Aktiviteler
Bu okurun herkese açık aktiviteleri.

Yazar: bülent yıldız
Sanki ölüler oratoryosunda koloratur sopranoyum da cümlem eksik, notalarım çaresiz, aryalarım öksüz kalmış. Piç bir ölüm sancısı yüreğimde yer etmiş de ben o sancıya silah doğrultmuş tetiğe basmışım. Namludan çıkan kurşunlar sancıyı ıskalamış, yüreğimi delip hislerimi katletmiş sanki. İnsan neden hislerinin katili olur Boyozcum? Hisler gidince geriye kalan nedir, ha nedir? Bugüne dek edebiyat…

Yazar: gündüz vassaf
Dünyanın neresinde, ne zaman doğmuşsak doğalım, annelerimiz, babalarımız, dinlerimiz, devletlerimiz bize bir geçmiş giydiriyor. Onlar giydirdikçe biz de ha babam giyiniyoruz. Çoğumuz, geçmişin elbiselerini günümüz terzilerinin dikmesini yadırgamadan kabullenmekle kalmayıp, elbiselerimizi bedenimizden ayırt bile edemiyoruz.Tarihimize nasıl baktığımızı gözden geçirdiğim bu kitapta kendimizi yargıla…

Yazar: gündüz vassaf
Sıkı sıkı sarılırız kimliklerimize. Kimliğmizdir, bize kan davalarından savaşlara kadar davetiye çıkartan. Kimliğimizdir, bizi ırkçıların, dalkavukların, oportünistlerin hedefi yapan. Kimliğimizdir, "Sen benim kim olduğumu biliyor musun?" dedirten. Kimliğimizi bulmak yerine ondan kurtulmalı mı? Giderek totaliterleşen devletlere, hakkımızda depoladıkları bigilerle hayatımızın her gird…

Yazar: gündüz vassaf
"Doğaya, başka canlılara duyarlı, modernizmin hızından, tüketimin hırsından haz duymayan, hiyerarşiyi reddeden, yeni bir küresel kültür gözümüzün önünde doğmakta. Ardından türümüz uygarlığında yeni bir döneme girilecek. Teknolojideki hızlı dönüşümler gibi, içinde yaşadığımız tarih de eskisine göre hızlı değişiyor. Yeter ki, düzenin kalıcılığına koşullanmamızdan silkinebilelim. "Sadece i…

Yazar: ahmet ümit
''Biri, sizi cinayet işlemekle suçladığında deliller bulur, tanıklar gösterir, bunun bir iftira olduğunu kanıtlamaya çalışırsınız, ama sizi itham eden kişi bizzat kendinizseniz, ne yaparsınız?'' Ahmet Ümit'in Sultanı Öldürmek romanı bu satırlarla başlıyor. Yıllardır aynı kadını bekleyen bir tarihçinin hikâyesi bu. Şahane bir aşk için harcanmış bir ömrün hikâyesi... Ser…

Yazar: ahmet ümit
Byzantion'dan İstanbul'a uzanan, heyecan yüklü bir serüven... Sarayburnu'nda, Atatürk heykelinin ayaklarının dibinde bir ceset, Avuçlarında antik bir pere.... Ama ne bu ceset son kurban, ne de bu antik para son sikke... Yedi kurban, yedi hükümdar, yedi sikke, yedi kadim mekân. Ve tek bir gerçek: Bu şehrin gizemli tarihi. "Şehre bakıyorduk denizden. Sisler içindeydi İstan…
Yazar: a. ali ural
Sevgili Dost! Bu sabah kuş sesleriyle uyandım. Ne güzel değil mi? Hayır, güzel değil! Açık penceremden ok gibi dalıp yastığıma saplanan karga sesleriydi. Kuş sesleri dediğimde aklına asla karganın gelmediğini biliyorum. Bu, karganın da bir kuş türü olduğunu bilmediğinden değil, karganın türünün en önemli özelliği olan güzel bir ötüşten mahrum oluşundan elbette. Yüzümü yıkarken acaba diyordum; a…

Yazar: necati tosuner
Korkağın Türküsü, Necati Tosuner'in 2008'de Attilâ İlhan Roman Ödülü'nü kazanan Kasırganın Gözü ve 2012'de yayımlanan Susmak Nasıl da Yoruyor İnsanı! adlı romanlarıyla birlikte bir üçleme oluşturuyor. Olayların zihindeki izdüşümlerinin insan ruhundaki yansımalarına ayna tutan bu yoğun üçlemede yazarın yöneldiği yeni üslup ve ifade özellikle öne çıkıyor. Korkağın Türküsü bir ka…

Yazar: ahmet tulgar
"Devrime de aşka da dair önemli emareler gördüm ben. Duydum da. Sadece kitaplardan edinmedim bu işaretleri. Kendi hayatımda da var. İstedim mi bulurum. Ben devrimin ve aşkın mümkün olduğunu biliyorum." Ahmet Tulgar'ın yeni öykülerini bir arada bulacağınız Duygusal Anatomi, güncel gelişmelerin, olayların, haksızlık ve baskıların edebiyata nasıl hem "zamanında" hem de ni…

Yazar: ahmet turgut
AŞKIN ŞEHİDİ romanı Hz.Hüseyinin son 99 gününü konu ediniyor. Onunla yürüyecek, onunla konuşacak ve onunla titreyeceksiniz. Sözlü Edebiyatımızın türküler, ağıtlar ve destanlarla her dem diri tuttuğu ama yazılı edebiyatımızın bir türlü eğilemediği bir dönem ilk kez roman unsurları ve çarpıcı bir anlatımla okuyucuların karşısında Geçmişin gelecekle harmanlandığı, karanlığın aydınlıkla savaştığı bu…

Yazar: ertuğ uçar
Kitabın yazarı Ertuğ Uçar, 1971 Antalya doğumlu, ODTÜ Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü mezunu, kendi şirketinde serbest mimarlık yapıyor. Atlas, Hayalet Gemi, Yeni Mimar adlı dergilerde yazılar kaleme aldı. Uzun bir süredir üzerinde çalıştığı, mayalanmaya bıraktığı, zaman zaman geri döndüğü, tekrar tekrar yazdığı metinlerini ilk defa kitaplaştırıyor. Metinlerini, bir mimarın titizliği, inceliği…

Yazar: ertuğ uçar
Ertuğ Uçarın 17 öyküsü, yalnızlığın türlerinden ve hallerinden söz ediyor. Yazarın daha önce yayımlanan Rüya Arızaları adlı kitabındakilerde olduğu gibi, bu öykülerde de kurgu bir tema etrafında gezinirken, mekân ortaktır. İnsanın tarihsel yalnızlığının evi bu kez deniz fenerleri olmuştur. Öyküler denizden, iklimlerden, insanın doğayla karşılaşmasından ve seçilen mekânın sonsuz doğadaki duruşunda…

Yazar: ertuğ uçar
Bir şehir, bir orman, bir coğrafya mıydı içinde olduğu, yoksa bir formül, bir dil, bir kitap mı? Tabii şu ihtimali de görmezden gelemez: Ölüm. Ellerini kavuşturup kanıtları gözden geçirmeye koyuldu. İlk olarak, biraz önce ölümü düşünürken çıkan ani esintiyi anımsadı. Sonra botlarına bulaşan bu safran rengi toz vardı. Ufukta beliren dumanı da kanıtlar arasına katmalı. Bu bir savaş yüzünden olabili…

Yazar: buket uzuner
Buket Uzuner'in içten, duyarlı ve mizah dolu üslubuyla yazdığı çağdaş bir roman.'İki Yeşil Susamuru, Anneleri, Babaları, Sevgilileri ve Diğerleri' çevre politikasına, aşka, enerji sorununa, kadın-erkek ilişkisine alternatif çözümler arayan aydın ve farklı bir çiftin öyküsü, bir 'modern zamanlar' romanı.'İki Yeşil Susamuru', iyi romandan kafa cimnastiği beklent…

Yazar: buket uzuner
Yaz 2005. İstanbul Atatürk Havalimanı. Modernitenin ve şehrin sınırında genetik bilimciden gurbetçi işçiye, taksi şoföründen ünlü bir heykeltıraşa, tuvalet temizlikçisinden mimarlar odası eski başkanına kadar İstanbullu 15 kişinin yolları kesiştiğinde yüzyılımızın göçlerle genişlemiş İstanbulundan, dolayısıyla Türkiyesinden bir kesit ortaya çıkıyor. Bir İstanbul romanının olmazsa olmazı aşk elbet…

Yazar: mustafa ulusoy
Aşk insanın kalbini doldurmaya yeter mi?Caddede bir terapist yürüyor; insanları gözlemleyen ve yaşadıkları mutsuzluğun nedenlerini anlamaya çalışan bir terapist. Dr. Mavi, Aynalar Koridorunda Aşkın kahramanı. Hepimizin yaşadığı duygusal karmaşaları tecrübe eden, varoluşun özünü anlamaya çalışan Beyaz, Kırmızı, Gri ve Sarı da. Ve vitrindeki aksini inceleyen yüksek ökçeli kırmızı ayakkabılı kadın,…

Yazar: kahraman tazeoğlu
Aramadığın yerlerde olmayı seçiyorum nedense. Karşılaşma ihtimalimizin olmadığı... olamayacağı. İlk ışıktan sağa dönüyorum hep. Senden değil, seninle karşılaşmaktan korkuyorum. Şekil değiştirmişiz biz. Ben giderken, sen gelirken değişen ne varsa bilmediğim; karşılaştığımızda bir şamar gibi inecek yüzüme sanırım. O yüzden kaçıyorum karşılaşmalardan. Korkmak değil bu. Korkudan korkmak b…

Yazar: kahraman tazeoğlu
Kapılar vardır kapanan... içten dışa, dıştan içe... içimizden dışımızdakilere kapattıklarımız ve dışımızdakilerin içe doğru yani bize kapattıkları. Ve bazen bir kapı aralığında unutuluyor adına aşk denebilecek bütün bakışmalar.

Yazar: ece temelkuran
"Ben artık susmak istemiyorum. Çünkü insan belki hiç konuşamaz bir kere susarsa. Kuğu gibi dili dışarıda kalır, ses çıkmaz. Ben artık hep konuşacağım." Bu bir devir romanı. Herkesin zamanı bir başkasına devrettiği hayatta, Ali ve Ayşe'nin beraber kurdukları gizli bir dünya var içinde. Sadece o iki çocuğun gördüğü ve bir tek dilsiz kuğuların bildiği bir yer. O dünyada bugün yaşad…

Yazar: ali teoman
Ali Teoman, eşi Dilek ve iki arkadaşıyla birlikte gerçekleştirdiği Edinburgh ve Londra gezisine ait samimi izlenimlerini şimdi okuyucularıyla paylaşıyor "Londranın bir zamanlar en çok gezdiğim sokaklarında yürüdüm buraya gelirken. Metroyla Oxford Circusa geldim, oradan Tottenham Court Roada, oradan da Leicester Squaree yürüdüm. Sonra da Garret Street yoluyla buraya, Covent Gardena geldim…

Yazar: aslı tohumcu
İstanbul’da ya da Erzurum’da, Hatay’da ya da Muğla’da, belediye otobüslerinde balık istifi yolculuk eden insanlar. Otobüsün arkasında, en beyefendi haliyle dikilen orta yaşlı bir adam. Sıradan bir emekli. İşine giden bir kadın. Dudakları sürekli kıpırdayan bir altıncı sınıf öğrencisi. Bir şemsiye satıcısı. Eli kolu sürekli oynayan, yakası paçası dağılmış bir adam. İçlerinden biri çocuğunu öldürmü…


