
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: İki Şehrin Hikayesi
"Güneş hüzünlü hüzünlü yükseldi; güneşin üzerine vurduğu hiçbir şey, sahip olduğu yetenekleri ve güzel duyguları kullanma becerisinden yoksun, kendi yararı ve mutluluğu için bir şeyler yapmayı beceremeyen, dahası bu feci halinin farkında olan ve bu feci halin onu tüketmesi pahasına kendinden vazgeçen bu adamdan daha hüzünlü değildi." .. 👆Bir karakter ancak bu kadar güzel sözlerle anlatılabilirdi.. Öncelikle yaptığı fedakarlık karşısında Sydney Carton 'ın önünde saygıyla eğiliyorum. 🙏 Fransız ihtilalinin öncesi ve sonrasının konu edildiği #roman üç bölümden oluşuyor. İlk iki bölümde birbirinden bağımsız olan karakterleri tanıyoruz.Bazen kafamız karışıyor "Neden karakter hakkında bu detayları okuyoruz " demekten kendimizi alamıyoruz. Ama yazar üçüncü bölümde karakterlerin yolunu öyle bir kesiştiriyor ki yazara şapka çıkarıyor ve bu kitaplara neden klasik dendiğini anlıyoruz. .. İnsanın mevcut gücü ele geçirdiğinde ne kadar vahşileşebileceğini tüm ayrıntıları ile anlatan, iyinin kötüye, kötünün iyiye dönüştüğü etkileyici bir roman. .. Sydney Carton'ın yaptığı fedakarlık yolunda ilerlerken yazarın "eğer söyleyebilseydi " dediği bölüm en mükemmel bölümdü. Bu fedakarlık sadece platonik bir aşk için değil aynı zamanda bir ülke için yapılmış fedakarlıktı.
Baskı: Kaç Zil Kaldı Örtmenim?
İstanbul'dan Diyarbakır'ın Silvan ilçesine atanan 23 yaşında çiçeği burnunda bir öğretmen... Ait olmadığı bir coğrafyada, hiç bilmediği bir dil ve her dakika ensesinde hissettiği ölüm korkusu ile mücadele etmeye başlar.. Mücadelesinde en büyük gücü otuz iki minik öğrencisinin gözlerindeki umuttan ve yaşadığı büyük aşktan alacaktır. Son zamanlarda okuduğum en güzel kitaplardan biriydi.
Baskı: Bayan Jean Brodie'nin Baharı
1930'lu yılların başında Edinburgh'da bir kız okulunda öğretmenlik yapan Bayan Brodie okulda sıra dışı bir öğretmen olarak kabul edilir. Onun için eğitim öğrencinin zihninde,ruhunda bulunmayanı oraya yerleştirmek değil, varolanı dışarıya çıkarmaktır. Kendi deyimiyle "hayatının baharında'' olan bu kadın düşüncelerini rahatça empoze edebileceği ve en önemlisi de aileleri ile sorun yaşamayacağına inandığı 6 kızı seçerek bir grup oluşturur. Kızlar okulda "Brodie Takımı" olarak adlandırılır.Bayan Brodie dersleri bir ağaç altında yamayı tercih eden,kızlara tarih, matematik anlatması gerekirken çıktığı seyahatlerden, eski nişanlısından bahseden, onları sık sık tiyatrolara semtin varoşlarına geziye çıkaran bir öğretmendir. Bu tavır ve hareketlerinden okul müdüresi oldukça rahatsızdır. Onu okuldan atabilmek için her cepheden saldırmakta ancak başarılı olamamaktadır. Ve bir gün isteği gerçekleşir... Bayan Brodie eğitim şekli ve çalkantılı özel hayatı yüzünden değil de siyasi düşüncesi (Mussolini hayranı) o çok güvendiği altı öğrencisinden biri tarafından okul müdüresine sızdırılınca emekli olmak zorunda kalacaktır. Ömrümün sonuna kadar da ona ihanet edeni öğrenmeye çalışacaktır. 1961 yılında yayımlanan kitapta bir kızın yedi yaşındaki duygularını okurken bir sonraki satırda otuzlu yaşlarına gidiyor diğer satırda tekrar yedi yaşındaki haline geri dönüyorsunuz. Zaman geçişleri inanılmaz, kesinlikle kitaptan kopmuyorsunuz. Çok severek okudum..
Baskı: Tepedeki Ev
Dr. Montague doğa üstü olaylarla ilgili bir kitap yazmak istemektedir. Araştırmaları sonucunda perili olduğu söylenen Tepedeki Evi kiralar. Bu evdeki iddiaları araştırmak için daha önce başından bu tarz açıklanamayan olaylar geçmiş kişileri tespit eder onlara mektuplar yollar. Bir çok kişi daveti geri çevirir. Birbirinden tamamen farklı kişiliklere sahip iki kadın bu davete olumlu yanıt verir. Doktor, iki kadın ve ev sahibinin yiğeni ile eve yerleşir, olacakları beklemeye başlarlar. . Ev mimari yapısıyla kasvetli, çok ışık almayan, iç içe geçmiş odalardan, labirent koridorlardan oluşmakta, kişilerin bedenenine değil zihinlerine saldırmaktadır. Tüm bastırılmış duygular, korkular açığa çıkmaktadır. Bu yüzden Tepedeki evde ilk kural yalnız kalmamaktır.. .. İki sinema uyarlaması da olan kitap tamamen psikolojik yani hayaletler, kan ,vahşet beklemeyin... Ayrıca kitap kadar yazarın hayat hikayesi de ilgi çekici..
Baskı: Yaban
Cihan harbinde bir kolunu kaybeden Yedek Subay Ahmet Celal emirerinin daveti ile işgal altındaki İstanbul'dan ayrılıp Anadolu'nun bir köyüne yerleşir. Giyimine özen gösteren, hergün tıraş olan, sürekli kitap okuyan bu adam köylüler tarafından benimsenmez ''yaban'' olarak adlandırılır. .. - Beyim geceleri, sabahlara dek mırıl mırıldandı ne okuyup duruyorsun? Seni büyü yapar sanırlar.. . +Geceleri sabahlara kadar okumayayım da ne yapayım? Ben, el ayak çekildikten sonra odamın kapısını sürmeleyip kitaplarımla baş başa kalmak saatini dört gözle beklerim. Çünkü , bu ömrümün bütün hazin sergüzeştini ve yaşadığım anın ağır sıkıntısını unuttuğum tek saattir.. ---------------------------------------------------- Ahmet Celal içinde bulunduğu ruh halinin burada düzeleceğini, iyileşeceğini düşünse de işler istediği gibi gitmez. Kafasındaki gerçekle köylünün gerçekleri sürekli çatışır, onları bilgilendirmeye, eğitmeye, yol göstermeye çalıştıkça aralarındaki uçurum giderek açılır. ------------------------------------------------------- Yazar Milli mücadeleye karşı halkın kayıtsızlığını eleştirirken bir yandan da şu satırlarla aydın kesimi eleştirir. . .. ''Anadolu halkının bir ruhu vardı; nüfuz edemedin. Bir kafası vardı; aydınlatamadın. Bir vücudu vardı; besleyemedin. Üstünde yaşadığı bir toprak vardı; işletemedin. Onu, hayvani duyguların, cehaletin, yoksulluğun ve kıtlığın elinde bıraktın. O, katı toprakla kuru göğün arasında bir yabani ot gibi bitti. Şimdi elinde orak, buraya hasada gelmişsin! Ne ektin ki, ne biçeceksin.'' .. Zamanında çok ses getirmiş, eleştirilmiş, dili akıcı bu kitabı herkes okumalı ve okutmalı.Bazı şeyler her iki taraf içinde hala değişmiş değil.
Baskı: Kelebek ve Dalgıç
Eşi, çocukları, iyi bir işi olan sıradan bir adam.. Günün birinde oğlu ile sinemaya gitme planları yaparken yolda beyin kanaması geçirir. Komadan çıktığında o artık sadece bir göz kapağını hareket ettirebilen, yatağa mahkum bir adamdır.. Bu kitabı da insanlarla tek iletişimi olan o göz kapağı sayesinde yazdırmayı başarmıştır. Düşünsenize bundan sonraki hayatınızda çocuğunuzun saçlarına bir daha dokunamayacak ,bir deniz kenarında o havayı doyasıya içinize çekemeyecek, en sevdiğiniz yemeği bir daha tadamayacaksınız. Ben olsaydım ne yapardım? Bu kadar güçlü olabilir miydim ? Sanmıyorum..
Baskı: 1Q84
Arkadaşlarla aynı anda okumaya karar verdik ancak ben bitirmek için kendimle savaştım. Karakterlerin özelliklerinin sürekli tekrar edilmesi , gereksiz detaylar.. Kitabın hakkı 500 sayfa. Allah'tan e-kitap olarak satın aldım size de tavsiyemdir.
Baskı: Daire 16
Bu kitabı çok merak ederek aldım ancak hayyatımda okuduğum en saçma kitaplardan biriydi tamamen zaman kaybı
Baskı: Yakıcı Sır
Kısa bir tatil için Alplere giden çapkın baron, on iki yaşında oğlu olan evli bir kadını gözüne kestirir. Annesine ulaşmak için çocukla yakınlık kurmaya başlar.İlgiye ve önemsenmeye aç olan çocuk gördüğü bu yakınlık sayesinde barona bağlanır. Ancak bu ilginin zamanla annesine yönelmesi kıskançlık duygusunu harekete geçirir. Ve kısa sürede baron tarafından kullanıldığını acı bir şekilde anlar. Bundan sonrasında annesi ile baronun anlam veremediği yakınlığını engellemek ve yetişkinlerin davranışlarını çözebilmek için kendince bir mücadeleye girer. * Biz öyle değil zannetsekte aslında çocuklar her şeyi duyup, görürler.. 12 yaşında bir çocuğun duyguları ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi.
Baskı: Genç Bir Doktorun Anıları
Henüz 23 yaşında tıp fakültesinden yeni mezun olmuş deneyimsiz bir doktor Rusya'nın ücra bir bölgesinde göreve başlar. Bir yandan tecrübesizliğinden doğan korkuları ile mücadele ederken (bu mücadele yer yer gülümsetti ) diğer yandan çetin hava şartları, halkın batıl inançları ve imkansızlıklar ile mücadele ediyordur. * "Morfin " adlı bölümde uyuşturucunun, bağımlı olmanın bir insanı ne hale getirdiği etkileyici biçimde anlatılmış. Bu bölümü herkes okumalı... * Tecrübesiz doktorumuzun anılarını yazarın anlatımı ve çevirinin güzelliği sayesinde keyifle okudum.
Baskı: Gece Sesleri
Ayşe Kulin' nin bu kitabını çok beğendigimi söyleyemeyeceğim. Arka kapağını okuduğumda #kanadıkırıkkuşlar tadında bir şey bekliyordum. Ancak öyle olmadı, kitaba bir türlü ısınamadım. İçeriğinde anlatılan dadı-çocuk ilişkisi de kopma noktam oldu. Yazara çok yakıştıramadım. * Kitabın konusunu Bozova'da bir konakta yaşayan ailenin sırları, bu sırların aile üzerindeki etkisi, anne-kız çatışmaları, (çok yüzeysel de olsa) dönemin üniversite olayları oluşturuyor. * Okumasam da olurmuş dediğim kitaplardan.Malesef kitap bana hiç bir şey katmadı.
Baskı: Sosyopat
Rebecca 11 yıl önce bir gün işinden evine dönerken aniden ortadan kaybolur. Polisin ve ailesinin tüm aramaları sonuçsuz kalır kendisiyle ilgili hiç bir şey bulunamaz. ⭐ 11 yıl sonra polisle başı belaya giren genç bir kadın sorgu odasında Rebecca olduğunu ve kaçırıldığını iddia eder. Kadın görünüş itibariyle Rebecca 'ya çok benzemektedir. Ancak o değildir. Aile kızlarına kavuştuğu için mutludur. Polis ise olayın nasıl olduğunu, neler yaşandığını bulmak istemektedir. Sahte Rebecca seçtiği bu yolun daha büyük sorunlara yol açacağından habersiz bir yandan polisleri atlatmaya, bir yandan da yeni hayatına uyum sağlama çalışmaktadır. ⭐ Kitaptaki olayları gerçek Rebecca ve 11 yıl sonra yerine geçen sahte Rebecca nın anlatımıyla öğreniyoruz. Bu anlatım ve yazarın ters köşesiyle kitabın sonunu hiç tahmin edemiyorsunuz. Tek eleştirim sonu çok hızlıca bağlanmış. Bazı yerlerde biraz detay fena olmazdı diye düşünüyorum . Henüz polisiye-gerilim türü kitap okumayıp başlamayı düşünen arkadaşlar var ise bu kitap onlar için çok uygun...
Baskı: Büyükelçi
Osmanlının son döneminde Fransa'ya göç ederek giden yaklaşık 20.000 civarındaki Yahudi Türk vatandaşından 10.000' i Fransa vatandaşlığına geçmiş, diğer 10.000'i ileride hayatlarını kurtaracak bu durumdan birhaber Türk Vatandaşı olarak hayatına devam etmiştir. İkinci Dünya Savaşı patlak verdiğinde Behiç Erkin sayesinde Almanların Fransa' yı işgalinde Yahudi vatandaşlara uygulanan tüm yaptırım ve zulümden hiç bir Türk vatandaşı etkilenmemiştir. Zamanında Fransa vatandaşlığına geçmiş o 10.000 kişide yine Behiç Erkin'in talimatı ile 5-6 tane Türkçe kelime ezberletilip Türkiye Cumhuriyeti Devletinin koruması altına alınmıştır. Türk vatandaşı olduğu halde Almanlar tarafından bilerek ve zorluk çıkartmak adına toplama kamplarına götürülen vatandaşlarını Alman karargahına korkusuzca girerek kurtarmıştır. Zeki, öngörülü, ülkesi ve vatandaşını korumak için çalışan, vatanına bağlı, Atatürk tarafından "Erkin" soyadına layık görülmüş bir adam Behiç Erkin. Kitapta daha sayamayacağım bir çok özelliği mevcut. Böyle bir adamı tanımaktan, yaptıklarını okumaktan büyük zevk aldım, gurur duydum. Ayrıca bu zamanda böyle insanlara ne kadar ihtiyacımız olduğu gerçeğini de derinden hissettiren bir kitap. Umarım okursunuz
Baskı: Derinliğine Kimse Sevgili Olamadı
Zamanında birini çok sevip ayrıldıysanız, onu hala unutamayıp içinizde saklı kalmış duygularınız varsa kitap tam size göre. Alın okuyun acılara, melankoliye gark olun. Yanında bir de şiir CD si bulunmakta 😊 Bu duygular bana biraz fazla geldi.
Baskı: Psikoz
Yazardan mı çevirmenden mi kaynaklı bilemiyorum ama kitabın anlatımı muazzam. Daha ilk sayfadan sizi içine çekiyor. Haritaları saplantı haline getirmiş, dünyadaki tüm ülkeleri Whirl360 adındaki bir programla sokak sokak gezip, her bir kareyi hafızasına işleyen şizofren bir adam. Yine bu program sayesinde bir cinayete tanık olur ve kardeşiyle birlikte başına gelmeyen kalmaz. Kitap o kadar güzel bir kurguya sahip ki hikayede hiç bir eksiklik, kopukluk yok. ( Nasıl yaniii, Hadiii canım, yok artık, Aaa o mu yapmış diyerek okudum) Çok beğendim 👏Kapaktaki Tess gerritsen ve Stephen king yorumlarını sonuna kadar hak ediyor. Psikolojik gerilim seviyorsanız mutlaka okuyun derim.
Baskı: Beyaz Zambaklar Ülkesinde
Kitabı tek kelimelik özeti "EĞİTİM" Atatürk' ün neden okullarda zorunlu okutulmasını emrettiğini kitabın her bölümünde daha iyi anlıyorsunuz. Kitabı okurken Finlandiya daki değişimi değilde bizim cumhuriyet dönemimizde yapılanları, köy enstitülerini, cumhuriyet öğretmenlerini vs. görür gibi oluyorsunuz. Kitapta halkın bilinçlenmesinden sonraki süreçlere de yer verilseydi sanırım ders almamız açısından daha etkili olabilirdi. Her halükarda bence bu ülkedeki tüm devlet adamlarının, öğretmenlerin, din adamlarının, doktorların, memurun, işçinin, öğrencinin vs herkesin okuması gereken bir kitap. .
Baskı: Obsesif
Emlakçı Annie ev bakmaya gelen ve müşterisi olduğunu düşündüğü bir psikopat tarafından kaçırılır. Bir sene boyunca bir dağ kulübesinde hapsedilir. (Burada yaşadıkları okunması en zor bölümlerdi) Bir yılın sonunda kurtulmayı başardığında yaşadıklarını bir psikiyatriste anlatmaya başlayarak hayata yeniden tutunmaya çalışır. Kitabın sonu çok sürpriz bir şekilde bağlanmış bana yok artık dedirtmiştir. Kitabı çok ama çok beğendim. Okuduğum en iyi psikolojik gerilim kitaplarından biriydi. Kurgusu muhteşemdi
Baskı: Kadınlar
Kitabın bir bölümünde eski dönemlerde ki yahudi erkekler her sabah "Tanrım beni kadın olarak yaratmadığın için şükürler olsun" diye dua ederlermiş. Tam tersi ben de bazılarının ismini bildiğim ama bir çoğunu ilk defa keşfettiğim her sınıftan, her yaştan.. savaşan, konuşan, susan, eziyet gören, kimliksiz, aşağılanan , söz hakkı olmayan, cadılıkla suçlanan, yakılan, dövülen, satılan , çalıştırılan, okutulmayan, konuşturulmayan, seçme hakkı olmayan ancak tarihe iz bırakmayı başarmış, erkek egemen toplumlara kafa tutan, direnen kadınların tek sayfalık hikayelerini okuyunca Allaha beni kadın olarak yarattığı için şükür ettim 😉 Kitabı çok beğendim okumalısınız 😊
Baskı: Erik Ağacı
Erik Ağacı Yazarın okuduğum ikinci kitabı. İlk kitabı Ardımda Kalanlar ı bitirdiğimde mekanın ve yaşanan acıların gerçekte var olması beni çok etkilemişti. Bu kitapta da karakterler kurgudan ibaret olsa da yaşanan tüm acılar insanlık ayıbı olarak tarihte yerini almış. Aklını yitirmiş bir adamın kendi ırkıda dahil olmak üzere insanlara yaşattığı acı, sefalet, katliam her satırda öyle derinden anlatılmış ki etkilenmemek elde değil. Christine yanlarında çalıştıkları yahudi ailenin oğlu ile birbirlerini seviyorlardır. Tek engelleri Yahudi ailenin zengin olmasıdır. Ancak savaş patlak verdiğinde aralarındaki engel zenginlikten çok uzaktadır. Christine hem aşkı hemde ailesi için savaşın tüm zorlukları ile mücadele etmeye ve hayatta kalmaya çalışmaktadır. Bu kitapta her zaman okuduğumuz yada izlediğimiz Yahudi katliamının yanı sıra Alman halkının da yaşadığı zorlukları, acıları okuyoruz. Yazar kitabın sonunda ki röportajında kitaptaki bir çok olayı annesinin yaşadıgindan da ayrıca bahsetmekte .Çok etkileyici bir kitap.
Baskı: Yirmi Sekiz Buçuk Dilek (Rose Gardner Mystery Serisi 1)
Kitabım dün gece bitti. Yazarın okuduğum ilk kitabı ve çok hoşuma gitti.Bir günde okunabilecek içinde macerayı, aşkı, hüznü ve komediyi barındıran çok akıcı bir kitap. Ana karakter Rose' u da çok sevdim. .
Baskı: Ateşin Şarkısı
Kitabın arka kapağını okuduğumda beni korku ağırlıklı bir romanın beklediğini düşünmüştüm ancak karşıma dram çıktı.Kitap günümüzde yaşayan müzisyen Julia ile 1940larda yaşamış müzisyen Lorenzo üzerinden kurgulanmış. Julia'nın hayatı Romadaki konserinden sonra girdiği bir antikacı dükkanında rastladığı incendio isimli besteyi almasıyla bambaşka bir yöne doğru ilerler.Besteyi çalmaya başladığı ilk anda 3 yaşındaki kızı Lily, kendisine ciddi şekilde saldırır. Julia her ne kadar bestenin kızını kötü etkilediğini düşünse de etrafındakiler julianın akıl sağlığında bir sorun olduğunu düşünerek onu hastaneye yatmaya ikna ederler. Ancak Julia bu uğursuz bestenin bestecisini bulmak için herkesten gizli Venedik'e gider ve kendisini büyük bir dramın, büyük bir tehlikenin içinde bulur...Lorenzo ise Venedik'te 1943-1944 yıllarında tutuklanıp ölüm kamplarına sürülen yaklaşık 250 Yahudiden sadece biri.O bir müzisyen bir deha ... O yıllarda ailesiyle başına gelenler ve yaşadıkları insanı derinden etkiliyor. Alışılmış Tess tarzından oldukça farklı bir roman ben çok beğendim oldukça da etkilendim.
Baskı: Fareler ve İnsanlar
Mevsimlik işçi olarak çiftliklerde çalışan George ve saf-yarım akıllı yoldaşı Lennie’nin dostluğunun ve güzel bir gelecek kurma hayallerinin anlatıldığı, trajik bir olayla son bulan, dostluk, ırkçılık, yoksulluk ve yalnızlık temalarının işlendiği etkileyici bir kitap. Lennie'yi okurken gözümde hep #yeşilyol daki #johncoffey canlandı.😔 vee #beyazgemi yi bitirdiğimde ki hüznü bu kitapla tekrar yaşadım. Çok beğendim...
Baskı: Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
Bir adama çocukluktan aşık olan bu uğurda bir ömür harcayan bir kadın , hayatları belli dönemlerde kesiştiği halde kadını hiç fark etmeyen hiç bir zaman tanımayan bir adam.. Kitap 55 sayfa ama o kadar derin ve etkileyici ki.. Çok beğendim .
Baskı: İçimizdeki Şeytan
"İçimizde şeytan yok, içimizde aciz var. Tembellik var, iradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey; hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var." . . Her ne kadar sevdiklerimizle, ailemizle , arkadaşlarımızla ortak bir yaşamı paylaşsak da içimizde kendimize ait gel-gitler yaşadığımız, kimselere anlatamadığımız şeyleri sakladığımız , bazen bizi dehşete düşüren düşüncelerle boğuştuğumuz bir dünyamız daha vardır. İşte bu dünya bu kitapta o kadar güzel anlatılmış ki... Ömer ' e kitap boyunca kızdım öfkelendim ama biraz düşününce her karakter salt iyilik için değil o işteki menfaatleri doğrultusunda hareket ediyordu Macide gerçekten Ömeri sevdiği için mi tahammül gösteriyordu yoksa gidecek yeri olmadı için mi devam ediyordu ? Bedri zor durumdaki arkadaşına zorda olduğu için mi yardım ediyordu? Yoksa Macide ye olan ilgisi yüzünden mi fedakarlık yapıyordu? Diye uzar gider 😉 Beni en sarsan bölüm veznedar Hafız efendinin Ömer'in tehdidine karşı yaptığı konuşmasıdır uzun süre aklımdan çıkmayacak.Ben bu kitabı #kürkmantolumadonna dan daha çok sevdim ve etkilendim.