
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: İpekböceği (Cormoran Strike #2)
Çok iyiydi polisiye sevenler kesinlikle okumalı. Ancak j.kden neden harry potter gibi bi performans beklendiğini kesinlikle anlamadım. Kitap kendi türünde aşırı incelikli ve zekice yazılmış. Arkadaşlar büyü dünyası çok farklı bi dünyaydı aşın artık:)
Baskı: Nuh'un Kızı
Mükemmel. Bu kadar kuvvetli bir kalemin bu kadar az tanınması beni inanılmaz üzüyor. Her hikayesinde ağlatır mı bir insan bu nasıl bir his? Geç keşfettiğim inanılmaz bir yazar mukadder gemici.. 0 Yo
Baskı: Guguk Kuşu (Cormoran Strike, #1)
Polisiye türünde çok iyi bir kitaptı. Ben yazarın üslubunu boş koltukta dahi beğenmiştim ki guguk kuşu çok zekice kurgulanmış ayrıntılar üzerinde düşünülmüş ciddi planlanmış bir kitaptı. Çok beğendim. Katili tahmin edilebiliyor diyenlere de sözüm zaten 10 tane karakter var yani her kitapta katili tahmin ettiğinizi iddia edebilirsiniz;)
Baskı: İçimdeki Müzik
Biraz çocuk kitabı olsa da harikaydı okumaya değer:)
Baskı: Fahrenheit 451
'Nehirden gideriz. Eski demiryolu hattına baktı. Veya şu taraftan gideriz. Veya artık otobanlarda yürürüz; içimizde bir şeyler biriktirmeye zamanımız olacak. Ve bir gün, içimizde uzun süre kaldıktan sonra, ellerimizden ve ağızlarımızdan dışarı çıkacak. Ve çoğu yanlış, ama tam yeteri kadarı doğru olacak. Bugün yürümeye başlayacağız sadece ve dünyayı, dünyanın ortalıkta yürüyüp konuşma tarzını, gerçek görünüşünü göreceğiz. Her şeyi şimdi görmek istiyorum. Ve içimize girecek şeylerin hiçbiri bende olmayacak olsa da, bir süre sonra hepsi içeride bir araya gelecek ve o zaman ben olacak. Şu dış dünyaya bak, Tanrım, Tanrım, dışarıdaki şu dünyaya bak, benim dışımda, yüzümün ötesinde ve ona gerçekten dokunmamın tek yolu onu nihayet ben olacağı yere koymam, kanımda olması ve günde bin çarpı on bin kez pompalanarak içimi turlaması. Onu sımsıkı tutacağım, asla kaçmasın diye. Bir gün dünyaya sımsıkı tutunacağım. Şimdi bir parmağım üstünde; bu bir başlangıç.' 1984ten sonra okuduğum en iyi distopyaydı.
Baskı: Bir Kedi, Bir Adam, İki Kadın
Evde kedisi olanların kesinlikçe çok seveceği kısa 1 kitap:)))
Baskı: Vurun Kahpeye
Gerçekten insanın milli duygularını cuşa getiren, içinize işleyen 1 kitap. Aliyeyi içselleştiriyosunuz. Çalıkuşu, küçükağa okurkenki hislerimi hatırlattı bana bi farkla çok daha fazla üzüldüm. Milli mücadele dönemi hep çok üzer beni ama bu sefer aliyeye çok üzüldüm. Aliye yeminini asla unutmicam. Çok güzeldi okumak için çok geç kalmışım.
Baskı: Pia Mater
Akıcı bir kitap dili biraz basit newyork bestseller tarzı ama içindeki fizyolojik bilgilerle eğlenceli hale gelmiş. Sonu türk filmine bağladı ama olsun😂
Baskı: Asla Pes Etme
Çok çok çok iyiydi. Ağlattı. Gülümsetti. Kendim yaşamışım gibi hissettirdi. Uzun zamandır böyle başarılı bir kitap okumamıştım. Yazar keşke hep yazsa da hep okusak:)))
Baskı: Tütüncü Çırağı
Bu olayların üzerinden 100 sene bile geçmemiş olması çok ilginç değil mi sizce de? İnsanlık gerçekten hiç medenileşmemiş, hiç akıllanmamış her zaman bozulmuş ve kötüleşmiş. İnsanlığa neden 125bin peygamber gönderildiğini daha iyi anlıyor insan. Her zaman kardeşini ötekileştirmiş, incitmiş, öldürmüş. Kendi hırsları için savaşmış insanlık.. nasıl bir topluluk bu faşistliği kabul edebilir destekleyebilir diyorum sonra ülkemize bakıyorum biz izin versek bu hale gelebilecek bir sürü topluluk var aslında. 'Çok yaşa hitler'... üzgünüm franz.
Baskı: Paris ve Londra'da Beş Parasız
1 gün hiç paranızın olmama ihtimalini düşündünüz mü? Yiyecek ekmeğinizin olmadığını, 3 gün aç kalıp kolunuzu kaldıracak halinizin olmadığını? Paris ve londra'da beş parasızın ilk kısmında pariste 5 kuruş parası olmayan yazarın sırf aç kalmamak için kölelikten beter bir çalışma sisteminin içindeki, ikinci kısmında da londrada sayıları 10binleri bulan berduşların arasındaki yaşam mücadelesi anlatılıyor. Eminim hiçbirimizin tahayyülünde bu kitapta anlatılanlar kadar kötü şeyler yoktur. Herhalde türkiyedeki kimse yiyecek ekmek bulamayağını düşünmez. Ya da elini yüzünü yıkayamayacağı bir çeşme bulamayacağını. İslamdaki sadaka kültürü buna müsaade etmez. Ve insanımızın kadirşinaslığı. Elbette vardır çok zor durumda olanlar ama sayıları 10binleri bulan berduşların olduğunu, ölmemek için 25 km yol yürüyüp margarinli ekmek ve çay için hapishane gibi yerlerde kaldıklarını, temizliğinse bu insanlar için sadece bir lüks olduğunu, hiç sanmıyorum. Benim için tam anlamıyla bir şükür kitabı oldu:) yazarın kitabın sonunda berduşlar için sunduğu çözüm önerileriyse o kadar basit ve yapılabilir ki ingiliz devletinin bu insanlara karşı hiçbir vicdani sorumluluk hissetmediği aşikar. Neyse vatanımızın milletimizin kıymetini bilelim gençler, tarihi çöplük olan avrupaya da imrenmeyi keselim.
Baskı: Bu Böyledir
Her zaman naifliğiyle beni içine çeken kutlu kitabın sonunu bir karabasanla bitirmiş. İçinden çıkamadığım rüyalar beni nasıl geriyorsa kitabın sonundaki karabasan da öyle gerdi. Öyle gerçekçi. Kutlu amca seviyoruz seni.
Baskı: Masumiyet Müzesi
Çok ağır ilerleyen,içinde çok fazla tekrar barındıran ve beni bitmediği için süründüren bir kitap. Başta kemal çok şerefsiz geldiği için bi türlü sevememiştim, sonra da füsun çok salak geldi öyle bi türlü sevemedim. Zaten orhan pamuğun cinselliği bütün ayrıntılarıyla defaaten yazması da beni aşırı rahatsız etti. Yazarın fikirlerini az çok bilsek de kitapta alt metin olarak sürekli bunları görmek de sıkıcıydı benim için. Ama sonsözü okuyunca nedense herkes benim gibi hissetmiş hissi geldi ve bi rahatladım😅 dönemin istanbulunu atatürkçü bir burjuvanın gözünden anlattığını söylüyor orhan pamuk ve bunu gerçekten çok iyi başarmış. Aşkın saplantılı hali mi desem acı yüzü mü desem bilemiyorum ama bir mantık insanı olarak bu denli abartılı duygular hiç yaşamadım o yüzden bana biraz hastalıklı geldi hikaye. Bence kemalin tedavi görmesi gerekliydi😂 müze olayına gelirsek ben açıkçası uydurulmuş bi müze gezmek istemek o da saçma geldi😂 edebi yönünü çok kuvvetli bulsam da hayal kırıklığına uğradığım bir kitaptı.
Baskı: Tarih Tıbbı Konuşturdu
Bana hekim olduğum için basit geldi bilgiler genel geçer heryerde öğrenebileceğimiz şeylerdi. Zaten çerez 1 kitap 1 günde bitti. Soruların cevapları mantık yürütme semptomlardan hastalık tahmin etme şeklinde. Ben de bu çıkarımları yapabildiğim için sanırım beni pek tatmin etmedi:)
Baskı: Bin Yıllık Hemşehri
Çok iyiydi insan elinden bırakamıyor. Osmanlıda geçmesi, yazarın fantastik bir kurgu kurması ve olayların sürükleyiciğiyle mükemmel bir kitap olmuş, çok yaşa halil babilli:)
Baskı: Tatar Çölü
İlk 100 sayfaya sabredebilirseniz güzel bi kitap. Ama benim için aşırı karamsardı. Giovanninin yaşamına çok üzülüyosunuz. Öyle böyle değil aşırı üzülüyosunuz. Böyle saçma sapan bi amaç uğruna bomboş bi ömür geçmemeli ya. Neyse hangi kafayla yazdığını bilmiyorum yazarın ama kimse hayatını böyle çarçur etmez diye düşünüyorum. Bi yerden sonra eeh yeter be der. Evet hayatın ve bu dünyanın boşluğu çok güzel anlatılmış ama dünya bu kadar da karamsar biyer değil ya. Benim dünyam değil elhamdülillah. Nefes alıyorsak her zaman umut vardır ve biryerlerde güzel bişeyler oluyodur. Bu kitapta bitane iyi bişey olmadı be😂 İçim sıkılarak okuduğum 1 kitap olarak kaydediyorum. Zaten çok zor bitti😂 başucu kitabı mı? Benim olmadığı kesin🤓
Baskı: Algernon'a Çiçekler
Ağlattın be charlie. Uzun zamandır böyle içerlediğim bir kitap okumamıştım sanırım. Bize verilen nimetlerin şükrünü eda edemiyoruz. Bilmiyoruz, görmüyoruz görmeye de çalışmıyoruz. Charlie gordonı tanırsanız belki daha dikkat edersiniz. Mükemmel bir kitaptı.
Baskı: Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri Üzerinde
Katilin kim olduğunu hemen anlıyorsunuz çünkü bu bir katil kim romanı değil:) kimin yaşama hakkı olduğuna dair bir kitap biraz.. bazen kötülerin yaşama hakkı olmamalı mı acaba dedirtiyor insana. Elimden bırakamadım diyemem ama hemencecik de bitti anlamadım:) Şahsen kötüleri öldüren katillere sempatim var😂
Baskı: Günler Aylar Yıllar
Tek bir mısır tanesinin,bir tas suyun, birazcık rüzgarın ve yağmurun ne büyük nimet olduğunu idrak etmek.. 100 sayfada son saniyesine kadar yaşama umudunu kaybetmeyen bir ihtiyarın gayretini okuyorsunuz.
Baskı: Kan ve Gül - Bir Kara Dejavu
Alper canıgüze cehennem çiçeğinden sonra çok önyargılıydım. O kitap beni bi sarmamıştı sıkılmıştım okurken. Absürdlüğü abartı gelmişti. Ama kan ve gül çok başarılı elimden bırakamadım. Konusu başta daha önce izlediğim bi kore dizisinden çakma gibi gelmişti. Go back couple diye bi dizi belki izleyenler bilir. Ama gidişatı tamamen başka şekilde ilerlerdi, şaşırttı. Özgün olduğuna ben ikna oldum yani😂 Polisiye tarzda böyle özgün ve kaliteli eserlerin olması beni mutlu ediyo çünkü polisiye sürükleyiciliğini yakalamak her yiğidin harcı değil sıkmaması önemli. Ben ahmet ümitin çok abartılan romanlarına dayanamayan birisiyim. Çok uzun çok tasvir çok ayrıntı ve sonunu saçma sapan bağlamalar beni sinirlendiriyo. Ama bu kitap ne insanı sıkacak kadar uzun, ne gereksiz ayrıntılarla boğucu ne de ara ara felsefe kasmaları mevcut onlar bile insanı boğmuyo. Bu kitap alanında çok başarılı olmuş ben beğendim helal olsun😂