
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Yüzünde Bir Yer
bilgiyle harmanlanmış güzel öyküler içeren kitap. Yorucu Yüksek Lisans okumaların arasında dinlendirdi açıkçası. okuması keyifli.
Baskı: Aşk Yaşamdan Önce Gelir
Kadınların yazması kayıt tutması kendini tarihin bir öznesi haline getirmesi konusunda bilinçli bir taraflılığa sahip olduğumu belirtmem gerekir. en kötüsü bile olsa bir kadının özellikle böyle bir eril dünyada kadının yazması, sesini duyurması, duygularını ifade etmesi gerektiğini, var olduğunu göstermesi gerektiğini ve bunu yapmanın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Emily Dickinson'un kitap başlığına katılmasam da aşkı hislerini böylesine derin yaşayıp ifade etme gücüne hayran kaldım. hayatımdaki en etkilendiğim kitap değil belki ancak çok etkileyen yerleri oldu. Böyle kadınların olması, yazması, tarihe kaydolması güzel bir şey. umarım bizden de çokça çıkar.
Baskı: Tektanrılı Dinler Karşısında Kadın
Din toplulukların en hassas olduğu bir nokta. eleştirel bakamadıkları, çok yoğun bir inanç sistemi. bir düzen ve anlam yaratma sistemi.Fatmagül Berktay'da kadının konumunu ikincilleştiren Ataerkil sistemin kökenini ve çoktanrılı dinlerden tektanrılı dinlere geçiş sürecinde kadın ve erkek kimliklerinin nasıl değiştirilip dönüştürüldüğünü, erilliğin nasıl kurumsallaştırıldığını, tektanrılı dinlerdeki benzer ve ayrılan yönleri inceleyen oldukça önemli bir çalışma koymuş ortaya. Doktora tezi olduğu için akademik dile hakim bu dile aşina olanlar için oldukça akıcılığa sahip. ancak akademik dili sevmeyen ya da çok okumayan insanların da okuması gerektiğini düşünüyorum. Oldukça çok şey katan öğreten sorgulatan farklı bir bakışaçısı oluşturan bir çalışma.
Baskı: Cinsiyet ve Millet
İletişim Yayınlarının kadınlık ve erkekliğe dair, toplumsal cinsiyet çalışmalarıyla ilgili güzel eserleri var. Bu da onlardan biri. Milli unsurların milleti, kültürü ve toplumumuzu ne kadar derinden etkilediği düşünülecek olursa ulus-devlet oluşumunun, milletin kurulmasının cinsiyetlerarası eşitsiz hiyerarşiyi nasıl basamak olarak kullandığını, kadınların milli ideolojilerin araçları olarak görüldüğü yapılanmayı anlatmaktadır aslında. kültür aktarıcıları, milletin yeniden üretimini sağlayan biyolojik üreticileri ev içi alandan sorumlu kabul edilen kadınların devlete ve topluma asker ve işgücü üretmesi bakımından bireysellikten çıkarılıp nasıl milli bir araç olarak kullanıldığını anlatmaktadır. Cinsiyetin ve Milletin Kuramsallaştırılması, Milletin Biyolojik Yeniden Üretimi ve Kadınlar, vatandaşlık, yurttaşlık, cinsiyetlendirilmiş ordular kadınlar ve etnisite gibi konuları irdelemektedir. Bu alanlarda yazan inceleyen okuyan ya da bu alanlara ilgi duyanlar için temel kabul edilebilecek bir eser.
Baskı: Feminizm Ve Ezilmenin Çelişkileri
Feminizmin tanımının ne olduğu, neleri kapsadığı, neyin mücadelesi olduğunu anlatan temel kadın çalışmaları eserlerinden. Kadın Çalışmaları Yüksek Lisans programında bazı derslerin temel kitaplarından biridir hatta. Lisansta da Sosyolojide Cinsiyet Sosyolojisi temelinde okutmuşlardı. Özellikle Feminizme karşı haksız önyargı ve olumsuz eleştirilerin çoğaldığı, kadınların yaşam hakkının bile hiçe sayıldığı bir ülkede yaşarken feminizmin neden gerekli olduğunu ve tarihi gelişimini, çelişkilerini başarılarını ve sınırlılıklarını anlatmaktadır. Feminizmi öğrenmek isteyenler için iyi bir kaynak.
Baskı: Eski Yunan Tragedyaları 1 / Persler/ Antigone
Ödev nedeniyle sadece Antigone tragedyasını okuduğum bir kitap. Antik Yunandaki kadın erkek ilişkisinin dolayımını incelerken tragedyalardan oldukça konu çıkıyor. Bu tragedyada da önemli unsur Krala, bir otoriteye karşı gelen, itaatsizlik eden biri, özellikle kadın olarak bunu yapan Antigone'nun hikayesi anlatılıyor. Ülke kralı olan kardeşine savaş açan erkek kardeşinin ölüsünü gömmek istemesi Antigone'un yargılanmasına yol açar. Çünkü Kral ölünün cenazesinin kaldırılmamasını emreder. Tüm diyalog koro ile olan, Kralla ve haberci Antigone ve kız kardeşiyle arasında geçen tragedya bu hikaye üzerinden geçmektedir.Tiyatro ve tragedyalar ilgisini çekenlerin sevebileceği türden bir kitap. Bu tarz kitaplarda olay çok uzun sürmeyip kolayca sonuca bağlandığından sayfa sayıları oldukça azdır.
Baskı: Bizim Ülkemiz
Kadınlar Ülkesinde kadınlardan oluşan huzurlu refah ve mutluluk dolu bir toplum yapısı varken Bizim Ülkemiz kitabında bu sefer erkeklerin tarihinin dolu olduğu, savaş, yıkım, ego, hırs, kazanma-kaybetme meselelerinin, cinsiyetçiliğin, ırkçılığın, gelir eşitsizliğinin, toplumlar arası hatta toplum içinde de ayrışmanın olduğu gerçek dünya modeli sunulmaktadır. Kadınlar Ülkesi'nin Ellador'u evlendiği eşi Van'ın dünyasını öğrenmek görevi ile dünyaya gider ve kendilerinden çok farklı ve pek de umut vaat etmeyen bir toplum yapısıyla karşılaşır. Birinde sunduğu ütopik düzene karşı diğer kitabında gerçekçi bir distopya havası vardır. Kitabın çevirisi anlaşılır. İlk 80-90 sayfası Gilman'ın yaşamı ve sosyolojiyle akademik dünyayala bağlantısını ve onun yazarlığını ve düşünce sistemini etkileyen kişilerle bağlantısını anlatan bir yazar tanıtma bölümü denebilecek bir bölüm var. Roman 90. sayfadan sonra başlıyor. İlgi çekici kurgusu etkileyici ve oldukça önemli noktalara vurgu yapan bir feminist ütopyanın devam. hatta Feminist distopya denilebilir ancak o kadar gerçekçi ki kurguyla değil de tamamen dünyayla ilişkisinden dolayı doğmuş denebilir yazarın bu kitabı. ben oldukça beğendim. Çok fazla yer almayan feminist ütopya ve ditopyalarda klasik sayılan bir eser.
Baskı: Kadınlar Ülkesi
Ütopya. hem her yer hem hiçbir yer anlamında bir yer. Ütopya eserleri seven biri olarak feminist ütopya olarak bu eseri severek okudum. ÜÇ erkek, keşifi, bilinmeyeni bilmeyi, aramayı seven farklı bilim dallarıyla ilgilenen üç erkeğin duymalarına rağmen tehlikeli buldukları ve üzerine hiç düşmedikleri kadınlar ülkesine gitmeleriyle başlıyor. Kitap Kadınlar Ülkesine giden üç erkekten sosyal bilimlerle ilgilenen Van'ın yani bir erkeğin gözünden kadınlardan kurulu ve hiçbir erkeğin olmadığı barış huzur güvenlik ve verim dolu bir toplumsal yaşamın ütopyasını sunuyor. Bunun devamı olarak da Bizim Ülkemiz isimli ütopyası var Gilman'ın. Kitapta kadınlara ilişkin önyargı ve tutumlarının Kadınlar Ülkesinde gördükleriyle derinden sarsılan erkeklerin bakış açısından anlatılıyor hikaye.. Oldukça değerli bir eser. Çevirisi güzel. Akıcı ve anlaşılır.
Baskı: Solak Kadın
Kısa bir öykü olduğu için bir saat içinde bile bitirilebiliyor. Herkese hitap etmeyecek durağan ve gündelik bir anlatıma sahip. Aslında Kadının hayatı ve kendi duygusal dünyası içindeki yabancılaşmayı ve yalnızlığı kendini bulma arzuladığı hayatı ve aslında onun ne olduğunu aradığını anlatan bir öykü.
Baskı: Taş Uykusu
Bazı yazarlar bazı kitaplar hatta bazi kitaplarin kapak tasarımı bile insanın içindeki yazma arzusunu kışkırtıyor. Bu yazarla yeni tanistim ama mekan olarak otobüsü karakterler olarak şoför ve çeşitli yolculari seçen yazarin kurgusunu sevdim. Kapak tasarimi da oldukça etkileyici :) Aynı araç içinde bazen aynı anda bazen aynı günde ama farklı saatlerde bazen de farklı zaman diliminde aynı hatta birçok farklı yaşamın hikayesi oldukça ilgi çekici. özellikle de onların düşünce biçimlerinden. Senelerce git gel yaptığım, denemediğim toplu taşıma aracı kalmadığından hep aynı şeyi düşünürdüm: Kim bilir bu insanlar nasıl yaşıyor? nerede yaşayıp nerede çalışıyor? Ne hissediyor? Nasıl düşünüyor? Hatta sosyolojik bir çalışma yapmayı bile düşündüm bununla ilgili. O yüzden ilgimi epeyce çekti kitap. çeşitli insan tipi, kimine çok sinirleniyorsun (özellikle de erkeklerin kadına bakış biçimi sinirimi bozdu. çok gerçekçi yansıtılmış toplumumuzun kadına bakışı. VE ÖTEKİ olarak algıladığı tiplemelere bakışı.) kimine hoşgörüyle yaklaşıyorsun sonuçta birçok insan tiplemesiyle karşılaşıyorsun. Bir toplu taşıma aracı içinde kurgu iyi oluşturulmuş dikkat çekici. Bu anlamda da başarılı. Akıcı bir dili var. Okurken her zaman yaptığım otobüs yolculuklarım geldi aklıma. Fazlasıyla aşina o yüzden benim için :) okuması keyifli dili de akıcı.
Baskı: Aynalar
Galeano'yu tanıdığım kitaptır. Oldukça da memnun kaldım. Kitap bitirmek için değil hazmederek büyük bir konsantrasyonla okunması gereken türlerden. bilgi dolu bu tarz kitapları gerçekten çok severim. Aldığım diğer iki kitabını da bir an önce okuma arzusu yarattı bende. Tarihin görünmez kıldığı (ırksal olsun cinsiyet eşitsizliği olsun ulus açısından olsun vb) kişiliklerden, tarihi önemli ve görünürden çıkarılmış küçük ama önemli detaylardan yalın ve keyifli bir üslupla bahsetmiş Keyifli bir üslup insan gerçeğinin sertliğini ne yazık ki kıramıyor. Kırmamalı da zaten. İnsanı düşündürten, sorgulatan bir eser. Kesinlikle defalarca açıp açıp okunması gereken bir kitap. birbirlerinden bağımsız da okunabilecek bölümlerle oluşturulduğu için dilediğiniz yerden açıp okuyabilirsiniz. Yunan ve Mısır mitolojisinden, dini efsanelere,tarihi bilgilere bolca yer veren ufuk açıcı bir yapıt. Kitabı okurken aklıma lisansta bize okuttukları "Barbarları Beklerken" makalesi gelmişti. ve Tartıştığımız uygarlık nedir barbarlık nedir sorusu tekrar canlandı kafamda. Kendine uygar diyen düzenden de primitif olarak adlandırılan düzenden de bu tanımlamaları kimin neye göre yaptığına yönelik sorgulamalardan da çıkan sonuç: İnsanın her dönem her yerde, her coğrafyada her millette ırkta cinsiyette, ne olursa olsun tarihi şimdiyi ve belki de geleceği yıkımla, yok edişle, güç iktidar otoritenin güçlü afrodizyak etkisiyle üstünlüğünü kurmak, kendini kendine dair olanı dayatmak uğruna insanı, bireyi silme çabası. Galeano'nun dediği gibi gerçekten de farklı harita ama tarih hep aynı. İnsan hep aynı. yıkım döküm, talan, imha etme, çıkar ve iktidar hırsının körelttiği vicdanlar. Evet Resmi tarihi bir kenara bırakırsak bu anlamda gerçekten de Evrensel bir tarihe sahip insanlar hangi kıtada hangi düzen biçiminde olursa olsun...
Baskı: Mülksüzler
Kitap aslında ideal bir toplum yapısını anlatmıyor fikrimce. İnsan denen varlığın bulunduğu her toplumsal düzende "ideal" diye bir şeyin olamayacağını distopya kurgusu biçiminde ortaya koyuyor. İnsanın "ego"sunun belki akla en yatkın gelen bir toplumsal işleyişte de kendini yücelttiğini, üstün gördüğünü ve ayrıştırdığını anlıyorsun. Sonuçta Anarres'tekilerde Urras'lıları, o toplum yapısını insanını eleştirip kendilerinden uzak tutan bir tavır içindeler. Her zaman birey ya da toplum olsun kendini, meşruiyetini başkalaştırarak, farklılaştırıp ayrıştırarak kuruyor.iki gezegeni ayıran şey çok daha soyut aslında. O duvar hem soyut hem kapkalın bir somutluk içinde. Gerçekten ikircikli. O zaman en ideali hangisi? sorusu satırlar sayfalar ilerledikçe anlamını yitiriyor. İnsanın, bir topluluğun olduğu yerde, güç ve mülk edinme arzusu var. bu arzu olmasa bile kendini düşünce tarzıyla bile ayırma eğilimi var.Orwell'ın 1984'ü gibi gerçekten önemli bir roman. okunmalı daha fazla okura ulaşmalı bence.
Baskı: Küçük Feministin Kitabı
Açıkcası yakınlarda böyle bir kitabın varlığını duyduğumda heyecanlanıp hemen ediniverdim. Çocuklara ithafen yazılmış güzel bir feminizm kitabı. Hem erkek hem kız çocuklarının okuması gerektiğine inandığım bir kitap. Cinsiyet ayrımcılığının ve kadına yönelik şiddetin, ikincilleştirmenin, kadını değersizleştirmenin yoğunlaştığı hatsafhaya çıktığı bizim gibi toplumlarda böyle kitaplar gerekli.Gerçekten böyle kitapların yazılması güzel bir gelisme. Umarim bu ve bunun gibi feminizmin erkek düşmanlığı ile alakali olmadığı, kadina ve erkeğe yüklenen rolleri dünyanın her iki cinse de nasıl farkli muamele ettiğini ayrimcilik haksizlik ve ikincillestirmeyi anlatan öğretici kitaplar çoğalır ve evlere yayılır. Buna gerçekten çok ihtiyacımız var. İsveçli yazar Sassa Buregren çok güzel bir işe kalkışmış. Küçük bir kız çocuğu olan Ebba gazetelerde bir habere denk gelir ve o haber sayesinde kadınlık ve erkekliğe yönelik sorgulamalara girişir? Kitabın arka kapağında da yazdığı gibi her kız çocuğu bir gün erkeklerin egemenlik kurduğu dünyada farklı muamele görerek ikincilleştirilerek yetiştirildiğini fark eder. bir şekilde. Böyle kitapları hem kız hem erkek çocuklara okutturarak farkındalık yaratmak, onlara öğretilen verilen geleneksel rol kalıplarını sorgulayıp düşünerek kendi fikirlerini oluşturabilmek önemli. cins ayrımcılığına gitmeden kadın ve erkeğin biyolojik ve kültürel farklılıklarını kabul edip onları eşit kılmak. eşitliklerini haklarını savunmayı öğretmek için bu tarz kitaplar gerekli. Kitapta oy hakkından, kadın haklarının en bilinen savunucularına kadar derin bir bilgi perspektifi sunulmuş açık ve rahat okunabilecek şekilde. Umarım hak ettiği değeri görür bu kitap.
Baskı: Aradığınız Kişiye Şu An Ulaşılamıyor- Türkiye'de Hayat Tarzı Temsilleri 1980 - 2005
Lisanstayken bize küçük bir parçasını okuttukları çok güzel hazırlanmış kültürel bir çalışma. 1980'lerden 2005 yılına kadarki olan dönemde Türkiye'nin geçirdiği değişimleri anlatıyor. ekonomik ve siyasi dönüşümlerine de değinirken en çok kültürel yaşam biçimlerine, değişen, dönüşen hatta modern zamanın kıstırmış olduğu hayat tarzı temsillerini anlatıyor. gazete başlıkları ve resimlerle de desteklendirilmiş. 80'lerin serbestçi politikalarından, şans oyunlarına, sağlıklı yaşam fitness gibi konu başlıklarından televizyon artışı otomobil kullanımın artışı gibi teknolojik değişimlerin yaşam pratiklerindeki etkilerini ve statü ve sınıfsal ve cinsiyetçi konumlandırmalarını da irdeliyor. Akademik anlamda ağır bir dili olmadığından akıcı bir şekilde ilerliyor metin. Ama yine de bir anda bitirmemek sindire sindire okumak, anlayarak devam etmek gerek. Meltem Ahıska bu tarz çalışmalar içinde adını çokça duyduğum biriydi zaten. Aldığım ve okuduğum için oldukça memnun olduğum kitaplardan :)
Baskı: Pi
Bildiğim, inandığım, bir sosyolog olmaktan ve kadın olmaktan öte önce insan olarak savunduğum her şeyi içinde barındıran, düşünmeye iten sorgulatmaya iten bir anlamda kurgusuyla da sosyolojik ve psikolojik analizler üreten bir kitap. Yazarın bilgi birikiminin hat safhalarda olduğunu ve sadece bilmeyip gerçekten büyük bir duyarlılığa da sahip olduğunu görüyorsunuz. Bitmesi en olabilecek, olması gerektiği şekilde bitti. benim bu seride en sevdiğim şeylerden biri de artık kimsenin bir kahraman olarak sunulmaması. bazı kitaplarda öyle bir anlatım var. Artık çok seçici davrandığımdan o tarz kitaplara pek rağbet etmiyorum. Bu kitapta hepsine kızıyorsunuz bir yandan da anlıyorsunuz çünkü İNSAN. insan denen varlığın karmaşasını, hatalı yapısını anlayınca en öfkelendiğiniz kibirli ve bencil karakteri bile bir müddet sonra anlayabiliyorsunuz.hepsinin hataları, yanlış kararları var. Kitaptaki karakterlerin kendi tercihleri doğrultusunda yaşamlarının şekillenmesi en doğru şeylerden biriydi. Sonuçta Kader denen bir şey varsa bile bu insanın tercihi ve kararıyla şekillenebilen değişebilen bir şey.Gerçekten yıkıp dökmek, bize benzemeyenlerden nefret edip onları ötekileştirmek yerine farklılıkları kucaklayabilsek, saygı duymayı öğrenebilsek sanırım hayat daha anlamlı olur. Ya savaşarak öldürerek yok edicek insan kendini ya da bir şekilde dönüştürecek evreni daha anlamlı bir hale. Sadece ben yazarın olduğu gibi -Sosyolojinin ve toplumumuzun gerçekliğinin üzerimde yarattığı biraz pesimist etkiden olsa gerek- umutlu olamıyorum pek.
Baskı: Middlesex
Hermafrodit olarak doğan ancak bunu zamanla, özellikle ergenlik dönemlerine girdiğinde anlayan Callipe/Call'un kendini keşfetme hikayesi. Genlerindeki ve hormonlarındaki aksaklıklara büyükanne ve büyükbabasının hikayesinden başlayarak anlatan roman gerçekten özgün bir yapıya sahip. Akraba evliliklerinden tutun birçok faktör cinsiyeti, hormonları genleri etkilemektedir. Her iki cinsiyete ait özelliklere sahip Callipe/Call'ın kendini, cinsiyetini anlama ve keşfetmesini, ameliyatla tekrar yetiştirildiği gibi tamamen kız olma halini reddedip kendini KENDİ gibi kabul edip yaşamını ona göre uyarlamaya çalışmasını okuyorsunuz. Kalın kitapları pek sevmeyenler için ana karakterin öyküsü için biraz sabır gerektirebilir kitap çünkü birçok kişinin bakış açısından anlatılan çoklu hikayeler serpiştirilmiş kurgunun içine. okunmayı gerçekten hak ediyor.
Baskı: Aldanan Kadın
Thomas Mann'in okuduğum ilk kitabı. diğer kitaplarını da aldım okuyacağı en kısa zamanda. orta yaşlardaki bir kadının temelde aşk, doğa ve çocukları çevresindeki yaşamını anlatmakla kalmayıp içsel dünyasını da yansıtan, kurgusunda eksiklik kalmadan ustaca yazılmış okunulası öykülerden. doğa/mantık, ruh/beden karşıtlık ve ikililiklerini de felsefede çokça gördüğümüz tartışmaların minyatür hali olarak anne-kız diyaloglarında sunmuş yazar. ince ama oldukça dolu bir kitap.
Baskı: Tarihin Cinsiyeti
Kadın Çalışmaları konusunda akademide önemli bir yere sahip Fatmagül Berktay'ın Tarihin Cinsiyeti kitabı bu alanda önemli temel kaynaklar arasında gösteriliyor. Bu alanda çalışan, bu alanla ilgilenen herkesin okumasını gerektiren bir kitap. teorik bir kitap ama her teorik kitabı sevemeyen ben bu alana ilgimden ve burada çalışmak istediğimden olsa gerek severek okudum. sıkan teorik kitaplardan değil benim fikrime göre. Kitap belirli makalelerden oluşuyor. o yüzden süreklilik arz eden bir konu hali yok. zaman yayılarak bölüm bölüm okunabilir. ama kitap bağlamında var olan tek ortak konu ise kadın ve cinsiyet.bunun farklı perspektifler ve konulardan ele alındığı bir kitap olduğu söylenebilir. girişte cinsiyetlendirilmiş tarih ve teoriyle ilgili bilgiler verdikten sonra makalelere geçiliyor. İlk makalede Tarihyazımının nasıl yaratıldığından, kim tarafından ve nasıl kurgulandığından, eril tarihyazımından bahsediyor. İkinci makalede ise insan hakları çerçevesinde hukuk ve kadın, kadın hakları gibi konulara vurgu yapılıyor. hukukun nasıl ataerkil yapıya paralel özellikler gösterdiğini, kadın haklarının mücadelesi ve hukuk çerçevesinde gelişimi ve kabulüne değiniyor. Daha sonra Kültürel Görecelik kavramını ve yararı olup olmayacağının tartışmalarını yaptığı bir bölüm, Osmanlıdan Cumhuriyete kadar feminizmi inceleyen bölüm, kimlik politikalarını ve bunun sınırlarını İslamcı kadın kimliği ile ele aldığı benim en önemli bulduğum makalesi var. 19. yüzyıl İngiliz kültüründe kadın kurgusunu inceleyip Doğu ve batı bağlamında kadın imgesi, kendini yazmak, feminist bir özyaşam okuyuş tarzı, cinsiyetlendirilmiş bir okumanın önemli olduğunu vurguladığı bölümler var.Son bölümlerde de Behice Boran, Hannah Arendt ve Salem'in Cadıları gibi konulara yer veriliyor. İlgisini çekenlerin ve akademik bir dile aşina olanların rahat bir okuma yapabileceğini ama herkese de hitap edemeyecek bir kitap olduğunu belirtmeliyim. keyifli okumalar :)
Baskı: Sherlock Holmes - Gizemli Pençelerin Laneti; Baskerville'lerin Köpeği
Sherlock Holmes en sevdiğim kurgusal karakterlerden biridir. hikayelerinin hepsini ikişer kere okumuş filmlerini defalarca biri izlemiş biri olarak bu kitabını da sürüklenmiş halde okudum. eksiklikleri ya da hikayenin biraz tahmin edilebilir oluşu kitabın etkileyiciliğini azaltmadı benim görüşüme göre. Çünkü ben her hikayesini defalarca okusam da Holmes'un en ufak bir detaya bile dikkatini, odaklanışını ve akıl yürütmedeki başarısını hep sevmişimdir. o yüzden de bildiğim şeyleri tekrar anlatsa da betimleyişi, akıl yürütmedeki inceliği her zaman cezbeder beni. 24 saat içinde bitirebildim daha da kısa sürerdi gündelik işlerin meşguliyeti olmasa. macera, dedektiflik hikayeleri açısından en iyilerinin başında gelmesi boşuna değil :) gündelik yaşamda detayları çok sık atlayan biriyim belki gerçekten göremiyorum ama Sherlock Holmes'un düşünce biçimimimdeki detaycılığı geliştirmesi de ayrıca bir getirisi tabi bu hikayelerin :)
Baskı: Başka Dillerin Şarkısı
Karin Karakaşlı'nın şiirsel bir üslubu var. Edebiyatın engin denizine defalarca bata çıka kendine bir yol çizmiş gibi görünen bir özgünlüğü var. Her zaman olduğu gibi bireysel ve toplumsal acıları, hüzünleri, sorunları işliyor öykülerinde. derinliği olan öyküler yer alıyor. kendine ait bir ritmi olan birisi. bu kitabı da melodik bir hüzünle akıp bitiyor bir çırpıda.
Baskı: Uyumsuz Defne Kaman'ın Maceraları: Su
Buket Uzuner'i ilk gezi kitaplarıyla tanıdım. daha sonra romanlarına geçtiğimde edebi dili, satır aralarına gizlenmiş bilgileri keşfetmek çok hoşuma gitti. en sevdiğim Türk yazarlardan ilk sıralarda saydığım bir yazarın bu kitabı da Şamanizm ya da kamanlar hkkında hiç bilgi sahibi olmayan biri olarak birçok şeyi merak etmemi ve öğrenmemi saydı. bazen aynı kelimelerin sıklığına takılıp kalsam da hikaye bütün olarak gerçekten etkileyici.Araştırma sürecine dayanan bir roman yazmış ve çok şeyi incelemiş yazar belli. Bu kitabın değerini daha da artırdı gözümde. gerçekten zevkle okuduğum bir roman oldu. Seviyorum bu kadının edebi dilini :) tavsiye ederim. keyifli okumalar
Baskı: Marilyn
Marilyn Monroe ile ilgili okuduğum birçok biyografiye göre en güvenilir biyografilerden diyemeyeceğim. Yazar çok araştırmış evet ama onda erkeksi ve görüneni göründüğü gibi algılayan kalıpyargılar fark ettim metninde. tam anlamıyla açıklayamıyorum çünkü Marilyn ile ilgili hazırladığım ödev üzerinden bir yıl geçti ve bilgilerim taze değil. Ancak bu romanda Marilyn ile ilgili sğrekli seksist, güzellik cinsellik objesi gibi noktaları sanki biraz olumluyormuş geldi. kitap için olumlu ya da olumsuz ne diyebilirim başka bilemiyorum. Ama bir şeyler rahatsız edici. Marilyn Monroe ile ilgili önerebileceğim kitaplar arasında ilk sıralarda yer almayacağı kesin.
Baskı: Frida Kahlo
Kahlo'nun hayat hikayesini, yapıtlarını kurgulayarak hikaye anlatım biçimiyle anlatan, gerçekliği kuşku götürmez güzel birbiyografik eser.
Baskı: Can Kırıkları
Karin Karakaşlı'yı bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine okumaya başladım.Edebi diline ve öyküleri kurgulayış biçimine hayran kaldığım Türk yazarlardan biri oldu. Yetersiz Bakiye kitabındaki edebi üslubu buna göre daha gelişkin olmasına rağmen yinede edebiyat açısından güzel ürünler ortaya koyacağını daha ilk eserlerinden ortaya koymuş yazar. Göç, deprem etnik kimlik gibi birçok bireysel ve toplumsal konuları öykülerine iyice yedirerek verebilmiş ustaca birşey ortaya koyabilmiş. öyküleri de içten ve sizi içine çeken bir yapıya sahip. son olarak da Şebnem Ferah'ın albümüne koyduğu isim anneliği yapnış olması da etkileyici. tavsiye ederim. bu kadın insanın içindeki yazma dürtüsünü kışkırtıyor