsin Yücel. Türk Edebiyatı ile ilgilenip de Tahsin Yücel'in adını duymamak olmaz ki bu adı sonuna kadar hakettiğini bir kez daha göstermiş Tahsin Hoca. Mutlu Anadolu insanının ne hayallerle geldiği İstanbul'da nasıl bir hâl aldığını yürek burkan bir hikayeyle gözümüzün önüne sermiş "Kumru ile Kumru". Okudukça mahallenizden birisiymişçesine ısındığınız Kumru ve Pehlivan gibi çok gerçekçi karakterleriyle 'mutlu' insanın, daha fazla mutluluk ararken nasıl da 'mutsuzlaştığını' okuyacaksınız satır aralarında. Bütün kitapları gibi bu kitabı da 'olmuş' Tahsin Yücel'in.
Baskı: Ses, Ses, Yalnız Ses
Şiir konusunda kendimi çok yetkin bulmam. Okunacak binlerce şiirim var, bu böyle olmalı diyebilmek için. Lâkin, Ferruhzad gibi bir şair söz konusu olunca bir iki kelam etmekten kendimi alıkoyamadım. İran'ın katı kuralcı, yüzyılların geleneğini sürdüren Divan Şiiri'nden kopan bir çığlık Ferruhzad'ın mısraları. Kendisi İran Şiiri'nde 'kadın sesi'nin ilk temsilcisi. O'ndan önce de kadın şairler vardı elbette ama ilk defa Ferruhzad ile kadının duyguları, arzuları mısralara döküldü İran Şiiri'nde. Baskı ve çeviri kısmı biraz sıkıntılı da olsa bu derlemeyi mutlaka okuyun. Özellikle "Yeryüzü Ayetleri"ni eminim okumaya doyamayacaksınız.
Baskı: Cehenneme Övgü
Gündelik hayatın rutinine sarmış olanlara sıkı bir tokat! Kendisi de bir psikolog olan Vassaf'ın psikoloji ve psikologlara dair fikirlerini okuduğum bölümde: "İşte analitik düşünme, özeleştiri bu!" dedim. Alıştığımız hayatın neredeyse her noktasına daha önce aklınıza gelmemiş ayrıntıları sokacak önermelerle bezenmiş Cehenneme Övgü. Her sayfasında bir iki dakika kitaptan kafanızı kaldırıp düşünmeniz gerekiyor. Okuyun, okutturun, tekrar okuyun!
Baskı: Parçalanma (Afrika Üçlemesi #1)
Afrika Edebiyatı adına okuduğum ilk eser oldu Parçalanma. Bu kadar gecikmiş olmasına üzülmemi sağlayacak bir kitap olduğu için bir yandan da seviniyorum diyebilirim. Klan anlayışını, Afrika insanının doğaya ve topluma bakışını, kültürel anlamda siyah-beyaz arasındaki ayrımı, bu kadar sade ve akıcı bir üslupla bu kadar çarpıcı anlatabilmek gerçek bir yetenek göstergesi olsa gerek. Hem kurgusu hem anlatısı hem de karakterleriyle ruhuma dokundu Achebe. Afrika'ya dair hiçbir metin tüketmediyseniz şayet bu kitap ilkiniz olmalı. İyi okumalar...
Baskı: İncir Ağacının Ölümü
Duru, yalın, akıcı bir Türkçe... Muhteşem imgeleme gücü, inanılmaz karakterler, yerinde ve yaratıcı benzetmeler... Son zamanlarda okuduğum en iyi öykü kitabı. Daha ne denir ki!
Baskı: Oğullar ve Rencide Ruhlar (Alper Kamu, #1)
İlginç bir karakter, mizahi bir üslup ve -Alper Canıgüz'ün psikoloji temelinden olacak- yerinde psikolojik tahlillerle bezenmiş, rahat okunan, hoş bir kitap. Her ne kadar bu tarza çok sıcak bakmasam da sıkılmadan bitirebildim kitabı. Biraz zorlama kurgusu ve zaman zaman anlatım bozukluklarına rastlanılan cümleleri dışında çok eksiği yok. Ama benim gibi polisiyelere özgü zorlama kurgular sizi çok sıkıyorsa veya kelimeler, cümleler okuma zevkinizin en önemli öğesiyse bu kitabı almadan önce bir daha düşünün derim. Zira bu eserden çok önce okumuş olmanız gereken yüzlerce kitap vardır.
Baskı: Onlar Da İnsandı
İnanın çok zorladım bitirebilmek için... Belki daha iyiye gider, bu kadar milliyetçi olamaz ne de olsa '100 Temel Eser'den birisi diye diye 238. sayfaya kadar okuyabildim. Tabii ki Kırım Türkleri zulüm gördüler, acı çektiler, belki sürüldüler ama bunun suçunu kominizme, kayıtsız şartsız her Rus'a atmak fazla ileri gitmektir. Oysa ki çok güzel bir Türkçe'yle, yerinde benzetmelerle yazılmış bir roman. Ama insana bakış açısı yanlış, çok yanlış hem de... Büyük umutlarla okumaya başlamıştım halbuki. 2 yıldızın ikincisi Türkçe için emin olun, yoksa bu kitabı okuyup üstüne bir de beğenenin 'insan' anlayışından şüphe duyarım ben! Yine de her fikre açığım, şayet 'sonuna kadar oku, yanılıyorsun!' diye beni ikna edebilecek birisi çıkarsa çok memnun olurum. 100 Temel Eser bir defa daha kanıtladı işlevsizliğini...
Baskı: Korkuyu Beklerken
Nasıl anlatılır ki Atay, Oğuz olmadıktan sonra... Kelimelerin yetersiz kalacağını bile bile denemeli mi... Hayır!
Baskı: Serbest Düşüş
Polisiye sevmediğimden sanırım... Arka kapağındaki açıklamaya aldanıp fizikle, felsefeyle ilgili bir roman okuyacağınızı düşünmeyin. Göstere göstere yazılmış bir polisiye kurgudan ibaret. Kuantum fiziğiyle ve felsefeyle alakası da kahramanların mesleklerinden ibaret neredeyse. Biraz kuantum fiziği var aslında ya da ben fizikten hiç anlamadığım gibi bu kitabı da anlayamadım. Ama beni en çok rahatsız eden: Çok iyi benzetmeler, peşpeşe ve anlamsız bir yoğunlukla sıraya dizilip akıcılığı asgariye indiren bir okuma sunulmuş. Kitabı bitirebilmek için gerçekten sessiz mekanlara ihtiyaç duydum! Velhasıl kelam, beğenemedim bir türlü. Benim göremediğim noktalar var ve bunu görebilenler varsa açıklamalarına minnettar kalacağımdan emin olabilirler. Paranızı ziyan etmeyin...
Baskı: Dünya Nimeti
Behçet Necatigil'in bu enfes çevirisi, belki de insanoğlunun üretmeye, çalışmaya, yaşamaya dair yazdığı en güzel metinlerdendir. Doğayı ele alışındaki o pastoral tını, karakter tahlillerindeki alçakgönüllü ve zengin tespitler, akıcı bir okuma sağlayan yerinde bir üslup gibi harikaları neredeyse bir kalemde silmeme yol açan neydi dersiniz... Maalesef kitabın her sayfasına işlemiş 'kadın düşmanlığı'! Modern insanı yeren ve 'ilkel' insanı öven -ki bu düşünce tarzıyla tamamen hemfikirimdir- bu eser de kadın baştan çıkartıcı, yoldan çıkmaya teşne hatta bir yumrukla kendisine gelen bir tipleme olarak çiziliyor. Bir eleştiri olarak mı bunları yazıyor diye düşünmemi sağlayan bir ara metinle -okursanız hangi bölümden bahsettiğimi muhakkak anlarsınız- kitap hakkında erken bir karar mı veriyorum şeklinde düşünmeye çalışmama rağmen, satır aralarındaki kadın düşmanlığını görmezden gelemedim. Hülasa çok çok iyi bir metin elinizdeki, çok iyi bir kurgusu ve sağlam bir alt metni var, lakin kadınlara karşı takındığı tavır sebebiyle çok tavsiye edemediğim bir metin aynı zamanda...
Baskı: Karısını Şapka Sanan Adam
Psikoloji bilimine yeni başlamış birisi olarak, bu bilgi deryasının içine attığım ilk adımlarda, insanlara ve pikolojiye olan bakışıma kelime anlamıyla yön veren kitaplardan oldu, Oliver Sacks'ın bu kitabı. Her ne kadar berbat bir çeviri yapmış olsa da Sacks'ın insanlara ve 'hastalara' nasıl yaklaşmamız gerektiği ile ilgili görüşünü gölgeleyememiş sayın Çalkılıç. Psikoloji öğrencileri için kaçınılmaz olan bu kitabın bir diğer güzel yanıysa, mesleki olarak psikolojiyle uzaktan yakından alakanız olmasa bile, sadece ilgi duyanların dahi okuyabileceği bir dille yazılmış olması. Tabii 1984 yılında yazılmış olmasının vermiş olduğu kimi kötü kullanım örneği teşkil eden kelime seçimleri mevcut, lakin bu durum gerçekten berbat seviyede olan çeviriden de kaynaklanıyor olabilir. Velhasıl kelam, psikolojiye ve nöropsikolojiye insancıl bir bakış kazanmanızı sağlayacak bir eser.
Baskı: Az
Çok sert ve çok çok iyi bir okuma oldu 'AZ' benim için. İnanılması güç karakterler eşliğinde işlemiş içinde bulunduğumuz toplumun aksayan, kanayan yönlerini. Uzun zaman büyük bir önyargıyla okumadım Günday'ı... Hatamın farkına 'AZ' ile vardığım için de memnunum açıkçası. Pek yaygın olmayan -ki bu iyi bir şey- benzetmeleri, sert ve okuru rahatsız eden farkındalıklarla bezenmiş cümleleriyle kitaplığımda diğer kitapları için de yer ayırtmış oldu Günday. Hiç mi eksiği yok... Tabii ki var. Kurgusu, karakterlerin inandırıcılığını zedeliyor maalesef bu romanında Günday'ın. Yine de uzun zamandır bu kadar keyifli bir okuma yapamamıştım. Teşekkürler Hakan Günday.
Baskı: Şairin Romanı
İnanılmaz bir roman, müthiş bir kalem. Her sayfasında kendimi bir özdeyişler deryasında buldum. Mungan'ın kalemine söz söylemek bize düşmez zira son romanı Şairin Romanı ile sanatını ve romancılığını bir adım ileri götürmüş. Şiir sevenlerin kesinlikle kaçırmaması gereken bu yaklaşık 600 sayfada edebiyatın neden varolduğu gizli sanki. Her zevkin tatması gereken bu şaheser ile ilgili tek noksanlık -kanımca-, karakterlerin çokluğu ki bu kişi ve olay fazlalığı sizi bazı karakterlerden uzaklaştırabiliyor. Yine de özellikle son 100 sayfayı bir solukta okuduğumu itiraf etmeliyim. Okuyun, okutturun! Ellerine sağlık Üstad...