Özdenak
@Özdenak

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Aşk Tutulması
10/1014.06.2016

Baskı: Aşk Tutulması

Kitap Üç Öpücük Serisi'ne ait ilk kitap. Aslında kitaba başlamak konuşunda kararsızdım. Çünkü devamı basılmamıştı ülkemizde. Çok mu kötü acaba diye düşündüm. Yine de okuyup en azından elimden çıkarırım diye okumaya başladım. Çok hoşuma gitti. Hoş, romantik, akıcı bir hikayesi var. Özellikle "onun gözlerine bakmamak gerektiğini herkes bilir." diyerek Alessandra'nın gözlerinden kaçan kasaba halkı çok şirindi. Çünkü çok duygusal Alessandra hemen gözleri dolarak insanlara gözyaşlarının gücüyle istediklerini yaptırıyor. Sonunda başından sonuna çok romantik, duygu dolu, şirin bir roman. Temposu hiç düşmüyor.

Dostluk Ekmeği
10/1014.06.2016

Baskı: Dostluk Ekmeği

İlk çıktığı zamanlarda okuduğum, beğendiğim bir kitaptı. Umut Mevsimi isimli kitabı çıkınca yazarın konusunu okumadan aldım, uzunca bir süre de okunmayı bekledi kitaplığımda. Okumaya başlayınca kişiler tanıdık gelmeye başladı. Madeline, Connie, Hannah. Ben de hatırlamak için yeniden okudum Dostluk Ekmeğini. Avalon kasabasında ön planda üç kadının hikayesiyle başlıyor Dostluk Ekmeği. Ve onların bir şekilde arkadaş olmalarıyla acılarını paylaşarak yakınlaşmalarıyla ve arka planda kasaba halkıyla da tanışarak geçiyor kitap. Çocuğunu kaybeden bir annenin hayata yeniden bağlanması çok güzel işlenmiş. İnsan ilişkileri, dostluklar, yardımseverlik kitabın temelini oluşturmuş. Tabi içinde ekmeğin tarifi de var ama ben cesaret edemedim 10 gün mayalanır mı bir ekmek, ekşimez mi hamur. Puding konuyor içine, bir ton soru işareti??? Sonuç beğendim.

Umut Mevsimi
10/1014.06.2016

Baskı: Umut Mevsimi

Avalon kasabasında hayat devam ediyor. Seri bilgisi dahilinde gözükmese de Dostluk Ekmeği'nin devamı niteliğinde kitap. Sadece bu sefer Julia yok. Hannah, Madeline, Connie ve Edi (gazete haberlerinde). Ve kitabın esas kahramanı Bettie. Çok sevimli, şirin bir kahramanın çevresinde dönüyor bu defa konu. Ve Koleksiyon Defteri meselesi var bir de. Okurken benim bile Koleksiyon Defteri düzenleyesim geldi. Belki bir gün. Sonuç olarak sımsıcacık dostluk dolu,affetmeyi öğreten bu kitabı da beğendim.

Baskı: Evine Hoş Geldin (Eternity Springs #1)

Ne yazılabilir bu kitap hakkında bilemeden başlıyorum yazmaya. Biraz karışıktı olay örgüsü. Kadın veteriner, eski eşi tarafindan aldatılmış. Adam peyzaj mimarı ama ikide bir babası sandığım ölen birinden bahsediliyor ki onun aslında adam olduğunu tanık koruma gibi bir programda olduğunu kitabın yarısında anladım. Adam casusmuş aslında. Neden sadece peyzaj mimarı olamıyor illa casusluk karışıyor anlamadım. Sandım ki bir olay olacak casuslukla ilgili de oraya bağlayacak ama yok. Hiç bir şey olmadı. Üstelik hoş değildi davranışları. Kadın hastanelik oluyor adam kapıda bırakıp kaçıyor. Yine de kadın affediyor. Karakterler pek yerine oturmamıştı. Devamını okur muyum bilemiyorum. Sanırım okumam.

Kır Çiçeği Tepesi
8/1014.06.2016

Baskı: Kır Çiçeği Tepesi

Yazarın yazacağı çok şey varmış ama ne yazık ki sadece bir kitapta biraz yarım da olsa güzel bir kurgu ortaya çıkarmış. Hani öyle ki seri olsa yaklaşık üç kitap çıkardı çok rahatlıkla. Battie, Emma ve Lucy ayrı ayrı ele alınsa ne kadar güzel olurmuş. Emma'nın hikayesi neyse ki o kadar hüzünlü değildi kitaptaki aşırı hüznü dengelemiş. Kitap olarak fena değildi ama yaz kitabı olarak tatil bavuluma almıştım, biraz hüzünlü oldu.

Baskı: Fırsatçı (Love Me With Lies #1)

Kitaba başladığımda beklentim yaz için güzel vakit geçirecek kolay okunan eğlenceli, romantik ve biraz tehlike barındıran genç yetişkin tarzı bir kitap okumaktı. Beklentimin çok dışında bir kitapla karşılaştım demeliyim. Biraz hayal kırıklığı yaratsa da ara sıra, kitabın toplamına baktığımda güzel bir kitap olduğunu görebiliyorum. Son 20-30 sayfası iyi ki okudum bu kitabı diye düşündürdü. Bu bir mutlu son kitabı değil. Aslında kitaptaki herkes için mutlu son var ama bu bir ya olsaydı - keşke kitabı. Güzeldi. Buruktu.

Baskı: Tehlikeli Kızıl (Love Me With Lies #2)

Birinci kitap Fırsatçı da Olivia pek çok kötü şey yapmıştı ve Leah'ı çok kötü biri olarak görüyordu ben de öyle gördüm haliyle Tehlikeli Kızıl'ı okuyana kadar. Bu kitabı okuyunca kitabın son sayfasına gelene kadar Leah'a hak verdim olayların devamını ve geri dönüşlerde de geçmişte olanları okuyunca %100 haklıydı kendince. Çok hoş, akıcı ve değişikti, kötü karakterin gözünden olaylara bakmak ilginçti. Birinci kitaptan daha güzeldi.

Baskı: Hırsız (Love Me With Lies #3)

Üç kitaplık bir serinin son kitabı. 10 yılı aşkın bir süreci anlatıyor iki kişinin ilişkisinde ve üçüncü bir kişi karışıyor hayatlarına. Geçmiş ve bugünün anlatıldığı, ilişkilerin gelgitleriyle dolu 10 yıllık süre ve üç kitap. İlk iki kitap iki kadının gözünden olaylar duygular anlatılıyor. Bu kitapta o kadınların hayatındaki erkeğin gözünden. Kadınların (ki ikisi de birbirinden tehlikeli ve zehirli) bir adamı nasıl çaresiz bıraktığını okuyoruz. Olayların içinde sürükleniyor. Tuzağa düşürülüyor, istediği olmuyor, oldurulmuyor. İstemediği tarafından hayatının kontrolü elinden alınıyor. Çoğu bölümün yarısında kapattım, dayanamadım yeniden okumaya devam ettim. Bölüm sonlarında "çıldıracağım ya" dedim. Bitti, ben de bittim demeyeceğim ama bu kitapları sindirmek için bir kaç saat yeni bir kitaba başlamayacağım. Bu arada kapaklara takılmayın içinde +18 lik bir durum yok. Daha çok entrikalar ve duygular (bol bol) var. Bu tür sevenlere tavsiye ederim. Ben sevdim. (sanırım). :)

Baskı: Aşkın Büyüsü (Pacific Heat, #1)

Aşkın Büyüsü, Pasific Heat serisine ait ilk kitap. Daha önce Lucky Harbor Serisini çok beğendiğimden beklentim biraz yüksek başladım kitaba. Güzeldi, eğlenceliydi. Ama çok fazla beyzbol içeriyordu. Uzun bir zaman dilimi, çok hızlı hoooop diye geçiştiriverilmiş. Biraz üstünkörü olmuş bu kitap.

Baskı: Yalancı Sevda (Pacific Heat, #2)

Pasific Heat serisinin ilk kitabındaki hayal kırıklığından sonra bu kitap çok güzel geldi. İkinci kitap birden güzeldi. Boşlukları doldurmak gerekmedi. Duygular, aşk, arkadaşlıklar güzeldi. Wade'in babasıyla ilgili yaşadıkları, çelişkileri güzel işlenmişti.

Baskı: Şanslı Köpek Çöpçatanlık Servisi

Konusunda bir köpek çöpçatanı var. Nasıl mı? Zamanında insanlar tarafından sahiplenerek şirin tatlı yavruluk zamanları ve sahiplerinin hevesi geçince sokağa atılan hayvanlara yeni sahiplerini bulana kadar evinde bakan bir kahramanımız var. Annesine, erkek arkadaşına rağmen direniyor ve bu hayvanlara özveriyle bakıyor. Onları uygun insanlarla eşleştiriliyor. Aslında tam çerezlik bir kitap olmasına rağmen güzel dersler vardı içinde. Birincisi evcil hayvanlar dükkandan satın alınmamalıdır. Bu hayvanlar üretilirken acı çekmektedirler ve genetik olarak yapıları bozulmaktadır. İkincisi bir hayvanı sahipleniyorsanız ona ömrünüz ya da onun ömrü bitene kadar sorumluluk alıyorsunuz ve bakmak zorundasınız. (Bu konuda benim konuşmamam gerek aslında. Kızım iki kedi sahiplendi ve ben onlarla anlaşamayınca anneme verdim. En azından evi bahçeli hayvanlar apartman dairesinde kapalı kalmaktan kurtuldular ama hala vicdan azabı çekiyorum.) Ayrıca herkes ikinci bir şansı hak eder. Şans verin değerlendirip değerlendirmemeyi karşı tarafa bırakın. (Bu konuya hiç girmiyorum bile:) Büyük puntoluydu. Nemesis yayınevi bu punto konusunu ayarlamalı diyorum. Bazı kitaplar göz yoruyor bazısı devasa puntolara sahip. (yazdım onlara da:) Eğlenceli bir kitaptı.

Baskı: Sürpriz Balayı ( Dare Me #1)

Üç puan verdim. Çok mu acımasızım bilemedim. Ama devasa puntolu, konusu bilindik ama yazımı hiç akıcı olmayan, komik yanı bulunmayan, duygusala bağlamayan her yönden eksik bir kitap için bu puan bile fazla. Üstelik yaklaşık üç günümü harcadı. Bu yazarı sildim listelerimden. Başka bir kitabını okumayı düşünmüyorum. Harlequin kitapları okurum daha iyi. En azından yazarları nerede duygusallaştıracaklarını, nerede geçmişteki yaşantıyı bugüne yansıtacaklarını usta bir şekilde yapıyorlar.

Baskı: Evimdeki Yabancı (Sons of Scandal #1)

Evimdeki Yabancı bir serinin ilk kitabı olmasına rağmen içinde barındırdığı Simon Wade karakteri yazarın başka bir kitabında yer alan bir karakter. Sisters of Willow Pond Serisi'nin üçüncüsü olan The Viscount in Her Bedroom kitabının ana karakteri. Okurken merak edip şöyle bir aradım internette. Simon Wade'in kitabı Türkçe'ye çevirilmemiş. Belki böylesi daha doğru olmuştur. Çünkü kitap o kadar çok yazım hatasıyla doluydu ki içimde emekli olunca bir yayınevinde düzeltmen olma ihtiyacı doğurdu. Hatta bedavaya bile yapabilirim. Edebi bir kitap okumamış olabilirim ama bu ben de düzgün basılmış, özen gösterilmiş bir kitap okumak istiyorum. Olay örgüsü de ne yazık ki yazardan kaynaklı zayıftı. Kız babasından kalan viyolayı istiyor. Adam kızın annesinden kumarda kazanmış ve bunun için iddiaya giriyorlar ki. Kızın bu arada beş parasız evsiz olması içinde bulunduğu çaresizlik göz ardı edilmiş. Saçma sapan bir iddia. Bazı yerler güzeldi ve kitap için umut vaat etse de son sayfalarda referans yazmaları (reverans) tüm umutlarımı aldı gitti. Bu kitaptan güzel bir şey çıkar mıydı bilmiyorum. Kararsız kaldım.

Füreya
10/1014.06.2016

Baskı: Füreya

"Füreya" Türkiye'nin ilk kadın seramik sanatçısı Füreya Koral'ın hayatını anlatan biyografik bir roman. Füreya'nın hayatının yanında, onun hayatında yer alan pek çok kişinin de hayatlarından kesitler okuyoruz. Halikarnas Balıkçısı onun dayısı oluyor ki babasını öldürüşü, hapis hayatı, Bodrum yılları ve en son cenazesini (cenazesinde gözyaşlarımı tutamadım -zaten sulugözüm-), teyzesi Aliye Berger (ünlü gravür sanatçısı), yine teyzesi Fahrünisa Zeyit (ünlü ressam) ve en önemlisi Atatürk'ün hayatının son üç yılını okuyoruz. Bütün bunların yanında bir ömrün nasıl hızla akıp gittiğini görüyoruz. Füreya üniversiteden mezun olunca öğretmen olmak istiyor ama önüne engeller çıkıyor. Hayatının akışından ancak 37 yaşında hastalanınca bir şeyler yapmaya fırsat buluyor ve ne yapabileceğini düşünüyor. 15 yıl su gibi akıp gidiyor. Ama hiç bir zaman geç değildir. O yaştan sonra başlıyor seramik sanatına. Aslında kitapları anlatmam ama zaten bu kitabın konusu biyografik olunca başka bir yerden çok daha fazlası öğrenilebilir benim anlattıklarımdan. İyi ki okumuşum :)

Baskı: Kusursuz Oyun (Play by Play #1)

Yorum yazmaya başlarken hep aynı tıkanıklığı yaşıyorum. Bu çerez kitapta ne çıkar? Öncelikle yazarı ilk defa okudum ve akıcı bir yazım tarzı var. Konu tıkanmadı, sıkmadı. Karakterler tam oturmuş, olaylar yerli yerinde (son zamanlarda bir kaç tane bu tür kitapta hayal kırıklığına uğramıştım) Serinin ilk kitabı. Bitirdiğim zaman düşündüm devamını alır mıyım almaz mıyım? Hani çok beğendiğim yazarlar var, okunacak dünya kadar kitap birikti, bilemiyorum. Belki de bırakıyorum. Denk gelirse serinin devamını okurum sanırım. Okunmayacak gibi değil. Mutlaka okumalıyım, çok merak ediyorum da değil ama :) Gel de çık işin içinden. Ayrıca bu kitap tamamıyla bomboş bir kitap değil. Ergen psikolojisi üzerine ders çıkarılabilir. Ayrıca erken yaşta alkole başlamak, alkolü bırakmak, bir ergene nasıl ulaşılır diye kendince çözüm bulmuş. İşe yarar mı bilinmez. Yoruma benzemeyen bir yorumun daha sonuna geldim. (Ben yorumda konu anlatmayı sevmiyorum, kim ergen, kim alkolik okuyanlar bulsun) Bitti. :)

Masum Yalan
8/1014.06.2016

Baskı: Masum Yalan

Laura Landon kitaplarını almış ve uzun süredir kitaplığımda bekliyorlardı. Bence çok bekletmişim. Hatta yazarın Türkçe'ye sadece üç kitabının çevrildiğini düşünürsek ülkemizde son derece geç fark edilmiş diyebilirim. Son dönemde okuduğum çeviri kitaplar arasında en iyisi diyebilirim. Konu çok güzel yerine oturmuş, karakterler, diyaloglar çok iyi. Favori yazarlarım arasına aldığım bir yazar. Kitabın konusu tanıtımda zaten verilmiş. O yüzden yorumda yazmama gerek yok diyorum. Sadece kitabın benim beklentilerime cevap verdiğini söyleyebilirim. Sonuç güzeldi. Ayrıca kitabın özenli ve düzgün baskısı da, tercümesinin akıcılığı da yayınevine teşekkür gerektiriyor. (Aslında işlerini yapıyorlar ama bazı kitapları alıyorum sırf baskı hataları yüzünden konudan kitaptan soğuyorum)

Sessiz İntikam
10/1014.06.2016

Baskı: Sessiz İntikam

Sessiz İntikam yazarın ilk okuduğum Masum Yalan kitabı gibi yine tarihi kurgu türünde güzel bir kitaptı. Karakterler ve olaylar çok güzel kurgulanmış, duygusallık dozu iyi ayarlanmıştı. Bu kitabı okurken ilk kitapla bir benzerlik fark ettim. Son 20-30 sayfa kalmışken olaylar doruk noktasına çıkıyor. Eyvah sonu aceleye mi gelecek hissi yaşarken yazar olayları öyle güzel toparlayıp mutlu sona bağlarken okuyucu kesinlikle sonu aceleye gelmiş gibi hissetmiyor. Beğendim, güzel bir kitaptı. Masum Yalan yorumum biraz aceleye gelmişti ama orada da söylemiştim. Favori yazarlarım arasında yerini aldı Laura Landon.

Tatlı Tuzak
10/1014.06.2016

Baskı: Tatlı Tuzak

Yıllar içinde çok kitap okudum. Ama hızlı tüketilen ya da tüketilmeyen o kadar kitabın kaçını hatırlıyorsun diye sorarsanız, sormayın bence. Okuyorum, okurken seviyorum ya da sevmiyorum. Hafızamda en fazla bir kaç ay yer ediyor. Sonra da aklımın gizli köşelerine kaçıp saklanıyorlar. Şimdi ise her okuduğum kitaba yorum yapıyorum ki, sınavdan çıkınca soruların doğru cevaplarını okuyan ve öğrenen öğrenciler gibi olurum belki diyerek. Hani o sınavlardan sonra öğrenilen bilgiler hiç unutulmaz derler ya. Gelelim Tatlı Tuzak'a. Sanırım yıllar önce okuduğum bir kitaptı ama hatırlamadığımdan tekrar okudum. Rita Hunter'ı yazar olarak seviyorum. Kadın karakterin adı okurken beni biraz yordu. Elisha. Ama yine de güzel bir kitaptı. Tarihi aşk romanı sevenler için okunması gerekenler içinde. Ne çok yazmışım. Şimdi bakıyorum da. Bu sefer biraz konusundan da bahsedeyim. Bitli Elisha, bir köy kızı ama yine de ortalama bir eğitimi var. O dönemin kadınları düşünüldüğünde okuma yazma biliyor ve içinde yaşadığı toplumun kurallarından bihaber değil. Connor, romanın erkek karakteri biraz sinir bir tip. Hatta çok sinir bozucu. Kızla evleniyor ama ona değer vermiyor, kızın kendisine aşık olduğunu biliyor ve o yüzden de hiç emek harcamıyor onu kazanmak için. Sonu mutlu biten güzel yazılmış bir aşk romanı.

Baskı: Aranan Aşk Bulundu (Searching For #1)

Kitap depolama huyumdan ötürü alıp kitaplığımın tozlu raflarında okunmayı bekleyen kitaplardan biriydi Aranan Aşk Bulundu. Yazarın 6. kitabı da Eylül ayında yayınlanınca hemen okumaya başladım. Bence geç bile kalmışım. Elimde yazarın dört kitabı daha var ama şu an için (bu kitap için) çok beğendiğimi söylemeliyim. Karakterler gerçekçi, hoş bir konu, akıcı bir anlatım, azıcık fantastik bir öge. Bu dokunuş olayı bana Harlequin yayınlarından çıkan Dante Legacy serisini hatırlattı. Esinlenmiş olabilir yazar :) Sonuç olarak tavsiye ederim.

Çirkin
7/1014.06.2016

Baskı: Çirkin

Bu yoruma nasıl başlamak gerekir pek bilmiyorum. Bir adam ve bir genç kız var kitabımızın kahramanları olarak. Anlaşmalı olarak kız adamı görmeden, adam sadece kızın bir fotoğrafını görerek nişanlanmışlar. Çünkü kızın babasının amber yüklü gemileri var. Ve çünkü adam parfüm üreticisi. Doğrusu kitabın bu kısmı oldukça ilgimi çekti. Parfüm yapımını detaylı olarak öğrenmesem de bu kitaptan amber nedir, konusuna son derece bilgilendim. Amber balina kusmuğuymuş. Evet parfüm sabitleyicisi olarak kullanılan (eskiden çünkü artık yasakmış) amber, balinaların midesinde hazmedemedikleri şeyler yediklerinde oluşan madde. Ve insanlar balinaların kusmasını beklemeyip bu maddeyi almak için balinaları avlamışlar yıllarca. Ayrıca güderi de hayvan derisinin balık yağında bekletilmiş haliymiş:) Kitabın aşk romanı olarak çok değişik bir kurgusu yok. Adam kimliğini ve yüzünü belli etmeden kıza yaklaşır. Sonra gerçek hayatta karşısına çıkınca eskiden tanımıyormuş gibi yapar vs vs. Adamın yüzü geçirdiği bir rahatsızlıktan ötürü çirkindir. Bu yüzden ilk karşılaşmaları hep karanlıkta olur ve adamın kendine güveni vardır. Fakat kızın karşısına aydınlıkta çıktığında kendine güvensiz biri haline gelir. (Gölgelerin gücü adına :) durumu var birazcık) . Yazar konuyu toparlamaya çalışırken çok sıkıldım. Eğer biraz daha hızlı toparlayabilseymiş, akıcı olabilseymiş ve ilgi uyandıran olurmuş. Bir de konu aralarında çok atlamalar olmuş. Mesela iki kişi konuşurken birden başka bir şey okumaya başlıyorsunuz. Geriye dönüp bakıyorsunuz. Geçiş yok diğer sahneye direk hiç bir uyarı olmadan kesilivermiş. Neyse bu da böyle bir kitaptı işte.

Mönüde Aşk Var
10/1014.06.2016

Baskı: Mönüde Aşk Var

Tam bir Fransız filmi gibiydi kitap. Ancak filmlerden tanıdığım Paris caddelerinde dolaştım kitap boyunca. Son derece güzeldi kitap, eğlenceli ve akıcı. Konusuna gelince bir redaktör yayınevi sahibinin isteği üzerine Paris üzerine kitap yazmış yeni bir yazar arıyor. Arkadaşı sarhoş bir anlarında sen yaz deyince bir kadının gülümseyişinden yola çıkarak bir kitap yazıyor ve sahte bir isim ve fotoğrafla yayınladıkları bu kitap (ki yayınevi sahibi bu gerçeği bilmiyor) çok satanlar listesine giriyor. Sonra hiç tanımadığı gülümsemeyi çaldığı (ödünç aldığı) kadın redaktörün kapısında beliriveriyor. Sanmayın kitabı anlattım. Burası sadece kitabın girişi. Çok şirin bir konu, çok şirin bir kitap. Tabi Fransız romantik komedi filmi sevenlere. Ve Paris'i sevenlere, benim gibi. Not, not, not: Bu arada kitabın orijinal adı Almanca. Sanırım Almanca yazılmış. İçinde karakterlerin kendi aralarındaki konuşmalarda pek çok Fransızca kelime (anlamlarıyla) kullanılmış. Ama bu itici olmak yerine şirin olmuş. Karakterlerin Fransız olduğunu unutturmuyor. Ve son olarak A bientôt... Au Revoir...

Baskı: Tatlı Yalan (The Maddox Brothers, #2)

Jamie McGuire'ın bu serisinin (Tatlı Bela'dan itibaren) okumuş bir okur olarak beklentimin biraz altında çıktığını söylemek zorundayım. Travis ve Abby'yi okurken duygusallık çok güzeldi ki kitabın sonundaki yangın olana kadar. Ne gerek vardı bu kadar öğrenci neden kitabın sonunda öldürüldü demiştim. Ama bu kitap o yangın sonrası için eş zamanlı bir kitap ve FBI cephesinden yangından bir yıl sonrasından başlıyor (serinin devamı için gerekliymiş o yangın). FBI cephesi Thomas (aslında Tatlı Sır'rı okuyanlar onu yakından tanıyor ama ben onu okuyunca bu sır hiç de tatlı değil demiştim) oluyor yani Travis'in ağabeyi. Neyse bu kitap yeni gelen ajan Liis'in dilindenmiş ben bunu on sayfa sonra filan anladım. O arada cinsiyetler filan kafamda çorba oldu. Erkekleri kadın, kadınları erkek sandım filan. Neyse Kitapta duygusallık çok alt düzeyde. Yani bir şeyler anlatılmış ama yerine oturmamış. Polisiye desem ehh işte. Sadece Val'in sırrına gelince bir nee dedim, şaşırdım. Sonrası eski kitapları bilmeyen biri için karışık. Bilinmesi şart ama bu kadar eski kitaplara bağlı olmamalı bir serinin kitabı. Kitap aslında akıcı ve ben de kısa sürede okudum ama daha iyi olabilirdi hissi bıraktı.

Baskı: Gözlerindeki Canavar (Monster in His Eyes, #1)

Kitabı bitireli birkaç gün oldu. Böyle bir kitabın yorumu nasıl yapılır biraz düşündüm doğrusu. Öncelikle yapılan yorumları okudum. Hiçbir zaman bir nefeste okudum, çoookkk güzeldi, harikaydı tarzında yapılan yorumlara güvenmem. Bu bana kesinlikle yayınevinde çalışıyor, çevirmenin arkadaşı, kitapları bedavaya getiren blogger hissi verir. Bir yorum yapmak için bu kadar giriş cümlesine ne gerek var diyebilir okuyanlar. Sadece düşüncelerimi aktardım. Zaten kitapta öyle bir nefeste okunacak kadar sürükleyici değildi. Sadece yorumlarda Grinin Elli Tonu tarzı kitaplar çok çoğaldı. Yasaklanması gerek, gibi cümleler okuyunca ne varmış bu kitapta diye merak ediyor insan. Ben kitabı ilk çıktığı zaman kapağı ve adı ilgimi çektiği için merak etmiştim. Neyse aldım, okdudum. Yorumum; bir kere Grinin Elli Tonu'na benzediğini düşünmüyorum. O kitap fazla aşırı bulduğum, okuduktan sonra kitaplığımda tutmadığım kitaplardan biri. Orada olanlar sanki doğalmış gibi bir tarzla yazılmıştı. Gözlerindeki Canavar'da yanlış giden bir şeylerin farkındasınız okurken. Yasaklanması gerek kısmına gelince. Yasaklar merakı artırır diye düşünüyorum. Okunsun ama okurken insan mantığını kullanabilmeli. Zaten kitaptaki kadın karakterin annesi yıllarca baskı altında tutmuş onu ve yaşadıklarını bu yüzden sorgulayamıyor bile. Yaşıyor çünkü o yaşa kadar kapalı tutulmuş. Anne baskısı (sevgi ve sürekli uyarıyla). İyi karakter yok kitapta. Sevdim ya da sevmedim diye bir şey düşünemedim. Sadece ikincisi çıkınca onu da okuyacağım. Merak ettiğim ikincisi son zamanlarda moda olan şekilde erkek karakterin dilinden mi olacak yoksa kadın karakter devam mı edecek anlatmaya.

Tersyüz
10/1014.06.2016

Baskı: Tersyüz

Bu kitabı ilk çıktığı zaman alıp okumalıymışım. Yine de geç kalmış sayılmam, bir yılı dolmadan okumuşum. Konusu tanıtımında var zaten ama okurken hissedilecekler yok. Nereden başlasam bilmem ki. Bazı kitaplarda gözleriniz dolar usuldan (bazısında olmaz ama), bazısında bir damla yaş düşer bazı sayfalarında. Bu kitapta hüngür hüngür ağladım. (itiraf ediyorum, ağladığım kısmıyla ilgili cümleyi yazarken gözlerimde yaş, dudaklarımda ufak bir kahkaha vardı). Ben aslında mutlu sonlu kitaplar okurum (sebebi vardır elbet). İçinde aşk olsun, umut olsun, mutluluk olsun. Bu kitapta hepsi var, daha fazlası da var. Arkadaşlık var, bağlılık var, sadakat var. Kaybedişler var, yaşanan acılar, kendini suçlamalar, kabullenişler ve umut. Acıların ardından, kaybedişlerin ardından gelen mutluluk... Kıymeti bilinen. Ve çıkarılan ders (benim için) hayatta her anın kıymetini bilmek lazım. (Bu her zaman bildiğimiz, çoğu zaman uygulamadığımız, hayatın rutin koşturması için de bize unutturulan.) Hayatımızdaki insanların kıymetini bilmek lazım. (Kıymet verecek kişiler olsun çevremizde.) Karakterler, anlatım, konu hepsi çok güzeldi. Bailey çok ağlattın beni... Kitaplığımda yerini aldı. Çoğunu dağıtıyorum. Bunu uzunca bir süre kimseye vermeye kıyamam.

ÖncekiSayfa 2 / 8Sonraki