
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Beyaz Diş
İnsanlığın acımasızlığını hayvanların o saf temiz sevgisini o kadar güzel anlatmış ki jack london. Yine hayran bıraktı🥲 ara ara göz yaşımız pıt oluyor🥲
Baskı: Amok Koşucusu
Keşke zweig psikoterapist olsaydı diye düşünüyorum yine mükemmel bi kitaptı
Baskı: Sokak Kızı Maggie
Dönemin amerikasının yozlaşmış parçalanmış aile yapısını, ahlakın çöktüğü insanların bunalımın içkinin içinde yok olduğu tablosunu özetlemiş crane. Hatta bu nedenle eleştirilmiş. Düşler ülkesine gerçekçi bir bakış.
Baskı: Bayan Caliban
Baya güzeldi. Çok ince işlenmiş düşündürten bi roman. Jaguarın prospero kitaplığına bakmanızı tavsiye ederim hepsi birbirinden ilginç güzel kitaplar🥰
Baskı: Barbaros ve Korsanlar
Öfff çok çok çok kötü bi kitap. Dili felaket ben yazsam daha iyi yazardım. Kendince sohbet havasında yazmış ama onu bile becerememiş irite ediyo. O kadar dandik yazılmış ki bilgilerin doğruluğundan şüpheliyim. Bi de klasik türk övme tarzında yazıldığı için yazılanlara hiç inanasım gelmiyo. Barbarosu merak ettiğim için almıştım ama tam 1 hayal kırıklığı ya:(((( Masal okur gibi okudum bunu da saçma sapan bi kitaptı oturup karayip korsanlarını 374798383. Kere izleseydim keşke
Baskı: Kalk Yerine Yat
Şermin ne yazsa okurum ama sürekli aynı tarzda yazdığı için mi, bu kitabında sürekli acıklı hikayeler olduğu için mi bilmiyorum eskiler kadar beğenemedim. Kendini tekrara girmiş gibi hissettirdi. Bence artık uzun soluklu bişeyler yazmalı🦋
Baskı: Ben, Kirke
Şimdili bu kirke cadısını bitirdim. Ya ben bu mitoloji işini asla kavrayamıyorum ya. İnsanlar zamanında baya gerizekalıymış zannımca. Abi bu kadar aptallık, fuhuş,kan, pislik olan bi saçmalığa nasıl inanmış insanlar? Bana göre harry potterın gerçek olduğuna inanmak bile daha mantıklı😂😂😂 işalla çok günaha girmemişimdir okurken şirk dolu bu kitabı😂neyse mitoloji eziklemem bittiyse kitaba geçiyorum. Kitap odysseianın özeti gibi. O yüzden benim gibi mitolojiden bi nanik anlamayanlar için bi genel kültür oluşturuyo diye düşünüyorum. Tükürdüğüm antik yunanlar bardağa bile tanrı uydurdukları için ve bir türlü sebebini anlayamadığım şekilde bi mitoloji dünyada hala heryerde karşımıza çıktığı için ( bütün bilimsel uzaysal vs isimlendirmelerin kaynağı mitoloji) bi genel olarak bilmek (her naneyi biliyim aman tüküreyim kova burcuma) iyi olur diye düşünüyorum. Hem de homeros momeros okumadan bütün saçmalıkları öğrendim başım göğe ermiştir inşallah😂 Kitap akıcı bi dille yazılmış okey ama böyle mitolojiye hakim ilgisi olan varsa bildiklerini tekrardan öteye gitmez. Kirkeye gelince aşırı salak bi karı ya. Gerçi bu tanrıların tanrıçaların hepsi salak bence de. Kirkeye ayrı tilt oldum. Valla babanın sevmediği kadar varsın ama babanı da sevmezdimmsjdnsjdjf Ezikliği beni bayılttı asırlar sonra aklının başına gelmiş olması da cabası. Neyse sonuçta okusanız da olur okumasanız da olur bi kitap. Mitoloji bizim neyimize bi daha da okumam valla beynimi doldurdum yine gereksiz yere. Aman ne üzülüyosam 3 gün sonra unutuyom zaten
Baskı: Lyon'da Düğün
1 saatte biten 3 hikaye de birbirinden etkileyici ve akıcı
Baskı: Kelebekler Zamanı
Kelebekler zamanı beni en çok etkileyen kitaplardan birisi sanırım. Anlatımı kitap 4 kız kardeşin günlükleriymiş gibi olunca sanki kendi kız kardeşinizin gizli güncesini okuyomuş gibi hissediyosunuz. Trujillo diktatörlüğündeki dominik cumhuriyetinde 4 kız kardeş patria minerva dede ve mate. Herkes gibi onların da hayatlarının ortasına çöreklenmiş bi yılan trujillo. Güzelliklerine hayran kaldığım kadınlar, kendilerini diktatörlükten kurtulmak için resmen feda ediyorlar. Kadınlıklarıyla annelik duygularıyla çocuklarının geleceği arasında seçim yapıp, cesaret göstermeyi seçiyorlar. Ülkelerindeki bir çok erkeğin aksine. Bu kadınların gücü beni gerçekten çok etkiledi.Eşleri hapiste. Kendileri ev hapsinde. Haftada 1 gün kocalarını görmek için ziyaret izinleri var. Trujillo yönetimindeki rejim askerleri tarafından kocaları ıssız bir dağ hapishanesine sevkediliyor. Amaç kumpas kurmak. Yolda rejim askerleri tarafından öldürülüyorlar. Sonra kaza süsü veriliyor.Öldürükleri gün olan 25 kasım dünya kadına yönelik şiddetle mücadele günü olarak ilan ediliyor. n kötüsü kitaba bu sonu bilerek başlıyosunuz. Kitap kurgu evet. Ama karakterlerinin farklı olması üzerine kurulmuş bir kurgu. Alveres sanki içlerindeymiş gibi yazmış kitabı. Bu güzel kadınların ölmesini istemiyorsunuz. Ama sonuç belli.Şerefsiz kadın düşkünü trujillo 1 sene sonra öldürülüyor. Kelebeklerin bunu görememiş olması gerçekten çok üzücü.¡VIVAN LAS MARIPOSAS!
Baskı: Mürebbiye
Zweigin en en en iyi yanı duyguları hissedercesine yazması ve hissettirmesi. Okurken birebir aynısını hissediyorsunuz ve bu çok çok büyük bir başarı. Zweig fanlığımız bitmeyecek🥲
Baskı: Aylak Adam
Bu kitabın niye bu kadar abartıldığını anlamadım bana çok anlamsız ve sapıkça geldi. Neyse yazarın fantazilerini okuduğumuz bir salak kitap daha listemize eklenmiş bulunmaktadır. Ay çoluğa çocuğa okutmayın gözünüzü seviyim
Baskı: Dörtlerin Yemini
Çok güzeldi ya oturup bi bölüm şerlok izlemiş gibiyim mutlu etti resmen🥰
Baskı: Rahel Tanrı’yla Hesaplaşıyor
İlginç ve düşündürten bi kitaptı ama diğer zweig kitapları kadar iyiydi diyemeyeceğim
Baskı: Vahşetin Çağrısı
Jack londonı bu kadar erken kaybetmiş olmamız gerçekten acı verici bir gerçek arkadaşlar. Akıyor ya kelimeler, bu nasıl güzel bir anlatım nasıl yaşamak anlattıklarını. Kim derdi ki bu adam senelerce itlik serserilik yapmış sonra da dışardan liseyi okumuş😅 martin edendan sonra bir kez daha hayran kaldım. Müthiş.
Baskı: Deli Tarla
Yine çok güzeldi. Ağlattı, güldürdü, düşündürdü ve sıcacık hissettirdi.
Baskı: Hadula - Bir Ada Öyküsü
Çok iyiydi gerçekten 1 günde bitti. Herkese tavsiyedir
Baskı: Uyumsuz Defne Kaman'ın Maceraları: Su
Minik tatilimin son kitabı. Neresinden başlasam bilemiyorum ama içinde bize laf takan yazarlara 2 çift söz söyleme gereği hissediyorum hep içimde. Buket uzunerin yazım dilini edebiyatını beğeniyorum hakkını yiyemem. Hem kendi içine çeken bi kitap hem de kaliteli bir yazım tarzı var. Vermek istediği mesaj da 'sözde' iyi niyetli. Ama bana göre hiç iyi niyetli bi kitap değil. Bikere şamanlığı türk kültürünü överken alttan alta sürekli islamı ve müslümanlığı yeren bi anlatım tarzı var kendisinin. Bu beni inanılmaz rahatsız etti. Üstelik toplumumuzda yaşanan bütün olumsuz gelişmeler de alttan alta dinimize bağlanmış. Bunu açık açık yazmasa da her cümlesinde hissettiriyor buket uzuner (ayrıştırmaya ölümüne karşı olduğunu iddia ettiği kitabında) Kitapta dindar bir ailenin alevi bir adama aşık olan "türbanlı" kızı tasvir nedense yine dini inançları için değil aile baskısı için kapanmış, ilk fırsatta başını açıp saçlarını sergilemekten hoşnut olan biri olarak anlatılıyor. Çünkü başörtülü bir kadın başörtü takma amacı ancak bu olabilir!?! Hem ailesinin dini hassasiyetleri sürekli bir beğenilmeme havasında sürekli bi aşağı görme edasında anlatılıyor. Neymiş abisinin bir kadınla tokalaşmaması bir çeşit insan sevmemezlikle bağdaştırılıyor. Kitabın yazıldığı 2007de henüz hala sağ hükümetin yeni yılları olmasına rağmen:))) devlet dairelerinde cumaya giden oranın artması da hayli rahatsız etmiş sevgili buket uzuneri. Bunu bile politik bir olaya dönüştürmüş ve kitabın baş kahramanı ümit komserin bir mahalle baskısına uğradığından bahsetmiş. Peki kitabın yazıldığı yıllarda hala devam eden başörtüsü yasakları ve baskısı neden hümanist buket uzuneri rahatsız etmemiş sormak lazım. Kitabın arka kapağında kitabın eko feminist bir roman olduğundan bahsediyor. Ekosu şamanizmle taçlandırılmış, ata geleneklerimiz olan!!! Şaman inançlarımızdan uzaklaşılmasına biraz üzülünmüş, feminist kısmı ise en sonunda yine yöneticilerimiz muhafazakar olduğu için aç kalan çalışamayan erkeklerin acılarını karılarından çıkarmalarına bağlanmış, kadına şiddet kadın cinayetlerinin alt yapısında kadınların türk kültüründeki özlerini kaybetmelerine bağlanmış. Teşekkürler buket uzuner bizi aydınlattın aro karşim Yazarın uzun beyaz bulut gelibolusunu daha bir çocukken okumuş ve o zaman da bu şekilde olan siyasi ve dini imalardan rahatsız olmuş, ancak kitabın aşırı popülaritesi karşısında çok hümanist ve demokratik olan okul çevremde bunu dillendirememiştim bile:))) Elbette her yazarın hayat tarzını düşüncelerini siyasi ve dini fikirlerini kitaplarında yansıtmasını ben de normal buluyorum ama bunu karşı tarafı suçlamadan aşağı görmeden ve rencide etmeden yapmasını bekliyorum. Aynısını sağ görüşlü bir yazar yapsa yine sinirlenirim ve doğru bulmam. Kaldı ki geçenlerde okuduğum iskender palanın abum rabumunun a haber dilinde yazılmış olması ve sürekli coşkulu bir şekilde abdulhamithan!!cı (trt abdulhamidi) söylemleri olması da beni aynı şekilde uyuz etmişti. Neyse bu kitap da böyle bitti içimdekileri de boşalttım oh😂
Baskı: Abum Rabum
Abum rabum tavsiye üzerine okumaya başladığım bir roman. İskender palaya her zaman mesafeli olmuşumdur çünkü biyerden sonra hep tıkanırım ilerlemekte zorlanırım. Bence konuyu uzatırken sıkıcı olan o sınırı hep geçiyor. Neyse kitap zaten a haber diliyle yazıldığı için ilk bi gülesiniz geliyo. Başlarda sırf bu yüzden aşırı sıkıldım. Neyse konusu itibariyle dan brownun davinci şifresi melekler ve şeytanlar tarzı bir roman yazılmak istenmiş. İlerleyişi de o yönde. Verilen dini bilgiler, tarihi mekanlar vatikanda değilde ortodoğuda ilerlemesi bana hep o izlenimi verdi. Aslında konusu güzeldi. Hz ibrahim çevresinde dönmesi filan ama o kadar basit bi şekilde kurgulanmış ki gerçekten tırt bi film izliyomuşsunuz edasında ilerliyor kitap. Birbirlerine her şeyi açıktan söyleyen ajanlar mı dersin, iç hesaplaşması yapıp vicdan yapan yahudiler hristiyanlar mı dersin, herkesin sümerce bilmesi ortadoğu tarihine hakim olması mı dersin böyle bir sürü saçmalık var. Ajanlar cıa mossad filan olaya heyecan katmaya çalışmış ama olmamış. Başta 200 sayfayı geçince biraz daha hızlı ilerliyor ama yine de vasat bi kitap. Ben zorla bitirdim. İskender pala okumaya daha önceden tövbe etmiştim ama şimdi bidaha tövbe ettim😂
Baskı: Dura Mater
Serinin son kitabı beni aşırı şaşırtarak bitti. En güzel ve en sürükleyicisi olduğunu söyleyebilirim. Diğer iki kitabı da ilk çıktıklarında okumuştum o yüzden ayrıntıları hatırlamakta baya zorlandım o yüzden hepsini ard arda okumakta fayda var. Okunması gereken türk bilim kurgulardan:)
Baskı: Köpek Gibi Büyütülmüş Çocuk
Gerçekten üniversitelerde ders niteliğinde okunması gereken 1 kitap.
Baskı: Gizli Bahçe
Gizli bahçe çocuk kitabı olmasın rağmen yetişkinler için de aşırı iç acıcı 1 kitap:) gülmenin, pozitif düşünmenin, umutsuzluğa kapılmamanın önemini yüzümüze çarpmak için yazılmış sanki, çünkü çoğu zaman biz yetişkinler bunu unutuyoruz. 2 huysuz çocuğun değişimi, güzel düşüncelerin önemini öyle güzel anlatmış ki. Dickonun annesinin minnoşluğu ve çağımız annelerinin hepsine örnek anne oluşu.. ve dickon. Ah dickon en sevdiğim kitap karakterlerinden oldun, senin masumiyetini doğallığını yerim çocuk! Çocukları çok seviyorum çok seviyorum:))) gizli bahçe sayesinde gece gece çocuk sevgisinin hortladığı pediatrist herkese iyi geceler diler.
Baskı: Martin Eden
3 günde şipşak bitirdiğim martin eden analizimle karşınızdayım. Baştan uyarıyorum ağır spoiler içerir. Sonra ay ben okumadıydım okuycaktım niye anlattın filan demeyin. Başlıyom. Jack london 2 farklı martin eden'la karşımıza çıkıyor bu kitapta. İlki fakir ama gururlu,ümitli, çalışkan, amacı için her şeyi yapabilecek damarındaki kan deli akan martin. Aşkı için seviye üstü seviye atlar ancak bireyciliği yüzünden gerçek aşkın manevi aşk olduğunu anlayamazjahdhshdhd(der burdan mevlanaya bağlarım😂) kitabın bu kısmında martine başta sempati duyuyosunuz kendini geliştirdikçe azmine hayran kalıyosun ah o ruth ben olsaydım uğruna kendini prof yaptı be adam diyosunuz. Ama adam doymuyo abi. Bilgilendikçe ukelalaşıyo. Ben herşeyi biliyom siz kimsiniz küçük bok böcekleri diyo. Ben o evreden sonra martine uyuz olmaya başladım şahsen. Zaten ukela dümbeleklerini oldum olası sevmem. Önceden elifi görse mertek sanır martin gidiyo yerine öfff bunlar da hiçbişe bilmiyo yha.s.s diyen felsefeci martin abimiz geliyo. Ben o evrede ruth olsam elli kere bırakmıştım martini aşırı uyuzdu çünkü. Ruth o ara buna aşığım filan diyerek dayanıyo ama aslında ruth buna aşık değil. Martinin boynunu kaslarını seviyo ruth. Kitapta bu özellikle vurgulanmış. Belirtmek isterim. Neyse martin acılar içinde kıvranırken herkesin ona seni pis fakir git burdan serseri git bi iş bul ekmek paranı kazan demesiyle martin tabi ki keçi inadıyla aç da kalırım ama yazımı da yazarım ulen diyerek yoluna devam ediyo. Ruth diyo ki martin bak evlenecez. Çoluğumuz çocuğumuz olacak. Git eve ekmek getir. Ben burjuva kızıyım manikürüm pedikürüm var diyo ama dinletemiyo. Martin yazacam da yazacam. Zabahlara kadar yazıyo. Kimse bunu iplemiyo o aralar. Dostu yok kimsesi yok zavallı martinin. Taa ki kitapta en sevdiğim karakter brissenden sahnelere çıkana dek. Bu da bi çeşit ukela dümbeleği ama martin gibi sonradan görme değil. Konjenital. Doğuştan olması bununkini bi tık sempatik kılarken bu iki kafadar felsefe üstüne felsefe yapıyolar. Anam niçeler kantlar adını bile bilmediğim birsürü felsefeci herifi geçiyolar. İşte bizim brissendenı bulunca martin iyice kafayı sıyırıyo abi bunlar ne ya ben az bilmişim bunların yanında diyip kendini burjuva ve köle toplumdan iyice soyutluyo kendini hiçbiyere ait hissedemiyo. Ruth desen hala manikürüm pedikürüm. Martin aslında biliyo bu ruthdan bi nane olmicanı ama. Yine de dayanamıyo işte burjuvazi kızı ya. Martinin de gözü piremses diye onda. ( bi lizzieyi beğendiremedik martin beyimize) neyse bu martin en sonunda dibi görüyo. Brissendencım da hakkın rahmetine kavuşunca, millet da ayy fakir diye bunun kıçına tekmeyi vurunca ( ruth da başlayacam boynuna da kasına da eeh diyip o da naşlıyo) türk filmi edasıyla martine heryerden paralar yağmaya başlıyo. İnfiluunsır gibi gökten zembille para inip martin ünlü olunca herkes martinin köpeği oluyo tabi hemen. Neyse martin bir zamanlar hor gördüğünüz fakir ama gururlu genç var ya o bendim diyip kimseden intikam almıyo paraları saçıyo. Okey saç. Ama insan para saçarken biraz mutlu olur. Yok. Bu felsefeyle kafayı bozduğu için hayatın anlamını falan sorguluyo. Bu paraları ben napcem aşk yok meşk yok arkadaş yok aile yok diye diye depresyona giriyo. Ama major depresyon. Aklımda sürekli martine bi ssrı başlasak böyle olmazdı diye geçiyo. Ama o zamanlar freud filan yok psikiyatri yerlerde. Diyom şansına küs martin. Kaderinde ölmek varmış. Neyse martin major depresyonun pençelerinde sürekli ulan ben bunları fakirken yazdım allahsızlar şimdi mi kıymete bindi diye diye suisidal düşünceleri iyice yerleşiyo. Ruth geri dönüyo köpeğin oliyim martin beni al anama babama sırtımı dönerim diyo ama martin yer mi. Martin hayattan vazgeçmiş bikere. En son hayata gözlerini karanlık sularda yumarken siz de bi kendinizi sorguluyosunuz ulan para var meşk yok neyleyim böyle dünyayı martin haklı be diyerek. Martin Eden akıllarımızda ve kalplerimizde yer edinmeyi böylece başarıyo arkadaşlar. Velhasılı kelam Martini nasıl bilirdiniz? İyi bilirdik. Jack london çok kral adammışsın. Bak samimi söylüyom. Bu arada kitapta alt sınıf konuşma tarzını böyle yapıyom ediyom diye çevirdikleri için bu analizi böyle yazmaya karar verdim. Umarım beğenmişsinizdir. Kanalıma abone olmayı unutmayın. Tişikirlerr tişikirler.
Baskı: Hatırlı Yara
Mukadder gemici muhafazakar kesimin dertlerini, tasalarını, yeni gelişen sorunlarını o kadar iyi tahlil ediyor o kadar güzel kelimelere döküyor ki her seferinde hayran kalıyorum. Sanki hep yanımda yürüyen bi arkadaşım gibi🏵 bu kitapta mülteci meselesine o kadar ince dokundurmuş ki ben bile kendimi sorguladım. Biz ne ara böyle kötü olduk???