incapita
@incapita

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Baskı: Ateş ve Buz (Buchanan, #7)

Julie Garwood un kalemi her türü insana sevdirir. Kitabın konusu ne olursa olsun, türü ne olursa olsun, karakterlere öyle bir can veriyor ve öyle iyi yazıyor ki.. Ne yazsa okumak istediğim bir yazar.

Baskı: Seni Kalbime Yazdım (Legend of the Four Soldiers, #3)

büyük bir heyecanla bekledim, mutlulukla okudum. yazarın en sevdiğim kitabı oldu diyebilirim.

Şelale
7/1028.09.2012

Baskı: Şelale

Katilin kim olabileceği çok net ortada olmasına rağmen yine de merakla yanılmışsam ya şaşırtmaca varsa diyerek okumayı sürdürdüm. Kitabın en hoşuma giden yönü ise her karakterin iç dünyaları ile ferdi oldukları toplum arasında bağlantı kurmakta zorlanmalarına rağmen başarılı olup olmama konusunda çevre kadar kendi tercihlerinin ve kim olduklarının farkında olup olmamalarının etkisinin büyük oluşunu düşündürdü bana yazar. Güzeldi.Akıcıydı. Heyecanlıydı. Merak uyandırıyordu.

Baskı: Aşkın Ateşi (Ateş Serisi-1)

Adrian yüzünden saçlarım kitabı okurken birkaç tel daha beyazladı ve gözlerimin sinirden seğirmesinin önüne Kate sayesinde biraz geçebildim.İsabel tam bir ateş parçası, geçtiği yerlerde dokunduğu her canlıyı tütsülüyor ama Adrian ise tam zıttı onun İsabel’in yüreğine verdiği zarar ne yazık ki soğuk yanığı… Adrian İsabel’i Fredy ve Vivian’ın kaçışlarından sonra fena halde köşeye sıkıştırmış olduğu bölümlerde öyle böyle değil yüreğimi ağzıma getirdi.. Vahşi, soğuk, kinle dolu olduğu yerlerde kanımı dondurdu.. Neyse ki tek gayesi zaten bunu elde etmekmiş.. Başardı.. İsabel’in üç gün boyunca akıbetini beklerken çektiklerine bende ortak oldum.Neyse ki günümüzde uçuk ilaçları var. İçi İsabel için yanarken ağzından çıkan her kelimede bu yaz sıcağında soğuk soğuk terletti beni hınzır Adrian..İsabel’in en sonunda Londra’ya yol almasıyla ömrümden ömür gitti . Onun yerinde ben olsam benimde yapacağim tek şey bu olurdu. İsabel kesinlikle masumdu.. Hayatı ne dadısı Morgan’dan ne denizci babasından ne dostu Fredy’den ne de Mimi’den öğrenemeyeceğine göre kendi pişirdiği maceralarda öğrenmekten başka çaresi olmayan İsabel’i n masum olmadığını bir sn bile düşünemem. Adrian’ı baştan çıkarmışsa ne olmuş, Fredy mutlu olsun diye yalan söylemişse ne olmuş  Adrian’ın büyük halası kontes Adele için çok komik bir benzetmem var..Kedi Slyvester’ın sahibesi yaşlı kadına o kadar benzettim ki..:))) her sahnesinde gülmekten dağıldım.. İsabel’in kıskançlığı, çiğ patates meselesi, Adrian’la tutkulu anları, Brendan’ı sorguya çekişi, Fredy’le evlilik provası, Morgan’ın koruyucu tavırları, Mimi’nin şiddet sahnelerinde ki büyük rolü her defasında beni gülmekten inlettiyse bile çoğu zaman bu kadar mizah yüklü satırlara rağmen hüzün, aşıkların düştüğü çaresiz anlarda ustalıkla ve zerafetle dokunmuştu.. Sadece eğlenceli değil aynı zamanda fena halde yakıcı ve tutkulu satırlar. Aşkın bir tarafın aklını başından alırken bir tarafın aklına başına getirmesinin hikayesiydi..Hiçbir historical romans böyle hem yakıp sonra yaktığı yeri üfleyecek nitelikte değildir..(Tatlı Tuzak hariç..:)))

Baskı: Cennette Bir Yılan (Chief Inspector Armand Gamache, #1)

Polisiye kitap okurum ama pek azını beğenirim.. Küçük bir kasabada birbirine bağlı ve uyumlu yaşayan insanlar arasında birgün ihtiyar bir kadın cesedi bulunur...Küçük kasabalıların çok sevdiği bu kadının sırları yavaş yavaş çözülmeye başlar. Çok kaliteli bir polisiyeydi..Katilin herkes olabileceğini düşündürdü..Çok defa yapılan psikolojik tahlillere bayıldım..Kitabı defalarca okumak üzere işaretledim ki ben okuduğum kitabı bir daha kolay kolay okumayı beceremem...

Korsan
6/1027.07.2012

Baskı: Korsan

Lort Alex Howke ne yazık ki biraz yavan kaçmış ..Alıştığımız o süper ajanlar gibi değil..Arkadaşları ise kitabı okumam için tek neden oldular..Özellikle Scotland Yard Dedektifi Ambrosse'un Holmes hayranlığı, sarı çorapları bana keşke kitabın ana karakteri o olsaydı dedirtti...Yan karakterleri okumak için başka kitabını okumak isterim çıkarsa eğer ama Ajan Howke ne yazık ki hayalkırıklığı...

Beyazlı Kadın
10/1023.07.2012

Baskı: Beyazlı Kadın

Muhteşem....

Baskı: Gönlünü Kimseye Kaptırma (Liar's Club #1)

Tamam komikti..Tamam sonlarda biraz açıldı..Tamam ev ahalisinin yardımları güzeldi..Ama kitap sadece güzel cümlelerin bir araya gelmesi demek değil bana göre..Agatha ünlü polisiye kadın yazarının adını taşıyor ve kadın casus olmak konusunda hünerli..bi ara aklıma Mr&Mrs Smith filmi geldi..Bu çiftte biraz onlar gib olmaya adaylar..Ama yazar fazla ileri gidip abartmışve ne yazık ki inandırıcılıkta ipin ucunu kaçırmış.. Agatha önce evleniyor..Sonra bir ilanla kocasını öldü ilan ediyor.. Kimse cenaze töreni vs peşine düşmeden taziyeye geliyor..İnanılır gibi değil..Sonra kocanın ikiz kardeşi ortaya çıkıyor..Bunuda herkes yutuyor...yani eğer okuduğum kitap eğlenceli olabilir ama içinde asla mantık aramamak, eğer kafanıza oturmayan bir yer varsa üstünde fazla durmamak şartıyla güzel olabilir..Seriye devam eder miyim etmez miyim bilemiyorum.. Eğer okuyacak kitap bulamazsam belki...Bu da mümkün gözükmüyor..

Baskı: Müzik Şeytanı (Julian Kestrel, #4)

Daha önce Kırık Testi'yi okumuştum ve hep bu kitabı okumak istedim..Müzik konusunun işlendiğini ve sıkıcı bulacağımı düşündüğüm için ilk kitabın tadının güzelliğine rağmen bir türlü kitabı almamıştım. Kitapta müzik konusu sadece bir saplantı olarak işleniyordu ve neden Müzik Şeytanı dendiğini ise açıklayamam çünkü kitabın sonunda herşey açığa çıkarken anlaşılıyor ve herşeyi berbat etmek istemiyorum.. Başından sonuna kadar tüm ipuçlarını düşündüm taşındım tek tek herkesi eledim ve Orfeo'nun kim olduğunu bu arada katilin kim olduğunu araştırdım ve yazar kesinlikle ustalıkla çok iyi saklamıştı gerçekleri..Kitabın sonunda resmen "Hadi bee" oldum.. Kesinlikl tavsiye ederim...

Baskı: Sapphique (Incarceron, #2)

ilk kitapta çok ümitlenmiştim..ikinci kitabı sabırsızlıkla bekledim..ama ne yazık ki ikinci kitap saçma sapan bi şekilde sona erdi..güzel bir konunun parlak bir fikrin heba edildiğini düşünüyorum..

Kalbimin Sahibisin
10/1005.05.2012

Baskı: Kalbimin Sahibisin

Essie çok tatlı bir karakterdi..Bağımsız özgürlüğüne düşkün 30 yaşında, heyecanlı ve evde kalmış..Ancak aşkı kendi kendine bulmaya çalışırken başına gelenleri haketmedi..Ama 1890 lı yıllarda Teksas'ta erkekler ne yazık ki hanım hanımcık, bisiklete binmeyen, heyecanlarını gizlemeyi başarabilen, kafasına gösterişli şapkalar takmayan sade tekdüze kadınları tercih ettiği sürece garibim Essie serinin ilk kitabı olan Kalbimin Sahibisinde aradığı aşkı ne yazık ki bulamıyor...Kitapta yan karakterlerden özellikle Essie'nin dayısı ve babası ve 7 yaşında yetim ve öksüz Harley'e bayıldığımı söylemeliyim..Özellikle Harley'e..Kitap biter bitmez hemen ikinci kitabı aldım..

ÖncekiSayfa 5 / 5Sonraki