
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Tehlikeli Aşk (Sedikhan, #2)
İris Johansen- Tehlikeli Aşk bitti. Yine güldürücü,eğlendirici,sürükleyici bir romandı. Beyaz dizi tadında. Tek sorun macerası eksikti birazcık. Ama yinede ben beğendim. Öncelikle olay Honey'in işini anlatmakla başlıyor. Honey bi dedektif ve günün birinde birisi Prens Rubinoff'un odasından mektupları alması için onu tutar. Tabi Honey odaya servis masasının altında iki büklüm şekilde girer ve unuttuğu bir şey vardır. Sigara dumanına alerjisi var. Tabii içerde sigara içilir derken hapşırmaya başlar ve Prens Rubinoff kızı ortaya çıkarır. Daha sonra Prens kızın peşini bırakmaz ve Honey'i özel koruması olarak işe alır. Honey ilk bunu istemesede mecburdur. Başka seçenek sunulmamıştır önüne. Daha sonra bi adaya giderler orda bi kaç iniş çıkış görülür.Tutku dolu bi hikayeydi bana göre. İris Johansen,hani sıkıldığnıız vakitlerde elinize alıp kitaplarını okuyabileceğiniz bir yazar. :)
Baskı: Çöl Çiçeği (Sedikhan, 7)
Çöl çiçeği bitti. Çok ama çok hoştu. Şeyhimizle Pandoranın inişli çıkışlı halleri çok hoşuma gitti. Bu İris Johansenden okuduğum ikinci kitap. Birincisi Ufka Dokunmaktı. İkisi de harika. Konu hep şeyhleri alıyor. Eh İskoçlardan sonra birde başıma şeyhler çıktı… Konu olarak ; Pandora 6 yıl sonra tekrar çıkar ortaya. Bu sefer büyümüş,olgunlaşmış olarak. Önce şeyh canını acıtmak ister türlü türlü oyunlarla. Sonra ise… Düşer aşkın ocağına.Çekişmeli,inişli çıkışlı güzel bir aşk hikayesi. Kesinlikle önerilir. Bu kadınla tanışmayan varsa bir an önce tanışsın…
Baskı: Karanlığın Kızı (Gods & Monsters #1)
Karanlığın Kızı bitti. Dex beni hem şaşırttı hem şaşırtmadı. Kitabın güzel olacağına emindim,şaşırmadım. Ve konusu yine ilginçti,şaşırdım. Fantastik roman açlığımı Karanlığın Kızını okuyarak doyurdum. Ne yalan söyleyeyim keşke biraz daha uzun olsaydı. Neyse gelelim konuya. Ari annesi öldükten sonra eline bir mektup geçer ve o mektup kısa ve öz KAÇ demektedir.Nereye gideceğini bilmeyen Ari soluğu New 2 de alır. Burası doğum yeridir. Bir şeyler bulacağından emin bi şekilde giderken Crank’ın arabasına biner.Crank New 2 ye geldiğinde Ariye kalacak yer de teklif eder. Ucuz bi para karşılığında Ari de kabul eder. Kaldıkları eve gittiğinde birkaç kişiyle daha karşılaşır ve onların farklı olduğunu bilir. Kendi gibi farklılar. Ari de bi lanet vardır. Annesi,büyükannesi 21 yaşında ölmüştür tabii daha eskileri de öyle. Ve lanet Aridede vardır. Ari bunun bi çözümünü ararken bi çok şeyle karşılaşır. Tanrı gibi mesela. Athena… Güzel bir fantastik roman sizi bekliyor. Kaçırmadan okuyun derim. Teşekkürler DEX !
Baskı: Tatlı Tuzak
Tatlı Tuzak bitti. Güzeldi. Connor’cuğum sana buradan sesleniyorum. Başlarda odun olup,pislik herifin teki olsanda ve bunda birazcıkta Elisha’nın suçu olsa da sevdim seni. Eh Elisha canım aşıksın yani aşkın için yaptın kazandındiyorum ne diyeyim. :) Catherine, sana özendiğim kadar kimseye özenmedim cidden. Despot bir yanın vardı ve aslında kalbinde çook büyük iyilik yatıyordu. En çok seni sevdim diyebilirim. Carla,sana söyleyecek hiçbir lafım yok :D Valla hak ettiğini buldun. Connor iyi yaptı oh diyorum. Tony,canım yaa. Üzülmedim değil sana. Ee bazı yerlerde Connordan iyi davrandığın belli bir şey. Claire,Mathew sevdiğim karakterlerdendiler. :) Şimdi konuya gelecek olursak bitli Elishamızın saçlarının kesilmesiyle başlıyor kitap ve boneli haliyle kalkıp Clairelere gidip Dük’e hizmet ediyor. Tabii ilk görüşte bi aşk başlıyor. Ama Connor –sevgili dük- bu kızı küçümsüyor,ilgisini bile çekmiyor hatta. Daha sonra işler karışıyor bi yalan Elisha ve Connor’un hayatını değiştiriyor. Tabii bu yalan minik Elisha’nın başının altından çıkıyor ama kötü bir düşünceyle değil sadece aşkından yapıyor. Onu birdaha görememekten korktuğundan kısmen yalan söylüyor. Ee iyi de yapmıyor değil. Fakat şöyle bir şey var ki Connor ilk başta onu kullanıyor. İntikamı için. Eh bazı yerlerde güldürdü bazı yerlerde üzdü. Ama güzeldi. Okuyun derim. :)
Baskı: Kanlı Kumpas
Steve Hamılton harikalar yaratıyor!! Gerçekten.. Çok çok güzeldi. Bu yazarın diğer kitaplarını da heyecanla bekliyorumm..
Baskı: Ejderin Aşkı (Ejderha Serisi 1)
Mükemmeldi diyebilirim. Fantastik olarak okuduğum en iyi kitaplardandı.Kitabı anlatacak olursak 2 bölümden oluşuyor ve bu iki bölümün ikiside birbirinden güzel.Dili o kadar güzel, o kadar akıcı ki elinizden bırakamıyorsunuz. Kanlı Annwly : cesur ve bi o kadar da güzel bir kadın. Fearghus : Bizim yakışıklı ejderhamız. Hiç beklenmedik bir anda karşılaşırlar ve Fearghus, Annwly’nin sadakatini kazanır bir şekilde. Tabii bir tek sadakatini değil… Kitap o kadar heyecanlıydı ki hani çabuk çabuk sayfaları çevirdim. Ve hani sayfaları çabucak çevirirken de bitmesin istedim.. Resmen böyle bir duygunun içindeydim. Hem hızlı okuyorum meraktan hemde bitmesin istiyorum… Her karakteri kitapta öyle bi anlatmışlar ki hani hayal edemeden duramıyorsunuz. O sahneler gerçekçi gibi resmen, gözünüzün önüne geliyor gibi oluyor. Bu konuda o kadar beğendim ki.Ve ve ve söylemeden geçemeyeceğim Fearghus canım yaa. Çok ama çok beğendim onu. 2.bölümde Bercelak ve Rhiannonun hikayesi var. Ah zor kadın! Bu bölümde ciddi anlamda güldüm.Ve cidden bu bölüm en can alıcı bölümdü diyebilirim. Ah Annwly iyi kurtulmuşsun zincir olayında. :D Okuyup görmelisiniz bence… Bu kitabı alıp okumalısınız,asla pişman olmasınız..Bu fantastik,diğer okuduklarımdan çok çok farklıydı.
Baskı: Söylemeyeceğine Söz Ver
Söylemeyeceğine Söz Ver bitti. Allah'ımm nefesimi tuta tuta okudum resmen..Her sayfasında ayrı bi gerilim,ayrı bir tad... Bayıldımm. Favorilerim arasına girdi resmen. Öncelikle şöyle başlamak istiyorum : PATATES KIZ'ı hafife almayın!! Patates Kız kim derseniz o Del'imiz. Resmen hani kitabı okurken sürekli arkama bakıp durdum. O kadar ki etkileyiciydi. Katemiz var bizim bir de. Çöl gülümüz. Aslında bazı şeylerden habersiz ilk başlarda. Sonra her şey ortaya çıkıyor tabii. Ve öyle bi şaşırdım ki anlatamam.. Bide bizim Mikemiz var. Dilsiz Mike. Katenin işi zor. Çünkü annesi alzhemir hastası ama annesi değil. Annesi ama değil. Artık siz düşünün burasını. Jean garip bir kadın. Alzhemir hastası ama farklı. O farklılığı okuyup görün... Ölüler suçlayabilir. Aslında doğrularınız yanlış olabilir. Aslında size zarar veren gibi gözükenler sizi kurtarabilir. Bu kitap harika. Çok ama çok etkileyici. Kurgusu müthiş. Öyle bir yerden bağlanıyor ki size mest oluyorsunuz. Kesinlikle okuyun,kesinlikle. ''Bir patates,iki patates,üç patates,dört. Artık senin peşinde,en iyisi kapıyı ört''
Baskı: Yüreğe Söz Geçmiyor (Bridgerton, #1)
Bitti bitti bitti! Bitmesinn :( Ay nasıl bekletirim ben bu kitabı kitaplığımda!! Okuduğum en güzel historical türden kitaptı. Şuan tüm yaz bu kadını okuyamayacağım büyük eksiklik! Okul başlar başlamaz alacağım kitaplarını. Öncelikle Bridgerton ailesiyle tanıştım sonunda. ( Coliin <3 ) Erkekleriyle tanışmaktan daha bi memnunum orası ayrı. :D Gerçi en merak ettiğim en komikleri Hyacinthti. :D Ay bu beni baya güldürdü yahu. Zaten kitabı okurken yüzümde kocaman aptal sırıtış vardı. 32 diş misali... Neyse. Olay şöyle başlıyor ; Eski dük'ün evliliği aşk üzerine kurulu değildi ama birbirlerine saygılıydı karısıyla. Ve karısının çocuğu olmuyordu ve hep eksik görüyordu.Hamile olduğunda ya ölü doğuyorlardı yada düşüyorlardı. En son hamilelğinde başarılı bi doğum yapmıştı ama kendisi hayata elveda demişti. Simonumuz doğdu ve artık Dük ünvanını korumak için bir erkek evlada sahipti. Taa ki Simon'un konuşamadığını öğrenene kadar. Evet Simon 4 yaşına kadar konuşamadı ve babası reddetti. Öldü dedi. 4 yaşından sonra kekeme olarak konuştu ve inatçılığı ile bunu yendi. Daha sonra babası öldüğünde ne kadar ortalıkta görülmek istemesede bi ortama girdiğinde çekiciliği yüzünden birdaha çıkamadı. Gerçi ilk girişi biraz olaylı oldu. :D Bu Simon -yakışıklı dükümüz- Bridgerton erkeklerinden Anthony'nin en yakın arkadaşı. Ve kız kardeş Daphne <3 Aşk,tutku,komedi,hüzün ne ararsan.. :) Çok çok çok güzeldi. Çok beğendim. Kesinlikle okuyun derim :) Ben geç tanıştım bu yazarla ama geç olsun güç olmasın. :)
Baskı: Aşka Şans Ver (Chesapeake Shores #1)
AŞKA ŞANS VER bitti. Daha kitabın yarısında iken demiştim ki bu kitap favorilerim arasına girecek diye. Şimdi gönül rahatlığıyla söyleyebilirim kitabı okudum bitirdim ve bayıldıım. Kesinlikle harika bir kitap. Öncelikle konu Abby'nin annesi Megan çok önceden Abby ve kardeşlerini terkedip Chesapeakeden ayrılıp New York'a yerleşmişti. Megan'ın gidişine haliyle tüm kardeşler ve Mick yani babaları üzülmüştü fakat en çok etkilenen,terkedildiklerinde daha yedi yaşında olan Jess idi. Abby'nin o zamanlar Trace ile ilişkisi vardı ve o zamanlar hiç konuşmadan ondan kaçıp New York'a yerleşmişti. Trace aşknın peşinden gitmişti ama geç kalmıştı. 2 çocuğu olan Abby bir iş için yeniden Chesapeake ye geldiğinde yıldırımlar çakar ve aşktan kaçış yoktur. Abby'nin Chesapeake de kaldığı süreçlerde bir çok şey olur. Bu olayları ben üzülerek,yeri geldi sevinerek okudum. Tam bir duygu fırtınası yaşattı ama bu duygular yerli yerinde idi. Kitabı sevmeme yardım etti. Kesinlikle okunması gereken kitaplardan birisi diyorum ve 2.kitabı merakla bekliyorum. Bir alıntı ; Sevinçten hayavaya sıçradı ve ardında kapıya yöneldi. ''Planı tasarladıktan sonra sana ulaşacağım.'' Trace sızlandı. ''Tanrım bana yardım et.'' ''Tanrı'nın senin aşk hayatınla bir ilgisi yok.'' diyerek sırıttı Jess.''Şanslısın ki ben ilgileniyorum.''
Baskı: Ufka Dokunmak (Sedikhan, #5)
Ne diyeceğimi bilmiyorum. Sadece elime alıp yazar hakkında fikir edineyim diye 1-2 sayfa okumak için açmıştım. Sonra bi bakmışım kitap bitmiş! Ayy ne güzeldii. Tam dizi tadında.. Bayıldımm! Olaylar hızlı geliyordu. Bence bu özelliği güzeldi. Sıkmıyordu insanı.Konuya gelecek olursam ; Billie çöl fırtınasında kalır ve o sırada yanında biri daha vardır. Bizimm yakışıklı mı yakışıklı David'imiz. Tabii bizim kızımızın cipi de yarım mil ötede. Kum fırtınası geçer gider,kızımız Davidle birlikte gider ve başlasın eğlence dolu dakikalar. Allahım hala bu kitabı bu kadar beklettiğime inanamıyorum. Harikaydı... Lisan'ı -David'i- çok beğendim. Yasminn ah bu kadına bayıldım..Ne acılar atlatmış canım... Karim bu adamm çok sert! ama bi okadar da iyi... Size bir alıntı : ''Eğer sadece bir şans verirsen sevgi nereye dikersen dik büyüyecektir.Ama ona bir şans vermen gerekir. Gitmene izin vermezdim,biliyorsun. Peşinden geliyordum.Hayatında bundan önce yer almış kişiler gitmene izin vermiş olabilirler ama ben vermem. Hiç bir zaman. Eğer benimle kalmayacaksan bende seninle gelirim,bir derviş gibi peşine düşerim,sırtımda gitarını taşırım. Napa Vadisinde seninle birlikte üzüm toplarım,Samoa da inci yakalamak için dalarım ya da Nassau da birlikte turistler için hasırdan sepetler yaparız.'' David'in safir gözleri bir akkor gibi sıcacık parıldıyordu. ''Birlikte yaşarız,birlikte çalışırız,birlikte severiz. Ve son ne olur biliyor musun?Bir gün nihayet kök saldığını görürsün dağ lalem. Ben senin köklerin olurum,tıpkı senin de benim köklerim olduğum gibi. Köklerimiz birbirine geçer ve yılla geçtikçe daha da güçlü büyüyüp serpiliriz'' Bu kitap kaçmazz arkadaşlar...Hemencecik okuyun. sakın bekletmeyin... :)
Baskı: Kördüğüm
Ah kördüğümm bitti. Ben bu kitaba bayıldımmmm. Ay en baştan sıcacık bir romandı. Çokça güldüm,eğlendim. Ronnie -bizim cici kızımız-, Dylan'dan -yakışıklı erkeğimizden- nefret ediyor ve birbiriyleriyle yarış içindeler Ronnie ve Dylan'ın o çekişmeleri sonucunda en son ki iddia Dylan'ın örgü öğrenmesi idi...Tabi şans o ki özel ders hocası RONNİE! :) Daha ilk baştan okumak istediğim bu kitabı bitirdiğimde yüzümde kocamaaaan bi gülümseme oldu. Ki olmaması elde değildi. Hani kitap öyle akıcı,dili o kadar sade ki insana gel beni oku diyor resmen. Dylana ba-yıl-dııııımmmm. Ronnieye ba-yıl-dıııııııımm. Ve en sevdiğim karakterlerden biriside Charlotte hala. Bu kadın sihirli resmen. Daha doğrusu çıkrık sihirli. Çıkrık ne diye sorarsanız,söylemem. Okuyun ve görün. Çünkü en keyif aldığım ve hiç beklemediğim bir şeydi. Diyaloglar o kadar güzeldi ki okumaktan keyif aldım. Ve okumayanlara tavsiyem hemencecik okuyun.
Baskı: Kilitli
Kilitli adlı kitabı bitirdim. Öncelikle beni ilk çeken kapağı idi. Boşa da çekmemiş yani kitap müthiş bir şeydi. Polisiye sevenler okumazsa çok şey kaçırır. Konu öyle bir yerden bir yere bağlandı ki şaşırdım kaldım. Hani öyle saçmalanmamışta bağlanırken. Çok beğendim. Okurken hiç bir şekilde sıkılmadım. Aksine hem de çok güldüm bazı yerlerinde baya baya güldüm. Konu Jess adlı dedektifin ilk başta bir ölümle karşılaşması. Ama öyle bir ölüm ki kapılar pencereler kilitli ve eve başka giriş kapısı yok. Bu şekilde toplam 4 ölüm gerçekleşiyor ve ortak nokta aranıyor. Acaba ne? Okuyup kendiniz çözün derim ben ve asla kaçırmayın bu kitabı... Güldüğüm bir yerden bir alıntı ; - '' Bugün çocukları hayvanat bahçesine götürmem gerekiyordu'' dedi Jessica'ya. - Jessica sırıtarak, '' Neden suçluların işlerini mesai saatlerinde yapmadıklarını anlamıyorum,'' dedi. - '' Ben de senelerdir bunu söylerim; eğer bir suç işleyecekseniz en azından bunu saat dokuzla beş arasında ve mümkünse pazartesinden cumaya dek olan günler arasında yapma inceliğini gösteremez misiniz? '' Kesinlikle okuyun,asla pişman olmazsınız
Baskı: Yansıma
Öncelikle çok şaşırdığımı söylemeliyim. Hani fantastik konularda yerli yazarlarımıza biraz önyargılı davranırız ya. Ben bu kitabı okudum ya başka bir şey istemem. Konu,dil harikaydı. Çok akıcı idi. Konuya değineyim birazda ; Yaren ailesini bir kazada kaybeder ve sonra çalışmak için Artvine gider. Bir evde hasta bakıcı olarak çalışırkenn Korelle tanışır. Daha sonra Can ile tanışma faslına girer. Tabii bazı gerçekler su yüzüne çıkar. Bu gerçekler babası ile ilgili. Babası koruyucu diye bir şey çıkarır ölmeden önce. Tabii bununla ilgili peşinde olanlar var Yaren'in. Bol hareketli mükemmel bir roman sizi bekliyor. Okumayan varsa okusun. Ama KOREL benimdir haberiniz olsun :P :))
Baskı: Anladım Bozukluğu
Melekler Zamanı. Anlatacağım şimdi size. Her zaman yaptığım yorumlardan farklı olacak bu yorum. Farklı bir kitaba farklı bir yorum. Gerçi nasıl yaparım naparım bilmiyorum. Öyle ki bu kitap için söyleyeceğim tüm kelimeler anlamını yitirecek. Kelimeleri nasıl seçeceğim bilmiyorum. Nesil'i,Barlas'ı,Ekin'i ve diğerlerini nasıl anlatacağım bilmiyorum. Öyle bir şey ki bu kelimeler tükeniyor,uygun olanı bulamıyorum. Başladım okumaya,beni neler beklediğinden habersiz okuyorum. Okudukça bir şeyler buluyorum,buldukça okuyorum. Belki ilk başlardan bir şeyleri çözmeye çalışıyorsunuz,ne oluyor diyorsunuz. Ama sonra… Aynı kişinin iki hikayesi olur mu derseniz olur. 725 sayfa nasıl bitecek derseniz size tek bir cevabım var ; okudukça bitmesin isteyeceksiniz. Bu kitabı okurken nasıl değerlendireceğim diye düşünüyordum. Kendi kafamda nasıl değerlendiririm diye ölçüp biçiyordum. Hala düşünüyorum. Gerçi düşünmek çözüm bulmuyor. Ölçülecek biçilecek bir yanı yok. Harikadan da öte…Değerlendirirken kelimeler anlamlarını karşılamıyor bu kitap için. Harika diyeceğim olmayacak,daha ötesi lazım bana. En muhteşem diyeceğim yine olmayacak. Öte lazım bana,öte… Bir çok kitapta bulamadığım bir şey vardı bunda. Doğallık. Doğaldı. Tasvirlere baktığımda öylesine doğaldı ki. Hayran olmamak elde değil. Size karakterleri anlatmak isterdim. Gerçekten isterdim ama yapamam. Mesela Yusufla Barlası ayrı ayrı değerlendiremem. Tek tek de değerlendiremem. Size minicik meleği –Ekin’i- dahi anlatamam. Okumanız lazım. Her cümleyle tanımanız lazım onları…Barlasla Ekin’in,Barlasla Nesil’in,Barlasla Kaptan’ın ve diğer kahramanların hareketlerini hayal etmeniz lazım. En azından ben öyle yaptım. Bir çok sayfada kapadım gözlerimi hayal ettim… Barlas : ‘’ Bu gece otelde bir kız gördüm Kaptan…Gözleri, çam gölgesi vurmuş deniz kadar güzeldi.’’ Nesil : ‘’ Şafağı olmayan bir gece kadar siyah bakıyor.’’ Kelimelerim yetmediği halde bu kadar konuştum. Kelimelerim yetse,telaffuzlarını bir becerebilsem daha neler anlatırdım fakat bu kadar benden… Bu kitap için kelimelerim boş. Çünkü bu kitap o kadar dolu ki kelimeler bile sustu kaldı yanında. Çünkü bu kitap o kadar dolu ki cümleler saygıyla eğildi yanında. Ben okudum,onları tanıdım ve Fatma Erdek’e bir kez daha teşekkür ettim. Yüreğine,kalemine sağlık.
Baskı: Melekler Zamanı
Melekler Zamanı. Anlatacağım şimdi size. Her zaman yaptığım yorumlardan farklı olacak bu yorum. Farklı bir kitaba farklı bir yorum. Gerçi nasıl yaparım naparım bilmiyorum. Öyle ki bu kitap için söyleyeceğim tüm kelimeler anlamını yitirecek. Kelimeleri nasıl seçeceğim bilmiyorum. Nesil'i,Barlas'ı,Ekin'i ve diğerlerini nasıl anlatacağım bilmiyorum. Öyle bir şey ki bu kelimeler tükeniyor,uygun olanı bulamıyorum. Başladım okumaya,beni neler beklediğinden habersiz okuyorum. Okudukça bir şeyler buluyorum,buldukça okuyorum. Belki ilk başlardan bir şeyleri çözmeye çalışıyorsunuz,ne oluyor diyorsunuz. Ama sonra… Aynı kişinin iki hikayesi olur mu derseniz olur. 725 sayfa nasıl bitecek derseniz size tek bir cevabım var ; okudukça bitmesin isteyeceksiniz. Bu kitabı okurken nasıl değerlendireceğim diye düşünüyordum. Kendi kafamda nasıl değerlendiririm diye ölçüp biçiyordum. Hala düşünüyorum. Gerçi düşünmek çözüm bulmuyor. Ölçülecek biçilecek bir yanı yok. Harikadan da öte…Değerlendirirken kelimeler anlamlarını karşılamıyor bu kitap için. Harika diyeceğim olmayacak,daha ötesi lazım bana. En muhteşem diyeceğim yine olmayacak. Öte lazım bana,öte… Bir çok kitapta bulamadığım bir şey vardı bunda. Doğallık. Doğaldı. Tasvirlere baktığımda öylesine doğaldı ki. Hayran olmamak elde değil. Size karakterleri anlatmak isterdim. Gerçekten isterdim ama yapamam. Mesela Yusufla Barlası ayrı ayrı değerlendiremem. Tek tek de değerlendiremem. Size minicik meleği –Ekin’i- dahi anlatamam. Okumanız lazım. Her cümleyle tanımanız lazım onları…Barlasla Ekin’in,Barlasla Nesil’in,Barlasla Kaptan’ın ve diğer kahramanların hareketlerini hayal etmeniz lazım. En azından ben öyle yaptım. Bir çok sayfada kapadım gözlerimi hayal ettim… Barlas : ‘’ Bu gece otelde bir kız gördüm Kaptan…Gözleri, çam gölgesi vurmuş deniz kadar güzeldi.’’ Nesil : ‘’ Şafağı olmayan bir gece kadar siyah bakıyor.’’ Kelimelerim yetmediği halde bu kadar konuştum. Kelimelerim yetse,telaffuzlarını bir becerebilsem daha neler anlatırdım fakat bu kadar benden… Bu kitap için kelimelerim boş. Çünkü bu kitap o kadar dolu ki kelimeler bile sustu kaldı yanında. Çünkü bu kitap o kadar dolu ki cümleler saygıyla eğildi yanında. Ben okudum,onları tanıdım ve Fatma Erdek’e bir kez daha teşekkür ettim. Yüreğine,kalemine sağlık.
Baskı: Seni O Sanmıştım
Mükemmeldii. Taa en baştan içine alan bir kitaptı. Konuya değinecek olursak ; Sema piyanosunu çalarken onu günlerce izleyen bir adam vardır. Neyse bu adamla tanışır eder,güzel günler geçer. Taa ki bi zamana kadar. Hiç beklemediği anlar da karşısına çıkacak şeyler vardır... --- Aslında yaşananları bence haketti Sema. Bir yandan acıdım bir yandan oh olsun sana dedim. Üzüldüğüm Mine idi. Bazı zamanlar arada kaldı. Hakan'a çok kızdım! Ve adını anmadığım birisi var onu okuyup görün istiyorum. :) -- Dediğim gibi kesinlikle alıp okunması gereken kitapların başında geliyor. Feniksten okuduğum ilk kitaptı ve sevgili Bige Bilgen'in kalemiyle tanıştım bu sayede. Bana bu kitabı hediye eden sevgili Selin Gamzeye çok teşekkürler. İyi ki hediye etmiş. Sayesinde çok güzel bir kitap okudum ve tadı hala damağımda kaldı. Kesinlikle hemen temin edip okuyun bu kitabı.
Baskı: Mefisto (The Mephisto Covenant #1)
Kesinlikle favorilerim arasına girdi bu kitap. Mükemmel ötesiydi. Kurgu,olay,dil her şeyi ile mükemmeldi. Konu Sasha diye bir kızın hayatındaki değişmelerle başlıyor. Bir Anabo olduğunu öğrenmesiyle hayatı değişiyor. Jax ile tanışıyor ve tanıdıkları bir bir karanlığa geçiyor,yemin ediyor... Buna çare olacakta Sasha... Ama seçim yapması lazım ya Anabo olacak yada normal insana dönecek ve Jax i kaybedecek... Sonunda hüngür hüngür ağlayabilirdim...Kesinlikle okunması gereken kitaplardan birisi. İyi ki almışım. Müthiş ötesiydi... Teşekkürler DEX !
Baskı: Yarın Yeniden
Sevgili Sertap Yar harikalar yaratmış diyebilirim. İçim acıya acıya okudum bu gerçek hayattan esinlenmiş hikayeyi...Ah nasıl da şükrediyorum halime. Özlen'in o yaşadıkları...Annesinin terketmesiyle beraber gelen o haller...Yazık. Aslında bizler ne kadar şanslıyız... Bu kitap bana bir kez daha bunu hatırlattı. Benim beğenerek okuduğum kitaplar listesine geçebildi Yarın Yeniden... Kesinlikle okuyun derim ben...Ayraç kullanmayacağınıza garanti verebilirim... Sertap Yar'a teşekkürlerimi sunuyorum. Ayrıca kapağını çok beğendiğimi söylemeden geçemeyeceğim... Yarın Yeniden; Yarın yeniden okunacak cinsten :)
Baskı: Hazel (Aşk Serisi # 1)
Hazel bitti. Müthişti. Tek kelime ile müthişti. Ne denir ki başka. Ali Hazel aşkı..Meğer ne iyi oyuncuymuş Hazel demiştim. Kesinlikle okuyun deriim ben..
Baskı: Seni Beklerken (Sequel, #2)
İkinci Judith kitabım ve bu kadın bağımlılık yapıyor! Ciddi anlamda bağlıyor kendineee. Dün gece bitti. Bitirmeden bırakamadım elimden ve ciddi anlamda ağladımm son sayfalarda. İlk sayfalardan itibaren kendini elimden bırakamadığım bu kitabın konusu kısaca ; Alex bir dükün hayatını kurtarır. Dük bu kızı önce erkek sanır daha sonra kız olduğunu -muhteşem kız- öğrenir.Daha sonra Alex ve Jordan evlenmeye zorlanıır ve olanlar olur. İnişli çıkışlı bu aşka imrenmemek mümkün değil tabii bazı yerler hariçç :)) Umarım en kısa zamanda diğer Judithleri de okuyabilirim. Ve sizede kesinlikle tavsiye ederim..
Baskı: Sen Benim Döneceğim Yalnızlığımsın
Kitabın içeriğini bilmeden önce ilk ilgimi çeken kapaktı. Tabii daha sonra da adı... Kitap bir günde bitecek şekilde idi.Aslında sindire sindire okumak isterdim.Ama dayanamadım...Gerçi fazla söze gerek yok.Güzeldi...Görüldüğü gibi hem okudum hem yazdım.Çizmeye kıyamadım,yazdım. Çizsem onca yer vardı.En iyisi yaz dedim. Neyse,şimdi diyeceğim bu tür kitap seven arkadaşlar, bu kitap kaçmaz!! Bir kaç alıntı paylaşacağım sizin için ; *Her yerde aşk...Aşk yerle bir... *Ne yaparsan yap,önce kendi mutluluğunu sağla ki,sonrasında etrafındakileri de mutlu edebilesin *Al sana gece,al sana en kırmızısından bir hece : AŞK Ve sanırım beni en çok etkileyen sözlerden birtanesiydi ; ** Ben ayaktaki bedene destek değil yere düşene el uzatanım...Ben mutluluğa ortak değil,mutluluk yaratanım.
Baskı: Leyla
Öncelikle bunu sürekli tavsiye eden arkadaşıma sevgilerle… Leyla beni en çok etkileyen kitapların başında yer aldı artık…Üzülerek,ağlayarak ve bir yandan da Leyla’nın güçlü durmaya çalışmasına sevinerek okudum bu kitabı. Duygu karmaşasıydı. O yaşadıkları…Sanki cehennem. Ve gerçek olması beni o kadar üzdü ki,anlatamam…Biz belki buralarda gülerken veya hayatın değerini bilemezken onlar… Yorum yapamıyorum,ne diyeceğimi bilemiyorum. Sadece soluksuz okunacak ve gerçekten bizlere boş yere üzülmenin ne olduğunu anlatıyor. Çünkü Leyla ve birçok kadının üzülüş sebeplerini gördükçe kendi üzüntülerimin en azından birçoğunun ne kadar sebepsiz,ne kadar hafif olduğunu anladım…Güçlü durmaya çalıştığı halde günden güne nasıl solduğunu izledim resmen… Bir annenin nasıl acı çektiğini anladım.
Baskı: Yüreğimdeki Aşk Kıvılcımı
YÜREĞİMDEKİ AŞK KIVILCIMI-LİNDA GİLLARD Okuduğum en güzel kitaplardandı. Evet bunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim.Doğuştan kör, dul bir kadın,onun ablası ve bide iskoç Keir. Yaşanan aşk. Bazı iniş çıkışlar derken kitap bir solukta okunuyor. Bizim Mariannemiz 43 yaşında. 27 yaşında dul kalmış. Keirimiz ise ondan biraz küçük. Ve aralarındaki aşk o kadar güzel ki...bi ara ağladım hatta...Ama gerçekten çok hoştu. Bence hiç kaçırmadan okuyun derimmm. :))