
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Kabil'in Gizli Kızları; Erkek kılığındaki Afgan kızlarının bilinmeyen hikayesi
"Baskının olduğu her yerde direniş vardır". Foucault'un bu sözü geldi sıkça aklıma kitabı okurken. Bacha posh.. Afgan Farsça'sında erkek çocuğu kılığındaki anlamına geliyormuş bu sözcük. Bir Afgan kız çocuğunun erkek çocuk gibi giydirilip ergenlik zamanında bedeni dişiliğini göstermeye başlayacak olduğu zamana kadar erkek gibi yetiştirilmesini ifade etmektedir. bütün bir kadın tarihi külliyatını okuduktan sonra aslında sadece Afgan kültürüne aitmiş gibi görünen bu direnme biçimlerinin her çağda ve her dönemde çeşitli topluluklarda görüldüğünü hatırladım kitabı okudukça. baskı ev iktidar nasıl demoklesin kılıcı gibi duruyorsa toplumun ve bireylerin başının üstünde bir o kadar da direnme pratikleri ortaya çıkıyor. Bacha Posh'lar her ne kadar bir Afgan ailesinin oğul ihtiyacını ve oğul ihtiyacının getirdiği statüyü elde etme isteğini karşılasa da egemen sisteme ciddi bir karşı devrim aslında. yaratıcı bir direniş ve karşı çıkış... akademik bir dili olmadığı için rahatça okunabilecek bir eser. oldukça ilgi çekici ve Afgan kültürüne dahil değerli bilgileri içeriyor. Okunmalı...Okunmalı.. Okunmalı...
Baskı: Feniçka
Feminist diyemeyeceğimiz bir kadının feminist düşünce biçimiyle ele aldığı bir öykü. Feniçka düşüncelerine, zihinsel uğraşlarına, kadınlığına dair alaycı küçümseyici bakışlara görüşlere maruz kalan, kendi gibi olmaya çalışan,bunu yapmaya çalışırken değişin dönüşen fikirleri bile zamanla farklı bir noktaya oturan bir kadın. Kadınlara önyargılı ve eril bakış açısıyla yaklaşan Max Werner. bu iki kişinin arasındaki ilişkinin arkadaşlık boyutuyla ilerlediğini görüyoruz kitap boyunca. Max Werner'in Feniçka'yı tanımasıyla kadınlara yönelik algının değişmesi, ama eril fikirlerini de tamamen aşabildiğini göremediğimiz bir hikaye... Jane Austenvari eski edebi romanların tarzında betimlemeli ve diyaloglar üzerine gelişen bir kitap.
Baskı: Antik Yunan'da Mitoloji
Gezip gördüğüm yerlerdeki tapınaklara hayran olarak yöneldiğim mitolojik hikayelerin derlenip öykü biçiminde sunulduğu kaliteli bir kitap. açıkçası roman okur gibi okutturuyor kendisini. hele de mitolojiye ilgisi olanları kendisine çekecek nitelikte. resimlerle de desteklenmiş ilgi çekiciliği arttırılmış. kağıt baskısı da kaliteli severek okuduğum bir kitap oldu. bilgilendirici ve yönlendirici yanları çok. bu açıdan kılavuz gibi. ancak çok fazla mitolojik öykü, olaylar dizisi ve isimler var. dolayısıyla bir kerede her şeyi sindirebileceğiniz bir kitaptan ziyade sık sık bakacağınız bir rehber olarak hikaye sözlüğü gibi adlandırabiliriz. mitolojiye başlamak isteyenler için de oldukça tercih edilesi bir seçenek.
Baskı: Fakir Kene
Sözcüklerle insanı rayından çıkaran çok değerli bir şairimizi daha keşfetmek. geç keşfetmenin mahcubiyeti ama keşfedip tanımanın, kalbindeki hissiyatların bir tanığının var olduğunu fark etmenin mutluluğu :) şöyle binlerce kitabın ve şiirlerin yerinden sıyrılarak yatağımın başucuna, Didem Madak'ın Ah'lar Ağacı kitabının yanında hızla yer edinir kendine. şarap içme ve gitarınız varsa gitarınıza sarılma isteği uyandırabilir :) sözcükler ve notalar kadar sarhoş edici başka bir şey var mıdır ki dünyada? bunu en iyi şairlerimiz kanıtlamıyor mu birde müzisyenlerimiz?
Baskı: Aşk ve Ölüm - Kendi Ağzından Afrodit'in Hikayesi
"Ben güzellik ve aşk Tanrıçası...Yunanlıların Afrodit Romalıların Venüs dedikleri ölmezlerin en güzeli... Yeryüzünde hayatın ve çoğalmanın sebebi... Ben, güzellik ve aşk Tanrıçası Afrodit. Çevrenizde gördüğünüz ve güzel bulduğunuz her şeyi size veren tanrıça olan ben... Sevgisiz bir kalbe aşk, solmuş bir güle can verebilen ben... Gecenin karanlığını aşk aleviyle sarıp aydınlatan... Aşkın yolu, ateşin koru olan ben... Aşka aşkla fısıldayan ben..." Afrodit !! Ölümsüz ve Olympostaki muhteşem saraylarında canı sıkılan tanrılara da yeryüzünün ölümlü canlılarının hayatına rengi de karanlığı da Neşe'yi de ıstırabı da Sevgi'yi de sevgisizliği de getiren tanrıça. Hem merhamet hem acımasızlık dolu. Hem seven hem sevdirtmeyen tanrıça. Hem güzel olduğu için göz kamaştıran hem de güzel olduğu için acı veren tanrıça... Ne işler açtın şu fani başımıza...
Baskı: Neruda'nın Postacısı
Filmini büyük bir keyifle izlediğim kitabı raflarda ilk gördüğümde okuma heyecanı bastırmıştı. uzun süre önceliğimi başka kitaplara verdiğimden okumayı ertelediğim ama en sonunda dün kütüphaneme kattığım bugünde başlayıp birkaç saatte bitirdiğim bir kitap oldu. postacı Mario ile ünlü şair Pablo Neruda arasında gelişen arkadaşlık hikayesinin arka fonunda Şili'yi de anlatan sizi içine çeken bir roman. ben keyifle okudum.
Baskı: Penelopia
Odysseus'un karısı ve Troyalı güzel Helena'nın kuzeni İkarous'un kızı Penelope'nin size söyleyecekleri var. zaten birinin kızı birinin sadık eşi güzeller güzeli birinin kuzeni akıllı ama çirkin sayılan Penelope'nin bu iyelik ekleriyle dolu hayat hikayesini özneleştiren kitapta Penelope size sesleniyor. hikayesini bir de kendi öznelliği üzerinden kendi bakış açısından anlatıyor. Margaret Atwood çok iyi bir iş çıkarmış bu yapıtıyla. oldukça da akıcı insanı içine çeken bir üslubu var.
Baskı: Anadolu Tanrıları
Eski Yunan efsanelerine ve özellikle Tanrılara ilgi duyuyorsanız sizin için bilgilendirici bir kitap. benim eski Yunan efsane ve tanrı ve özellikle tanrıçalara olan ilgim gezmek ve antik kentlere olan ilgimi keşfetmekle oluştu. Mitoloji okumadım şu zamana kadar binlerce kitap okumama rağmen. ancak gezip görmek isteklerim ve gittiğim gezdiğim yerlerde buraların efsanelerini, halkların tapındıkları tanrıçaları ve mitosları öğrenme arzusu doğurdu bende. Bu alana yeni yöneldiğimden çok bir bilgim yok ancak bu kitapta ilginizi merakınızı giderip sizi yönlendirebilecek keyifli bilgiler içeriyor. Zeus'un alnından doğan Athena, ana tanrıça Kybele, denizler tanrısı Poseidion, kısacası Olymposlu Tanrıları kısa kısa anlatmasının yanında diğer tanrılara da değindiği bölümler mevcuttur. anlatım dili akıcı ve ilgi çekicidir kitabın. ben keyifle okudum.
Baskı: Yaban
filmini iki kere izlememe, bütün hikayeyi bilmeme rağmen çok keyifle okuduğum kendimden hissettiklerimden birçok şey bulduğum bir kitap oldu. bu otobiyografik roman birçok kişisel gelişim kitabından daha değerli benim gözümde. yol hikayelerini, yollarda deneyimlenen herşeyi çok önemli buluyorum. o bambaşka bir psikoloji yola çıkmak. bir yere gitmek. doğaya ve kendine sığınmak. kendini affetmek. yaşadıklarınla barışmak. bir yandan iç dünyanı bir yandan dünyayı yaşadığın çevreyi soluduğun havayı tanımak. yası büyük bir güce çevirmek. hele de bunu koca bir sırt çantasıyla uzun ve zorlu bir yolda bir kadının yapıyor olması. takdirlik ve örnek alınması gereken bir deneyim. herkesin yapabileceği bir şey değil. bunun sebebi sadece güç ve kondisyonla ilgili değil yaşamı nasıl yaşamak istediğinle ilgili biraz da. düzen isteyen düzenli bir yaşam isteyen korunaklı bir yaşam biçimini arzulayan birileri için çok zor ve hatta daha tehlikeli olabilir. yolları mesken edinmiş, gitmeye, ve özgürlüğe bel bağlamış yürümenin sakinleştirdiği dolu dizgin ruhhallerindeki tutkulu ve biraz da sınırı geçmek isteyen insanlar için daha ideal görünebilir. yine de herkes yapamasa da herkesçe severek okunabilecek bir yapıt. sürüklüyor. yol hikayelerinden olduğundan bazen betimlemelerin sıklığı olay isteyen okuyucuları sıkabilir. ben her bir satırını büyük keyifle okudum bir tek başına gezmenin ve yolların keyfini yeni keşfetmiş bir kadın olarak. ilgisini çekenleri tatmin edeceğini umuyorum. keyifli okumalar :)
Baskı: Yaşamın Ucuna Yolculuk
Ah Tezer Özlü benim seneler önce doğmuş halim. sadece ondan daha umut dolu olduğum yaşlardayım. bu aralar zor tutarken kendimi yine yollara düşürecek bu kadın beni :) bu dünyaya fazla gelmişsin zaten. senin duyarlılığın edebiyatın yaşama baktığın nokta. durduğun yer. senin gibi değerlere çok ihtiyacımız var...
Baskı: Kaybolma Kılavuzu
denemeler biçiminde yola, kaybolmaya, uzaklığa, mesafenin maviliğine dair ilgi çekici konu başlıklarının olduğu güzel bir kitap. ancak herkesi tatmin edeceği söylenemez. yollara gezginliğe ilişkin daha özel ilgisi meyili olan ve edebiyat düşkünlerinde daha farklı etkiler yaratacağı söylenebilir. ben severek okudum
Baskı: Aşkın En Güzel Tarihi
Aşk her zaman en bireysel olan olgular arasında ele alınan ve hala üzerinde konuşulan modası geçmeyen bir olgu. gündelik yaşantımızı da oldukça etkilediği bir gerçek. kitap eksikleri olsa da ciddi bir araştırma geçmişi ve meslekleri olan insanların bilgi birikiminin yoğun olduğunu göstermesi, aşkın nasıl toplumsal ve politik bir olgu olduğunu, siyasal düşünce tarihinin aslında merkezinde yer aldığını göstermesi ve bütünsel bir tarihsellikle ortaya koyması açısından başarılı olmuş. bunu yaparken de akademik dilin yoğun kavramsallaştırma süreciyle dolu anlatımından uzak soru cevap şeklinde ikili diyalog ve bir nevi mülakat çerçevesinde hareket etmiş. oldukça akıcı bir üslubu var bu bakımdan. yazarın da dediği gibi aşkı ele almak aynı zamanda savaşı, iktidarı, dini ve ölümü de ele almak demektir. iki dönemdir kadınların tarihi ile ilgili avcı-toplayıcı toplumlardan antik çağlara, Rönesans denilen yanılsama dolu bir dönemden günümüze kadar ele alan bir süreci olabildiğince geniş bir literatürden okuduğumuz için bu kitapta okuduklarım bildiklerimle paralel gitti. kitap zaten prehistorik dönemden günümüze kadar içeren büyük bir tarihi dönemi irdeliyor. aşkın iki insan arasındaki ilişkilerin, devlet, ve ona eşdeğer otoriteler, toplum değer yargıları tarafından nasıl şekillendirildiğini irdeliyor. Yüksek Lisans ders döneminde yaptığımız tarihsel okumalarla paralel gittiği için bildiklerimi sağlamlaştıran bir kaynak oldu yalnızca. eksikleri de var. bir anlamda resmi tarih yazımından çok da ayrı gitmeyen bir düşünce biçimleri var yazarların. toplumsal cinsiyet kurgularını çok irdelemeden genelleştirerek bir anlatı sunmuşlar aşka, cinselliğe ve iki kişi arasındaki ilişkiselliğin siyasallığına dair. bu bir eksikliktir bana göre çünkü tarih yazımı kadınları özne olarak görmeyip daha çok kurban ve nesneleşmiş varlıklar olarak kurgular. buna karşı çıkmışlar cinsler arası eşitsizliğin varlığını hakkıyla teslim etmişler ancak perspektif eksikliği de olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. katıldığım ve eleştirdiğim yerleri olan bir kitap. ancak aşka yönelik hislerin tarihsel serüvenini okumak ve bilgilenerek öğrenmek için ideal bir kitap. Söylenecek çok söz var ancak tüm kitabı anlatmış olmak istemiyorum o yüzden son olarak yazarlardan birinin de belirttiği sava katılmadan edemeyeceğimi söylemek istiyorum. Aşk gerçekten de antidemokratiktir.
Baskı: Peter Camenzind
Herman HEsse'nin şiirlerinden sonra yazdığı ve benim okuduğum ilk kitabı. Oldukça edebi ve baş karakterin içsel monoloğu ruhsal doluluğu gezgin ruhlu yaşam tarzı benim için kitabı oldukça çekici kıldı. Okuması çok keyifli bir eser. Doğup büyüdüğü küçüçük kasabadan dünyaya yayılan ancak zaten kendi içinde bin dünya taşıyan biri Peter. Duygularıma hitap eden de çok anlatı yakaladım. Bu kitabı daha da sürükleyici yaptı benim için
Baskı: Ten ve Taş
Çok yönlü bir yazarın çok katmanlı neredeyse insanlık tarihinin tamamını kapsayan bir süreci beden kent ve toplum üzerinden inceleyen kitabı. Müzisyen ve araştırmacı bir insan olarak Sennet'in kitaplarında bu ikisinin bir birleşimini görüyorsunuz. Dili ritimsel bir akademik dil. Ancak çok teoriye kaçmayan rahatça anlaşılabilecek bir üslup. Sadece dikkatle ve özümsenerek okunmayı gerektiriyor ve bunu hak ediyor. Sennet'in kitapta kent mekanlarının büyük ölçüde insanların bedenlerinin yaşam biçimleri yoluyla şekillendiğini anlatmaktadır kendi deyimiyle. Ten ve taş başlığı insan bedeni ve kent ilişkisini açıklaması açısından oldukça iyi bir başlık. Arkadaşıyla bir sinema etkinliğine gittikleri anısıyla başlayan Sennet'in bölüm bölüm kent dokusunu ve insanın kendi bedeniyle ilişkisinin kentteki yansımalarını anlatmaktadır. Bedenin ne anlama geldiğini antik kentlerden günümüz kentlerine kadar getirmekte ve toplumsal dokuda bedenin ve kent olgusunun dönüşümünü anlatmakta bunların toplumsal sınıflara ilişkilere ve hareketlere etkisini tartışmaktadır. Vücut ısısının bile Nasıl bedenlerde bir ast-üst ilişkisi yarattığını bedenlere yüklenen anlamla yaşamın üzerine kurulan kentlerin yapısının etkileşimini toplumlar ve insanlar arasındaki dokunma korkusuna yol açan ayrışmaları rahatlık ve konforlul olgularının bedeni Nasıl Pasifize ettiğini kitlelerin pasif be aktif davranışlarına yol açan etmenleri beden ve kent anahtar sözcükleriyle irdeliyor. Eksik kalan yönleri vardır belki ancak çok değerli bir araştırma ve sosyal bilimlere ilgi duyan herkesçe okunmaya değer bir eser.
Baskı: İçinden Dünya Geçen Yazılar
Tarihi yapanın erkek tarihi yazanın erkek olduğu ataerkil dünya içerisinde tarihin tek öznesinin erkekler olmadığını, kadınların da sadece kurban olmadığını bizzat tarih yapan özneler olduğunu, ancak bastırıldığını, engellendiğini, cezalandırılıp hayatlarından edildiğini gösteren, bununla mücadele eden, kadınların hak mücadelelerini savunan kadın hareketlerinin önemini hissettiren bir kitap. Bildiğimiz bilmediğimiz birçok kadını tarihteki yerini, konumunu mücadelelerini kısaca özetleyen tanıtan rahat okunabilecek bir kitap. Galeano'nun dilini sevdiğim için özellikle Kadınlar kitabının çıkacağını duyduğumda heyecanlanmıştım. bir ansiklopedik kitap olarak bakılamaz tabiki ama kadınlarla ilgili çalışmalar için konu bile belirleyebilmenize ilham verebilecek bilgiler içeriyor. Charlotte Gillman'dan Emma Goldman'a, Frida Kahlo'dan Marie Curie, Bingenli Hildegard'dan hapisane reformuyla yeni bir ufuk açan Victoria'ya kadar birçok kadının yaşamı mücadelesini gözler önüne seriyor. kadın her zaman ikincilleştirilmiş, varlığı erkeklerin varlığının yanında sönük bırakılmış olsa da her zaman kurban rolünde değildir.bunun farkına varmak açısından önemli bu tarz kitapların varlığı. Tarihin öznesi erkekler kadar kadınlardır. çoğu zaman erkeklerden daha fazla öznedir hatta kadınlar. Kitap bu anlamda güzel. akıcı bir üslubu var. kesinlikle okunmalı :) çoğu kadın karakteri bilmeme rağmen bilmediğim tanımadığım nice kadınlar da var. böyle karakterleri hep ortaya çıkartmalı.
Baskı: Kadınlar
Tarihi yapanın erkek tarihi yazanın erkek olduğu ataerkil dünya içerisinde tarihin tek öznesinin erkekler olmadığını, kadınların da sadece kurban olmadığını bizzat tarih yapan özneler olduğunu, ancak bastırıldığını, engellendiğini, cezalandırılıp hayatlarından edildiğini gösteren, bununla mücadele eden, kadınların hak mücadelelerini savunan kadın hareketlerinin önemini hissettiren bir kitap. Bildiğimiz bilmediğimiz birçok kadını tarihteki yerini, konumunu mücadelelerini kısaca özetleyen tanıtan rahat okunabilecek bir kitap. Galeano'nun dilini sevdiğim için özellikle Kadınlar kitabının çıkacağını duyduğumda heyecanlanmıştım. bir ansiklopedik kitap olarak bakılamaz tabiki ama kadınlarla ilgili çalışmalar için konu bile belirleyebilmenize ilham verebilecek bilgiler içeriyor. Charlotte Gillman'dan Emma Goldman'a, Frida Kahlo'dan Marie Curie, Bingenli Hildegard'dan hapisane reformuyla yeni bir ufuk açan Victoria'ya kadar birçok kadının yaşamı mücadelesini gözler önüne seriyor. kadın her zaman ikincilleştirilmiş, varlığı erkeklerin varlığının yanında sönük bırakılmış olsa da her zaman kurban rolünde değildir.bunun farkına varmak açısından önemli bu tarz kitapların varlığı. Tarihin öznesi erkekler kadar kadınlardır. çoğu zaman erkeklerden daha fazla öznedir hatta kadınlar. Kitap bu anlamda güzel. akıcı bir üslubu var. kesinlikle okunmalı :) çoğu kadın karakteri bilmeme rağmen bilmediğim tanımadığım nice kadınlar da var. böyle karakterleri hep ortaya çıkartmalı.
Baskı: Dostum Pasifik
Bir Bilet Al kitabı kadar eğlenceli insana umut veren açıp biraz daha okuyayım diye düşündürten hatta içinizdeki gitme virüsünü iyice bulaştıran bir kitap. ben çok keyif alarak imrenerek biraz da yazarı kıskanarak okudum :)
Baskı: Güneş Yiyen Çingene
Vurucu hikayeleri olan, sıcacık, duygusal ve hüzünlü öykülerden oluşan bir Buket Uzuner klasiği. bir oturuşta bitirebilecek kadar akıcı ve içine çekiyor insanı. fantastik kurguda işin içine girmiş değişik ve lezzetli bir üslupla güzel bir öykü kitabı çıkmış ortaya. ben her zaman Buket Uzuner kitaplarını sevmişimdir. gezi kitapları benim için ayrı bir değere sahip olsa da öyküleri romanları, üslubu ve toplumsal ve bireysel yaşantılara duyarlılığı etkilemiştir En etkilendiğim öyküleri de Güneş Yiyen Çingene, Kadın Adamın Kadın Kızı Olur, Anais'in Saklı Mektupları, Gerçekliğe ve Ülkesine Yenik düşmeyen düşler ve Mor ve ötesi öyküleri oldu. kısacası kitabın yarısını beğenmişim :D Buket Uzuner'i ve bu kitabını hiç başlamadıysanız okumaya başlamanızı tavsiye ederim.
Baskı: Yoldan Gönüllü Çıktım
okunabilecek en güzel gezi kitaplarından biri. hatta iddia edebilirim ki kişisel gelişim kitaplarından çok daha fazla şey katar insana. hele ki içinizde yolculuk keşif gezme uzaklaşma gitme arzuları taşıyan ve bunu yaşayan ya da en kısa zamanda yaşamayı aklına koymuş birisiyseniz hikaye okur gibi içine girerek okuyorsunuz. beni en heyecanlandıran kitaplardır gezi kitapları. yolları ev edinmek isteyen (yakında bunu gerçekleştireceğim) biri olarak aldığım bir gezi rehberi bile bir günlük antik kent gezisi bile kendimden geçirirken böyle eserleri okumayı çok seviyorum. çok şey öğrettiğine de inanıyorum. Kitap çok pahalı geldi alırken. açıkçası eğer gelirleri kadının çalıştığı gibi yardım amaçlı kullanılıyorsa her kuruşu hak ediyor demektir. o amaçla belirlenmediyse de fiyatı çöpe gitmiş sayılmaz çünkü gerçekten güzel bir hikayesi var o "gezi"nin. yetimhanede çalışmak amacıyla kurulu düzenini bırakıp gitmek. büyük cesaret. çok güzel bir örnek. Meksika, Guatemala hakkında gerek yapısı kentin tarihi gerek toplumsal ve ekonomik yapısını güzel aktarmış. resimlerle de çok güzel desteklemiş. kağıt yapısı da kaliteli. ben oldukça beğenerek okudum. içimdeki gitme arzumu iyice kışkırttı. yapacağım ama biraz beklemem gereken şeyleri daha yakın zamana çekme isteği uyandırdı. keyifli bir deneyimdi bu kitabı okumak. :)
Baskı: İrtifa Kaybı
Öyküleri, denemeleri şiirleriyle kendine özgü bir kadın. bu kadının duyarlılığını, kelimelerle arasındaki aşkvari ilişkiyi, acıyı arzuyu umduu yazıya dökerkenki ustalığını seviyorum. çok güzel şiirler var kitapta. okunmayı kesinlikle hak ediyor.
Baskı: Şeker Portakalı (Zeze, #1)
Yeni yılın ilk kitabını çok sevdiğim şeker tadında kitapla açmak istedim. ama biraz acı bir şeker bu. Zeze'yi tanımak, arada tekrar hatırlamak gerekli. Öyle ihtiyaç duyuyor ki insan Zeze'nin maceralarını tekrar duymaya. o yüzden arşivlerde bulunmalı mutlaka.çocuklar bu dünyada ciddiye alınması gereken ilk kişiler. hep dünyayı çocuklar yönetse çok mutlu pamuk helva tadında bir dünya olur diye düşünmüşümdür. filmleri de var biter bitmez tekrar filmlerini de izleyeceğim. tavsiye ederim kitapları kadar güzeldirler.nostalji yapmalı :)
Baskı: Atları Bağlayın Geceyi Burada Geçireceğiz
Yoğun bir yüksek lisans ders dönemi okumalarından sonra fırtına sonrası sahile vurmuş gemi gibi sakinleştirdi bu kitap beni. daha önce rastlıyordum da açıkçası çok ilgilenmemiştim. Hocamız birkaç kesit okuyunca dikkatimi çekmiş hemen alıvermiştim. güzel hikayeler arada insanı vuran cümleler var. okuması keyifli, edebi dili tatmin edici kısa zamanda bitirebilecek bir kitap. karlı ve yağmurlu havalarda battaniye altında okunacak kahveyle güzel bir ambiyans oluşturacak bir kitap.
Baskı: Erkek Kulübünde Siyaset: Kadın Parlamenterlerle Sözlü Tarih
Erkek Kulübünde Siyaset isimli kitap bizim yüksek lisans derslerimizin hocalarından Serpil hocamızın kitabı. bu araştırmada yazar siyasette kadının neden kalıcı olamadığına, siyasette kadınların sayısının neden çok olmadığına, siyasetin neden erkek kulübü olduğuna dair sorular sormaktadır. Çalışmanın teorik ekseni kadınların neden eşit yurttaşlık idealinin tam anlamıyla gerçekleşememesi ve bu bağlamda siyasal kurumlardaki eksik temsillerin neler olabileceği etrafında dönmektedir. Çalışmada ciddi bir araştırma süreci yaşanmış, 10 yıllık bir çalışma sürecinde, sözlü tarih çalışmalarından, arşiv taramalarına, anket yönteminden anı defterlerinin, belgelerin incelenmesine, kadar geniş çapta bir araştırma yapılmıştır. Sözlü tarih çalışmaları, derinlemesine görüşme gibi kalitatif yöntemlere daha derinlikli bir biçimde başvurulmuştur. Geleneksel siyaset teorisine, geleneksel siyasal teoride kadınların nasıl yer aldığı incelenmiş siyasal düşüncede kadının yokluğu ve birçok alanda olduğu gibi burada da ikincilliğinin etkileri ortaya konulmuştur. Kadınlar yurttaşlık haklarından nasıl dışlandılar? Bu dışlanma ile nasıl mücadele ettiler? Oy hakkı hareketinden bu parlamentoya girene kadar geçen tarihsel süreç içerisindeki mücadeleleri anlatılmış Türkiye’deki kadın parlamenterlerin meclise girişi, profilleri, sayıları yaşadıkları sorunlar sözlü tarih yöntemiyle yapılmış bulgularla sunulmuştur.Kadın parlamenterlerle yapılan görüşmeler çalışmanın teorik kısmını önemli ölçüde beslemektedir. Kadınların siyasetin içine girme sürecinde yaşadıkları ve girdikten sonra yaşadıkları deneyimleri öne çıkarılmış, bir parti karşılaştırması yapılmadan kadın deneyimi üzerinden kadının siyasetle ilişkisi incelenmiştir. Kitap teknik olarak üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölüm Kadınların Yurttaş Olma Mücadelesinin İlk Örnekleri ve Kat Ettikleri Yol başlıklı, oy hakkı hareketinin çeşitli ülkelerdeki yansıması ve örnekleri verilmektedir. Kadınların Siyasi mücadelelerinin tarihi bir perspektifini sunmaktadır. İkinci Bölümde ise Türkiye’de Parlamentoda kadınlar ve kadınların parlamentodaki durumuna etki eden faktörlere devlet politikaları, kadın hareketi ve siyasal partilerin tutumları çerçevesinde değinilmektedir. Üçüncü ve son bölümde ise parlamenter kadınların yaşadığı sorunlar irdelenmekte, aile yapıları, yetiştikleri toplumun kültürel ortamın getirisi ve götürüleri, çalışma ve eğitim hayatındaki mücadele ve sorunlar, siyasal partilerde karşılaştıkları tutum ve tavırlar, siyasetin ilişki ağlarının yapısına yönelik sorunlar mecliste iktidarın erkekle paylaşıp paylaşamadıkları hususunda parlamenterlerin ifadeleriyle incelenmektedir.
Feminizm konusuyla ilgili en derli toplu eserlerden. İçinde şehircilik çalışmalarından, feminist tarih yazımına, medyadan kadının görünmez emeğine tiyatrodan sinemaya toplumun hemen her alanına ilişkin makaleler yer almaktadır. Kadın konulu çalışmalarda oldukça yer etmiş, isim yapmış emek harcamış birçok feminist ve feminist olmayan yazarların çalışmaları, Türkiye'de feminizmin başarıları başarısızlıkları sınırlılıkları irdelenmiş her bir ayrı konu üzerinde yoğunlaşmışlardır. Biz Yüksek Lisansa başlamadan tez önerim için almıştım. Yüksek Lisansta işimi göreceği varmış :) ancak bir bölümde okumasanız da feminizme geniş bir perspektiften özellikle de Türkiye açısından bakmak istediğinizde aydınlatıcı temel sayılabilecek kaynaklardan. Koç Üniversitesi güzel bir çalışma hazırlamış ancak kuşe kağıda basmaları ayrı bir külfet olmuş. kitapların taşınabilirliği ve rahat elde tutabilirliğini engellemiş. bu tek eksik yönü bence. Bilgi açısından oldukça donanımlı bir kitap. Bu kitaptaki makaleler dönüp referans olarak kullanılabilecek makaleler. Bir oturuşta 10 günde bitirmek için değil sindire sindire zamana yaya yaya okunması gerekiyor. biz üzerinde okumalar ve sunumlar yapıyoruz birkaç haftadır. Ciddi bir zihin emeği ve odaklanma istiyor. anlaşılaması zor bir dili olduğundan değil konuların yoğunluğu ve derinliğinden dolayı.