Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Bahar Kokusu
Historical açlığımızın olduğu şu zamanlarda ilaç gibi geldi kitap. Her Rita Hunter kitabı benim için çok özel ve çok güzeldir ama Bahar Kokusu tüm kitapları benim için geride bıraktı. Kitap hiç bitsin istemedim bazı yerleri birkaç kez okudum ki kalbimde baharlar yeşerdi. Kitabı okuyalı bir süre olmasına rağmen aklıma geldikçe ağzım kulaklarıma varana dek gülümsüyorum. Bir kere daha söylemeden geçmeyeyim çok özlemişim kalemini. ♥️ Kitabın küçük bir özetini geçeyim Alison yağmurlu bir günde hem ailesini hem de kimliğini arkada bırakıp kaçmak zorunda kalır. Bu kaçış sırasında Skittle ile tanışmasıyla tüm hayatı birkaç sene de tamamen değişir. Hayatına önce öfkesi fırtınaları aratmayan Tristan girer daha sonrasında ise kendisine yeni bir aile olan düşmüş kadınlar topluluğu. Bu kadınlar sayesinde Tristan hayatına tekrar dahil olurken yıllar önce ki karşılaşmalarında olan kıvılcımlar alev alıp çevrelerini sarıyor. Tüm olayların sonunda Tristan sevmeyi öğreniyor, Alison yıllardan sonra ilk kez kendisini huzurun kollarına bırakıyor. ♥️ Her sayfası duygu dolu mükemmel bir kitaptı benim için Rita Hunter kitaplarını okumak bir ayrıcalık iyi ki çılgın karakterleriyle hayatıma dahil olmuş. 💋
Baskı: Bin Ömrüm Olsa
Kristin Hannah çizgisinden çıkmış son üç kitabında ama bunu kötü anlamda söylemiyorum aşırı sevdim ben son kitaplarını. Bin Ömrüm Olsa kitabında Tess çocukken geçirdiği bir hastalık yüzünden sağır kalıyor ve tüm dünyası sessizleşiyor bu yüzden kendini geliştirip tıp dünyasında başarılı olmak istiyor ta ki bir kaza sonucu ölene kadar. Öldüğünde uzay boşluğu gibi bir yerde önüne seçenekler sunuluyor hangi hayatı tercih ederse o hayatı yaşayacak prenslerden tutun başarılı iş adamlarına kadar bir sürü hayat gösteriliyor ama Tess beşik başında durup bebeğe çaresiz şekilde bakan Jack’i tercih ediyor ve kızımız 19. yy gidiyor. Artık o Tess değil Jack’in eşi Amarylis ve üç çocuğu var. Tess bir yandan Amarylis’in mahvettiği hayatları onarırken bir yandan da Tess olarak yaşayamadığı her güzel şeyin tadını çıkarmaya çalışırken oldukça güzel bir hikaye okuyoruz. Terddütü olan arkadaşlar varsa hiç tereddüt etmeden alıp okumalılar.
Baskı: Emanet
Yeni kitabı için tam iki sene bekledik neredeyse. Bu sürede o kadar özledim ki kalemini gerekse kendisini. Kapak heyecanı konusu derken büyük gün gelip çattı İstanbul Tüyap fuarından imzalı aldım kitabımı bu kadar beklemeye anca böylesi yakışırdı. Hemen okumadım çünkü hızlı ve sıkışık bir zamana koymak istemedim. İyi ki beklemişim. Sindire sindire okudum kelimeler aktı gitti. Yüreğime işlendi her bir satırı gerçi hangi kitabı yüreğimize işlenmiyor ki orası ayrı. Emanet yüreğe dokunan bir hikayeydi. Berhan ve Mevsim o kadar masumlardı ki yaşadıkların hiç hak etmediler hele Mevsim’e o son hiç yakışmadı keşke bazı şeylere boyun eğmesek de her şey daha farklı daha güzel olabilse ama gelin görün ki TÖRE denilen o lanet şey çok başka bir şey. Ne kadar asi ve isyankâr olsanda önüne geçemiyorsun. Berhan ile Mevsim’de bu şeyin bir kurbanı oldular. Halbuki çok güzellerdi. Kitapta beni en çok üzen ve yaralayan Cihan’ın yaşadıkları oldu o ağlattı beni canım Cihan keşke hikayen çok başka şekillerde gelişseydi de seni seven anne ve babanla büyüseydin. Cihan emanetti ama Berhan o emanete sahip çıkamadı. Hala aklım almıyor nasıl gerçekler ortaya dökülmeden anlamaz. Kendinden hiç mi iz görmez hiç mi Mevsim’e baktığı gibi gözlerinin içine bakmaz. Oralarda bir yerlerde kendinden nasıl bir iz görmez. Neyse ki Cihan kurtuldu Dağlıca konağından kendine yalnız ama bana göre çoğu insanın başaramayacağı şeyleri elde etti. Ona daha azı yakışmazdı zaten. Yüreği de öyle güzeldi ki her şeyi affetti ve aile olmanın sıcaklığına kavuştu. Uzun lafın kısası Emanet çok başka bir kitap oldu benim için çok başka bir yere sahip oldu yüreğimde. Söz konusu Fatma Erdek olunca ne yazsa benim için apayrı. Çok güzel hasret giderdik. 🙏🏻 Kitabı yazarken de çok zor bir süreçten geçti zaten kitabın sonunda da bahsediyor okuyanlar bilir. Çok geçmiş olsun iyi ve mutlu olun inşallah. ♥️
Baskı: Sana Aşk Getirdim (Sancaktarlar Serisi #5)
Sana Aşk Getirdim Sene bitmeden okuduğum iki kitabın yorumunu girmek istedim bunlardan biri Meral Kır | Sana Aşk Getirdim kitabı. Yorum için geç bile kaldım aslında kitabı alır almaz okuyup bitirmiştim.🙈 Sancaktar serisinin son kitabını okuduk. Mehmet Sancaktar’ın kitabını sabırsızlıkla beklemiştim ama şimdi düşünüyorum da keşke beklemeye devam etseydik ve seri hiç bitmeseydi neden bitti nedennnn? Neden birkaç tane daha Sancaktar kardeşler yok. Biliyorum yeni kitapları da efsane olacak ama Sancaktar büyüsü benim için çok özel başka. İyi ki yazmış Meral iyi ki.🙏🏻 Kitaba gelecek olursak beğenimi hangi kelimelerle ifade edebileceğimi bilmiyorum. Çok şahane, mükemmel, harika gibi kelimeler bana klişe geliyor söz konusu Meral’in kalemi olunca. Polisiye de bir numara benim için rakipsiz ve tek. ♥️♥️ Mehmet Sancaktar’ı hepimiz biliyoruz. Kardeşleri için canını verebilecek birisi. Ahmet ve Sena’nın olayları Serra’nın baskıları derken Mehmet’in kendini düşünmeye pek zamanı olmadı. Karşısına Esmer gibi bir karakter çıkmasa böyle yaşamakta sıkıntı çekmeyecek birisi. Ama ben onun bu hallerine çok üzüldüm iyi ki Esmer vardı ve Mehmet’e aşkın en güzelini yaşattı. Birisinin ona kendisinin de var olduğunu ve Sancaktar’dan ziyade sadece Mehmet olduğunu hatırlatması lazımdı. Esmer ise Mehmet’in tam tersi. Mehmet ne kadar düz Esmer o kadar eğri böyle zıt kutuplardalar. Esmer’in tek amacı babasının masum olduğunu kanıtlamak hedefi belli ama o yolda Mehmet Sancaktar’a tosluyor. Başlarda oldukça direndiler birbirlerine ama aşk işte ne kadar karşısında dursan da kalbine sızacak delikleri buluyor. Kitapta bütün kardeşlerin olması da şahaneydi o kadar özlemişim ki. Bir de yeni karakterler vardı Uğur, Sinan ve Güçer bu üçlüden bir seri doğar mı hiç bilmiyorum ama Sinan’ın bir kitabı olsa benden daha mutlusu olamaz.
Baskı: Pencereme Aşk Kondu
Bu hafta çok güzel bir kitap okudum. Kitabı tamamen yanlışlıkla aldım aslında istediğim Kristin Higgins’ın kitaplarıydı. Nasıl karıştırdığımı anlamadığım bir nedenden dolayı kitap elime geçti. Okuyayımda hemen çıksın aradan dedim. Başlarken tamamen ümitsiz başladım ama bitirirken kitabı sıkıca kucaklayarak koydum kitaplığıma. Uzun zamandır böyle naif bir kitap okumamıştım. Karakterler o kadar güzeldi ki bir ara onları bile kucaklamak istedim. Çok zor şartlarda büyümüşler ama yinede o kadar güzel yetiştirmişler ki kendilerini hayran kalmamak elde değil. Her şey Elly’nin gazeteye koca ilanı vermesi ile başlıyor. Will bir katil olduğu için son işinden atıldığı zaman iş ilanını görüp Elly’nin kapısını çalıyor. İyi ki çalmış o kapıyı. Böylece kitap başlıyor ve Will’in savaşa gitmesiyle devam ediyor. Mutlu son ile bitiyor kitap okumak isteyenlere de not düşeyim. #alıntı Kapılı yatak odası kapısının önünde duraksayıp bir yere odaklanmayan gözlerle Will'i izleyen bebeği dikkatle süzdü. Bebek hareketsiz, sessiz bir şekilde uzanıyordu; yumrukları gül goncası şeklinde kapanmıştı ve saçları örümcek ağı kadar inceydi. Will, kendi gözlerini kapattı ve onu alnından öptü. Dünyada ki her şeyden daha güzel kokuyordu. Cızırdayan pastırmadan, yeni pişmiş ekmekten, hatta temiz havadan bile daha güzel. “Ne nadide bir şeysin,” diye fısıldadı Will ve kalbinin gözlerini acıtacak kadar beklenmedik bir sevgiyle dolduğunu hisseti.
Baskı: Kış Nefesi
Bir yılı geçkindir Kış Nefesi’ni bekliyordum o yüzden hemen okuyup bitirdim. Şu an keşke sindire sindire okusaydım desem de zaten özledikçe okurum diye kendimi avutuyorum. Kış Nefesi, Güz Fırtınası kitabından tanıdığımız Beatrice ve Carter’ın hikayesi ile buluşturdu bizi. Ben zaten daha Güz Fırtınası’ndayken merak etmiştim hikayelerini. ♥️ Beatrice çok güçlü bir karakterdi özellikle gayrimeşru oluşu onu daha da güçlü olmaya itiyor. Kitap boyunca kimseye boyun eğmedi hep bildikleri doğrultusunda hareket etti bu yüzden daha da çok sevdim onu. Carter ise gururlu bir adam en az ile yetinmiyor. Bu yüzden her şeyi bırakıp gidiyor ve iki yıl sonra zengin bir adam olarak dönüyor. Burada birazcık Beatrice’i nasıl bıraktıysa öyle bulmak istiyordu bence ama işler hiç düşündüğü gibi değil çünkü Beatrice o giderkende güzeldi ama şimdi bu güzellik abidesinin herkes farkında. Bu yüzden Beatrice’in peşine düşüyor ve ben bu sahnelere bayıldım kıskançlıklarını ağzım kulaklarımda okudum. Kıskanan erkek candır. 😍 Beatrice’in kendini bulması amaçlarını gerçekleştirmesi ve en önemlisi çocukluk aşkı Carter ile evlenmesi tüm bunlar harikaydı. Jane ile Alexander’ı okumak da çok güzeldi hatta Ateş serisinden tanıdık simaları da görebilirsiz.😍 Muhakkak okunması gereken bir Rita kitabıydı. Sırada ki kitabı da sabırsızlıkla bekliyorum Bayan Taylor’ın sırlarını bir an önce okuyalım inşallah. 🙏🏻 Son olarak o kadar güzel bir finali vardı kii anlatamam. Hatta bahsetmişken bir kere daha okuyayım. ♥️
Baskı: Parçalanmış (Broken Trilogy #2)
ilk kitap kadar olmasa da beğendim hakkında ki tüm övgüleri hak eden bir seri kesinlikle herkesin şans vermesi gereken bir seri kesinlikle pişman olmayacaksınız :)
Baskı: Bir Lordu Dize Getirmenin On Yolu (Love By Numbers, #2)
efsaneydiiii... Yazar ne yazsa zaten benim için efsane ama kitap gerçekten çok iyiydi. Sadece tek sorun olaylar 10 güne sığdırılmıştı o da sorun değildi aslında belki başka biri on gün içinde işlse olayları gözüme batabilirdi ama Sarah olunca işler değişiyor onun dışında da diyaloglar olaylar harikaydı şimdi sıra serinin son benimse en merak ettiğim kitabında. "Leydi İsabel. Bir kez daha tuhaf şartlar altında karşılaşıyoruz." Isabel hızlıca, hatta belli belirsiz bir reveransla selam verdi. Nick, Isabel'in tek amacının gözlerini ondan kaçırmak olduğunu tahmin etti. "Lord Nicholas. Davet edilmeden ortaya çıkıp durmayı kesseniz sizi temin ederim daha az tuhaf görünürdüm." "Size asla tuhafsınız demedim. Eşsiz, evet. Merak uyandırıcı, kesinlikle. Ama asla tuhaf değil."
Baskı: Abartılı Yalanlar Aceleci Duvaklar
Kitap için bayıldım kelimesi yeterli değil benim için efsane kitaplarım arasında yerini aldı artık tekrar tekrar okurum. O kadar içten o kadar güzeldi ki daha başka ne yazacağımı bilmiyorum. Sadece yayınevleri artık bu kadar güzel kitapları önümüze pek fazla getirmiyorlar buna üzülüyorum. Heather ve Tony başrol olarak harikaydılar oldukları sahnelerin altını sürekli çizmek istedim ve ben asla kitabımın hiçbir sayfasına ufak bir çizik bile atamam ama kitap da bu isteğim Nirvana yaptı. Kitap Tony ve Heather'ın sarhoşken Vegasta yapmış oldukları evliliklerinin ardından bir aylık bunu sürdürme anlaşmasının ardından eğlenceli hikayesini anlatıyor. Bol bol kahkaha biraz hüzünle bitirdim kitabı. Kitabın baskısı yok o yüzden olur da sahaflarda karşınıza çıkarsa sakın kaçırmayın.
Baskı: Aşkın Son Yankısı (Friday Harbor, #2)
Serinin ikinci kitabı. İlk kitabı Yalnızlar Adasını sevmiştim zaten Lisa ne yazsa severim o yüzden ikinci kitabı beğenmemem gibi bir durum olamaz. nitekim de öyle oldu çıtır çerezlik bir kitap iki saate kadar bitti.
Baskı: Ada Yanıyor (Ada, #3)
Heyecanlı bir final kitabının sonuna gelmiş bulunmaktayım. Final kitabı benden tam puan aldı. Her ne kadar Skye'a çoğu yerde sinir olmuş olsam da tempo hiç düşmedi. Ben de sürekli görünmeyeni arayıp durdum, Adaya da sinir oldum ama var olması prens prenses geçmişi okuyunca o zamanlara keşke daha çok değinilseydi dedim belki adaya o zaman bir sempati besleyebilirdim. Ölenlere çok üzüldüm her ne kadar kendimi şartlandırsam da yine de bir ümit belki yaşıyorlardır, belki ölüp dönmüşlerdir diye hayal kurup durdum. Haksızlık yani onlar kendi istekleriyle gelmedikleri yer de kaybolup gittiler ve arkalarında hiçbir şey bırakamadıklarını düşündükçe daha da sinirleniyorum. Pislik ada ☠💣
Baskı: Aşk - Esaret
Son üç gündür kitap okuyamıyordum. 🙈 en son Aşk | Esareti okudum ve beğendim. Sylvia Day'in historical kitaplarını çok seviyorum ama konu güncel olunca değişiyordu ama bu kitap hiç beklediğim gibi değildi çok severek okudum iki üç saatte bitti diyebilirim. Kitapta başrol karakterlerden ziyade Gia'nın abileri Niko ve Vincent karakterlerine bayıldım. Kendi kitapları var mı yok mu bilmiyorum ama yoksa inşallah canım Sylvia'm yazar varsa da canım Pegasus çabucak yayınlar.
Baskı: Sır
Bir gecede okudundu bitti. Nefes kesici bir kitaptı bir sayfa, bir sayfa derken kitap bitti. Kitapta kime üzüleceğime şaşırdım. Lily, Dave, Margaret, Jerry, Beth, Paul, çocuklar ama en çok Paul üzdü beni. En çok Lily'nin çocuklarıyla kavuşma anı mutlu etti beni. Kıskançlığı korkuları yazar o kadar güzel anlatmış ki okumaktan ziyade yaşadım sanki. Jerry'i çok sevdim. Karısını kaybetmemek için susmaları. Çok sevdi. Lily'nin seni seçiyorum demesi beni bile mutlu etti. Duygudan duyguya geçtim durdum Dave'e üzüldüm ama ne bileyim bence en ağır yük Jerry'nin omuzlarındaydı. Ahh o susmalar ve sonunda içindekileri dökmeler. Jerry gibi adamlar kesinlikle sadece kitaplarda var hatırlatında bunu aklımdan çıkarmayayım. Aslında her bölümü anlatmak istiyorum böyle içim içime sığmıyor. Spoi vermekten korkmasam her şeyi yoruma dökmek istiyorum. Sadece temposu hüznü bol olan kitabın finali beni tatmin etmedi ama o kadar da olsun şikayet edemeyeceğim kadar mükemmeldi diğer bölümler.
Baskı: Katiller Çetesi Izabel #2
Kitap beni ezdi geçti.. Biraz vahşi ama çokça duygulu, hatta bazen eğlenceli. Evet, katiller bazen cok eğlenceli olabiliyormuş. Hayat sıkıcı, birkaç saat güzel vakit geçirmeyelim diyenler; bu seriyi okuyun . J.A. Redmerski'nin yazım dili çok güzel. Çıkardığı her kitap kesin okunmalıdır diye bir düşünce çoktan oluştu bende. Ayrıca ephesus yayinlari kitabı çok güzel bir kapak tasarımı, cilt baskısıyla yayına sunmuş. Alınası, okunası, kesinlikle sevilesi. Sırada ki kitap Sarai'den bu yana merak ettiğim Fredrik'in kitabı inşallah yayınevi öncelik verir de hemen okuruz. Not: Katil dediğime de bakmayın bu adamlar asla masumlara zarar vermiyor. Zaten bu kadar sevmemin nedeni de bu özellikleri.
Baskı: Sadece Arkadaşız (Not Quite #1)
Aradığım heyecan buydu işte. Nasıl okudum nasıl bitirdim anlamadım. Zaten bittiğine de çok üzüldüm o kadar güzeldi ki. Jess mükemmel bir anne ve abla. Jack milyoner ama mütevazı bir karakterde. Olaylar ise o kadar güzel ilerliyor ki gözümü kitaptan bir saniye bile ayırmadım. Güldüm ve sonunda hüzünlendim zaten küçük çocukların olduğu kitaplar beni bir şekilde hüzünlendiriyor. Puanım 5/5 benim gibi romantik hikayeler seviyorsanız muhakkak okuyun. Beş kitaplık serinin ilk kitabı hemen ufak bir araştırma yaptım da. 🙈 İnşallah Nemesis bizi fazla bekletmez de diğer kitapları da çabucak okuruz.
Baskı: Güz Fırtınası
Bir Tarihi Aşk Romanı yorumuyla karşınızdayım :) Gerçi sadece aşk değil, tutku, eğlence, aile sevgisi dolu da bir roman. Rita Hunter okuyanlar zaten bilir; duyguyu kaleme en güzel aktaran yazarlardandır o. Okumayanlar ise, üzgünüm ama kaybettiğiniz bayağı şey var 🙈 Güz Fırtınasına gelirsek, Alex ve Jane birbirine hem zıt hem de bir o kadar da uyumlu çiftlerden. Tatlı, akıllı, hayalperest ve sevgi dolu Jane ile, olgunluyla kendine hayran bırakan, aklı başında ve ne istediğini bilen Alexander'ı okumak çok keyifliydi. Bu arada Alex'in ne istediğini tahmin etmek çokta zor değil :) Tabii ki onu her an şaşırtan ve mutlu eden güzeller güzeli Jane'i istiyor. :) Ve böyle bir adam, bir kadını istiyorsa, o kadının kaçma şansı yok! Zaten Jane'in de kaçmaya niyeti olsa baştaki akıllı kelimesini silerdim 🙈 Alex, topraklarına geri döndüğü zaman Jane ve ailesi ondan korkar. Çünkü Alex, rezil bir soydan gelmektedir. Kendinden önceki Dükler, oldukça kötü sıfatlarla anılır ve herkes Alex'in de aynısı olacağını sanır. Ama ne büyük bir yanılgı! Alex ilk andan beri duruşuyla hayranlık uyandırdı. Ve adam bir asker zaten. Disiplinli, başarılı, her ne kadar sakin duruşlu olsa da otoriter... Şartlar, rastlantılar Jane ve Alex 'i yanyana getirdikçe kıvılcımlar aleve döner, bize de bu güzel hikayeyi okumak düşer... Aslında iki hikaye :) Bir tanesini de Jane yazıyor. O hikayenin finaldeki yeri özellikle çok baska 😍😍 Okuyanlar anladı bile. Ah Alex 😍😍 Not: Rita Hunter'in kaleminin hastasıyım ama Jane onu geçti gibi gibi. Kitabımı imzalatırken bilseydim bir imza da Jane'den almak isterdim 👉🏼 Artık düşünün ne kadar sevdiysem. 😍 Rita Hunter, kalemiyle beni o dönemin içine götürdü. Bu dünyada yaşayıp o dünyayı böyle güzel anlatmak alkışa layık 👏👏 Yaz günü özlediğim Güzün Fırtınaları koptu...
Baskı: Belki Bir Gün (Lucky Harbor, #6)
yazarın çıkan kitapları aarasında bence en iyisi. Diğer kitaplarını da beğeniyorum ve sevdiğim bir yazar fakat bu kitabı benim için çok farklı hem eğlencesi bol hem hüznü.
Baskı: Ada - Sırlar Çözülüyor (Ada, #2)
Hazır üçüncü kitap çıkıyorken ilk iki kitabın yorumlarını yapayım. İlk kitabı okurken karakterler bana çok ergen usulu gelmişti. Yani 17-18 yaşında ki çocukların nasıl olmasını bekliyorsam. Ama bir anda kendilerini kimsenin olmadığı vahşi bir yerde buluyorlar ve o kadar rahatlar ki. Aslında sevmemin bir nedeni de bu kitapta hiçbir sorunun cevabını bilmemenin de etkisi var. Ne bileyim yani beğenmedim ikinci kitabı almamış olsaydım devam bile etmeyebilirdim ama iyi ki almışım. Çünkü yazar sanki birinci kitapta ki eksikliklerini, rolleri üzerine oturmayan karakterleri silip götürmüş yerine güçlü, kararlı ve liderliğin hakkını veren bir Rives yazmış. Birinci kitabı ne kadar sevmediysem ikiyi o kadar çok sevdim şimdi üçüncü kitabı deli gibi merak ediyorum. İkinci kitap için yapabileceğim hiçbir olumsuz yorum yok aksine düşmeyen bir tempo sayesinde kitabı ne zaman bitirdiğimi bile söyleyemem. Şimdi Ada Yanıyor ile seriye devam etme vakti.❤️❤
Baskı: Geçmişin Kırıkları
Geçmişin Kırıkları aslına bakılırsa iki hafa önce okundu. Hatta bir kaç bölüm bir kereden fazla okundu. Böylesine güzel bir kitabı nasıl bekletebilirdim ki, zaten Baş Belası Yan Komşum kitabının arkasında ki tanıtımı okuduğumdan beri bekliyordum ve beklediğime de değen bir kitap oldu. 🙏🏿 Kapağa ilk başta ısınamamıştım ama kitabı bitirdikten sonra yakışacak başka bir kapak düşünemiyorum. Kitabın ilk yorumlarında Tristan'ın erken aşık olmasına dem vurmuşlardı ama bence hiç öyle değildi zaten onların kaderleri birlikte olmak için yazılmış. 😍 Tristan bencilce davranmadı açık açık seviyorum dedi, her saniye, her dakika, her saat, her gün çok güzel de dedi üstelik. ❤️ Bence uzatan Lizzie'di bunu eleştiri olarak söylemiyorum çünkü o da zamanı geldiğinde çok güzel ve tam da Tristan'ın hak ettiği şekilde çok güzel sevdi. Kitabı benim gibi Romantik-Dram sananlar varsa onlara da bildireyim bu kitapta düşünüp düşünemeyeceğiniz her şey var.
Baskı: Kalbin Ateşi (Ateş Serisi-3)
İlk olarak seriyi bitirmenin sevincini yaşıyorum neydi o bekleyiş süresi tam bir azap gibiydi. Sağolsun yazarcım da sayfada ki alıntılarla iyice kızıştırmıştı ama çok şükür bitti. Artık istediğim zaman istediğim dakika sevdiğim beğendiğim yerleri okuyabileceğim yani kitabın tamamını serinin tümünü diye belirtmek isterim smile ifade simgesi Kitaba gelecek olursak açıkçası okuduktan sonra beklediğimi bulamadım bu harika bir şeydi. Çünkü neredeyse her yorumda Stephan melek gibi, alttan alan, yumuşak olan taraf olarak belirtilmişti ki Şeytan da bir melek doğru, (Kitabı okur okumaz yorum yapmazsam böyle olur işte böyle bir cümle kitapta da geçiyordu sanırım inş karıştırmıyorumdur çook utanırım:) Efenim neyse.. Hiç öyle birisi değildi valla nerede alttan alıyor pardon ben kaçırdım da benim görüp okuduğum en son bölümlerde ama olsun o kadar da ne kadar çok çektirdi kızımıza. Üstelik Davina sıradan olmaktan çok farklı güçlü, aklı başında, ne istediğini bilen, sevdikleri için Dünya’yı ateşe verebilecek bir İskoç kızı. Gerçi başına ne geldiyse bu en son madde yüzünden geldi ya. Davina.. Tam bir İskoç kızı. Ailesi öldükten sonra kardeşine hem anne hem baba hem de abla olan Dünya’nın tüm güzelliklerini kendi hayatından çalıp kardeşine ilave eden kendisine koyunlardan ve kardeşinden oluşan bir dünya yaratan.. Bu yüzden kardeşinin başına gelen skandal yüzünden gözü döndü haklı da ama Alina’ya çook kızdım tavırlarından dolayı upset ifade simgesi Davina günden güne bir çiçek gibi solan kardeşinin intikamını almak için harekete geçiyor. Fakat intikam ararken aşkı buluyor. Ve bunda Stephan’ın hiçbir katkısı yok yani varda Daina Stephan’a güzel ve alttan alan tavırları için aşık olmuyor smile ifade simgesi Benim için en özel yerler 1. Si Davina bazı aksilikler dolayısıyla İskoçya’ya gittiği ve ardından tekrar Londra’ya dönmek durumunda kaldığı zaman Stephan’la ilk karşılaşmalarında olan diyalogları. Davina’nın kırgınlığı ve bunu dile getirişi çok güzeldi.. 2. si Stephan’ın istemeyerekte olsa Davina’yı küçük duruma düşürmesi. İstemeyerek diyorum ama bu tamamen Stephan’ın düşüncesizliğiydi.. O kısımları okurken çook sinirlendim ve Davina bir yığın dolusu hakaret edebilir olay çıkarabilirdi ama bence davranışı çok asildi. 3. olarak serinin diğer kitap karakterlerinin de kitap da fazlasıyla ve sıkmadan yer almasıydı. Nasılda özlemişim, üç erkeğin diyaloglarını, Isabel’in çatlaklığını Sophie’nin uzlaştırma tarafını. Daha sayabileceğim bir sürü sahne var aslında, Davina’nın Kate ile parkta ki ilk diyaloğu, yağan karın altında ki ilk yakınlaşma, stephan’ın hatalarını telafi etmesi ve final.. Yalnız hep Stephen’ı suçlamışım ne kadar olayları Davina yaşasa da benimde hem cinsi olarak gururum kırıldı yani :)) Ama bu demek değil ki Stephan kitap da lağnet bir şeydi aksine çook yakışıklı, sempatik tavırlı, gülümsediğinde yanağında beliren çukur gamzesi bunları düşününce de, Davina kızım sen bir dünya turuna çık ben onu adam ederim demek istemedim de değil ama okuyanlar bana hak verir ki Stephan’ın cazibesi karşısında hiçbir genç kız ayakta duramaz. Bu sadece okuyanların anlayabileceği bir duygu ve sizde aynı duyguları paylaşmak istiyorsanız kitabı kesinlikle okuyun kaçmaz bu seri bu kitap :)) Ay yalnız yorumu bitiremiyorum her defasında aklıma dikkatimi çeken başka konular geliyor bu son olsun.. Kitap serinin diğer kitaplarına göre daha cüretkar ve duygu yoğunluğu olarak en iyisiydi diyebilirim.. Ama hala favori kitabım Aşkın Ateşi grin ifade simgesi Sondu bu valla yazmıyom başka bir şey :)) En sevdiğim yeri alıntı yapmazsam olmaz :)) Stephan kaşları çatık bir vaziyette yola bakmaya devam etti. Söyleyemediği kelimeler içinde birikip gergin bir yay şeklini alıyordu sanki. “Davette sana ben eşlik etmek istiyorum.” Davina afalladı. “Sen de mi katılacaksın?” “Elbette, bir senedir bu daveti bekliyordum.” “Eminim öyledir.” “Zamanını söyle, o akşam tam vaktinde kapında olacağım.” Davina davetin gerçek olup olmadığını bile bilmezken zamanını nasıl bilebilirdi ki? Tabii itiraf etmek yerine, “Bir senedir beklediğin davetin gününü hatırlamıyorsan sana neden yardım edeyim?” diye söylenmeyi seçti.
Baskı: Aşkı Seçtim (Sancaktarlar Serisi #2)
Öncelikle kitaba bayıldığımı Doruk’a hayran kaldığımı ve Asya’yı verseler bir kaşık suda boğabileceğimi!! Söyleyebilirim çok ciddiyim.) Tabi genel olarak bakıldığında Asya’yı Doruk’u bir kenara bırakıp Aşkı Seçtim’i bir bütün olarak değerlendirirsem kitap bir harikaydı. Doruk gibi adamlar var mı gerçekten.) Kitap çıkmadan önce ön yargım oldukça açıktı çünkü ortada terk edip giden bir adam var ve ardında hamile bir kadın bırakıyor! Bir noktaya çok seviniyorum ön yargılarımın kurbanı olmadım çünkü hiçbir şey göründüğü gibi değil. Doruk ne kadar suçlu ya da Asya çok mu masum? Bana göre Asya başına gelen her şeyi büyüyüp olgunlaşabilmesi için hak etti. Doruk ise ahh, anlatmaya kelimelerim yetmiyor yaptığı fedakârlıklarla gözlerimi kamaştırdı kalbimi fethetti. Olay kurgusu harikaydı. Kimin ne olduğunu, ne yaptığını kitabın sonlarına kadar anlayamadım kısaca polisiye olaylar çok iyi kurgulanmıştı, sağ gösterip sol vurmak tabiri bu kitap için geçerli diyebilirim. Sevdiğim bir diğer olayda duyguları okurken hissetmemdi bazı bölüm başlarında geçen öyküler o kadar içtendi ki kitabı bitirdiğimde Asya’dan başka kimseye kızamadığımı fark ettim..))Uzun lafın kısası arkadaşlarım Meral Aşkı Seçtim kitabında harikalar yaratmış ,))
Baskı: Pabucumun Ajanı -2
2015’in ilk kitabı ve ilk yorumu olarak benim için en değerli kitabı seçtim. Birde yıla en güzel en özel özel kitap ile başladım ki devamı gelsin “Söz konusu Asude ise gerisi hikaye” Yazarımız nasılda veriyor sözün hakkını ve yazdıklarıyla nasılda büyülüyor, aklımızı çelip bir hayale inanmamızı sağlıyor hain yazar Kitabın ardından bana kalan hüsran, kalp kırıklığı, bir kutu selpak ve yaralı kalp. Pabucumun Ajanı -1 öyle bir yerde ve öyle dolu dolu sırlarla bitmişti ki ikinci kitabın nasıl olacağı Deniz’in kendini düştüğü çukurdan nasıl çıkacağını ve sokak ortasında ki aşk itirafının ardından gelişmeler neler olacaktı? Çıkan sonuçlar harikadan öteydi.. Yeri geldi gülmekten, yeri geldi üzülmekten gözlerim doldu. Seniha Hanım'ın çıka gelmesi Belgin Hanım'ın kabullenememesi bu kısımlar trajikomikti Nasıl diyordu Deniz; “Durun! Şöyle yapıyoruz,” der demez hızlıca konuştum. Ne dediğimden haberim yoktu. “Ben otele giderim, Belgin Hanım kanepede, Tuna ve annem yatak odasında uyur işte!” Manyak kız :)) Moralim Aydan'ın yeryüzüne inme kararıyla berbat oldu. Yorumu yazarken bile bu kısımlar beni deli ediyor şımarık, bencil sosyete sosisi Çisem ile Aydan'ı bir araya getirsek ortaya mike markası çıkacak bir kalitedeydiler Tuna’nın da alacağı olsun ondan beklediğim tavır bu değildi, çok üzüldüm çok kırıldım bir okuyucu olarak.. Bu kısımlarda Deniz’le üzüldüm, sinirlendim. Tabi Deniz’in de hataları yok değil hızlı düşünüp karar vermesi tam bir eksiydi Deniz için.. Gerçi öyle olmasaydı Tuna Deniz’i Fark edebilir miydi? Kitabın en sevdiğim yerleri karakterlerin ardından duygu betimlemeleriydi. Deniz’in düşünceleri yaşadığı duygular ona karşı hissettiğim tüm kızgınlığı sildi süpürdü desem. Acıların bu kadar güzel kaleme döküldüğü satırlardan ufak bir alıntı; “Nasıl dayanacaktım? Ruhumun yarısını değil tümünü, kalbimin misafirini değil sahibini ardımda bırakarak, yeni bir hayata nasıl alışacaktım?” Bir yalan ve ardından getirdiği yalnızlık, ne kızabildim ne de sonra ki satırlara geçebildim kalakaldım Deniz ve yalnızlığıyla. Acıların dolu dolu yaşandığı bu ayrılığın vuslatını okumaksa her şeye tüm kitaba bedeldi. Gelelim Mert ile Yasemin’in aşkına. Mert bu adama diyecek laf bulamıyorum Murat halleri beni gülme krizlerine soktu Hem yalan söyleyip hem de yalanını kıskanan bir kendisi vardır yer yüzünde. Tüm sırlar açığa çıktığında bir ara keşke Murat da ikiz kardeşin olsaydı demedim değil o yüzden kıskanmakta haklıydı sanırım. Bu çiftimize de bayıldım Mert’in kendisi ile çelişmesi Yasemin’in katı tavırları.. Gerçekten katıydı kötü anlamda söylemiyorum kuralları olan bir genç kızdı ve bu kuralların dışına çıkması kolay değildi ve ardından kandırıldığını öğrenmek kim olsa aynı tepkiyi verirdi. Ayrıca bu çiftin sahnelerini okurken gözlerimden kalpler fışkırdığı, kalbimin Mu…ert diye attığı doğrudur. Daha yazılacak çok şey anlatılacak çok sahne var şuan son cümlelerimi yazarken bile o sahneyi de mi yazsaydım ama şu sahnede çook güzeldi be yazmasam ağlar diye düşünceleri kafamda dolanırken size aklımda ki soruyu sorup bitireceğim.. Şuana kadar kaç yazar yazdıklarıyla gözlerinizi değil de gülmekten çenenizi yordu?
Baskı: Unutulmaz Gece (Fairleigh Sisters #2)
Kitabı oldukça beğendim çünkü ilk kitap da şımarık küçük kız kardeş Lottie bu kitap da karşımıza genç kız olarak çıkıyor. Ve neler neler yaşıyor hemde, ohh olsun :D Yaşadığı olayları ağzım açık bir şekilde gülerek okudum çünkü ilk kitap da o kadar sinir olmuştum ki yaptıkları yanına kar kalıp payına düşen Markiyi elini kolunu sallayarak alsaydı yazarı okumaktan vazgeçebilirdim neyse ki olmadıı :)) Kitap eklediğimin üstünde güzeldi böyle söylüyorum çünkü ilk kitap (Unutulmaz Öpücük" hiç beğenmemiştim ama tabi yazarı okumayı her halükarda seviyorum. Şımarık, aklı bir karış havada macera peşinde koşan leydi Carlotta sosyeteye taktim edileceği gece yine maceranın peşine düşer ve olayın sonunda kendisini Hayden St. Clair'in kollarında bularak içinden çıkılamayacak bir skandala yol açar. onu artık ne eniştesi ne de kardeşleri kurtarabilir tek çare Marki ile evlenmesi ve Marki evlenmek istemese de sonuç olarak evlenirler ve Markinin malikanesine yol alırlar. Olaylar da tam olarak burada başlıyor hem Lottie'yi hem de bizi oldukça büyük bir sürpriz bekliyor en azından ben çok şaşırdım. Eee demek ki neymiş "yaptıklarımız yanımıza kar kalmıyormuş". Bu kısımlar eğlenceli kısımlardı bir de işin kötü tarafı var ki gelin görün bunu da spoi olmasın diye söyleyemiyorum ama kısacası Kanlı Markinin yaşadıklarını okurken ben oldukça üzüldüm ve Markiye büyük bir hayranlık duydum ^^ Son olarak iliştireyim kitap birazcık fantastiğe geçiş yapmış ama az biraz ucundan değinmiş çok değil :) Tavsiye edebilirim.