queenfable

6 takip ettiği ve 15 takip edeni var. 68 değerlendirme yapmış.

Son Aktiviteler

queenfable okumuş bitirmiş.
E Sendromu

Görmediğiniz şey sizi öldürebilir…
Düşüncelerimizin ne kadarı bize ait?
Beynimizi kimler kontrol ediyor?
Naziler, Fransız Lejyonu ve CIAin ortak noktası ne?

Nereye baktığınıza dikkat edin, E sendromu bir gün sizi de etkisi altına alabilir.

Dedektif Lucie Hennebelle zor durumdaki eski sevgilisinin yardımına koşar. Genç adam 1950lere ait tuhaf bir film izlemiş ve görme yetisini kaybetmiştir. Lucie, filmin sübliminal mesajlar içerdiğini fark eder. Beklenmedik başka felaketler gerçekleşmeden bu tüyler ürpertici filmin gizemini çözmek zorundadır.

Diğer taraftan, bir inşaat alanında uzuvları kesilmiş beş ceset bulunmuştur. Paris polisinin, şizofreni tedavisi gören Komiser Franck Sharkonun desteğine ihtiyacı vardır. Bu olayı yalnızca onun gibi sıra dışı bir beyin çözebilecektir.

Cinayetler ile tuhaf film arasındaki bağlantı hakkında gizemli bir telefon alan iki dedektif, Kahirenin gecekondu mahallelerinden Kanadadaki yetimhanelere uzanan ve insanlık tarihinin seyrini değiştirmiş, korkunç bir suçun sırrını çözmek için bir araya gelirler…

"Tüyler ürpertici bir psikolojik gerilim." -Pittsburgh Post-Gazette

"Muhteşem geriliminin olay örgüsünde bilim ve nörolojiyi harmanlayan Thilliez, bizi tüm kötülükleriyle insan zihninin labirentlerinde bir gezintiye çıkarıyor." -Elle

"Bir başyapıt. . . Bitene kadar okuyucusunun oturduğu yerden kımıldamasına izin vermeyecek, çok sürükleyici bir roman."
-Le Monde Magazine-
(Tanıtım Bülteninden)

Görmediğiniz şey sizi öldürebilir…
Düşüncelerimizin ne kadarı bize ait?
Beynimizi kimler kontrol ediyor?
Naziler, Fransız Lejyonu ve CIAin ortak noktası ne?

Nereye baktığınıza dikkat edin, E sendromu bir gün sizi de etkisi altına alabilir.

D... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 3 yıl, 6 ay
queenfable okumuş bitirmiş.
Doğu'nun Limanları

Adana'da ayaklanmalar olmuştu. Kalabalık, Ermeni mahallesini yağmalamıştı. Altı yıl sonra çok daha büyük çapta olacakların provası gibi bir şeydi. Ama bu bile dehşetti. Yüzlerce ölü. Belki de binlerce. Can çekişen Osmanlı İmparatorluğu ve Beyrut ile Fransa arasında yaşamı sürüklenen İsyan. Doğunun Limanları bu yüzyılın başını, bir insanın trajik tarihinin içinden anlatıyor. Grubun dışında kimsenin, eylemlerimden kuşkulanmadığından emindim. Ancak bir gün, son sayıyı almak için Ballon dAlsace birahanesine gittiğimde, jandarmanın bira kamyonunu sardığını gördüm. Askerler gidip geliyor, gazete tomarlarını taşıyorlardı. Birahane, çınar ağaçları ile çevrili bir meydana bakıyordu ve patron, güzel havalarda dışarıya masalar koyardı. Meydana altı küçük sokaktan çıkılırdı. Gerekli bir önlem olarak, her zaman aynı sokaktan gelmezdim. O gün, birahaneye bir hayli uzak bir sokaktan gitmiş ve neler olup bittiğini zamanında görebilmiştim. Dümdüz yürümeye devam etmiş, önce yavaş, sonra hızlı daha sonra da koşarak yoluma devam etmiştim. İçimde korkudan başka, başarısız olmanın verdiği üzüntüden başka, bir de suçluluk duygusu vardı. Böyle durumlarda bu her zaman hissedilir ama bende hafif bir duygudan öte bir şeydi. Jandarmaların dikkatini çeken ve peşine düştükleri ben miyim, birahanedeki gizli yerin ortaya çıkması benim yüzümden mi diye durmadan düşünüp duruyordum. Neden ben? Çünkü birkaç hafta önce beni endişelendiren ama daha sonra üzerinde durmadığım bir olay olmuştu. Bir öğleden sonra, evden çıktığımda, nöbet tuttuğu açıkça belli olan bir jandarma ile burun buruna geldim; beni görünce allak bullak olmuş, merdivenin altına saklanmaya kalkışmıştı. Önce merak etmiş, dikkatli olmam gerektiğini düşünmüş ama sonra omuzlarımı silkmiş, bu olaydan ne Brunoya ne Bertranda söz etmiştim. Oysa şimdi vicdan azabı çekiyordum. Bu gerçek bir işkenceydi. O gün, birahaneden uzaklaşınca, oturduğum semte yöneldim, Montpellierde adına Yumurta denilen Komedi Alanının yanıbaşına... Ama doğrusu bu muydu? Aslında, üç türlü hareket edebilirdim: hemen yok olabilir, gara gidip ilk trene atlar, yakalanmaktansa bilinmeyen bir yere gidebilirdim. Soğukkanlılıkla odama gider, tehlikeli olabilecek her kâğıdı yok eder, kimse beni ihbar etmeyecek ümidiyle normal yaşamıma dönebilirdim. Bir de orta yol vardı: odama gider, düzene sokar, ihtiyacım olabilecek birkaç parçayı yanıma alır, ev sahibi Madam Berroya arkadaşlarımın beni sayfiyeye davet ettiklerini söyler, bu da aniden yok oluşumla ilgili kuşkuları dağıtmış olurdu. Bu sonuncusunu seçtim. Panik ile güven arası bir duyguyla. Yolda sağa sola sapmış, beni izlemiş olanların işlerini zorlaştırmak istemiştim...

Adana'da ayaklanmalar olmuştu. Kalabalık, Ermeni mahallesini yağmalamıştı. Altı yıl sonra çok daha büyük çapta olacakların provası gibi bir şeydi. Ama bu bile dehşetti. Yüzlerce ölü. Belki de binlerce. Can çekişen Osmanlı İmparatorluğu ve Beyrut... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 3 yıl, 6 ay
queenfable okumuş bitirmiş.
Ölü Zaman Gezginleri

Kaldı ki, kendi kendime bir açıklama yapsam bile, hangi kendime yapacaktım?
Masanın birinde genç, birindeyse yaşlı ve yorgundum. Ben bana, ben bana bakıyordum. Daha sonra, bu bakışım sırasında, ayrı zamanların çakışmasından apayrı bir zaman mı doğdu pek bilemiyorum ama, birdenbire kendimle göz göze geldim.
Yüzyılın son çeyreğindeki Türk edebiyatının birkaç kilometre taşından biri Hasan Ali Toptaş. O bir kurgu-dil sanatçısı; ödün vermez bir biçim ustası; yirminci yüzyıl edebiyatının vardığı çizginin en uç noktası.

Kaldı ki, kendi kendime bir açıklama yapsam bile, hangi kendime yapacaktım?
Masanın birinde genç, birindeyse yaşlı ve yorgundum. Ben bana, ben bana bakıyordum. Daha sonra, bu bakışım sırasında, ayrı zamanların çakışmasından apayrı bir zaman mı doğdu... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 3 yıl, 6 ay
queenfable, 2020 Okuma Hedefi için kendine 15 kitap hedef koydu.

Hedefe doğru 4 kitap okumuş. okuduğu kitaplar

%26
2020 Okuma Hedefi

2020'de kaç kitap okumayı hedefliyorsunuz?

2020'de kaç kitap okumayı hedefliyorsunuz?

4 yıl, 1 ay
queenfable okumuş bitirmiş.
Kolera Günlerinde Aşk

Kolera Günlerinde Aşk, terk edilmiş bir sevgilinin, yeniyetmelik yıllarından başlayıp yaşlılığın alacakaranlığına dek süren yarım yüzyıllık aşkının öyküsü. Büyülü gerçekçilik akımının büyük ustası Gabriel Garcia Marquez, bu romanı tam bir destana dönüştürüyor: aşkın, deli akıllı, yabanıl evcil, tensel romantik tüm biçimlerinin pastoral bir şiirin büyüsüne büründüğü bir destan. XIX. yüzyılın XX. yüzyıla dönüştüğü bir zaman dilimini kapsayan bu bitmeyen aşkın gerisinde, çağdaşlaşma çabası içindeki bir toplumun sorunlarını, özellikle taşra kentsoyluluğunun saçmalıklarını ince bir alayla gözler önüne seriyor. Roman boyunca aşk acılarının lirik esintileri arasında, Garcia Marquez'in insancıl mizahı sürekli olarak duyuruyor kendini. Bu nitelikleriyle Kolera Günlerinde Aşk, bu büyük yazarın eserleri içinde, başyapıtı sayılan Yüzyıllık Yalnızlık'ın hemen yanında yerini alıyor.
ALDIĞI ÖDÜLLER: 1982 Nobel Edebiyat Ödülü

Kolera Günlerinde Aşk, terk edilmiş bir sevgilinin, yeniyetmelik yıllarından başlayıp yaşlılığın alacakaranlığına dek süren yarım yüzyıllık aşkının öyküsü. Büyülü gerçekçilik akımının büyük ustası Gabriel Garcia Marquez, bu romanı tam bir destana dön... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 4 yıl, 1 ay
queenfable okumuş bitirmiş.
Seçkinlik ve Sıradanlık Üzerine

Bir şey ne kadar soylu ve mükemmel ise onun olgunluğa erişmesi de o kadar geç ve yavaştır. Erkek akli melekesinin ve ruhi kabiliyetlerin olgunluğuna yirmi sekizinden önce nadiren ulaşır; kadınlar ise henüz on sekiz yaşlarında; fakat kadınların durumunda bu çok zayıf ve dar sınırlar dahilinde gerçekleşir. Bu sebepten ötürüdür ki kadınlar bütün hayatları boyunca çocuk kalırlar, çünkü her zaman içinde bulundukları ana sıkı sıkıya bağlı kalarak sadece kendilerine en yakın olanı, olmak üzere olanı görürler, gerçek yerine bir şeyin görünüşüne teslim olurlar ve en önemli işlere karşı önemsiz şeyleri tercih ederler... Eski zamanlarda Almanların yaptığı gibi, güç ve nazik meselelerde kadınlara danışmak hiçbir surette hafife alınacak bir mevzu değildir; çünkü onların meseleleri kavrayış ve değerlendiriş şekli bizimkinden oldukça farklıdır.
A. Schopenhauer

Bir şey ne kadar soylu ve mükemmel ise onun olgunluğa erişmesi de o kadar geç ve yavaştır. Erkek akli melekesinin ve ruhi kabiliyetlerin olgunluğuna yirmi sekizinden önce nadiren ulaşır; kadınlar ise henüz on sekiz yaşlarında; fakat kadınların durumu... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 4 yıl, 6 ay
Daha Fazla Göster

queenfable şu an ne okuyor?

Veba

%0

Yabancı

%0

Tanrı Dini Şamanizm

%0

Aşk Olmayınca Meşk Olmaz

%0

Favori Yazarları (0 yazar)

Favori yazarı yok.