Librarian
Okur profili

Librarian

Ankara

Şu an okuyor

Tümünü gör

Puanları ve değerlendirmeleri

Tümünü gör
Alaska'nın Peşinde

Alaska'nın Peşinde

Alaska'nın Peşinde

8/10

Hakkında iyi kötü bir fikre sahip olduğumu düşündüğüm John Green'in bu romanını incelemeden, araştırmadan tamamen kitapsızlık sürecimde karambolde elime aldım. (Laf aramızda tembelliğimin boyutu o dereceydi ki kitabın aşk romanı olduğuna da kendi kendime kanaat getirip bir süre de o bekleyişle okudum durdum. Sanki adam mütemadiyen aşk romanı yazmak zorundaymış gibi.) Her neyse... Baktım akıcı ve sıkıcılıktan uzak okumaya devam edeyim bari dedim. Romanın kısaca özetine gelirsek; Bulunduğu şehirde annesi, babası ve okulundan örülü yaşamında belirli bir akademik başarıyı düzenli olarak yakalayan kahramanımız Miles Halter, François Rabelais'nin ölmeden hemen önce "Büyük Belki" olarak tarfi ettiği bilinmezin ne olduğunu bulabilmek için yatılı okula yazılmaya karar verir. Sıska ve uzun boyu ile herhangi bir dalda kazanamadığı başarılarının ardından topluma tepki ya da kendini koruma adına geliştirdiği umarsızlıkla yeni yaşamına adım atar. Oda arkadaşı vesilesi ile hızlıca içine girdiği küçük grup, özel yaşamlarında kendilerine sakladıkları sorunlu sırları olan ama bir şekilde geliştirdikleri öz güvenleri ve akademik başarıları sayesinde okul yaşamında kendilerine yer edinmiş çocuklardan oluşmaktadır. Oda arkadaşı Albay ve komşuları Alaska Young'ın başı çektiği dört kişilik grup çok kısa bir zamanda sınırları dahilinde yakınlaşırlar. Evet, romanın kısa özeti bu. Bu gençlik romanının nesi 8 puan etti derseniz her şey bu özetin ardından gelenlerle başlıyor işte.Romanın büyük bir kısmını aynen yukarıdaki yaklaşımla burun kıvırarak okuduğumu itiraf etmeliyim. "Sıradan, hatta benzerlerinin çokluğundan aşırı sıradanlaşmış Amerikan liseli edebiyatı" dedim. John Green'in yazım üslubunda allayıp pullamadan başardığı sade vurguna bayıldım öncelikle. Romanın belirli bir noktasına değin geri sayım yapıldıktan sonra ardından da günler ileri gitmeye başlıyor. Anlayacağınız üzere o "Sıfır" noktasında Tıknaz lakabı alan Miles ve arkadaşları yaşamlarının dönüm noktasını oluşturacak bir deneyim yaşıyorlar. Her birinin kendi içinde aşmaya, devam eden yaşamlarına yedirmeye, ve anlamlandırmaya çalışacakları bu deneyimin ardından yaşananlar o denli güzel işlenmişti ki o noktadan sonra o çocuklardan birisi gibi hissetmeden romanı okumaya devam edemez hale geldim. Bu süreç içinde en can alıcı karakterin din tarihi dersi öğretmenleri olduğunu düşünüyorum. Ölüm eşiğinde olan bu öğretmenin verdiği dersin önemini özümseyişi, bu inancı öğrencilerine sunuşundaki incelik ve yücelik, herhangi bir inanışı öne çıkarmadan tüm dinleri ruhani boyutta takdim ediş usulü muhteşemdi. Özellikle kahramanımız Tıknaz'ın, yaşadıkları deneyimin ardında sakladıklarını kavramasında o denli sihirli bir dokunuş sağladı ki...Cerrah Hugh de Singleton'ın günlüklerindeki dini o saf haliyle yaşama uyarlama şeklinin yazım sanatıyla ifadesi ne denli güzel duygular uyandırdıysa bu romanda da aynı keyfi aldım. Bitişteki kendini irdeleyen metnin içeriği de her gencin hayat felsefesi edinmesi gereken türdendi diye düşünüyorum. Tavsiye ediyorum.

30.06.2015

Hiçliğin Kıyısında (The Edge of Never #1)

Hiçliğin Kıyısında (The Edge of Never #1)

Hiçliğin Kıyısında (The Edge of Never #1)

7/10

Çooook keyifli bir aşk romanıydı.7 puan verirken içimin yağları erimedi dersem yalan olur. Ama romanı bu denli keyifli kılan yan ultra keyifli (en azından benim açımdan) bir grup aşk romanının kırması olmasıydı ve özgünlük yoksunluğu da aldığım okuma keyfine rağmen puan kaybetmesine neden oldu. Önce romandan biraz bahsedelim: 20 yaşındaki kızımız Camryn özel ve ailevi hayatında yaşanan tatsız ve üzücü bir takım olayların ardından hayattan keyif almayı bırakmış, hedefsiz bir gençtir. Yaşadığı şehirde son dakikada yakın arkadaşıyla arasında geçen olayların ardından orada daha fazla tutunamayacağına karar verir ve hedefsiz bir şekilde kendisini yollarda bulur. Seyahat güzergahındaki bir aktarmada otobüsüne binen ve arka koltuğuna oturan Andrew adlı genç adam, hayata dair bütün bakış açısını değiştireceği gibi ruhunun kabuklarını da kat kat kırmasına sebep olur. Evet, gelelim tanıdıklık hissi yarattığı romanlara: Tatlı bela-ayaklı bela, kusursuz kimya, aynı yıldızın altında parçacıkları ile azıcık grinin elli tonu ve gabriel serisi tadı bile vardı romanda. kötü bir birleşim miydi? Eğer yukarıda saydıklarımı okumamış olsaydım kesinlikle hayır. Orjinal mükemmel olmasa bile her daim kopyalarının tadından daha kalıcı bir iz bırakır geriye diye düşünenlerdenim. Bu romanda da bu vardı. Ama tam yaz dönemi romanıydı ve yine de okumak isteyenlere tavsiye etmeden geçemeyeceğim:)

25.06.2015

En çok ilgilendiği etiketler

Tümü

Son aktiviteler

L
Librarianyazarı favorilerine ekledi
31.10.2017
L
Librarianyarıda bıraktı
13.01.2016
İlahi Komedya (Tek Cilt)
İlahi Komedya (Tek Cilt)

Yazar: dante alighieri

Dünya şiirinin başyapıtı İlahi Komedya, Dante'nin Cehennem'e, Araf'a ve Cennet'e yaptığı düşsel bir geziyi destanlaştırır. İlahi Komedya, 14233'e ulaşan toplam dize sayısı ile, şiir tarihinin en uzun soluklu şiiridir. Dante'nin, 1300 yılının 7 Nisan Perşembe gecesi başlayan gezisi bir hafta sürer, Dante'ye Cehennem ve Araf yolculuğu boyunca Latin şair Vergilius…

L
Librarianyazarı favorilerine ekledi
02.11.2015
L
Librarian7 kitaba başladı
02.11.2015
L
Librariankütüphanesine ekledi
02.11.2015
Karanlıkta (Hearts in Darkness #1)
Karanlıkta (Hearts in Darkness #1)

Yazar: laura kaye

Karanlıkta neyle karşılaşacağınızı asla bilemezsiniz... İki Yabancı Makenna James daha kötü bir gün geçiremeyeceğini düşünüyordur; ta ki zifiri karanlık bir asansörde bir yabancıyla mahsur kalana dek. İnce çizgili tayyörünün içinde salınan şık muhasebecinin telefonu çalınca dikkati dağılır ve asansördeki adamda gözüne çarpan tek şey, elinin üstündeki ejderha dövmesidir. Dört Saat Kızıl sa…

Kitaplığından

Tümünü gör
Henüz içerik yok.

Testleri ve çözdükleri

Tümünü gör