
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Yüzü Olmayan Adam (Fabian Risk, #1)
Acaba sosyal medya olmasaydı lise arkadaşlarımızın kaçını hala hatırlıyor olurduk? ( en az 20 yıl önce mezun olmuşsanız) Sınıf zorbalığının nerelere varabileceğini ve aslında kendi çocuğumun ne düşündüğünü belki de bilmiyor olabileceğimi öğrendiğim bir kitap daha bitirdim. Güzeldi. Ama katilin her işinin rast gitmesi bence eksi tarafıydı. Hele son sayfalar 😔 Kitabı okuyanlardan yardım bekliyorum. Hugo Elvin'in çekmecesinde ne vardı? Ben o bölümü atlamış olabilirmiyim diye geri dönüp baktım ama bulamadım. Sanki çok esrarengiz bir durum vardı ortada ama bir şey çıkmadı. Acaba devamı mı var?
Baskı: Gizli Tarih
Gerçekten güzel bir kitap daha okudum. Kitaplarımı zaten tavsiye üzerine aldığım için arka kapak yazılarını okumak vakit kaybı gibi geliyor. Bu kitabın da arkasını okumadan başladım. Nedense ben polisiye zannettiğim için ilk sayfaları çok tuhaf bir olaylar beklentisi içinde okudum. (ama bir şey olmuyor) Kitabın türünü en sonunda kavrayınca 🤭 ve ne kadar da güzel bir dil kullanıldığını farkedince elimden bırakamadım. Belli bir karaktere odaklanmak yerine ne de güzel yazmış diyerek okudum. Bir kaç sayfayı paylaşsam siz de hak verirdiniz, yazar insan psikolojisini çok gerçekçi ele almış. İlk kez bir yazarın yeteneklerinin nerelere vardığını takip edebilmek için başka kitaplarını almaya heves ettim. Sadece başka neler yapabiliyor diye... Bence o kadar güzeldi işte 👌
Baskı: 1Q84
Yazarın hatırladığım kadarıyla üç kitabını okudum. Okuduklarım konusundaki genel fikrim hemen hemen aynı ama özellikle bu kitapla ilgili bir hayal kırıklığım var. Benim gibi çok merak edip bana soranlara da fikir vermek için yazıyorum. Herkes okuyor, övüyor. Merak ediyorum. Pahalı ama bu kadar değerliyse kitaplıkta bulunsun çocuklar da mutlaka bir gün okur diyorum. Kitabın arkasında da "nefesinizi kesecek bir macera" gibi bir şeyler yazıyor. Almak farz oluyor. O heyecanla gelen kitap 1256 sayfa olmasına rağmen iki güne bitiyor. Kapağı kapatıyorum ve kendime soruyorum. Ben şimdi ne okudum? Size de soruyorum. 1256 sayfa iki günde bittiğine göre bu kitap iyi midir? Bu kadar sayfa okuduktan sonra hiçbir şey hissetirmeyen, etkilenmeyen kitap olabilir mi? Kitabı 2013 yılında okudum. Konusunu hala hatırlıyorum. Özellikle bir bölümünde mide bulandırıcı bir detaydan hiç gerekmediği halde bahsetmesinin sebebi neydi diyorum. Bunca yıl ve bu üç kitaptan sonra vardığım sonuç: Yazar çok akıllı. "Koşmasaydım Yazamadım" isimli kitabında orada koştum, burada koştum, şöyle koştum, böyle koşamadım diye diye kitabı okuttu bana. Gel gör ki içimden ne koşmak geldi ne de yazmak. Bence yazar bize bir şeyleri çok güzel anlatıyor ama yaşatmıyor, özletmiyor, hayal ettirmiyor, kızdırmıyor bile.
Baskı: Ritüel
Dört arkadaş yıllar sonra dostluk tazelemek adına birkaç gün sürmesi gereken doğa yürüyüşü yapmaya karar verir. Fakat bazı terslikler olur ve yollarını kısaltmak için ormanın içinden geçmeye karar verirler. Çok yanlış bir karardır. Yeni türler deniyorum. Bu yüzden yazarın Daire 16 kitabını okumuş, hiç sevmemiş, zorla bitirmiştim. Bu kitap bu türe verdiğim ikinci şanstı. Okurken bir çok kez aklımdan şunu geçirdim. Bu kitabı beğendim, çok iyi ama neden? Beni çok korkutmadı, sinirlerim gerilmedi, rüyalarıma girmedi ki okuyan çoğu kişi cidden korkacaktır. Hala tam cevabı bulamamış olsam da şöyle söyleyebilirim: Karakterler... Her türden insanı dört kişide özetlemiş. Okumaya başlayınca birinin tarafını tutup onun kurtulmasını umarak yolculuğuna siz de katılıyorsunuz. Çok fazla sıkmadan belli aralıklarla önemli olaylar olduğu için kopmuyorsunuz. Ben daha en baştan kimin kurtulacağını anladığım için onun tarafını tuttum. 🤭 Bazı konularda çok hak verdim. Ormanın içindeymiş gibi hissetmedim belki ama Luke sanki benmişim gibi hissettim. O öfke hali bana çok uzak değil Luke seni anlıyorum dostum. Hayatta ne önemlidir mesajını bir de bu açıdan bakarak görmüş oldum. Şu hayatta elektrik, su olmasa ne yapardım diye düşündüm. Bunun için daha donanımlı olma kararı aldım. Bazı şeyler bize hiç uzak değil. Sadece öyle sanıyoruz. Beni böyle etkilediyse güzel kitaptır okuyun derim. NOT : Bu yorumu yazdıktan sonra öğrendim ki filmi de çekilmiş. Çocuklar uyurken izleyebilirim. Özellikle çatı katı sahnesi nasıl merak ettim. Ama film çok korkutucu olacaktır eminim. Tırstım.
Baskı: O Gece
Kız kardeşini öldürmekten haksız yere 15 yıl hapse mahkum edilen Toni, çıktığında gerçeklerin peşine düşer. Hapse giriş ve oradaki ilk günleri o kadar güzel anlatmış ki ben daraldım. Kitap kötü diyemem ama ben özellikle Toni'yi hiç sevmedim. Sevmediğiniz, hareketlerini onaylamadığınız birinin hikayesini dinlemek zor. Hele ki ona acımak ya da üzülmek imkansız. Hal böyle olunca kitabı yarım bırakmamak için çok çaba sarfettim. Üstelik sonu da çok belliydi. Kitabın en başında karaktere giden yola " işte bu katil" diye ok işaretleri çizmiş yazar. Bence gayet vasat bir kitaptı.
Baskı: İnci
Bir saat içinde okunan bir kitap. Kısacık olduğu için konusundan bahsetmek neredeyse kitabı anlatmak olur. Sonu keşke daha farklı olsaydı. Nihayetinde inci Kino'nundu onunla istediğini yapmak hakkıydı. En sevdiğim bölüm: *Kino dünyanın en büyük incisini bulmuştu. İncinin özü insanın özüne karışınca ortaya tuhaf, kapkara bir tortu çıkıvermişti. Kino'nun incisi birdenbire herkesin düşü, hesabı, planı, yol haritası, geleceği, arzusu, ihtiyacı, ihtirası ve açlığı oluvermişti. Aradaki tek engel Kino'ydu. Kitabı okurken aklımdan pek çok düşünce geçti. Mesela insanoğlu ne kadar kötü gibi... Bence doğru olanı yapmak kolay, yanlış olanı yapmak çok zor ama nedense çoğu insan tersini düşünüyor.
Baskı: Dorian Gray'in Portresi
Dorian çok güzel bir adamdır. Onun dış görünüşünden ve saflığından etkilenen ressam Basil bir portresini yapar. Zamanla Lord Henry etkisiyle değişen Dorian diler ki o değilde bu portre yaşlansın. Bu kitabı gençken okumak başka, orta yaşı geçince okumak başka hissettirecektir. Hatta gençken okumak etkilemez bile belki. Çok etkilendim. Kadın ve erkek yaşamına karşı ayrı ayrı yapılan eleştiriler, kullanılan dil, üslup harikaydı. Sonu da güzeldi. Altı çizilecek çok yer vardı. Alıntı da yapmak gerekirdi. Ama merak edip okuyun daha iyi. Bu kitabı okurken neden sansürlenmiş ki diye düşünenler olursa diye not düşeyim. Kitapta eşcinsellikten açıkça bahsedildiği içinmiş. Kitabı okuyunca bunun günümüz için ne kadar komik bir durum olduğunu anlayacaksınız. Zira açıkça bahsedilmiyor. 🤦🏻♀️
Baskı: Aşk Hikayesi
Evet bu gerçek aşk. Nerede olsa tanırım. Gayet doğal, sıradan, günlük hayatın telaşı içinde, sürekli cinsellikten bahsetmeden. Çok güzeldi. Bazı cümleler artık benim aklımdan hiç çıkmaz sanırım. Ve son paragraf artık çocuklarımın bile gelip bana "anne ağlama" diye sarıldığı yer. Ama onu paylaşmıyorum. Çok gizli. Bu kitabın üstüne bu akşam artık bir şey okuyamam. Bir süre daha izi kalsın isterim. Bulun alın okuyun derim.
Baskı: Seni İçime Gömdüm
Kızılderili bir kızla evlenmeyi seçtiği için kasaba tarafından dışlanan bir adamın hikayesini anlatıyor kitap. Kız hasta, bunu bilerek evleniyor ve kasabada yaşayamadıkları için dağda yaşamaya başlıyorlar. İki yıl sonra kızcağız ölüyor ve adam karısını kasabada doğru dürüst gömmek istiyor. Uzun ve zorlu bir yolculuk başlıyor. Kitap okurken içine dalıp giderim hikayenin. Film izler gibi gözümün önüne gelir sahneler. O yüzden de okumak bir iş gibi gelmez bana. Oyuncuları ben seçerim. Ve kendi seçtiğim oyuncuyu beğenmeyecek değilim. Ama bu adam... O kadar sevmedim ki. Nefret desem yeridir. İnsan hayali bir karakterden nefret eder mi? Ben ettim. O yüzden de, belki kitap çok iyiydi, mesajda güzeldi. Belki siz okusanız adama acır, saygı duyarsınız. Öyle olması istenmiş belli ki. 😏
Baskı: Ruh Kırıcı
297 sayfa olan bu kitabın 245. sayfasına kadar ki düşüncelerim sırasıyla : * Ben mi konuya adapte olamadım yoksa çeviri mi kötü? ( hala bu fikirdeyim. ) * Yarım mı bıraksam acaba? bir sürü işim var, kızların da ödevi var onlara yardım ederim. * Atlayarak okusam, sonuna bir bakayım yeter, vakit kaybı. (Ama gururuma da yediremedim bu yazarın kitabını yarım bırakmayı. ) *Neyse bitirdikten sonra hemen satarım ben bunu, kitaplık doldu yer kalmadı zaten. Ve 245. sayfadan sonra vayyyy dedim. Bu muymuş? Niye? Sonra ne olmuş? Kurtulmuş mu? Ben de öyle yapardım ama bir sorsaydın canım bak yanlış biliyormuşsun herşeyi. Kitap 245. sayfadan sonra çözülüyor. Oraya kadar sabrederseniz ödülün güzel olduğunu düşünüyorum. Bence bu da psikolojik bir deneydi. Bu arada kitabı tabii ki satmayacağım.
Baskı: Haçlı Katil
Sürükleyici ve güzel kitaptı. Katil hikayede belirdiği an işte bu dedim. Katili biliyor olmama rağmen bunu yapmak için sebebi ne ve nasıl sonuçlanacak merakı öyle bir yerdeydi ki kitaba ilgimi kesinlikle kaybetmeden devam ettim. Zaten kitabı güzel yapan bu merak duygusunun sürekli devam ediyor olması. Sonlara doğru cinayetlerin sebebi anlaşılıyor ( cinayetleri kabul edilir bulmasam bile sebebini anlaşılabilir buldum) ama yazar bunu da burada bırakmamış, son satıra kadar katilin nasıl bir ruh halinde olduğundan sıkıcı olmayacak ama netleştirecek kadar uzun bahsetmiş. 'İntikam duyguları' diye geçiştirmemiş ve bunları nasıl başardığını sağlam bir temele oturtmuş. Katili yetenekli ve son sayfadan anlaşılacağı üzere çok zeki biri yapmış. Gözünü hırs bürümüş bir deli değil. İnsan psikolojisine dair ipuçları kitaba ayrı bir tat katmış. Dedektifin bu ipuçlarını ukala bir şekilde ve hava atarcasına değil bilim insanı ağzıyla anlatmasını çok iyi buldum. Karakter tam oturmuş. Ve yakalanma sahnesinde kitabın başından beri zekasını vurguladığı dedektifin bunu kullanması güzeldi. Çünkü böyle kitaplar da okuyoruz, yok değil. Hikaye boyunca zekisin, zekisin, zekisin hoooop son anda saçma bir tuzağa düşersinde yanında çalışan çırak bir küçük ipucunu takip ederek tam kilit noktada ortaya çıkar "zekisin" i kurtarır. Neyse, bu kitap böyle değildi çok mutlu oldum. İyi ki okudum.
Baskı: Gitti Ama Unutulmadı
Daha en baştan katilin kim olduğu belli olduğu için bütün gizem kaçtı diye düşündüm hatta birazda kızdım. Çünkü bu aralar sevmesem bile kitapları yarım bırakamıyorum. Ama ne büyük yanılgı! İyi ki devam edip okumuşum. Sonuna kadar o asıl gizemini korudu. İlk kez katilin kim olduğunu bildiğim bir kitabı merakla okudum. Keşke filmi de olsaydı dedim ama bazı bölümler filmi olsa nasıl izlenirdi ki... En sevdiğim tarafı hiçbir gereksiz tekrar, sıkıcı mahkeme konuşmaları olmaması. Kanlı Hesaplaşma isimli başka bir baskısı da var.
Baskı: Zaman Çarkı, 03. Kitap: Yenidendoğan Ejder [Tek Cilt]