
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Öpücük (Savannah #3)
Serinin yine heyecanlı ve merak uyandırıcı bir kitabıydı. Bu kitapta William ve Jack ayrı yerlerdeydi ve birbirleriyle hiç iletişim kurmadılar. William: Hugo, Diana ve Will'in peşinden gitti. Jack: Savannah'ta kalarak William'ın yokluğunda ortalığa göz kulak oldu. Bir de ortaya kurtadamlar çıktı ki hikaye şenlendi. Bence bu kitapta William'ın yaşadıkları daha heyecanlıydı. Keyifli okumalar.
Baskı: Aşk Tutulması
Çok güzel bir kitaptı. Koridor yayınları neden devamını çıkarmadı diye merak ediyorum. Karakterler, konuşmalar gayet güzeldi. Keyifli okumalar!!
Baskı: Cazibe (Savannah #1)
Yetişkin bir vampir serisi… Kitabın başında sıkılsam da (ilk 50 sayfa civarı) sonrasında bayağı sardı. Kitap iki vampir üzerine kurulu: William ve Jack. Ayrıca kitap bir William’ın ağzından bir de Jack’in ağzından anlatılmakta. Bu nedenle okurken başlarda biraz zorluk çektim. Daha sonra ise sayfalar ilerledikçe olaylara o kadar kaptırmışım ki kendimi bazen hikaye William’ın mı Jack’in mi ağzından anlatılıyor diye birkaç sayfa başa dönmek zorunda kaldım. Hikayeye gelince; William: Beş yüz yıllık bir vampir. Bu vampir yaşamı boyunca tek dönüştürdüğü vampir oğlu Jack ve kendisini dönüştüren vampir babası Reedrek’e düşman. Jack: 140 yıldır vampir ama vampirlik hakkında neredeyse hiç bir şey bilmiyor. Çünkü vampir babası William ona bir şey anlatmıyor. William her ne kadar Jack’in bilgisiz olmasını Jack için yarar sağlayacağını düşünse de oğlu buna katılmıyor. Reedrek: William’ın vampir babası ve aynı zamanda düşmanı. William’ı ele geçirmek ya da yok etmek için Jack’i kullanmakta kararlı. Olaylar Reedrek’in kendisini belli etmeye başlaması ile başlıyor ve ondan sonra dolu dizgin bir şekilde devam ediyor. Çok güzel fantastik bir kitaptı. Ben beğenerek okudum. Şekil değiştiren insanların ve vodoo büyüleri yapan büyücülerin olması hikayeye ayrı bir tat katmıştı. Keyifli okumalar!!!
Baskı: Güller ve Gelinler (Claybornes' Brides, #2, #3, #4)
Travis, Douglas ve Adam'ın hikayeleri... Tüm hikayeler birbirinden güzel olmasına rağmen ben en çok Douglas ve Isabel'in hikayesini beğendim. Küçük Parker çok şekerdi. Ve bu kitapla birlikte JG'nin iskoç historicallarını daha çok sevdiğimi bir kez daha anladım. Keyifli okumalar....
Baskı: Ölümsüz ve İadesiz (Ölümsüz #4)
Serinin bir kitabı daha bitti. Çok güldüm çok eğlendim. Eric ve Betsy süper ikililer!! Kavgaları bile komikti. Keyifli okumalar!!
Baskı: Ölümsüz ve Çaresiz (Ölümsüz, #3)
Harika bir seri!! Diyalogları okurken çok güldüm. Keyifli okumalar!!
Baskı: Kırmızı ve Siyah
Beni klasiklerden soğutan kitap :( Kadın karakterin histeri krizlerine sinir olmuştum. Keyifli okumalar.
Baskı: Oliver Twist
İlk okuduğum klasik... Beni en çok etkileyen romanlardan birisi.. Bu kitabı orta okul çağlarında okumuştum ve o zamana kadar lapanın anlamını bilmiyordum. Anneme sorup öğrenmiştim ve Oliver için çok üzülmüştüm. Ben de yeri olan romanlardan. Keyifli okumalar.
Baskı: Ölümsüz ve İşsiz (Ölümsüz, #2)
Betsy ve ölümsüz hayatı dolu dizgin devam ediyor! Vampirler birileri tarafından öldürülüyor ve Betsy'nin kraliçe olarak acilen birşeyler yapması lazım! Bir de peşinde vampir kocası ve kral Eric Sinclair var! Betsy'miz her ne kadar Eric'ten uzak durmak istese de olaylar ve şartlar buna engel oluyor. Keyfli, komik ve macera dolu bir kitaptı! Keyifli okumalar.
Baskı: Ölümsüz ve Bekar (Ölümsüz, #1)
Betsy'e ba-yıl-dım!! Çok tatlı bir karakter. Tam bir ayakkabı delisi. Betsy vampir olduğundan bihaber cenaze evinde uyanır ve olaylar başlar. Bu kitapta vampirler; sarımsaktan nefret ediyor, kiliseye giremiyor, dinsel kelimeleri ağızlarına alamıyor ve güneşe çıktıklarında yanıyorlar. Ama Betsy bunların hiç birinden etkilenmiyor. Nasıl etkilensin ki, kendisi -her ne kadar kabul etmese de- bir vampir kraliçesi! Veee geleceği yüzyıllar öncesinde bir kehanet kitabında yazılmış durumda. Tüm bu özelliklerinden dolayı bir grup vampir (Eric Sinclair'in vampir topluluğu) kendisinin kitapta yazan kraliçe olduğunu ve kendi yanlarında savaşması gerektiği konusunda ikna etmeye çalışıyor. Betsy vampirleri iki bacaklı parazitler olarak görürken nasıl böyle bir savaşa katılsın? Tabiki de Eric'in bir çok son model ayakkabıyı önüne sermesi yeterli oluyor. O kadar dil dökmelere kanmayan Betsy ayakkabıları görünce hadi savaşa başlayalım moduna giriyor. Ben çok beğendim. Hem eğlenceli hem de fantastik! Daha ne olsun? Keyifi okumalar....
Baskı: Mezarın Dibinde (Gece Avcısı, #3)
Yazarın hayal gücüne bir kez daha hayran kaldım. Olayların kurgusu, karakterler harikaydı. Sayfalar biraz sonra ne olucak sorusu ile akıp geçti. Bunda etken çevirininde iyi olmasıydı. Bu kitapta Dracula'dan zombilere kadar herşey vardı. Tabiki Bones ve Kedicik <3 Harika bir kitaptı!! Keyifli okumalar...
Baskı: Son Fedakarlık (Vampir Akademisi, #6)
Hiç bitmesini istemediğim ve bir an önce sonunu merak ettiğim bir kitaptı. Serinin bitmesine üzüldüm :(( Herkese tavsiye edilir. Keyifli okumalar....
Baskı: Ruh Bağı (Vampir Akademisi, #5)
Rose'nin başına gelen pişmiş tavuğun başına gelmez. Harika bir kitaptı. Hiç beklemediğimiz anda beklenmeyen olayların olduğu ve temponun hiç düşmediği bir kitaptı. Ayrıca yazar yeni yeni şeylerden de bahsediyordu. Ben çok beğendim. Keyifli okumalar!!!
Baskı: Çocuk Da Yapamadım Kariyer De
Eğlenceli bir kitaptı. Okurken hem çok güldüm hem de karakterlerimizle acı çektim. Aslı ve Hakan Ahu ve Can Sibel ve Baran Özellikle Sibel ve Baran'a bayıldım. Baran'ın haraketlerine ve Sibel'in tepkilerine çok güldüm. Aslı ve Hakan ayrı bir bombaydı. Ben Kaan diye düşünürken Aslı Hanım Hakan ile oldu. Ahu ve Can.. Onlarınki ise bambaşka bir hikayeydi. Aldatma konusunda Can'a çok kızdım ama sonlarına doğru duygularını açıkladığı zaman üzüldüm. Güzel ve Keyifli bir kitaptı. İyi okumalar!!!
Baskı: Kan Sözü (Vampir Akademisi, #4)
Seriye ara vermiştim ve kahramanları gerçekten özlemişim :)) Rose'nin Dimitri'yi aradığı kısımlarda biraz sıkıldıysam da Dimitri'yi bulduktan sonraki kısımları tam anlamıyla mükemmeldi. Sonu ise harikaydı! Dimitri'nin Rose'ya sunduğu imkanlar, onu koruması ve yalvarmalarını okurken Rose'ya çok kızdım. Kitabın en duygusal anı: Rose: Seni daima seveceğim. Dimitri: Bunu önce benim söylemem gerekiyordu..... Kitabın sonlarına doğru Abe hakkında yanılmadığımı gördüm. Tam da beklediğim kişi çıktı kendisi. Avery'e ilk sayfalardan itibaren gıcık olmuştum. Sonlara gelince şok oldum ve yazarın hayal gücüne hayran kaldım. Belikovlar çok tatlılardı. Özelliklede Büyükanne Yeva. Biraz Victoria gıcıktı. Adrian'ın Rose'dan vazgeçmemesi hoştu, ama işin sonunda Tatianna ve planları var. Kitabın başlarında Lissa'ya sinir olmuş ve onu bencillikle suçlamıştım ama sonlarına doğru başına gelenleri okudukça o ve Rose'nın ayrılmaz bir ikili olduğunu anladım. Veee bir an önce Cristian ile barışmaları lazım. Şimdilik tek sinir olduğum karakter Jill, ama belki ilerde düşüncelerim değişebilir :)) Seriye devam ve Keyifli okumalar!!!
Baskı: Güllere Sor (Claybornes' Brides, #1)
Başlarda kitabı çok sevsemde ilerledikçe sıkılmaya başladım. Yazar bana göre gereksiz bazı yerler yazmıştı. Okuduğum en vasat JG romanıydı. Aşktan çok aile kavramı üzerine kurulu bir kitap. Okurken aşkı çok hissedemedim. Ben yazarın iskoç historicallarını daha çok seviyorum. Keyifli okumalar...
Baskı: Zor Kadın (Marcelli #2)
Tek kelime ile ba-yıl-dım!!! Harika bir kitaptı ama büyükbabaya gıcık oldum. Hele o aile sırrını öğrendiğimde kitabın içine girip resmen adamı boğmak istedim. Bir insan bu kadar mı sinir bozucu olabilir ya? Onun dışında Marcelli ailesini çok seviyorum ve bu kitabıda ilk kitap gibi sevdim. Büyükanneler çok tatlı. Kelly'nin Francesca ile olan ilişkisini keyifle okudum. Tabii bunda Francesca'nın psikolog olmasının da etkisi vardı. Kelly'nin çok sorun çıkartıcak bir çocuk olacağını düşündüm ama yaptıkları, aradaki diyaloglar ve Francesca'nın cevaplarını keyifle okudum. Sam'i de unutmamak lazım. Sam'in Francesca olan ilişkisi ve ilişkideki kuralların adım adım yıkılmasını okumak güzeldi. Ayrıca kitabın yan karakterlerce zengin olmasını seviyorum. Yani bu kitap Francesca ve Sam'in kitabı ama diğer kardeşlerden, aillerden ve ilk kitaptaki Katie ve Zack'in de olayların içinde bolca yer alması güzeldi. Böyle seri kitaplarda daha önceki ya da ilerki kitabın karakterlerini okumak benim çok hoşuma giden bir şey. Hatta üçüncü kitaptaki kahramanlarımız Brenda ve Nick arasında da konuşmaların geçmesi gelecek kitap hakkında ipuçlarıda vermekte. Kısacası günümüzde geçen, romantik-komedi tarzında, hoş ve eğlenceli bir kitap. Üçüncü kitabı merakla beklemekteyim. Keyifli okumalar...
Baskı: Kördüğüm
Tek kelime ile harika bir kitaptı. Uzun zamandır bu kadar eğlenceli bir kitap okumamıştım. Benim favori hikayelerim genellikle erkeklerin bayanlar için uğraştıklarıdır. Bu hikayeyede de aynısını görüyoruz (ki ben tam tersinin olacağını düşünerek de okumaya başlamıştım). Dylan'ın tavrı çok güzeldi. Birşeylerin kafasına dank ettiği ve Ronnie'nin tepkisinin aklına geldiği an çok güldüm. Kitabın son 10 sayfası bana göre en duygusal en güzel yeriydi. Charlotte Hala'ya bayıldım. Kızlardan gizli yaptıkları çok hoştu. (Çıkrık meselesi). Ephesus yayınlarından okuduğum ilk kitaptı ve çevirisine bayıldım. Son derece akıcı bir dille çevrilmiş. Okurken sayfalar su gibi aktı. Serinin diğer kitaplarını merakla beklemekteyim. Umarım yayınevi bizi çok bekletmeden yayınlar.
Baskı: Aşk Engel Tanımaz (Matchmakers #1)
Seri olduğunu bilmeden okuduğum bir kitaptı. Beğendim.
Baskı: Günahkar Aşık (Legend of the Four Soldiers, #1)
4 aşık serisinin ilk kitabı Günahkar aşık iyi bir historicaldi. Leydi Emeline ve Samuel arasında güzel bir aşk hikayesi vardı. Samuel'in, Emeline'yi kandırma çabaları hoştu. Erkek karakter, kadın karaktere daha düşkün ve daha aşıktı. Samuel’in, Danny’e (Leydinin oğlu) olan davranışları güzeldi. Hikayenin savaş ve hain arama kısımlarıda merak uyandırıcıydı. Aslında kitabın en başından ben belirlemiştim kafamdaki haini :D Elizabeth Hoyt favori yazarlarımdan ama ben Prens Serisini daha çok beğenmiştim. Umarım ki bu serinin diğer kitapları da beni Prens Serisi kadar etkiler. Çünkü bu kitapta maalesef ki o etkiyi yakalayamadım. Serinin diğer kitapları: 2. kitap : To Seduce a Sinner: Melisande Fleming ve Lord Vale hakkında. Bu kitabı merakla beklemekteyim. Leydi Emeline’nin eski nişanlısı ve Lord Vale kahramanlarımız. Lord Vale’yi ilk kitapta pek sevmedim belki ikinci kitapta sevebilirim. Kendisini sevmememin sebebi tabiî ki de ikilimizin arasına girmesi :) 3. kitap: To Beguile a Beast. Kahramanlarımız Sir Alistair Munroe ve Helen Fitzwilliam. 4. kitap: To Desire a Devil. Kahramanlarımız Reynauld St. Aubyn ve Beatrice Corning. Bu kitabın kahramanlarını okuyunca resmen şok oldum. Birinci kitapta öldüğü sanılan Emeline’nin ağabeyi meğerse yaşıyormuş ve yedi yıl sonra geri dönüyor. :) Bu kitabı daha daha çok bir merakla beklemekteyim. Keyifli okumalar…
Baskı: Sana Muhtacım (Bridgerton, #6)
JQ romanı olarak iyi ama Bridgerton serisi içindeki en vasat kitaptı benim için. Yani akıcılıktan, üsluptan ve karşılıklı diyaloglardan önceden bir JQ romanı okuduysanız hemen far ediyorsunuz. Ancak, Bridgertonlar arasında ise biraz vasattı. Hikayenin içinde erkeklerden sadece Colin'in olması benı biraz hayal kırıklığına uğrattı. Eloise'nin kitabında olduğu gibi Antony ya da Benedict'in bir yerlerden çıkmasını çok bekledim. Ama sayfalar ilerlerken 4. ve 5. kitaplardaki olaylarla bu kitaptaki olayların hemen hemen aynı anda geçtiğini gördüm. Eee beklediğim karakterlerde diğer işlerle (Eloise ile) meşgül olunca umduğumu pek bulamadım diyebilirim. Bu kitapta diğer kitaplarda pek bahsedilmeyen Francesca'nın hikayesi vardı. Kitabın ilk sayfasından itibaren Michael'a çok üzüldüm. Hatta ilk kez bir Bridgerton'a bu kadar sinirlendim diyebilirim. Yeri geldi Francesca beni çileden çıkardı. Şimdiye kadar hiç bir kitapta bir kadına bu kadar çok evlenme teklif eden bir adamla karşılaşmadım. Francesca'nın cevapları Michael'i üzerken beni sinirlendirdi diyebilirim. Evlenemem, yapamam, evlenemeyiz, olabilir, evlensek mi acaba. Neyseki sonunda Michael pes edip evden kovunca Francesca kendine geldi de tamam dedi. Michael bu kadar çok üzüleceğine baştan kovsaydın ya kızı :D :D İşin özü, bu hikaye bir Bridgerton romanı olmasaydı ve yine JQ tarafından yazılsaydı benden tam not alırdı. Ama yukarıda belirttiğim beklentilerimden dolayı Bridgerton serisi içerisindeki diğer kitaplara göre malesefki vasat buldum. Özellikle Antony'nin koruyuculuk adı altında yapacaklarını, tartışmaları, çileden çıkmasını ve belki de Daphne'nin hikayesindeki gibi bir düeolla bekledim. Çünkü ne de olsa Michael, Francesca'nın ölen kocasının kuzeniydi. Bu durum karşısında Colin çok sakin davrandı, hatta Michael'ı teşvik eden de oydu. Belki ilerleyen kitaplarda ailenin tepkisini okuyabiliriz. Hikayede Francesca'dan çok Michael'i sevdim diyebilirim. Ayrıca JQ romanlarının içindeki en iyi kapak bu kitaptaydı.
Baskı: Gerçek Yalanlar - Skandalın Bedeli
Gerçek Yalanlar - Çok güzeldi. Zaten Orsinilerin hikayesi her zaman güzel ve sıkmayan olmuştu benım için. Skandalın Bedeli - Ben pek beğenmedim. Olaylar çok çabuk ilerledi. Yanı bu Harlequin'in özelliklerinden ama sanki bir akıcılık yoktu meydanda. Ayrıca söylenmemiş sözlerde bariz şekilde görünüyordu. Hani insan okurken burada bu cümle eksik diyebiliyordu. Sonuç olarak; Orsini hikayesi için alınıp, okunabilir bir kitap...
Baskı: Maskesiz (MacLeods of Skye Üçlemesi, #2)
İlk kitabı daha çok beğenmeme rağmen bu kitabı da beğendim. Meg ve Alex'in aşkı güçlüydü. Jamie hiç de düşündüğüm gibi çıkmadı. Rory ve İsabelli bölümlerin daha çok olmasını bekledim - ne de olsa ilk göz ağrımızdı- Ama yine de beğendim. Okunması gereken bir historical.