
Aktiviteler
Bu okurun herkese açık aktiviteleri.

Yazar: anar
Aşkla çıkılan basamakların hep daha ötesi vardır. Bakude Neşriyat denilen Devlet Basımevinde çalışan, güzeller güzeli Tehmine ile yine aynı kurumun başka bir şubesinde çalışan, yakışıklı, çapkın, ama henüz olgun bir erkek bile olmayan Zaur, bir hafta sonrası yaptıkları plaj sefasından sonra bu aşk basamaklarını hızla çıkmaya başlarlar.Çevrenin dedikodusundan kurtulmak için gittikleri Moskovada, y…

Yazar: neval el saddavi
Herkesin ortasında inanılmaz bir erkeklik sınavından geçeceği gerdek gecesinin korkusuyla ter döken genç bir erkeğin şiddetli anne korkusu, daha önce hiç görmediği geline karşı nefrete dönüşüyor. Karşı cinsle dostluk ilişkisi kurmaktan bile bihaber orta yaşlı bir adam, sahip olmak istediği kadına yaklaşmanın tek yolunun giysilerini çıkarıp anadan doğma onun karşısında dikilmek olduğunu sanıyor...…

Yazar: neval el saddavi
Doğduğu ilk günden itibaren anlamsız, katı bir eşitsizliğin kurbanı olan kızlar; kendilerinden sürekli büyük şeyler başarmaları beklenen erkekler ve onların aileleri... Gelenek denen amansız kıskacın can yakan gölgesini hep üstünde hisseden, ama tabularını aşamayan toplumlar... iki kadın: Ganat ve Nergis. Çocukluklarından beri dost olan, kimliklerini, kadınlıklarını birlikte keşfeden iki insan. A…

Yazar: tarık ali
Osmanlının en sisli günleridir. Yıllardan 1899dur ve son İslam İmparatorluğu büyük sorunlar içindedir. İskender Paşa, İstanbulun havası dayanılmaz olduğunda, her yıl ailesiyle birlikte Marmara Denizine bakan yazlığına çekilir. Aile toplantılarından birinde, eski bir öğretmen ve yakın dostları olan Alman Baron, ülkenin neredeyse yüz yıldır yüzleşmekten kaçındığı bir soruyu kendi ifadesiyle yönelti…

Yazar: tarık ali
Noel günü, 1989. Troçkist dâhi ve köksüz kozmopolit Ezra Einstein, televizyonun karşısına geçmiş, Romanyada Çavuşeskunun cellatlarından birinin haç çıkarışını izlemektedir. O anda zihninde bir ışık çakar ve Doğu Avrupayla SSCBdeki baş döndürücü değişikliklere karşı dünyadaki bütün Troçkistlerin ortak bir tutum benimsemeleri amacıyla Olağanüstü Dünya Kongresini toplantıya çağırır.Bu arada Ezranın…

Yazar: agatha christie
Gece yarısından sonra artan şiddetli tipi yüzünden Doğu Ekspresi artık yoluna devam edemeyecek durumdadır. Yılın bu zamanlarında lüks tren tamamen doludur. Ertesi sabah yapılan kontroller sonucu tüm yolcuların sağsalim trende olduğu anlaşılır. Ancak defalarca bıçaklanarak öldürülen Amerikalı yolcunun kompartımanının kapısı içeriden kilitlidir. Sonunda trende yolculuk etmekte olan Hercule Poirot c…

Yazar: carson mccullers
McCullers, ABDnin alt-orta sınıfları için kabus olan bir dönemin acılarını, Faulknerın dünyaya tanıştırdığı Güneyli duyarlılığı ve hüznüyle yoğuruyor. Hikayelerinde tekdüzeliğe, cefanın katı gerçekliğine teslim olmak istemeyen, belki beceriksiz, ama onurlu ve içlerinde derin bir sevgi taşıyan insanlar var. Halleriyle, tavırlarıyla tuhaf, kimi zaman yabansı, kimisi bedenen sakat kahramanlar.

Yazar: carson mccullers
McCullers, ABDnin alt-orta sınıfları için kabus olan bir dönemin acılarını, Faulknerın dünyaya tanıştırdığı Güneyli duyarlılığı ve hüznüyle yoğuruyor. Hikayelerinde tekdüzeliğe, cefanın katı gerçekliğine teslim olmak istemeyen, belki beceriksiz, ama onurlu ve içlerinde derin bir sevgi taşıyan insanlar var. Halleriyle, tavırlarıyla tuhaf, kimi zaman yabansı, kimisi bedenen sakat kahramanlar.

Yazar: carson mccullers
McCullers, ABDnin alt-orta sınıfları için kabus olan bir dönemin acılarını, Faulknerın dünyaya tanıştırdığı Güneyli duyarlılığı ve hüznüyle yoğuruyor. Hikayelerinde tekdüzeliğe, cefanın katı gerçekliğine teslim olmak istemeyen, belki beceriksiz, ama onurlu ve içlerinde derin bir sevgi taşıyan insanlar var. Halleriyle, tavırlarıyla tuhaf, kimi zaman yabansı, kimisi bedenen sakat kahramanlar.

Yazar: carson mccullers
McCullers, ABDnin alt-orta sınıfları için kabus olan bir dönemin acılarını, Faulknerın dünyaya tanıştırdığı Güneyli duyarlılığı ve hüznüyle yoğuruyor. Hikayelerinde tekdüzeliğe, cefanın katı gerçekliğine teslim olmak istemeyen, belki beceriksiz, ama onurlu ve içlerinde derin bir sevgi taşıyan insanlar var. Halleriyle, tavırlarıyla tuhaf, kimi zaman yabansı, kimisi bedenen sakat kahramanlar.

Yazar: carson mccullers
McCullers, ABDnin alt-orta sınıfları için kabus olan bir dönemin acılarını, Faulknerın dünyaya tanıştırdığı Güneyli duyarlılığı ve hüznüyle yoğuruyor. Hikayelerinde tekdüzeliğe, cefanın katı gerçekliğine teslim olmak istemeyen, belki beceriksiz, ama onurlu ve içlerinde derin bir sevgi taşıyan insanlar var. Halleriyle, tavırlarıyla tuhaf, kimi zaman yabansı, kimisi bedenen sakat kahramanlar.

Yazar: rene descartes, descartes
Descartes bilimlerin felsefeden kopmaya başladığı o dönemlerde çalışmalarını sürdüren bilim adamlarının tersine, bilimi her zaman felsefi bir bakış açısı içinde bütünleştirmeye özen göstermiştir. Descartes, pek belirgin bir biçimde, çağının bilim adamlarının yalnızca teknik sorunlar çerçevesinde sınırlandığını görecek, onla…

Yazar: sevil atasoy
Suçluların ürpertici dünyasında bir gezinti… Dolunayda suç artar mı… Ölüler konuşur mu… Van Gogh’un tabloları neden sarıydı… Suçlular neden “kuyruklu yalan” söyler… CSI-Konya, nasıl çalışıyor… Polisiye yazarının “Ceset çiftliği”… ABD cezaevindeki Türk mahkûmun masaj cinayeti… Cehennemden gelen mektup… Kayıp çocuklar, nereye gider… Aşk, insana neler yaptırır… “Kaçılamayan cezaevi”nde…
7/10
Yazar: sevil atasoy
Suçluların ürpertici dünyasında bir gezinti… Dolunayda suç artar mı… Ölüler konuşur mu… Van Gogh’un tabloları neden sarıydı… Suçlular neden “kuyruklu yalan” söyler… CSI-Konya, nasıl çalışıyor… Polisiye yazarının “Ceset çiftliği”… ABD cezaevindeki Türk mahkûmun masaj cinayeti… Cehennemden gelen mektup… Kayıp çocuklar, nereye gider… Aşk, insana neler yaptırır… “Kaçılamayan cezaevi”nde…

Yazar: rene descartes, descartes
Descartes bilimlerin felsefeden kopmaya başladığı o dönemlerde çalışmalarını sürdüren bilim adamlarının tersine, bilimi her zaman felsefi bir bakış açısı içinde bütünleştirmeye özen göstermiştir. Descartes, pek belirgin bir biçimde, çağının bilim adamlarının yalnızca teknik sorunlar çerçevesinde sınırlandığını görecek, onla…

Yazar: sevil atasoy
Suçluların ürpertici dünyasında bir gezinti… Dolunayda suç artar mı… Ölüler konuşur mu… Van Gogh’un tabloları neden sarıydı… Suçlular neden “kuyruklu yalan” söyler… CSI-Konya, nasıl çalışıyor… Polisiye yazarının “Ceset çiftliği”… ABD cezaevindeki Türk mahkûmun masaj cinayeti… Cehennemden gelen mektup… Kayıp çocuklar, nereye gider… Aşk, insana neler yaptırır… “Kaçılamayan cezaevi”nde…

Yazar: sevil atasoy
Suçluların ürpertici dünyasında bir gezinti… Dolunayda suç artar mı… Ölüler konuşur mu… Van Gogh’un tabloları neden sarıydı… Suçlular neden “kuyruklu yalan” söyler… CSI-Konya, nasıl çalışıyor… Polisiye yazarının “Ceset çiftliği”… ABD cezaevindeki Türk mahkûmun masaj cinayeti… Cehennemden gelen mektup… Kayıp çocuklar, nereye gider… Aşk, insana neler yaptırır… “Kaçılamayan cezaevi”nde…

Yazar: samuel noah kramer
İlk yasa sistemi hangi uygarlığa aittir? İlk vergi indiriminmi hangi uygarlık uyguladı? Ya ilk atasözü, ilk aşk şarkısı, ilk atasözü ve deyimler? Tüm bu soruların yanıtı için şüphesiz çiviyazısı denen yazarlarını kil tabletlere geçirerek yazılı tarihi başlatan Sümerler olacaktır. Kitabı Mukaddeste geçen birçok kavramın kökenlerinin de Sümerlerde olduğunu görmek kafalarımızda soru işaretleri uyand…

Yazar: douglas adams
Galaksinin Batı Sarmal Kolunun bir ucunda, haritası bile çıkarılmamış ücra bir köşede, gözlerden uzak, küçük ve saridir güneş vardır. Bu güneşin yörüngesinde, kabaca yüz kırksekiz milyon kilometre uzağında, tamamıyla önemsiz ve mavi-yeşil renkli, küçük bir gezegen döner. Gezegenin maymun soyundan gelen canlıları öyle ilkeldir ki dijital kol saatinin hâlâ çok etkileyici bir buluş olduğunu düşünürl…

Yazar: murat belge
Yemek yemek de başlı başına bir kültür, bir yaşam biçimi aslında. Hani Bana ne yediğini söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim denecek kadar belirgin farklılıklar var her toplumun yemek kültüründe. İnsanoğlu var olmaya başladığından itibaren doğada gördüğü her canlıyı nasıl yiyeceğe dönüştürebileceğinin hesabını yapmış sanki. Doğal olan her şeyin ilk haliyle yenmesi mümkün değil muhakkak, hatta öldü…

Yazar: john fante
Sekiz-dokuzu arka taraftaki yeşil çuha örtülü masada toplanmıştı. Yukardan sarkıtılmış lamba iskambil oynayan beş kişiyi aydınlatıyordu. Diğerleri masanın çevresinde dikilmiş, birbirlerine lâf çakıyorlardı. Seyredenlerden biri de babamdı. Huysuz, mendebur, buruk bir sigorta emeklileri grubu; gergin, hırlayıp duran kötü niyetli ihtiyar hergeleler; buruktular ama acımasız zekalarının, bozuk ağızlar…

Yazar: ısaac asimov
Bir fotoğraf: Büyük Usta Asimov ellerini beline koymuş, göbeğini hafifçe dışarı çıkarmış, çenesine kadar inen kocaman favorileriyle, yüzünde hep o aynı tatlı, sıcak, mahzun ve iyi yürekli gülümsemeyle, çift kanatlı bir kütüphanenin önünde poz vermiş. Kütüphane boydan boya kitap dolu, yüzden fazla kitap olmalı içinde. Fotoğrafın altında şöyle yazıyor: Isaac, yazmış olduğu kitapların bir bölümüyle…



