serpil
@serpil

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Gerçek Renkler
10/1010.09.2013

Baskı: Gerçek Renkler

Kristin Hannah / Gerçek Renkler Herkesin kitaplığında, duygularınıza dokunacak, her türlü karmaşayı yaşayacak, birilerine kızıp birilerini sevecek ve hepsinden harmanlanmış duyguları tek bir kitapta toplayacak bir yazarı bulundurmanız gerekmektedir…. Ve bu yazar KRİSTİN HANNAH ‘dan başkası olmamamlıdır… Kimilerine göre çok drama bağlayan bir yazar olarak görülse de gerçek hayatın kalbine dokunan tek yazar olamayı başarmıştır. Okuyucu tavsiyesi Not 1: Taklitlerinden kaçının! Şuana kadar üç kitabını okuyarak çok çabuk sonuca vardığımı düşüne bilir ve beni bu konuda eleştire bilirsiniz. Ama eğer bir yazar tüm bu duyguları size yaşatmayı başara biliyorsa geç bile kalınmış cümleler vardır…. Şahsi fikrime göre,yazarı bir odaya kapamalı ve sadece yazmaya odaklamalıyız. O yazmalı bizlerde okumalıyız. Bunun ötesini düşünemiyorum bile… Gerçek Renkler, Winona,Aurora,Vivi Ann’nin annelerini kaybetmeleri ile hikaye başlıyor. Üç kız kardeşin hayatın gerçek renklerini kalplerinde taşıyor ve aralarına siyahla grinin her tonunu ekliyor.. Water’s Edge çiftliği onlar için çocukluk anıları ile dolu aile yadigarı bir yerden başka bir şey değildir… Winona, abla olduğu halde kendini babasına ispatlayacağı ve onunla gurur duyacağı günün hayalini kurarak yaşıyor… Büyüyüp başarılı bir avukat olsa da,fazla kiloları ve kardeşlerinin güzelliklerine olan hayranlığı onu hırslı bir kadına çevirmeye neden oluyor…. Aurora, kız kardeşlerinin aksine, sakin bir hayata, iki çocuk ve dışarıdan bakıldığında mutlu bir evliliğe sahiptir. Onun yegane görevi kız kardeşler arasındaki bağın kopmamasını sağlamaktır. Ve uzun zaman önce babasının onu takdir etme isteğini bastırmayı başarmıştır… Vivi Ann, Water’s Edge çiftliğini elinde tutmak için her şeyi yapmaya hazırdır. Tüm kasaba ona baktığında güzelliğinden başka bir şey göremesede o aslında çok şeyden ibarettir. Ve bir gün güzelliğinden değil de Water’s Edge için yaptıklarıı konuşulacaktır… Dip Not: Kardeşlerin özel kardeş günleri,haftalık toplantıları mükemmeldi… Kasabaya gelen kızıldereli Dallas hayatlarına girene, Vivi Ann ona aşık olana kadar her şey artı ve eksileri ile birlikte yolunda gider. En başta Winona bu ilişkiye farklı sebeplerden karşı çıksada engel olamayacak ve Dallas beraberinde Vivi Ann’e mutlulukla birlikte belayıda getirecektir.. Vivi Ann’in Dallas için verdiği mücadele, Winona’nın hatalarını telafi etmeye çalışması ve Aurora’nın aileyi bir arada tutma çabası sonuç verecek mi okuyarak öğrenecek ve okuduğunuz sayfanın arkasını merak ederek kitabı sonlandıracaksınız… Okuyucu tavsiyesi Not 2: arka sayfaya bakma ! Çok severek okuduğum ve okurken duygulandığım,güldüğüm muhteşem bir kitaptı. Zaten ben bu yazarı okuyup da şu kitabını da beğenmedim diye bileceğimi düşünemiyorum. Çok kalın,hatta fazla kalın olmasına rağmen toplamda bir güne sığdırdığım kitabın akıcılığı için yazara kocaman teşekkürler…. Okuyucu tavsiyesi Not 3: TAVSİYEMDİR…..

Baskı: Allah Beni Böyle Yaratmış (Pucca Günlük, #3)

PuCCa / Allah Beni Böyle Yaratmış ( PuCCA Günlük 3) Cidden okudum ! bazı insan ( bu ben oluyorum) tanımadığı bilmediği kitaplar için “acabaları” ile ün salmıştır… Hayır, önce al bi oku sonra yorum yap demi ama … İşte bende aldım okudum şimdide yorum yapıyorum kendimce… Şaka bir yana uzun zamandır canım dostum ! ( o kendini biliyor ) ısrarla okumamdan dem vurup duruyordu ve dayanamadım aldım sonunda. Kitap edebi bir kitap değil ilk önce onu söyleyeyim,zaten PuCCa yı bilenler az çok nasıl bir kitapla karşılaşacağını anlar ! dememi bekliyorsanız çok beklersiniz, zira benim beklentimin üzerinde bir konusu vardı. Belki beni en çok etkileyen yazarın kendi hayat hikayesin çoğu yerde “ti” ye alarak anlatması oldu. Evet ayrıca bolca dokundurmalı ve hatta lafı yiyip oturtan cinsten de küfürler vardı kitapta.. Beni her şeyden çok etkileyen çocukluğundan başlayıp genç kızlığın kadar başından geçen ; üvey babası,,annesi,halaları ve tek dayanağı olan Ankaralı ile olan anlarını okurken hem kızdım,hem güldüm hemde tüylerimi diken diken moduna getirttim… PuCCa günlük aslında üç günlükden oluşuyor,yani en azından yayınlananlar üç tane. Küçük Aptalın Büyük Dünyası (Pucca Günlük, 1) Ve Geri Kalan Her Şey (Pucca Günlük, 2) PuCCa / Allah Beni Böyle Yaratmış ( PuCCA Günlük 3) Ben sondan başladım ve sondan geriye doğru da devam edeceğim, değerli kaynağım öyle olsun dedi

Baskı: Mürekkep İzi (Cerrah Hugh De Singleton Günlükleri, #3)

Mürekkep İzi / Melvin R. Starr Cerrah Hugh de Singleton’ın üçüncü ve seride en en en sevdiğim kitabı unvanını alarak kitaplığımda ki yerini almış bulunmakta… Okunacak en keyifli,günümüzün dedektifi, 14.yüzyılın mübaşiri diye adlandırılan,az polisye,az biraz macera ve nihayet aşka kucak açan bir kitap oldu benim için MÜREKKEP İZİ…. Cerrah Hugh bu kez, yirmi iki kitabı çalınan Üstad John Wyclif’e yardım edecek… Ama işler düşündüğünden daha zor bir hal alır, zira bu hırsızlığın peşinden cinayetler,saldırılar ve tuzaklarda akabinde gelir… Üstüne birde sevdiği kitapçı kıza başka bir talip çıkması evlilik hayallerini suya düşürmektedir. Ama bu kez mücadeleyi bırakmayacak ve hem hırsızları hemde Kate’i çalmaya çalışan Sör’e karşı elinden geleni yapacaktır… Üstad demedik sana boşuna Hugh ! İlk kitapta da dediğim gibi,maskeli balolar, av köşkünde ava çıkmalar falan yok bu kitapta… Yine o dönemi yaşıyor ama farklı tatlar alıyorsunuz her bir kitaptan… Birde üstüne kitabı Üstad Hugh’un kendi anlatımıyla okumak,her satırda keyfi ikiye katlıyor… Cerrah Hugh de Singleton’ın günlüğü beş kitaplık bir seri. Ülkemizde yayınlanan; 1. Huzursuz Kemikler 2. Cesedin Şifresi 3. Mürekkep İzi Her yorumda olduğu gibi hatırlatmakta fayda var  dördüncü ve kitabın sonunda birkaç sayfa ayırdıkları dördüncü kitaba bir an önce kavuşmak dileğiyle… TAVSİYEMDİR efendim….

Baskı: Atlantisin Uyanışı (Poseidon Savaşçıları #2)

Atlantis’in Uyanışı // Alyssa Day İlk kitabını severek okuduğum Poseıdon savaşçılarının ikinci kitabı da okundu ve raflara kaldırıldı… Ilki kadar sevdim mi tartışılır ama bu yedi savaşçıyı seviyorum ve okurken dialoglarına savşlarına tanıklık etmekten hoşlanıyorum. Her ne kadar kitabın sonunda, beklediğim kitap için hayal kırıklığı yaşasamda seriye sonuna kadar devam edeceğim… -Acaba yayınevi seriye son kitaptan devam etse nasıl olur ? Bunu yapan yayınevleri var neden olmasın ki  Bu kez Tanrının İntikam savaşçısı Ven’in hikayesini okuduk… Yazar yazarken ince ayrıntılar olsa bile satırların arasında kafa karıştırmadan okutturuyor kitabı. Ve ben de bu yüzden diyorum ki – Alaric’I son kitaba saklaman dışında- sevdim seni Alyssa <3 Ven, cadılardan hoşlanmasada ortak bir plan yapmak için yardımlarına ihtiyacı vardır. Ve bunun için en güçlü cadı ile tanışmak üzeredir. Karşılaştığında yaşadıklarını ve aralarında ki müziğin büyüsünü kabullenmekte zorlanır. Adı üstünde büyü, ve inanılmayacak şekilde Cadı, Taş Ozanı ve daha bir çok şey olan Erin’e kendini kaptırır… Caligula ile olan savaşı sonlandırmak, Conlan ve Riley’in bebeklerine yardım etmek için Ven ile birlik olan Erin’I işinden çıkılmaz bir mücadele bekler… Bu yazarı sevmem de ki bir diğer neden uzatmalardan uzak,sayfaların akıcılığı sayesinde çabucacık okuyabileceğimiz bir yazar olması… her zaman ki gibi “ okurken keyif aldığım” cümlesi ile ne demek istediğimi belirtmişimdir sanırım  Tavsiyemdir….

Baskı: Cennet (Second Opportunities, #1)

Judith McNaught // CENNET Öncelikle eşime “artık kitap alma elindekileri tekrar oku unutmuşsundur “sözü ile aklıma düşürdüğü için, Kraliçeme bizi harika karakterlerle tanıştırdığı için, bu kitabı basmak için tonlarca para yatırdığı için –muhtemelen hepsini satışlarla kazanmıştır- yayınevine teşekkür ederim… Ve bir de kızgınlığım yayınevinin artık yazarın kitaplarını basmayıp bizi “güzel kitap” kavramını unutturdu için... kelimeler dilimin ucun kadar geliyor !!! Konuyu anlatarak ne kendime ızdırap yaşatayım – okuma aşkı ile dolup taşıyorum- ne de sizleri karşılaşacaklarınıza hazırlayayım… Herşey süpriz olsun sizler için Söyleye bileceğim tek şey eğer JM ile tanışmamışsanız,her hangi bir kitabını okumamışsanız çok yazık demek olur.. Benim gibi bir kitap kurdunu tanıyorsanız sebebi Judith McNaught kraliçedir. Mutlaka okuyun okuyun okuyun…. Ama Judith boyslara sulanmayın

Zoraki Düşes
4/1021.06.2013

Baskı: Zoraki Düşes

Zoraki Düşes //Sally MacKenzıe Konusu güzel başlayan,dialoglar da kahkalarla güldüğüm etkileyici bir girişten sonra,konunun gereksiz yere lastik gibi oradan buradan uzatılması sayesinde durağanlığa giren bir kitap halini aldı benim için.. Ben ki okuduğum kitaplarda dialoglar dan büyük keyif alırdım,anladım ki bir yerden sonra sıkıyor. Özellikle de tam aksiyon sahnesinde -ki bu sahneler zaten bir elin beş parmağını geçmez- araya gereksiz muhabbet girdi mi işin tadı tuzu kaçıyor... Uzun uzun yazmayacağım konusunu,kitabın kapak arkasında yazılanları geçmeyecek yazdıklarım,zira kitabın başında o konuyu beğendiğim ve çok güldüğüm dialoglar da o kısma kadar :))) hakkını vermek lazım altıncı bölüme kadar güzel devam etti kitap.. Yazar'a birazcık güvenmiş olsaydım,serinin üçüncü kitabını okumak için cesaret toplardım. O zamana kadar belki unutur okuma kararı verrebilirim. Zaten bu serinin tamamını bizlerin okumaya,yayınevininde çıkarmaya ömrü yetmez :))

Oniks (Lux, #2)
6/1021.06.2013

Baskı: Oniks (Lux, #2)

Oniks-Lux 2 // Jennifer L. Armentrout Lux serisinin ikinci kitabınıda okuyarak suyunu çekmiş bulundurmaktayım 1 ve 2 kitap arasında çok kararsız kalsam da Deamon'un bu kitapta daha çok olması ve öküzlüğü Katy'e devretmesi sevindirici oldu benim için.. Evet, kesinlikle rolleri eğiştirdiler bu kitapta. Katy daha başına buyruk,daha "ben bilirim" havalarındaydı. Sonrasında da tüm bedelini ödedi... Daemon,Katy'i iyileştirdikten sonra tek beden olmaları hala devam etmektedir. Kalplerinin aynı anda atmasına ve ayrılamaz bir bütün haline gelmelerine sebep olumuştur. Ama bu iyileştirmenin Katy'e verdiği en büyük zarar-kimine göre- nesneleri ve objeleri haraket ettirme gücüdür. Henüz bunları kontrol edememesi bir çok soruna yol açmaktadır. Ve bu konuda kendisine yardıma gelen yeni çocuk! Katy'e ders vermeye başlar. Bu durum Daemon'un hoşuna gitmesede,bu çocuğa karşı olumsuz duygular beslemesine en gel olamaz. Kasaba da da her zamankinden fazla Arum ve Savunma askerlerinin bulunması işlerini daha da zora sokacaktır. durumlar karışık bir hal alır ve Daemon'u süpriz bir ziyaretçi beklemektedir. Kitabın sonunda ki bu süpriz misafir Lux serisinin üçüncü kitabını beklememizi zorlaştırdığı kesin ve umuyorum yayınevi sıcağısıcağına okumamızı mümkün kılar.... Yazar'ın hali hazırda bir serisi,MELEZ Sözleşmeleri kitabıda elimde hazır ve okunmayı bekliyor ve ne yalan söyleyeyim ben bu serisini daha çok merak ediyorum ama beklemek zor olduğu için bu serinin son kitabının da çıkmasını bekliyorum :)) Yazarın hayal gücünü seveceksiniz,ben keyifle okudum ve bu yüzden dir ki TAVSİYEMDİR.... Serpil....

Baskı: Gözyaşlarımı Sildiğim Gün

Linda Howard // Gözyaşlarımı Sildiğim Gün Çok çok uzun zamandır Linda kitabı beklememe değdi diye düşündüğüm ve okurken her türlü duyguyu barındıran bir kitap. Yazarın polisiye - aşk kitaplarına birde dramı eklemesi, Loto dan ikramiye kazanmak gibi geldi bana :)))) Kesinlikle çok ama çok özlemişim. Milla, David'in Meksika da doktorluk kariyerini tamamlaması için hamile haliyle yanına yerleşir. Doğumundan iki hafta sonra bebeğiyle çıktığı pazar alışverişinde iki adamın,kucağından bebeğini kaçırmasıyla hikaye başlar ve on yıl sonrasına gider. Bu on yıl içinde Milla'nın hayatında çok şey değişmiştir. Kendini oğlunu bulmaya adar ve kaçırılma olaylarının aydınlatılması için bir arama kurtarma derneği kurar. Her kayıp ve kaçırılma olayında başarılı olsa da bir tek kendi bebeğini bulamamıştır. Bu konuda ilerleme kaydettiği en önemli bilgi. Diaz adında birinin bu işte parmağı olduğudur. Bir gölge gibi yaşayan, herkesin korktuğu,infazlarda acımasızlığı ile tanınan ve istemediği sürece ortaya çıkmayan bu adam kimdir ve Milla'nın beneğini gercekten o mu kaçırmıştır....??????? Tüm sorular kitabın içinde ve her bir sorunun cevabını okurken keyif duyacağınıza eminim... Ahh unutmadan Diaz James şuana kadar okuduğumuz en soğuk, en duvar ve en korkutucu bakışlara sahip tek karakter olabilir ;))) Mutlaka tavsiyemdir... Serpil....

Baskı: Aşk Kokan Çiçekler (Chesapeake Shores #2)

Sherry Woods / Aşk Kokan Çiçekler Ve yine ilk kitap AŞKA ŞANS VER aynı tebessümle okunarak bitince büyük keyifle ikinci kitabı beklemeye koyuldum ve kesinlikle her anına değdi diye bilirim. Kitabı elime aldığımda Chesapeake kıyılarını ve O'Brien ailesini cidden özlediğimi farkettim Bu kez karakterimiz, Bree ve hayatına nasıl yön vereceğine dair en ufak bir bilgisi bile yoktur. Kız kardeşi Jess'in otel açılışına geldiğinden beri tetk ettiği kasabada kalan ve Oyun yazarı olmak için gittiği Chicago ya dönme hevesi taşımamasını işindeki başarısızlığa bağlar. Artık yeni bir hayat kurma isteğinde dir. Ve işe kendine küçük bir çiçekci dükkanı açmakla başlar. Hiç bir engelin olmadığını düşündüğü sırada, öğrendiği gerçek pes etmesine izin vermez. Bu engel, kasabadaki en büyük ve bol çeşitli seraya sahip, inatla Bree'ye çiçek vermeyi reddeden eski sevgili Jake den başkası değildir. Ve bir insan bir insan dan ancak ve ancak bu kadar nefret edebilir ve bu kadar karşı konulamaz hissettirir ;))) Kitabı okurken, o kadar dingin okuyorsunuz ki nasıl bittiğini anlamıyorsunuz bile. Gereksiz ayrıntılardan uzak, insanı sıkmayan ve akıcılığıyla keşke bitmeseydi diyeceğiniz güzel bir hikaye. Ve bence kitabı güzel kılan diğer bir özelliği kitabın içindeki diğer aşklarıda anlatışındaki sadelik. Benim merakla beklediğim bir seri ve kitaplığımın kıymetlilerinden. Bu nedenle; TAVSİYE EDERİM... Serpil....

Baskı: Aşkın İki Yüzü (Lone Star Sisters #2)

Susan Mallery / Aşkın İki Yüzü İlk kitap BANA BİR AŞK BORÇLUSUN o kadar keyifle okunmuştu ki bu kitabı beklerken inanılmaz heyecanlıydım. Ve kesinlikle okurken de aynı heyecana Nail oldum. Titan kardeşlerin ikincisi Skye Titan, despot babasının gölgesi altında yaşayan ve babası her ne isterse onu yapmakla kendini yükümlü hisseden kızkardeştir. İlk aşkı Mitch'i de babasının istediği adamla evlenmek için terk ettiğinde, o an için doğru kararı verdiğini düşünmekteydi. Eşi ölüp çocuğuyla bir başına kaldığında babasının yanına geri döner ve kendi Vakfı'nı kurarak yaşamaya devam eder.. Ta ki Match geri dönüp yarım kalan duygularının farkına varana kadar. Ama Mitch eskisi gibi değildir. Terk edilmenin acısını orduya katılarak onca yılını verdikten sonra bir bacağı eksik ve aksi biri olarak kasabaya geri döner. Skye şimdi hem Mitch ile hemde babasının gayri meşru oğlunun Vakfı'na yaptığı suçlamaların üstesinden gelmek için büyük mücadele vermek zorundadır. Kısaca konu bundan ibaret ben keyifle okudum ve bu seriyi kesinlikle tavsiye ederim. Yazarın diğer yayınevi den çıkan ve devamını getirme tenezüllünde bulunmaması bu seriyi benim için daha çok cazip kılıyor diye bilirim Tavsiye ederim Serpil...

Baskı: Seninle Bir Gece (The Derrings #3)

"Sophıe Jordon / Seninle Bir Gece" bitti nihayet Kararsız ve sabit fikirli karakterleri okudum da bu kadarını tahmin edemedim. Sağolsun çevirmen arkadaş da kitabın sonlarına doğru yorulmuş olmalı ki çeviriyi katletti. Jane Seth, Seth de Jane oldu bir çok yerde gerisini kendi hayal gücüme bıraktım. Yazarın okuduğum diğer iki kitabına nazaran vasat bir kitapta bence. Hele onca şeyden sonra son bir sayfasında sevdiğini kabul etti ya Seth daha ne diyeyim. Fazla uzun uzun yazmayacağım. Yazarın ilk iki kitabı; Düğün Gecesi Kendini Aşka Bırak Kitaplarını şiddetle öneririken, bu kitap için sizin boş anınıza ve bol paranıza bırakıyorum... Serpil....

Baskı: Atlantis'in Yükselişi (Poseidon Savaşçıları #1)

Poseıdon Savaşçıları / ATLANTİS'in YÜKSELİŞİ- Alyssa Day İtiraf etmeliyim ki okumaya başlarken bu kadar eğleneceğim aklıma gelmemişti. Sonuçta Fantastik bir kitap,beni eğlendirecek ne olabilir ki diye düşünmüştüm. Ama yanılmak ne kelime bodoslama düştüm diye bilirim :))) hani bir sayfasını da gülmeden geçemedim. Böyle yazdığıma bakmayın, duygulanmak ve hırslanmakta garanti bu kitapta. Belki konusu aman aman etkileyecek cinsten değil ama dialoglar ve karakterlerin samimiyeti arayı kapatıyor.. Atlantisin ve yedi kıta' nın Prensi Conlan Trident adlı silahı çalan kişiden almak için yeryüze gelir. Yedi yıldır Vampirler kraliçesine esir olduğu için öldüğü sanılan Conlan'ı görenlerin korkmaları için bir sebebi vardır. Ona ait olan onundur.... Yedi savaşçısı ile birlikte geldiği yeryüzünde yüzünü göremediği Ruh eşi,Aknasha ile birbirlerine tutku ile bağlanırlar. Riley,sosyal hizmetlerde çalışan kendi halinde bir insandır. Sahilde uğradığı saldırıdan sağ çıkmasını bu gizemli adama borçlu olsa da,aralarındaki mesafeye rağmen akıl yoluyla konuşabilmeleri Riley'i şaşırtmaktadır. Zira bunu sadece kendi kız kardeşiyle yapabildiğine inanıyordu... Trident'in yerini saptamada yardımcı olunacağına inandığı Riley'i yanında götürmekten başka çaresi olmayan Conlan bu durumdan çok memnundur. Riley'in Conlan ve diğer dev yedi savaşçıyı küçük görmesi beni kahkalara boğdu. Hayatınızda bu kadar pervasız bir bayan karakter daha tanımamışsınız dır eminim :))) bu arada, Seri sekiz kitaptan oluşuyor, ikinci kitap Kral'ın intikamcı savaşçısı,yani Conlan'ın kardeşi Venn'in hikayesi... ben okurken keyif aldım ve sabah başladım akşama bitirdim :)) gerisini siz düşünün artık ;) Serpil....

İki Yabancı
3/1008.04.2013

Baskı: İki Yabancı

HAYATIMDA İLK KEZ BİR KİTABI BU KADAR UZUN SÜRE ELİMDE SÜRÜNDÜRDÜM :// çok sevdiğim yazarımdan böyle bir kitap beklemiyordum inanın... ya ben diğer okuduğum üç kitabının üzerine çıtayı yüksek tuttum yada her yazarın vaar olan nazar boncuğunu unutarak böyle bir konuyu yazara yakıştıramadım... kitabın sonunda iyi güzel herşey birbirine bağlandı bağlanmasına ama o ana gelene kadar bu kadar karmaşaya ne gerek vardı demeden edemedim... birşeyler değil,çok şeyler eksikti kitapta ve ben boşlukları ne iile dolduracağıma bir türlü karar veremedim. kısaca allem ettim kallem ettim an itibari ile kitabı bitirdim. yazarın diğer kitaplarını şiddetle tavsiye ederim, ama kesinlikle bu kitabı ile başlamamanızı öneririm.. BENCE yazarın en vasat kitabıydı. beğeneni muhtemelen vardır, ben başlarken büyük umutlarla başladığım ve ilk 70 sayfasını üç günde okuduğum,sayfalar sanki hiç bitmeyecek gibi geldiği için mi bilemem,bildiğim tek şey bana keyifli anlar yaşatmadığı.... Serpil....

Baskı: Sensiz Olmaz (Chicago Stars, #3)

Susan Elizabeth Phıllıps // Sensiz Olmaz Günümüz hikayelerinden sağolsun yayınevleri,okumayı sevdiğimiz yazarları tek tek sandığa koyunca elimizde bir tek Susan Elizabeth Phıllıps kaldı... İyiki de kalmış yoksa ben kendisiyle hiç tanışamaz ve okuyamazdım... Öyle ki şuana kadar üç kitabınıda birer günde bitirdim... Yazarın kalemi şu hep dediğimiz sıkmayan,aytıntıya girip de bizi kasmayan cinsten.. Çok tavsiye edeceğim günümüz yazarı vardır ve kesinlikle "Susan Elizabeth Phıllıps" sıralamanın ilklerinden diyebilirim... Chicago starsın oyun kurucusunu televizyonda ilk gördüğünde,aradığı aptal baba adayının en uygunu olduğuna karar veren Fizik Profesör'ü Jane, sıkı bir planla karşısına çıkar. Bir daha karşılaşmayı ummadığı Cal Bonner,namı değer Bombacı Jane'nin planını öğrendiğinde intikam duygusuyla dolup taşar ve Jane'i gözlerden uzak doğup büyüdüğü kasabaya götürür... Olayların ve duyguların ardı arkası kesilmeden ve nasıl bittğini anlamadan sonuna geliyorsunuz kitabın... Ben on saat gibi kısa bir sürede,hani soluksuz okudum denir ya? aynı o durumda okudum ve bitirdim :))) Ayrıca yazarın en sevdiğim yanı, Kitabın içinde farklı aşlara da yer veriyor olması :) Kim olduğunu okurken öğrenin ;) Yedi kitaptan oluşan serinin üçüncüsünü de çok şükür okuyarak,aynı hızda diğer kitapları okuma temennisi ile herkese Şiddetle TAVSİYE ederim... serpil...

Cesaretin Var mı?
8/1025.03.2013

Baskı: Cesaretin Var mı?

Vıcky Dreılıng / Cesaretin Var Mı? Historical kitaplarda yeni yazarlar ile tanışmak benim için her zaman risk taşır. Ve bu yazarın kitabını ilk elime aldığmda çekimserliği atamadım üzerimden. Taaa ki ilk otuz sayfasını okuyana kadar :))) Sonrası nasıl olduğunu anlamadan bitiverdi. Yazarın dialogları en okumak istediğim türden,tüm nüktedanlığıyla kitabı okuma hevesini kat be kat arttırdı :) Çöpçatanlık yapan bir çok leydili kitap okudum ama genelde muhatap bir başka leydi olurdu. Bu kez eş bulunmasını isteyen bir Lord'du ve hatta Dük ünvanına sahip bir Lord. Konusu kitabın arka kapağında en kısa haliyle yazılmış olduğu için konuya fazla değinmeyeceğim, ama es geçmemem gereken tek şey yan karakterlerinde okurken kitaba kattığı heyecan ve tat her kitapta karşımıza çıkmayan güzellikteydi. bu kitap için üzülerek söyleyeceğim tek şey seri olması... Üç kitaptan oluşan How To Series serisi'nin ilk kitabı bu ne yazıkki. 1. Cesaretin Var Mı? 2. How to Seduce a Scoundrel ( Julianne ve Hawk ♥ ) 3. How to Ravish a Rake ( Amy Hardwick ) umalımda yayınevi bizi çıldırtmadan seriyi yayınlamayı başarır... Ben çok keyif alarak okudum, tavsiye ederim... Serpil....

Nar Ağacı
10/1011.03.2013

Baskı: Nar Ağacı

Nar Ağacı // Nazan Bekiroğlu Çok uzun zamandır okuduğum kitaplara yorum yazar,kendi şahsi düşüncelerimi dökerim satırlara. Kitapların sayfalarında kendimi kaybetmişsem,son sayfayı kapattığımda hafsalımda kalan satırları tekrar tekrar okuyorsam içimden şayet, o kitap benim kıymetlim olmuştur. Yerli yada yabancı yazarların yazdığı ve çok beğendiğim kitaplarla karşılaşmışımdır mutlaka ,ama NAR AĞACI bir başka anlam kattı OKUDUĞUM kitaplara… İtiraf etmeliyim ki ben,SERPİL arkadaşınız,kardeşiniz bu kadarını beklemiyordu. Zamanında okuduğum BRONZ ATLI / Paullina Simons kitabını yere göklere sığdıramayan ben, aynı dönemi satırlara döken NAZAN BEKİROĞLU yazarımızı es geçmenin utancını yaşıyorum şimdi. Son sayfayı kapattığımda aklıma düşen ilk düşünce kesinlikle bu oldu. Her iki kitapta kendince farklı güzellikler taşısada bu iki kitap, NAR AĞACI ‘nın yerine hiçbir kitabı koyamam… Kitabın ilk satırlarında 1912 yıllarına gidiyorum,Zehrayı Büyükhanımı, Hacıbeyi ve Zehra’nın abisi İsmail ile tanışıyorum. Bahçelerinde İsmailin diktiği Nar Ağacı ile o dönemin mutluluğunu okuyorum her bir satırda. Trabzonlu olmamın verdiği avantajı kullanmak istedim bazı yerlerde,ama ne mümkün, Gül Cemal vapurunu bile bu kitapta tanıdım öğrendim. O dönemi onlarla yaşayıp öğrenmek ve her bir anlarına şahit olmak, İsmailin İstanbul mekteplerinde eğitim görme hevesi, Zehranın resim çizmek için eğitimi ve bu eğitimi vermek için ona yardım eden Celil Hikmet bey. Rus donanmasının Trabzon kıyılarına saldırmaya başlaması ile Trabzon eskisi gibi değildir artık. Şimdi zaman muhacire çıkma zamanıdır Zehra ve ailesi için. Tek tesellileri bıraktıkları topraklara bir gün dönebilme umududur.. İran’ın Taht-ı Süleyman’ında,Tebriz’in halı tüccarının oğlu beyzade Setterhan…. Ve Setterhan’ın gönlünde Azam… Taht-ı Sülayman’nın her karış toprağına kurban Setterhan, ne oldu nasıl oldu da her şeyi geride bırakıp,kendi toprağından memleketinden kopup karadenizin Batum ilçesine yerleşti? Kervan larla geldiği bu yere yaşamaya karar verdi… Ve nasıl oldu da Karadenizli Zehra ile Tebrizli Setterhan birbirlerini buldu…. Yazarın satır arasında dediği gibiydi okurken hissettiklerim, “Zehra’nın hikayesine geçildiğinde aklım Setterhan da kalıyor,Setterhan’ın kine geçtiğim de Zehra da”… ben de Hocam gibi ordan oraya savruldum durdum merakla hasretle ve mutlulukla…. Çok severek okuduğum bu Romanı tavsiye etmekten ve her bi karakter ile tanışmaktan gurur duydum…. Not: kitabın 506. Sayfasının son satırlarını okurken kaderin akıl almaz haritasına şahit olacaksınız…. SeRpiL…..

Baskı: Aşkta Seni Seçtim (Malory-Anderson Family #8)

nasıl bir hayal kırıklığı yaşadım yaa anlatamam bu kitapta :((( ben James Molary'in hikayesi diye odaklandım kitaba ama meğer bu kitapta kendisi evlenmiş çoluk çocuğa karışmış bile :((( ve James'in hikayesinin olmadığını öğrenmem 38 sayfa sürdü,ne yazıkki yarım bıraktım kitabı,kötü olduğundan değil,gerçeği kabullenmem biraz zaman alsın diye :(((

Baskı: Çırak (Rizzoli & Isles, #2)

Tess Grettsen // Çırak Rizolli and Isles serisinin ikinci kitabı olan Çırak okundu ve bitti. Elbette seriye ilk kitap olan CERRAH'dan başlasaydım süper olacaktı. Ama bir kayıp mi benim için? Kesinlikle değil ;) sonunu bilsemde yine aynı polisiyenin içinde kaybolmaya dünden razıyım. Dedektif Jane Rizolli,Seri katil Cerrah ile olan kovalamacanın ardından tam bir yıl geçmiştir. Ve şuanda Cerrahı taklit eden yeni bir seri katil ile mücadele etmesi, ölümleri durdurması gerekmektedir. Ve işin içine bu kez FBI ajanı Gabriel Dean 'da girince, Rizolli engel olamadığı duyguları ve korkularıyla mücadeleye başlar.... Kitabın konusu tam istediğim polisiye tarzındaydı. Karmaşıklıktan uzak, gereksiz uzatmalara yer yoktu kitapta. Tavsiyem seriye sıralamasından başlamanızdan yana, yada hiç farketmez Rizolli ile tanışmanız yeterli ;))) Not: Serinin sıralaması 1. Cerrah 2. Çırak 3. Günahkar 4. İkiz bedenler 5. Siliniş 6. Mefisto kulübü 7. Ruh koleksiyoncusu 8. Buz gibi soğuk Şuan yayımlanmış kitaplar bunlar arkadaşlar, şimdiden keyifli okumalar ... Serpil....

Kutsal Resim
8/1015.01.2013

Baskı: Kutsal Resim

OSMAN AYSU // Kutsal Resim Yerli Yazarlarımıza hayranlığımı katlayan kitap olarak,kitaplığımın okunanlar kısmında yerini almış bulunmakta. Yazarın kalemi ile çok geç tanışmış olsamda devamının geleceğini garanti altına aldım. :) zira elimde okunmamış kitapları da mevcut ve söyleyebileceğim mutlaka şans verilmesinden yana. Kitabı iki günde bitirmem buna en güzel örnekdir sanırım :) Kitabın başlayışı çok eski bir hikayeye dayanıyor ki, ilk heyecanı ve soru işaretlerini orda yaşıyorsunuz. Asırla Önce bizanslı bir yabancı Kızıl Deniz sahilinde Bedevi aşireti reisi tarafından bulunur.Aradan geçen zaman sürecinde bu bizanslı Mikael Mekke de aşiret reisinin yanında kalır ve bu zaman içinde üç tane resim çizer, ve bu resimlerden bir tanesi Kutsal Resim olarak bin beş yüz sonrası yani bugünümüze kadar ulaşır. Yalçın,Pelin ve Alp resim atalyösinde ortak olan üç yakın arkadaştır. Bir sabah kapılarını çalan Arap Sadiyan Bin Yusuf,asırlar öncesi resimleri incelemede işinin ehli olan Yalçından bir resmin kopyasını yapmasını ister. Peki bu resim nedir? Resime konu olan siulet kime aittir? Ve bu teklifi kabul etmeyen Yalçını neler beklemektedir. Resimin peşine düşen başka kişilerde bu üç arkadaşın hayatlarını nasıl değiştirecektir. Adım adım heyecanın doruğa tırmandığı bu kitabı okurken cevaplarınıda adım adım öğreniyorsunuz. Ben keyifle okudum,ve bir kez daha Osman Aysu gibi bir yazara sahip olduğumuz için kendimizi çok şanslı hissettim. Kısaca TAVSİYEMDİR... SeRpiL....

Baskı: Sevgi Uğruna Yaptıklarımız

Sevgi Uğruna Yaptıklarımız // Kristian Hannah Değişmez Kristian Hannah kitaplarından bir tanesini daha okumuş ve ağız tadıyla bitirmiş bulunmaktayım. Yine duygu yüklü ve yine sürükleyici,nasıl bittiğini anlamadığınız bir sonla okurlarına her duyguyu peşpeşe yaşatan bir yazar olduğundan bahsetmeme gerek yok sanırım. Her türden kitap okuyabilirsiniz ama bu yazar bence türünün tek örneği. Evet bu kadar iddialı olabilirim bu yazar için. Çünkü okurken kendinizden bir parça bulabileceğiniz hayatı işliyor kitaplarında. Angie on dört yıl süren evliliğinde çocuk sahibi olabilmek için her türlü yolları deneyen,kendi çocugunu dogduktan kısa bir süre sonra kaybeden bir kadın. Kocası Conlan ile artık yollarının ayrıldığını düşünürler zira her ikiside bu yıllarda çok yıpranmıştır. Angie boşandıktan sonra doğduğu kasabaya,annesi ve ablalarının yanına geri döner. Babasından kalma ve iflas etmek üzere olan restoranın işlerini devralır ama tum bu koşuşturma hayatında ki eksikliği gideremez. Lauren alkolik annesine rağmen anne sevgisine hasret olsada ,okulun en başarılı öğrencisidr. Tam bursla okuduğu liseden başarı ile mezun olmasına,sevdiği David ile yakın bir üniversiteye gitmenin hayallerini kurar. Hesapta olmayan olaylar ve çıkmaz sorunlar Lauren ve Angie’yi birbirine yakınlaştırır. Ve olaylar bir şekilde , Laurenin yıllardır annesinde bulamadığı sevgiyi Angie de bulmasına,Angie’nin ise özlemini çektiği evlat sevgisine ilaç niyetine dönüşür. Ama hesaba katmadıkları bir şey var ki,her iki karakteri çıkmaz bir yola sokar. Ve tabii ki bu kısımdan sonrasını siz okurlar okurken yaşayacak ve HANNAH’ın kalemine bir kez daha hayran kalacaksınız. Diğer Kristian Hannah kitapları gibi şiddetle tavsiye ettiklerimden olan mükemmel bir kitap.. Şimdiden keyifli okumalar dilerim… SeRpiL….

Çingene
5/1003.01.2013

Baskı: Çingene

Çingene // Lesley Pearse Sanırım okumadan önce yaptığım küçük bir karışıklık kitaptan doya doya tat almamı engelledi. Ben daha historical tarzında bir konu beklerken,1893 yılının Liverpool’inden başlayan bir hikaye ile karşılaştım. Daha bu yıllarda on beş yaşında olan Beth ve on yedi yaşındaki abisi Sam’in hayatı anne ve babalarının ölmesi ile alt üst olur. Bir de küçük kardeşleri Molly eklenince verilmesi zor kararlar almak durumuna düşerler. Sam ve Beth Amerika yollarına düşerler ve para kazanıp ayakta kalma mücadelesi başlamış olur…. Sam barlarda barmenlik yaparak para kazanmaya,Beth ise bu yerlerde Keman çalmaya başlar ve Çingene lakabını alır. Gemide tanıştıkları Jack ve gizemli aristokrat Theo ile yolları tekrar keşistiklerinde birlikte,yoklugun,sefaletin,terk edilişin,acı ve ölümlerin üstesinden gelmeye çalışırlar. Elbette bu durumdan en çok Beth zarar görür. Kitabın sonuna kadar başına gelmeyen kalmadı diyebilirim. Bir çok yerde inanılmaz üzüldüm ve zamansız kayıplarından Beth kadar etkilendim. Keyifli bir kitaptı diyemem. Zira bu kadar acı dan keyif almak sadistçe bir duygu olur. Kitabın son kapağını kapattığınızda,derinden bir OHH çekmeniz kaçınılmaz diyebilirim :)) Şimdiden keyifli okumalar dilerim…. SeRpiL….

Baskı: Kalbinde Bir Yer Aç (Chicago Stars, #2)

Susan Eizabeth Pıhıllıps // Kalbinde Bir Yer Aç Tek kelime ile MÜKEMMELDİ…. Chicago Stars serisinin yayınlanan ikinci kitabını da keyifle okunarak bitti.. Söz olsun diye söylemiyorum,elimde olduğu üç gün boyunca her satırından zevk alarak okudum… Hani şurası olmasaydı iyi olurdu diyebileceğim hiçbir yeri yoktu kitabın… Yazarın kalemini zaten serinin ilk kitap yorumunda yazmıştım,ki bu kitap ondan çok daha heycan vericiydi. Bobby Tom Denton’u Aşkta İlk Çeyrek kitabından tanıyıp sevmiş ve merakla beklemiştim. Ve işin en güzel yanı ilk kitapta neyse kendi kitabında da oydu. Kısaca herhangi bir acı içerisinde değil di. Futbolu bırakmak zorunda olmasının dışında elbette ki, bu her futbolcunun başına gelebeilirmiş :) Artık o, bir film yıldızı olma yolunda ilerlemektedir.her ne kadar kendisi emin olamasa da bir kere sözleşme yapmıştır. Ve film doğduğu kasabada çekilecektir. Yapım şirketinin,sete geç gelmesini önlemek için ayarladığı refakatçi Gracie Snow,onu en kısa sürede sete götürmek için görevlendirilmiştir. Elbette Bobby Tom buna şiddetle karşı çıkar ve aralarında kovalamaca başlar… Kazanan Gracie dir ama iki günlük seyahat bir haftaya uzar. Bu uzama sete vardıklarında Gracie pahalıya patlar ve işten kovulur.. Artık yeni bir işi vardır,ve patronu ne derse onu yapmak zorundadır. Sahte nişanlılık söz konusu olsa bile…. Konu böylece başlar, aralarında ki dialoglara kahkahalarla güldüm, ve bazı yerlerinde hüzünlendim.. her duyguyu tadında yaşatan bir hikayeydi. Ve ben kitabın içinde bir başka aşka da şahit oldum ve o da benden tam puan aldı diyebilirim… Linda Howard, Rachel Gibson,Nora Roberts ve Susan Elizabeth Phıllıps… Bu dört yazarın kitaplarını okuduğum için kendimi şanslı sayıyorum ve sizlerede şiddetle tavsiye ediyorum…. SeRpiL….

Baskı: Londra'da Bir Gece (Dük Hakkındaki Gerçekler)

son sayfaların hatırına 5 yıldız verdim. iç sesleri okuya okuya ne var ne yok öğrenmiş bulunmaktayim x)x)x) Londra'da Bir Gece // Carolina Lınden Etkili kitap isimleri vardır ya hani? Kitabın konusuna bakmadan vurulduğumuz,mutlaka bişeyler kapmıştır konusundan dediğimiz? Kesinlikle bu kitap bahsettiğim etkilerin yanından bile geçmez.. Bence fazlasıyla bağımsız bir konu+kitap adı özelliği var.. Kısaca adına vurulupta aldanmayın.... Konu çok daha okunur ve akıcı olabilirdi,şayet iç sesler sayfalarca sürmeyip kendini tekrarlatmasaydı. Bi ara birbirlerini ne kadar istediklerine dair,içlerinde verdikleri savaşa karşı savaş açmak istedim.. Okurken beni rahatsız eden ( ama cidden rahatsız eden) tek kusur buydu...Bunun dışında,konu serinin ilk kitabı olmanın hem avantajını -üç erkek kardeşin karakterlerini öğrenmeyi- hemde dezavantajını - ayrıntıya girilmesi- yaşamak mümkün. Lord Edward, babası Durham dükü ölüm döşegindeyken son görevlerini yerine getirmek adına abisi Charles ve Gerard'a haber gönderir. Haberi alan Gerard babasına yetişir ama sorumsuz,hovarda Charles gelemez,gelmekte istememektedir.Babaları son nefesini vermek üzereyken önemli bir itirafta bulunur ve ardından bıraktığı mektupta herşeyi açıklar. Merhum Durham dükü muhtemelen iki eşlidir. üç oğlunun annesi olan düşes,Durhamın ikinci evliliğidir ve ilk eşi ile kısa süren evliliği ne şekilde sonlandı,kadın öldü mü billnmez... Ve bunu cemiyete duyuracağını söyleyen birisi yada birileri tarafından tehdit edilmektedir. Mülkler,araziler ve parasal her konuyla ilgili olan Edward,abisi,yani yeni Durham dükü Charles'i durumdan haberdar etmek adına Albay olan kardeşi Gerard ile yanına gider.Kendilerince iş bölümü yaparlar, Gerard şantajcıyı bulacak,Edward avukat işini halledecek ve Charles oturduğu yerden manevi destek olup Lordlar kamarasındaki yerini sağlamlaştıracak, kardeşlerinin mücadelesini izleyecektir. Edward Londra nın en iyi avukatını araştırır ve bulur. Ama aynı anda yeğenini kurtarmak için aynı avukatla anlaşmaya varmak üzere olan Francesca son anda avukatı Edward'a kaptırır. Bu durumu kaldıramayan Francesca dükün evine baskın yapar ve Edward'ı suçlar. Kibarca evden kavulur ve başka avukatların listesini yapar... Ama şans Francesca dan yanadır zira,Merhum dükün ikili durumu sosyete gazetesine düşmüştür ve bu durumu düzeltecek tek kişi kendisidir. Elbette Lord Edward ile öncelikle anlaşmaya varması gerekmektedir.... Bu şekilde birbirlerinden uzak durmaya çalıştıkça daha da yakınlaşır,içlerinde kendileriyle savaşırlar.. Francesca yeğeni ile olan durumu Edward ile çözüme kavuşturmaya çalışır.. Ama Edward ve kardeşlerinin davası bir sonraki kitaba kaldı ve muhtemelen son kitaba kadar da akıbetleri belli olmayacak..Genel olarak,orta karar bir kitaptı. Okumasaydım, üç kardeşin dialogları ve iletişimleri dışında birşey kaçırmazdım.Tavsiye kısmım, tamamen özgür iradenizle karar vermenizden yana... Etkilemek istemem...şimdiden keyifli okumalar dilerim... Not: Seri üç kitaptan oluşmakta 1: Londra ‘da Bir Gece 2: Bath Blame It 3: The Way to a Duke's Heart SeRpiL...

Baskı: Küçük Tatlı Heyecan (Lucky Harbor, #2)

Küçük Tatlı Heyecan// Jill Shalvis Kesinlikle ve kesinlikle ilk kitaptan çok daha güzel ve keyifliydi. Şayet Tara ve Ford ikilisinin ilk kitapta ki gizemli geçmişleri ve okurlardan gelen yorumların güzelliği olmasaydı seriye devam etmeyecektim. Tekrar tecrübe ederek, seri kitapların ilki ile karar vermemeyi kendime hatırlatmam gerekti. Zira şimdi de son kitap, Chole ve Sawyer'ın hikayesini merak etmekteyim. Umuyorum kısa sürede çıkar ve taze taze merakımızı gideririz ;) Tara,17 yıl önce gönül yarası çekerek, karnında evlatlık verdiği bebeği ile ayrıldığı Şanslı Liman'a,kız kardeşi Maddie'nin planları için geri döner.Ortak olan tek özellikleri Annelerinin kendilerine bıraktığı Şanslı Liman Oteli'ni lşletmeye başlayıp,para kazanmanın yollarını aramaktır. Otel işleri yoluna girmiş ve Tara’nın da artık geri dönme zamanı yaklaşmıştır. Kabul etmesede geri dönmesine engel bir şeyler vardır. Ve bu engelin adı kabul etmesede FORD’dan başkası değildir. Yıllar önce yarım kalan ilişkileri, karşılaştıkları anda diğer yarısını aramaya başlar. Birbirlerinden uzak durmaya çalışmaları,dialogları, Tara’nın uzun zaman önce kaçmasına sebep olan sürpriz kişi geri geldiğinde farklı bir boyuta geçerek keyifli dakikalar yaşatıyor. Kitabı okurken çok eğlendim,kız kardeşlerin kardeş gibi davranmaya çalışmaları keyif vericiydi… Şimdi heyecanla serinin son kitabını merakla beklemekteyim…. Eğlenceli kitap arayanlara kesinlikle tavsiyemdir…. SeRpiL….

ÖncekiSayfa 2 / 6Sonraki