İlkind
@İlkind

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Baskı: Bataklık Kralının Kızı

Küçük yaşta kaçırılan ve bir bataklıkta yaşamaya mahkum edilmiş bir kız ve bundan iki yıl sonra doğan bebeği. Aradan geçen yıllar ve bir kurtuluş. Hikayemiz ise bu kaçırılan kız değil. Hikayemiz O’nun kızı Helena. Helena büyük zorluklar geçirdikten sonra kendine bir hayat kurmuş bu hayatında onun Bataklık Kralı’nın kızı olduğunu bilen yok ve ansızın babasının hapisten kaçtığını öğrenmesiyle her şey tepe taklak olmuş. Helena ise herşeyi geride bırakacak ve babasının peşine düşecek. Biliyor ki onu sadece kendi bulabilir. Açıkçası kitapla ilgili hiç bir beklentim yoktu. Hatta bu tarz bir kitabı okuma havamda olmadığımı bile düşündüm. Oysa o kadar yanılmışım ki. O karanlık havasına rağmen elimden bırakmadan okudum. Özellikle çocuklukta yaşadıklarını anlattığı bölümler çok ilginçti. Bazı yerlere çok değinilmemesi olaya daha fazla gizem havası katarken merakınızın artmasına da sebep oluyor. Kitapta ki karanlık havanın halet-i ruhiyem üzerinde ki kötü etkisine rağmen güzel bir kitap okudum. Tek kusuru kahramanın ağzından yazılması olabilir ki konuya dalınca bunu bile göz ardı edebildim.

Baskı: Benim Yerim Senin Yanın (Crown's Spies, #4)

#crownsspies #crownsspiesseries Serinin dördüncü kitabı da eğlenceli karakterleri ile okundu bitti. Aklımda fazla bir şey kalmadan eğlenceli zaman geçirtti. Seri de genel olarak karakterler bağlantılı. Biri birinin kardeşi diğeri kaynı falan...Orta bir konu bütünlüğü de var. Her kitapta karakterlerin bazı özellikleri var. Burada da ana kadın karakter Alesandra fazlasıyla bir iş zekasına sahip. Malum olduğu üzere kitabın dönemi açısından bu kadınlara tanınan bir ayrıcalık değil. Buna rağmen kovarak zekası ile işlerini yürütüyor. Tek başa çıkamadığı şey ise evlenmek zorunda olması. Yoksa General İvan ile istemediği bir evliliğe sürüklenecek. Bunun için vasisi Alesandra’yı geçici bir süreliğine oğlu Colin’in yanına gönderir ki bunun altında yatan sebep kendince çöpçatanlık yapmaktır. Bunun farkında olan Colin işi yokuşa sürünce Alesandra ikinci planını yürürlüğe sokar ve kendine bir koca arayışına girer. Bundan hiç hoşnut olmayan Colin işin doğası sonucu Alesandra ile evlenecektir. Bu arada aksiyon devam etmekte İvan Alesandra’yı kaçırma girişimlerinde bulunacaktır. Birde kadınları öldüren bir katilimizde var ama diğer konular altında çok ezildi. Daha iyisini beklerdim açıkçası. Kitabın en iyi yanı diyaloglar ile aile ilişkilerinin sıcaklığı. Erkekler birbirine laf sokmaktan geri kalmasalarda her zaman birbirlerine sadıklar. Kadın karakterler ince bir zekanın ürünü. Dirayetli ne istediklerini bilen karakterler. Yazarı seviyorsanız zaten bu seriyi okumuşsunuzdur. Serinin ilk kitabını ayrı bir sempatim var ama tüm seri için de duygularım aynı aslında. Eğer historical romans seviyorsanız bu seriyi tavsiye ederim. Sağlıcakla kalın kitapla kalın.

Baskı: Hanım Hanımcık (Wynette, Texas #2)

SEP seviyorum. Hatta yazarın tüm kitaplarını unutup yeniden okumak isterdim. Belki bu kitap duygular açısından çok yoğun olmada da eğlence açısından tam bir SEP. İngiltere’deki bir kız okulunun müdiresi olan Leydi Emma peşindeki talibinden kurtulmanın tek yolunu bir skandal yaratmakta bulmuştur. Teksas’ta onu karşılayacak kişi ise dünya çapında ünlü golfçü Kenny olacaktır. Kenny’ nin kim olduğunu bilmeyen Emma ile aralarında ki eğlenceli olaylar okumak zevk veriyor. Kitapta ki diğer karakterler olmasa eksik kalırdı. Özellikle Torie ve Dex. SEP’i çok sevenler açısından biraz hayal kırıklığı olsa da en kötü haliyle bile okunur. Kitapla kalın mutlu kalın.

Baskı: Mezarların Çağrısı(David Hunter, #4)

Kitap sekiz yıl öncesinden daha David’in eşi ve kızı ölmeden önce olan bir vaka ile başlıyor. Üç genç kız kayıp ve faili başka bir cinayet mahallinde yakalanmış. Üç kızdan birinin cesedi bulunmuş ama diğer ikisinin nerede olduğu meçhul. Bu aramalar sırasında olaylar karışır katil hapse gider ama iki kızın yeri bulunamaz. Sekiz yıl sonra katil hapisten kaçar ve David yine kendini olayların içinde bulur. Yazarın ilk iki kitaptaki şablonu buraya da uymasına rağmen daha üstü kapalıydı. Kitapta daha çok aksiyon vardı. Özellikle nedenler kısmı tahmin edilebilirlik sınırlarında değildi. Bir laf var” her şey göz önündeyse mutlaka kaçırdığın başka bir şey vardır” işte yazar bunu çok iyi işlemiş kitapta. Sadede gelirsek ben yazarı severek okuyorum. İlk paragrafı yine tekrarlayarak, umarım yazarın daha çok kitabını okuruz diyorum. Kitaplarla kalın mutlu kalın.

Maymunlar Gezegeni
9/1022.04.2020

Baskı: Maymunlar Gezegeni

Arkadaşlarla başladığımız #bilimkurguklasiklerietkinliği nde çok gerilerde kaldığımı üzülerek itiraf etsem de bu ay etkinliğe geriden de olsa devam etmeye başladım. Malum hepimizin kafası bir dünya,ev işleri arttı hatta okumak yerine sadece boş boş bakasım geldiği bir noktadaydım. Beni bu durumdan uzaklaştıran ise elimden bırakamadan bitirdiğim bu kitap oldu. Maymunlar Gezegeni 1963 yılında yazılmış bilimkurgu temelli bir distopya. O yıllar için bence büyük bir fantastik zekanın ve sorgulamanın eseri. Tanımlamak için daha alengirli terimler bulmaya uğraşmayacağım😉Tek kelime ile ŞAHANE Öyle bir gelecek hayal edin ki, uzay yolculukları ile başka gezegenlere gidebiliyorsunuz. Kitap tam buradan uzayda tatillerini geçiren çiftin uzay boşluğunda bir şişe bulması ile başlıyor. Şişeyi açınca okudukları ile hikayenin içine dahil oluyoruz. Üç gezgin 2500 yılında üçyüz ışık yılı uzakta olan başka bir yıldıza yolculuk yaparlar. Dünya üzerinde 300 yıla tekabül eden bu süre uzay gemisindekiler için iki yıl sürer. Dünya’ya fazlası ile benzeyen bir gezegene iniş yaptıklarında ise karşılaşacakları şeye aslında hiç hazır değillerdir. Bu gezegende insanlar ile maymunlar medeniyet açısından yer değiştirmiş durumdadırlar. Ulysse arkadaşlarından ayrı düşecek onu yakalayan maymunların içinde kendini ifade ederek mahkumiyetinden kurtulmaya çalışacaktır. Kitabı okurken daha bir çok açıdan sorgulamaya başlıyorsunuz. Özellikle insani duygularınız hırpalanıyor. Gerçek anlamda empati kurmanızın yolunu açıyor. Ve geleceğe dair korkularınızla yüzleşiyorsunuz. Kitabın sonu ise asıl vurucu kısmı oluyor. Son olarak, daha önce Bilimkurgu okumadıysanız başlamak için çok iyi bir seçim olacaktır. Sağlıcakla kalın....

Vahşi
8/1022.04.2020

Baskı: Vahşi

Yazar her zamanki tarzından farklı olarak fantastik bir kurgu ile bizlerle. Daha önce bu kurguyu bir yere kadar okumuş olmama rağmen kitap olarak okumanın yeri bir farklı oluyor. Zaten yazarın kalemine hayranım. Özellikle kadın karakterlerin sert, kendine yeten tavırlarını okuyucuya çok güzel yansıtıyor ve ben bu tarz karakterleri okumayı çok seviyorum. Gelelim kitabımızın konusuna. Büyük bir ihanete uğrayan Prens Ros kendini Vahşi bölgede bulur. Vahşi bölgede yaşamak çok zorlu. Ros ve Zek daha ilk andan itibaren zaten zor durumdalar. Karşılarına Val’in çıkması ise onlar için büyük bir şans olacaktı. Kitapta birçok karakter var ve her bir karakterinde bence kendine ait müthiş hikayeleri var. Bu kadar çok karakter olmasına rağmen ana karakterler çok güçlü. Val ise yaşadıkları ile ayrı bir kitap konusu. Tek sıkıntım son olayların çok hızlı akması. Oysa daha ayrıntı isterdim. Neyse ki hikaye burada kalmayacak ve devamı gelecekmiş. Ben de merakla bekleyeceğim.

Baskı: Ölülerin Fısıltısı (David Hunter, #3)

Serinin üçüncü kitabında David araştırmalarına devam etmek için Tennessee’ye gider. Bu gidiş aynı zamanda İngiltere de başına gelenlerden uzaklaşmak için bir fırsat. Adli Antropoloji Merkezi namı değer Ceset Çiftliği’ nde çalışmalarını sürdürürken akıl hocası Tom bir cesedi incelemesi için çağrılır. Ona eşlik eden David kendini karmaşık olayların içinde bulacaktır. Kitap genel anlamda boğucuydu. Olaylar çok yoğun işlenmiş. Birde buna ana karakterin ruhsal bunalımı da girince kitabın anlatımını daha da arttırıyor. Bu durum okuma hızınızı ve merak duygunuzu hiç etkilemiyor merak etmeyin. Serinin bir kitabı daha kaldı okunmayan. Yazarın hep aynı şablonu kullandığı ile ilgili düşüncem bu kitapla son buldu. Katili tahmin etmek bir yana olayların örgüsü bile tahmin edemedim. Sadece bana çok tanıdık gelen bir tını vardı kitapta. Sağlıcakla kalın kitapla kalın.

Baskı: Kemiklerin Şifresi (David Hunter, #2)

Serinin ikinci kitabı da bitti. Yazarın olayları kurgulamasına BAYILDIM. Resmen kitabın sonunda “yok canım bu kadar da olmaz” dedirtti bana. Öyle çetrefilli bir olay kurgulamış ki resmen okurken zevkten dört köşe oldum. (Polisiyelerde nasıl olur bu demeyin, oluyor🧐)Tek sıkıntı bazı şeylerin çok belirleyici olması ama bununla ilgili kesin kararımı üçüncü kitaptan sonra vermeye karar verdim. İlk kitaptaki olaylardan sonra Jenny ile Londra’ya taşınan David adli tıp işine devam etmekte. Son görevinden sonra dönüş yolunda yanarak ölmüş bir vaka için Runa adasına gider. Burada ki görevi cesedin cinayet kurbanı olup olmadığını anlamaktır.

Baskı: Ölümün Kimyası (David Hunter, #1)

Rs’den çıkmanın en iyi yolu bence iyi bir polisiye okumaktır. Bir de polisiyeye ek adli tıpta eşlik ediyorsa değmeyin keyfime. Kitap üç yıl önce David Hunter’ın eşini ve kızını bir trafik kazasında kaybetmesinden sonra asıl işi olan adli tabipliği bırakıp küçük bir köy olan Manham da doktorluk yapmak için gelmesi ile başlıyor. Ancak ormanda bulunan bir kadın cesedi ile buradaki hayatı karışacaktır. İstemeden de olsa eski işini yapmak zorunda kalacak. Kitabın gerilim dozu gayet yerinde. Özellikle tıbbi açıklamalar kafa karıştırmadan ama açıklayıcı bir şekilde yazılmış. Kasaba halkının o kendine has tarzı ise okunmaya değer. Polisiye kitaplarda katilin kim olduğunu bulmaya pek takmam. Benim için gidişat daha önemlidir. Buna rağmen artık katiller konusunda pek yanılmıyorum. Burada ise ihtimal dahilinde olan kişilerin ilişki ağı bence çok iyiydi. Kitapta ayrıca paranormal dokunuşlar olduğunu da belirtmeden geçemeyeceğim. Herkese keyifli okumalar.

Baskı: Kalbim Seni Unutmuşken

Merakla beklediğim Karmen'in hikayesini nihayet okudum. Karmen ekibin tek kadın üyesi. Haliyle benim beklentim yüksek. Hatta zirvelerde... O karizmatik yakışıklı adamların yanına da süklüm püklüm biri yakışmaz zaten. Sert işini bilen ama içten -sonradan anlayacağımız üzere yaralı bir kadın Karmen. Maceranin diğer kahramanı ise karşımıza ilk Macaristan'da çıkacak ki bu sonradan okuyacağız ki Hakan ile tanışıklık aslında daha eskiye dayanmakta. Daha fazlası spoiler... Macera hiç hız kesmeden neredeyse diğer kitaplarda ki tüm kahramanlarımızla beraber devam ediyor. Yine kötüler ile iyilerin büyük savaşı var. Dostluk, fedakarlık, arkadaşlık ve büyük bir aşk var. Kitabın sonunda ise yeni hikayeler için bende büyük beklenti var. Acaba Fatih bey bu sefer kimin hikayesi ile gelecek. Açıkçası şu anda diğer kitapları yeniden okuma isteğim depreşti.

Baskı: Amerikan Vampiri - Cilt 1

Aşktan gözü dönmüş,parlayan, beyaz atlı prensvari vampirlerden sıkıldıysanız kanlı,karanlık, sıkı bir vampir okumak istiyorsanız sizi buraya alalım. İntikam,hırs,şöhret,bolca kan ve vahşet sizi çağırıyor. Çizgi roman dünyasının daha bir bebek okuyucusu olarak hikayenin örüntüsü, geçtiği zaman, çizimlerde ki ayrıntılar ve benim hayal gücüm birleşince resmen kırk bölümluk dizi çektim okurken. Kısaca ben bayıldım gelsin ikinci cilt....

Baskı: Gideon (Gece Gezginleri #2)

#gideon da ilk kitaptaki kahramanlarımız halen bizimle sadece burada asıl kahranlar binlerce yıllık hayatında sifa dağıtan Gideon ile iblis kralınin kizkardeşi Magdelegna. Her iki kitaptada mühürlenme,birbirlerine karşı sahiplenme, azılı düşmanlar, duridler,vampirler ,kurtadamlar ,büyücüler ve bol bol yetiskin içerik var. Bu tarzda beklenebilecek tüm ayrıntiları bulursunuz. Karakterleri ve türleri güzel betimlenmiş. Özellikle türleri anlatirken kafa karıstırmayacak nitelikler eklemiş. Anlatım olarak benim odaklanma sorunumdan dolayı belki de bayılmadım ama devamı çıkarsa okurum. Tabi ki diğer kahramanları merak ettiğim için okurum. (Yazarin sitesinde seri 6 kitap ve yazarın başka bircok kitabı da var.) Özellikle ilk kitapta ki Isabella karakterini çok sevdiğimi ve iblisler için süt kavramına çok güldüğümü belirtmeden geçemeyeceğim. Keyifle kalın

Baskı: Jacob (Gece Gezginleri #1)

Bu tarzda ki fantastikleri seviyorum.İblisler var , soylarının tükenildiği düşünülen Duridler var. Güzel bir kızımız sert bir oğlumuz var. Severek okudum :) zamanın başlangıcından beri dünyada olan gece gezginlerinin bazı kuralları var. Bunlardan en önemlisi insanlara yaklaşmamak. Bu kuralı bozanlar ise karşılarinda infazcı olarak bilinen Jacob'ı bulurlar. Fakat bu sefer Jacob bir insana bulastı. İsabella bu iblis ırkın tüm tabularını yıkacak ve yeni bir sayfa açacaklar. Bu olurkende büyük maceralara yelken açacaklar.

ŞE7T4N
9/1030.03.2020

Baskı: ŞE7T4N

Kitapla ilgili söyleyebileceklerim o kadar çok ki; hepsi buram buram spoiler kokuyor. O yüzden kitabi tarif etmek için tek kelime kullanacağım: BAYILDIM Bu günlerde okumak benim için zorlayıcı olmaya başladı. Hatta bu yüzden okuma sürem yayıldı. Hatta ben kitabın hakkını bile verememiş olabilirim. Buna rağmen her sahne gözümün önünde tek tek canlandı. Senelerce seyrettiğim Amerikan korku sinemasına ait birçok materyal bu kitapta toplanmış gibiydi. Bu da kitaba bir aşinalık kattı. Kısaca konudan bahsedecek olursak; bir yanda kötü adamımız Manx ve arabası Wraith ile kendi düşsel yolculuğunun varış noktası Noelistan ile bisikleti ve kapalı köprüsü ile kaybolmuş şeyleri bulabilen Vic'in uzun zamana yayılan çarpışmalarını okuyacaksıniz. Bu öyle bir hikaye ki kim iyi kim kötü çatışması bile yaşayabilirsiniz okurken. @burcununkitaplari ile #okumaetkinliği nin #mart ayı kitabı olarak listemizde olan bu kitabı eğer #korku #gerilim seviyorsanız bekletmeden okumanızı tavsiye ediyorum. Keyifli okumalar herkese... #alıntı "Masumiyet de aslında göründüğü gibi birşey değildir. Masum küçük çocuklar sineklerin kanatlarını koparır,bunda sakınca görmezler." "O kaçık puşt her günün Noel olmasını istiyor ama ben ona Dört Temmuz'u kutlatacağım."

Baskı: Locke & Key, Vol. 1: Welcome to Lovecraft

Benim gibi çocukluğu hariç çizgi roman pek okumamış bir gabinin bile gözlerinden kalplerin fışkırmasına sebep oldular. Allahtan geçtiğimiz hafta fuardan @selkoray 'in da (bizi ÇR batağına sürüklemeye kararlı kendisi😉) tavsiyesi ile Locke &Key alınmıştı. Diziyi de seyretmedim zaten yemek yaparken elime aldım bir göz gezdireyim dedim ve sonucunda benim yemek yalan oldu.😞😞😞 Ocakları kapatıp kahvemi yapıp keyifle okudum. 😎😎😎 Aslında nasıl yorum yapmalıyım bilmiyorum ama bildiğim birşey var ki o da okurken aldığım zevk. Bu kadar her sayfada merakımın artacağını hiç tahmin etmezdim.

Baskı: Üçe Kadar Say (Jess Tennant 3)

Jess yine burnunu başkalarının işlerine sokmaktan geri kalamıyor. Çünkü o kendi sorunlarından böyle uzaklaşıyor. Ayrıca problemleri çözmek bence en büyük zevki. Tarih dersinde yollarının kesiştiği Gilly ortadan kayboluyor. Jess olayların içine sürüklenmiyor resmen dalıyor. Bunlar olurken özel hayatı da kargaşa halinde. Babası geri gelmişti ama olanlardan dolayı Jess onun annesine yaklaşmasını istememekte. Noel tatili için sevgilisi Will'de geldi. Malum aile ilişkileri karman çorman. Bir yandan Gilly'i ararken Will'in babası olan polis şefi Dan ile sürtüşmesi kaçınılmaz oluyor. Genel olarak sevdigim bir seri #jesstennantserisi .Karakterlerin yaşlarının küçüklüğü gözüme batmayacak kadar mantıklı karakterler çünkü. Bence burada yetişkinler daha ergenvari takılıyorlar. Bir önceki kitaba göre aksiyonu bir tık düşük fakat karakter gelişimi açısından ise tam kıvamında. Çeviri yada edisyondan kaynaklı bazı sorunlar hissetsemde kötü diyemem. Serinin şu ana kadar çıkan son kitabı bu....

Baskı: Tüm Kapıları Kilitle

"Herşey çok güzel gözüküyorsa mutlaka altında bir çapanoğlan yatıyordur." Kitabın kapağını bu düşünce ile kapattım. Kitabın kahramanı Jules'un hayatında ki herşey tepetaktak olmuşken önüne mükemnel bir teklif çıkar. Üç aylığına New York'un ünlü binası Bartholomew'daki bir daireye bakıcılık yapacak ve yüklü bir paraya kavuşacaktır. Bazı kuralla ise ilk başta sorun bile değildir çünkü zaten zor durumdadır. Çok kısa bir sürede ise tuhaflıkların farkına varıp başından büyük işleri kurcalamaya başlar. Kitap çok hızlı okunuyor. Macera tadı gayet yerinde. Kitapta gizem son ana kadar kendini korurken gotik tarz aslında çok gerçekçi bir şekilde son buluyor. Bana seneler önce seyrettiğim bir filmi anımsattı bağlandığı son açısından. Bu sıralar yeni çıkan kitaplar beni hayal kırıklığına uğratmadı. Teşekkürler @ithakiyayinlari

Baskı: İlk Aşk İlk Günah

Film tadında,dramatik bir polisiye kurgu okumak istiyorsanız kaçırılmaması gereken bir kitap. Kitabın birçok yerinde duygularınıza hakim olamayacaksınız. O duygusal sahneler olmasa sıradan bir Amerikan polisiyesi bile olabilirdi fakat yazar o duyguları çok iyi yansıtmış. Son çeyreğe geldiğimde olayı zaten çözmüştüm ama o son sahne yok mu? Beni benden aldı. Büyük sırlar ve cinayetler; her alınan karar ve sonuçları... Okulun en popüler kızı onaltı yaşındayken kaybolur. Bundan ondört yıl sonra katil bulunurken en yakın arkadaşı Geo ise yardımdan beş yıl hapse mahkum olur. Beş yıl sonra aynı şekilde cinayetler işlenirken Geo gerçeklerin ağırlığı altında ezilmekte. Fakat gerçekler anlatılanlardan daha kan dondurucu ayrıntılara sahiptir.

Frankenstein
7/1025.03.2020

Baskı: Frankenstein

Mart ayının #ithakibilimkurguklasikleri okuma etkinliğinin kitabıydı Frankenstein. İlk başlarda okurken sıkılsamda sonrasında merakım galip geldi ve son yarısı bir çırpıda bitti. Okuması diyalogların azlığı ve karakterlerin halet-i ruhiyelerini anlatma kısmındaki ağdalı yapı yüzünden sıkıntı verebiliyor ama diline alışınca akıp gidiyor. Bildiğimiz yada hayal ettiğimiz,çesitli vesilelerle seyrettiğimiz Frankenstein filmlerini unutun. Asıl hikaye bambaşka. Arzularının peşinden gitmenin, yaptıklarının yükümlülüğünü alabilmenin ve büyük hezeyanların hikayesi. Bu açıdan bilimkurgu kategorisi kitabı tanımlamıyor bence. Daha çok yazıldığı çağında getirisi ile gotik yönü ağır basıyor. Victor'un yaratığının sorumluluğunu alamaması bu kitabın genel teması bana göre. Okurken kitabın ana karakterine "sorumluluğu üstlenemeyeceksen hiçbir şey yaratmayacaksın" diyecek birilerini aradım durduğum ise bir gerçek.

En Güzel Hatam
8/1025.03.2020

Baskı: En Güzel Hatam

Fuardan alındı ve bir çırpıda bitti. Rachel arkadaşının şerefsiz sevgilisi sanarak, ağzına geleni saydığı kişinin asistanlığını yapacağı öğretmen olduğunu anlayınca,yaptığı hatanın farkına varır. Profesör Caine ile ilişkileri bu hatanın üzerine kurulsada onların geçmişleri aslında çok eskilere dayanmakta. Kitap eğlenceli bir anlatıma sahip. Özelliklede Rachel'in açık kişiliği ile istediğini bilen tavrı iyiydi. Buna rağmen Rachel aslında kapalı bir kutu. Her karakterin sırları var. Biz bunu kitabın sonuna doğru öğreniyoruz. Kısaca kitap akıcı,kafa dağıtmak için birebir,anlatım olarak sert bir tarzda. Güzel bir günümüz romansı okumak istiyorsanız kaçırmayın. Çeviri içinde @tubazkat 'a teşekkürler...

Nehrin Sonu
9/1025.03.2020

Baskı: Nehrin Sonu

Hollywood'un gözde çiftinden biri vahşice öldürülür diğeri de hapse girer. Çiftin kızları Olivia ise bu olayın tek görgü şahididir. Yıllar sonra vakaya bakan ve çok etkilenen polis memurunun oğlu Noah bu olanlari yazmak ister. O gece ile ilgili halen sis perdesindeki hatıralın etkisinde ki Olivia tüm gerçekleri öğrenmeyi arzulamaktadır. Kitabın ilk çeyreği karakterlerin gelişimini aktarırken son yarısı aksiyon macera tadında geçiyor. Sonu tahmin edilebilir bir polisiye olması okurken verdiği zevki ise hiç azaltmıyor en azından benim için. Severek okuduğum bir #noraroberts kitabı oldu. Kitabın baskı yok bu arada. İkinci el bulabilirseniz okumanızı tavsiye ederim.

Baskı: Son Nefes (Dedektif Erika Foster, #4)

Nihayet uzun zamandır beklediğim #erikafoster serisinin 4.kitabı geldi ve ben elimde ki kitabı bırakıp #sonnefes 'i bir solukta okudum. Yine her zamanki gibi sert, ağzı bozuk, kafasının dikine giden ana karakter Erika'ya bayıldım. Bazen sinirlendim ki bu özel hayatı kısmındaydı. Kitap aktı gitti. Bunun için bir alkışta çevirmenimiz @dagli_asli ya gelsin 👏👏👏👏 Bundan sonrası #spoiler içerebilir ona göre okuyun😎 Başıbozuk Erika artık başka bir birimde. Malum üstleri ile iyi anlaşamıyor pardon anlaşmaya uğraşmıyor bile, demeliydim😉Ammavelakin sevgilisi (burada da Erika ayrı bir vaka ) Peterson ile birlikteyken gelen bir cinayet ihbarı ile onunla olay yerine gider. Tabi ki burada yine bildiğimiz Erika gibi davranarak Sparks ile boğaz boğaza gelir. Kitabın ilerleyen sayfalarında öyle şeyler okuyacağiz ki ; Erika aştın kendini derken yazık Sparks'a diyecek boyuta geleceksiniz. Gelelim cinayete. Katilimiz kitabın başından beri belli zaten. Genç kızları sosyalmedya aracılığı ile buluşmaya ikna edip onları vahşi bir şekilde öldürüp çöp konteynerlarına bırakan bir psikopat. Biz, katil bu cinayetleri işlerken gelişen olayları okuyoruz. Eğer katil gizemini korusun ben tahmin edeyim tarzında bir polisiye okuyucusu iseniz sizi tatmin etmez. Yok ben her türlu polisiye severim derseniz kitabın akıcılığı on numara.💯 Bu kadar yorum üzerine tahmin edersiniz ki ben bu seriye bayılıyorum ve tavsiye ediyorum...

Derin Sular
9/1025.03.2020

Baskı: Derin Sular

Ve yine "Bir Dedektif Erika Foster Romanı" ile karşı karşıyayız. İkinci kitaptan sonra burnunun dikine giden dedektifimiz kendini Bromley Polis Karakolu'nda buluyor. Burada üzerinde çalıştığı dosya için araştırma yaparken küçük bir kıza ait kemikler bulmasıyla olaylar başlıyor. Polisiye olarak güçlü kadın karakter sevdiğim aşikâr. Erika öyle bir karakter. Sorumluluk sahibi ,sert ve mimli... Her açıdan baskı altında. Nasıl mı? Alın size örnek; "Mendebur aptalın tekisin! Nasıl olur da bir insan işinde bu kadar başarılıyken özel hayatında bu kadar aptal olur?" (Çevirmeni Aslı hanıma sevgiler 'mendebur' ne diyeceğim de diyemiyorum. Çünkü cuk oturmuş) "Erika,kedilerin bile canları tükenir. Geriye kalan canlarını akıllıca kullan." Konu güzeldi,sonu az çok tahmin edilesi ama işlenişi iyidi.

Fantastes
8/1025.03.2020

Baskı: Fantastes

En nihayetinde #unutulmusfantastikklasikler serisinin ilk kitabı #fantastes bitti. Kitap Anados adlı gencin vasisinden kalan anahtarla açtığı dolapta bir peri ile karşılaşması ile başlıyor. Bu karşılaşmanın gecesinde Anados kendini periler diyarında buluyor. Burada başından geçen olayları hikaye şeklinde okuyoruz. Kitap diyalogdan uzak, şiirlerle betimlenmiş bir ulaşılamayan ideal hikayesi aslında. Bazen bu kadar tek düze okumak zorlayıcı olsada her olayın sonunda "işte şimdi olacak -olmalı" merakı ile kitaba ara vermeden devam ediyorsunuz. Okuduğum her sayfa bir yerlerden tanıdık geldi. O his bu kitabın fantastik dünyanın ilk adımları olmasının bir sonucumudur bilemem ama güzel bir tını bıraktı bende.

ÖncekiSayfa 1 / 16Sonraki