maggie
@maggie

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Baskı: Kızıl Damla (Gece Avcısı Dünyası, #1)

Sıra, Gece Avcısı Dünyası Serisi'ne geldi. Seri 2 kitaptan oluşuyor. İlk kitap Bones'un kankası olan Spade'i, sonraki kitapsa Bones'in atasının atası olan, sıkıcılıkta dünya markası Mencheres'i anlatıyor. Bana kalsa Gece Avcısı Serisi'ne devam ederdim. Fakat Gece Avcısı Dünyası Serisi okunmazsa, diğer serinin sonraki kitapları fazla anlaşılmaz dendiği için mecburen bu seriye başlamak zorunda kaldım. Kitabın konusu arka kapağında tam olarak anlatılmadığı için beklentim düşüktü. "Yani Spade'in kitabı, ne olabilir ki?" diyerek başladığım kitap, bittiğinde beni memnun eden bir kitap oldu. Okuyanlarlar bilir ki 3. kitapta Dennis'in eşi zombiler tarafından öldürülmüştü. 4. kitaptaysa Spade ile araları biraz bozuluyordu. Şimdi, o olaylardan sonra Dennis'i biraz daha yakından tanıma şansına erişiyoruz. Dennis, düşünülenin aksine oldukça cesur bir kadın. Karşılaştığı sorunlardan asla kaçmadı, bizimkilere yardımcı olmak için çaba göstermeyi bir an olsun bırakmadı. Spade, kendi kitabında biraz daha sevilesiydi. Onun geçmişini tamamıyla öğrenince yaptıkları daha anlaşılır duruyor. Yok arkadaş bu Ian tam bir gıcık. Bu kitapta katlanılmazlık ve mide bulandırıcılık seviyesini aştı. İnşallah Gece Avcısı'nın sonraki kitabında sonu gelmiştir. Kitapta sevmediğim diğer bir yönse 3. kitapta Cat'in düzenlediği partide Spade ve Dennis'in ilk görüşte birbirlerinden etkilenmesi oldu. Hani bu kız kocasına olan aşkından kördü. Oraya gidip de "Spade'i görür görmez çarpıldı." gibi bir cümle kurulamaz. Spade'in de ilk görüşte etkilendiğine inanmıyorum. Son olarak kapak cidden çok kötü. Ben kadının gördüğümüz yeri sırtı mı yoksa ön kısmımı hala anlamadım. Anlaşılan kafa da 180 derece ters çevrilmiş :D http://belleninkutuphanesi.blogspot.com.tr/2016/06/kzl-damla-yorum.html

Baskı: İntikam Maskesi (Maiden Lane, #5)

http://belleninkutuphanesi.blogspot.com.tr/2017/03/intikam-maskesi-yorum.html

Baskı: Bir Avuç Aşk (Warenne Dynasty, #4)

Bir Avuç Aşk'ı 3 sene sonra 2. kez okumuş oldum. İki okuma arasında düşüncelerimin pek değiştiğini söyleyemeyeceğim. Bu kitabı en fazla 3 günde bitirirdim fakat kitabın çoğu sahnesini hatırladığım için okurken zorlanmadım ve 1 günde bitirdim. Bu kitabı okuyanların çoğu Devlin'i kendi kara listelerine almışlardır. Normalde bir erkekte okumakta uyuz olacağım birçok şeyi yapmış olsa da Devlin'e kızamıyorum, ondan nefret edemiyorum. Belki de sebep yazarın büyülü kaleminden. Devlin'in de dediği gibi önceleri oldukça mutlu olsa da babasının ölümünden sonra öfke ve nefretle büyümüş biri. Bu yüzden sevgi nedir bilmez ve sevmekten/sevilmekten oldukça korkmaktadır. Aynı şekilde Vanessa da beni delirtenlerden biri olmadı. Bazen çaresizliğinden ötürü kaçmayı tercih etse de aşkı için yeri geldiğinde savaşmasını bilmiştir. Daha önce de bahsettiğim gibi aşk kitaplarında aşırı uzun sayfaları sevmem ama Brenda şu an için bu konudaki istisna gösterdiğim biri. 1-2 kitabı hariç diğerlerinde anlatmak istediğini oldukça güzel anlatır, sayfalar tam olması gerektiği gibidir. http://belleninkutuphanesi.blogspot.com.tr/2017/04/bir-avuc-ask-yorum.html

Baskı: İskoç Gelini (Highlanders #3)

İyi ki de bu kitabı pdf olarak okumuşum. Hayatımda okuduğum en saçma historicallerden biri olabilir. Yazar konuyu çok dağınık ve olayları aşırı uzatarak anlatmış. Karakterler sürekli konuştukları konuyla alakasız şeyler söylüyorlar. "Zamanında falancı şunu yapmış." gibi konuşmalar çok ağırlıkta. Saidh'in iyileşmesi bir türlü geçmek bilmedi kitap boyunca. 304 sayfalık bir kitap için çok fazla karakter vardı. Böyle olunca karakterlerin hiçbirinde derinlik olmamış. Örneğin Saidh'in kuzeni 4 koca eskitmiş ama ilki ve sonuncusu hariç diğerlerinin nedeni çok boş bırakılmış. Çiftimiz de ayrı facia. Daha birbirinin ilk gördüğü anda yiyişmeye başladılar ve aşık oldular. Çeviri de çok ama çok kötüydü. Tamamen günlük konuşma dilinde çevrilmiş. Herhalde Yabancı Yayınları bu türü kendi çevirdikleriyle bir tutmuş. Zaten senin bu türle ne işin var hala anlamadım. Yazarın başka ülkeden olduğu belirtilmese yeminle Wattpad'den çıkma Türk bir yazar yazmış derdim. http://belleninkutuphanesi.blogspot.com.tr/2017/04/iskoc-gelini-yorum.html

Yezidin Kızı
6/1030.04.2017

Baskı: Yezidin Kızı

Yazarla ilk kez bu kitapla tanıştım. Oldukça güzel bir konusu ve şaşırtıcı bir sonu var. Karakterlerin anlatımı da oldukça başarılı. Gelgelelim çeviride orijinali bozmayacak şekilde sadeleşmeye rağmen yine de ağır bir dili olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden kendimi kitaba vermekte biraz zorlandım.

Uzun Vadi
3/1030.04.2017

Baskı: Uzun Vadi

Sıradan olayları ustaca anlatmakta oldukça başarılıdır kendisi. Ama maalesef romanlarındaki tadı hikayelerinde alamadım. Bazı hikayeleri yazmadaki sebeplerini anlamış değilim. Örneğin Yılan isimli hikayesi. Sadece son 2 hikaye olan Cinayet - ki bu hikaye çoğunluk tarafından beğenilir- ve Bakire Aziz Katy hikayelerinde bir şey anlattığına inandığım için çok beğendim.

Yüzbaşının Kızı
9/1030.04.2017

Baskı: Yüzbaşının Kızı

İnsanlarda görülen ikiyüzlülük, vefa gibi duygular çok başarılı bir şekilde aktarılmış. Kitabın en ilgi çekici karakteri Pugaçev idi. Şvarbin ise en uyuzu.

Elif
5/1030.04.2017

Baskı: Elif

Yazar bu sefer bir değişiklik yaparak kendi anılarından oluşan bir kitap yazmış. Genel olarak yazdıklarını sevsem de Elif şu an için en az beğendiğim 2. kitabı oldu. Okurken çoğu yerde sıkıldım.

Baskı: Kayıp Dük (Two Dukes of Wyndham #1)

Bu kitaba ilk yorumu yapacağım için çok mutluyum. Ben şahsen Bridgerton ailesinden cidden sıkılmıştım. Bana göre Benedict, Eloise, Francesca'nın hikayeleri dışında beni çok etkileyen bir seri olmamıştı. Ancak bu roman Şahane Bir Kadının Gizli Günlüğü'nden sonra beni derinden etkileyen 2. JQ kitabı oldu. Romanımızın konusuna gelirsek: Grace isimli kızımız Wyndham Düşesi'nin refakatçisidir. Bir gün bir balodan dönerlerken bir haydutun saldırısına uğrarlar. Düşes Jack'i görünce ona torunu olduğunu isminin John olduğunu söyler. Jack tam olarak inkar etmez ama meşru ise dük olacaktır. Hikaye biraz hüzünlüydü. Jack'in teyzesiyle geçen konuşmları ve Grace'e yaptığı evlilik teklifinde resmen ağladım. Birçok aşk kitabı okudum ama John gibi bir karakter görmedim. Grace karakteri de Bridgertonlardaki Daphne gibi göze çarpacak hiçbir özelliği yok ama ben onu bağrıma bastım. Daphne baya sinirime dokunmuştu. Thomas'ın durumu tam açığa kavuşmadı onu da bir sonraki kitaba bekliyoruz. Merak etmeyin hikaye Thomas'ı anlatacak. Sonunda karakterlerden biri üzüntüye uğruyor ve ben bu sonu pek beklemiyordum. Ama bu sonu daha da sevdim tozpembe bir son değildi. Romantizm de vardı ancak daha çok yaşanan olayda karakterlerin duyguları ve düşünceleri göz önündeydi ve bu açıdan JQ kitaplarından ayrılıyor bu roman. Yine söylüyorum. Ben Bridgerton serisini o kadar sevemedim. Bunun haricindeki diğer serileri daha güzel. Julia sonunda gönlümü yine fethettin :)

Baskı: Düğün (Lairds' Fiancées, #2)

Sanırım bu romanı sevmeyen tek kişi benim.İlk kitaptan tanıdığımız Jamie baya sulu göz olmuş. Kız tam anlamıyla salak oğlan ondan da salak. Gelin güzeldi ama bu berbat hiç okumayın derim.

Belalı Korumam
7/1028.04.2017

Baskı: Belalı Korumam

Aslında bu kitabı okumak aklımda yoktu ama kitapçıda bakarken bir anda ilgimi çekti ve okumaya başladım. Öncelikle şunu söylemeliyim ki büyük ihtimalle benim gibi yanılacaksınız, neden mi? Kitabın adını ve konusunu gördüğünüzde aklınıza gelen ilk şey ne olur? Aşk+atraksiyon. Ne yazık ki kitapta sadece aşk var, öyle vurdulu kırdılı sahneler hiç yoktu. Bu yüzden eğer kitaptan öyle bir beklentiniz varsa üzgünüm, bu kitap karşılamıyor. Selin her ne kadar güven sorunları yaşasa da bir yerden sonra inatçılığı ve utangaçlığı bana "öh be!" dedirtti. Deniz ise iyiydi ama gereğinden fazla zorba bir karakterdi. Ayrıca Selin'nin bir kardeşi olduğu ortaya çıkıyor ama ikisi arasında yaşananlar oldu bittiye getirilmiş, kitabın sonunda Selin kardeşini kabullendi mi veya tam tersi mi oldu bir bilgi yoktu. İmla hataları orta düzeyde, bazı yerlerde kabak gibi karşıma çıktı. Kitap bence biraz fazla uzatılmış, biraz daha kısa kesilebilirdi. Ama evliliklerinin 18 ve 20 yıl sonrası yani 38 yıl sonrasının anlatılması durumunu ilk kez bir kitapta gördüm. Normalde böyle durumlar 2-3 sayfa anlatılır ama amatör yazarımız oraları biraz uzun tutmayı tercih etmiş ve iyi de yapmış ama bana kalırsa hikayenin aslı yerine o kısımlar biraz daha uzun olabilirdi.

Baskı: Bana Sevdiğini Söyle (Agents for the Crown #2)

Elizabeth ailesinin ölümü üzerine üç kardeşinin geçimini sağlamaya çalışan hanım hanımcık bir kızdır. Çektikleri maddi sıkıntıyı tamamıyla ortadan kaldırmak için bir kitap sayesinde zengin biriyle evlenmeye karar verir. James zamanında ülkesi için ajanlık yapan, kendini sıradan bir insan gibi tanıtan biridir ve Leydi Danbury'nin yeğenidir. Teyzesinin yazdığı mektupla evine gelen James teyzesine yapılan şantajı araştırmaya başlar. O sırada teyzesinin refakatçisi Elizabeth ile tanışır ve zaman içinde birbirleri arasında bir çekim oluşur. Aslında Elizabeth ile James'in çocukluk günleri bu kadar acıklı olmasaydı tam anlamıyla bir komedi kitabı olurmuş. Sadece komedi olsaydı bu kadar da güzel olmazdı. Ben bundan önceki kitabı yani Blake-Caroline çiftini merak ediyorum. Sanırsam ilk kitap biraz daha heyecanlı.

Mekanik Aşk
3/1015.03.2017

Baskı: Mekanik Aşk

BİS serisinin ilk kitabı olan Kuzey Masalı'nı bazı klişe kısımlarına rağmen gayet beğenmiştim. Çıktığı an Mekanik Aşk çıkınca hiç düşünmeden elime aldım. 2. kitapta yazarın kalemi daha iyi oturmuş. Karakterler arasındaki laf dalaşı ve hikayeyi anlatım tarzı akıcı ve eğlenceliydi. Jane'i ilk kitapta oldukça sevmiştim, bu kitapta daha da kanım ısındı. Ephesus'un kapaklarında seri uyumunu yakalamasını seviyorum. Bu seride Mekanik Aşk, Kuzey Masalı'na göre 2 tık daha önde. Hem mavi rengi sevdiğimden hem de kapak kızının seriye daha uygun olmasından. Kuzey Masalı'ndaki kapak kızı ağır makyajı sebebiyle yaşı 40-45 arası gösteriyor bana göre. Ne yazık ki kitabın iyi yönleri bu kadar. İlk kitabı sevsem de 2. kitap tahmin ettiğimden daha da çuvallamış. Spoiler içerir!!! Okuyucuların Alex'e hayran olmasını anlamadım ben. Kitapta tek gördüğüm sürekli bel altı düşünen ve kadınlara karşı sadece bel altı sohbetler yapmayı bilen bir mahlukattı. Alex'i sevmek bana göre sözlü ve fiziksel tacizi meşrulaştırmaktır. Sakın bana ailesi yüzünden böyle demeyin, ailesi normal olsa da bu şahıs yine aynı karakterde olurdu bence. Ha,ailesi mide bulandırıyor, o kısma %100 katılıyorum. Özellikle babasının yaptıkları affedilmezdi. Zaten BİS ekibinin başlarındaki en büyük belayı açanlar bizzat Cavendish ailesi. İlk kitap için olayları bağlamada ailevi bağlar içeriyor diye bir yorumda bulunmuştum. Bu kitapla beraber o sınırı da aşmış. Yazar, bağlantıyı başarıyla kurmuş ama Cavendish ile Karaarslan ailesini dolaylı da olsa ailevi bağla bağlaması hiç hoşuma gitmedi. Şu an merak ettiğim Zack'ı ve/veya Mert'i bu ailevi bağa katacak mı? Bana katacakmış gibi göründü. Benim 2. kitaptan en çok istediğim şey daha fazla aksiyon, daha yerinde romantizmdi. Aksiyon ilkine göre çok düşmüş. Gerçek anlamda aksiyon sadece Alex ve Jane'in tutsak edilmesiydi. Geri kalan fasa fiso. Romantizm ise üstte yazdığım gibi taciz çizgisini aşan bir seviyede olmuş. Alex-Jane de maalesef sevgili oldukları andan itibaren Kuzey-Masal gibi vıcıklaştı sonradan. Diğer konu kıskançlık. Maalesef yazar her romantik kitap yazan Türk yazarın hatasına düşüyor. Hatta bu konuyu iyice abarttığını düşünüyorum. Karakterler, kadınlarını en sevdikleri yemeklerden bile kıskanıyorlar. Hele kitapta bir sahne var ki iyice soğuttu beni: Kız isteme sahnesi. Bu durum Kuzey'in Masal'ı istemesinde komikti. Jane'de ise aşırı eğreti durmuş. Yazar için kalemi güzel dedim ama "Jane öyle sinirlendi ki Alex'in gözleri büyüdü." "Masal'ın söylediği cümleye herkes şaşırdı." "Alex'in bağırışıyla Jane hariç herkesin kulakları sağır oldu." gibi cümlelerde de azaltmaya gitmeli bence. Zeliha kalemin gerçekten iyi, kurgu yaratmada da gayet başarılısın. Okuyucularınla olan bağını da çok beğeniyorum. Ama okuyucuya kitabı sevdireceğim diye biraz abartıya kaçıyorsun bence. Ben 21 yaşındayım ve senin kitaplarını okuyan benden küçükler de var. En azından onlar için Alex gibi bir karakter oluşturmaktan kaçınmanı tavsiye ederim. Bir de erkekler yerinde kıskanç olursa tadından yenmez kitapların 😉 http://belleninkutuphanesi.blogspot.com.tr/2016/11/mekanik-ask-yorum.html

Baskı: Hüküm (Salvation #4)

Pdf olarak çıkmasını bekleye bekleye ağaç oldum ama sonunda geldi :D Çevirisi ilk kitaptaki gibi şahaneydi, çevirenin ellerine sağlık. İlk kitapta kocasının ölümüyle dağılan Natalie'nin kendini toparlama çabası ve yeni bir aşka yelken açması anlatılıyordu. Bu sefer imkansız denen bir olayın gerçekleşmesi sonucu Natalie'nin vereceği kararlar bizlere aktarılıyor. Ufak spoiler içerir! Natalie öncekinden daha kırılgan ama bir o kadar da ne istediğini bilen ve bunun için çaba gösteren bir şekilde karşımıza çıkıyor. Yaptığı seçimden bir an olsun dönmemesi "İşte zeki bir kadın karakter böyle olmalı." dedirtiyor. İlk kitapta Liam'ı sevmiştim şimdi ise kafasını duvarlara vurmak istiyorum. Başta yapılacak en doğru şeyi yapsa da sonrasında Natalie'yi bilerek eski kocasına yönlendirmesi, duyguları konusunda ona güvenmemesi canımı çok sıktı. Sonra nasıl olduysa bir aydınlanma yaşadı da saçmalamaktan vazgeçti. Bazı yerlerde Aaron'a hak versem de Byrnee'e karşılaşmalarındaki tavırları çokça delirtti. Aaron da Liam da Natalie'yi geri kazanmak konusunda hiçbir şey yapmadı. Hani bu kızı seviyordunuz siz? Onun haricinde kitap bir yerden sonra sıktı beni. Aman aman bir şey yaşanmadığı için çoğu sayfayı atlayarak okudum. Kitaptaki favorim sensin şeker Aara. Mark'a da kitap boyunca çokça tebessüm etmiş olabilirim. http://belleninkutuphanesi.blogspot.com.tr/2017/02/hukum-yorum.html

Baskı: Yalnız Gözlerin İçin

FMArsal okuyucularının çoktan okuyup bitirdiği kitabı anca şimdi okuyabildim. Abartı sayfa sayısı ve özellikle Tahir'e ısınamadığım için kendime başlasam mı diye çok kez sormuşluğum vardır. Öyle ya da böyle başlayıp 4 saate yakın sürede bitirdim. Arsal'ın hikayelerinde fazla tekrara düştüğü bilinen bir durumdur. Fakat ilk kez bu kitapta aynı sahnenin/sahnelerin aşırı bir biçimde tekrar etmediğini düşünüyorum. Belki yazarı uzun süre sonra okuduğum için böyle düşünüyor olabilirim. Güney'den fazla bir şey beklemiyordum ama tahminimden daha çok sevdim. Davranışları beni delirtmedi. Tahir için ise aynı mesafeyi korumayı tercih ederim. Güney'in aksine Tahir'de bir derinlik göremedim. Ne kadar ince tavırlarını görsem de bana göre aşırı yüzeyseldi. Gözümde Arsal'ın en sıkıcı karakteriydi kitaptan sonra da aynı kaldı benim için. Bir de Tahir'i yazarın her kitabında görmekten aşırı bunaldım. Onu yazmasa kitapları daha mı az satar acaba? Tekrara düşmemiş desem de bir aşk romanı için 780 sayfa çok fazla. Örneğin "Bronz Atlı" isimi kitap 824 sayfa. Ama içinde romantizm kadar karakterlerin psikolojilerinin aktarılması, anlatılmak istenen bir savaş ortamı var. Yani "Bronz Atlı" dolu bir kitap, bu yüzden 824 sayfa gayet normal. "Yalnız Gözlerin İçin" ise sadece güzel/yakışıklı karakterlerin fazlaca bulunduğu, ne romantizmde ne normal anlatımda hiçbir derinliği olmayan bir kitap. Onun yerine 400 sayfayı geçmeyecek şekilde daha özenlice hazırlanmış kitap yazılsa tadından yenmez. Ama gel de yazarlara anlat. O kadar eleştirdim ama neden 9 verdim. Güney hatırına ve az tekrarı olduğu için.

Baskı: Evli Barklı (Tangled, #4)

Kendisinin yollarını 1 yıl boyunca gözledim durdum. Ephesus müjdeyi vererek resmen fuara koşmamı sağladı. Ve elime geçer geçmez 4 saatte bitirdim kitabı. Serinin açık ara en komik kitabı Evli Barklı'ydı. drew/ Dee Dee'nin atışmaları cidden güldürüyor insanı. Tabi ki de Dee Dee'nin yanındayım :D Mackenize'in büyüdüğü de bu kitapta çok belli oluyor. Yerim ben onu :) Favori sahnem Steven'ın limuzindeki hareketleridir. Oralarda gülme garantisini veriyorum size. Bana göre tek eksik James'i gerektiği kadar görememekti. Keşke azıcık daha sevseydik keratayı. Bu seri için yorumlarımı okuyanlar bilirler. Ben drew evans'ı namı diğer -31'i hiç ama hiç sevmem. Hele Sıkı Fıkı'da iyice çıldırtmıştı beni ve internetten bulduğum küfürleri bizzat sıralamıştım. O kadar bir nefret var, siz düşünün. Bu kitabın konusunu sizlerle paylaştığımda da dayanamayıp yine kendisine saydırmıştım. Kitap okundu bitti, gelelim düşüncelerime. drew, "Eskisinden daha iyiyim." demişti ya, ben onu "Eskisinden iyi" demeyi tercih ediyorum. Son kitapta IQ seviyesinde hafif bir artış görülüyor. Özellikle kendi çocuğuna davranışları çok hoştu ve kız çocukları hakkındaki düşüncesine %100 katılıyorum. Şimdi, kendisinden ve sizden özür dilemek istiyorum. Biliyorum, bu kız nasıl olur da böyle cümle kurar? Kendisi zamanında o kadar şerefsizlikler yaptı ki "Beni yargılamadan ve hadım edilmemi talep etmeden önce olup bitenleri bir dinleyin." cümlesini hiç samimi bulmamıştım. Aslında bekarlığa veda gecesinde kendini baya tuttu diyebiliriz. Sadece striptiz sahnesi azıcık sinirimi bozdu ama bu sefer drew'e değil kızgınlığım, o üç arkadaşına. Zamanında bir alıntı okumuştum ve nedense onu drew yapmış gibi algılamışım :D Ne olduğunu son sözden önceki bölümü okursanız anlarsınız. O açıdan sizlere de hafiften yanlış bilgi vermişim. Yeniden sorry :D Tamam, bu kadar övgü yeter. Gelelim eşekliklerine. IQ arttı dediysem çok da artmadı, hala ikili rakamlarda geziyor. Allah'ın bencili! Ne istiyorsun benim Billy'mden! Bu çocukla ne alıp veremediğin var! Arkadaşlar, bu salak hala ama hala Billy'e hakaretler edip duruyor. Bu da yetmezmiş gibi bir de saflığından bolca faydalandı çocukcağızın. Billy'i seven biri olarak o -31'in saçını başını yolmak istedim kitap boyu. Yalnız Billy de ne yaptı en son? drew'e bu konuda da katılarak inşallah paraları uçmayacak bir süre sonra :D Bir de Rain olayından sana ne! Ben onun amcasıyım diyor ama hiç de onla alakan yok be zeka küpü! Sonuç olarak seri kendine yakışan bir finali yapmış bulunmakta. Serideki karakterleri seviyorum. drew, seni son kitapta azıcık övsem de yine de tez zamanda Tahtalıköy'ü görmeni dilerim :) NOT: CNR yazımda yazmıştım, bir daha hatırlatayım. Emma'nın yeni kitapları artık başka bir yayınevinden çıkacak arkadaşlar. Keşke gitmeseydi. Ephesus'un elinde fazla yabancı yazar olmadığından çevirisi hızlı gelen bir yazar olacaktı. Kim olduğu şu an için bilinmemekle beraber inşallah ya Yabancı ya da Aspendos almıştır diyorum. Ephesus'un çevirisine en yakın çevirileri yapacağına inandığım yayınevleri bunlar. http://belleninkutuphanesi.blogspot.com.tr/2017/03/evli-barkl-yorum.html

Baskı: Oyun (Warenne Dynasty, #3)

Güzel bir serinin daha sonuna gelmiş bulunmaktayım. Kitap, şu sıralar içinde bulunduğum okuma isteksizliğime çok iyi geldi, kitabı 2 günde bitirdim. De Waranne Serisi gözümde çok başarılı bir seri olmasına rağmen serinin 2 kitabı beni hayal kırıklığına uğratmıştır: Yemin ve maalesef yorumunu gireceğim Oyun beklentimin altında olan kitapları oldu. Benim için kitabın hem olumlu hem olumsuz yönü baş karakterimiz Liam O'Neil oldu. Liam, seride Cliff ile beraber beni delirtmeyen erkeklerden biriydi. Katherine için yaptıkları, çektiği zorluklar ile kendini sevdirdi. Fakat kitabın büyük bölümünde Liam, birliktelik için Katherine'yi aşırı zorluyor. Korsan olduğu için ondan beklenilen davranış bu yönde olsa da Liam'ın kıza biraz daha sabırlı yaklaşmasını isterdim. Brenda Joyce gerçekten bambaşka bir kaleme sahip. Yazdıklarıyla tekrara düşmeyen nadide yazarlardan biri. Bir kez daha başarılı bir kurgu göze çarpıyor. Olayların ardı arkası kesilmiyor. Yalnız olay açısından "Gülün Sözü" gibi bir kitap beklemiştim. Ülkemizde kitabı çevrilmeden önce okumuş olanlar kitabı aşırı beğendikleri için böyle bir beklenti oluşmuştu. Yine de dediğim gibi, bu kurgu diğer historicallere 10 basar. Katherine tam bir eski dönem kadını. Hayattaki tek amacı soylu ve iyi bir eş ve aile hayatı. 488 sayfa boyunca bu isteği bir süre sonra beni delirtmeye başladı. Bir de erkek beğenmiyor hanımefendi. İlle soylu biri olacakmış, soylu geliyor onda da bir sebepten ötürü beğenmemezlik yapıyor. Her erkeğin hangi amaç olursa olsun Katherine ile uğraşması da sıkmaya başlıyor. Her zamanki gibi Pegasus'u da kınıyorum. Bundan önce çıkan Gülün Sözü, Oyun'un sayfa sayısı kadardı ve 29.90 idi. Şimdiki kitap 34.50 olmuş ve internetten alış veriş yapamadığım için maalesef bu parayı verdim. Yorumlarda da dedikleri gibi galiba sayfalara altın serpiştiriyorlar. Ne kadar gitmeyeceğim desem de fiyatlar sağ olsun başta CNR Fuarı'nı bekleyim dedim ama standlarına baktığımda anca 1 tane kitap gördüğüm için kendilerine güvenemedim. Bir de verdiğim paraya değse. Kitapta fazla imla hatası mevcuttu. Örneğin "ismini" yazacağına "simini" gibi saçma sapan şeyler çokça vardı. Sonraki kitabın fiyatını korkuyla bekliyorum ve yeni bir seri ile başlarlarsa "Francesca Cahill Serisi"ne başlamalarını umuyorum. http://belleninkutuphanesi.blogspot.com.tr/2017/02/oyun-yorum.html

Tess
4/1019.01.2017

Baskı: Tess

Geçen sene İngilizce hazırlıkta bu kitabın BBC yapımının ufak bir kısmını izlemiştik. O ufak kısmın beni etkilemesi sonucu kitabı almış oldum. Büyük bir hevesle başladığım kitap ne yazık ki beni pek tatmin etmedi. Sıkıntımı anlatmak için hafiften spoilere girmek zorundayım. İlk olarak kitabın çevirisinden başlamak istiyorum. Martı'nın, Tess çevirisi başarısızdı. Çoğu yerde tırnak içine alınması gereken kısımlar alınmamıştı. Spoiler: Kitabın başlarını biraz geçtikten sonra Tess'in hamile olduğunu öğrendim fakat bu kız hangi ara baştan çıktı, kim tarafından baştan çıkarıldı sorusunu sordum kendime. Bence ya çevirmen kitaba sansür uygulamış ya da yazar o kısmı atlayıp nasıl olsa okuyucu anlar demiş. Çoğu kişinin aksine ben Tess'i çok sevdim. Onun naifliği ve saflığı beni baya etkiledi. Ne yazık ki ailesi için aynı şeyleri söyleyemeyeceğim. Hepsi uyuz -_- . Aslında kitabın konusu ve kitap boyunca yaşananlar tam benim okuyabileceğim tarzdaydı. Kitap bir nevi benim istediğim tarzda bitti. O yönden yazarın kurgu kısmını başarılı buldum. Fakat Tess'i okuyan çoğu kişiye de katılıyorum. Maalesef yazarın dili sıkıcıydı. Karamsar havadan ziyade bazı yerlerde betimlemelerin fazlalığı ve çoğu yazılmasa da olurmuş denen eylemlerden dolayı kitabı yarım bıraktım. Böylece ilk kez bir kitabın özetini okuyarak bitirmiş oldum. En fazla 400 sayfalık bir kurgu vardı bence. http://belleninkutuphanesi.blogspot.com.tr/2016/04/tess-yorum.html

Aşk - Esaret
2/1003.11.2016

Baskı: Aşk - Esaret

Okumakta çok zorlandım. Ya kafamı veremedim ya da çeviriden kaynaklı. Yine de kitabın kötü olmasını değiştirmiyor. Jax, sadece zengin,yakışıklı,bolca parası olan biri o kadar. Yan karakterler daha özenilmişti. Kısacası, Ih-ıh! Olmamış.

Baskı: Aşkla Gelen Güzellik (Beauty, #3)

Blackstone serisi gibiydi. İkisinde de fazla olaylar yok ama aralarındaki ilişkiyi okumak güzel.

Bir Asi Yürek
10/1003.11.2016

Baskı: Bir Asi Yürek

Neredeyse 400 sayfa olan bir kitabı birkaç saatte bitirdiğim nadir kitaplardan biri oldu. Bir Rüya Gibi kitabını oldukça sevmiştim fakat 2. kitap için beklentim düşüktü, ilk kitabın yanına bile yaklaşamayacağından emindim. Kitap ilerledikçe ben şok, ben iptal oldum. Resmen yılın en iyi historical kitabını okudum ben, bir de young adult tarzına giren bir kitaba aşık oldum, gerisini siz düşünün. *-* Arka kapak durumu özetlese de inanın bana, göründüğünden çok çok derin bir kitap. Yazar, yeminle nasıl romantik sözler yazacağını çok iyi biliyor. Bunu erkek karakterlerine o kadar güzel uyguluyor ki <3 En fazla şunu söyleyebilirim, başta Henry'i, Kate için hiç uygun görmemiştim. Kitap ilerledikçe sevdiğini tam anlamıyla anlayan bir erkek gördüm. Şu ana kadar okuduğum kitaplarda bunu bana hissettirmeyi başaran ilk kişi Henry oldu. Hele ilan-ı aşk kısmında... Ayy, daha fazla şey söyleyemem! Hem şahit olunması gereken, hem de beni mahveden bir sahne oldu. Bildiğiniz bebek gibi ağladım. Aşk romanı severler için kesinlikle kaçmaması gereken bir kitap! Aradığınız her şey var içinde.

Baskı: Hesaplaşma (Tutku Oyunları Serisi, #3)

YORUMUM SPOİLER İÇERİR!!! Kitap bitti ben de bittim. Kitap 2'ye bölündüğü için Yüzleşme ile beraber yorumunu gireceğim, hatta ben yorum boyunca kitap ismini Yüzleşme olarak kullanacağım. İlk kitaptaki saf Claire'nin yerini ne yapması gerektiğinin farkında olan daha cesur bir Claire alıyor. Tabi arkasındaki destek ekibini de unutmamak gerekiyor :) Anthony'den artık nefret etmesem de, sevemeyeceğim onu. Hapisten çıkana kadar Tony, Claire'yi bir kez bile umursamadı, çıkınca "Pişmanım, seni seviyorum." demesi hiç inandırıcı gelmedi. Daha çok yaptıklarına üzgün gibi geldi. Keşke intikamımı hiç gerçekleştirmeseydim diye aklından bir kez bile geçtiğini sanmıyorum. Claire'ye aşık olan diğer karakter Harry'e aşık olmuş olabilirim *-* Claire, böyle bir adamı kaçırdığın için tam bir aptalsın. Neşeli, kendine güvenen, korumacı, sevdi mi tam seven bir adam yerine git; ne sevdiği belli, ne dürüstlüğü belli birinin peşine takıl. Ah ah, ben yazarın yerinde olacaktım, ilk kitabı olduğu gibi yazardım, 2. kitapta Harry-Claire aşkına başlayıp seriyi öyle bitirirdim. Yalnız yazarı Claire ve Harry'i baya bir yakınlaştırdığı için tebrik ederim. Çoğu yazar, kadınlarını sürekli ana karaktere ihanet etmeyecek şekilde tasarlar. Aslında Claire'nin yaptığı ihanet değildi fakat nedense yazarlar artık ilişki yaşamadığı biricik aşkına sadık yapmak zorundalar kadınlarını. Bunun haricinde kitapta sırların açığa çıkmasını sevdim. 3. kitap biraz daha rahat kafayla okunacak gibi görünüyor. Yine de kitapla ilgili kocaman bir sorunum var. Şimdi, ben bu kitabı ilkine göre daha yavaş okusam da başıma yine 1. kitapta olan şey geldi. BEN GENE ANLAMADIM SONUNU :D Şöyle anlatayım, Claire'nin peşine biri düşüyor ve onu tehdit ediyor, Catherine de Claire'nin güvenliğini sağlamak için kaçmasını sağlıyor. Sonra olanların göründüğü gibi olmadığı anlaşılıyor. O sırada Claire'nin kardeşi, Claire'ye bir şey yaptığını düşündüğünden Tony'i mahkemeye veriyor. Fakat Claire kaçarken şüphelerin Tony'nin üzerine çekilmemesini sağlamaya çalışıyor. Başarısız olduğunu okuduğu haberlerden anlıyor. Şimdi durum böyle olunca Claire'nin geri dönmesi lazım değil miydi, sonuçta tehlike yok, Tony'i de seviyor. Orada ben bir şeyi mi kaçırdım acaba :D Neyse ki son sözü anladım, kitabın azıcık ileri zamanı anlatılmış. Kısacası,Yüzleşme, ilk kitaba oranla daha iyiydi. Merak ettiğim serinin bir de Tony açısından anlatımları varmış. Acaba yayın evi onları da yayınlar mı?

Geç Kalmış Aşk
10/1007.10.2016

Baskı: Geç Kalmış Aşk

Cathy Maxwell, Pegasus'tan beklediğim bir yazar değil. Fakat historicala aç olan ve okuduğum önceki kitabını seven ben 1 gün içinde bunu bitirdim. Okuduğuma değdi mi, hem de nasıl. Cathy, nasıl kadın karakter yazacağını biliyor. Mallory, en sevdiğim karakteri oldu. Yaşadıklarından ötürü sonuna kadar haklıydı. Sevdiğim diğer yönse ortamdaki samimiyet ve sıcaklık. 336 sayfa boyunca bu konuda bir an bile düşüş yaşanmadı. Yine de araya serpiştirilen bazı gerçekçi durumlar da ayrı güzeldi. Ama John'un kafasını kırmak istiyorum. Gördüğüm en sorumsuz erkek John'du. 7 sene boyunca askerlik yaptı diye kendini her şeye hakim sanan John, sefalete düşünce paçası da düştü. Karısı, anca 7 sene sonra karşılaştıklarında aklına geliyor. Hatta bana kalırsa evli olduğunu bile unutmuştu. Tabi, Mallory'den etkilenen John bir anda ona koca olmaya karar verdi. Dediğim gibi, sorumsuz ve düşünceleri dağınık biri. Kitaba puanımı 10 vermiş olsam da yazarın başka bir kitabı olan Hayaller Gerçek Olunca'daki yorumumu yineliyorum: Pegasus bu yazarın kitabını çıkarmasın. Goodreads'ta kitaplarına puan veren sayısı çok az ve yorum yapanlar da genelde orta dereceli buluyor kitapları.

Baskı: Tutku Mevsimi (Notorious, #2)

Evet, bu yazarı bir daha okumayacağım demiştim fakat yayın evleri sağ olsun doğru dürüst bir historical çıkarmadığından eldekilerle yetiniyoruz. Yalnız yazarın okuduğum diğer 3 kitabına göre bu en güzeliydi. İki karakteri de çok sevdim. Bildiğimiz erkek, istediğini yaptırmak için zorba davranmaktan hiç çekinmez. Nicolas diğer historical erkeklerine göre, sevdiği kadına daha saygıyla yaklaşan biri. Aurora'yı ikna etmek için yaptıkları zorbaca değil, onu anladığını gösterecek şekildeydi. Aurora, Nicolas'ı azıcık süründürse de yaptıkları anlaşılırdı.

ÖncekiSayfa 4 / 15Sonraki