maggie
@maggie

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Ateş Yolu
5/1024.02.2019

Baskı: Ateş Yolu

Bilinen King kitaplarına göre daha olaysız bir kitaptı. Baş karakter sanki çizgi filmden çıkmış gibi. Bart'ın kitap boyunca yaptıkları bende tembel bir adamın rahatını bozmamak için ne kadar çabalayabileceğini düşündürttü. Davranışlarını başka türlü açıklayamıyorum.

Evlilik Bahsi
6/1024.02.2019

Baskı: Evlilik Bahsi

Aslında bu kitabı almayı pek düşünmüyordum. Serinin ilk kitabını beğenmeyen çoğunlukta ben de varım. Fakat belki düzelme vardır diye 2. şansımı verdim. Doğru, serinin ilk kitabına göre biraz daha iyiydi. Fakat kitap sadece Serena odaklı olarak gitmiş. Sebastian tamamen yan figürün de yan figürü olarak kalmış, Serena'ya sadece cinsel anlamda yardım ettiğini söyleyebilirim. Yazar güzel bir konu bulmasına rağmen işleyişi büyük sıkıntılar içeriyor. Sebebi de önceden dediğim gibi tek karakter üzerinden gidilmesidir. Serena'nın Seb'le olan ilişkisi düşündüğümden daha kısa sürede çözülüyor. Sanırsam 70 sayfa sonraki 3. karşılaşmalarında ayrılık bitiyor. Kitap daha çok Serena'nın büyük problemini içeriyor. Ki o durumu çözn tek kişi de yine kendisi oluyor. Bu açılardan okuduğum en ilginç historicallerden birine girmiş bulunuyor. Serinin son kitabını orijinal dilinden okuduktan sonra yazarı bir daha okuyacağımı sanmıyorum.

Baskı: Senden Önce Senden Sonra (Scoundrels, #3)

Yazarın önceden bizde çıkan 2 kitabını okumuş ve yazdıklarını vasat bulmuştum. Senden Önce Senden Sonra'yı sırf yurt dışında dahi övüldüğü için almıştım ama almakla koca bir hata ettiğimi fark etmem uzun sürmedi. Erkek karaktere hiç ısınamadım. Oldukça boş kafa, bencil bir karakterdi. Dain'nin kendi geçmişinin aynısını yaşayan birine anlayış göstermesini bekliyorsunuz. Ama gördüğümüz şey, toplumun ona zamanında yaşattığı zorlukları birebir bu kişiye de yaşattığı idi. Jessica az biraz daha iyiydi fakat bana göre anlamsız bulduğum davranışları bir hayli fazlaydı. Olay örgüsü de düşündüğüm kadar şahane değildi.

Christine
10/1003.02.2019

Baskı: Christine

Baskı: Karanlıklar Dükü (Maiden Lane #6)

Pegasus çok şükür Hoyt'u hatırladı. Yayın evinden hamle gelmeyince geçen şubat ayından beri seriyi okumaya devam ediyorum. 4 kitap sonra da (2 ana + 2 yan kitap) bitirmiş olacağım. Seriyi sevenler yayın evinin keyfini beklemektense İngilizce'sini okuyup bitirsinler. Malum, bu kitap 22 ay sonra çıktı, sonraki kitabı ağırlık verdikleri psikolojik/gerilim ve kişisel gelişim kitaplarından ötürü garanti 3 sene sonra çıkarırlar. BÜYÜK ORANDA SPOILER İÇERİR!!! Kitap hem beklediğimi verdi hem de vermedi. Açıkçası biraz daha sırlarla dolu ve macera dolu bir kitap bekliyordum. Sonuçta Artemis şu kitaba kadar tam bir sır kutusuydu. Kendisinden daha karanlık şeyler beklerdim. Meğerse kardeşiyle birlikte kader kurbanı olmuşlar. Ayrıca St. Giles Hayaleti diğer 2 kitaptakine göre daha az yer kaplıyordu. Bu özelliği beğenmedim demek isterdim fakat karaktere fazla gıcık olduğum için boş veriyorum. Kitap Artemis'in geçmişi ve bu dük bozuntusunun ailesinin katilini araması diye 2'ye ayrılıyor. İyi ki yazar Artemis'e daha sık yer vermiş. Adam kitabın son çeyreğine kadar boş boş dolandı durdu. Kitapta ufak da olsa Asa'yı gördüm. Olaylarla alakası olmamasına rağmen kendisi en büyük zarara uğradı. Ve ilerleyen kitaplarda büyük rol oynayacak yeni bir karakter geliyor. Nasıl bir karakter henüz fikrim yok. Kitabı resmen Artemis sırtlamış. Allah'ım sen ne güzel bir kadınsın öyle! Zaten serinin 3. kitabından beri gözüm tutmuştu hatunu. Büyük oranda kendisinden beklediğim hareketleri gerçekleştirdi. Hayatım boyunca okuduğum ruhen en olgun kadın karakter kendisi oldu. Yalnız bu kadar alçak gönüllü olduğunu ben de tahmin etmiyordum. Kadın bildiğiniz bunun kitabını yazmış. Maximus ile ilişkisindeki riskleri ve zorlukları biliyordu ve bunları olduğu gibi kabullenmesini sevdim. Tabi bu uysal göründüğü anlamına gelmiyor. Kitap ilerledikçe haklı sebepler ortaya koyarak niçin ilişkiyi sürdüremeyeceğini de güzel bir biçimde anlatıyor. Ama Artemis'in içinde özgür bir ruh da mevcut. Her ne kadar kuzeninin Maximus'a ilgisi olduğunu bilse de onunla ilişki yaşamaktan çekinmedi. Sonradan kuzenine yaptığı şey için üzüldü ama pişman olduğunu sanmıyorum. Bu durumlarda kadın karakterler fazlasıyla drama bağlıyorlar. Artemis, tersini gördüğüm ilk kişi oldu. Yalnız sapıklıkta Winter'ı aratmamasına oldukça güldüm. Kendini dükün kişisel hizmetkarına gösterecek kadar vurdumduymaz olması oldukça eğlenceliydi. Artemis'in biricik kardeşi Apollo da ayrı şahane! İntikam Maskesi'nde 3 sayfa görünmesine rağmen ona ve kardeşine duyduğu sevgiye bayılmıştım. Şimdi ise bu durum katlanarak arttı. Kardeşler arası bağın hala sıkı olmasını sevdim. Meğerse bombalar Apollo'da saklıymış. Ama burada kendi gözlemim kadar Artemis'e de canı gönülden inanıyorum. İki kardeşin bu durma düşmesinin sebebi kesinlikle Apollo'nun suçu değil. Kimin olduğunu sonraki kitapta öğreneceğim. Şimdiden o kişi için hoş olmayan düşüncelerimi hazırladım. Ayrıca bu kitapta Apollo'ya zarar veren karaktersizin de Allah belasını versin diyorum. Şimdiiii, gelelim Maximus ayısına! Yazarın bu serisindeki diğer karakterlere nazaran kendisi için fazla bir hazırlık yapmadığını gördüm. Bildiğimiz klasik historical düküydü. Normalde kendisini es geçerdim fakat karşısında Artemis isimli bir tanrıça olunca iş değişiyor. Zamanında Maximus, Artemis'e ağır gelir demişim. Düzeltiyorum: Maximus, Artemis'i hiç mi hiç hak etmiyordu. Oğlum, seni de kara listeme aldım! Neymiş "Ben bir düküm, Artemis'i bırakmam ama o sadece metresim olmalı. Ben onun soylu kuzeniyle evleneceğim." Terbiyesize bak ya! Unvan olarak yüksek olabilirsin ama adam olmadığın kitap boyunca o kadar belli ki. Oldukça melek gibi bir babası olmasına rağmen ona piç diyen birinden ne beklenir ki zaten! Yerin dibine gir inşallah! Seride Maximus ayısından sonra bir de James denen bir arkadaş mevcut. Her zamanki gibi hayalet arayacağım niyetine yine mikser görevini üstlenmiş durumda ama bu sefer mikserliği ona pahalıya patladı. Kitabı gelecekte okuyacak olanları bilemem ama başına geleni okuyunca bir "Ohhhh" çekmiş olabilirim. Gönül isterdi şu karakterden sonsuza kadar kurtulayım, maalesef 8. kitabın baş kahramanı kendisi. Kitapta Artemis ve Apollo'dan sonra beklediğim kişi tabi ki biriciğim Winter'dı. Tabi gelir gelmez yine Winter'lığını yaptı. Artemis'in başına gelenden sonra kendisini ölü kabul etmesi kopardı beni. Herhalde aynı şey eşinin başına gelse "Eşim nasıl olsa öldü." diyerek ortamdan çekip gidecek. Godric ile de iyice kanka moduna girmişler. Ama bu ikiliyi anca 2 sayfa okumak üzdü. Ben biraz daha kitaba dahil olmalarını isterdim. Ah eşek Maximus ah! Derdini bu kankitolara anlatsan ne sen uzun seneler katil arardın ne bu ikiliyi az okurduk. Ya, ben şimdi Winter bebeğimle 9. kitaba kadar ayrı mı kalacağım? İzninizle ağlama köşeme çekiliyorum.

Şer Saati
3/1001.02.2019

Baskı: Şer Saati

Baskı: Kırmızı Elbisenin Hatıraları (Bachelor Chronicles, #5)

Serinin son iki kitabında nedense düşüşler mevcut. Her zaman söylerim, fazla beklenti oluşturulan karakterlerin hikayeleri çoğunlukla vasat çıkar. Bu serinin gözdesi olan "Pippin/Dash çifti" de vasatlık açısından verilebilecek örneklerden biri. Çoğu kişinin aksine çiftin 27 sene sonra kavuşması anlamsız gelmedi. 50'li yaşlarında kavuşan çiftin hikayeye oldukça değişik bir hava kattığını söyleyebilirim. Ama geri kalanı oldukça sıkıcıydı. İlk 4 kitap biraz daha heyecanlı olaylar üzerine kuruluyken bu sefer daha çok iç hesaplaşmaların olduğu bir kitap okuyoruz. Fakat o kadar çok havada kalmış ki... Örneğin kitapta Pippin'in, kocasını oldukça sevdiğini söylüyor yazar fakat bunu kanıtlayacak bir sayfa bile mevcut değildi. Pippin'in kalbi hala Dash diye çarpıyor. Ben bir an bile kocasını sevdiğini sanmıyorum, yoksa zamanında onu sevdiğini kanıtlayacak bir şey görürdüm. Ama dediğim gibi bir satırcık bile yoktu. Dash desem 27 sene boyunca Pippin'in hasretini çekiyor, bunalımdan bunalıma sürükleniyor fakat barışma süreleri boyunca tek olay içmeyi bıraktıktan sonra bir kez içki komasına giriyor. Sonra hoop, eski Dash oluyor. Hele Ginger olayında kocaman bir "Hadi ama, bu kadarı da olmaz!" diye içimden bağırdım. Son olarak kaptanlardan Nate ne kadar iyiyse Jack o kadar berbattı. Jack resmen gıcıklığın vücut bulmuş haliydi. Sonunda Jack için kitap gelecek gibi görünse de şu an için mevcut değil. Ben Nate'i tercih ederdim fakat içimden bir ses yazar Nate'i mahvederdi diyor.

Baskı: Serserim Benim (Bachelor Chronicles, #2)

Serinin asıl başlangıcı bu kitaptan başlıyor. Ve yazarın bu kitabını daha çok beğendim. İlk kitapta ölümlerden ölüm beğendiğim Jack karakteri 180 derece değişmiş şekilde karşımıza çıkıyor. Ve onun hala aynı davranışları sergilemesini beklerken hatalarından ders almış olarak görmeyi beklemiyordum. Bu yönden olduka beğendim. Miranda ise yaşadığı büyük tatsızlıktan sonra daha dik duruşlu ve cesaretli yapısıyla sevilen karakterlerden biri haline geliyor. Miranda'nın öğrencileri olan Tally ve Pippin iyilerdi ama Felicity'i sevmedim. Çok bilmiş, aşırı benim havalarında gezen, kendine vazife olmayan her şeyin içinde olan uyuz bir karakterdi. Hikaye, son bölümler harici durgun sayılabilir ama okurken sıkacak düzeyde değildi.

Kujo
10/1013.01.2019

Baskı: Kujo

King ve korku türüyle tanıştığım ilk kitap. Erken eserlerinden biri olduğu için acemilikler göze çarpıyordu, karakterlerin geçmişlerinin fazla uzun tutulması gibi. Fakat aradığım korkuyu vermeyi başardı. Donna'nın kendini ve oğlunu hayatta tutma çabası oldukça gergin ve ürkütücüydü. Olanlardan ötürü gözlerim de doldu.

Sadist
9/1013.01.2019

Baskı: Sadist

Okuduğum King kitapları içerisinde şu an için en başarılı bulduğum eseri Sadist oldu. Annie'nin sadist ruhunu göstermeye başladığı andan itibaren korkum ve gerilimim arttı. Okul tatilinde filmini de izleyeceğim. Kathy Bates'i AHS dizisinden ne kadar yetenekli olduğunu biliyorum, bu rolle Oscar'ı da hakkıyla aldığına inancım tam.

Hayvan Mezarlığı
7/1013.01.2019

Baskı: Hayvan Mezarlığı

Hayvan Mezarlığı, King'ten okuduğum 4. kitaptı. Kitap beni sonlara doğru hafif germiş olabilir fakat düşündüğüm kadar korkutucu gelmedi. Kurgusundan çok oluşturulan karakterleri daha başarılı buldum. Her birinin kendince sorunları ve sırları mevcut. En çok Rachel'ın geçmişinden etkilendim. Normalde aile bağlarının önemi anlatılmadığı sürece çocuklar kitaplarda fazla yer kaplamazlar fakat Eileen de karmaşık psikolojisi bakımından diğer karakterlerden aşağı kalmıyor. Yazar asıl olayı finale bırakmak yerine biraz daha hikayenin içine katsaydı tadından yenmezmiş.

Baskı: Siyah Elbisenin İtirafları (Bachelor Chronicles, #4)

Serinin en olaylı bir o kadar da en zayıf hikayesiydi. İlk 8 bölümü oldukça sıkıcıydı. O kısımlardan sonra asıl olaya geçer gibi oldu ama bir ara yine ilk 8 bölümdeki sıkıcılığa döndü. Son 3-4 bölüm asıl olayların geçtiği kısımlar diyebiliriz. Tally-Larken arasında geçenlerin romantizm olduğuna inanmak zor. Tally, Larken'in sesini duyduğu an "İşte kaderim" diye düşünse de karşısına basit görünümlü bir rahip çıkıyor. Ve kızımıza aniden soğuma meydana geliyor. Her ne kadar ufaktan çekim hissetse de rahip görünümlü Larken onu sürekli iğrendiriyor ve hoşlantısı sürekli bir küçümseme ve nefrete dönüşüyor. Anca gerçek kimliğini öğrenince bir anda yeniden "Kaderim" düşüncesine geri dönüyor. Açıkçası bu kısım hiç hoşuma gitmedi. Larken duyguları konusunda Tally'den azıcık daha iyiydi. Gerçi o da çoğunlukla Tally'i aptal olarak gördü ama yine de Tally'nin onun hakkında düşündüklerinden iyidir. Bir de Felicity'e bu kitapta çok değişmiş diyenler var. Fakat benim gördüğüm asıl Felicity yani 2. kitaptaki tavırları birebir aynı olan kadın vardı. Kendi kitabındaki Felicity asıl değişik olandı. Kitabı kurtaran 2 etmen vardı. Biri Birlik ve Siyah Zambaklar, öbürü de Tally'nin Larken hakkındaki şüphelerinin öylesine olmaması. Normalde bu taraz kitaplarda baş karakterin gerçeği öğrenmesi sonlara doğu gerçekleşirken Tally'nin olayı kendi çıkarımlarıyla çabucak kavraması güzeldi.

Baskı: Mektubumu Aldın mı? (Bachelor Chronicles, #3)

Kitap, serinin en popüler kitabı. Geçen kitapta Felicity bana bolca "Ya sabır!" çektirdiği için bu kitabı sevmeyeceğimden emindim. Fakat Jack gibi o da 180 derece değişmiş bir şekilde karşımıza çıkıyor. Diğer kitaba göre daha yumuşak başlı ve daha sorumluluk bilincindeydi. Kurgusu yine iyiydi ve diğer kitaplarına göre daha eğlenceliydi. Yalnız Thatcher'ın sırrının tee kitabın sonunda çözülmesi (Daha doğrusu Felicity'nin çözmesi çok uzun sürdü) hafif göz devirmeme sebep oldu. Sırrın bu kadar sürüneceğini hiç düşünmemiştim.

Baskı: Evcilik Oyunu (Bachelor Chronicles, #1)

Normalde Boyle, yayın evlerinin historical çıkarma hızından dolayı okumayı tercih etmeyeceğim yazarlardan biriydi. Fakat bir aralar övülünce ve ilk 3 kitabı bir sahafta 5'er liraya bulunca şans vermiş oldum. Kendisi iyi ki de geç keşfetmişim dediklerimden oldu. Yine malumunuz türün geç çıkmasından ötürü. 2018'te okumaktan keyif aldığım yazarlardan biri oldu. Klişe bir konuyu ele almasına rağmen olay örgüsü diğer historical kitaplara göre daha değişikti. Oldukça ince işlenen ve hafif kafa karıştırıcı bir kurgusu vardı. Bu yönlerden hoşuma gitti. Fakat maalesef olumsuz yönleri daha fazla. Öncelikle karakterlerden söz açmam gerekirse sadece Sedwick ve Miranda karakterlerini beğendim. Geri kalan maalesef beş para etmez insanlardan oluşuyor. Özellikle Sedwick'in "eşi" Emmaline ve "arkadaşı" Jack. Yeminle adama acıdım. Okuduğum en dürüst ve iyi kalpli adamlardan olan Sedwick, bu iki işe yaramazla resmen harcanmış. Emmaline hayatını sürekli yalanlarla ve düzenbazlıkla geçiren biri ve başına gelen onca şeye rağmen hala dersini almamış ve ilerleyen zamanlarda da asla almayacak biri. Jack ise hayırsız evlat kelimesinin vücut bulmuş hali. Sürekli insanları kendi çıkarları için kullanan ve sorumluluk nedir hiç bilmeyen biriydi. Seri normalde 9 kitaptan oluşuyor. Bizde 5 tanesi çıktı. Çıkmayan son 4 kitabı bilmiyorum ama bizdekilerde bu çift bir daha ortalıkta görünmüyor. Tahminimce sonraki kitaplarda da görünmeyecektir. Bu yüzden bu kitabın seri içine boşuna aktarıldığını düşünüyorum. Bağımsız olarak da pekala okunabilir. Normalde daha düşük puan verirdim fakat kurgunun değişik işlenmesi kitabı kurtardı diyebilirim.

Ben, Robot
10/1021.12.2018

Baskı: Ben, Robot

ÖncekiSayfa 8 / 32Sonraki