İlkind
@İlkind

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Düşlerin Ötesinde
8/1025.03.2020

Baskı: Düşlerin Ötesinde

#düşlerinötesinde orjinal ismi ile #angelsfall çalıştığı yerde ki katliamdan tek kurtulan Reece'in kendi korkuları ile mücadele edebilmek için yollara düşüp Angel's Fall kasabasında bir süre kalmaya karar vermesi ile başlıyor. Kasabada bir cinayete tanık oluyor. Macera ise burada başlıyor aslında. Ona inanan yada inanmaya çalışan tek kişi ise gerilim romanları yazan Brody. Karakterler açısındanda zengin bir polisiye macera..

Yüzleşme
8/1025.03.2020

Baskı: Yüzleşme

#yüzleşme yani #highnoon ise deneyimli bir arabulucu olan polis Phoebe MacNamara'nın hikayesi. Rehin alma vakalarında çok başarılı çünkü bunu bizzat deneyimlemiş. Evden dışarı adım atamayan bir anne ve küçük kızı ile yaşarken başı büyük dertte. Ona karşı kin güden biri sevdiklerine zarar vermeye başladı çünkü. Kitapta aşk hayatı da atlanmıyor tabi ki😍

Baskı: Dövmeli Adam ( İblis Döngüsü, #1 )

İblislere karşı sinmek yerine savaşmak üzere bir araya gelecek olan üç insanın,bu yola çıkış hikayesi. Ya kaçıp muhafaza sembollerinin arasına saklanacaksın yada kalıp savaşacaksın. Bu üç genç insan her zaman farklı olmak istediklerini bildildikleri halde bunun yolu uzun ve meşakatli. Birbirlerini bulacakları ana kadar ki dönemeni,gelişmelerini ve kayıplarını bu kitapta buluyoruz. Bu bir başlangıç aslında. Karanlık çökünce insanlar, nüvelerinden çıkan iblislerin elinden kurtulamazlar. Daima bu korku ile yaşamak istemeyen Arlen, bir yalandan dolayı dışlanan ve otacı olacak olan Leesha ile herşeyini bir saldırıda yitirip jonglör olan Rojer. Kitabın son çeyreğine kadar teker teker hayatlarına dahil olduğumuz bu üç karakteri ayrı ayrı sevdim. Her bölümde olaylar birbirini kovalıyor ve sonunda sizi tepede bırakıyor. Şimdi ise sırada serinin ikinci kitabı var. #alıntı "Neye karşı savaştığıma kafamı o kadar takmıştım ki,neden savaştığımi unutmuştum."

Baskı: Aşktan Kaçış - Asil Korsanlar Serisi #3

Kafanızı dağıtmak ve bunu bir kitapla mı yapmak istiyorsunuz. O zaman en iyi tür romansdır hele de historical olursa tam tadında olur.😎 Cemiyet kurallarına karşı gelmekte hiçbir sakınca görmeyen,yaptıklarının sonucu düşünmeden olaylara dalan kızımız Beatrice ile gizemli korsan Sean'ın hikayesi. Kimi yerde kahkaha atarak kimi yerde kızarak bazende hüzünlenerek okudum. Bazen yeter artık Beatrice dedirtecek kadar kafasınin dikine gitti. Bazen bunu yapma Sean dedirtecek kadar kendine eziyet etti. Fakat tüm romanslarda olduğu gibi mutlu sona erdi. Tabi tek hikaye onların ki değildi elbet. Nemrut Cabir de kendi şeytanları ile boğuştu ve Zahra'sına kavuştu. Gökten üç elma düştü, onlar çıktı kerevetlerine bize de kitabı okurken iyi vakit geçirmek düştü....

Baskı: Bir Hayalin Peşinde (Lucky Harbor, #5)

Serinin ilk üç kitabında kızkardeşler sonraki kitaplarda ise çikolatakolik arkadaşlardan Amy var. Çok sorunlu bir gençlik geçirmiş olan Amy hayatını bir düzene koymuş ama hayatından erkekleri çıkarmıştır. Büyükannesinin yolundan Şanslı Limana gelerek kendi gerçekliğini aramakta. Korucu Matt ise onu uzun süredir takipte ama bir gece kaybolan Amy artık ona daha yakın. Serinin bu kitabı biraz daha aksiyon doluydu. Seriye yeni karakterler katılırken bir yandan da Lucille gibi karakterlerde renk katmaya devam ediyor...

Baskı: Aşk Şans İşidir (Lucky Harbor, #4)

Kasabanın iyilik timsali hemşiresi Mallory ile hakkında kimsenin pekbirşey bilmediği gizemli yakışıklı Ty'in hikayeleri. Kendi kabuğundan sıyrılan Mallory favori karakterlerimden biri oldu. Ty ise idare ederdi açıkçası. Her şartta güçlü olabilen Mallory bir numara...

Baskı: Sırılsıklam Aşık (Lucky Harbor, #3)

Eğlenceli sıcacık bir hikaye. Chloe'nin espirili sıcacık hallerini okurken mutlu olurken bir yandanda kendini koruma güdüsüne karşı hüzünleniyorsunuz. Onun kadar ketum olan Sawyer ise tavırları ile keşke dedirtecek kadar iyi.. Aralarında ki uyum ise okumaya değer....

Baskı: O Sen Olmalısın (Lucky Harbor, #7)

Şanslı Liman'a hoşgeldiniz. Ali kötü günler geçiriyor. Sevgilisi onu terk etti. Kalacak bir evi yok. En fenası ise hırsızlıkla suçlanıyor. Tüm bunlara raģmen umut etmekten hiç vazgeçmeyen Ali ev sahibi olan Luke'un yardımına muhtaç. Luke son işinden kaynaklanan sıkıntılarından kurtulmak için geldiği kadaba da davetsiz misafiri Ali'nin dertlerini çözmeye çalışırken gönlünü de bu güzel kadına kaptırmamaya çalışıyor. Yazarın naif dokunuşlu tarzını seviyorum. Kafanızı dağıtmak için,umudun bitmediği güzel bir kitap okumak istiyorsanız bu yazarı romanları biçilmiş kaftan.

Baskı: Yüksek Gerilim (Ateş #10)

Yaradılış Şarkısının söylenmesinin üzerinden ikibuçuk yıl geçti ve bu sürede Dani kendi başına Dublin'i korumaya devam ediyor. Mac ve Barrons periler diyarında, Ryodan'ın ise nerede olduğundan bihaber. Dani bu yüzden hem kırgın hemde kızgın. Yanında birtek şımarık cehennem kedisi Shazam var. Düşmanlar sessizce güç topluyor. Hemde kadim düşmanlar. Bu kitap Dani'nin hem kendini keşfedeceği hemde yine büyük bir savaş vereceği bir macera. Dani'nin geçmişinde yaşadıkları ile Ryodan'ın sevgisinin nelere kadir olduğunu okuyoruz ve her bir karakter yine kendine hayran bırakıyor. Kitabın sonunda silinen sahneleri okumak ise çok güzeldi. Serinin bir sonra ki kitabı ise bu yıl yayınlanacak. Merak şimdiden had safhada. Çünkü kahramanlarımız her zaman ki gibi zirveyi zorluyorlar.

Baskı: Ateş Şarkısı (Ateş, #9)

Serinin dokuzuncu kitabında artık herşey bir nihayete ulaşacak ama bu yolda herkes büyük bir sınavdan geçecek . Özellikle de Mac. İlk bölümde Sinsar Dubh Mac'i ele geçiriyor. Mac'in içinde büyük bir savaş var. Bir tarafta herşey yok etmek isteyen Sinsar Dubh bir yandan kara delikler ile dünya büyük tehlikede. Dan bir çok açıdan aynı ama o da arada kalmış halde. Yaradılış Şarkısı geri alınamazsa dünya büyük bir yıkıma girecek. Bunu engellemek için herkes bir şekilde birlik olmak zorundadır. Kitap çok iyiydi. Mac'in ilk bölümdeki azmi hayranlık uyandırırken , Dan'in yaşadıklarını anlatmaya sözler yetmez. Barrons ile Ryodan için söylenecek o kadar çok şey var ki..Karakterler kitapta resmen canlanıyorlar. Her bir bölüm de kelimeler akıp gitti. #alıntı "Cehennem,Jean-Paul Sartre'ın iddia ettiği gibi,başkaları değildi. Karanlık ve sessiz bir ortamda sonsuza dek kendi düşüncelerinizle kalmaktır." "Umut cennette çıkan bir merdiven,korku cehenneme açılan bir kapıydı. Bizler durmadan bu ikisinin arasında bocalıyorduk." "İyi ve kötü diye bir kavram yoktu. Sadece güç ve seçenek vardı. Güç onu yönlendirdiğiniz yere doğru akıyordu."

Baskı: Beni Yeniden Sev (Cedar Ridge #1)

On yıl sonra kasabaya geri dönen Lily ile kasabanın itfaiyecisi ve arama-kurtarma görevlisi Aidan'ın tekrardan yaralarını sarma ve aralarinda ki kıvılcımın tekrar ateş almasının hikayesi. Aslında bir aile hikayesi. Birlik ve beraberliğin zorlukların üzerinden gelmelerinin hikayesi. Yazarın romantik tarzını severim. Maalesef bu kitapta bir eksiklik vardı. Cümleler o hissiyatı pek vermedi maalesef. Zaman geçirmek için kafa dağıtmak için okunabilir.

Hedef Sensin
9/1020.01.2020

Baskı: Hedef Sensin

Gecenin bir yarısı koridordan gelen sesler ve kapısının kurcalanması üzerine tek yaptığı yardım etmek olan Güçer,ertesi sabah kendini bir cinayet soruşturmasının içinde bulmuştur. Yardım ettiği kişi ise tahmin ettiğinin aksine komşusu değil hiç kimsenin tanımadığı biridir. Gazeteci Zeynep ise yatağında vahşice öldürülmüş olan kadını gördüğünde kendini kaybetmiştir. Katil kimi,niye hedef almıştır tam bir muammaya dönerken, Güçer ile Zeynep'in yakınlaşması da kaçınılmaz olacaktır. #kitapyorumu Evet bu tarzı özlemişim. Okurken de büyük keyif aldım. Fakat bu demek değil ki eksiklikleri yok. Mesela polisiye kısımlar fazla matematiksel geldi bana. İyice hesaplanmış gibiydi. Yine de bu benim merakımı köreltmedi. Ammavelakin kahramanların kişisel hayatlarının ve duygularının aktarılması kısmına söyleyecek tek bir sözüm bile yok. Müthişti. Zaten yazarın bu tarzda gayet iyi olduğunu daha önceki kitaplarından biliyoruz. Kısaca ben güzel bir kitap okumanın mutluluğunu yaşıyorum. Bu tarzın sevenlerine kesinlikle tavsiyemdir. #kitapalıntısı "Hiç duymadın mı, kalp devreye girince akıl hükmünü kaybediyor." "Aşkı büyük yapan küçük ayrıntılarıydı. Gerçek aşksa,ayni kişiye defalarca aşık olmaktı."

Yükselen Şarkı
8/1020.01.2020

Baskı: Yükselen Şarkı

Başpatroniçe olan Paige Mahoney bunun için büyük bedeller ödedi ama daha işi bitmedi. Jaxon saf değiştirdi. Düşmanları Paige'in ufak bir hatasında tepesine binmek için bekliyor. Muhalif sesler durmuyor. Bazılarına göre Paige gerekli gaddarlığı gösteremiyor. Oysa ki Paige daha büyük bir sorunu çözmeye uğraşıyor. Durugörücüler büyık tehlikede ama bazıları bunu kabul etmemekte. Artık saklanmak çözüm değil. Savaşmanın tam zamanı. Yoksa yıkım tüm durugörücüleri yakalamak üzere. Paige çevresinde güvendiği insanları toplasa da Gardiyan ile işler iyi gitmiyor. Güvensizlik tohumları ekildi çünkü. Ranthen kendi müttefikleri için yeraltı diyarına gidecek. Refaimleri ikna etmek ise kolay olmayacak. 🕢🕓 Elimden bırakamadan okudum kitabı.Hep bir aksiyon halindeydi kahramanlarımız. Londra da başlayan hikaye önce Manchester sonra da Edinburgh'a devam etti. Son noktada ise heyecan tavan yaptı. Paige karakter olarak bazen beni yıprattı ama her zaman kendini toparlamayı bildi. Diğer karakterlerde haklarını verdiler. Mecera burada bir virgül koydu. Yeni macerayı ise merakla bekleyeceğim. #kitapalıntısı "Taşa dönüşecektim. Buradaki insanlar için,büyükannem ve dedem için,kendim için. Sion'u paramparça edecektim, tıpkı onların sevdiğim ülkeyi parçaladıkları gibi. Hayatımın geri kalan her bir gününü alsa da."

Kaplan! Kaplan!
9/1020.01.2020

Baskı: Kaplan! Kaplan!

Jaunt yaparak uzak mesafelere ışınlanılabilen bir çağda,Gully Foyle'un bir gemi enkazı içinde uzayda hayatta kalmaya çalışmasıyla başlıyor kitap. Tam kurtarılma umudu doğmuşken Vorga adlı geminin onu görmezden gelmesi ile kendini geliştirip kurtarmayı başaran Foyle bir intikam yolculuğuna başlamış oluyor. Bu intikam yolculuğu bize, insanın ne kadar gelişirse gelişsin doğası ne gerektiriyorsa onu yaptığını anlatıyor. Genel olarak macera dolu olan bu yolculuk zaman zaman anlatım açısından kafa karıştırsa da bir çırpıda okunabiliyor. Bazı bölümlerde ki karakterin yaşadığı kafa karışıklığı ise insan doğasından başka birşey de değil aslında. #alıntı "Domuz gibi çürüyorsunuz alayınız. İçinizde çoğu var ama azıni kullanıyorsunuz. İçinizde milyon var ama kuruş harcıyorsunuz." "Size harcatmak için savaş olması gerek. Düşünmeniz için sıkışmanız lazım."

Baskı: Karanlığın İçinde (Meredith Gentry#7)

Serinin yedinci kitabı da bir çırpıda bitti. Aksiyon her kitapta çağ atlıyor. Bu kitap ise bence Meredith için dönüm noktası. Ne yapmak ve ne olmak istediği belli artık. Sadece önünde engelleri kaldırmalı. Bu engeller ise onun ölmesini herşeyden çok istediği kesin. Gözünü hastanede açan Meredith ile başlıyor kitap. Düşmanları hep bir oyun içindeler. Bir şekilde ya Meredith'e yada yanındakilere zarar vermek üzere oynanan bir oyun bu. Bunun içinde herkesi kullanabilirler. Meredith içinse tek bir gerçek var: Bebeklerini ve sevdiklerini yanında tutmak. Daha fazla kayıp yaşamak istemiyor. Bunun içinde elinden geleni ardına koymadığı kesin. Seri yetişkin bir seri. Ben severek okuyorum ama yaşı küçük olan arkadaşların okumak için biraz beklemelerini tavsiye ederim. "Tanrıça aynı anda bir sürü şeydir. Ölüm olmadan yaşam olmaz,karanlık olmadan ışık var olamaz,acı çekilmeden ümit olmaz." "Herkes erkeklerimle sıradışı deneyimler için birlikte olduğumu sanıyordu ama bezen yaşanan en değerli anlar en sıradan olanlarıydı."

Watership Tepesi
8/1020.01.2020

Baskı: Watership Tepesi

Bir grup tavşanın bir felaketin eşiğindeki kolonilerinden ayrılıp kendilerine yeni bir yuva kurma maceralarını anlatıyor kitap. Fiver'ın bazı özel yetenekleri var. Bu yetenekleri ortaya çıktığında ona inanan en yakın arkadaşı Hazel oluyor. Kabileyi uyarmaya çalışsalarda Şef tavsanları onları dinlemeyince uyarabildikleri birkaç tavşanla birlikte kaçıyorlar. Tüm bu yolculuk boyunca da birçok macera ile karşılaşıyorlar. Maceraları yeni yuvalarını bulmalarıylada bitmiyor tabi ki. Bu sadece ilk kısım. Kalanı ise daha büyük olaylara gebe. Kitabın fabl tarzında olması tavşanların gerçek yaşamlarından ayrı bir şekilde anlatılmasına da neden olmamış.Tam tersi gerçek yaşamlarının bir yansıması. Geleceği görebilen tavşan kısımları hariç 😉tabi ki; bu da kitabın fantastik dokunuşu olmuş. Arada anlatılan hikayeler ise kitapta zevkle okuduğum yerlerin başında geldi. Her karakter kendine özgü yapıdalar. Kimi cesur,kimi korkak, kimi güç düşkünü. Bu kitabı tek düzelikten çıkarıyor. Kim derdi ki tavşanlar bu kadar vahşiler. Oysa ki onlar ponçik yumuş yumuş sevilesi canlılar olmalıydılar. Bir sürü düşmana karşı; kuvvetli iç güdüleri,organize yapıları ve dövüş yetenekleri ile hayatta kalmaya devam edecekler. İyi bir macera olmasına rağmen fazla ayrıntıya boğulmuş bölümler vardı. Bazen sıkıldım ama sona doğru kitap öyle bir hız kazandı ki; her bölüm sonunda merakım katlanarak arttı.

Baskı: Zamanın Dönüşümü

#ruhlarüçlemesi 'nin ardından hikaye kaldığı yerden devam ediyor. Tek farkla bu sefer kahramanlarımız Matthew de Clermont'un oğlu Marcus ile Phoebe Taylor. Phoebe vampire dönüşecek ama bu dönüşüm için herşeyin kurallar göre olmasını istediklerinden dönüşümden itibaren 90 gün ayrı kalmalılar. Bu ayrılık süreci Marcus için çok zor geçecek. O'nun ipliklerindeki karmaşa Diana'yı huzursuz edecek ve Marcus'un Amerikan Devriminden Fransız İhtilaline oradan günümüze uzanan hikayesini bizlere sunacak. Bu sırada arka planda tüm kadro aktif halde. Özellikle ikizler küçük olmalarına rağmen şimdiden kendilerine has özellikler sergilemekte. Bu Diana ve Matthew için endişe kaynağı. Birde tabi ki Baldwin'i unutmamak gerekli. Kitap çok akıcı ve enteresan bilgilerle doluydu. Özellikle Marcus'un yaşadıkları kitabı daha da ilginç kılmakta. Her karakterin kendine has özellikleri ile harmanlanınca okumaktan zevk aldığım bir kitap oldu. Bakalım yazar bundan sonra kimin hikayesi ile bizim karşımıza çıkacak. Merakla bekleyeceğim.

Baskı: İşkencecinin Gölgesi (Yeni Güneş Kitabı - I)

Bu nasıl bir dünya böyle. Karanlık, masalsı ama vahşi... Biz şimdiden yüzbinlerce yıl sonrasını okuyoruz fakat ortaçağ gibi. Dünya değişmiş ama eskiye evrilmiş gibi. Yaşananları İşkenceci çırağı Severian'ın güncesinden okuyoruz. Severian bir mahkuma merhamet göstermesi sonucu ki bu meslekleri için en büyük suç, Loncadan uzaklaştırılır. Macera da burada başlıyor. Karşılaştığı kişiler ile gördüklerini okurken gerçeklik ile hayal arasında, karanlıkta kalacaksınız. Benim için hem merakımı cezbeden hemde yoran bir uslubu var. Okurken hep bir karanlıktaydım mekanların bende uyandırdığı his hiç açık ve net değil. Pusun içinde ama film gibi net. Her sahne, kitabın kapağını kapattığımdan beni beynimde dönüyor. Kitabın hem dili ağır hemde tarzı. Yabancı kaldığım bir çok kavramla beraber ağdalı bir anlatımı var. Bunlar beni devamı için ürkütse de öyle bir çekiciliği var ki kitabın devamı içinde sabırsızlanıyorum.

Mahşer
9/1002.01.2020

Baskı: Mahşer Sansürsüz Tam Metin

Herkes bilir ki King korku romanları yazar. Bu kitap ise daha çok postapokaliptik. Ölümcül bir virüs insanları çok hızlı birşekilde etkilemiş ve hayatta kalanlar ise kendilerine bir yol-yoldaş aramaya baslamışlardır. Burada insanlar iki gruba ayrılacaklar. İyiler ve kötüler. Yolunu seçmek sadece kişilerin kendi elinde belki de rüyalarında. Bu salgından kurtulanlar rüyalarında iki zıt gücün çarpışmasıni yaşamakta. Ağırlıklı olan taraf kişinin kendisi ile ilgili. Kitabın karanlık tarafı da burada zaten. Tam metnini okuduğum kitap her sayfasında bana farklı hisler yaşattı. Bu kadar az insan kalmışken yine neyin kavgası bu diye sorgulatıyor. Kalabalık bir kadro ve her bir bireyin farklı hikayeleri var. Bu hikayeler ise ortak noktada toplanacaklar. Yollarını seçmek ve bu uğurda yine bir savaş vermek zorundalar. Kitabın kalınlığı bence gözünüzü korkutmasın. Okuyucuyu sonu belli olmayan,iyi bir macera bekliyor. Kitapla ilgili daha bir dünya şey yazabilirim. Kişileri, olayları fakat bunları yazarsam burası yetmeyecek. En iyisi siz okuyun diyorum....

Baskı: Mim Hanesi (Kemik Mevsimi #2)

Gözümün önünde halen kitaptaki sahneler uçuşurken spoiler vermemek cok zor olacak. #kemikmevsimi nde ki kaçış sahnesinden başlıyoruz. Kurtulan diğer durugörücülerle birlikte geri dönen Paige Londra'da en çok aranan kişi olmuştur. Eski yaşantısına patronu Jaxon'ın yanına dönmek zorunda kalır. Yoksa hayatta kalamayacaktır. Kendi hayatının idaresini almaya çalışırken çeteler arasında dengeler bozulur ve yeni bir başpatron-patroniçe seçilecektir ki bunun sorumluluğu da Paige yüklenmek istenmekte. Bir yandan da Refaimler Gardiyan'ı bulmasını istemektedir çünkü Paige'in peşinden Londra'ya geldiğindrn beri ondan haber alınamamıştır. Tüm bu gelişmeler altında tehlike çok büyük çünkü Paige elini taşın altına koymaya karar verecektir. Kitabın ilk çeyreği,Paige'in olaylara dahil olmasını ve hikayenin çerçevesinin oluşması aşamasında biraz yavaş gitse de son çeyrek bir film gibi aktı gitti. Özellikle son bölümünü okuyunca merakım bir sonraki kitap için tavan yaptı. Bu yüzden serinin üçüncü kitabını da çok ara vermeden okumak istiyorum. İhanetlerin, cinayetlerin, ikili oyunların ve düşmanların kol gezdiği bu dünyada dostluk ta var sevgi de ama bunları göstermek ölümünüze sebep olabilir. Heyecanın son sayfaya kadar arttığı bir kitap okumak isterseniz hiç kaçırılmayın.

Karanlığın Sol Eli
9/1026.12.2019

Baskı: Karanlığın Sol Eli

Kitabı okurken duygudan duyguya sürükledim. Yazarın zekasına hayran oldum. Kızdım, sıkıldım, heyecanlandım, hüzünlendim ama sonunda iyi ki okumuşum dedim. Kitapla ilgili o kadar çok şey söyleyebilirim ki... Tüm bu okuma süreci benim için zorlayıcı geçti. Farklı bir dünya, farklı zaman kavramı,farklı bir toplum yapısı. Buna rağmen bu eseri ortaya koyan yazara hayran kalmamak elde değil. Kış gezegenine, başka bir gezegenler topluluğudan bir elçi gelmesi ile burada ki yapıyı görmeye başlıyoruz. Bu gezegende kişiler cinsiyetsiz hatta gelen erkek elçi onlara göre sapkın. Gezegen deki hayatta bu androjen yapı gibi. Herkes herşey ama herkes hiçbir şey. Kitabın devamı ise hem karmaşa hem de bir macera... Kitabın konusu ile ilgili yazdıklarımdan birşey anlamamış olabilirsiniz. Kitabın arka kapağından okuyun. Hissettirdikleri ise; geceyarısını geçmesine rağmen halen kitabı düşünmemden pay biçerseniz eğer paha biçilemez. ☆Kitabı okuyacaklara önerim ise; tüm değer yargılarınızı, insanlığınızı bir kenara atın. "Hayatı mümkün kılan şey sürekli,dayanılmaz belirsizliktir; yani bir sonra ne olacağını bilememektir." "Ulaşılacak bir sonu olan bir yolculuk iyidir ama asıl önemli olan yolculuktur."

Baskı: Kaçak Protokol (Katilbot Günlükleri #3)

Nam-ı değer Katilbot adının medyada çok geçmesi yüzünden istediği yalnızlığa bir türlü kavuşamıyor. Bunun en iyi yolu ise GrayCris şirketine açılan davada saģlam kanıtlar bularak Dr.Mensah'a yardım etmek. Bunun için yeni bir maceraya doğru yol alıyor. Bu macerada kendi gibi ama kendi olmayan başka bir botla arkaşlık kuruyor. İnsanları mı yoksa görevi mi öncelikli olacak ve bir bot insanlarla nasıl bir bağ kurabilir gibi sorularla başa çıkmaya çalışacak. Seride ki en düşündürücü kitap buydu diyebilirim. Bazı şeyleri botun karakterinde sorgulatıyor. Bu açıdan ve aksiyonun yüksekliği açısından çok sevdim. Diğer kitabı merakla bekliyor olacağım.

Baskı: Yapay Koşullanma (Katilbot Günlükleri #2)

Kendine verdiği isimle Katilbot'umuz ikinci macerasında katliam yaptığı olayın iç yüzünü araştırmak için bir yolculuğa çıkıyor. Kendine bu yolda birde arkadaş ( kendisi böyle adlandırmasa da) buluyor. Diyalogların bu sefer daha espirili olduğu kesin. Özellikle GAT ile tanışma kısmı ki kitabı okuyan bunun ne anlama geldiğini bilecek😂. Hızlı bir bilimkurgu macera istiyorsanız bu seriyi kaçırmayın...

Baskı: Tüm Sistemler Çöktü (Katilbot Günlükleri #1)

Bir çırpıda okuyabileceğiniz,düşündürücü bir macera. Kendini heckleyen ve emirlere sadece kendini açık etmeyecek kadar uyan bir androidin hikayesi.

ÖncekiSayfa 2 / 44Sonraki