bulbasaur
@bulbasaur

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Baskı: Sherlock Holmes - Akıl Oyunlarının Gölgesinde

İçerisindeki hikayelerin hepsi benzer malzemelerle kurulmasına rağmen keyifli bir şekilde okunuyor.(holmes'a müşteri gelir olayı anlatır,holmes anlatılanlardan ipuçları çıkarır watson şaşırır,bir maceraya karışılır eksik ipuçları da tamamlanarak olay çözülür)Bol bol dialog olması gereksiz tasvirlerin olmaması da akıcılığı arttırmış.

Baskı: Oğullar ve Rencide Ruhlar (Alper Kamu, #1)

Altı çizilecek cümleleriyle,lafı gediğine koyan baş karakteriyle,bir an sıkmayan anlatımıyla,orjinalliğiyle ve mizahi yönüyle müthiş bir kitap.

Baskı: Puslu Kıtalar Atlası

Son derece kaliteli bir kitap.Okuduğum en iyi yerli eserlerden biri. Kitabı parça parça okumamak lazım,kısa sürede bitirmeli.Çünkü ön plandaki karakterlerin hepsinin ana hikayeden önceki hayatlarını şöyle bir anlatmış yazar.Ara verildiğinde isimler birbirine karışabiliyor. İhsan Oktay Anar'ın leziz bir üslubu var,kitabın kurgusunu da çok zekice yapmış.İçinde felsefe de var.Velhasılıkelam naif bir kitap.

Kitap Hırsızı
7/1018.05.2015

Baskı: Kitap Hırsızı

Hem tatlı hem acı bir kitap. Liesel kadar tatlı, kitabın anlatıcısı "ölüm" kadar acı bir kitap. Edebi bir değeri yok fakat anlatımı fena değil,kurtarıyor. Film uyarlaması da Almanların aksanlı bir şekilde İngilizce konuşması dışında güzel bi uyarlama. Bi de kitapta çok keyif alarak okuduğum Hitler ile boks kısımlarını da koysalarmış daha iyi olacakmış.Hans Huberman'ı da anmazsak olmaz.

Şık
6/1018.05.2015

Baskı: Şık

Hüseyin Rahmi'nin "yanlış batılılaşma"yı konu edindiği romanı. İçindeki isimler "tip" olarak varlar tabi. Batılılaşmayı tamamen yanlış anlayan Şöhret Bey'in kendisine Madam Potiş tarafından çok değerli bir köpek diye ittirilen bir sokak köpeğinin başlarına açtığı belalarla sürüp gidiyor roman. Dönemin değerleri ve Hüseyin Rahmi'nin edebiyat amacı göz önüne alınarak beklentiye girilmeden okunmalı.

Baskı: Ölümden Daha Derin (Oak Knoll, #1)

Vakit geçirmek için fena olmayan,sürükleyici sayılabilecek bir kitap. Birçok açıdan yazarın "Psikopat" kitabına benziyor hatta onun değiştirilmiş versiyonu gibi. *** spoiler (kitabı okumayanlar uzak dursun) *** *Bir kadın başkarakterimiz var.Burda anaokulu öğretmeni diğer kitapta savcıydı. Bunlar kitabın sonunda kendilerini katille yüz yüze buluyor. Sonra da paçayı yırtıyorlar. İkisinde de tıpatıp aynı. *Sonunda bi heyecan yapmamız gerekiyodu galiba ama kurtulacağı ortadaydı. * Yaklaşık 100 sayfa kadar okuduktan sonra göze çarpan iki katil adayı vardı. Biri Farman isimli polis diğeri Peter Crane'di. Sonradan yazar okuyucuyu şüpheye düşürmek için Steve Morgan'ı ekled,.Bi ara hurdacı çıktı piyasaya ama tamamen şaşırtmak için yapılan bir hamle olduğu belliydi. Ortaya çıkana kadar Farman'ı bi adım önde görüyordum.Dişçi çıktı.Yani Peter Crane.

Baskı: Deli Çocuğun Güncesi

Montaigne okumak gibi.Bence gayet dolu bir kitap, beklediğimi buldum yazarın denemelerinin devamını bekliyoruz. " Umut bir düşün başlangıcı, aynı zamanda bir düşün bitişiydi"

Baskı: Şeker Portakalı (Zeze, #1)

Çocukken okumadığıma pişman olduğum eser. 1 gün içerisinde bitirdim. Eğer etrafınızda okuma alışkanlığı kazandırmak istediğiniz veletler varsa alıp eline tutuşturun. Tabletleri bıraksınlar da gülsünler, duygulansınlar azcık. *spoiler* * '' - Totoca, çocuklar emekli midirler? + Ne? - Edmundo dayı hiçbir iş yapmıyor ama para alıyor. Yani çalışmıyor ama belediye ona her ay para ödüyor. + Bunda şaşılacak ne var? - Çocuklar da bir şey yapmıyorlar; yemek yiyorlar, uyuyorlar, sonra da analarıyla babalarından para alıyorlar.'' * ''Kimseden hiçbir şey beklemiyorum. Böylece hayal kırıklığına da uğramamış oluyorum.'' * "Masalın nerede bittiğini, hayatın nerede başladığını fark edemiyorum. Bazen suratıma garip bakıyorlar, o zaman uyanır gibi oluyorum."