İlkind
@İlkind

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Şenlik Ateşi
6/1010.12.2019

Baskı: Şenlik Ateşi

Yıllar sonra büyüdüğü kasabaya bir çevre avukatı olarak dönen Abby'nin hikayesini okuyoruz. Bu dönüş onun eski yaralarını da tekrardan kanatacak. Eski olaylar, kayıplar ve gizlenmiş gerçeklerle dolu bir hikaye. Optimal Şirketini araştırmak için kasabasına dönerken Abby aslında geçmişinde ki hayaletlerinde peşinde. On yıl önce ortadan kaybolan Kaycee,kirli bir su havzası,hastalanan insanlar. Gerçekler, yalanlar ve politikanında bulaştığı bir ortam da çabalayan biri olarak Abby ise hem zorluklarla hem de kendi ile yüzleşecek. Genel olarak hikayeyi beğensemde anlatımdan dolayı okurken sıkıntı yaşadım. Abby'nin buhranlarını anlatan iç sesini okurken sıkıldığım bile oldu. Aksiyon sadece son bölümde vardı. Kitabın en iyi yanı ise konusuydu. Fakat güzel bir aksiyon macera okumaktan ziyade daha çok ana karakterin iç dünyasını okudum. Özellikle gerçekleri arama çabası,bunun için herkese rağmen uğraşması ise iyi tarafıydı kitabın. "Geçmiş,anlattığımız bir öyküdür sadece ve tüm öykülerin bir sonu olmalı.

Baskı: Deniz Kızı (Patrik Hedström, #6)

#patrikhedström serisinin altıncı bizde çevrilen son kitabı. Fjällbacka'da cinayetler hız kesmiyor. Erica'nin arkadaşı Christian'ın kitabı Denizkızı yayınlanmış ama acaba Erica O'nu yeterince tanıyor mu? Bir yandan da Christian'ın da yakın arkadaşı olan Magnus ölü bulunuyor. Bu iki olay arasında ki bağlantı büyük sırlar barındırıyor. Bir yandan son zamanlarda sıkıntılar çeken Patrik, bir yandan ikizlere hamile Erika ve bir yandan da çözülmesi gereken bir cinayet davası. Kitabın son çeyreğine kadar herşey üstü kapalı bir şekilde veriliyor okuyucuya. Bazı olayları tahmin edebilir bazı olaylar ise okurken sizi şaşkına çevirebiliyor. Bu açıdan güzel ilerliyor ama sonu.... Öyle bir yerde kaldı ki kitap Patrik ve Erica için nasıl netileneceği büyük bir soru işareti. Kitap iki yıl önce yayınlandığına göre serinin devamı umarım en kısa sürede yayınlanır da bu meraktan kurtuluruz.

Baskı: Saklı Çocuk (Patrik Hedström, #5)

Serinin bu kitabında saklı kalmış sırlar açığa çıkmakta. Okurken bazen kahkaha attım bazen hüzünlendim. Belki de seride en sevdiğim kitap bu oldu. Patrik babalık izninde. Erica kitabını bitirmeli fakat aklı bulduğu günlüklerle,zıbın ve madalya da. Tam bunlar olurken kendi halinde ki tarihçi ölü bulunuyor. Patrik'in aklı işinde olmasına rağmen Maja'ya bakmalı. Erica ise halen annesinin hayaletinin peşinde. Tüm bunlar birleşerek öyle bir yerde bağlanıyor ki .... Benden bu kadar gerisi kitapta 😉

Baskı: Yabancı (Patrik Hedström, #4)

#patrikhedström serisinin 4.kitabını da an itibari ile bitirmiş bulunmaktayım. İskandinav polisiyelerini sevdiğimi artık sağır sultan duymuştur sanırım. Karakterlerin anlaşılamaz soğuk yapısını,olaylara olan direkt yaklaşımlarını seviyorum. Bu seride en sevdiğin kısımlar ise karakterler. Bu sefer Patrik'in elinde çözmesi gereken iki cinayet vakası var. İki vaka da çözülmeyi beklerken ortalık bayağı karışıyor aslında. Diğer yandan Erica düğünlerini planlamakta ve kız kardeşinin girdiği buhrandan bir an önce çıkmasını istemekte. Bu kadar polisiye okuyunca kitabın gidişatını tahmin edebiliyorsunuz ama yazarın olayı bağlama şekli için bu bilinirlik sizi hayal kırıklığına uğratmıyor. Özellikle bir yeri var ki okurken hem müstehak sana diye kahkaha attım hemde üzüldüm.

Baskı: İskoç Esareti (Campbell Trilogy #3)

güvensizliklerin yarattığı karmaşa ve bir ihanetin kitabı olmuş. on yıl önce haksız yere ihanetle suçlanan Duncan suçsuzluğunu kanıtlamak için artık geri döndü. ilk işide ona ihanet ettiğini düşündüğü Jeannie'nin yanına gidip sorularına cevap bulmak. Jeannie'in ise sakladığı büyük sır bu ihanetle alakalı değil. Genel olarak bir historical romanstan beklenen herşey olmasına rağmen beni anlatımı çok etkilemedi oysa konu gayet iyiydi fakat duyguların yoğunluğuna erişemedim.

Kehanet Vaatleri
9/1001.12.2019

Baskı: Kehanet Vaatleri

Zamanında #startrek gibi bilimkurgu filmlerini zevkle izlemişseniz bu kitap tam bize-size göre. Her ayrıntıyı gözünüzde canladırabiliyor ve kitapta ki karakterlerle birlikte kitabı adeta yaşıyorsunuz. Zaten yazar bir çok karakteri sizi sıkmadan betimliyor. Okurken karakterler ve yapılar size tanıdık geliyor çünkü bilimkurgu yada fantastik temalı birçok filmde bunlarla karşılaştınız. Belki biraz kopyacı ama kurguyunun oturduğu tema gayet güzel. Yıldız Efendisi olan bir zamanların uzay pilotu Dünyalı Simon (ki kendisi binlerce yıldır değişmemiştir) kadim kehanetin gerçekleştiğini görmenin peşinde Maqlaan ile beraber büyük bir maceraya atılıyor. Kehanete göre başka bir galaksinin ve bununla beraber zenginliği kapıları açılacak. Bilinç transferi sayesinde artık insanlar ölümsüz. Dünya da yaşam gökyüzünde ve uzayda ki kolonilerde sürmekte. Sıçramalarla ve kapılarla artık binlerce ışık yılı mesafeye ulaşabiliyorlar. İnsanlığın ve diğer üç ırkın ise kapısında bekleyen büyük bir tehlike var. Barbarlar... Bundan sonrasını kitabın sayfaları arasında keşfedeceksiniz ve eminim okuduğunuza pişman olmayacaksınız.

Baskı: Sonbahar Fısıltıları

Serinin 14.kitabı da bitti. Hemde öyle bir yerde bitti ki... Bu sefer D'Artigo kızkardeşlerden Delilah'nın tarafindan olaylara bakıyoruz.Sonbaharın Efendisi'nin hizmetinde ki görevini yaparken başlıyor kitap. Büyükanne Coyote'nin kızlardan araştırmasıni istediği önemli bir sorun var ve bu arada bir peri kız kayıp. Tüm bunların üzerine ise Öte Dünya da işler kızışıyor,Elf toprakları tehlikede. Kendi hayatlarında ise hem yeni gelen bebeklerle mutlu olurlarken büyuk kayıplarla da başa çıkmak zorundalar. Her zaman ki gibi akıcı,heyacanlı ve aksiyonu bol kitabın. Özellikle kardeşlerin tüm sorunlara karşın birbirine olan bağlılığını okurken umudu da veriyor. Umarım serinin devam kitaplarını da biran önce okuyabiliriz.

Londra Nehirleri
8/1001.12.2019

Baskı: Londra Nehirleri

Hayali dedektif olmakken, kendini teşkilatta resmi adı bile olmayan doğaüstü olayları araştıran Başfüfettiş Nightingele'in çırağı olarak bulan Peter Grant'ın hikayesi. Cinayet bölgesinde gördüğü bir hayalet ile başlıyor herşey. Londra'da garip bir cinayetler serisi var. Birbiri ile alakası olmayan kişiler vahşice öldürülüyor. Bu tuhaf cinayetlerle beraber büyü yeniden hortluyor. Peter ise hem büyü konusunda eğitim görmeli hem de polis olarak görevini yapmalı. Genel olarak kitabı sevip sevmediğime kara veremedim. Açıkcası okurken olaya tam dalıyorsunuz, aksiyon başlıyor ve birden Peter'in iç sesinin olayın büyü yada kimyasını anlatan kısmının girmesiyle şaşkına dönebiliyorsunuz. Bu açıdan seri ile ilgili kesin kararımı ikinci kitabı okuduktan sonra vermeye karar verdim. İşin ilginç yanı ise Peter'in bu şaşkın tavuk hali ile olayları çözümlemede ki keskin duyuları benim en sevdiğim kısımlar oldu. Bir de dilinin keskinliği ki burada @dagli_asli ya teşekkür etmeli. Bu bir sonra ki maceraya karşı merakımı kamçıladı. Okurken eğlenmedim desem yalan olur ama sanırım kitapla ilgili beklentim daha farklıydı. Bunun da ikilemde kalmamın yegane nedeni olduğu kanısındayım. Artık ikinci kitap için beklemekten başka çare yok...

Gece Gelen
8/1001.12.2019

Baskı: Gece Gelen

Yemek kitabı yazarı Ava yaşadıklarından sonra ıssız sahil kasabasındaki yeni evi olan malikanede başına gelenleri okuyoruz. Ava birçok şeyden kaçıyor en önemlisi kendinden kaçıyor. Yeni taşındığı malikane ise onu sanki sarıyor. Malikanenin ilk sahibi olan Kaptan Brodie ise Ava'nın evde beklediği bir konuk olmasada bir sığınak oluyor. Bu arada o malikanede yaşanan ölümleri öğrenirken kendinden önce orada kiracı olan kadının ardında bıraktıkları ise bu işin peşine düşmesine sebep oluyor. Aslında yazarın tarzının dışında olmasına rağmen benim sevdiğim paranormal dokunuşlar iyiydi. Polisiye ve gerilim açısından üst noktada değil ama olayların gidişatı da iyiydi. Tahmin edilebilir bir kurgu olmuş. Kitabın sonundaki o son dokunuşu ise sevdim. Kitapla ilgili büyük beklentiniz olmazsa zevkle okuyabilirsiniz. "En karanlık sırlarımızı kendimize saklıyor,en çok da sevdiğimiz insanların bilmesini istemiyorduk." "Sırlar insanlara söylemediğin gerçeklerdir."

Parfümün Dansı
8/1001.12.2019

Baskı: Parfümün Dansı

Kitap,ülkesinin kralı iken kurallar gereği ilk yaşlılık belirtisiyle yerini başkasına bırakmak için ölmesi gereken Alobar'ın yaşama azmi ile başlıyor. Buna mütaakip ölümsüzlük dürtüsünün peşinden koşan Alobar birçok yaşamı içine alarak ölümsüzlüğün peşinde koşuyor. Kitabın ilerleyen bölümlerinde karşımıza çıkan yeni karakterlerde bu idealin bir şekilde ya içindeler yada olayların gelişimi ile dahil oluyorlar. Genel olarak kitap hızlı ilerlese de son çeyrekte durağanlaştı. Özellikle Dannyboy'un kuramı kısmı. Son birkaç sayfa ise çok yüzeyseldi. Oysa Kudra'nın yaşadıkları ilginç bir o kadar da hayal gücünü zorlayabilecek bir yapıda. Parfümle alakasına gelirsek; insanların hatıralarının koku ile daha çok harekete geçtiği kuramına dayandırımıştı. Ve kitabın başından beri asıl kahraman olan #pancar ise kitapta da değinildiği gibi "vücuda girdiği gibi çıkar" . İnsan da yaşamında pancar gibi olmalı. Bizi törpüleyen herşeyin aslında doğallığımıza vurulan bir darbe olduğudur. Üzerine çokça düşünülebilecek olan kuramların bize pancar,parfüm ve ölümsüzlük olarak aktarıldığı bu kitabı okumak benim için güzel bir deneyim oldu. Okuma etkinliğinin bana farklı tarzlar kazandırmasını ise bu yüzden seviyorum. #alıntı "İyilik- kötülük hikayesi her zaman sahtedir. Evrende olsun,ruhlarımızda olsun,yer alan olay;kötülüğe karşı iyilik değil,eskiye karşı yeni,daha doğrusu,modası geçmişe karşı kaderdir."

Aşk Olsun 2
8/1001.12.2019

Baskı: Aşk Olsun 2

Sıcacık ,samimi,dostluk ve aşk dolu iki kitap. Aile olmuş insanların hikayeleri. Daha önce ebeveyinlerinin hikayelerini dinlemiştik. Yazar şimdi bize çocukların hikayelerini anlatıyor. Kimi delidolu kimi naif ama hepsi birbirleri için canlarını verecek insanların güzel hikayeleri. Hepimizin isteyebileceği dostluğun, sevginin olduğu bu güzel kitapları okumak beni gülümsetiyor, sizi de mutlu edecektir.

Aşk Olsun -1
8/1001.12.2019

Baskı: Aşk Olsun -1

Sıcacık ,samimi,dostluk ve aşk dolu iki kitap. Aile olmuş insanların hikayeleri. Daha önce ebeveyinlerinin hikayelerini dinlemiştik. Yazar şimdi bize çocukların hikayelerini anlatıyor. Kimi delidolu kimi naif ama hepsi birbirleri için canlarını verecek insanların güzel hikayeleri. Hepimizin isteyebileceği dostluğun, sevginin olduğu bu güzel kitapları okumak beni gülümsetiyor, sizi de mutlu edecektir.

Baskı: Atlantis'in Kalbi (Poseidon Savaşçıları #8)

Serinin son kitabı. Merakla beklenen bir karakterdi Alaric. Aslında beklentim daha büyüktü biraz altında kaldı. Buna rağmen aksiyonu bol bir kitap okudum.

Baskı: Kıyamet Polisi (Kıyamet Polisi Üçlemesi 1)

Dünyanın sonu geliyor. Düzen farklılaşıyor. İnsanlar son aylarını nasıl geçirmek istediklerini planlıyor. Kimisi o güne kadar yapamadıklarının peşinde kimisi ise son günlerini güzel geçirmenin peşinde. Tüm bu karmaşada işine bağlı kalanlarda var. Bunlardan biri de Dedektif Hank Palace. Sonu gelen dünyada intiharlarda artmakta fakat bunlardan biri Palace'ın zihnini bulandırıyor ve olayın üzerine gidiyor. Bu araştırma sırasında ise insan davranışının farklılaşması neden ve niçinlerin değişime uğraması Palace'ın işini karmaşıklaştırıyor. Bir yandan da kardeşi ile ilgili konu kahramanı zorluyor. Genel olarak konunun kahramanın ağzından anlatılması beni yordu. Bu anlatım tarzını sevmedim fakat garip bir soğukluk ve çekicilik vardı kitapta. Çok iyi bir polisiyeden ziyade durumun çaresizliği kitabı okumaya itiyor sizi. Farklı bir bakış açısı var kitabın. Bilimkurgu kısmı ise sadece dünyaya çarpacak olan meteorla sınırlıkalmış şimdilik. Devam kitaplarının nasıl gelişeceğini ise bekleyip göreceğiz.

Baskı: Güneşi Yanında Taşıyan Adam

Kitabın ilk sayfalarında ki şimdiki zamanın hikayesi anlatımını geçtikten sonra olay örgüsüne öyle bir kaptırdım ki kendimi, elimden bırakamadan bitirdim. Yapay zeka Nuit tarafindan yönetilen dünya da duygulara yer yok ama insanlar bir tür mutluluk içinde yaşatılıyor. Buna uymayanlar ise beton ormanın da. Dünya ile ilişkisini kesmiş olan Mars kolonisi de bu arada tekrardan iletişime geçmiş durumda. Han insani zaafların yönetilmesinden hoşlanmadığı için Nuit'i aldatmanın bir yolunu bulmuş ve en iyi arkadaşı olan Zia ile bir düzen kurmuşlar. Ta ki Zia, Han'ı güneş adlı bir tür uyuşturucu ile tanıştırana kadar. Kitap buradan sonra başlıyor aslında, hikaye sizi avucuna alıyor ve öyle bir yerde bitiyor ki devamı olmalı bunun mutlaka diye düşünüyorsunuz. Ben yazardan kafamda ki soruların cevaplarını bekliyorum açıkçası. Umarım bu kitaba bir devam yazılır.

Baskı: Gölgeler Kraliçesi (Cam Şato #4)

Celaena artık Terrasen varisi Aelin ve bu kimliğini kabullenmesi ile birlikte intikamı üzerine yoğunlaşıyor. Bunu yaparkende büyüyü serbest bırakmalı. Karşısında her zamankinden daha kötü ve güçlü düşmanları var. Bir bütünün parçaları olmak yolunda müttefikleri ile bir arada. İlk büyük savaşını ise şimdi vermekte.

Baskı: Ateşin Varisi (Cam Şato, #3)

Her kitap bir öncekinden daha heyecanlı olmaya başladı. Celaena artık kendi kimliğini kabullenme yolculuğunda. Artık karakterler iyice oturdu. İçlerinde sevdiklerim ve sevmediklerim olduğu gibi bazı karakterlerin gelgitleri beni çileden çıkardı.

Baskı: Karanlık Taç (Cam Şato, #2)

Celaena artık kralın süikastçısıdır. Fakat krala karşı büyük bir öfkesi aynı zamanda da korkusu vardır. Bu korkuya rağmen yapacaklarıondan geri kalmaz . Kendi doğruları ile kapana kısılmış durumda. Bu karmaşanın içinde bir andanda kalbini koruması gerekmekte.

Baskı: Cam Şato (Cam Şato, #1)

Celaena bir süikastçi ve yakayı ele vermiştir. Bir yıldır hapsedilmişken Prens Dorian ve yüzbaşı Westfall tarafından özgürlüğü için bir teklifle oradan çıkabilecektir. Bu teklifsonrası onu büyük bir macera beklemektedir. Kitap bana başka bir seriyi anımsattı açıkçası. Buna rağmen gayet güzel işlenmişti

Baskı: Kötülük Kariyeri (Cormoran Strike, #3)

#cormoranstrike serisinin üçüncü kitabı da bitmiş bulunmakta. Seri de bir kitap daha var ama daha bizde çevrilmedi. Umarım kısa zamanda yayınevi bu konunun üzerine çalışır. Açıkçası serinin en karmaşık kitabıydı. Strike bu sefer geçmisinden gelen düşmanları ile karşı karşıya ve Robin tehlikede. Geçmişin hesaplaşmaları ile birlikte katil intikam almanın peşinde. Bunun için Strike herkesi karşısına alacak. Kitabın sonu ise diğer maceralar için umut veriyor.

Baskı: İpekböceği (Cormoran Strike #2)

Serinin ikinci kitabında Strike'ın işleri açılmış nam-ı dilden dile dolaşmakta. İs yerinin üst katına taşınmış sekreteri Robin'le bir düzen oturtmaya başlamışlar. Roman yazarı olan Owen Quine ortadan kaybolması ve karısının onu bulması için Strike'ı tutması ile olaylar başlıyor. Strike Owen'ı ararken vahşice katledilmiş halde cesedini bulmasıyla kayıp vakası bir cinayet davasına dönüşür. Yazarın olayları incelikle kurgulamasına ve katilin sona doğru kahramanın zihninde belirmesi haricinde pekte ip ucu vermeyen yapısı gayet iyiydi. Kitapta ki her karakteri sevmekle beraber Strike'ı ilginç Robin'i ise sempatik ve azimli buluyorum. Serinin gidişatından kopmamak için ara vermeden üçüncü kitaba başlayacağım.

Baskı: Guguk Kuşu (Cormoran Strike, #1)

Polisiye okumayı özlemişim. Özel Dedektif Strike'ın bu açığı iyi kapattı. Eski bir asker olan Strike, ünlü bir manken olan ve intihar ettiği sonucuna varılan Lula'nın vakasını ele alması ile hikayemiz başlıyor. Strike'ın olayı ele alışı karakterleri analizi okuyucunun farklı açılardan bakmasını saģlarken, özel hayatında ki çalkantılarda hikayeye daha gerçekçi bir hava katıyor. Kitabın sonu ise gayet iyi bağlanmış. Şimdi ara vermeden serinin ikinci kitabına geçme vakti...

Baskı: Bayan Ukala (Wynette, Texas #1)

Biraz kafamı dağıtayım diye başlayıp elimden bırakaman bitirdiğim bir kitap oldu Bayan Ukala.Yazarı çok sevmeme rağmen nedensiz bir şekilde bu kitabı okumak içimden gelmemişti oysa... Güzelliği ile birşeyleri elde etmeye alışkın olan Frencesca'nın kendini bulma yolunda başından geçenleri çok fazla karakterle ve nedenleri ile beraber okuyorsunuz. Her karakterin kendine has bir hikayesi var. Her karakterde sahsına munasır derler ya o cinsten. Romantik dram diyebiliriz. Çok eğlenceli bir romantik komedi değil.Ana karakterler bu kitapta gerçekten bıktırıcı olmasına rağmen merakla bir sonraki sayfaya çeviriyorsunuz. Ben okurken çok eğlenmedim ama sıradanlığın dışında kalan yapıyı sevdim.

Kumsalda
10/1030.09.2019

Baskı: Kumsalda

3.Dünya Savaşının ardından sonlarını bekleyen bir grup insanın,hayatla son kez yüzleşmelerini anlatan post-apokaliptik bir dram. Kuzey yarımkürede hayat bitmiş ve radyoaktif bulut Avusturalya'ya doğru ilerlemekte. Burada bulunan Amerikan denizaltısı kaptanı, Avusuralyalı istihbarat subayı ve bir bilim insanı ile onların çevrelerindeki insanların ailelerinin son günlerini son saatlerini anlatmış yazar. Kitap o kadar etkileyici ki ben halen etkisinden kurtulamadım. Sanki şu an ben de onlarla beraber dünyada ki son saatlerimi bekliyor gibiyim. Önümüzde ki günler bizlere ne getirir bilmesekte böyle bir sonla karşılaşmak insan yaşamının dünya üzerinden silinmesi çok mümkün. Bu yüzden kitap bu kadar etkileyici. Umalım ki savaşlar olmasın yoksa sonumuz bu yazılanlardan hiçte farklı olmayacak...

ÖncekiSayfa 3 / 16Sonraki