Jean Valjean
@Jean Valjean

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Baskı: Bin Dokuz Yüz Seksen Dört (1984)

Distopya kitaplarında Cesur Yeni Dünya'nın bir adım önünde zirvede oturuyor benim için, en azından benim okuduklarım arasında. Uzun yıllar öncesi anlattıkları şimdi o kadar gerçek, o kadar olanaklı geliyor ki insana, Orwell'in zekasına bir defa daha hayran kalıyorsunuz. Kesinlikle okunması gereken bir kitap.

Kitap Hırsızı
9/1018.12.2011

Baskı: Kitap Hırsızı

Kitabın tamamiyle Zusak'ın hayalgücüne değil, kısmen de (ya da fazlasıyla) hayatı boyunca ailesinden dinlediği anılara dayanması, yazının gerçekçiliğini ve etkisini bir kat daha arttırıyor. Bir de Nazi Almanyası'nı ve 2. Dünya Savaşı sırasında Avrupa'yı çok yakından tanıyan bir anlatıcımız var: Ölüm Meleği. Zusak, çılgınca kötülük, sefalet, ırkçılık, keder ve çaresizlik katmanının altındaki saf sevgiyi ve en değerli mutluluğu, okyanusun dibindeki bir hazine gibi çıkartmış kitabında, öylesine ki kimi zaman mutluluklarına imrenirken buldum kendimi. Harika kitaplarıyla Max, haşarı, romantik ve hayat dolu Rudy Steiner, ve bir nevi ikinci Jean Valjean olan baba Hans Hubermann, en sevdiğim karakterler oldular. Nazi Almanyası ve Yahudiler konusunda sinema endüstrisine son bir şans verecek olsam, ki daha fazla vermeyi düşünmüyorum, senaryo kuşkusuz "Kitap Hırsızı" olurdu.

Satranç
8/1018.12.2011

Baskı: Satranç

Zweig, sonucunu öğrenemeden öleceği 2. Dünya Savaşının satranç tahtasına izdüşümünü almış kitabında. Yalnız, kitabın en önemli özelliği içeriği değil, 1942'de Zweig'ın karısıyla beraber intihar etmeden önce yazdığı son kitap olmasıdır.

Baskı: Zemberekkuşu'nun Güncesi

Bazı kitaplar, müzikler, fimler veya resimler var aklımda. Okuduğumda, izlediğimde ya da gördüğümde soluğumu kesmiş. Kimilerinin neyle alakalı olduğunu bile unutmuşum üstelik, aklımda kalan tek şey çok güzel oldukları. Böyleleri eski bir sevgili gibi. Her şeyi unutsanız bile, geçirdiğiniz vaktin güzelliği baki. Zemberekkuşu'nun Güncesi de anlattıklarımdan farksız. Birçok harika öyküyü, bir iskambil destesini karıştırır gibi sıralamış Murakami ve ortaya büyülü bir karışım çıkmış. Büyülü diyorum çünkü, kitapta çokça gerçeküstü öğe olsa da, hiçbir zaman gerçeklikten koptuğunu hissettirmedi bana; aksine okuduğum her şeyin gerçekleşebileceğini düşündüm hep zihnimin bir köşesinde. Kitabın sayısız harika hikayeden, karakterden ve dünyadan oluşması, ilerde onu ayrıntılarıyla hatırlamamı zorlaştıracaktır kuşkusuz, ancak ne kadar güzel olduğunu unutmayacağım kesin. Bunun için Toru Okada bana kızmaz sanırım. Belki May Kasahara darılır, o kadar.

Baskı: Açlık Oyunları (Açlık Oyunları, #1)

Konu olarak bir Running Man ve yazarın önsözde bahsettiği Theseus'un mitinin harmanı olsa da, kurguyu çok beğendim. Kısa ve basit cümlelerle yazılmış (ya da Türkçe çevirisi öyle) olması kitabı daha akıcı kılıyor ama benim çok beğendiğim bir tarz olmadığını söylemeliyim. Nihayetinde, fırsatım olan her an kitabı elimden bırakmadan okudum bitirene kadar. Bu tarz bir kitapta da asıl aranan şey sürükleyicilik olsa gerek, onu da fazlasıyla buluyorsunuz.

Ölü Ruhlar Ormanı
7/1017.12.2011

Baskı: Ölü Ruhlar Ormanı

Grange'ın son kitapları bazı yerlerindeki gerilimleri haricinde, bana daha belgeselimsi, didaktik bir tat vermeye başladı. Ama bundan şikayetçi değilim, zira Koloni'den sonra bu kitaptan da hoşuma giden şeyler öğrendim. Porque te vas şarkısı (ki Jeanette'in yorumunu çok beğendim), Arjantin yakın tarihinin bizimkisi ile çokça benzeşmesi, Cumartesi Anneleri'ne bir nevi öncülük teşkil eden Mayıs Meydanı Anneleri ilk aklıma gelen örnekler. Bundan başka, Grange -bana göre- ilk kitabından beri ısrar ettiği bir hatayı tekrarlamış ve kitabın sonuç bölmünü yine kısacık tutmuş. Özellikle Ölü Ruhlar Ormanı'nın temposu sonlara doğru bir hayli düştüğünden, bu hatanın diğer kitaplara nazaran daha çok sırıttığını düşünüyorum. Sonuç olarak fikrim, bir 'Grange'severin kitabı sıkılmadan -tamam, çok sıkılmadan- okuyabileceği ve pişman olmayacağı yönünde. Grange'a başlamak için kesinlikle doğru kitap değil ama diğer kitaplarını okuyanlara bunu da tavsiye ederim.

On Küçük Zenci
9/1017.12.2011

Baskı: On Küçük Zenci

Agatha Christie okumaya bu kitapla başlamamak lazım, çünkü Christie'nin muhtemel en güzel kitabıdır. Kesinlikle okunmalı, polisiye sevmeyenler dahi boş geçmesin.

Suç ve Ceza
10/1017.12.2011

Baskı: Suç ve Ceza

Victor Hugo'nun ünlü romanı Sefiller'in 5 ciltlik versiyonundan sonra okuduğum en güzel kitap diyebilirim Suç ve Ceza'ya. Karakterler o kadar kusursuz betimlenmiş ki neredeyse hepsiyle bir ortak nokta bulabiliyorsunuz. Dostoyevski, bir bakıma kendi benliğiyle yaptığı etik ve sosyolojik tartışmalarından yola çıkarak harika düşünceler aktarmış, diyaloglar yaratmış. Bulunabilecek her listede gelmiş geçmiş en iyi kitaplardan olan Suç ve Ceza'yı kesinlikle okuyun, ancak okumak için acele etmeyin.

Hayvan Çiftliği
8/1017.12.2011

Baskı: Hayvan Çiftliği

Orwell'in geleceği gördüğü ya da daha doğrusu kısmen tahmin ettiği kitap 1984'tür. Hayvan çiftliği tam olarak bir Stalinizm eleştirisidir. Stalin Rusyası'nın ne hayallerle yola çıkıp nerelere geldiğinin güzel bir anlatımıdır.

Baskı: Bugünü Yaşama Arzusu

Schopenhauer felsefesine bir giriş niteliği taşımasının yanında sürükleyici de bir kitap. Sonu daha uzun tutulup, özellikle baş karakterlerin nihai çözümlemeleri aktarılsaydı, kusursuz olabilirdi.

Duygusal Eğitim
6/1016.10.2011

Baskı: Duygusal Eğitim

Kitap gelmiş geçmiş en iyi romanlar arasında gösterildiği için Cemal Süreya çevirisini büyük bir merakla almıştım ama hayal kırıklığına uğradım. Çok dağınık bir kitap, Flaubert geliştirdiği kurgusuyla, aktarmaya çalıştığı tarihin arasına sıkışıp kalmış, ikisini de hakkıyla yansıttığını söyleyemem. Ayrıca karakterlerin tutarsızlığı bir yerden sonra sıkıyor insanı; ilk defa hiçbir karakterin tarafını tutamadığım bir kitap okudum.

Baskı: Çavdar Tarlasında Çocuklar

Türkçe versiyonunun da çok iyi olduğuna eminim ama İngilizce'ye hakim olanların kitabı orijinal dilinde okumasını kesinlikle tavsiye ederim. Çünkü her ne kadar iyi bir çeviri yapılsa da kitabı kitap yapan harika anlatım dili çok özgün.

O
9/1016.10.2011

Baskı: O

Korkular hakkında harika bir kitap. Çocukluğumda beni bir hayli etkilemiş ve korkutmuş olan film uyarlaması da mevcuttur. --> It (1990)

Korku Ağı
9/1016.10.2011

Baskı: Korku Ağı

Yıllar oldu ama okurken kimse var mı diye arkamı kontrol ettiğim tek kitap olarak aklımda kalacak.

Medyum (Medyum, #1)
9/1016.10.2011

Baskı: Medyum (Medyum, #1)

Stanley Kubrick'in ünlü filmi "The Shining"in uyarlandığı kitap medyum, zaten orjinal adı da filmle aynıdır. Filmi tüm zamanların en iyileri listesinde gösterilir her zaman ama açıkçası ben kitabını daha çok beğenmiştim.

Siyah Kan
10/1016.10.2011

Baskı: Siyah Kan

Grange'ın en etkileyici, en güzel kitabı. Grange kitaplarındaki ortak "hikayenin sonunun aceleci bir şekilde bağlanması" sorunu da hikayeye o kadar dalmışken çok fark edilmiyor. Kitaba da bir gönderme yapacak olursam "soluksuz" okunacak, harika bir roman.