
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Yeşilin Kızı Anne
"Her gece yatmadan önce, penceremden dışarı bakıyorum ve orman perisinin gerçekten burada oturup pınarı ayna gibi kullanarak saçlarını tarayıp taramadığını merak ediyorum. Bazen sabah çiyde onun ayak izlerini arıyorum. Ah, Diana, orman perisine olan inancından vazgeçme!"(s.222) "Yeşilin Kızı Anne" Sakın "E" harfini söylemeyi unutmayın! Marilla ve Matthew Cuthbert kardeşler, çiftliklerinde kendilerine yardımcı olması için bir erkek çocuk evlat edinmeye karar verirler. Bir karışıklık olur ve yetimhaneden bir kız çocuğu gönderirler. Adı Anne. Tuhaf ama hayat dolu bu sevimli küçük kız neşesiyle, yaramazlıkları ve kurduğu hayalleriyle Cuthbert kardeşlerinin ve tüm Green Gables kasabasının hayatını değiştirir. Gerçek dünyanın kurallarını olduğu gibi kabul etmeyi reddeden bu küçük yüreğe hayran olurlar. "Seni bir düzine erkek çocuğuna değişmem, dedi Matthew, Anne'in elini okşayarak. Unutma, bir düzinesine bile. Yani, sanırım Avery Bursu'nu alan bir oğlan değildi, değil mi? O bir kızdı, benim kızım, benim gurur duyduğum kızım."(s.371) Çok sürükleyici, her yaştan herkesin okuyabileceği bir kitap. Daha önce dizisini izlemiştim. Çok beğenmiştim. Ama dizi de bazı yerler kitap da yok. Kitabın tasarımı da çok güzel. Ayrıca Ren kitap defter, ayraç ve poster hediye koymuş. Bu da çok hoş olmuş. Okumanızı tavsiye ederim.
Baskı: Çizgili Pijamalı Çocuk
"Çizgili Pijamalı Çocuk" daha önce filmini izlemiştim ve çok etkilenmiştim. Filmi -özellikle son sahnesini- uzun bir süre aklımdan çıkaramamıştım. Kitabı da filmi kadar etkileyiciydi. Kitap her ne kadar da çocuk kitapları kategorisinde yer alsa da bence yetişkinler de mutlaka okumalı. İkinci dünya savaşında, bir nazi toplama kampında komutan olarak görevlendirilen bir nazi subayının 9 yaşındaki oğlu Bruno, çok sevdiği Berlinden ve arkadaşlarından ayrıldığı için çok üzülür. Etrafında yaşanan gerçeklerden haberi olmayan Bruno yeni odasının penceresinden etrafı tel örgülerle çevrelenmiş toplama kampını ve oradaki çizgili pijama giymiş insanları görür ve duruma bir anlam veremez. Bir gün tel örgülerin etrafını dolanırken kamptaki Shmuel isminde bir çocukla tanışır. İki çocuk aralarındaki tel örgüye rağmen sohbet etmeye başlarlar... Bruno'nun içinden, Shmuel'e sarılmak geçiyordu, sadece onu ne kadar sevdiğini ve son bir yıldır onunla konuşmaktan ne kadar keyif aldığını göstermek için. Shmuel de Bruno'ya sarılmak, ona sayısız iyiliği, armağan ettiği yiyecekler ve babasını bulmakta yardımcı olacağı için teşekkür etmek istedi. (s.190) "Benim en iyi arkadaşım sensin, Shmuel" dedi. "Hayat boyu en iyi arkadaşım." "Ve sonra oda kapkara oldu ve yaşanan karmaşaya rağmen Bruno hala Shmuel'in elini sımsıkı tutuyordu ve dünyada hiçbir şey Bruno'yu onun elini bırakmaya razı edemezdi." (s.196) kitabın bu cümleleri bitirdi beni. Kitabı alın ve Bruno ile tanışın derim. Hitler zamanında yaşanan olayların bir çocuğun gözüyle anlatımından çok etkileneceksiniz. Ve hayatımız boyunca tel örgülerle karşılaşmamız dileğimle iyi okumalar dilerim.
Baskı: Üçüncü Kız
Bir gün Hercule Poirot'un ofisine bir genç kız gelir ve bir cinayet işlediğini söyleyerek ortadan kaybolur. Poirot ve yazar bir arkadaşı ile işin sırrını çözmeye çalışır. Sürekleyici ve akıcıydı. Finali sizi çok şaşırtacak. Klasik süpriz finali BİR Agatha Christie romanları. Okumanızı tavsiye ederim. Ben okurken çok keyif aldım.
Baskı: Ölüm Diken Üstünde
La Bourget den Londra'ya giden bir uçak. Uçakağın iki numaralı koltuğunda oturan kadını ansızın bir eşekarısı sokar ve kadın ölür. Aynı uçakta yolculuk yapan Hercule Poirot kadının arı sokmasından öldüğüne inanmaz... Yine harikulade bir hikaye... Karmaşık olay örgüsü. Yine Müthiş ve beklenmedik bir son. Okumanızı tavsiye ederim.
Baskı: Kubbe'nin Altında
Maine şehrinin 119. Karayolu'nun aşağısında, Chester's Mill kasabasında aniden ve tüm kasabayı sarmalayan bir güç kalkanı belirir. Saydam olan bu kubbe, kasaba halkını içerisine hapseder. Kimse içeri giremez ve çıkamaz. Kubbe altında kasaba halkının başından geçen olaylar dizisi. Politika, uyuşturucu ticareti, cinayetler, din sömürüsü...vs. Kötü olan kubbe mi yoksa insanlar mı? Sürükleyici ve akıcı, kendinizi kaptıracağınız bir kitap. Kitap 1023 sayfa. Kitabın kalın olması sizi korkutmasın. Okurken kaptırıp gidiyorsunuz kendinizi. Kitabın dizisi de var. Dizisi varmış o zaman kitabını okumaya gerek yok demeyin, kitap diziyle çok farklı. Kitabın sonu bence biraz zayıf kalmış daha güzel bitebilirdi ayrıca kitap konusu ve sonu itibariyle ders verici nitelikte. Stephen King'in en sevdiğim kitaplarından bir oldu. Okumanızı tavsiye ederim.
Baskı: Ölüm Oyunu
Kaçakçılar Adasında Kaptan Roger Angwering'in iki yüz yıl önce yaptırdığı ev otel olarak kullanılmaktadır. Küçük ve mütevazı otelin konuklarından biri ölü bulunur... Yine kurgusu muhteşem olan bir Agatha Christie eseri. Yine kendine bağlıyor ve yine sonunu tahmin etmek çok zor. Agatha Christie sevenlere tavsiye ederim.
Baskı: T.S.Ç. Annelerin Yüreğini Isıtacak Öyküler
Tavuk Suyuna Çorba - Annelerin Yüreğini Isıtacak Öyküler Yine sımsıcak duygu yüklü hikayeler. Kısa süre de bitti. Serinin diğer kitapları gibi. Okumanızı tavsiye ederim. Hoş vakit geçirtiyor.
Baskı: Tavuk Suyuna Çorba - Gençlerin Yüreğini Isıtacak Öyküler
'Tavuk Suyuna Çorba - Gençlerin Yüreğini Isıtacak Öyküler' okuduğum tavuk suyuna çorba serilerinden biri. Yıllar önce okumuştum. Kütüphanemi düzenlerken alıp tekrar okudum. Güzel sıcacık hikayeler var. İlk okuduğum da da çok sevmiştim yine severek okudum. akıcı hemen bitiyor. Tavsiye ederim. Okuyun.
Baskı: Kardeşini Doğurmak
Kardeşini doğurmak… Bu kelimeleri okuyunca yüzünüzü buruşturuyorsunuz, ne kadar iğrenç ve korkunç geliyor değil mi? Türkiye’nin karanlık yüzü ensest gerçeğini anlatan, madalyonun diğer yüzünü gösteren bir araştırma kitabı ‘Kardeşini Doğurmak.’ Yazar Büşra Sanay, araştırmasını hazırlarken sosyal hizmet uzmanı, avukat, hakim, psikolog, psikiyatrist, din adamı, dernek başkanı gibi birçok kişiyle görüşmüş. Yazarı cesareti ve inancından dolayı da tebrik ediyorum. Ayrıca kitap da yaşanmış gerçek olaylara da yer verilmiş. Okurken kanım dondu, nasıl ya bu kadar da olmaz diyorsunuz. Gözü yaşlı okudum birçok yeri. Neler okudum kitap da. Babaları, abileri, dedeleri, dayıları, amcaları vs akrabaları tarafından cinsel istismara uğrayan küçücük bedenler… Ve onlara inanmayan ‘ocağımızı yıktın, kötü kız kim bilir sende neler yaptın da sana bunları yaptı’, diyerek istismarcıyı savunan, kendi kızını kocasından kıskanan, ‘o giderse aç kalırız’ diyen anneler… Küçüğün rızası vardı diyerek durumu önemsizleştiren hükümet, kravat taktı diye iyi hal indirimi veren hakimler ve burada kelimelere dökemedim iğrençlikler… Bunlar yüzünden durum bana çok umutsuz geliyor. Ayrıca bence toplumumuzun en önemli sorunlarından biri de ‘cinsel açlık ve cinselliğin tabulaştırılması.’ Kendi vücudunu tanımayan, cinsellik konusunda gerekli eğitim verilmeden korkutularak yetiştirilen bir toplum. Kitapta ki uzmanlardan biri ‘cinselliğin doğal bir ihtiyaç olduğunu ve bunun tam karşılanmaması sonucunda kişinin kendisinden güçsüz olarak gördüğünü cinsel bir obje olarak görüp istismar yönelimi olduğunu söylüyor. Maalesef ki Türkiye de ensest problemi var ve duyulursa aile şerefimiz lekelenir ‘sus, sus’ diyerek, üstü kapatılarak da ASLA çözülemez. SUSMA… Evet biliyorum çözmek de kolay değil. Cezalar caydırıcı olsa ve iyi hal indirimi gibi saçmalıklar uygulanmayıp cezalar gerçekten verilse durumu engellemez ama belki azaltır. Ve ebeveynler çocuklarınıza güvenin, bu konuda çocuklar ASLA YALAN söylemezler, onlara inanın, onları koruyun, sarıp sarmalayın. Kitapta da anlatıldığı gibi çocuklar sadece yemeğini, suyunu verdiğiniz bir besi hayvanı değillerdir. Onlar bizim aydınlık geleceğimiz. Çocuklarınıza bu konuda gerekli eğitimleri verin. Kendisinin özel olduğunu, vücudunun ona ait olduğunu, özel bölgelerine dokunulmasının yanlış olduğunu onlara öğretin. Ve kadınlar mutlaka okumalı ve ekonomik özgürlüklerini ellerine almalıdırlar ki susmasınlar. Bu kitap, herkesin elini taşın altına koyması gerektiğini bir kere daha bizlere hatırlatıyor. Problemin farkında olmak, bilinçlenmek için; okuyun, okutturun.
Baskı: Akıllı Kadınlar Yanlış Seçimler
Kadın erkek ilişkileri konusuna aynı zaman da psikiyatr olan bir erkek gözüyle bakılmış, güzel ipuçları olan bir kitap. Yazarın gerçek hayattan örnekler vermesi de güzel olmuş. En sonda testler var hoş olmuş. Okunabilir tarzda.
Baskı: Gölgesizler
Hasan Ali Toptaş'ın farklı bir tarzı var. Anlamakta zorlandığım bir kitap oldu. Kitabı bitirdikten sonra filmini izledim daha çok oturdu kafamda. Kitabı okuduktan sonra kesinlikle filmini izlemenizi öneririm. Sahi kar neden yağar? https://www.youtube.com/watch?reload=9&v=io5n-VLCIdw
Baskı: Sol Ayağım (Sol Ayağım, #1)
Beyin felciyle doğan ve sadece sol ayağını kullanarak hayata tutanan Christy Brown'ın azmini ve bir annenin güçünü anlatan bir otobiyografi. Gerçek bir yaşam mücadelesi. Klasiklerin arasına girmiş bir kitap. Mutlaka okunmalı. Filmini de çevrilmiş mutlaka izleyeceğim.
Baskı: Hacı Murat
"Ne müthiş bir yaşam direnci!" diye düşündüm. "İnsanoğlu her şeyi yenmiş, milyonlarca otu, bitkiyi, canlıyı yok etmiş ama bu deve dikeni hala direniyor!..." (s.7) Tolstoy'un okunması gereken eserlerinden bir tanesi daha. Tolstoy'un diğer romanlarına görece daha kısa daha sade bir roman. Hacı mUrat'ın direniş hikayesi. Tolstoy’un ölümünden bir sene sonra basılan son romanı Hacı Murat'ı okumanızı taviye ederim.
Baskı: Atakule Cinayeti
Bugüne kadar Atatürk ve Fikriye hakkında çok şeyler yazıldı, söylendi. Atatürk ile Fikriye arasındaki ölümsüz bir aşkın cinayetle sona ermesi (!) hala gizemini koruyor. Bu olayı araştıran Prof.Dr.Sema Güldoğdu'nun cinayete kurban gitmesi ve bunun arka planında yaşananlar... Casusluk romanlarını aratmayacak cinsten merak içinde okudum. Erhan Komiser, Selim ve Balıkçı Veli yine işbaşında... Yine Erhan komiserle birlikte Ankara sokaklarını gezip, bol bol çay içiyoruz...Polisiye sevenler için güzel bir kitap. Tavsiye ederim.
Baskı: Hayatsız Kadın Ayşe - Bir Kadının Genelev Yaşamı
"Aslında beni kimse kitapla tanımadı. Genelevde benle yatan erkekler beni tanıdı. Oraya gelen herkes gözyaşlarımı gördü. Annem de gördü, kardeşim de gördü. Siyasiler de gördü., belediye başkanları da. Genelev patronları da. Ama kim dedi ki gel insan gibi yaşa? (s.201) Muhteşem bir kitap. Ayşe Tükrükçünün trajik hayatının bir özeti. Kitap, 9 yaşındayken amcasının aylarca tecavüze uğrayan Ayşe'nin, buna inanmayan ilgisiz ve kendisine şiddet uygulayan ailesi yüzünden kandırılarak geneleve satılması, durumu kabullenemeyip kaçma çalışmalarını, kendisine yardım eli uzatacağını söyleyenlerin ihanetlerini, ve Ayşe'nin hayatta kalma mücadelesini anlatıyor. Kitabı boğazım düğümlenerek okudum. İnsanlar nasıl bu kadar kötü olabilir. Polislerin bile tecavüz ettiği her türlü işkencelere maruz kalan Ayşe Tükrükçü hayatın tüm kötülüklerine ve zorluklarına rağmen ayakta kalmış bir kahraman bence. Mücadelesinde saygı duyulacak başarılı bir kadın. Şuan "Hayata Sarıl Lokantasında" evsizlere aş ve iş veriyor. Başından geçen tüm felaketlere rağmen var olan ama yok sayılan hayatlara sahip çıkıyor. Okumanızı tavsiye ederim.
Baskı: Palto
Nikolay Vasilyeviç Gogol den, Dostoyevski'nin 'hepimiz Gogol'un paltosundan çıktık' dediği sarcıcı bir öykü. 'Palto' yılda 400 ruble kazanan Akakiy Akakiyeviç adlı sıradan bir Rus memurunun hayatından çok küçük bir kesiti anlatıyor. Maddi sıkıntı çeken Akakiy, eskiyen paltosunu yenilemek için türlü fedakarlıklar yaparak para biriktirir ve kendisine yeni bir palto diktirir. Ye kürküm ye misali onunla hep dalga geçen iş arkadaşları onu yeni paltosuyla görünce hemen ona iyi davranmaya başlıyorlar, hatta bir iş arkadaşı onu akşam evine davet ediyor. Bir palto insanın önemini nasıl da değiştiriyor. Paltosunu omuzlarına alıp sokaklarda bayramlıklarını giymiş bir çocuk gibi sevinçle dolaşan Akakiy için başka bir sorun daha ortaya çıkıyor 'o paltoyu korumak'. Akakiy'in paltosunu çaldırmasıyla hayatındaki asıl trajedi başlıyor. Özellikle aslında mühim olmayan insanların mühim kişiymiş gibi bulunduğu makamın önemini diğerlerinin gözünde daha da yükseltmek için her türlü yola başvurması bana çok tanıdık geldi. Hem gülünç, hem de üzücü, hem de eleştirel yanı olan güzel bir trajikomik öykü. Hikayenin fantastik bir son ile bitmesi de bence çok iyi olmuş. Akakiy'in kısa trajik öyküsü tam kalbime dokundu. Okumanızı tavsiye ederim. Kitapda bir alıntı: Ömrünün son demlerinde de olsa yoksulluk içinde geçen yaşamını bir anlığına neşeye boğan, palto biçimine bürünmüş gösterişli bir konuk tarafından ziyaret edilmiş, sefalet içinde geçen kasvetli hayatı kısa süreliğine de olsa renklenmiş; ama hemen ardından bu dünyanın en güçlü insanlarının bile üzerine çöken ölüm felaketi onun karşısına çıkıvermişti.(s.58)
Baskı: Burun
Güzel bir öykü, kısa ve değişik... Gerçeküstü ama hoşuma gitti. Yüksek rütbeli bir burnun, ait olduğu kişiye tepeden bakmasının kısa öyküsü. Gogol kendini okutuyor. Gogol kesinlikle okunmaya değer.
Baskı: Ekmek Kavgası
"Ekmek Kavgası" kitabın adı her şeyi anlatıyor aslında. Kısa öykülerden oluşan bu kitabında yazar Orhan Kemal insanlarımızın sorunlarını çok güzel dile getirmiş. İnsanların ızdıraplarına, ümitsizliklerine, hayat ile mücadelesine etkileyici bir bakış. Gerçektende insanlarımız hep ekmek kavgası içinde. Kitabı Ankara kitap fuarından almıştım. Oğlu tarafından da imzalanmıştı. Benim için çok değerli bir kitap. Okumanızı tavsiye ederim.
Baskı: Öldürmek İçin Mükemmel Bir Gün (Komiser Sensi ve Dr. Claps, #2)
Öldürmek için mükemmel bir gün... Afrikalı kız çocuklarını kaçırıp, onları istismar ettikten sonra öldüren ve kurbanlarının sol el serçe parmağını keserek imzasını atan bir seri katil... Film tadında bir gerilim-polisiye. Kitabı başından sonuna kadar heyecanla okudum. Sonu da süpriz bir biçimde bitiyor. Gerilim polisiye sevenlere taviye ederim.
Baskı: Üç Yanlış Üç Ceset
Öğrencilerin kaldığı bir yurtta işlenen garip hırsızlık olayları ve ardından işlenen üç cinayet. Ve Belçikalı ünlü dedektif Hercule Poirot iş başında.... Ne zaman elime bir Agatha Christie kitabı alsam kafamı kaldıramıyorum. Bu nasıl bir kurgu, nasıl bir zeka. Yine tahmin ettiğim kişi katil çıkmadı ve yine tuhaf ipuçları ile şaşırtıcı son. Muhteşemdi.
Baskı: 13 ünde Kadın Olmak
"Selim, erkek evlattı ve değerliydi. Sıla ve Helin ise kaderleri daha "kız"olarak doğduklarında belliydi. Değersizler, başlık parasına, tarla karşılığı, kan parasına kolayca gözden çıkarılabilen; bir inekten, bir öküzden kısacası herşeyden değersiz canlılardı" (s.163) Bu, kara bir geceydi. İki çocuk, iki ayrı evde gerdeğe girecekti. Aslında bu iki çocuk babaları Şehmuz ve tüm köylü ortak aldıkları karar ile tecavüz edilmeleri için zemin hazırlamışlardı. (s.170) Kitabı özetleyen cümleler... Kitabı okurken boğazım düğümlendi. İçim karardı, öfkelendim. Ali Bayram severek okuduğum bir yazardır. Bu kitabı beni çok etkiledi. Okumanızı tavsiye ederim. Kitap da Şeymuz, çok kıymetli oğlu Selim'in şımarıklığı yüzünden oluşan kan davasına 13 yaşındaki ikiz kızları Sıla ve Helin'i kurban ediyor. Olaylara sebep olan Selim ise duruma karşı çıkan köy öğretmenine: Kardeşlerimin yaşı o kadar da küçük değil, kızlar okuyup da ne olacak? Evlensinler kocalarına hizmet etsinler diyor. Oysa ellerinde bez bebekleri ve boya kalemleriyle dolaşan bu kız çocuklarının hayalleri vardı. Okumak, öğretmen olmak. Tıpkı küçük yaşta evlendirilen tüm kız çocuklarının olduğu gibi. Kız çocuklarının hayalleri ise erkeklerin hiç umurunda değil. Töremiz böyle biz böyle gördük deyip geçiyorlar. TÖRENİZ BATSIN... Maalesefki kitapda anlatılanlar gerçek. Ülkemizin kanayan yarası olan çocuk gelinler gerçeği. Bu zihniyet değişmedikçe de kimbilir daha nice Sıla ve Helinleri kurban edeceğiz.
Baskı: Devlet
Platon, devlet adlı eserinde hocası olan Sokrates'in sağlıklı ve mutlu bir toplum hayatı için düşündüğü ideal ve adil devlet modelini anlatıyor. Eser diyaloglardan oluşuyor. Sohbet şeklinde yazılmış. Bazı yerleri tekrar başa dönüp okusam da okunması kolay ve akıcı. Eser de, Sokrates ideal devlet yönetimini bir gemiye kaptanlık etmeye benzetiyor. Sokrates'e göre, nasıl bir gemiye kaptanlık edebilmek için teknik bilgiye sahip olmak gerekiyorsa, devlet yönetiminde de baştakinin -Sokrates baştakini kral filozof veya filozof kral şeklinde adlandırır- teknik bilgiye sahip olması gerekir. Sokrates'e göre ülke için doğru, yararlı olanı saptamak filozof kralların işidir. Filozof krallar iyiyi ve doğruyu bilir. Halk bu bilgiye sahip değildir. Günümüz demokrasi anlayışına ters bir durum olsa da düşündürücü bir kitap. Aslınsa kitapta asıl konuşan Platon. Platon kendi döneminin Atina demokrasisine karşı çıkıyor. Platon'un hocası Sokrates gençleri yozlaştırdığı gerekçesiyle Atina yönetimi tarafından ölüme mahkum edilmiş. Bunun üzerine Platon Devlet adlı kitabını bir tepki olarak yazıyor. Okumanızı tavsiye ederim. Ufkunuzu açaçacak, düşündüren bir eser.
Baskı: Kanadı Kırık Melek
- En çok neden rahatsızlık duyuyorsun? - Bakışlardan, dedim. İnsanların bana olan bakışlarından. İnsanlar, benim de bir insan olduğumu unutuyorlar. Benim de bu toplumda yaşama hakkım olduğunu görmezden geliyorlar. Sokakta rahatça dolaşmak istiyorum! s.87 Yaşlılık hastası bir genç kızın yaşam öyküsü... Beni çok etkiledi bu kitap. Çok güzel akıcı bir dille yazılmış. Kendinizi kaptırıveriyorsunuz okurken. Kitaptaki resimler de çok etkileyici olmuş. Okurken Burcu'nun yaşadığı acıları, mutlulukları içimde hissettim. Farkında olmadan ne büyük hatlar yapıyoruz. Sırf bizden farklı göründükleri için bakışlarımızla, davranışlarımızla onları yaralıyoruz, üzüyoruz. Oysa Burcu o kadar güçlü ki annesi de öyle. Mutlaka ama mutlaka okuyun. Taviye ederim.
Baskı: Son Av
01.03.2020 - Ankara kitap fuarında Jean-Christophe Grange imza günü vardı. 2 saat kuyrukta bekledim ama "Son Av" kitabını imzalattım. Çok güzeldi. Yazarın Siyah Kandan sonra okuduğum ikinci kitabı. Grange'in eserlerini sevmeye başladım. "Son Av" da Fransız dedektifler vahşice işlenen bir cinayetin peşinde kara ormandalar. Akıcı bir eserdi. Biraz tahmin etsem de şaşırtıcı bir sonla bitiyor. Okumanızı tavsiye ederim.