
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Tilki, Baykuş, Bakire
çok hızlı bir girişi ve çok sıkı bir anlatımı olan şahane bir cep kitap, sayfaları parmaklarıyla değil gözleriyle kovalıyor insan. Sadece sonu ile ilgili biraz aceleye getirilmiş ve biraz da klişelere düşülmüş gibi hissediyorum. Ama dilerim daha nice kitaplarını böyle bir solukta okuruz...
Baskı: 1Q84
Gerçekten uzun bir yürüyüş oldu ama her sayfasını, her öyküsünü çok beğendim. Onları çok özleyeceğim, onlar benim için yakın dostlardı... Elveda Tengo, Aomeme, Tamaru...
Baskı: Amok Koşucusu
Tek nefeste, bir solukta okudum ve tarif ettiği her bir acıyı, gerilimi kalbimin derinliklerinde hissederek. Yüzlerce sayfa daha olsun, hikaye bambaşka yerlere gitsin isterdim... Çok beğendim.
Baskı: New York Üçlemesi
İç içe geçmiş üç öykünün, her öyküde bir öncekine tutunan, merak uyandırıcı ve etkileyici bir birleşimi. Yazarın okuduğum ilk kitabı, merakla diğerlerine doğru yol alıyorum.
Baskı: Ben, Kirke
Beni dünyamdan alıp koynunda uyutan bu öykü için minnettarım... Hiç kitap okumaya geri dönemeyeceğimi sandığım bir zamanda bir iksir gibi ruhuma dokundu. Daha niceleri olsun, soluksuz okuyayım...
Baskı: Cadıbostanı Cinayeti
Genç yaşında bizden ayrılan bu koca yürekli, matrak, derin kadın için hala yas tutuyorum. Onun kaleminin kalbimi çalan ruhunu ömrümün sonuna dek özleyeceğim...
Baskı: Akhilleus'un Şarkısı
İlyada ve Odysseia'yı bambaşka bir ruhla yenilemiş, kendi ruhunu üfleyip yeniden yazmış gibi. Gülerek, ağlayarak, kızarak ve gönülden severek çevirdim her bir sayfasını...
Baskı: İnsanlar, Hayvanlar ve Yırtıcı Hayvanlar
İnsanların tuhaf hikayelere duyduğu merakın hakkını çok mizahi bir dil ve nefis ince eleştirilerle veriyor. Bir nefeste, sadece arada kıkırdamak için soluklanarak okudum.
Baskı: Trenle Seyahatin Avantajları
Antonio Orejudo Trenle Seyahatin Faydaları Kısacık bir kitap ve psikiyatri üzerine kısa öykülerle dolu. Bazı öyküler epey rahatsız edici detaylar içerse de meraklılarının beğenisini azaltmayacaktır sanıyorum. Kitabın filmi de çekilmiş, henüz izlemedim ama ilk fırsatta izleyeceğim.
Baskı: Hikayede Büyük Boşluklar Var
Her zamanki lezzetine büyüleyen öyküler. Hakan Bıçakçı, ilk sayfasına başladığınız an bir solukta kendisini size tükettiren bir dille yazıyor. Bir film şeridi gibi geçiyor gözünüzün önünden her şey, dokunabileceğiniz kadar yakın, neredeyse kokusu gelecek kadar gerçek. Ama bir yandan da bir okuma terbiyesi istiyor, bir bakış değiştirme alışkanlığı. Elinizden tutup sizi sürüklerken önünüzdeki çalı çırpıya takılmayasınız diye. Picasso'nun, "sen beceriksiz bir adamsın o yüzden böyle abuk sabuk şeyler çiziyorsun" diyen eleştirmene, o anda yere çizdiği buğday tanelerine gelen tavukları gösterken söylediği gibi. -Peki bu kadar iyi çizebiliyorsun, neden böyle çizmiyorsun? -Çünkü ben tavuklara resim yapmıyorum.
Baskı: Felsefenin Kısa Tarihi
Felsefe hakikaten hiç bu kadar keyifli olmamıştı. 4 yıllık lisans bölümünü bitirdiğimde kendimi binbir pencere önünde şaşkınlık içerisinde bulmuşken Warburton'un anlatımıyla her şey muhteşem bir lezzete büründü. Felsefe okumak istiyorum ama nereden başlayacağımı bilemiyorum diyenler için çok lezetli bir başlangıç...
Baskı: Sıradışı Filozoflar
Çok büyük bir zevkle okudum, birbirinden epey farklı 8 filozofun, insanı hayrete düşüren hayat hikayeleri ve hayatlarının, düşünce yapılarına olan etkileri nefis bir dille anlatılmış. Meraklısına mutlulukla tavsiye ederim.
Baskı: Epiktetos Kendisinin Efendisi Olmayan Hiç Kimse Özgür Değildir
Epiktetos, delilik ve özgürlük bir arada olmaz diyor. Çünkü özgürlük, bir farkındalık söz konusu olduğu müddetçe mümkündür. Bir kuş ya da kedinin özgürlüğünden bahsetmek gibidir kendi özgürlük alanını bilmeyen insandan bahsetmek. İşte bu sebeple "Beni rahat bırakın" diyen pek çokları aslında bu farkındasızlıktan kaynaklanan korkuyla aslında daha çok sarılıp sarmalanmaya çalışırlar. Özellikle ergenlikten sıklıkla görürüz bunu. Buradaki farkındasızlık, sıklıkla, özgürlük alanının kapsadığı ölçüyü bilememekten kaynaklanır. Zaman içerisinde kişi kendi alanını belirler ve yetişkinlik denen bilinç ancak bu bilginin oluşmasıyla mümkün olur.
Baskı: Karanlıktan Sonra
1. Okuma, 2008 Çevirinin azizliğine uğrayan, talihsiz bir öykü. Başka bir yayınevinden başka bir çevirmen aracılığıyla bulduğumda yeniden okuyacağım... İkinci okuma 2024 Yeniden okudum. O zamanın karmaşasıyla okuduğumu anlamamışım ben. Bu okuyuşumda tüm hikayeden büyük keyif aldım. Gece yolculukları, sokaklar, iki kişilik mini insan hikayeleri ile tam belkediğim tadı buldum bu sefer. Murakami okuyucusu olmanın bir ayrıcalık olduğunu bir kez daha hissettim.
Baskı: Paris-Fresno Güncesi 1967-1968
beni hem kahkahadan delirtmiş hem de vapur köşelerinde göz yaşlarımı zor zapdetmeme sebep oldu. kalem tutan eli doğrudan bir damarla kalbine bağlıyor.alaycılık ve umursamazlık onda ama en ufak detaydan kocaman bir panaromayı anlayabilmek onda. okumalara doyulmayacak olandır.
Baskı: Çırak
korku krallığının yeni favori katillerinden cerrah, bu kez de bir kopyasının işlediği cinayetlerle dedektif rizolli'nin gündemine bomba gibi düşüyor. kurbanların öldürülme şekilleri aynı fakat bu sefer kurbanlar çift, bir de duvarda anlaşılması zor bir iz var. cerrah, korku okuyucularının bir solukta okudukları bir roman olmuştu, çırak'ın da aynı başarıyı yakalayacağını sanıyorum
Baskı: Emanet Dolabı Bebekleri
ryu murakaminin insana edebiyata ısıtıp yaşamaktan soğutan efsane romanı. taa romanın en başlarında ayağı kırılan anne köpek hikayesiyle vapurda gözlerimi doldurup, bu her sayfasında beni yerden yere vuracaksa böyle,işimiz var seninle dediğim, olağanüstü roman. "sürekli dışımda dönüp durarak beni tedirgin eden o devasa metal uçan daireyi kendi içimde yakaladım." cümlesinin içinde kaybolmak için bile okumaya değer... ps:hakan günday önerisi üzerine okunmuş olup, kitapla beraber hakan günday'a bir kez daha hayran kalmamıza da vesile olmuştur.
Baskı: Lejyon
keyifli bir dile sahip, tasvirleri güçlü ve okuyucuyu merak içinde sürükleyen bir polisiye soruşturması. soruşturmayı yürüten dedektifin bir yandan olayla ilgilenirken bir yandan varlık, tanrı, yaradılış üzerine kendi içinde geliştirdiği teorileri okumak, en az sürükleyici soruşturmayı takip etmek kadar keyifli. öykü içindeki bu kendi kendine düşünmelerden: "neden ilkesi, madde evreninin, özel bir maddenin gözlemlenmesinden kaynaklanıyordu.bu madde olasılık yoluyla tek süs, donanım mıydı? neden tamamen bir başka madde, zamanın, uzayın ve cismin dışında bir madde değil de buydu? çaydanlık, var olan herşeyin o olduğunu mu sanıyordu" metnini içeren tartışma özellikle çok keyifli.
Baskı: Oyunbozan
bir merminin insan vücuduna (ki kadın olması o vücudun, betimlemeyi bir kat daha zenginleştiriyor sanki) girişi, aldığı yol, kemiklerle karşılaştığında karşılıklı yaşadıkları direnç vs anlatımlarıyla bir tarantino filmi izliyormuşum hissi yaratıyor.aferim len sana toby
Baskı: Beatnikler
toby litt'in okuma ve dinleme üzerine bir çeyiz sandığı keyfi yaşatan, evet bunu da dinleyeyim hem bunu da okuyayım diye diye, bir yandan da ulan demek amerika böyle bir şeymiş duygusunu yaşatarak okuduğum romanı.
Baskı: Sandman Cilt 1 - Prelüdler&Noktürnler
"bir zebaniye asla güvenme. yaptığı herşey için yüz tane nedeni vardır. en azından doksandokuz tanesi kötü niyetlidir" tanımıyla bana pek çok zebanimi (!) hatırlatan, çizimleriyle aklımı alan şaheser.
Baskı: Zürafanın Gözyaşları
Yazarın Bir Numaralı Kadınlar Dedektiflik Bürosu serisinin ikinci kitabı. rka kapağında yer alan "alexander mc call smith adlı herifin yazdığı botswana'da geçen bazı nefis kitaplar var. okuması eğlenceli olduğı kadar insanların yaşanmaya değer hayatlar sürdürebileceklerini hissetmenizi de sağlıyor. kitapların ilki bir numaralı kadınlar dedektiflik bürosu..eğer mutlu olmak istiyorsanız, bu kitapları okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum" referansını flea, red hot chili pepers" referansını gördüğünüzde daha bir keyifle tezgaha doğru uzatıyorsunuz zaten. mma ramotswe'nin yeni maceralarını, nişanlılığını ve yeni eviyle ilgili planlarını okurken,işte şimdi sizartık bambaşka bir yerdesiniz ve ensenizi kızdıran sıcak güneşten biraz olsun kurtulabilmek için kurak bahçedeki teneke tente altında, bir tahta masanın başına oturmuş birbüyük kupa çalı çayı içiyorsunuz...
Baskı: Don Emmanuel'in Alt Tarafları
kara mizahın en güçlü kalemlerinden birinin, bir solukta okunan kitabı.kapağı zaten içerideki kaos ve zırdeliliğe dair pek çok ipucu içermektedir. kişisel not: daha o zamanlar güldürürken düşündüren, düşündürürken tam güldürecekken bir anda adamı gözyaşlarına boğan kırık hüzün keşfedilmemişti.gülmekten ağrıyan çenemi oğuştururken bir yandan da yanaklarımdaki yaşları koluma sildim. bana hediye gelmişti.sonra bir tane alıp bir başkasına ve sonra da bir tane daha alıp bir başkasına hediye ettim.gene olsun, gene alırım.
Baskı: Kızıl Ejder
“Sana en iyi yaranı kimin verdiğini asla unutma ve minnettar ol. Yaralar bize geçmişin gerçek olduğunu hatırlatır...” "İlkel bir zamanda yaşıyoruz değil mi? Ne vahşi ne de bilge… Yarım önlemler da çağın laneti. Herhangi mantıklı bir toplum beni ya öldürür ya da bir yerlerde kullanırdı..." Büyük zevkle izlediğim ve okuduğum bir seridir.