Yatağımdaki Serseri__Sabrina Jeffries.... Çok tatlı bir şekilde okundu... ve her son gibi bitti... ilk kitap BOZULAN YEMİNLER'i okuyalı o kadar zaman oldu ki,ilk başlarda hatırlamkta zorluk çektim ve kısa bir anı tazelemisinden sonra YATAĞIMDAKİ SERSERİ'ye başladım.... Sharpe ailesi uzun zaman önce anne ve babalarının şüpheli ölümleri üzerine 5 kardeş Büyükannelerinin yanına verilir ve onun yanın...da büyümeye başlarlar... aradan geçen zaman zarfında evlenmeleri gerektiğine karar veren Büyükannelerinin ültimatonlarına boyun eğmek zorunda kalacaklardır..... Jarret Sharpe,Çocukluğundan beri Plumtree bira fabrikasını yönetmenin hayaline kurar ama daha 13 yaşındayken büyükannesi tarafından zorla Eton a okumaya gönderilir ve buda hayatının dönüm noktası olur... başarılı bir kumarbaza döner :) büyük annesi hastalanır yada öyle düşünülmesini ister ve Jarret a bira fabrikasının işletmesini teklif eder...ama Jerratın şartı vardır ! fabrikayı işletmesi için şartı evlilk ültimatonunu kaldırılmasıdır....!!! Annabel,Lake bira fabrikalarını yöneten abisinin zor zamanlarında çıkmaza girmiştir ve Plumtree bira yöneticisi Hester Plumtree ile anlaşma yapmak için fabrikanın yolunu tutar...ama onunda hesaplamadığı şey artık yöneticinin o olmadığıdır.... konuya fazla değinmeyeceğim,ama şunu belirteyim ki,aradaki sırlar,ihtiraslar,beklentiler ve aşk çok ama çok okunasıydı..satırların nasıl aktığını ve kitabın nasıl bittiğini anlamadım...ilk bahis oyunlarında arada geçen dialoglara bayıldım... küçük Geordie bayıldım,hele büyük annenin sinsi ama bir o kadar da komik planlarına hayran kaldım...Oliver ve Maria ile karşılaşmak her zamanki gibi mükemmeldi... Ama bu kitapta da Anne ve babalarının ölüm nedenlerini tam öğrenemedik :( ve sanırım serinin en son kitabında öğrenme lüksüne erişeceğiz.... ben okurken çok keyif aldım ve sizlerinde bu keyiften payınıza düşeni almasını isterim... ve küçük bir alıntı ile sonlanladırayım yorumumu... "Eğer onunla evlenmeyi düşünmyorsan"diye mırıldandı yanında küçük bir ses," ona o şekilde bakmamalısın". bu Geordie'ydi. "Ona nasıl bakıyorum ki?" diye sordu Annabel. "sanki o badem ezmesi gibiymiş de ondan bir lokma ısırmak istiyormuşsun gibi." :)
MARY BALOGH__İYİ GÜNDE KÖTÜ GÜNDE okundu ve dün bitti... Kitabı beğendiğimi söyleyemeyeceğim ve hatta bitirebildiğime sevindim bile diyebilirim :) Huxtable ailesin hayatları boyuncca karşılaşamayacakları bir haber verir...Anne ve Babalarını kaybedenve aailenin reisi durumuna gelen Margaret,kız kardeşi Katherina, erkek kardeşi Stephen ile mutlu bir şekilde küçük taşra da yaşamlarını sürdürüyorlar...dı...en küçük kızkardeşleri Vanessa,kocasını yeni kaybetmiş taze dul olarak eşinin ailesinde yaşamını devam ediyordu... Sevgililer günü partisine davetsiz misafirleri vardı ! Lyngate vikontu Elliott Wallace dan başkası değildir bu .... getirdiği haber ise hepsinden daha süpriz oldu... Stephane 'nin büyük babası ölünce Merton kontluğu ve bir çok mülk -bunların içinde şato ve tarla bahçede mevcut- miras olarak kaldı... ve bunların yönetimini alabilmek için sıkı bir eğitimden geçmesi gerekiyordu... Vasi olarak da Elliott ona yardım edecekti...-apar topar Londraya gelmek zorunda kalsalarda-... Kızkardeşlerin sosyeteye takdim edilebilmesi için sözü geçen birine ihtyaç vardır... ve çözüm olarakda Elliott Margerat ile evlenmeye karar verir,ama Vanessa ablasının kendisini günah keşisi ilan etmesini istemez ve Elliotta kendisi evlnme teklifi eder... ve ablası yerine kendisi evlenir.... konu bu şekilde başlar ve sadece bunun çevresinde devam eder... bir iki etkileyici sahne haricinde beni çok etkilediğini söyleyemeyeceğim....özellikle yukarıda yazdığım,cümle aralarınada,konuyu açıklamak adına -kesme- işareti o kadar çok vardı ki,kendimi anlama konusunda garip hissettiğimi itiraf etmeliyim... Mary Balogh sevdiğim bir yazar,bu kitabın yazara karşı bakış açımı değiştirdiğini söylemeyeceğim,ve bu kitabı NAZAR BONCUĞU olarak adlandırım :))) çok keyif alarak okmadım ama en azından aklımda kalmayıp kendi gözümle gördüğüm için şanslıyım... :) sevgilerle.. SeRpiL...
ARZUNUN KIYISINDA_NİCOLE JORDAN Keyif alınarak okundu ve bitti... her ne kadar seriye sondan ikinci olarak başlamış olsamda beni fazlasıyla etkiledi diyebilirim... ve bir önceki kitapları okumak için büyük bir istek uyandırdı bende ♥ ve elbette bu isteği görmezden gelemem :) şimdiden kitapları temin etmek için uğraşlara başlamış bulunmaktayım :) Lucian..Dışişleri Bakanlığını için çalışan gizli servis ajanı ve aynı zamanda zenginliği ve çapkınlığı ile ünlü Wycliff kontu...Ah birde Hellfire cemiyetinin üyesi :) Cornwall kıyılarına yolu düştüğünde aklında evlenmek fikri vardı ama gelininin denizkızı güzelliğinde olacağına tahmin etmemişti....onun esas amacı kaçakçılık yapan Calibanı yakalamaktı... Brynn..Abisi ve küçük kardeşi ile birlikte yaşayarak geçimlerini kaçakçılıkla geçiren Cornwall sahillerine güzelliği ve laneti ile ün salmış kızımız :) Yıllar yıllar önce ailenin en güzel kızı,bir çingenenin sevdiğini ayartmış ve onun lanetine maruz kalmışlardır...ailede ki bayanların her biri,kabini bir erkeğe verecek olursa o kişinin sonu oluyordu bu lanet...ve Brynn bunu acı bir şekilde tecrübe etmiştir,ve aynı acıları tekrar yaşamaya niyeti yoktur...tabi dayanabilirse... """''Ailenizdeki kadınlar,sonsuza dek güzellikleriyle lanetlendi. Gönüllerini kaptırdıkları her erkek ölecek....'' -Çingene Laneti...1623""" ve bu lanet sonun başlangıcı oldu.... kitabın konusunu sadece bu kadar anlatabilirim ama elbette devamı var...kaçakçılarla mücadele ederken Lucianın karşılaştığı süprizler....Brynn'ın Lucian ile evlenmek zorunda kaldığı, kalbini Luciana kaptırmamak için verdiği mücadele,her gece lanete dair gördüğü rüyalar.... en çok da evliliklerinin ilk günlerinde yaşadıkları kavgalar ve sonrasında ki ateşkes !!! ♥ bütün hepsi çok ama çok güzeldi... ve bu kitapta Dale ile tanıştım,şimdi onun hikayesini sabırsızlıkla beklemekteyim... ben geç kaldım okumakta,en azından okumayanlar varsa siz geç kalmayın derim ve kesinlikle seriye baştan başlayın :) ayrıca bana tavsiye ettiği için Ebru Aydın kardeşim,biriciğime kocman TEŞEKKÜR EDİYORUM ♥
PAMELA CLARE__GÜNAHKAR..... Okundu ve bitti...ama o nasıl bitmekti,o nasıl bir kitaptı ve o nasıl bir savaşçıydı... ve daha bir sürü sayabilirim sizlere... Ian MacKinnon kardeşler takımı savaşçı liderliğini kardeşi Morgan MacKinnon'a bıraktığında aynı savaşçı ruhuyla devam edeceğini biliyordu.... taa ki Fransızlara esir düşmesi ve ağır yaralanması hayatının sonunun geldiğini düşünmesine sebep ola...na kadar....ya idam edilecek yada Oganak oymağına teslim edilip canlı canlı yanacaktı...Ama bunu için önce iyileştirilmesi gerekiyordu.. bu görevde Amelia'ya verilmişti... Amelia hayatının en zor anlarını yaşamaktaydı.... babasını,iyileştirmeye çalıştığı kişi tarafından başlatılan çatışmada kaybetmişti... ya manastıra gidecek yada evlenecekti... Morgan MacKinnon'u gördüğünde hem korkularına hemde duygularına engel olmaya çalışsada onu iyileştirecek ve yoluna devam edecekti...peki ne için iyileştirecek? kuzenlerinin canlı canlı yakması yada idam edilmesi içinmi? peki,ona karşı olan duyguları yön değiştirirken bu mümkün olabilirmiydi?.... Herşey bu çelişkili hallerde başlar... Elizabeth Kalesi Morganın öldüğünü düşünüyor ve gaydaların hüzünlü seslerinde yas tutmaya başlar.Connor kardeşini esir olarak bıraktığı için kendini suçluyor ve Ian liderliği güzel Annie si ile mutlu olmak için seçtiğine pişmanlık duyuyor... ve bende onlarla beraber her hüznü her duyguyu ve her pişmanlığı yaşadım diyebilirim... aslında anlatacak o kadar çok gelişme ve onu var ki,ama ben anlatırsam kitabı okuma ve o duyguları yaşamaktan mahrum kalırsınız...bence bu kadarı yeterli ve gerisini sizler,İYİ KİTAP okumayı bilenlere bırakıyorum... Pamela Clare ile ilk kitap Ian MacKinnon'un hikayesini yazdığı TESLİMİYET'te tanıdım... ve benim gönlümde tahtına kurulmuştu bile...20011 yılının en çok beğenilen ve ençok okunan kitabı ünvanını biz okurların sayesinde aldı ve bence GÜNAHKAR'da bu ünvanı sonuna kadar hakediyor... kesinlikle muhteşem bir seri,ve okumayanlar! 'a şiddetle ve en acilinden tavsiye ediyorum... beni en çok etkileyen gayda eşliğinde Morgan MacKinnon'un yası için yazılan bir sözle noktalamak istiyorum... "Ticonderoga'ya daha çok var/Daha geçeceksiniz ormanları ve bataklıkları/ Ama orada bulacaksınız Morgan MacKinnon'u/ Bekleyin sonuna kadar......." SeRpiL....
Nicole Jordon__Tutku Mevsimi Bitmesine engel olamadım ne yazıkki ve beni kendine hayran bırakarak bitiverdi :(( Nicholas Sabire.. Nam-ı değer uslanmaz çapkın.adı çıkmış zampara ve maceraperest [♥] aynı zamanda,bir çok gemi filosuna sahip başarılı bir amerikalı... ülkesinin İngiltere ile savaşta olduğunu bildiği halde,kızkardeşini görebilmek için zorlu bir sefere yelken açar ve bir anda kendini az...ılı bir korsan,cinayet suçlusu olarak idama mahkum olarak bulur... Rıhtımda ellerinde kelepçe ile savunmasız bir şekilde dayak yediğine şahit olan güzel leydi Aurora,bu duruma engel olmak istesde başaramaz... aklında o anın görüntüleri gitmek bilmez ve kuzeninin yardımıyla Nicolasın kapatıldığı hapishaneye ziyaretine gider.. İki gün sonra idam edilecek olan Nicholas'ın Aurora'ya yaptığı teklif ve anlaşma her ne kadar Auroranın aklını karıştırmış olsada teklifi kabul eder... Ve olaylar zinciri başlar... Dört kitaplık seriye her ne kadar ortasından başlamış olsamda bende bıraktığı tadın tarifi imkansız.. Nicholasın evliliıi için macera dolu hayatı ile arada kalması,Auroranın, Nicholas için her an ölüm ile burun buruna kalmasının verdiği korku ile yaşamaya dayanamayacı duygu.. Ve elbette her zamanki gibi çok seven ve aşkı için mücadele eden Nicholas... kararsızlığı,korkuları ve bir türlü yenemediği,aşkı kendine itiraf edemeyen Aaurora... kitabı çok ama çok severek okdum.. Bir önce okuduğum kitabın kahramanı Lucian ile karşılaşmamı,"AŞK" için ne kadar büyük laflar ettiğini okumak ise bambaşka bir duyguydu... Sırada Dare'miz var [♥] ve sabırsızlıkla beklemekteyim.. [♥] SeRpiL..
Sinem Akça__Pamuk Şeker şeker tadında lezetle okunarak BİTTİ... ♥ Çik-lit tarzında okurken büyük keyif alacağınız bir hikaye vardı satırlarda,çok uzun zamandır böylesine kahkahalarla bir kitap okumamıştım ♥ Yaseminin ve herbiri birbirinden şeker arkadaşlarının dialoglarını,satırların arkasından ne gelecek de beni güldürecek diye umarak okumanız kaçınılmaz :))) Yasemin....Yaşı otuza gelmiş ama hala evlenememiş,hayatının son on yılını,bir gün evleneceğini düşündüğü adama,Metine adamış gözü kara aşık bir kadın...ama birgün gerçeğin ta kendisiyle yüzyüze geldiğinde geriye dönme şansı yok !. birde İş yerinde çıkan Büyük patron krizi (ki benide krize soktu :/ ) ile yine yıllarını adadığı şirketten ayrılma kararı alır... bundan sonrası tasarruf dönemi :))) ve kendi ile girdiği mücadelelri okurken kopmamak elde değil...artık Cavalli elbiseler,Louise Vuitton çantalar yerlerine yenileri alınmadan idareli kullanılacak :)) tamda bu kısımlarda ki mücadelesine bayıldım Yaseminin ♥ Hayat tam da kendisi için zor yaşanır olmaya başladığında karşısına Erhan ♥ çıkar...Ve artık bir karar vermesi gerekecektir...!!!!! Konusundan bu kadarcık sizlere ;) gerisi alınıp okunacak bir kitap.. Çok severek okuduğum ve devamını kesinlikle ! sabırsızlıkla beklediğim bir hikaye oldu.. Ve hatta bu sayfalar bana yetmedi.... Yaren,Elif ve Didem'in de kitaplarını bekliyorummm ♥ Yazarımıza duyurulur ;) kısacık bir alıntı ile noktalamak istiyorum... Yaren. "Yasemin ?." "Efendim?" "Bu da mı evli yoksa?" "Yok tam değil.Birazcık evli." "Ha o zaman tamam,birazcık evliyse sorun yok.Allah korusun ya adamın tamamı evli olsaydı!"..... :))))