
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Kadıköy`ün Romanı
Edebiyatı gerçekten seven ve iç tahlillerden de bir o kadar zevk alan kişiler mutlaka okumalı! Kıyıda köşede kalmış, bana göre muhteşem bir eser. Ciğerdelen'i de inşallah okuyacağım !
Baskı: Korkuyu Beklerken
Tutunamayanlara bir türlü tutunamayıp beğenmemiştim. Ama bu kitap harikaydı! özelikle beyaz mantolu adam içinde bir çok mesajın olduğu çok güzel bir öyküydü.
Baskı: Kovulmuşların Evi
Yer yer etkileyici bir anlatım. İçe dönük denemeler,kısa yazılar...güzeldi.
Baskı: Mutluluk Psikolojisi
İçinde bazı ayrıntı testler, ölçekler yer alsada, mutlaka okunması gerektiğine inandığım bir kitap oldu. Çok faydalı bilgiler içeriyor.
Baskı: İyi Kalpli Erendira
Ben giderek Gabriel Garcia hayranı olacağım sanırım. Hayal gücü ve anlatımı etkileyici. Kitap kısa öykülerden oluşuyor ve her öykü sizi içerisine alıyor.
Baskı: Pastoral Senfoni
Andre Gide 'nin ilk okuduğum kitabı ve son olmayacak.Anlatımı çok güzel, hikaye çok güzeldi. Özellikle edebiyat öğretmenleri öğrencilerine tavsiye edebilir.
Baskı: Aylak Adam
Aylak bir adam çok iyi derecede anlatılmış.Aslında ilk başlarda o erkek dünyasındaki kadın imgesine ; sürtünme olayına ve otobüsteki teyzeler hakkındaki anlatımına , düşüncelerine kızmadım değil. Ama dedim ya adam aylak ve bu onun dünyası. Diğer yandansa onun nasıl bu hale geldiği sonradan açıldı. İnsan ilişkilerinde de böyledir. Önce birini yargılarsınız ve hikayesini dinleyince onu daha iyi anlarsınız. Kitap bana bu sıcak anlatımı hissettirdi. C. günlük yaşayan , karamsar bir tip. Değerlerini kaybetmiş ama yeniden kazanmak ister gibi. Ona kaybettiği herşeyi kazandıracak birini umutzuzca bekliyor. ''Nerde O?'' diyor. Ne kadar umutsuz davransa, bir yanı umuda muhtaç olduğunu haykırıyor.Bunu da diğer insanlardan gizliyor.Evlenen arkadaşını kıskanması sırf bu yüzden.
Baskı: Yeraltından Notlar
Kitap yarısına kadar zor gitti.Buraya kadar yazarın iç konuşmaları,fikirleri vardı.Bu konuşmalarda ise daha çok insanın iç dünyası ile ilgili daldan dala atlama hali hakimdi.Öyle ki ne anlatıyordun, şimdi ne yazıyorsun dedim çoğu kez. Burda anlatılmak istenen ise tek bir şey vardı ''insan mantıksız , bencil bir yaratıktır.'' İkinci kısım ise daha sürükleyiciydi ve sıkıcı değildi. Bunalarak okuduğum kısımları affettirir gibi oldu. Burda da Dostoyevski'nin vermek istediği mantıksızlığı gördüm ; ama bu defa olayların içinde. İronik bir tarzda çoğu basit davranışları gözümüzde fazla büyüttüğümüz anlatılmaya çalışılmıştı. Öyle ki ona omuz atan, ya da onun yanlışlıkla çarptığı bir askerle düello etmeye niyetlendi :)) Fakat bir türlü o askeri bulamadığı için planı suya düştü :)) anlatılan karakter hem deli, hem bencil, fazla felsefik ve fazla gururluydu :)
Baskı: Gün Eksilmesin Penceremden
Cahit Sıtkı Tarancı'yı şair kimliğiyle tanırız, ama bu öykücülüğünün yeterli olmadığı anlamına gelmez.Hatta iddia edilebilirdi ki; öykücü kimliğiyle bilinseydi belki şair kimliğini unutacaktık.Ama asla unutulmayacak şey C.S.T.'nın önde gelen edebiyatçılarımızdan olduğudur.Dikkat edin ''edebiyatçılarımızdandır'' dedim. Çünkü herkes yazar olabilir, ama herkes edebiyat insanı olamaz.Bu edebiyat insanını öykülerinde daha derin tanıma fırsatı buluyoruz; dili naif bir şekilde kullanıp , bunu hayal gücüyle harmanlıyor.Her karakteri ayrı ayrı keşfe çıkıp onların dünyasında geziniyorsunuz.Onların dünyası C.S.T.'nın dünyasını eleveriyor.Örneğin hep bir güzellik ve çirkinlik temasını vurguluyor öykülerinde.Acaba C.S.T. kendini yakışıklı saymayan ya da çok yakışıklı gören biri miydi? Sonra öykülerinde ölüm temasına da kaç kez ayak basıldığını görüyoruz.Hep genç yaşta, beklenmedik bir andan ölen insanlar. Kimbilir Tarancı ölümü, genç yaşta ölümü çokça düşünmüş, kendinin de çok uzun bir hayat sürmeyeceğini sezmiş olabilir.''Yaş otuz beş, yolun yarısı eder, dante gibi ortasındayız ömrün...'' sevgili Tarancı acaba buna inanmak istediği için mi bu şiiri yazmıştı sizce?
Baskı: Aşk
Kitabı tümden ele alırsak genel anlamda iyiye, doğruya hizmet edebilir, fakat eleştirilecek noktaları da bol. Bunlardan biri kitabın dünya çapındaki insanlara hitap etme kaygısı. Mevlana'nın yazdığı mesnevi de dünyanın her yerinde okunuyor , ama nasıl bir düşünün. Mevlana anlatmak istediği özden uzaklaşmamış ve böylece okunmuş. Bu kitap ise anlatılmak istenen öz den uzaklaşılmış izlenimini verdi bana. Böylece kitaptan soğudum. Tasavvuf deniyor ama tasavvufu merak edenler sakın burdan öğrenmesin. Tasavvufla alakası yok. Aşk bilakis maddeleştirilmiş. Öyle ki bu maddeleşmiş aşkı ; kimya Hatun'un ''Şems ne kadar da yakışıklı ! '' lafında ve kocası olarak kabul edilmeyen bir kadının , kadınlık gururundan ölmesinde apaçık görüyorsunuz.Peki sorarım size tasavvuf ve manevi aşk bunun neresinde? Şems ile Mevlana'nın aşkında hiç mi hiç demeyin, çünkü kitapta anlatılan Mevlana da Mevlana, Şems'te Şems değil. Şemsin bir içki içip kadehi yere atması vardı ki, varlığın ötesine geçmiş bir Allah dostu kendini böyle şeylerden beri tuttuğu için varlığın ötesine geçmiştir.Dediğim gibi, tasavvufu, Mevlana yı, Şems'i öğrenecekseniz bu kitaptan öğrenmeyin.
Baskı: Pastırma Yazı
Okurken çok sıkıldım. Zoraki bitirdim. Sanırım Selim İleri okumak için yanlış yerden başlamıştım. Olayları anlatanlar hep kişilerin kendisiydi, ama ne olaylar beni içine aldı, ne de kişiler. Fazla haksızlık etmemem gereken tek husus güzel ironilerdi. Ama kitap sırf bu ironileri yakalamak için okunur mu, o tartışılır.
Baskı: Maya
Acıydı...ama güzeldi. En sonunda delirdi...Babası keşke bir psikopat olmasaydı.
Baskı: Leyla Buradan Taşındı
Varlığı tanımlamaya çalışmış yazar.İnsanı da aşka ait saymış.Aşka ait olanında aşıkça davranması gerektiğinden, aşkında kendine göre bir kuralı olduğundan söz etmiş.Kitap bana olumlu bir duygu kattı.Bazı yerlerde sıkılsam da, hangi eser mükemmel olabilir ki? Samimi bir üslup.
Baskı: Ya Da Şiir
''Ya ağlamasın hiç kimse Ya da gülmesin şu her zaman gülenler Ya kimsede olmasın para denen illet Ya da paylaşmasını öğrensin paralı millet. Ya kimse söylemesin sevdiğini Ya da yapsınlar sevginin şu asıl tarifini. ya şu bayramlar hiç yaşanmasın Ya da bayramlarda et yemeyen kalmasın'' şiirleri edebi kaygıdan uzak, oldukça sade şiirler.genelde popülarite kültürü diye bakarım bu tarza ama bu kez atalay demirci bana onu hiç hissettirmedi.sanırım kendisini sevdiğimden, duruşunu beğendiğimden.
Baskı: Gecenin İkinci Rüyası
yazarın ilk okuduğum kitabı.ve de son olmayacak.denemelerin dili su gibi akıp giderken, sizde idrakin,anlamanın mecralarında yüzüyorsunuz boğulmadan.gördüklerini, izlenimlerini, gezdiği yerleri ve düşüncelerini aktarırken o kadar farklı noktalara değiniyor ki iyi ki okumuşum dedim.hatta burada çizdiğim satırları paylaşacaktım ama vazgeçtim.hepsini okuyun; ortak paylaşım bu olsun ;)
Baskı: Sahnenin Dışındakiler
''Sahnenin Dışındakiler romanı 9 mart-26 mayıs 1950 tarihleri arasında Yeni İstanbul gazetesinde yayımlanmıştır.Eserin kitap halindeki ilk neşri olan; Büyük Kitaplık, İstanbul 1973 baskısı ile tefrika tarihi arasında çok uzun bir süre bulunmaktadır.Tanpınar, eserini kitap halinde neşre hazırlanırken romanı üzerinde bazı değişiklikler yapmıştır.Bu değişiklikler Yahya Kemal'in öğrencisi olan Tanpınar'ın hocası gibi mükemmele ulaşma arzusu ile sanatçı titizliğini göstermesi açısından önemlidir. SAHNENİN DIŞINDAKİLER-Kitapla Tefrika arasındaki farklar-Şehnaz Aliş'' Evet.Eseri okudukça Tanpınar'ın edebiyatı bir sanat olarak nitelendirdiğine şahit olacaksınız.Bu düşünceyi paylaşan ve basitliğe,popülariteye değilde, kendi özüne hayran olan kişilerin mutlaka okuması gereken kitaplardan.Ayrıca Tanpınar bu eserde insan hallerini ve ruhlarını öyle güzel analiz edip betimlemiş ki, takdir etmek elde değil. Ayrıca bu eser DERGAH YAYINLARI'ndan okunmalı.Bilginize.
Baskı: Tutunamayanlar
Etmeyin, eylemeyin. Sırf 724 sayfa şey yazılmış diye bence; o psikoloji ile bu kitaba tam puan mı?Hayır. Acımasız mıyım? Evet. Olmalıyım bir bakıma, çünkü ödüllü kitaplardaki hayal kırıklıklarım (bir örnek daha vardı şu nobelli olan; ismini anmayacağım) bitmeyecek gibi görünüyor. Üstelik her yerde Olric diyorlardı; bir bakıma bu merakta sebep oldu kitabı okumaya başlamama. Ama bitirebilmek için o kadar, o kadar tutunmaya çalıştım ki kitaba; ilerideki hayallerim , bir edebiyatçı olmak arzum olamasaydı bitirmezdimde. Oğuz Atay her edebiyat kuralına savaş açmış gibi kendi iç dünyasında. Öyle bölümler vardı ki ''Allah'ım ne bitmez sayfalar'' dedim. Bazı yerleriyse güzeldi ama o güzelliği anlatmak için 724 değil 324 sayfalık ta bir kitap yazılabilirdi bence. Şiirler, o şiirlerin bir anlamı var mı? Belki de yazar anlama karşı bir savaş açmış olmalı, kim bilir? Sonra o noktası olmayan cümleler, yer, çok zihnimi yordu.Kitabı da bir erkeğin yazdığı,yazacağı belli; böyle bir vurguyu da ben kaldıramıyorum hassas biri olarak. Son noktam; kitapta bir cümle özellikle dikkatimi çekti; ''intihar edenlere tören yapılmaz, böyle intikamcı Tanrıya tapılmaz'' burası Oğuz Atayın kendi iç dünyasındaki sorgusunu anlatabiliyor bana. Niçin yaşıyoruz ? yaşamak mı, nedir o ? Belki bu sorunun bir cevap arayışıydı bu eser ve bu eseri yazış amacı. karşımda olsaydı samimiyetle şunu sorardım; '' ya intihar ederek hayattan, ve yaradılış amacından intikam almaya çalışan insanoğluna ne demeli...? İntikamcı olan gerçekte kim ? ''
Baskı: Mimoza Sürgünü
özellikle son yazı ''ben ve yazar hanım '' kısmı çok hoşuma gitti :)
Baskı: Sihirli Kent'in Firarisi
İnsanı alıp götüren bir anlatım.Duru, sade.Bir de yazarın Prag da, hiç tanımadığı bir kültürde, yepyeni bir hayata atılmasına, cesaretine hayran kalıyorsunuz tabiki. Kendimle ilgili olan ilginçliğiyse; bu kitabın bana 0n sene önce hediye edilmiş olması ve hep ''okuyacağım'' diyerek on sene sonra okumam :) Sonuç; iyiki okudum!
Baskı: Aynalar Koridorunda Aşk
Tek kelime ile harika...Bu kitap bir başkaydı benim için...
Baskı: Kraliçenin Pireleri
bazı denemeler o kadar muhteşem ki, böyle de deneme mi yazılır dedirtti bana! yazılırmış.
Baskı: Yüksek Topuklar
kitap başlığıyla kadınlara ait gibi görünse de, zaman zaman eşcinselliğe göze batar vurgusuyla 'ne alaka?' sorusu aklınıza takılıyor.Bir de beş yaşlarındaki bir kızın dişiliğinden söz etmesi ve onun büyük bir kadın gibi düşündüğünü iddia etmesi ne kadar etik ve ne kadar gerçekçi? tüm bunlara rağmen bazı psikolojik tespitlerle size evet, haklı dedirttiği oluyor ama, aması ile kaldı benim için.