
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Kalbimin Can Mayası
Tam benlik bir kitaptı. Ama maalesef hep gördüğüm duyduğum halde çok geç keşfettiğim bir yazar sevgili İclal Aydın. Keşke çok daha önceleri alıp okusaymışım kitaplarını. İlk tanışma kitabım Kalbimin Can Mayası oldu. Ve kitabı okurken farkettim ki aslında yazdığı ilk roman Bir Cihan Kafes ve sonraki romanları ,Unutursun ve Üç Kız Kardeş kitaplarının da devamıymış . Ancak Kitabın gerek olay akışı gerek anlatımı bu devam konusunda okuru hiç merakta bırakmadı, tek de gayet keyifli bir o kadar da samimi bir okunuşu vardı. Yalnız şimdi kitaptaki her bir karakterin kendine has hikayesini önceden bilip okumuş olmayı ah ne çok isterdim. Öyle güzel karakterler var ki okurken kendinizi hemencecik kitabın içinde buluveriyorsunuz. Onlar aralarında kahvaltıdaysa onlarla birlikte kahvaltı ediyorsunuz, onlar sohpetteyse siz de kendinizce sohpete bir iki laf katıyorsunuz, onların sevinci sevincim, üzüntüler, hüzünleri de de beraber yaşayorsunuz. En azında ben tam olarak böyle hissederk okudum. Yer yer tebessümler kahkahaya dönüşürken , bazı yerlerde hüzünlü anlara gözyaşlarım eşlik etti. En çok Sadık Dede ve Nezahat Hala 'ya güldüm, en çok da onlara üzüldüm yine.. Her bir karakterin önceki yaşamlarını okumak için geri kalan okumadığım bu üç kitabı ilk fırsatta satın alıp okuyacağım ve okutacağım. Aile sevgisi ve aile bağlılığı üzerine yazılmış romanlar en favori kitaplarım arasındadır her zaman. Ah bilseydim sevgili İclal Hanımcım bu kadar güzel bu kadar gönlüme göre yazdığınızı çok daha önce okurdum tüm kitaplarınızı. Acaba devamı olacak mı diye de çok merak ediyorum şimdi. Öyle kolay benimsenebilen karakterler ki Ayvalık'a gidip acaba böyle bir aile gerçejten var mı diye merak ediyorum doğrusu..Devamının olması temennisiyle...
Baskı: Uzağa Gidemem
Çok Okunası..... Tavsiye üzerine okuduğum bir kitap. Yazarı halen aktif olarak çalışan on parmağında bir çok marifet olan uzman bir doktor. Öyle güzel , öyle anlamlı kadın merkezli güzel hikayelerden oluşuyor ki 120 sayfa bir kaç saatte aktı geçti. Aynı tarzda yüzlerce daha hikayesini okuyabilirim. Kaleminize, gönlünüze sağlık hocam. Hikayelerin her birinde okurken empati yapamadan geçemiyorsunuz bir kere, öylesine doğal ve içten bir anlatım ki her bir hikayenin sonunu merakla bekliyorsunuz. En azından ben bu şekilde keyif alarak okudum. Kesinlikle tavsiye ederim, keşke tanışma fırsatım da olsaydı..Kim bilir belki bir gün aynı hastanede olmasa bile bir imza gününde nasip olur...
Baskı: Yağmurun Gelini
Yine muhteşem bir Sinan Akyüz klasiği. Yine yaşanmış gerçek bir hikaye, yine okuru kendine bağımlı kılan bir anlatım. Adı ile müstesna bir kitap, Kilis ve Halep arasında geçen 1959 yıllarına ait hüzünlü bir hikaye. Törenin tek kanun sayıldığı bir zaman dilimi ve düğün günü kaybedilen bir damat. Evin küçük oğluyla evlenmesine karar verilen ölesiye sevdiği nişanlısını toprağa veren güzeller güzeli Delal. Hikaye böyle başlıyor ama daha neler oluyor neler. Bir İncir Kuşları ya da Piruze kadar olmasa da, yazarın o kitaplarını okuyanlar bu kitabını da çok beğenerek okuyacak derim. A tabi ki bir de Meyra var . Her yazdığını mümkün olsa gözüm kapalı dahi okurum dediğim yazarların İlk sıralarında. Umuda dair, sabır ve sevgiye dair ne varsa bu kitapta var. Alın okuyun, okutun.
Baskı: Ana Dilim Aşk 1
Yazarın kalemi ile tanışmak için altı kitabını birden satın aldım, tabi yorumları okuyup gaza gelip de aldığımı söylemeden geçemeyeceğim. İlk olarak bu kitabı ile başladım ve kendini okutan, zorlama olmadan kitabın içinde hissettiren bir anlatımla tam puan aldı benden diyebilirim. Ancak konu gereği olay ve karakterleri sanırım benim yaşıma göre oldukça genç olmaları sanırım bana biraz uymadı. Yoksa gayet güzel ve eğlenceli bir şekilde akıyor kitap. Ve de belirtmeden edemeyeceğim devamı da çıkarsa mutlaka alıp okuyacağım. Kitapta yetimhanede büyüyüp arkadaş, kardeşten öte dost olan iki kız üç erkeğin yaşları itibariyle kendi ayakları üzerinde durmasını anlatan , yer yere dostane duyguların yerini kendilerinin de anlamlandıramadığı duygulara bırakan aileden öte beraberliğini anlatıyor. Üniversite öğrencileri olup, aynı zamanda çalışmak zorunda olan bu gençlerin anlaşılan daha çok maceraları olacak belli finalden.
Baskı: Asiye (Zalimin Kızı)
Asiye serisinin ikinci kitabı, her ne kadar klasik veya klişe konu olan zengin adam fakir kız hikayesi olsa da olay akışı, sade anlatımı, espirili aile ilişkileri okunmaya değer bir kitaptı benim için. Karadeniz'in inadım inat diyen Asiye'si ve onun sabırla bekleyen metazori kocası Yiğit'in ataerkil ailesiyle koşturmacaları keyifliydi.
Baskı: Bir Gün Mutlaka
En sevdiğim yazarlardan olan Debbie Macomber 'ın Yeni Düşler serisinin üçüncü kitabı "Bir Gün Mutlaka". Özellikle kadınlar, aile, annelik, sadakat ve sevgi konulu kitapları ile favori yazarlarımın en üst sıralarında. Annesinin gölgesinde kalan Beth, kendi seçimlerini kızına uygulatmak için uğraşan bir anne Ellie ve tüm pozitif yapıcılığı ile konuyu ele alan ünlü bir ressam olan teyze Sunshine. Gerek olay akışı, gerek dostluk, sadakat, öyle güzel anlatılmış ki hiç bitmese öylece sürekli okusam dursam diye düşünüyorum okurken yazarın kitaplarını. Türkiye'de yayımlanan tüm kitaplarına sahip olup okumuş olmaktan mutluluk duyuyorum ve herkese de tavsiye edebileceğim türde kitaplar. Serinin devamının Türkçe'ye çevrilip basılmasını büyük bir merakla bekliyorum.
Baskı: Islak Bölgeler
iğrenç , berbat ve mide bulandırıcı, Atlayarak okumaya devam ettim , amaçsız, sorunlu kişilik bozukluğu bir kalem. Tek anladığım, bozuk ve kopuk aile yapısı ve çok , çok kötü sonuçları.. Hayatım boyunca çöpe attığım ikinci kitap.
Baskı: Benim Periyodik Tablom
Yazar Kendi kişisel otobiyografisini dört bölüm halinde yazmış. Annesi babası doktor olunca kendisinin her ne kadar fizik bilimine merakı olsa da o da Tıp seçip ünlü bir nöroloji profesörü olmuş. Yaşamının özellikle son iki yılını vurgulayan yazar, hayata pozitif bakan, yüzmeyi seven, hastalarını seven , kendi tabiriyle yaşamın kıymetini bilen biri olarak anlatıyor. Sohbet tadında elli küsür sayfalık gayet akıcı bir kitap. Özellikle Uyanışlar adlı kitabını da okumak istiyorum, sonrasında da filmini izlemek istiyorum bulursam tabi. Kalemi okunası.
Baskı: Paris'ten Çiçeklerle
Sarah Jio 'nun her kitabında olduğu gibi bu kitabında ilk sayfadan müptela oluyorsunuz kitaba. Öyle samimi ve akıcı bir anlatımı var ki ikinci sayfada hikayenin içinde yaşıyor, hatta ana karakterlerden biri olup çıkıyorsunuz. Nazi zulmü, savaş zamanlarından günümüze iki muhteşem anne ve kızlarının etkileyici hikayeleri kesinlikle okunmaya değer. Her iki birbirinden bağımsız ailenin dolaylı da olsa yollarının kesiştiği yerde ders çıkarılacak bir çok konuya da değinmesi ;fedakarlık, minnet, sadakat, yapıcı olmak, kendinle barışık olmak, annelik gibi gerçekten çok hoştu. Yazarın tüm kitaplarına sahip olup okumuş olmaktan mutluluk duyuyorum. Her duyguyu dozunda, abartısız olağan olarak kelimelere dökmek herkesin harcı değil bence. Ama Sarah Jio bu konuda on numara beş yıldız diyebilirim.
Baskı: Turtanın En Tatlı Yeri
Değişik bir polisiye roman okumak istiyorsanız bu kitap beklentiyi karşılar. Üç kızkardeşin babaları ile yaşadığı bir konakta, bir bahçıvan ve hizmetli eşliğinde, herkesin kendine göre farklı bir yaşam felsefesi olmakla birlikte, beraber yaşamaktadır. Ancak evin en küçük kızı onbir yaşındaki herşeye biraz fazla meraklı, kimya bilimine aşık, acar Flavia, bir sabah evin bahçesinde son nefesini verirken şahit olduğu bir erkek cesedi bulunca hikaye başlar. Kendince araştırmalar yapan Flavia, babası birinci dereceden şüpheli olarak hapse atılınca , bir gün babasına yaptığı nezaret ziyaretinde babasından aklının ucundan geçmeyen bir hikaye dinler. Onbir yaşındaki bir çocuğa göre biraz fazla yetişkin vari araştırmalar ve fikirleri abartı gelse de hoş vakit geçirmek için okunur yani. İpuçlarını birleştirip kimya ile harmanlayarak çözüme kavuşturmak her çocuğun harcı olmasa gerek diye düşünüyorum.
Baskı: Psiko Analist
Tavsiye üzerine okuduğum aynı yazarın ikinci kitabı. Psikolojik polisiye gerilim tarzında filmi olması gerekir diyebileceğim bir kitap. Bir kaç yıl önce kanserden eşi ölen kendi halinde muayenehanesi olan psikoloji uzmanı 53. Doğum gününde isimsiz bir mektup alır. Ama bu mektup kendisini öldürmekten başka yolun yok diyen bir mektup olunca, işler, olay örgüsü öyle aksiyonlu bir şekilde ilerler ki 492 sayfası okurken akıp geçiyor adeta. Kim neden, nasıl diye diye kitap bitiyor, ama bu defa finale yakışır bir sonla bitiyor. Yazarın daha önce Şizofren adlı kitabını da okumuştum ve finali pek de etkileyici değildi. Bu defa on numara beş yıldız diyebilirim. Şapkalar değişiyor, roller değişiyor, avcı ile av yer değiştiriyor daha ne diyeyim. Çok güzel bir psikolojik gerilim kitabıydı.
Baskı: Şizofren
İlk defa okuduğum bir yazar, ama müthiş bir psikolojik gerilim kitabı. İlk sayfadan son sayfalara kadar acaba, acaba diye diye yine de bulamadım katili. Bir şizofrenin gözünden anlatılan hikaye, akıl hastanesinde peşpeşe işlenmiş canice cinayetleri merak duygularını tavan yaptıran olay örgüsünü okuyoruz. 544 sayfa ama kendini okutturan bir kitap diyebilirim. Herkesten şüphelenirken finali tabi ki ters köşe yapan bir son oldu fakat, en olmadık ( kitabın başından beri hiç sahnede olmayan) biri olması kitabın havasını biraz düşürdü gibi geldi bana. Kimliği belirsiz katil kitabın İlk sayfalarından beri Melek adıyla hep bahsedildi ancak konu gereği katillik dışında hiç bir rolü olmayan biri olması çıtayı biraz düşürdü. Yine de hep denir ya beğenerek okuduğumuz kitaplar için"elimden bırakmadan okudum bitirdim". Aynen öyle oldu yine de.
Baskı: Yüz Yüze (Türkiye'den Çift ve Aile Terapisi Öyküleri)
Kitapyurdu'nun hâlâ devam etmekte olan beş kitap 20TL Pegasus Yayınları kampanyasından aldığım kitaplardan biri olan kişisel gelişim tarzı güzel bir kitap. İçinde , evliliğinde yolunda gitmeyen bazı sorunları olan on tane farklı yaş gruplarına ait evli çiftin almış oldukları aile ve çift terapileri anlatılıyor. Anlatımı her ne kadar biraz psikiyatri öğrencilerine ders anlatır nitelikte olsa da hemen hemen her evli çiftin kendinden mutlaka birşeyler bulacağı örnekleri mevcut. Anlatımı biraz daha okuyucuya ders çıkaracak tarzda, anlaşılır bir şekilde olsaydı sanki daha bir bilimsel kuram ve algoritmalardan kaçınılsa daha bi geniş kitleye hitap ederdi diye düşünüyorum.
Baskı: Akıl Oyunları
Yeni bir kitaba başlarken huyumdur, kitapla ilgili yorumları mutlaka okurum. Bu kitaba da başlarken hele de İlk kez okuyacağım bir yazarsa biraz da tereddüt ederek başladım. Yorumlarda kitabın yarısında merak ve heyecan sonlanıyor diyenler çok olmuş, bu biraz modumu düşürdü ancak okudukça kesinlikle sayfalar aktıkça merak, aksiyon ve çoğalan soruları ile kitabı elimden bırakmadan okudum bitirdim. Son sayfalara kadar harikaydı vesselam. Başarılı bir bilişim teknolojileri uzmanı yöneticisi iken , hatırlamadığı kendine yazdığı küçük hatırlatma notları ile hayatı alt üst olur. Bakması gereken şizofreni hastası ağabeyi ile bu düştüğü çukurdan kurtulabilecek mi? Dahiyane bir olay örgüsü, akıcı bir anlatım ile birlikte okunmaya değer keyifli bir psikolojik polisiye gerilim kitabı.
Baskı: Zindankale
Yine merak ve keyifle okuduğum bir @sezgin_kaymaz klasiği. 527 sayfa ama yazı puntosu normal boyutta olsaydı sanırım en azından 750 sayfa olurdu kitap. Anlatımı her zaman ki gibi öyle akıcı ve güzeldi ki bir zaman sonra bitmesin istiyorsunuz kitap. Davut ve Çiğdem birbirinden habersiz ikiz kardeşler ve bu iki kardeşi bakıp büyütüp otuz yaşına getiren çok sıkı dörtlü dostlar ve menevşe kadın. Birbirinden ilginç film gibi ama birbirinin tıpkısı rüyalar görmeye başlayan bu ikizler altlarını da ıslatmaya başlar. Otuz yıldır ayrı yaşayan kardeşlerin hikayesi böyle başlıyor, kimi yerde fantastik sahnelere dalıp çıkıyor kimi yerde gülme krizlerine girip gevşeyip kimi yerde de konuşma, iletişim, geleneksel tepki çeşitlerinde kayboluyorsunuz. Tabi ki de kitabın sonunda nasıl yaa diye bir sonla final yapıyorsunuz. Benden söylemesi çok keyifli bir kitap, okuyun okutun. #okudumokuyun
Baskı: Şeytan Ayrıntıda Gizlidir
Her zaman ki gibi on numara beş yıldız bir kitap. Kısa kısa polisiye hikayelerden oluşuyor ama anlatım o kadar müthiş ki, on sayfalık hikâyeyi bitirdiğimde koca bir kitap okuyup bitirmiş gibi karakterleri benimseyip ,olay örgüsünü gözümde canlandırabiliyorum. Hepsi birbirinden ters köşe finalleri ile son derece merak uyandırıcı ve keyifliydi. Kesinlikle tavsiye ediyorum
Baskı: Ağustosta Kocam Donuyor
Bu zamana kadar hep yazdıklarını izlerdik Kandemir Konduk'un. Şimdi okumak kısmet oldu. çok da iyi oldu valla. İnce ince espiriler, hah tam da öyle aslında söyleten kısa kısa birbirinden komik ve düşündüren hikayeleriyle 115 sayfalık güzel bir kitap. Yirmi altı hikâyeden oluşuyor kitap ki yüz yirmi altı olsa okunur yani. Zaten kalemi kuvvetli bir yazar, senarist. Keyifli zaman geçirmek isteyen okurlara tavsiye ediyorum.
Baskı: Dost Kurtaran
Sevgili Funda Kınalı'nın son kitabını da okuyup bitirmiş bulunuyorum. Sevda Dedikleri adlı ikili seri kitabını okumuştum önce,anlatımına ve tarzına bayılmıştım. Bu kitabı da okurken yine çok keyif aldım ancak konu ve olay akışı açısından ilk kitapla çok fazla benzerliği olması (benim fikrim) biraz modumu düşürdü sanki. İlk kitap baş kahramanı taksici mahallenin ağır abisi, sevgilisi sahipsiz kalmış kimsesiz bir kız. Bu kitapta da baş kahraman mahallenin minübüscü ağır abisi Kurtaran ve ona sığınmak zorunda kalan yine sahipsiz kimsesiz bir kız. Dostluk ve vefa üzerine çok güzel bir kitap ancak bu benzerlik olmasaydı sanki daha iyi olacaktı gibime geliyor.
Baskı: Sırr-ı Sevda
Serinin üçüncü ve son kitabını da okuyup bitirmiş bulunuyorum. Kitapları peşpeşe okuyunca ancak keyfî çıktı diyebilirim. Kalaycı Hamza, Kadı Rauf Efendi ve kadı Efendi'nin kızı Gülpare ve daha birçok renkli karakter, Osmanlı döneminde geçen Sultancı ve İsyancı toplulukları karşı karşıya getiren bir hikaye. Güzeldi ama sonu gerçekten nası yaa söyleten bir final olmuş. Her hikayenin sonu yeni bir başlangıçtır diye düşündüren bu güzel seriyi tavsiye tabi ki de ediyorum. Polisiye, tarihi, dostluk, vatan aşkı, sevdayı içeren akıcı güzel bir seri.
Baskı: 3096 Gün
Otobiyografik roman tarzı yazılmış ancak benzerlerinden fazla yüzeysel bir anlatımla yazılmış olması okurken çok da yaşanılanlara hakim olamıyorsunuz. En azından ben okurken öyle hissettim diyelim. On yaşındayken psikolojik sorunlu bir adam tarafından kaçırılan Natascha 'nın sekiz buçuk yıl zindan misali beş metrekarelik bir odadaki fiziksel ve psikolojik şiddetin anlatıldığı bir kitap. İstemediği konuları es geçmiş, aç bıraktı, inşaat ve ağır ev işleri yaptırdı, yumruk attı, tekme attı gibi şiddetten başka hiç bir konuya girmedi. Anlatım şekli der zamanda bir ileri iki geri şeklinde olunca pek ilgiyle okuyamadım. Gerçi yaşanmış gerçek bir hayat hikayesi açısından kesinlikle tüyler ürpertici, hiç bir çocuğun başına böyle bir şey gelmesin tabi ki. Ama kitabı okurken olaylar arasında kopukluk olması kitaba tam olarak adapte etmedi.
Baskı: Umudun Peşinde
Sevgili @zeynep_sipahioglu nun sımsıcak samimi kaleminden yine güzel bir kitap okumanın keyfini ve huzurunu yaşadım. Umut öğretmen ve çiçek kız Elif 'in kader odaklı ama abartısız, olağan hikayesi çok hoşuma gitti okurken. Sabır, dostluk, aile bağları, sadakat, yalan, dürüstlük üzerine kurgulanmış harika bir aile romanı diyebilirim. Öyle merak içinde bırakan bir yerde final yaptı ki of dedim.Neyse ki seri kitap olduğu için ikincisini de almıştım. Hiç bekletmeden devam kitabını okumaya başlıyorum. şu sıralar @kitapyurducom da @parolayayinlari nın müthiş yüzde atmışlara varan kampanya var , kesinlikle bi göz atın derim ben
Baskı: Çok Şekerli Kahpe
İlk defa okuduğum bir kalem olduğu için biraz tereddüt ettim başlarken okumaya. Dolayısıyla da beklentimi düşük tuttum ki sonrasında hayal kırıklığına uğramayayım diye. Ama tüm çabalarıma rağmen çok zoraki bir okuma oldu. Yazar yirmi dört yaşında anlık yaşamını, alkole, sigaraya ve kadına olan bağımlılığının yanısıra çok da düzgün olmayan düzensiz hayatında çok sevgilisi tarafından en yakın arkadaşı ile aldatılışını bana göre son derece sıkıcı bir otobiyografik anlatımla yazması hiç cazip gelmedi. Çok yerini atlayarak okudum bitirmiş olmak için. Bomboş bir kitap olmuş. Boşvermişliğin kitabı olsa bundan iyi olur, üslup gerçekten çok sıkıcı. Bana kesinlikle hitap etmedi vesselam.
Baskı: 8:15 Vapuru
Kitabı okumadım resmen yaşadım diyebilirim yani. En sevdiğim yazarların İlk sıralarında olan sevgili Aysegül Çiçekoğlu, yine her kitabında olduğu gibi daha İlk sayfalardan okumaya başladığım kitabın müptelası yaptı beni. Üstelik yazılan bu kitabın bu defa kurgu olmayıp , tamamen gerçek bir hikayeyi anlattığını , kitabı imzalatırken yazarın kendisi söyledi bana Gebze'ye geldiğinde. Yanında tatlı kızı ve eşi de yanındaydı. Bu kadar ipuçları yeter. Okumaktan asla bıktırmayan kalemi, keyifle ve huzurla okumanızı sağlıyor. Kitabın başlangıcı öyle tatlı ve komik bir tesadüf ile başlıyor ki sayfaları çevirdikçe elinizden bırakamıyorsunuz. En azından bende böyle bir etki yarattı. Her zaman olduğu gibi kesinlikle tavsiye ediyorum.
Baskı: Bütün Kuzgunlar Siyahtır
En sevdiğim yazarlardan olan sevgili Gülsen Kılıçaslan' ın bu harika kitabını daha çıktığı İlk günden beri okumak istiyordum. Nihayet her kitabında olduğu gibi bu kitabını da büyük bir keyif ve merakla okudum. Kitabın kapağına bakınca acaba bu defa yazar fantastik bir kitap mı yazdı diye meraklansam da psikoloji ile polisiyeyi içine dozunda aşkla harmanlayarak öyle güzel, öyle okunası bir kitap yazmış ki anlatılmaz, okunur keyfine varılır ancak. Psikoloji öğrencisi Esin, ev arkadaşı ile kaldığı evin kirası artınca, üstüne part time çalıştığı işyerinden de çıkarılınca yeni bir iş arayışına girer. Ancak aramasına gerek kalmadan iş onu bulur. Total mutizm ( bilerek konuşmama) hastası birine hem arkadaşlık hem de bakıcılık yapması için teklif gelir. Üstelik oldukça iyi bir maaşla. Ancak psikolojik gerilim, gizem, polisiyeyi ve de istemeden de olsa asla olmaması gereken aşkı da peşinde gelir. Kitabın sonuna kadar aksiyonu, heyecanını kaybetmeyen kurgusu ve tabi ki okura yaşattığı ters köşesi , yazarın zekasına hayran bıraktı doğrusu. Devam kitabını sabırsızlıkla bekleyenlerden olmakla birlikte yeni çıkmak üzere olan kitabı" Soğuk Savaş" ı da İlk fırsatta okuyacağım.