
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Araf | İlahi Komedya 2
Sanırım serinin en sıkıcı kitabı yine 2.si olacak..
Baskı: Kutup Kayması (Numa Files, #6)
Not: Şimdi yazacaklarımı gerilim filmlerinin fragamanında kalın sesi bir adam olur da bir şeyler söyler filmle ilgili. İşte onu hayal ederek okuyun :D Okyanuslarda olağanüstü değişimler... Nesilleri tükenen canlılar... Tehlikeli bir proje... Gözünü hırs bürümüş insanlardan bu dünyayı kurtarabilecekler mi?... Yoksa... Bu proje kıyameti getirecek mi?.. Süper gerilimli bir kitaptı (: Uzun süredir okumuyordum bu tür. Zaten okuma hızım üniversite olayları bayram derken azalmıştı bayağı (: Gelelim kitabımızın yorumuna (: Spoiler vermeden bu kitap hakkında nasıl yorum yapabilirim bilmiyorum. (: Öncelikle şunu söylüyorum... Kitabın başında çooook sıkıldım. Her bölümde birbirinden bağımsız olaylar anlatılıyor arada hiçbir bağlantı kuramıyorsunuz... Ve her bölümde yeni karakterler tanıyorsunuz. Kafam o kadar karıştı ki (: 100. sayfadan sonra biraz olaya hakim olmaya başlıyor insan (: Ama sonrası... Off muhteşemdi gerçekten çok sevdim.. Karakterler çok etkileyiciydi. Cesur karakterleri severim.. Özellikle Karla'nın vaftiz dedesinin kitapta yaptığı son atağa bayağı güldüm :D Yaşlı başlı adam hala kar*** Tamamm spoiler vermiycem :D Başlarda kesinlikle sıkıcağınızı düşünüyorum ama gerçekten buna değiyor. Gerilim, macera kitaplarını seviyorsanız kesinlikle kaçırmamalısınız (: Clive CUSSLER'ın diğer kitaplarına da bir göz atmak istiyorum (:
Baskı: Yıldızlı ve Yağmurlu Geceler
Uzun süredir böyle akıcı bir kitap okumamıştım (: Tam yazlık bir kitap olmuş. İnsanın kafasını rahatlatıyor (: Karakterler, yazarın anlatımı çok samimi. İnsan kendini karakterlere çok yakın hissediyor okurken (: Normalde kitabı okurken küçük bir kağıda not alırım. Ama bu sefer yapamadım. Akıcı olduğu için bir ara verip not alamadım hiç (: 4 karakter var farklı ülkelerden bir Yunan adasına geliyorlar. Hayatlarında olanlar, birbirleriyle ilişkileri anlatılıyor kitapta. Debbie MACOMBER kitaplarına benzettim. Fazlasıyla benziyor sadece bu kitap Debbie'nin kitaplarından daha gerçekçi geldi. Debbie'nin kitapları malum fazla iyimser. Normalde olamayacak kadar harika, iyi giden hayatlar anlatılıyor (: Kesinlikle tavsiye edeceğim bir kitap. Zaten fazla zaman almıyor. Biraz kendinizi dinlendirmek istiyorsanız muhteşem bir seçim olacaktır (:
Baskı: Yaşama Sanatı
Önce kitabın iyi yönlerini mi kötü yönlerini mi söylesem diye düşünüyorum (: İyiden başlayalım değil mi (: Evet.. Bireysel psikolojiyi anlatan bu kitap çok fazla bilgi içeriyor. Eğer kitabı tercih edersiniz boş bir okuma olmaz bu sizin için. Hayatın birçok alanına değiniyor kitapta. çocukluktan yetişkinliğe insan problemlerinin temeli neye dayanıyor, bunları çözümlemek için ne gibi yöntemlere başvurabiliriz.. Çocuklar ve büyüklerde davranışın özü neye dayanıyor gibi birçok sorunun cevabı var. Kitapta en çok üstüne düşülen konu ise aşağılık ve üstünlük kompleksi.. Ve bunların birbiriyle olan ilişkisi, hayata olan etkileri... İnsanları çözümlemek için birçok yol sunuyor.. Kolay ve gerçekten hayatta karşılaştığımızda doğru olduğunu gördüğümüz şeyler bunlar. İlki ilk anılar. İlk anıların insanlar üzerindeki etkisi anlatıyor. Spoiler vermemek için konuyu fazla açmayacağım :D Diğeri uyuma pozisyonu.. Bundan bile kişiliğe dair ipucu yakalayabiliriz. Günlük hayatta vücut duruş biçimi de bize bu konu da fikir verebilirmiş. Ve son olarak hayaller ve düşler.. Bunlar kitabı okumaktan memnun olduğum kısımlar bir de memnun olmadığım kısımlar var tabi :D 191 sayfalık kitap 1 haftada anca bitti :D Bilmem anlatabildim mi.. Özellikle ilk 30-40 sayfada dedim ben bu kitabı bitiremem bırakayım en iyisi.. Ders kitabından daha sıkıcı bir dili vardı. Neyse ki sonra insan hayatından verilen örnekler kitabın az da olsa akıcı olmasını sağladı.. Aa aslında bunun dışında bir problem yokmuş :D Önerip önermemekte çok kararsızım. Kitabın içeriği çok güzeldi fakat bu konuyu anlatan daha akıcı kitaplar vardır diye düşünüyorum (:
Baskı: Sorgulayan Denemeler
Kaç gün oldu okumaya başlayalı... 11... 12?.. Uzun zamandır bu kadar sıkıcı bir kitap okumamıştım ben. Kitabın adı yanılttı beni öncelikle. Kitapta denemeler değil makaleler var. Bu kadar ikna etmeye inandırmaya çalışan yazılar beni sıktı açıkçası. Tamam önemli konulara değinilmiş fakat bir türlü bitmedi. Çok zor okudum. Bitse de kurtulsam diye... Yaşlandım ya kitabı okurken :D En son dün gece dedim bitsin artık gece 1'e kadar oturdum okudum... Kitap bitti ama bende bittim (: Kitaplarda yazım, noktalama hatalarına takılan biriyim. Noktalama hadi oldu diyelim ama bu kadar yazım hatası her 2 sayfa da bir var (: Daha fazla konuşmak istemiyorum kitabı hatırladıkça içimi sıkıntı basıyor :D Tavsiye eder miyim?.. Bu kadar kötü eleştiri sonrası sanki kitabın hakkını yiyormuşum gibi geldi ama tavsiye etmek hiç içimden gelmiyor :D
Baskı: Siyah Kan
Siyah Kan... Gerçekten etkileyici bir kitaptı bana göre. Öncelikle betimlemeler harikaydı. Kitap insanın aklında öyle bir canlanıyorki... Kendimi film izliyor gibi hissettim (: Genelde aklımda canlandırmak kolay olmuyor fakat bu kitapta verilen ayrıntılarla bunu başaramamak çok absürt olurdu (: Bir daha GRANGE kitaplarını gece okumamaya karar verdim :D Kitaplardan bu şekilde etkilenmezdim ama 2 gece rüyama girdi :D Benim bu kitaplarda kafama çok ama çok takılan bir şey var... Bu konuyu okuyanlarda fark etmiştir diye düşünüyorum... Dan BROWN kitaplarında da bu ayrıntı var. Bu kitapta da vardı. Kahraman o kadar meşgul ki yemek yemeye zaman ayırmıyor :D Benim kitap boyu aklımdan geçen ne peki... Ben olsam şimdiye ölmüştüm açlıktan, buna nasıl dayanıyor, bir yerde bayılıp kalacak şimdi :D Bir de bu süper kahramanlar uyumuyorlar da :D Bu kadar aksiyona o halde nasıl dayanılabilir :D Mümkün değil :D Bu arada kesinlikle tavsiye edeceğim bir kitap... Gerilim macera kitapları seviyorsanız kaçırmayın. Muhteşemdi (:
Baskı: Sherlock Holmes - Ölümle Randevu
Sherlock HOLMES... Evdekiler izlerken dizilerden birkaç kısım izlemiştim (: Etkileyici bir karakter (: Bakmak ve görmek arasındaki farkı anlatıyor.. Detaylardan edindiği bilgiler muhteşem (: Kitap 12 hikayeden oluşmuş. Hikayeler Sherlock'un arkadaşı Dr. Watson tarafından yazılıyor. Bazen davalar onları, bazen onlar davayı buluyor. En çok "Bir Kimlik Vakası" adlı hikayeyi beğendim. Öyle ince detaylar yakalıyor ki Sherlock insan hayrete düşüyor (: Son hikaye de Sherlock'un nasıl öldüğünü anlatıyor. Tabi o kadar belaya bulaşırsa olacağı bu :D Kendisi kaşınıyor :D
Baskı: Senden Önce Ben (Senden Önce Ben, #1)
Bazı kitaplar fazla iddialı olabiliyor. Bu da onlardan biri. Ama bu iyi anlamda değil kötü anlamda bir yorum. Merak ettiğim bir kitap olmasına rağmen arkasındaki iddialı sözü görünce okuma hevesim kaçtı. Mucizelere inanmıyorsanız durup bir kez daha düşünün. Kitaplar hayatımızda çok şey değiştirebilir buna inanıyorum. Fakat bazı şeyler değişmez. Mucizelere inanan biri değildim ve hala inanmıyorum. İnanan kişileri de hiç anlayamayacağım sanırım. Tabi bu sözün beni çok fazla rahatsız etmesinin nedeni realist biri olmam olabilir. Akıcı bir kitap olduğu kesin. En azından bana öyle geldi. Sonu tam beklediğim gibi bitti. Sonunun beni şaşırtmasını bekliyordum. Çünkü kitap hakkında çok yorum yapıldı ve sorduğum herkes kitabın sonunda çok ağladığını, çok heyecanlandıklarını söylediler. Bu yüzden hayal kırıklığına uğradım. Onun dışında güzeldi. Özellikle kitabın orta kısımlarını çok keyif alarak okudum. (: Benim gibi acıklı kitaplardan hoşlanmıyorsanız tavsiye edeceğim bir kitap değil. Gerilim, macera, polisiye, fantastik türü kitapları daha çok seviyorum. Tabi felsefi, psikolojik, mitolojik kitapların yeri çok ayrı bende. Acıklı kitapları sevmememin nedeni var tabi. İnsan hayatında birçok acıklı olay yaşayabiliyor. Bir günün her anında mutlu olduğum bir zamanı hatırlayamıyorum şahsen. Hayatımızda gerilim, macera oluyor fakat fazla değil. Hayatımda yaşayamayacağım şeyleri okumak daha mantıklı geliyor. Fantastik kitaplarda geçen olayları kaç kişi kendi hayatında yaşayabilir değil mi? (:
Baskı: Sarı Paşa İnsan Atatürk
Kitap hakkında söyleyeceğim çok az şey var. ATATÜRK'ün hayatını detaylarıyla anlatıyor. Okul notlarından tutun kitaplığındaki kitapların konularının dağılışına kadar anlatılıyor. Kitapta en beğendiğim şeyi söyleyeyim önce (: Şahsen ATATÜRK'ü tanıyan kişiler tarafından anlatılan anılar var.. Bazı kısımlarda çok duygulandım tabi.. Bazı bölümler çok eğlenceliydi.. En çok "Sarı Paşa Nasıl Beslenirdi" ve "Sarı Paşa'nın Manevi Dünyası" bölümünü sevdim (: Beslenme bölümünü sevmemin sebebi daha önce bilmiyor olmamdı ve içindeki anılar neşeliydi (: Manevi dünya kısmı daha çok ATATÜRK'ün dine bakış açısını anlatıyordu. Bilindiği üzere ATATÜRK düşmanları hiçbir bilgisi, fikri olmadan bu konuda atıp tutarlar. Birçok tartışmaya sebep olan bir konu. ATATÜRK'ü tanıyan kişilerin ağzından bu konunun anlatılması güzel olmuş bu yüzden (: Kitabın beğenmediğim yönü şu oldu... Anıların anlatıldığı kısımlar dışında anlatım çok çok kötüydü. Ders kitabı denemez ders kitabından milyon kat daha sıkıcı bir anlatımı vardı yazarın. O bölümleri okurken "Hadi artık, Ne zaman bitiyor burası?!" demekten alamadım kendimi.. İşte böyle bundan önce Nurten ARSLAN'ın kitabını okumuştum onun kitaplarıyla devam edeyim en iyisi (: Onun anlatımı çok daha hoş (:
Baskı: Mozaik Cinayetler
Kitabın ilgi çekici bir hikayesi var... Sıra dışı bir cinayet.. Akıcı bir anlatım var. Kitabın kapağında "Bir Dante Romanı" yazıyordu. Bende bunu görünce merak edip almıştım kitabı.. Başkahraman olarak Dante seçilmiş... Onun hayatından kesitler sunulmuş ve sonelerinden alıntılar yapılmış kitapta. Kitapta o zamana özel olan büyüye, cinlere, yıldızlara olan inanç fazlasıyla yansıtılıyor... Yazıldığı zamanın birçok özelliğini taşıyor bu da bir gerçekçilik katmış (: Sanki Dan Brown benzerliği vardı... Tamamen değil ama biraz vardı sanki.. Bu benzerlik olmasaydı yani özgün olunsaydı daha iyi olacaktı sanki.. Kitap güzeldi ama benim beklentim biraz daha farklıydı. Ne bileyim şu cinayet olayı geri plandaydı hep... Farklı bir şey bekliyordum. O yüzden tam tat alamadım. Ama okunabilir (: Sadece aksiyon, polisiye, gerilim kitabı istiyorsanız beklentinizi fazla karşılamaz. Yine kitabın ismine kandık yani (:
Baskı: Kumarbaz
Evet bu kitapla birlikte okuma şenliğinin 30. kategorisini bitirmiş bulunmaktayım (: E bir yerden başlamak lazımdı (: Ben kitabı çok sevdim ya. Çok yargılamayın lütfen beni ama ilk kez DOSTOYEVSKI okuyorum (: Karakterler... Bilemiyorum çok yakın geldi.. Kitap bitsin istemedim bir türlü. Klasiklere karşı ön yargılıydım ve sanırım bundan kurtuldum (: Her karakterin kendine has özellikleri kendi hayatları vardı (: Ve hepsinin rolü çok büyüktü kitapta.. Bu arada yazarımız ırkçı ha (: Bayağı belli ediyor bunu :D Kumarın insan hayatındaki etkisini anlatıyor kitap ve okumayan varsa okumasını öneririm (:
Baskı: İnsan Ne İle Yaşar
Kesinlikle okunması gereken bir kitap... Kitaplığımda gördüm bu kitabı. İlkokul 1 ya da 2. sınıfta okumuştum fakat tamamen unutmuşum (: Tekrar okuduğuma sevindim. (: Her insana bir şeyler katabilecek bir kitap (: İnsan Ne İle Yaşar dışında 4 hikaye daha var içinde... Bunlar içinde en çok "3 Soru" ve "İnsana Ne Kadar Toprak Lazım" hikayelerini beğendim. Dersler çıkartılacak bir kitap. Açgözlülükle ilgili olsun... İnsanın gözünün önündekini bazen göremeyeceği olsun... İnsanın içindeki en önemli duygular olsun... Ya da merhametin önemi olsun... Gerçekten çok güzel bir kitaptı. İyiki tekrar okumuşum diyebiliyorum (:
Baskı: Hayatın Anlamı
İnsan hayatı hakkında düşünme fırsatı bulduğunda aklına gelenleri kapsayan bir kitap (: Kitap insanı biraz karamsarlığa sürüklüyor. Kitaba başlayalı bir gün olmuştu. Dershaneye gittim. Çıkmadan önce rehberlik öğretmenimizle kitap hakkında konuşma fırsatım oldu. Kendisi felsefe bölümünden mezun. Dershanede; psikoloji, mantık, felsefe ve rehberlik derslerine giriyor. ( Bu ek bilgiyi neden verdiğim hakkında hiçbir fikrim yok şu an :D ) Her neyse kendisi Arthur SCHOPENHAUER'un hayattan çok kopuk yaşayan, çok pesimist biri olduğunu söyledi. Zaten kitabı okursanız bunu net bir şekilde fark edebilirsiniz (: Kitabı okuduğumda aklıma direkt Mevlana, Yunus Emre geldi. Hayatın bir ıstırap, ölümün bir ödül olduğunu düşünüyor SCHOPENHAUER.. Tıpkı tasavvuf edebiyatındaki gibi. Tek fark tasavvuf edebiyatçıları "İnsanı Kamil" olmaya çalışırken onun böyle bir amacı yok ya da bana öyle geldi. Hatta kitabın bir kısmında tasavvuf edebiyatındaki çilehaneleri anlatıyor neredeyse.. İncecik bir kitap. Anlamı da çok zorlayıcı değil bence, okunmalı. Kesinlikle zaman kaybı olmaz bence (:
Baskı: Egoist Olmama Sanatı
Kitapta aradığımı bulamadım maalesef. Tabi güzeldi ona sözüm yok (: Fakat ben daha farklı bir şey bekliyordum konu bakımından. Kitap 3 bölüme ayrılmış. İlk iki bölümün bana yararı olduğunu düşünüyorum. Fakat 3. bölümde hep Almanya'daki ekonomi ve siyaset konusu işlenmişti. Siyaset hadi neyse ama ekonomi bölümü beni aşırı derecede sıktı. Bir de son kısımlarda olduğu için hep "Bitsin artık!" düşüncesiyle okudum. O konuyu saymazsak kitaptan keyif aldım. Yazar bir sohbet şeklinde yazmış, kendi düşüncelerini katmış. Bu yüzden insan sıkılmıyor. Samimi bir havası var yani (: Hoşuma gitti. İnsana sorular sorarak düşündürmesi güzel. Yazarın Pegasus yayınlarında iki kitabı daha yayınlanmış. Biri: Ben Kimim Öyleyse Kaç Kişiyim? Diğeri: Aşk Düzensiz Bir Duygu İlkini merak ediyorum fakat bir türlü gittiğim kitapçılarda bulamadım. Kitabı önerir miyimmm?... Ekonomi hakkında pek fikrim olmadığı için son kısımda sıkılmış olabilirim ama ilk iki bölümü okumak için bile alınacak bir kitap. Evet okunmalı (:
Baskı: Cimri
17. yüzyıldan kalma bir eser... O yüzden mi basit geldi bana yoksa çeviriden kaynaklanan bir şey mi anlamadım... Biraz Türk filmlerini andırıyor :D Çeviride "Allah" kavramına çok fazla yer veriliyor. Saçma ve komik geldi :D 17. yüzyıl Fransa'sıyla ne alakası var bu kavramın :D Söyleyecek pek bir şeyim yok aslında. Çok kolay okunan bir kitaptı. Ama iyiki kitabı okurken ki halimi görmediniz :D Tiyatroya çok düşkün biriyim... Üç tane Türkçe bir tane de İngilizce oyunda sahne almıştım.... Çok keyifli asla unutamayacağım zamanlar (: Tabi babam engel olana kadar... Sonra diyorlar bu kız niye babasını sevmiyor :D Kitap karakterlerinden biri oldum okurken. Seslendiriyorum falan :D Bayağı eğlendim okurken (: Başkahraman Harpagon'un cimriliği beni hayattan soğuttu... Okurken düşündüm gerçekten böyle kişiler vardır. Bu kadar abartılı olabilir mi?... Tabi olabilir. Ama iyiki çevremde yok öyle insanlar (: Hayatı zehrederler... Kısa sürüyor okumak isteyene lafım yok ama çok tavsiye edebileceğim bir kitap değil kendileri (:
Baskı: Bir Yumak Mutluluk (Blossom Street Serisi 2)
Kitapta hayatına tutunan, birbirine bağlanan, dostluk kuran 4 kadının hayatlarından bir kesit sunulmuş. Ama ben kitabı kötü bir ruh hali içinde okuduğum için çok sinirlendim. Benim hayatım bu kadar kötü durumdayken onların hayatı nasıl tamamiyle harika geçiyor.. Anlayacağınız kıskandım biraz (fazlasıyla) :D Asıl konuya gelirsek kitap çook akıcı. Eğer yorucu olan kitaplar okuduysanız ve sadece zihninizi boşaltıp rahatlamak istiyorsanız bu kitap size çok uygun kesinlikle (: Debbie MACOMBER kitaplarını ben beğeniyorum. Daha önce iki kitabını daha okumuştum (: Teyzem getirmişti onun sayesinde tanışmış olduk (: Ben kitapları sırasına göre okumadım.. Öyle okusam daha iyi olurdu galiba (: Evet evet daha iyi olurdu (: Her neyse bence kesinlikle okumalısınız Debbie'nin kitapları çok keyif verici oluyor (:
Baskı: Bir Kahraman Doğuyor
Bir seri kitabı. ATATÜRK'ü hayatını 4 kitaba ayırarak anlatmış. İlk kitap olan Bir Kahraman Doğuyor 7 bölüme ayrılmış. 1881-1915 yılları anlatılıyor kitapta. İlk bölüm: Doğuş... Burada öncelikle Ali Rıza Efendi ve Zübeyde Hanım'dan bahsediliyor. Tanışma hikayeleri, evlilikleri anlatılıyor. Sonrasında Mustafa adındaki çocuğun dünyaya gelişi, adının neden Mustafa konulduğu hakkında hikayeler anlatılıyor. Çiftlik hayatındaki anıları, çocukluk anıları bayağı güldürdü beni (: Mülkiye Rüştiyesi'nden neden ayrıldığını da anlattığı bölüm böyle bitiyor. İkinci bölüm: Gerçekleşen Hayaller... Bu bölüm Askeri Rüştiye'ye gitmek için annesini nasıl ikna ettiğini anlatan bir kısımla başlıyor. Çocukluk aşkından bahsediliyor. Hepimizin bildiği klasik hikaye anlatılıyor. Hani "Bundan sonra senin adın Mustafa Kemal olsun." (: Zübeyde Hanım'ın ikinci evliliği bu bölümde gerçekleşiyor. Mustafa Kemal'in bu duruma verdiği tepkiler anlatılıyor. Manastır'a gidişi ve ülkenin o anki durumu hakkında ayrıntılı bilgiler veriliyor. Üçüncü bölüm: Sürgün... Bu bölümde beni en çok etkileyen yazı "Bugünün adamı mı olmak istersin, yarının mı?" oldu. Şam'a sürgün edilen Mustafa Kemal'in oradaki anıları anlatılıyor bu bölümde. Vatan ve Hürriyet Cemiyeti'nin açılmasını, kimlerim ona yardımcı olduğundan bahsediliyor. İttihat ve Terakki Cemiyeti anlatılıyor. Dördüncü bölüm: Sarsıntı... Okulda tanıştığı bir arkadaşı var adı Enver. Enver biraz hayalperest. Mustafa Kemalle kavgaları bitmiyor. Bu bölümde ve diğer bölümlerde sık sık bahsediliyor Enver'den. Burada en çok etkilendiğim kısım "Niçin bir Mustafa Kemal çıkmasın!" oldu. Mustafa Kemal'den kurtulmak isteyenler onu Trablusgarp'a gönderiyorlar ve Trablusgarp macerası da bu bölümde anlatılıyor. Beşinci bölüm: Çöküntü... Trablusgarp savaşları bu bölümde de devam ediyor. Rumeli'nin kötü durumundan bahsediliyor. Ve Mustafa Kemal Sofya'ya gidiyor. Altıncı bölüm: Hesaplaşma... Bu eğlenceli bir bölümdü. Mustafa Kemal'in Sofya'da yaptıkları anlatılıyordu. En çokta maskeli balo kısmını sevdim (: Yedinci bölüm: Bir Kahraman Doğuyor... Bu bölümün tamamında Çanakkale Zaferi anlatılıyor. Şimdi... (: Bu kitap okuduğum ilk tarih kitabı. Tarih kitabı okumayı hiç sevmiyorum ama bana bir şeyler katacağı kesin ve sadece okulda öğretilenlerle kalmamak lazım diyerek zorladım kendimi (: Çok ilginç bilgiler edindim ve kitap akıcı ve hikaye gibi anlatıldığı için sıkılmadım. Hiç duymadığım kahramanları öğrendim mesela Mehmet Çavuş ve Müstecip Onbaşı gibi (: Bir de kitapta Mustafa Kemal ATATÜRK'ün vermiş ya da almış olduğu mektuplar var. Onlar ilgimi çekti aslında.. Kitabı kim verdi hatırlamıyorum ama benden önce okuyan kişi mahvetmiş kitabı öyle okunur mu hiç kitap.. İçim gitti görünce '-' Tavsiye eder miyim bilmiyorum çünkü daha iyisi olabilir bence...
Baskı: Baudolino
Konu, karakter, hikaye bakımından başka kitaplarla pek bir benzerliği yok. Bu bakımdan iyi ama ben çok sıkıldım. Anlatım şekli yüzünden mi bilmiyorum ama arkasını okuduğumda güzeldi gayet ama okurken çoook sıkıldım.. İlk defa savaş kitabı okuyorum ama savaş tarzı kitaplar hiç bana göre değilmiş en çok o kısımlar sıktı beni. Bu kadar aksiyona ne gerek var :D Kitaptaki savaş sadece bencillikten dünyaya hükmetme isteğinden çıkıyor. Böyle saçma amaçlar için insanların canına kıymak anlamsız... Kitapta fazlasıyla ırkçılık var. Çok itici geliyor bana bu durum.. Kitapta çok fazla yabancı kelime kullanılmış aşağıda anlamları yazıyor ama aşağı bakıp ne anlama geldiğini okurken akıcılığı bozuluyor gibi geliyor bana. Kitapta en beğendiğim kısım ise aradaki şiirler. Kitapta şiir yerine "şanson" diyorlar. Fakat gerçekten kitaba bir renk katmış (: Baudolino adında küçük bir çocuk... Çok özel kişisel yetenekleri var. Zeki ve yalana düşkün... Küçük yaşta ailesinin yanından ayrılıyor ve kendi hikayesini Nikates'e anlatıyor (: Belki siz seversiniz bilemiyorum ama tavsiye etmek içimden gelmiyor (: