
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Edgar Allan Poe ve Londra Canavarı
Poe'nun kendi kurgu karakteri Auguste Dupin ile Londra sokaklarında hem aile geçmişindeki gizemi hem de başındaki tehdidi çözmeye çalıştığı başarılı bir roman. Poe'yu ve edebiyatını tanımak adına okunmalı. Yazarın Londra Canavarı ile başarıyla ilişkilendirdiği olay örgüsü övgüye değer.
Baskı: Sol Ayağım (Sol Ayağım, #1)
Okumak için çok bekletmişim. Sade, samimi, akıcıydı. Umudu yitirdikçe tekrar okunmalı.
Baskı: Agatha'nın Anahtarı
Kısa polisiye hikayeleri bir solukta okumak iyi de bitince insan üzülüyor. Üstadın eline sağlık.
Baskı: Tünel (David Raker, #3)
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Anlatım tarzını ve gerçekciliğini beğendim. Ana karakter beni kendine bağladı. Diğer kitaplarını da edinip okumayı isterim.
Baskı: Kadıköy Cinayetleri
Konuyu işleyişi ve dili okuyucuyu yormayan akıcı bir roman. Ama biri yazara polisiye çok satmaz içine biraz cinsellik serpiştir demiş, o da elini bol tutmuş gibi. Gerçekciliğine ve son dönem polise olan düşüncelere göndermeler yapışına söylecek sözüm yok. Polisiye tutkunlarının okuması gerek.
Baskı: Surlu Şehrin Rüyası
Edebi dilinin güzelliği ve çevirinin başarısı okumamı hızlandırdı ve destekledi. Belki kadını merkez alan romanları sevdiğim için Çin devrimini merak etmemiş olsam da romanı severek okudum. Yazar bize direniş ve savaşın doğrudan içinde olmadan devrim sürecini ve Japon işgalini sıradan bir anne ve eş gözünden görmek fırsatını vermiş. Okunmasını tavsiye ederim.
Baskı: Çavdar Tarlasında Çocuklar
Belki isminden dolayı çok farklı bir konu beklemişim. Yaş itibariyle 40'larımda bir kız annesi oluşum romanı beğenmemi engellemedi. Aksine ergen oğul sahibi her anne o psikolojiyi anlamak için okumalı diye düşünüyorum. Bu genç adamın samimiyetini sevdim ben. Otobüste başınıza dikilip konuşan liseliler misali o çağlarda yaşananlar ve düşünülenler evrensel sanırım. Karakterin zengin çocuğu olması canımı sıktı tabii ama sonuçta hepsi farklı acılar çekiyor. Zor dönem...
Baskı: Su Bebekleri
Çocukken okuduğum kitaplardan biridir. Yatağımın üzerine uzanıp heyecan ve merakla okuduğumu anımsıyorum. Yıllar sonra rastlamak beni o günlere taşıdı.
Baskı: 5. Dalga (The Fifth Wave, #1)
Oldum olası bilimkurgu sevdiğim için kitabı büyük bir hevesle aldım. 3 günde bitirdiğime göre sevmişim demektir. Elbette günümüz bilimkurgu kitaplarında bir "Yıldız Gemisi", "Rama Üçlemesi" derinliğini aramamak gerek. Kitap boyunca hep şunu düşündüm. "Bundan iyi bir bilimkurgu-macera filmi olur." Romanın kahramanlarının yaşını ve yaşadıkları duygusallıkları düşünürsek genç kitlenin kitabı çoktan okumuş ve yorum için buraya koşmuş olmasını beklerdim... Aksayan, mantıksız gördüğüm yerler olsa da her yaşın elinden düşürmeden okuyacağı bir roman.
Baskı: Simyacı`nın Sırrı
Dili sadeleştirilmiş, güncellenmiş bir geçmiş zaman hikayesi. Dili sadeleşince masal kıvamına geldiyse de yazıldığı yılları göz önünde tutarak yazarına saygı göstermeli. İçinde anlatılan bir olayın İskender Pala'nın Katre-i Matem romanındakine tıpatıp benzemesi düşündürdü beni.
Baskı: Kırmızı Zaman
Mine Söğüt'ün diline bayıldım. Hikayenin kurgusu çok başarılıydı. Gizemi ve merak unsurunu korumayı başarabilen yazarlar kitabı okunur kılıyor. Çözümleme kısmında acele ettiğini düşünüyorum. Elbette herşeyin mantıklı bir açıklaması var ama yazar o kısmı edebiyatla biraz ballandırsaydı kitap mükemmel olabilirdi. Diğer kitaplarını okumak niyetindeyim.
Baskı: Zamanın Efendisi
Yazarın büyük hayranıyım ancak kitap beni hiç mutlu etmedi. Adli bilimlerin henüz gelişmekte olduğu bir zaman diliminde geçiyor anlıyorum ancak yazar Karındeşen Jack misali bir hikayeyi uzun çok uzun tahlillerle sıkıcı bunaltıcı bir hale getirmeyi başarmış. Kitap bu haliyle Hollywood film seneryosuna ilham olabilir ama bir Chattam klasiği olmaya çok uzak.
Baskı: Muhadarat
Yazıldığı yıllar ve o günlerdeki edebiyat akımları göz önünde bulundurularak okunmalı. Adı gereği anlattıklarından ders çıkarma ve öğüt verme amaçlı oluşu okuma keyfini biraz bozsa da anlatılan hikaye değme Türk dizileriyle yarışacak heyecanda.
Baskı: Tanrının Unutulan Çocukları
Gerek dili, gerek konusuyla bana çocukluğumda okuduğum bazı kitaplarda hissettiğim hoş duyguları yaşattı. Özgün adı değiştirilmeseymiş keşke, kapak resmi ve ismi nedeniyle kitaba başlarken kafamda bambaşka bir konu vardı. Bu adıyla insanda başka beklentilere neden oluyor.
Baskı: Nasıl mısın, İyi misin
Mükemmel bir kitaptı. İçerdiği üç hikaye de insanı derinden yaralıyor, düşündürüyor. Dünya'ya barış götüren o malum(!) ülkenin tertemiz insanların masum bedenlerini nasıl harap ettiğini, ülkeleri nasıl yaşanmaz hale getirip iyi olan herşeyi yakıp yıktığını okuyoruz, düşünüyoruz ve üzülüyoruz.
Baskı: Saatleri Ayarlama Enstitüsü
Yazarın insan tahlilleriyle bezediği, bürokrasinin ve Türk uyanıklığının nelere kadir olduğunu anlatan, dili ve uslubuyla beni mest eden bir kitaptı. Başlarda hikayenin nereye gideceğini kestiremediğimden konu anlamsız ve sıkıcı geldiyse de kusurları ve ayıplarıyla aslında bizden biri olan Hayri İrdal bize para ve şöhretin özellikle hak edilmeden geldiğinde insanları ne hallere soktuklarını başarıyla anlattı. Tanpınar şiirlerinde olduğu gibi bu romanında da edebi gücünü bana kanıtlamış oldu.
Baskı: Klon
Keyifle okudum. Klon teknolojisinin geleceğiyle ilgili ufak da olsa bir önizleme oldu. Yazar cinayet hikayesiyle konuyu pekiştirmiş merak, unsurunu hep dozunda tutmuş. Çeviriden kaynaklı olduğunu düşündüğüm bazı anlam düşüklükleri dışında iyiydi.
Baskı: Bora'nın Kitabı
Gizli Anların Yolcusu kitabının ardından okunması konuyu kavramak açısından tavsiye edilir. Konusu size ne kadar uzak ve ne kadar önemsiz görünse bile kitap bir solukta okunuyor yazarın harika uslubu sayesinde. Ülkede kadın olmak kadar "kadın gibi olmanın" da ne kadar zor olduğunu anlatırken alttan alta ufak da olsa politik ve çevreci mesajlar da vermiş yazar. Sonuçta bir edebi şaheser çıkmamış ortaya belki ama akılda kalıcı olduğu su götürmez.
Baskı: Puslu Kıtalar Atlası
Dili kurgusu beni benden aldı. Bazı satırları dönüp dönüp okudum ve yazara hayran oldum.
Baskı: Bıçak Sırtı
Tess Gerritsen artık aşk romanı yazıyor onu anladık. Beni memnun eden bir hikaye olmadı. Ne karakterler, ne konu, ne de gereksiz aşk paragraflarını beğenmedim. Yeni romanı da çıkmış ama bence bu kadar sık yazmamalı. Bu kitap benim için son Tess Gerritsen romanı oldu.
Baskı: Leş (Gerçek Döngüsü, #2)
Chattam bu sefer romanın mekanlarını gerçekten güzel seçmiş. Atmosfer ve heyacanı her zaman diri tutuyor ve neredeyse son sayfaya kadar "katil kim" diyerek merak sınırımızı hep tepede tutmayı başarıyor.
Baskı: Ruh Koleksiyoncusu (Rizzoli & Isles, #7)
Ya ben çok fazla Tess kitabı okudum ya da Tess fazla kitap yazdı. Bu sefer beğendiremedi bana kendini. Sıradan bir Rizzoli&Isles dizi bölümü izlemiş gibi oldum.
Baskı: Sisle Gelen Yolcu
Grange okumakta hep zorlanmışımdır. Ancak son kitabı hakikaten akıcı ve iyi kurgulanmıştı. Yer yer klişeler görülüyor ama o kadar kusur kadı kızında da olur diyerek, iyi bir yaz tatili kitabı olarak öneririm.