Tuvubey, 23 adet değerlendirme yapmış.  (1/4)
« geri  
Bunu Herkes Bilir  (Tarihte Yanlış Sorulara Doğru Cevaplar)
Bunu Herkes Bilir (Tarihte Yanlış Sorulara Doğru Cevaplar)

4

Kitabı Bengü Üçüncü yazmış (The Otantix). Kaynakça bölümü de muhtemelen babalar günü videosunda izleyicileri gezdirdiği Gürkan kütüphanesindeki kitap listesi olabilir, zaten ortalarda maç anlatmış olsa bile kimse fark etmez... En son Olmaz Öyle Saçma Tarih 31-Kölelik bölümü çıktı ve ESG, Gartner'ın Hype Cycle'ının da en dibine düşmüş oldu. OÖST serisi izlendiğinde kitaba gerek kalmıyor, herhangi bir şey cevaplanmıyor, havada bırakılıyor. Önceki Sultan'lı kitaplarına hiç yanaşmamak lazım. Zaten kendisi de o ima da buluyor (daha tekniktir, ağırdır minvalinde). Şeyma'yla arasında kalındığı takdirde alınabilir. Bengü'ye 4 yıldız.

Ölü Zaman Gezginleri
Ölü Zaman Gezginleri

3

Anadolu yazarı, halim selim bir adammış dediler. "Gölgesizler"i okuduk bir hevesle. Filmi keşke izlemeseydik diyorum şimdi. Belki de Candan Erçetin ve kendisini oynatmaları zorlamaydı, finali körelmiş gibiydi (Stephen King'i kendi filminde görünce bayıla bayıla izliyoruz ama). Neyse, ikinci olarak "Ölü Zaman Gezginleri"ne başladım hasbelkader. İlk hikayeler epey iyiydi, ters köşe finaller filan. Ama ortalarda, "hah şimdi bu var ya, hayali biri çıkacak" veya "sonunda anlatıcının, anlattığı kişinin ta kendisi olduğunu anlayacağız" türünde tahminler yürütürken buldum kendimi. İlerleyen aşamada bu iş otomatikleşmeye başladı, son hikayeleri de paragraf paragraf atlayarak bitirdim. Şimdilik yetti kanımca. Tekrarlayan "şaşırtıcı finalli" hikayelerdense tek parça roman tercih etmeli belki de...

Eşikaltı Büyücüleri: Dehşet, Ölüm ve Seks Üçgeninde Reklam ve Propoganda
Eşikaltı Büyücüleri: Dehşet, Ölüm ve Seks Üçgeninde Reklam ve Propoganda

8

Tabi bazı eşikaltı mesajlar insanı alıp, lise divan edebiyatı derslerine götürüyor, “şair malihülya derken, aslında şunu demek istemiş” kafasına büründürüyor. Bazıları hocanın belirttiği gibi, billboard büyüklüğünde olunca istenen etkiyi veriyordur muhakkak. Çünkü çoğunlukla, “o da kelle miymiş yaa” veya “bu büllük mü şimdi” oluyor insan… (Vadaa’ları tenzih ederim, onlar bariz, belirgin). Lakin, parmağa değil, gösterdiği yere bakmak lazım. Birkaç kişiyi etkiliyorsan suçlusun ama kitleleri etkiliyorsan kahramansın. Hocanın “son söz”de değindiği üzere, bu “kahramanların” yaptıkları şeyler akıl almaz düzeyde. Dağıtımcı çocuk iyi söylemiş, “bunlar çok güçlü”. Biz ise azınlığız :-) Birkaç naçizane eleştirim olacak; bendeki 2014 baskısı 109 ve 110 nolu resimlerdeki adamın elinde, bomba patlatma mekanizması değil de basit bir deklanşör kablosu var bence. Mesajı etkilemiyor ama o kadar korkunçluk da yok neticede. Gelebilecek beylik eleştirilere hoca zaten cevap vermiş. Şu da gelebilir; son sayfada akademi personeliyle toplu fotoğraf kullanımı doğru olmuş mu bilemedim. Gerçi akademinin reklamı yapıldığından, başka çare yok gibi. Resim incelendiğinde, kadın personel önde, hocanın etrafında, erkekler arkada ve çoğunun da yüzleri görünmüyor. “X hocacılar”, ya da “x hoca cemaati” yakıştırması yapılabilir mazallah. Resim alttan kesildiğinden alttaki ellerin nerede olduğu görünmüyor, okuyucunun tamamlaması istenmiş sanki... Bir saniye… Duvardaki o şekiller… Şey değil mi o… Sevgiyle kalınız… :-)

Atlıkarıncada Bir Tur Daha
Atlıkarıncada Bir Tur Daha

8

Spiritüel arkadaşım, internette yayınladığı muhabbet programında bu kitabı "mutlaka ama mutlaka" diye tavsiye edince, aramaya koyuldum. Kitap o zamanlar piyasada yok. Ararken "ben kimim" sorusuyla da yüzleştim bir yandan... (Öfff, öyle iğrenç oldu ki o kadar olur...) Neyse, sahafa gittim, "bizde de yok ama buluruz" dediler :) Ben artık, PDF'ten çıktı felan beklerken, basbayaa kanlı-canlı kitap geldi. Bendeki baskının kapağında rahmetlinin çoraplı-sandaletli bir pozu var. Dooğru gittim bizim spiruya, "bana tavsiye ettiğin yazar bu mudur, sandalet içi çorap mıdır yani" diye çemkirdim. "Naaparsın, tipik İtalyan işte" demez mi... Eee spiritüellik işte... Kitap klasik başlıyor. Sanırım, "dünya malını satıp-savayım, şöyle bir Himalaya'lara doğru uzanayım da bilge desinler" tarzında yazılan tüm kitaplar böyle başlıyordur. İlginç bir nokta; hayranı olduğu Celaleddin Rumi'nin Afganistan'da doğduğunu söylemiş (ehh İran denmesinden iyidir). Reiki hakkındaki tespit ve düşüncelerine geldiğimde, birden bir ışık yandı bende. Gerçi, Tiziano amca bence, Tayland'daki "dışkı sevici" kampta kendisine, "sesini çıkarma, tekerleğe çomak sokma" dendiğinde aydınlanıyor ama olsun. Sonrasında, baktım kafamız birebir uyuşmaya başladı rahmetliyle... Her ne kadar kişilik ve yeteneklerini takdir etse de, bir gurunun oturup, insanların gelip ayaklarını öpmelerine ve yüz sürmelerine nasıl izin verdiğine anlam verememiş örneğin. Hele ki, "Enerji kelimesi sözlükten çıkartılsa, pek çok insan işsiz kalacak" dediği sayfada, iyiden iyiye kendimden geçip yükselmişim gibi hissettim... (Spiritüel arkadaşlara hediye olsun). Tabi insan şunu düşünmeden edemiyor; tüm o ayurveda "ilaçları"nı kullansaydı, daha mı uzun yaşardı, iyileşir miydi... Hep şu "keşke"ler vardır insan hayatında. Belki de ihtiyar, kulübedeki tüm o mum ayinleri sırasında bunları düşündü. Sona doğru biraz durağan ama okunası bir kitap. "Ben kimim"den ziyade, "onlar kim" sorusuna çok net yanıt alınabiliyor; onlar ki, insanları bir şeylere inandırıp paralarını alanlardır. İnsanlar da, -kimisi bonus olarak ayak ta öperek- yaratılan hayal dünyasına kuzu kuzu para veriyorsa, sistem olması gerektiği gibi işliyor demektir...

Kara Kedinin Gölgesi
Kara Kedinin Gölgesi

3

Netekim; yayın evlerinin, kitap fuarları öncesinde yazarlara baskı yaptığını, her ne kadar hiç bir yazar bunu kabul etmese de, biz kabul edelim. X yerdeki kitap fuarı yaklaşıyor diyelim, eee yazarın da imza günü yapması lazım, ne olacak, zoraki bir kitap çıkaracak elbette. Bu ticaretin bir gereğidir, goy goy'culuğun da alemi yok bence... Açıkçası, eşim fuarda kediler güzel uyanır'ı benim adıma imzalatınca, kendi adına da bu kitabı alıp imzalatmış. Neticede evde kedimiz de var... (Win/win). Haa bu arada, kediler güzel uyanır'ın "teklif" hikayesinde konu edilen, camdan tuhaf hediyeyi de sormasını istemiştim, yanıt -yazarın el yazısıyla- kocaman bir "bilmiyorum" olmuş... Ama bu kitabın da hakkını yemeyelim. Ne diyor yazar, "kestane" hikayesinde? "Sıcağı gördükçe ateşli bir sevişmeye hazırlanırcasına kabuklarını terk edip çıplak kalan kestaneler..." Keh keh, hayalimde canlandırdıkça epey güldüm buna. Ardından, "ileride sırf bu yüzden kitap müstehcen bulunur mu ki" diye bir düşünce geçti aklımdan. Bir süre boş boş baktım öyle...

Kediler Güzel Uyanır
Kediler Güzel Uyanır

7

Güzel argümanlara rastlayınca içi ısınıyor okurun. "Pazar günü" hikayedsinde pide çektirmek demiş mesela. Biz öyle demezdik ama, aynı şeyler bizim de başımıza gelirdi, çocuğuz diye bizi en sona atarlardı pidecide. Şu "Teklif" hikayesindeki tuhaf camdan hediye neyse o açıklanmalı!.. Mumluk mudur, kağıt ağırlığı mıdır nedir o.. Ama ne derseniz deyin, yazarın "Hayır!", "Geometri" ve "Matruşka" hikayeleriyle yaptığı "combo", öyle böyle değil... Bir de R harfli ay argümanı var ki, her kitapta çıkar mı böylesi bilmiyorum... Ama yazarın sigara fetişi çok ön plana çıkmış. Sanki sigara olmayınca bunlar yaratılamayacakmış hissi oluşuyor ister istemez. Aman, sigarası da oluversin, bizi "Sid"siz bırakmasın yeter... (combo), sigaraŞu "Teklif"

Filler Sultanı İle Kırmızı Sakallı Topal Karınca
Filler Sultanı İle Kırmızı Sakallı Topal Karınca

1

Şimdi diyeceksin ki Yaşar Kemal'i sırf bu kitapla değerlendirmek olmaz. Çocuklar için bilgilendiricidir muhakkak. Karıncalara üreme organına elektrik vererek işkence yapıldığı anlatılmış mesela. "Şunun şunu şöyle yaptığıdır" kalıbı var bu kitapta da. Haine hayın denilmiş, böyle şivesel güzelliklerden mahrum bırakılmamış okur... Ha, ortaokuldan terk diye küçümsememeli, bir yanda da yer demir gök bakırlar, ince memedler var. Ama şunu diyeceğim, sanat müziğinin kraliçesidir bunlar deyip te, bir Gönül Yazar'ı, bir Muazzez Abacı'yı poh-pohladıkları gibi suni parlatma yapılmamalı yazara. Yurt dışında övgü ve ödüller mi almış? Ülkene doğru zamanda, doğru yerde, belli şeyler söyleyince alıyorsun zaten onları Orhan Pamuk gibi. Neyse, hepsini bu kitaba harcamayayım, diğer kitaplara da kalsın biraz eleştiri...

« geri