
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Çok Güldük, Ağlamayalım
Medya, sanat, siyaset vd konu başlıkları altında samimi denemelerin toplandığı kitap. Kitap biraz güncelliğini yitirmiş olsa da ülkecenek kafa yapımız pek değişmediğinden, günümüze de tekabül ediyor.
Baskı: Darağacında Üç Fidan
Bu kitap o zaman ''Kitaplık'' olan kütüphaneme girdiğinde 7. sınıf öğrencisiydim. Kitabı satın aldığımız gün dün gibi aklımda. Babamın bana ilk aldığı kitap buydu. İşin cilveli yanı ise kendisi ağır şekilde Türk-İslam sentezini benimser. 8. Sınıf öğrencisi için pek ideal olmayan bu kitabı babama neden aldığımızı sorarken aklım ''Gençlik kitapları'' reyonunda idi. Bana verdiği cevap şu yöndeydi. '' Her fikri ölç, tart biç, düşüncelerin kulaktan dolma değil, kendine ait olsun. Sana ait olmayanı düşüneni daha çok sev, hayat gerçekten farklılıklarla güzel, bu çocuklar zamanında memleketleri için bir şey yapmaya çalıştılar, onları anlayamadık Dursun önkuzu da bizim, denizlerde bizim dedi (hemen hemen cümle tamamiyle böyle)'' Ki kendisi 69 lu ve bu idamlara karşı herhangibi bir sorumluluğu da yok.. O günden sonra biriktirdiğim tüm düşünce ve ideolojileri kendim ölçüp tarttım benimsedim, kabullendim.... Bugün yeniden baştan sona bu kitabı okuyup bitirmenin buruk sevincini yaşıyorum. Açık yüreklilikle söyleyebilirim ki taban tabana zıt görüşlerimiz olsa da Türkiye tarihinin en acı en can yakıcı olaylarından biri. Benim için hayatıma yön veren kitaplardan oldu. Şunu tüm kalbimle söylüyorum ki ( Siyasi cinayet ve idamlara karşı çok sert çizgilerim var ) keşke yaşamalarına izin verilse bu cinayet işlenmeseydi. Keşke çocuklarını ve akabinde torunlarını görecek kadar sıhhatli bir yaşamları olsaydı. Keşke, keşke....
Baskı: Noktalar
Yazarın bu kitabı çeşitli türde "özlü söz"leri içinde barındırıyor. Sık sık konu tekrarına düşülmüş. Biraz sıkılarak okudum desem yeridir.
Baskı: Çile
Ömrüm boyunca elime Necip Fazıl Kısakürek kitabı almadım. Bazı şiirlerini ordan burdan ve dahası sosyal medyadan işitmiştim. Siyasi çizgi ve kişiliğinin çok sert noktaları olduğunu düşünüyordum ve mesafeli duruyordum. Açık konuşmak gerekirse bu kitap kütüphanemde süs biberi gibi duruyordu. Daha da kişisel bir şey söyleyecek olursam ''visal'' kelimesine karşı acayip bir zaafım var. Hani insanın bir kelimeye aşık olabileceği mantığı aklıma yatmış olsa. Ben bu kelimeye aşığım diyebilirdim. Neyse kitabı okurken bazı şiirlerde bu kelime geçtikçe, kalbim de gerçekten tarifini edemeyeceğim bir his belirdi. Bunca şiirin arasında bir tanesi mi manasız olmaz, bir tane '' bu şiir kötüymüş'' diyebileceğim şiir çıkmaz. Kelimeler ile oynamak veya kelime cambazlığı dedikleri bu olsa gerek. Bir de bir şey söyleyeceğim, içimde kalmasın. Herkesin kendi düşüncesidir lakin, bu kitaba 1 puanı reva gören zihniyet siyasi düşünüyor ve fesatlanıyordur. Gitsinler küçük iskender okusunlar onları o paklar çünkü...
Baskı: Hacı Ağa
Hac ibadetini yerine getirmeden, kendisine hacı ünvanı veren bu ünvanı ve yüksek mevkilerdeki insanları kullanarak babasından kalan mirasın üzerine ekstra servet yapan hacı ağanın öyküsü. 2. dünya savaşı zamanında geçmekte olup, gelecekte yaşanacak İslami devrimin ayak seslerinin duyulduğu kitap.Bu vakaalar da kitaba tarihsel bir perspektif katmış. Ayrıca dönemin, İran sosyolojisini tanımaya katkı sağlayan bir eser. Severek okudum.
Baskı: Önünde Boş Bir Uzam
İnsanın kalbi ile beynini aynı anda ısıtan mükemmel anlatımlı bir anlatı. Konunun geçtiği mekanları tanımamamdan dolayı her yer adı geçtiğinde araştırma gereği hissettim. Bu da bana i katkı sağladı. Kitabın içinde nokta atışı cümleler var ki, insanı okuduğu anda sersemletmeyi başarabiliyor. Kıyıda köşede kalmış, bilinmeyen bir kitap lakin beni ısıtmayı başardı.
Baskı: Nadia`ya Sözüm Var
Yazarın ilk kitabı ''Annemi bir kez daha görebilsem''i severek ve heyecanla okudum. Cevaplanması gereken sorular ve çözümlenmesi gereken problemler vardı. İkinci bir devam kitabının olduğunu öğrenince gözlerim parladı ve hemen aldım. ikinci kitap, birinci kitabın havada kalan hiç bir sorusunu cevaplandırmadığı gibi beni boğdu. Ticari kaygılar ve maddi unsurlar için yazıldığına tamamiyle emin oldum. Açık konuşmak gerekirse, zana'nın annesinin evliliği ve ya kitabın sonunda çocukların halı üstünde ev ödevlerini yapması beni pek ilgilendirmiyor. Nadia'ya noldu kurtulabildi mi ? Şu an nasıl bir hayat sürüyor bunların hiç birinin cevabı bu kitapta yok. Arap kadın ve erkekleri canavar olarak lanse edilmiş, ha o toplumdan pek haz etmesemde, bu tarz canavarlaştırılmalarına da kusura bakmasın karşıyım. Hiç bir çocuk kundağındayken iyi bir insan mı yoksa kötü mü olacağı bilinmez. Tekrar altını çizerek belirtmek gerekirse, birinci kitabın baskısından iyi gelir sağlayan, yazarın ikinci kitaptanda bu başarıyı sağlamayı ummasıyla yazdığı kitap.
Baskı: Havva'nın Üç Kızı
Ayna gibi kitap. Bazı satırları okurken, geçmişime yolculuk yaptım. Aileden uzakta okumak, yurt odasındaki ''sessiz'' o ilk gece. Arafta kalmanın kitabı... bazı cümleleri okurken kendimle kavga edip, yazılı sözcüklere sert çizgilerle katılmadım. Belki de kitabın yazım amaçlarından biri de bizi bu karmaşaya sürüklemekti. Boynundan altı orta doğulu, üstü Avrupalı kadınlar ömrü boyunca bu iç savaşı verdi ve verecek...Şirin karakteri gibi insanları oldum olası zorlama ve yapay buldum. Küçük dağları yarattığını sanan inanlardan ömrüm boyunca kaçtım, lakin bu kitabı okuduktan sonra onları anlamaya ve tahammül etmeye çalışacağım. Birde düşünce özgürlüğü temalı bir kitap yorumunun altına yazılır mı yazılmaz mı bilmiyorum ama; Neden bu tarz kitaplarda milliyetçi görüşteki insanlar cahil cühela yobaz ve kadın döven tipler olarak betimleniyo? Gerçekten bu vurgulamalar artıkcanımı sıkıyor. İngiliz gibi düşünüp, İngilizce yazan yazarın kaleminden çıkmış bu romanın bazı kısımlarında dil ile ilgili problemler var.
Baskı: Kızım Olmadan Asla
Bayram gezmeleri süresince şarj aleti gibi yanimda tasidim. Bölük pörçük okumamdan dolayi odaklanamadigim zamanlar oldu.kitabi elimde gören aa ben bunun filmini izledim ayy cok guzeldi falan dedi Sürükleyici bir kitap. İran hakkinda yazilanlar oldugu gibi abartilmadan yazilmiş. Dogrular yazılmış. Betty gibi olup İranda yaşamak zorunda kalanları Allah tez zamanda kurtarsın.
Baskı: Türk Lokumu
Kitabi bitirdiğim an iç sesim "bu neydi be şimdi" dedi. Eğlence amaçlı yazılmış imiş... Türkçe katlinin ve bel altı muhabbetin "eğlence"adı altında toplandığı kitap. Benim gibi ciddiyetsizlik ve lakayıtlıktan hoşlanmayan okurlar, okurken zevk almayacaklardır.
Baskı: Türk Töresi
Çok eski bir basımını okuyup dil konusunda zorlansamda severek ve ilgiyle okudum. Titiz bir çalışmanın ürünü, aydınlatıcı bir kaynak. Şamanizim ile ilintili sayfalar çok ilgimi çekti.
Baskı: Annemi Bir Daha Görebilsem
Bu kitabi bananneme iftar için gittiğimizde süt almak icin girdiğim süpermarkette yanımda okuncak bişeyler bulunsun diye aldım. Hani pek fazla umudum yoktu. Sonra kitaba başladım, baktım baya baya sarıyor. Bitiyor bitti ben heyecanın doruğundayım... Bir baktım kitapta baskı hatası var. İki sayfada bir baskı yok. Ben sinir küpü tabi... Aslında çok kendimi kasmazdım ama atladım minibüse gittim aldığım markete değiştirdim valla... Çok severek ve merakla okudum. İçinde bulundukları şartlarda 3 gün zor dayanırım....
Baskı: Etekli İktidar
Cinsiyetimden mütevellit okurken köpürmem gereken kitap idi. Lakin kitap içerisindeki bazi saptamaların altina bizzati imzami atarim. Feministlerin topa tutmayacagini bilsem daha açik acik yazardirdim. Feminist hareketin ülkemizde amacindan saptigini düşünüyorum. Artik olay birlesip tekme tokat erkek dövmeye vardi. BU bahsettigim olayi gozlerimle gordum ve adamin hakkaten sucu yoktu. Ayrica evlendikten son iş bosanma raddesine gelince esit mal paylasimina karsiyim. Sözlesmeli evlilikte bence mis gibi birseydir. Cokta güzeldir. Bir kadinin önune. Evlenmeden önce sözlesme koyarsaniz ve kadinda metni okumadan bunu bana nasil yaparsin diye pöykürmeye başlarsa zaten evlenmeyin. Sizi sevmiyordur. Evlendikten sonra sosyal statu atlayip, üstune cocuk dogurduktan sonra avrupai takilmaya baslayan orta sinifken ne oldumcuk olanestetik güzeli arkadaşlarimi gördukce sinirleniyorum. Bu tipler zira evlendikten sonra sizinle selam sabahi keser, bundan dolayi sizden ders notu istedikleri. Zamanki halleri gözünüzun onune gelir bu kitapla birbirinize bakarak aglaşirsiniz. Çeyrek asirlik hayatim boyunca erkekleri algilayamadim kadinlari çözemedim. En iyisi pizza ve kedi temali bi hayat secmek zannimca. Yinede bilmiyorum tabi.
Baskı: Gecede
Sakin kafa ile okunması gereken , anlaşılması çok zor öyküleri bünyesinde barındıran kitap.. Kullanılan sembollerin dili çok ağır. Çekmece hikayesi dışında, kitaptan zevk almadığım gibi, aşırı yoruldum.
Baskı: Üç Başlı Ejderha
İnsanı zorlayan, yoran ve bıktıran bir kitap. Leyla Erbil okumaya başlamak için iyi bir tercih olmadı. Yılanlı sutun hakkında verilen tarihi bilgilerin olduğu bölümler dışında kitap kocaman bir boşluk. Beni ilgilendirmeyen bir iç çekişmenin, basılı hali.
Baskı: Eşeğin Fikri
Kitabın finalinde dereye su taşıyanlar isimli bir öykü var. Kitabın ana temasını da kapsıyor. Bir ara kitabı okurken o kadar sıkıldım ki; yarıda bıraksaymışım bu güzel öyküyü bir daha okuma fırsatım olmayacaktı.
Baskı: Deli Çocuğun Güncesi
Çarpım tablosunu ezberlememek için mutlak bir çaba harcayan ve son haddesine kadar direnen bir insan olarak; matematik ile ilgili yazdığı satırları tebessümle okudum. Geri kalan sayfalarda biraz iç sıkıntısı yaşadım.
Baskı: Yeni Dünya
Sabahattin Ali'nin gözlem yeteneğini, edebileştirdiği öykülerden oluşan kitap. Bir öykü sizi ağlatırken ardından gelen bir öykü yüzünüzde tebessüm uyandırabilir. Ayran öyküsü muazzamdı. Kitabın finali Hasan boğuldu hikayesiyle idi. Yörükler arasında bilhassa kızılkeçili yörükleri arasında yaygın olan, orijinaline en yakın haliydi.Bu efsaneyi çocukluğumdan beri çok severim
Baskı: Lanetli Çocuk
Buram buram orta çağ kokan sürükleyici bir öykü. Vasallık ve süzerenlik ilişkileri, ürkütücü ve gözü dönmüş derebeyinin daha doğrusu bir dükün insanların hayatına etkisini anlatıyor. Romandaki imgeler o denli müthiş ki. kendinizi bir kalenin içinde o insanlarla yaşıyormuş gibi hissedebilirsiniz. Orta çağ'ı en iyi anlatan romanlardan biri.
Baskı: Diri Gömülen
Kitaptaki ilk öykü olan '' Diri gömülen''i okurken kendimden o kadar çok şey buldum ki. Sık sık Sibirya'da veya Hindistan gibi bir yerde yaşamayı; düşünmüşümdür. Hazırlıklı olmadığım bir vizeye girmeden önce kendimi verem etmeye çalışmışlığım da vardır. Bu öyküde kendimden o kadar çok şey buldum ki..... Kambur Davut öyküsünden de çok etkilendim. Kalbimin derinliklerinde bir sızı hissettim. Hele ki final sahnesi. Ateşperest öyküsünü okurken adı gecen mekanlar ve olay adeta gözümün önünde belirdi ve o sahneyi yaşadım. Abacı Hanım öyküsü beni bıyık altından güldürmeyi başardı. Oda çok iddialı bir öykü. ''Ölü yiyenler'' öyküsü insanların ne kadar çıkarcı ve oyuncu olduğunun adeta bir kanıtı. Son öykü daha doğrusu ' masal olan ''hayat suyu'' ruh halime o kadar iyi geldi ki, bittiğinde terapiden çıkmış gibi hissettim. uzun zamandır masal yazımlarından uzak kalmıştım. Hayali, olduğu kadar bir o kadar da gerçekçi diyarlara götürdü beni. Yazarın en güzel ve kusursuz kitaplarından biri.
Baskı: Safiye Sultan
.........Kitabı okumakta olanlar veya okumayı düşünenler için sakıncalı içerik....... Geçen ben bu portalda birilerine ''En kötü kitap bile sana bir şeyler kazandırır'' diye bilmiş bilmiş artistlik taslıyodum. Hah ! işte bu kitap var ya benim tüüüm! o laflarımı bana yedirdi...Buradaki arkadaşlarımın çoğu bilir,Bir cümlenin içinde 3 kere aşk kelimesi geçince benim asabım bozuluyor. Şincik! Sanırm yazar arkadaşımızın ilk kitabı bu. Tarihi roman yazmak zor iştir; Osmanlı Tarihi ile ilgili roman yazmak çetrefilli iştir. Hele ki Sarı Selim ile başlayan dönem sonrasını kaleme dökmekte kusura bakmayın uzmanlık işidir. Bu aralar Türkçeye yeni bir deyim kazandırıldı '' Başkasının yerine utanmak'' diye hah işte bu kitabı okurken bana ondan oldu. Şimdi gelelim asıl noktaya! Kitap kapağındaki bayanın üstündeki giysi 2012 plaj modası. Örme kazak bildiğin. Hiç bir şey yapamıyosan. Kandır yakın arkadaşını, gidin kına gereçleri malzeme satan bir yere, kiralayın gökemli bir kaftan, bi arkadaşın makyajını yapsın diğeri saçını stüdyoda çektir bi özgün fotoğraf, onu yap kapak çok zor bir şey mi ? Romanda geçişler çok sığ. Edirne deki sarayı cedide'nin terasından haliçe falan bakıyorlar. Topkapıdalar mı, yeni saray da mı nerde bunlar? Kitaptan bir cümle aktarayım size; Nurbanu'nun yüzünde ki öfke eyvahlar olsun dedirtecek kıvamdaydı. ( orjinalinde bize diyalog olduğunu gösterecek tire yok!!!) - Haddini bildirmedin mi seher -Şey, sultanım - Ne seher ne!!! Koskoca Nur Banu sultan sanırsın ki kezbanların atası! Kitapta safiye sarı saçlı ak gerdanlı tasvir edilmiş. Kuğu gibi bişey sanırsın Truvalı Helen. İtalyanlardan bahsediyoruz burada ayrıca Baffo ailesinden ki, italyanlara nazaran daha esmer bir soy. Keşke saçmalamadan önce googla safiye sultan yazıp görsellere baksaymış. Porteyi bir inceleseymiş. Sayfa 26 da safiyenin ata binişi sultan muratı şaşırtır ve ardından imrenerek nede olsa baffo kızı der. Baffo kızları ata binmez evde oturur koca bekler... Safi'yenin hizmetinde ki cariyelerden biri İtalyandır ve italyan biriyle nişanlıdır. Türkler bunları kaçırır Aytaçı hareme alır, İtalyan sevgiliyide hadım ederler, o da intihar eder. Çok komik bir senaryo bu. Osmanlı da her önüne gelen adam harem ağası olamaz ve dolayısıyla hadım da edilmez. BU kulvar afroların kulvarı, Kolaydı sanki öyle hareme yaklaşmak, esir düşmüş bir italyanı yanaştırırlar mı ? Sayfa 57 de '' Osmanlının sonu ya nikah, ya isyan'' Diye bir cümle var. Sanki bahsi geçen topluluk, afrika kabilesi, Osmanlı ilk dönemleri hariç, hiç bir zaman siyasette nihaka bel bağlamadı tatlış, hele ki iç isyanların önüne geçmek için.. Bir de kitapta safiye'nin adı müslüman olmadan da da safiye, hiç bir cariye ya da hatun müslüman olmadan müslüman adı alamazz!!! Kitabın ilk sayfalarında sokakta top oynayan çocukların cam kırdığından bahsediliyor. Sanırsın 1980'ler ordan bi amca çıkıp ''keseeyimmi topunuzu dicekmiş gibi'' Cam kırcak kadar, sağlam topun daha doğrusu oyun topunun icadı 1700 lerin ortalarına tekabül ediyor. Tabi çocuklar sokakta şahika topuyla oynamıyorlarsa o ayrı bir mesele; neyse. Sayfa 72 de Nurbanu'nun tüm gece safiyeye kelime-i şahadet öğretti yazıyor. Bir valide sultan bununla uğraşır mı sence,? Sayfa 78 de Bildiğin bizim sarı selim '' bir süpriz de bizden olsun istedik'' falan diyo. Safiye'nin gelin kınası ve hamamı salı gününe tekabül ediyor. Salı günü bırak hamam sefası kınayı filan, osmanlı da çamaşır bile yıkanmaz. '' Salı sallanır'' sözü nerden gelir anlamını bileydin keşke. Ayrıca perşembe günü nikah yapılar beyaz bir elbise falan giyior safiye. Nikahta Osmanlı'da her renk giyilir beyaz, giyilmez! Ayrıca şehzade falan filanın nikahları cuma günü kıyılır. Kitapta cariyelerden biri olmaz kafamı keser halice atarlar falan diyo. Osmanlı'da cariye kafası kesilmez, daha doğrusu kadın kafası kesilmez. OSmanlı da cariyeler canlı canlı sandala konulur. Halice değil prens adalarının oraya tekne sürülür; ardından cariye çuvala konularak, denizin dibini boylar. Halice atarlarsa 11 gün sonra cesedin kıyıya şişmiş bir biçimde vurur çünküsü. Ön Sözde idda edildiği gibi gerçekten de Osmanlı adetleri yansıtılsaymış keşke. Bir cenaze senaryosu var, sanırsın bakkal reşat amca öldü. Hani kaftanın çıkarılması esnasındaki o incelik? Nerede o devlet erkanının nerede duracağını bilen üyeleri!! Safiye, Nurbanu karşısında işte kezban kezban trip atıyo, yemeğe falan inmiyo, hatta kitapta bi kaç kez odasından kovup tüm cariyelerin içinde kocan seni ömrü boyunca aldattı, cariye koynundan çıkmadı, sen büyücüsün dedi. Aha! İster 1 ister 80 tane şehzede doğur.. Böyle bir laf söylesen valide sultandan önce seni kocan defe kor defin içinde cumburlop marmara denizi, Hoplatırlar adamı.... Safiye gebeymişmiş, bi anda zambaklara bakarken düşüp bayılıyoo oda ne amanın hamile, kendi haberi de yok. Canısı, bu tür olayların hepsi kayıt altında tutulur. Padişahla ne zaman, ne kadar sürede şey ettin, hepsi hesaplanır. Regl döngünü senden iyi bilirler. Bayıldım, ayıldım hamileyim gibi komiklikler olmaz orda. Bide sizler için üşenmedim oturdum saydım. Tam 317 yerde gereksiz ünlem işareti kullanmış, ünlem opsesifi galiba. Neyse ya benim sinirim bozuldu. Kısacası kötü kitap,velhassıl vikipedia dan bakıp tarihi roman yazılmıyo işte. Ayrıca kalemi çok kötü ve sıradan.
Baskı: Aylak Köpek
Birbirinden bağımsız gibi görünüp, aynı yola çıkan yedi ayrı hikayenin bulunduğu bir kitap. Karanlık Oda, Çıkmaz ve Aylak köpek isimli hikayeler diğerlerinden sıyrılarak daha çok beğenimi topladı.Hikayelerin kısa olması, kısa bir zamanda güzel bir kitap okumanızı sağlayacak.
Baskı: Anamın Kitabı
Yakup Kadri'nin çocukluk anılarını yazdığı, tek nefeste okunabilecek güzellikte bir kitap. Korkularını, üzüntülerini, sevinçlerini ve insana dair daha nice duygu varsa bu kitabın sayfalarında rastlayacaksınız. Mısır'dan manisaya tasındıktan sonra değişen yaşam şartları ve bu yeni mahalleye alışma aşamaları, haylazlıkları...Bu devirde bile kendinizden çok şey bulabileceğiniz bir kitap. Dönemin kültürü, sosyolojisi ve coğrafyasını da tanımlayabilmemiz için eşsiz bir tarihi kaynak. Sadece başlayacağım ve bikaç sayfa okuyup kalkacağım dediğim yerimden, kitabı bitirerek kalktım...
Baskı: Aşk ve Öbür Cinler
Kitabın ilk 50 sayfasında okumakta güçlük çekerek, karakterleri zihnimde tam oturtamadım. Kitabın ilgi çekici; gerçek ile efsanelerin perçinlendiği bir konusu var. Manastır yaşamı, ortaçağ kültürü ve sosyolojisini algılamamız için güzel bir örnek.