Aktiviteler
Bu okurun herkese açık aktiviteleri.

Yazar: hasan kıyafet
Sosyalist gerçekçi sanat tarzını benimseyen yazarlarımızdan Hasan Kıyafet; Her şiirin, romanın, filmin bir öyküsü vardır. Her insan ise bitmemiş bir öyküdür diyerek öyküyü önemsediğini vurguluyor. Yazarın Diyarbekire Girmek adlı öykü kitabı 1999 MKM, ödülünü almıştı. Diyarbekirden Çıkmak ise birincinin devamı olarak da düşünülebilir. Burada toplumun değişik sorunlarını aynı çarpıcılıkla, değişik…

Yazar: lev nikolayeviç tolstoy, hüseyin karaca
Tolstoy İvan İlyiçin Ölümü, Kreutzer Sonat, Şeytan gibi eserlerinde olduğu gibi, bu uzun öyküsünde de hayata direnmenin manevi kaynağını arıyor. Feodal ilişkilerin gitgide çözüldüğü, tüm toplumsal katmanların bir altüst oluş yaşadığı Çarlık Rusyasında, yoksulluk ve baskı altında ezilen insanın, Tanrının verdiği sevgi için yaşaması gerektiğini hatırlatan Tolstoy, kutsal kitaplarda sıkça rastlanan…

Yazar: gülten dayıoğlu
Onlar, Nuh Tufanından çok önce, dünyamızda yaşamaya başlamışlardı.Onlar, kendileri istemedikçe, insanlara görünmezlerdi.Onlar, varlıklarında taşıdıkları GİZİL GÜÇle dönüşümü başarmışlardı.Başta insan olmak üzere, her türden canlının görünümüne bürünebilir, aramıza katılıp, İNSAN ÜSTÜ eylemlerde bulunabilirlerdi.Efsanelere geçen bu kutsal kuşların adı, AKİLOPANTAydı.Bir gün, Hakkaride ışık topları…

Yazar: mehmed uzun
Nar Çiçekleri, Mehmed Uzunun Türkçe yazdığı, hayatımıza değen dokuz denemeden oluşuyor. Çokkültürlülüğün, azınlık ve öteki olma sorununun, sürgün ve aydın olmanın onulmaz ağırlığının merkezde olduğu bu denemeler, şiddetin ve reddetmenin çözüm olamayacağını, ancak anlayarak, empati kurarak bir arada yaşanabileceğini savunuyor.Kırık bir hüznün egemen olduğu bu denemeler, aynı zamanda arada kalanlar…

Yazar: barbara goldsmith
Yirminci yüzyılın efsane kadını Marie Curie, Barbara Goldsmithin kalemiyle gerçek bir insan olarak karşımıza çıkıyor. Olağanüstü bir bilim kariyeri, aile, toplumun önyargısı ve kendi tutkulu mizacı arasında denge kurmaya çalışan mücadeleci bir kadın... Madame Curie Saplantılı Deha, şaşırtıcı bilimsel başarısı ve kazandığı üne karşın ödediği bedelle, göz kamaştırıcı bir Curie portresi çiziyor San…

Yazar: zülfü livaneli
Kimi zaman bir savaş bir kentin, bir ülkenin kaderini değiştirir, kimi zaman bir tek kişi koca bir ailenin... Leyla: Yalılarda doğmuş büyümüş bir paşazade, bir Osmanlı soylusu... Ali Yekta: Uşaklık kaderini değiştirme ihtirasıyla yanıp tutuşan bir İstanbullu... Rukiye-Roxy: Almanyada doğmuş, seks modelliği yapmış bir hip-hopçı... Livaneli, birbirini hiç tanımayan bu üç ayrı kişiliğin yaşamını, bi…

Yazar: wilhelm reich
Hitlercilerin milyonlarca insanı öldürmelerinden sonra, kalkmış onları asıyorsun. Milyonları öldürmelerinden önce nerdeydin peki, o zaman ne düşünüyordun? Düzinelerle ceset oturup düşünmen için yeterli neden değil miydi? İnsanlığının kıpırdanması için milyonlarca ceset mi gerekliydi? --- Ne kurşun sıkma ne de darağacına çekme seni içinde bulunduğun bataklıktan çekip çıkaramaz. Şöyle bir kendine b…

Yazar: nabizade nazım
Edebiyatımızın ilk gerçekçi-psikolojik romanı sayılan Zehra, 1864 yılında İstanbulda doğan ve 29 yaşında kemik vereminden ölen Nâbizâde Nâzımın tek romanıdır. Roman kişilerinin konuşmalarını, kendi dillerinin özelliklerini koruyarak veren yazar, konusunu işlerken araya girip kendi düşüncelerini belirtmekten kaçındığı için öykü tekniğine bağlı bir yapı kurmaya çalışır. Yazar, bu kitabında kıskanç…

Yazar: halit ertuğrul
Şark KızıAcı dolu, umut dolu, gizem doluYürekleri burkan, akılları şaşırtan bir hayat öyküsüŞark Kızı, hoşgörünün, sadakatin ve sevginin sembolü...Kötülüklere karşı başı dik, iyiliklere karşı boynu eğikAğrı Dağı kadar müthiş bir cesaret Van Gölü gibi esrarengizKaradeniz gibi içten ve kıvrak Akdeniz gibi sessiz ve berrakEgenin sevgisi var onda Marmaranın sır saklayan gizemiFırat ve Diclenin ataklı…

Yazar: yılmaz erdoğan
... Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim, çocuk olmaktan... Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam...

Yazar: yılmaz erdoğan
Kalabalık geceleri bekleyen yalnız kahvaltılar için hep acele ediyorduk. Yağsız beyaz peynir tadında ilişkiler kuruyorduk. Seviyorduk. Sevmeyi seviyorduk. Bazı elele yürüyüşlerde yağmur yağsın istiyorduk. Hangi sevdanın üstüne yağmur yağsa, biz onu aşk belliyorduk. Hijyene önem vermiyorduk. Beyaz çarşafların üstündeki lekeler aşklarımızın haritalarıydı. Hangisi biz, hangisi yavru vatan oradan anl…

Yazar: aminatta forna
Sierra Leone, bir zamanlar Afrikanın Atinası diye bilinen küçük bir ülke. Fakat Üçüncü Dünyanın diğer bütün sömürge ve yarı-sömürge ülkeleri gibi, Batının zulmünden ve açgözlülüğünden payını almaktan kurtulamayan bir kadere sahip; kanlı elmaslar ve siyasi çıkarlar uğruna yüzyıllar boyunca bu boyunduruğu başından defedemiyor. Nihayet 1961de bağımsızlığına kavuştuktan sonra da, bu defa Batı eğitimi…

Yazar: senai demirci
Allah ve melekleri, peygamberi çok salat ederler, Ey müminler! Siz de ona salavat getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin. (El-Ahzab-56)Cebraile mülaki oldum da bana şöyle dedi: Sana müjde ederim Allah diyor ki: Kim Sana selam verirse Ben ona selam veririm. Kim Sana salat getirirse Ben ona salat ederim. (Hakim, Beyhaki)Senai Demirci, aşina üslubuyla Efendimiz bizim kimimiz? Ona nasıl yakın…

Yazar: fatih okumuş
Kalbin kanatlarıyla yolculuk! Fatih Okumuş okurunu cennet kokulu bir bahçeye davet ediyor. Bin bir güzellikteki çiçeklerden oluşan bir cennet bahçesine. Ve bu bahçeyi şöyle tarif ediyor: Birincisine münacat adını verdim. Allah ve Resulü kokanlar burada toplandı. İkincisine kalbiyyat adını verdim. Yanık kokulular burada toplandı. Üçüncüsüne nefsiyyat adını verdim. Bunlar, kokusunu hissedebilmek iç…

Yazar: iskender pala
Millî olmadan milletler olunmaz. Kendimizi bilmeden, başkalarına kimliğimizi nasıl bildirebilelim? Millî hafızamız, atalarımızı ve bize bıraktıkları mirası tanımakla zenginleşecektir. Onların pek çoğu, bugün ibretler okunacak ömürler yaşamışlar, bizim zaman zaman karşılaştığımız hâllerle karşılaşmışlar, bir miktar da bize hayret ve gıpta telkin eden işler başarmışlardır. Yaptıkları ve yapamadıkla…

Yazar: halit ertuğrul
Her okuyanın kendini bulduğu ve Allaha yöneldiği bu eser, satış rekorları kırmakta ve elden ele dolaşmaktadır. Ünlü bir ateistin dönüşünü anlatan ve Kuranla kucaklaşmasını dile getiren bu kitap, özellikle de gençlerin manevi bunalımlarına bir ilaç gibi gelmektedir.

Yazar: mıgırdiç margosyan
Mıgırdiç Margosyanın Ermenice yazan yazarlara verilen Eliz Kavukçuyan-Ayvazyan Edebiyat Ödülünü (Paris-Fransa) 1988 yılında kazanan Mer Ayt Goğmerı (Bizim Oralar) adlı kitabının, yazar tarafından yeniden, Türkçe olarak kaleme alınan karşılığı...Margosyan, 1938de Diyarbakırın Hançepek Mahallesinde (Gâvur Mahallesi) doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümünü bitirdi. 1966-72 y…

Yazar: şeyhmus diken
Diyarbakır; harcı, acı ve hüzünle karılmış ama umudu her zaman diri tutmuş, ebedi kent... Diyarbakır; bedeninde derin yaralar açılmış yaralı kent... Diyarbakır; ahir zamanlardan bu yana, zamanın ve insanın sayılamayacak kadar çok musibet ve felaketine karşı durabilmiş, dayanabilmiş bir kent. Bir erdemli yürek. Diyarbakır; acısı, hüznü ve umudu henüz yeterince seslendirilmemiş kent...Romancı Mehme…

Yazar: iclal aydın
Sanki hiç vedalaşmamışım herhangi biriyle... Sanki artık hiç özlemiyorum... Kimseyi... Yazlıklardan ayrılanlar güneşten solmuş tişörtlerinin omuzlarında getirirlerdi küçük yaz aşkının ayrılığını... Mektuplarla, arada bir güçlükle açılan telefonlarla yaşatılırdı biraz daha... Yaz bitimi, 20li yaşlarım başlayana dek daha derin acıtırdı kalbimi ve o zamanlar daha çabuk onarabilirdi kalbim kendini. B…

Yazar: susanna tamaro
Genç İtalyan yazarı Susanna Tamaro'nun 1994'te yayımlandığı zaman İtalya'da büyük yankı uyandıran ve yılın olayı olan bu kitabı, çok satan kitaplar listesinin başındaki yerini uzun süre bir başka kitaba bırakmamıştır. Eco'nun Gülün Adı adlı romanından sonra en başarılı İtalyan romanı olarak karşılanan Yüreğinin Götürdüğü Yere Git, 80 yaşındaki bir kadının uzaklara giden genç t…

Yazar: paulo coelho
Kente dün geldim. El Cebrero yakınlarındaki Pedrafitadan Compostelaya giden otobüsü yakaladım. Otobüs iki kent arasındaki 150 kilometreyi dört saatte aldı; bu da bana Petrusla yaptığım yolculuğu hatırlattı. Bazen aynı mesafeyi iki haftada yürüdüğümüz olmuştu. Biraz sonra San Tiagonun mezarına gidip Meryem Anamızın denizkabukları üstüne işlenmiş suretini bırakacağım. Sonra da en kısa zamanda Brezi…

Yazar: mehmet coşkundeniz
-Seni seviyorum, çünkü bir ressamın çizebileceği en güzel tablosun sen. Renklerinle büyülüyorsun beni, hayran hayran bakıyorum sana. Ya da bir şairin yazabileceği en anlamlı şiir, sevdayı ve aşkı anlatan. -Seni seviyorum, çünkü sorgulamıyorsun, yargolamıyorsun beni. Olduğum gibi kabul ediyorsun, hatalarımla, zaaflarımla. Değiştirmek yerine anlamaya çalışıyorsun, ne güzel... -Bir insanı sevmek içi…

