Aktiviteler
Bu okurun herkese açık aktiviteleri.

Yazar: gabriel garcia marquez
Ustalık döneminin doruklarında dolaşan Gabriel Garcia Marquezin, gençliğinde, günlük bir gazetenin muhabiriyken tanık olduğu bir olaydan yola çıkarak yazdığı bu roman, 1994 yılında ilk kez yayımlandığında hem dünyada hem Türkiyede çok ses getirmişti. Çok eski bir manastırın yıkıntıları üzerine, beş yıldızlı bir otel yapılacaktır. Manastırın mahzenindeki mezarlar kazılıp boşaltılırken, bir mezarda…

Yazar: cesare pavese
Yaşamını bir otel odasında kendi elleriyle noktalayan, çağdaş İtalyan edebiyatının büyük ustası Cesare Pavese (1908-1950) 1949 yılının eylül-kasım ayları arasında yazdığı son romanı Ay ve Şenlik Ateşlerinde, kalemiyle yarattığı dünyanın bireşimini yapıyor sanki. Kendi geçmişiyle ve okurlarıyla hesaplaşıyor. Amerikada para-pul sahibi olduktan sonra, İkinci Dünya Savaşının hemen ertesinde doğduğu k…

Yazar: thomas mann
20. yüzyılın en büyük Alman romancısı Thomas Mannın yazarlık yaşamında, Buddenbrooklar, Büyülü Dağ ve Doktor Faustus gibi büyük romanların yanı sıra Venedikte Ölümün de benzersiz bir yeri vardır. 1929da Nobel Edebiyat Ödü¬lüne değer görülen Mann, I. Dünya Savaşının hemen öncesinde yayınlanan Venedikte Ölüm adlı bu uzun öyküsünde, sanatçının trajik çıkmazını işler: Yorucu bir çalışmanın ardından g…

Yazar: oruç aruoba
1990-1992 yılları arasında yayımlanan Yürüme Üçlüsü, yürüme - de ki işte - tümceler adlı ciltlerden oluşuyor.tümceler, yayımlandıkça bir tür evrim geçiriyor: Eklenen yeni tümcelerle genişliyor, değişiyor... Kitabın şimdi satışta olan 4. basımı 2002 tarihli.

Yazar: tomris uyar
Gündökümlerinde Tomris Uyar, her zaman öykü malzemesi oluşturmayan, ama kendisinin, gerek bu toplumun bir bireyi, gerek bir yazar olarak, okurla paylaşmadan edemeyeceği güncel deneyimleri yazıya döküyor. Tomris Uyara göre güncenin önemi, yazarın iç dünyasına ışık tutarak öteki ürünlerini bütünlemesi, onu okura daha yakın kılmasıdır.

Yazar: mehmet ali kılınç
Yalnızca Yalnızım. Evet belki çok yalnızım. Evet belki çok yaralandım. Evet belki kendi kabuğuma çekildim. Evet belki artık insanlara güvenmek istemiyorum. Evet belki dışardan bakıldığında, umursamaz biriyim. Evet hakkımda ne düşünürseniz düşünün ilgilenmiyorum. Ben sadece tek bir cevap bekliyorum, siz değer verdiklerim ben ağlarken neredeydiniz? Bazen bittiğine değil, verdiğin değeri hak…

Yazar: mine söğüt
Pürtelaş Sokağı'nda kediler bir gün canhıraş feryatlarla ortalığı inlettiler. Pürtelaş Sokağı'ndaki Beş Sevim Apartmanı'nda tuhaf şeyler oluyordu. Beş pencereli, beş odalı, beş acayip insanın oturduğu Beş Sevim Apartmanı'nda perdelerin arkasında tuhaf şeyler olup bitiyordu. Cinler âleminden gelenler, periler aleminden gelenler, cinperi âleminden gelenler, orada beş garip hikây…

Yazar: mine söğüt
Mine Söğüt'ün ikinci romanı Kırmızı Zaman, 1900'lerin başlarından 2002 yılına uzanan bir hikâyeyi anlatıyor. Başlıca kahramanları olan ve birbirini tanımayan Zaman Dayı'nın, Halat Niyazi'nin, Botan'ın ve küçük Hüsran'ın hikâyeleri birbirine karışıp sonunda kimsesizler mezarlığında birleşiyor. Ölüm, kayboluş, arayış, tanrı ve sır ve baba kavramları ağırlıkla işlenmiş…

Yazar: hasan hüseyin korkmazgil
İşten çıktım, sokaktayım / Elim yüzüm, üstüm başım gazete / Gece leylak ve tomurcuk kokuyor / Yaralı bir şahin olmuş yüreğim / Uy anam anam, haziranda ölmek zor diyen ozan Hasan Hüseyin, özgürlüğün, dışarda olmanın havasını bir kez daha içlerimize sindiriyor.

Yazar: şule gürbüz
"Beklemek, bir şeyin yoluna ve haline girmesini beklemek, beklerken olacak olanın olması için gereken her türlü başka hale geçişlere, kalışlara tahammül etmek ne zor şeydi. Başı da, ortayı da, sonu da bilip beklemek ne tahammülü güç şeydi. Tanrı'nın da yaptığı bu muydu? Baş, orta, son belli, helak kaçınılmaz, ancak önemli olan o zamanı geçirmek, o zamandan geçmek. Ve geldiğinde gelmemiş…

Yazar: tezer özlü
Tezer Özlünün bu ilk romanı, yaşamın yalnızca başlangıcını oluşturmakla kalmayan, sürekli dönülen, belki de hiç çıkılamayan çocukluğu yansıtıyor. Yetişkinlerin, tıpkı çocukluğa olduğu gibi, farklılığa da aman vermeyen dünyasına karşı yazar anıların çıplak gerçekliğine sığınıyor. Tezer Özlü, Türk edebiyatının nostaljik prensesi. TADIMLIKİlkbaharla birlikte ılık havalar başladığında uzun yürüyü…

Yazar: tezer özlü
Tezer Özlü, bir başka kutupta kendisiyle aynı yazgıyı paylaşan Oğuz Atay gibi, beklenmedik bir anda edebiyatımızdan demir aldı. Yazar ile sahici efsanesini birleştiren bu anlatı, hem yoğun bir vasiyetname niteliği taşıyor, hem de hayata ender görülen acılıkta bir perspektiften tanıklık ediyor. Yayınevinin notu: Bu kitap yazarın Almanca kaleme aldığı "Auf dem Spur eines Selbsmords" (Bir…

Yazar: arman kal, yunus kocatepe
Arman Kal, Underground Poetix dergisinde yayımlanan "Cüce" öyküsüyle dikkatleri çekmişti, şimdi ise kendisinin ilk kitap çalışması olan "Kutsal Penis ve İşe Yaramaz Kafatası"yla kendisinden söz ettireceğe benziyor. Fantastik bir ilk yapıt! Türk edebiyatı için farklı bir soluk olduğu ise tartışılacak değil! "Bir asırdır buradayım" "yeni bir "alice"i…

Yazar: oruç aruoba
Oruç Aruobadan mürekkep = kan denklemine yaklaşan bir mektup-kitap: Bir sonraki gece olmayabilecekken, bıçak sırtında yazılmış, bıçak gibi bir metin.

Yazar: oruç aruoba
İçimde bir yengeç var.İçimdeki en kuytu kovukta yaşıyor olmalı; oradan seyrediyor herhalde her yaşadığımı. Ancak arada bir hissediyorum varlığını ancak arada bir belli ediyor kendini. Ama biliyorum : hep orada...... bana direnir çoğunlukla dolambaçlı yollarla karışır yaptıklarıma, ket vurur. Bir yolunu bulup yaptıklarımı engeller; yapacaklarımı belirlemeğe çalışır.Bunun temelinde benim ile uy…

Yazar: burçak çerezcioğlu
Yaşam ve ölüm arasındaki çizgi bazen çok incelebilir. Bu çizgide yaşanan hayatlar vardır. Can yıkıcı hayatlar. Emek emek büyütülen sevgiler vardır. Cesaret olmadan tek adım atılamayacak tehlikelerin içine sokar insanı. Acıya beklenmedik faturalar çıkarır. En umulmadık anda, renkler değişir. Küçücük bir yaşamın ardında kalan, insanın kendisinden büyütüp sevdiği, korumaya yazgılı olduğu bağlılıklar…

Yazar: tezer özlü, ferid edgü
'Sevgili Ferit, Bu sabah mektubunu bulmak, okumak, bana hem yaşamı hem de sonundaki ölümü daha dayanılır kıldı. Birden yüksek dağlar, henüz boz rengi olan yamaçlar, tepelerdeki beyaz kar, sessiz, küçük İsviçre köyleri anlam kazandı ve buraya geldim geleli ilk kez ayağım yere değdi...' Muhteşem Bir Aklın Yansımaları Türk edebiyatının lirik prensesi olarak tanınan Tezer Özlü&#…

Yazar: bilge karasu
Bilge Karasu'nun yapıtı toplam 11 kitaplık bir külliyat oluşturuyor. 1991'de ilk olarak Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı'nı yayımlamıştık Bilge Karasu'dan. Yazılış olarak yazarın ikinci kitabı olan Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı, Bilge Karasu'ya başlamak için ilk sıradaki önerimizdir. Kitabın 1971'de Sait Faik Hikaye Armağanı'nı aldığını da söylemeliyiz. "Uzun…

Yazar: oruç aruoba
Oruç Aruoba 1990-92 yılları arasında Yürüme Üçlüsü dizisi içinde yer alan yürüme - de ki işte - tümceler adlı ciltleri yayımladı. Bu diziyi hani (1993), uzak (1995) ile yakın (1997) takip etti.uzak cildi içinde bir araya getirilen Tavşan Besleyene Kılavuz (1993-94) ile Özlem Çekene Kılavuz (1993-95), daha sonra yayımlanan yakın adlı ciltte bir araya getirilen Ateş Yakana Kılavuz ve Kut Arayana Kı…

Yazar: aslı biçen
Çevirmen Aslı Biçenin yazıldıktan on yıl sonra okurla buluşan ilk kitabı.Delilik, cinselliksizlik, dilsizlik ve bellek temaları etrafında gelişen kısa ama son derece yoğun bir anlatı Elime Tutun. Cinselliğini yitirmiş bir adamla dilini yavaş yavaş kaybedip deliliğe sürüklenen bir kadının imkânsız ilişkisini, belleğin soluk, çarpıtıcı ve dönüştürücü aynasındaki yansımaları üzerinden anlatan güçlü…

Yazar: bilge karasu
"Ona bakıyorum. Susuyor. Önüne bakıyor. Çocukluğundan beri bu oyunu oynar: Gözetlenme oyununu. Önceleri belki bir suçluluk duygusuydu bu: Kendisine dikilen göz Tanrı'nın, anasının, büyüklerden birinin, sevmediği birinin gözü olur, kınardı o anda yaptığını. Adı konmadan yaşanırdı bu suçluluk. Şimdi ise gerçekten bir oyun: kimi dakikayı, 'bakan, gören varmış gibi yaşamak'.. Kara…

Yazar: neval el seddavi
Dünyanın herhangi bir köşesinde herhangi bir kadın sıfır noktasında kıskıvrak bekliyor. Umutsuz, çaresiz, ölümle yaşam arasındaki sınırda. Neval El Seddavi, ölüm hücresinde Mısırlı fahişe Firdevs’le konuşuyor, Firdevs’in anlattığı yaşam öyküsünü aktarıyor bize. Bu dünyada kadın olmanın, hele bir “fahişe” olmanın ne anlama gelebileceğini okuyoruz bu yaşam öyküsünde. Sıfır noktası neresidir?

Yazar: mine söğüt
“Girdiği kabın şeklini alan su, geçtiği yolların rengini de çalarmış…” Mine Söğüt’ten Unutulmayacak Delilik Hikâyeleri Beş Sevim Apartmanı – Rüya Tabirli Cinperi Yalanları, Kırmızı Zaman, Şahbaz’ın Harikulâde Yılı 1979, Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey gibi romanları ve çeşitli biyografi, monografi, söyleşi kitaplarıyla okurların yakından tanıdığı Mine Söğüt bu defa hikâyeleriyle kar…
