maggie
@maggie

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Ruth
7/1029.12.2022

Baskı: Ruth

Av Mevsimi
8/1030.12.2021

Baskı: Av Mevsimi

Aspidistra
7/1005.12.2021

Baskı: Aspidistra

Kızıl
8/1026.03.2021

Baskı: Kızıl

Bahar Şenliğim'deki bir madde için seçtiğim Kızıl, uzun zamandır ayrı kaldığım Zweig'in ne kadar zeka dolu bir kalemi olduğunu hatırlamamı sağladı. Adından dolayı kızıl hastalığının daha çok yer kaplamasını bekliyordum. 72 sayfalık kitapta anca 10 sayfa yer kaplaması başta şaşırtmıştı. Zweig'in genelde buhranlarla dolu, psikolojik olarak zorluklar yaşayan karakterleri ele aldığını bilmeyenimiz yoktur. Fakat son zamanlarda yaşadıklarımdan dolayı canımın sıkkın olmasından dolayı olsa gerek, kitabı okurken içim yandı. Baş karakterin dünyaya ayak uyduracağım derken kendi benliğinden giderek nefret etmesini okumak, her geçen gün daha da çaresizliğe doğru yol almasına şahit olmak ruhumu daralttı. Onun canı yandıkça benim içim daha da sıkıntılı oldu. Tam umudunu kazandı derken onu talihsizce kaybetmesi işin en üzücü kısmı oldu. Yanlış anlamayın, kitap oldukça iyiydi ama kötü bir ruh halindeyseniz bu kitabı okumanızı tavsiye etmiyorum.

İntihar Kulübü
8/1026.03.2021

Baskı: İntihar Kulübü

Yine bir yazarın çok bilinen bir eseri yerine görece daha az bilinen bir kitabıyla karşınızdayım. İntihar Kulübü'nü yaklaşık 2 sene önce almıştım ama Nilgün arkadaşımızın mevsimsel olarak yaptığı Okuma Şenlikleri için -özellikle yeşil kapaklı kitaplar maddesi- bekletiyordum. Sonunda 2021 Bahar Şenliği ile o zaman geldi ve listedeki ilk kitabım olarak okuma rahatlığına eriştim. Fazla incelemediğim için 3 farklı hikayeden oluştuğunu sanıyordum ama birbirleriyle bağlantılı novelladan oluşuyormuş. İlk kısım olan Kremalı Turtaları Olan Genç Adamın Hikayesi kesinlikle değişikti, çarpıcıydı, ürkütücüydü ve ahlaki açıdan sorgulayıcıydı. Haliyle en favori kısım oluyordu. Karakterler hatalarının farkında ama aptalca da olsa sonuçlarıyla yüzleşmeye hazırlardı. İkinci kısım olan Doktor ile Saratoga Sandığının Hikayesi en entrikalı kısım olurken, son bölüm olan Fayton Macerası diğer kısımlara göre sakin ama kesin bir sonla bitiyordu. Ayrıca İthaki'nin kapağı novellayı harika bir şekilde özetlemiş.

Tekinsiz Hikayeler
8/1026.03.2021

Baskı: Tekinsiz Hikayeler

Bu kitabı 2015'te gerçekleşen 34. Tüyap Kitap Fuarı'nda almışım. Adından ötürü kar yağışının olduğu bir zamanda okurum diyordum. Neredeyse 6 sene önce aldığım ve kitaplığımda okunmak için en uzun süresini bekleyen kitabı okumak bugüne, daha doğrusu 1 ay öncesine kısmetmiş.😀 Kitap beklediğimden çok daha güzeldi. 15 hikaye içinde sadece Kutupyıldızı'nın Kaptanı, Yükseklerdeki Dehşet eserlerini beğenmedim. Geri kalan 13 hikayede gerilimi, dehşeti, yer yer korkuyu hissettim. 1800'lerin sonlarına bakınca ağır bir dil beklemiş olsam da aksini görmek hikayeleri daha da zevkle okuttu. Sir Doyle ününü Sherlock ile kazansa da niye yazdıklarının sevildiğini anlamış oldum. Bence yazarla tanışmak için en iyi kitap bu, zira kendisi de Sherlock'u sevmezdi ve hala onun sayesinde tanındığını bilmek onu üzerdi.

Baskı: Beni Öptüğün Gece (Smythe-Smith Quartet, #2)

Hele şükür Vikitap'ta kitap göründü! Şu kitaba yorum yapmak için çok uzun zaman bekledim. Epsilon en sevilen historical yazarları toplamış bir yayın evi ve sağ olsunlar ki bu yazarların kitaplarını çok kısa sürede (!) elimize ulaştırıyorlar. Sırf bu yüzden kitabı bu kadar kısa sürede beklemeye dayanamadım yaklaşık 7 ay öncesi uzun aramalar sonucunda kitabı orijinal dilinden okuyup bitirdim. Tabi kitabı okumam yaklaşık 5 ay sürdü o da benim tembelliğimden :P Kitap henüz yeni çıkığı için fazla spoiler vermemeye çalışacağım: Kitabımız Smythe-Smith Quartet serisinin 2. kitabı A Night Like This; bizdeki adıyla Beni Öptüğün Gece. Öncelikle bizdeki adını çok beğendim kitabın. Cuk diye oturmuş. Kapak da serinin ilk kitabı gibi orijinal kapak kullanılmış ve ben bu kapağı çok sevdim. Kitabımız Honoria'nın ağabeyi Daniel Smythe-Smith ile Sarah'ın küçük kardeşlerinin mürebbiyesi Anna Wynter'ın aşkını ele almaktadır. Bana kalırsa bu seferki kitap Julia severleri memnun edecek bir kitap olmuş. Çünkü karakterlerimiz arasındaki çekimi hissetmemek elde değil bir kere. Julia'nın yaratmış olduğu çiftlerin çoğunu sevsem de ilk kez bir çifti için tencere kapak misali birbirine uymuşlar diyorum. Kitabı okuyunca anlarsınız nedenini. Açıkçası ben Daniel'ı yaşadığı sürgünden dolayı biraz sert biri olarak karşıma çıkacak diye bekliyordum. Fakat yazar beni ters köşe yaptı, karakterimizin geçmişinden ders aldığı belli ama içinde çok tatlı bir romantik barındıran, genel anlamda rahat biri ama sevdiği kadını korumaktan geri durmayan biri. Anna ise çok ama çok şirindi. Yaşadıklarını okuyunca siz de benim kadar üzülecek ve onu bağrınıza basmak isteyeceksiniz. Ayrıca diğer kitaplara oranla hareketli sahnelerde artış gözlemledim. Aslında kitaba 10 vermeyi çok isterdim ama bir durum var ki puan kırmamam elde değil. Şimdi geçen kitapta Daniel'in annesi oğlu yüzünden biraz psikolojik olarak çökmüştü. Oğlunun hayatı mahvolmuştu ve içten içe bu duruma çok üzülüyordu. Hatta oğlunun geri döneceğini öğrendiği zaman ,dönüşü için parti vermek istiyor. Bu kitaba baktığımızda Daniel'in annesiyle olan hesaplaşması hiç gözükmedi kitapta. Ki böyle bir şey söz konusu bile olmadı. Ben o kadar sayfa bu duruma bir açıklık getirilmesini bekledim açıkçası. Tabi ortada herhangi bir parti de olmadı. Halbuki bu unsurlar kitabı ne kadar güzelleştirirdi. Neyse benim kitapla ilgili söyleyeceklerim bu kadar. Ama söylemek istediğim başka şeyler mevcut. Öncelikle benim gibi İngilizce'nin dil bilgisi kısımlarında yeni şeyler öğrenmişseniz ve biraz da kelime bilginiz varsa Julia'nın kitapları sizin için güzel pratik olabilir. Baktığım diğer yazarlara oranla biraz daha basit bir dili var gibi geldi ve genel anlamda bilinen kelimeleri kullanmış. Ondan sonrasında biraz daha zorlanacağınız yazarlara geçiş yapabilirsiniz. Örneğin Anna Campbell. Onun kitaplarında bilmediğim bir sürü kelime çıktı ve bu açıdan okurken hafif zorlandım. Diğer bir şeyse Julia ile ilgili bir haber. Belki duydunuz, belki ilk kez buradan öğreneceksiniz. Haberimse şu: Julia, Bridgerton ailesine geri döndü! Kitabın ismi de Because of Miss Bridgerton. Anladığım kadarıyla Bridgerton ailesinin geçmiş bir kuşağı anlatılacak. Kitabın konusuna Goodreads'tan bakabilirsiniz. Açıkçası ben bir Julia sever olarak çok ama çok hayal kırıklığına uğradım :( Ben isterdim ki Bevelstoke serisine devam etsin, çünkü orada 3 karakterin akıbetini merak eden kişiler var, en başta da ben. Açıkçası ben Bevelstoke ailesini Bridgertonlara tercih ederim. Onlar bana daha sevimli, daha sevilesi görünmüştür. En çok üzüldüğümse kesin Smythe-Smith serisinin çevirileri bittikten sonra Epsilon, Bridgertonlar daha seviliyor diye bunlara dönecek ve benim Bevelstoke serim yarım kalacak yine ;( Ayrıca ben hala "To Catch an Heiress" kitabının da çevirisini bekliyorum. O da yarım kaldı desenize.

Baskı: Yaşanacaksa Yaşanacak (Bevelstoke #2)

25.03.2021 yorumu: Aslında kitap oldukça sıkıcıymış :( 2 sene öncesi yorum: Ouinn'in kitaplarından bizde çıkmamış 2 serisini ve çıkan 2 serisiyle beraber toplamda 4 serisini bitirmişim. Sadece Splendid serisinin son kitabı Minx ile The Smythe-Smith Quarte serisinin son kitabı olan The Secrets of Sir Richard Kenworty kitaplarını gerçek anlamda beğenmiştim. Geri kalanlar benim için vasattı. Şimdi ise ülkemizde ilk kitabı çıkmasına rağmen devamı gelmeyen 3. seri olan Bevelstoke'ya geçtim. İlk kitabın bende yeri çok ayrı olduğu için bu seriyi en sona bırakayım demiştim. Ama İngilizce okuduğum 8 kitaptan sadece 2'sini beğendiğim için bu seriye devam etmeye çekinmedim değil. Sonunda o cesareti bularak kitaba başladım ve iyi ki de en sona bu seriyi bırakmışım dedim. Kitap, Quinn'den İngilizce olarak okuduğum 9. kitaptı ve oldukça beğendim. Çiftimiz arasındaki uyum mükemmeldi. Özellikle pencereler arası sohbetleri çok şekerdi. İlk kitaptan hatırladığım Olivia daha tez canlı biriydi, bu kitapta o tez canlılık yerini olgun bir kişiliğe bırakmış ve bu Olivia'yı daha çok sevdiğimi söylemeliyim. Keza Harry de oldukça iyiydi. Olivia'ya bir şekilde kitap okuma alışkanlığı kazandırması bile onu sevmek için yeter. BUNDAN SONRASI SPOILER İÇERİR!!! Kitaba 8 yıldız vermemin sebebi Harry ile ilgili çok şeyin havada kalması oldu. Örneğin giriş kısmında Harry'nin ailesini terk edişi yazıyor ama tam olarak niçin terk ettiği açıklanmamış. Kardeşleriyle olan ilişkisi iyi olarak gösterilse de kız kardeşiyle sadece mektup aracılığıyla görüşüyor. Erkek kardeşiyle olan ilişkisi de aileyi terk etmesinden sonra hasar alıyor ama neden? Bir andan sonra da kitap ikisinin arasında hiçbir şey olmamış gibi devam ediyor. Bir de Harry'nin görevi de sonuçlanmadı. Olivia'yı kimin kaçırdığını veya o kişi yakalandıktan sonra ona ne oldu bilmiyoruz. Normalde bu kadar eksiği olan bir kitaba daha düşük verirdim ama Olivia-Harry arasında yaşananlar kusursuz yazıldığı ve karakterleri de sevdiğim için 8 yıldızı hak etti.

Baskı: Aşkın On Kanunu (Bevelstoke, #3)

Ten Things I Love bout You ile şimdilik yazar da ben de seriye veda etmiş bulunuyoruz. Erkek karakteri kadın karakterden daha çok beğendiğim nadir kitaplardan biri oldu. Quinn'in oluşturduğu kadın karakterler, okuyucular tarafından çenesi düşük olarak görülür. Aslında hem doğru hem yanlış. Quinn'in başka kitaplarını okudukça gayet normal bir insan gibi davranan kadın karakter sayısı da az değil. Sanırım Bridgerton serisinin çenesi düşük kadınları yüzünden okuyucuda böyle bir izlenim oluştu. Yazdığım ile bu kitabın yorumunu bağlayacak olursam: Annabel, konuşma açısından size söz ettiğim kişilerden biri, yani çenesi düşük değil. Yalnız kendisi sanki fazla sessiz bir karakterdi. Ayrıca diğer Quinn kadınları içinde en sıradan olan kişiydi. Kişilik özelliği olarak kendisini öne çıkaracak hiçbir özelliği yoktu. Onun ağırlıkta olduğu sayfaları okurken daha çok yan karakterlerden birinin hikayesini okuyormuşum gibi hissettim. Anlaşılan yazar Annabel'deki eksiklikleri Sebastian'a eklemeye karar vermiş. Kendisini geçen kitaptan oldukça sevmiştim, bu kitapta da yine kendi çizgisinden sapmayarak beni oldukça eğlendirdi. Gördüğüm kadarıyla yazar Bridgerton çakması "Rokesbys"den sonra meşhur "Miss Butterworth and the Mad Baron" kitabını yazacakmış. Bu seride kitapların yazarı ve kitapları üzerinden baya sohbet döndüğü düşünülürse okuması oldukça zevkli bir kitap olacaktır.

Baskı: Cennet Gibi (Smythe-Smith Quartet, #1)

25.03.2021 yorumu Söyleyecek çok bir şey yok, artık sevmiyorum kitabı. 7 sene öncesi yorum: Sonunda biricik yazarımın bir kitabı daha Türkçeye çevrildi. Tabi bunu gören ben aldığım gibi 2 günde bitirdim. Söylemeliyim ki kitabı internette gördüğümde önce sevinçli bir çığlık attım ardından koca bir üzüntü yaşadım. Sevincim tabi ki uzun aradan sonra yazarın yeni kitabını okuyacak olmamdı. Üzüntüme gelince. Yayın evi sağ olsun yazarımın bir değil, iki hiç değil, üç evet tam üç serisini yarıda bırakıp yeni bir seriye geçmişler. İnsafsızlar, zaten bir kitabı çevirmeniz uzun sürüyor bari önce şu serileri bitirin. Ben bu yarım kalan üç seri arasından "Two Dukes of Wyndham" serisinin son kitabını okumayı, Jack'e bir kez daha aşık olmayı bekledim. Bu yüzden kitaba değil ama yayın evine puanım sıfıra sıfır. Neyse gelelim yeni serinin kitabına. Serimizin adı Smythe-Smith Quartet. Bridgerton serisinde geçen,müzikleri acayip derecede korkunç,insanı müzikten soğutan Smythe-Smith ailesinin ta kendisi. Seri dört kitaptan oluşuyor. Son kitap yazılma aşamasında. İlk kitap Honoria Smythe-Smith ve Marcus Holroyd'un aşkını anlatıyor. Honoria,Smythe-Smith ailesinin altı kardeşten en küçük olanıdır. Diğer kardeşlerin yaşı birbirine yakın olduğu için kardeşleri Honoria'yı oyunlarına almazlar,özel sırlarını paylaşmazlar kısaca onu pek önemsemezler.Honoria da bunu önemsememeye çalışarak her defasında kardeşlerine yakın olamaya çalışır. Marcus on iki yaşına kadar tam anlamıyla yalnız bir çocukluk geçirmiştir. Annesi kendisiyle pek ilgilenmemiş ve Marcus dört yaşındayken hayata veda etmiştir. Babası da kontluk görevlerini yerine getirmek için onla çok fazla ilgilenmez. On iki yaşında Eton'a gidince orada Daniel Smythe-Smith'le tanışır ve o günden sonra birbirlerinin en iyi arkadaşı olurlar. Yaz tatillerinde Marcus, Daniel'in evine gider. Orada bilin bakalım kimle tanışıyor? Evet bizim o zamanlar altı yaşında olan Honoria'yla. Onlar fark etmese de aralarında bir şeyler olmaya başlıyor.Ve olaylar yaklaşık on beş yıl sonrasını anlatarak devam ediyor bundan sonrasında neler olduğunu sizler okumalısınız. Gelelim yorumuma: Honoria sıkıcı bir tip, Marcus aşırı ciddi biri olarak karşımıza çıkıyor... Bu kesinlikle koca bir YALAN! Honoria-Marcus hayatımda okuduğum EN ama EN ŞİRİN ÇİFTTİ. Ve bunu sadece JQ yazdığı için söylemiyorum. Okuduğum bir çok romanda beni etkileyen çok az çift vardır.Sıralama yaparsam bunlar kesinlikle birinci gelir. Honoria kesinlikle Daniel ve Marcus'a acayip işkenceler çektiriyor bu açıdan tam bir cadı :D . Ancak özünde kesinlikle çok iyi bir insan. Kuarteleri sevmese de kuzinleriye birlikte olmaktan acayip zevk alıyor. Dışlansa da buna aldırmayarak sevdiği insanlar için yapmadığı şey kalmıyor. Aslında bunu Marcus'u anlattıktan sonra yazmalıydım ama onu anlatırken ufak bir spo vereceğim için buraya yazıyorum. Julia'nın yaratmış olduğu en manyak ama sevmeden de duramadığımız biri bu kitapta yer alıyor. Bu kişi elbette LEYDİ DANBURY. Zaten adını gördüğüm an hemen kahkaya boğuldum ve romanda yine yaptı yapacağını :D Marcus'sa... Ah onun için ne diyebilirim! Leydi Danbury'nin dediği gibi: Sen benim ikinci sevdiğim yeğenimsin. Gerçi Marcus benim yeğenim değil ama JQ romanlarında en sevdiğim ikinci erkek o oldu. Birinci tabi ki kayıp Dük'teki JACK! Ayyy Jack yazınca bile onu ne kadar özlediğimi anladım. Ben Kayıp Dük'ü bir kez daha okuyayım en iyisi. Konuyu biraz dağıttım sanırım. Ne diyordum, evet Marcus! Benim yalnızlık çeken, tatlı hastası, ciddi görünmeye çalışsa da aslında espri yeteneği fazlasıyla olan, yumuşak kalpli, hovardalık nedir bilmez - bu özelliği onu ikinci sıraya taşıdı diyebilirim.- utangaç erkeğim :) Yazar çiftimizin yaşadıklarını öyle güzel anlatmış ki... Genelde ikisini okurken gülmeden duramıyorsunuz ancak duygusal sahneleri acayip güzeldi, birbirlerine trip atmadılar. Gayet adam gibi bir çift oldular. Komedi anlamında Öpüşünde Saklı romanını solladı. Daha ön sözden itibaren kahkahaya boğuluyorsunuz. Ancak bir şeyi olumsuz buldum. Kitapta o kadar Gregory Bridgerton'un adı geçti -ki benim en sevdiğim ikinci Bridgerton olur kendisi- ancak onu göremedik :( . Ben yazarın yazdığı kitaplarda şunu fark ettim. Ben Gregory'i, Julia'nın en önemsemediği kişi olarak algıladım,gel gör ki Colin Bridgerton adı geçmemesine rağmen göründü. Tamam Colin en sevdiğim üçüncü Bridgerton ve gördüğüme de sevindim ancak ne bileyim Gregory'i ben çok bekledim bir yerden çıkar diye. Bu arada kitabı okuyan arkadaşlar için bir bilgi vereyim. Kitabın başında Colin-Peneople çiftinin evli olduğu görülüyor ama kitabın sonlarına doğru Honoria, Colin'nin eline ne olduğunu sorunca Colin mektup açacağıyla oldu diyor. Hatırlarsanız mektup açacağıyla elini kestiğinde hatta kitapta geçen Smythe-Smith müzikaline gittiğinde Peneople'yle evli değildi. Yani yazar bir mantık hatası yapmış. Zaten okuyucular yazara da sormuşlar neden böyle olduğunu. Yazar da şu cevabı vermişti hatırladığım kadarıyla. "O tamamen benim hatam. Kitabı yazarken değil ben, editörüm ve ailem de fark etmedi. Biliyor musunuz kim fark etti? Okuyucularım. Bunu kitap satıldıktan sekiz saat sonra fark ettim. Sizler inanılmazsınız.". İkinci kitap Honoria'nın kardeşi Daniel ve Sarah'ın kardeşlerinin mürebbiyesi Anna arasındaki ilişkiyi anlatacak. Konusundan anladığım kadarıyla yine güzel bir roman bizi bekliyor. Ancak yayın evi ne zaman çıkarır Allah bilir. Her ne kadar merak etsem de ben Two Dukes of Wyndham serisinin son kitabını okumayı çok ama çok istiyorum. Yalnız bir bakmışız yayın evi başka seriye başlamış. O zaman hiç şaşırmam ama çok fazla öfke duyarım. Bu herhalde bir kitap için yazmış olduğum en uzun yorumdu. Ne yapayım sonçta Julia Quinn bu.

ÖncekiSayfa 2 / 32Sonraki