Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Abşalom, Abşalom!
Genel olarak farklı yazarlar tanımak isterim. Seri kitaplar haricinde çok beğendiğim bir yazarın bile nadiren ikinci-üçüncü kitabını okurum. Bunun sonucunda da William Faulkner ile tanıştım ve tanıştığıma da memnun oldum. Yazarın tarzı çok başka çok özgün. Kitabı öyle kurgulamış ki şimdi kapağına bakınca anlamını anlayabiliyorum: Bu kitap, yazarın tarzı ve kurgusuyla birlikte bütününü göremediğiniz bir puzzle yapmak gibi. Öyle ki her bölümde bir parçayı yerine koyuyor ama bu parçalar hep ayrı yerlerde oluyor. Bütün ancak sonlara doğru şekillenmeye başlasa bile son parçaya kadar da eseri göremiyorsunuz. Birçok yorumda kitabın zorluğundan bahsedilmiş, doğrudur. Hakikaten de okuduğum en zorlu kitaplardan diyebilirim. Upuzun cümleler, sonu gelmeyen tamlamalar, açılıp kapanmayan parantezler ve parantez içinde parantezler... hepsi var. Ama öyle olmasına rağmen ve ben zora pek gelemeyen biri olmama rağmen sıkılmadan, keyifle okudum. Değişik bir tecrübeydi. alelade bir kitap değildi, denenmesi gerekir diye düşünüyorum. Okuyacak arkadaşlara da bir tavsiyede bulunayım: Başlarda kişileri olayları tarihleri not alarak giderseniz rahat edersiniz. Çünkü yazar tüm kitap boyunca zaman ve mekanda gezinip duruyor. Ne, ne zaman olmuştu, kim kimdi vs. başlarda çok karışıyor.
Baskı: Zaman Makinesi
Kitabı okumadan önceki beklentim zamanda yolculuk kuramı üzerine birşeylerdi. Ancak kitabın tamamı uzak bir gelecek tasviri üzerine kurulmuş. Bu konuda beklentimi karşılamadığı için kitabı biraz isteksiz okudum. Bunun yanında gelecekteki insanlığın gelmiş olduğu nokta da gerçekçi bir yaklaşımdan uzak, daha çok fantastik geldi bana. Zamanına göre değerlendirildiğinde çok orijinal olabilir ancak ben zamanımıza göre değerlendirdiğimde çok da iyi bulmadım.
Baskı: Beni Asla Bırakma
Öncelikle kitabı tek kelimeyle özetlemem istense vurucu derdim. Hakikaten konusu ve karakterleriyle çok etikileyici içe işleyici bir kitap. Giriştende anlaşılacağı üzere kitabı çok beğendim. Ama bu beğenme tek yönlü de değil bu arada. Yani sadece konusu, anlatım tarzı, karakterleri değil de bunların bütünüydü beni etkileyen. Bir kere kitabın tarzı distopya olmasına rağmen bence anlattığı konuya dünya tarihi olarak çok da uzak değiliz. Benzer şeyler defalarca yaşanmış tarihte ve hala da yaşanmakta bence. Neyse çok konuya girip spoiler vermemeyim. Yazarın üslubu ise kitabı güzel kılan faktörlerin başında geliyor. Daha ilk çeyreğinde çok beğendiğimi hissettim ve kitap daha bitmeden yazarı favorilerime ekledim. Bitirdiğimde de yanlış karar vermediğimi anladım. Normalde prensip olarak bir yazarın biden fazla kitabını pek okumasam da galiba Kazuo Ishiguro istisnai yazarlardan olacak.
Baskı: Çelik Mağaralar (Robot Serisi #1)
Bu kitabı Asimov'un vakıf serisinin bir parçası olduğu için okudum. Aslında seriye dahil değil ama seriyi okuyanlar bi sıralama yapmışlar ve vakfın sınırı kitabından sonra robot serisine başlanması gerektiğini, seriden alınacak hazzın en üst seviyeye bu şekilde taşınacağını söylemişler. Ben de o yorumlara uydum gidiyorum. Kitaba gelecek olursak tekil olarak da okunabilecek bir kitap. Bundan sonra 3 kitap daha var ama olay yarıda kalmıyor. Polisiye severler tek kitap olarak okuyabilirler. Tek cümleyle kitap iyi bir cinayet romanı. Ama gelecekte geçiyor. Atom silahları robotlar falan var yani. Ben kitabı tekil olarak düşündüğüm için 8 puan verdim. Muhtemelen serinin tamamı düşünüldüğünde daha yüksek bir puanı hakedecektir. Son olarak kitabı bulmak biraz zor. Piyasada yok, baskısı kalmamış. Hatta sitede bile mevcut değildi de ben eklettim. Ben de e-kitap olarak bulup okudum. Aslına bakarsanız dünya çapında kendi alanında çok ama çok değerli bir eser ancak bizim memlekette çok değer verilmemiş.
Baskı: Suikastçının Çırağı (Farseer Trilogy, #1)
Burda ilk kitapla ilgili değil de üçlemenin tamamıyla ilgili bir değerlendirme yapmak istiyorum. Öncelikle türkiyede pek bilinmiyor olması reklam pazarlama eksikliğinden diye düşünüyorum çünkü çok kalitesiz seriler çok satanlarda geziyor ama bu serinin basımı bile yapılmıyor. Üstelik farseer serisi çok takip ettiğim bir sitede tüm fantastik seriler içinde ilk 10'da değerlendiriliyor. Neyse velhasıl underrated bir seridir. Pahalı bir dizisi yapılırsa bestseller içine girebilir. Başkarakterin assassin olması da bence güzeldi. Genellikle savaşçılar ve büyücüler başrolde olduğundan bu bana ilginç geldi. Başkarakterin kusurlu olması, hatalar yapması, herşeyi her zaman yoluna koyamaması gibi şeyler benim beklediğim şeylerdendi ve bu seride fazlasıyla vardı. Fantastik ögeler çok yoğun olmamakla birlikte sonlara doğru artıyor. Bu konuda taht oyunları ile aynı klasmanda bence. Zaten taht oyunlarını da andırıyor tarz olarak. Bence çok iyi serilerden biriydi. Türün sevenlerinin mutlaka okuması gerekir. Nadiren fantastik okuyanlar içinse daha iyi seçenekler mevcut. Bu arada her üç kitabın da arka kapak yazısını SAKIN okumayın. Bütün özeti yazmış gerizekalı bir kişi.
Baskı: Suikastçının Arayışı (Farseer Trilogy, #3)
Etkileyici bir son kitaptı. Gerçi serinin devamı var galiba ama türkçeye çevrilmemiş. Zaten yazar da son kitap gibi bitirmiş. Benim için son diyebilirim.
Baskı: Sana Gül Bahçesi Vadetmedim
Kitabı çok tutkuyla okumadım açıkçası, yani öyle çok sürükleyici değildi; ama okuduğum kitaplar içinde çok üst sıralarda bir yer edindi kendine. Bazı hayatlar vardır bize çok uzak, ne düşünürler neyi neden yaparlar hep merak ettiğim. Bu kitaptaki karakterin hayatı da onlardan biri benim için. Bir akıl hastasının, bir şizofrenin ne düşündüğünü neyi neden yaptığını ve bunun dışardan nasıl göründüğünü okumak çok güzeldi. Kendine has çok orijinal bir roman. Şiddetle tavsiye ederim.
Baskı: Kraliyet Suikastçısı (Farseer Trilogy, #2)
Serinin bu ikinci kitabında olay örgüsü ilkine göre epey genişliyor. Yani ilkine göre heyecan dozu çok daha yüksek. Bu seri taht oyunlarına çok benziyor kanımca. Çünkü daha çok kraliyet entrikalarıyla alakalı. Yani taht oyunlarını okuyup beğenmiş birisi için bu seriyi çok rahat önerebilirim. Tabii aynı tadı vermez çünkü ordaki olay örgüsünün, belirsizliğin ancak onda biri var burada. Bu, serinin kötü olduğu anlamına gelmesin ama. Kesinlikle fantastik kitap severlerin okumasını öneririm. En azından şimdiye kadar hiç başkahramanı assassin olan bir seri okumamıştım. Onun eksikliğini kapatması bile gayet tatmin edici.
Baskı: Saatleri Ayarlama Enstitüsü
Yorumlara pek bakmadan başladım bu kitabı okumaya. Açıkçası mizahi bir kitap beklemiyordum Tanpınar isminden. Önyargı. Ama gördüm ki mizahi yönü ağır basan bir kitap. İsimler falan çok matrak bir kere. Kişiler, olaylar derken epey eğlendiriyor. Bir yerinde gözümden yaş gelene kadar güldüm mesela. Sonra eşime anlattım gülmedi ama heralde ben anlatamadım. Kitabın başından sonuna olaylar bir kişinin ağzından anlatılıyor. Bu kişi de komik, absürd olayları anlatırken böyle bir anlam verememiş, şaşırmış oluyor hep. Şu kral çıplak hikayesi var ya bu adam ordaki kralın çıplak olduğunu gören eleman işte. Bunun gibi bir sürü olay olduğunu, bunların türk insanının o zamanki içi boş yüzeysel modernleşme çabasını anlattığını ve tüm bunları da ustalıklı bir mizahla yaptığını düşünün. İşte Saatleri ayarlama enstitüsü benim için bu.
Baskı: Vakıf'ın Sınırı (Vakıf #4)
Serinin buraya kadarki en sağlam kitabı diyebilirim. Kitap kendi içinde birçok gizemi çözüp ilk şok denilen sırrı açığa vurmakla birlikte birsürü de soru işaretini sonraki kitaplara bırakıyor. Zaten buraya kadar geldiyseniz serinin iyice içine gömüldünüz demektir. Yazar da bu noktada dünyayı iyice genişletip okurun daha fazla kaybolmasını sağlayarak bir başyapıta imza atıyor. Kitapçılarda artık çok fazla göremememize, reklamının yapılmamasına rağmen kesinlikle atlanmaması gereken bir seri bence. Tabi yarın çok sağlam bir yapım şirketi dizisini yapmaya kalkarsa en kaliteli kağıda çok sağlam kapak tasarımlarıyla en kallavi yayınevlerinden tekrar baskısı yapılır.
Baskı: Vakıf (Vakıf #1)
Her ne kadar seride ikinci kitap olarak görünsede tavsiye edileni ilk kitap olarak okunması. Bundan önce ilk olarak Sonsuzluğun Sonu kitabını oku derler. Ben okudum ama bu seriyle pek alakası yok gibi görünüyor. Bu kitaba gelecek olursak seriye başlangıç için güzel bir kitap. Bir kere çok eski bir seri olmasına rağmen çok fazla klonu yapılmamış olsa gerek ki konusu son derece orijinal. Konunun kişiler üzerinden yürümemesi de değişik geldi bana. Genelde kahramanlar üzerinden hikaye yürür. Kişiler çok önemlidir, okuyucu karakterlere bağlanır falan... Burda öyle bişey yok. Burda olay ön plana çıkmış. Bu tarzı da görmek lazım bence.
Baskı: Aylak Adam
Bu kitabı daha önce okumaya başlamış, 20-30 sayfa sonra bırakmıştım. Yazarın tarzına yabancı olunca anlayamamıştım. Kişiler arasındaki geçişlerle falan karman çorman olmuştu kafam. Sonra Anayurt Oteli kitabını okuyup, yazarı tanıyınca bir daha denedim ve iyiki de denemişim. Farklı birşeyler var bu kitapta. Daha önce okuduklarımdan farklı. Sık karşılaşılacak birşey değil. Okunmalı bence.
Baskı: Dönüşüm
Peşinen söylemek gerekirse ben bu kitabı abartılmış buldum. Kafkadan okuduğum ilk kitaptı ama bana hitap etmediğini düşündüğüm için ikinci bir kitabını okumayı düşünmüyorum. Konu biraz fantastik olunca herşeye bir anlam yüklemiş insanlar. Hani resim sanatında da kimileri bakar çok derin şeyler görür ya onun gibi. Ben o tarz bir okur olmadığım için beğenmedim. Benim adıma basit bir kitaptı. Başkası için sanat eseri olabilir, saygı duyarım.
Baskı: Yokyer
Filmi yapılası bir roman. Ben Neil Gaiman'in romanlarını çok eğlenceli buluyorum. Biraz çocuk romanı gibi olabiliyor bazıları ama kesinlikle eğlenceli ve orijinal. Dili çok çok sade, karakterler çok güzel kurgulanmış. Bence tek sıkıntısı kısa olması. Fantastik ögeler işin içine girince ben biraz uzun olsun istiyorum. Kısa olunca birçok şey havada kalabiliyor. Masalsı eğlenceli birşeyler arayanlara tavsiye ederim.
Baskı: Kıyamet Kitabı
Kitap akıcı bir üslüpla yazılmış. Zamanda yolculuk var, ortaçağ var, veba salgını var. Bunlar bir araya gelince bana yetiyor zaten. Çok fazla aksiyon yok. Çok karmaşık olaylar yok. Sade ve güzel bir hikaye... Tavsiye ederim.
Baskı: Alaycı Kuş (Açlık Oyunları, #3)
İlk kitabı 3, ikinciyi 2 günde okumuşken bu kitabı 7 günde bitirdim. Evet serinin son kitabı biraz sıkıcı olmuş. Tabii ki sonu gayet güzel ve sürprizlerle dolu ama kendi adıma son 50 sayfayı okumak için önceki 300 sayfayı okumak zorunda kalmış hissettim. Daha önce bir çok seri şeklinde kitap okudum ve genelde son kitap en görkemlisi olurdu. Bu seride durum biraz farklı. Sıralama yapmam gerekirse en çok 1. kitabı, en az 3. kitabı sevdiğimi söyleyebilirim. Tabii ki 3. kitaba gelen birisi için bu yorumların çok bir önemi yok çünkü okumama şansı yok. Ama belirtmek istedim. Yazar son kitabı biraz şişirmiş.
Baskı: Ateşi Yakalamak (Açlık Oyunları #2)
Adettendir, ilk kitapla kıyaslanır: Ben ilk kitabın gazıyla ara vermeden bu kitaba başladığım için aynı hızla bitirdim. İlk kitaba göre heyecan dozu bir seviye düşük olmakla beraber o açığı da kitabın finalinin kapattığını düşünüyorum. Son derece akıcı bir dil, sürükleyici bir kurgu bu kitapta da devam etmiş. Kapak tasarımı yine kötü.
Baskı: Açlık Oyunları (Açlık Oyunları, #1)
Tüm okuduğum kitaplar içinde en sürükleyicilerden biri. Normalde rahat ve geniş vakitlerde kitap okumayı sevmeme rağmen bu kitabı her ortamda (tuvalet dahil) okuyarak bitirdim. Giriş çok hızlı, gelişmeler hızlı. Konu güzel ve lastik gibi uzatılmadığı için de sıkmıyor. Bir de filmini izlemediyseniz, kitapta anlatılan kişiler, kıyafetler falan nasıl acaba diye merak edip arada internetten film kareleri bulup bakmak da çok keyifli oluyor. Yazarın dili çok sade ve akıcı. Edebi sanatlarla süsleyim kitabımı derdine düşmemiş. Ortamı ve kişileri anlamaya yetecek kadar betimleme kullanmış. Olumsuz bulduğum tek şey kitabın kapak tasarımı: Beğenmedim.
Baskı: Tom Sawyer
Çocuklar için çok güzel bir macera kitabı olmakla birlikte ben bu kitabı 31 yaşında okudum ve beğendim. Yetişkinler için de bence güzel bir kitap. İlk okul çağındaki çocukların dünyasına gidiyorsunuz bu kitapla. Onların hevesleri, korkuları, mutlulukları peşinden... Sonu da oldukça güzel getirilmiş. Tavsiye ederim.
Baskı: Fahrenheit 451
Kitap akıcı, konusu ilginç ve orijinal. Kısa olduğu için de bir çırpıda bitiyor. Ancak ben bu kitabı distopya türü için yetersiz buldum. Toplum yapısının ve bireylerin ne hale geldiği daha detaylı anlatılmalıydı diye düşünüyorum. Kitap yakma eylemine geçişin tarihi bile çok üstünkörü verilmiş, kısaca bahsedilmiş. Açıkçası 1984, Cesur Yeni Dünya gibi kitaplara denk bir kitap okuyacağımı düşünerek başlamama rağmen o kitaplardaki derinliği bu kitapta bulamadım.
Baskı: Sofinin Dünyası
Felsefeye ilgi duyan ancak benim gibi okumaya çalışıp da anlamayanlar için çok harika bir kitap. Gelmiş geçmiş bir çok tanınmış filozofun görüşleri zaman sırasına göre örneklerle aktarılmış. Böylece ben de hakkında hiç birşey bilmediğim filozoflar ve dönemlerle ilgili genel bir bilgi edinmiş oldum. Yalnız felsefeye ilgi duymayan bir kişi için bu kitap gereksiz olur. Kitabın %90'ı belki bu filozoflar ve dönemlerle alakalı. Kurguyu yazar çok küçük bir kısımda yapıyor. Ama kısa da olsa kurgu kısmının da çok orijinal olduğunu söylemem gerek.
Baskı: Martı Jonathan Livingston
Hikaye kisvesi altında bir kişisel gelişim kitabı gibi geldi bana. Oldum olası sevmem gelişim kitabı. Dil olarak güzel akıcıydı. Gerisi mesaj, mesaj, mesaj...
Baskı: Anayurt Oteli
Yusuf Atılgan'ın okuduğum ilk kitabı. Aylak Adam'a başlamış 15-20 sayfa okuyup bırakmış biri olarak bu kitabı çok beğendiğimi belirteyim. Ancak bu kitaba en başından bir şans verme felsefesiyle yola çıktığımdan (Aylak Adam'a bu şansı vermemiştim:)) yavaş yavaş, koptuğum yerlerden geriye dönerek okudum ve pişman da olmadım. Çünkü hızlıca okunarak anlaşılabilecek bir kitap değil. Yazar baş kahramanın zihnini yazdığı için kitabında, bir an şimdiki zamanı aktarırken hiç bir işaret vermeden geçmişteki bir olayı anlatmaya başlıyabiliyor. Geçmişi yada bir olaya ait düşüncelerini aktarırken yarıda kesip şimdiki zamana dönebiliyor. Bu geçişlerde biraz vakit harcanıp nereden nereye geçildiği anlaşılmaya çalışılırsa çok keyifli bir roman çıkıyor ortaya. Aksi takdirde hiç birşey anlaşılmayacağından beş para etmez hissi uyandırabilir.
Baskı: Efsuncunun Son Oyunu (Belgariad #5)
Serinin son kitabında yazar tüm hikayeyi çok güzel bağlamış. Gerçekten harika bir son olmuş. Önceki kitapları okurken ortalama bir seri diye düşünürken, son kitapla birlikte iyi ki okmuşum dedim. Çok çok güzeldi.