Kuralsız Okuma Grubu

Birlikte seçelim, birlikte okuyalım, isteyen ve okuyanla birlikte tartışalım📖📚📒


Tür: Genel | Açılış, 26 Temmuz 2018
<< tüm tartışmalar

O. Henry Gece Kuşu (ABD)

Tartışma Cevapları
« geri ileri »

1 ile 6 arası cevap gösteriliyor, toplam 6 cevap.
4 kişiden 4 kişi beğenmiş.

Merhaba arkadaşlar.

Bu haftaki öykümüz O. Henry Gece Kuşu

Amerikalı yazar O. Henry 1862 yılında ABD’nin North Carolina eyaletinin Greensboro kentinde doğdu. gerçek adı William Sydney Porter'ın. Varlıklı bir ailenin çocuğu idi. 15 yaşına kadar eğitimini tamamlayamadı. Amcasının eczanesinde çıraklık yaptı. Teksas’ta çiftlik işçiliği, tapu dairesinde memurluk, muhasebecilik, dergi yayımcılığı, gazetecilik ve banka veznedarlığı gibi çeşitli işlerde çalıştı. Bankacılık yaptığı sıradan yanlış anlaşılma yüzünden zimmetine para geçirmiş olmakla suçlandı. Aslında bir teknik hatadan kaynaklanan ve kendisinin hiçbir zaman kabul etmediği bu suçlama üzerine önce New Orleans’a, oradan da Honduras’a kaçtı.Altı ay kadar Güney Amerika’nın ABD’ye yakın bazı yörelerinde dolaştı. Yaşadığı çevreler ve tanıştığı kişilerinin yansımalarını ilk öykülerinde görmek mümkündür.
1897 yılı başında karısının ağır hasta olduğu haberini alınca memleketine döndü. Artık kaçak yaşamak istemediğinden mahkemeye çıkmak üzere teslim oldu. Mahkeme, insancıl bir yaklaşımla hasta karısının yanında kalmasına izin verdi. Karısının ölümünden sonra başlatılan yargılama sürecinin sonunda 5 yıl hapse mahkum oldu. Lehine bazı kanıtlar olmasına rağmen duruşmalar boyunca suskun kaldı ve kendini savunmadı.
Hapisten çıktan sonra bir süre akrabalarının yanında kaldı. 1902 yılında New York’a gitti. 1910 yılında öldü.

O.Henry’nin sayıları 270’i bulan öyküleri 20.Yüzyıla adım atan, kölelik, iç savaş ve yerliler sorunlarını yeni arkada bırakmış Amerika Birleşik Devletleri’nin kırsal kesim ve büyük şehir yaşamlarından aldığı insan tiplemeleriyle bunların ilişkilerini gerçekçi, yer yer yarı gerçekçi bir üslupla ve sevecenlikle mizah unsurunu hoş bir biçimde harmanlayarak veren, yazgının bir araya getirdiği insanların ilginç karşılaşmalarını sürpriz sonuçlara bağlayan kurgularıyla okura yaşam sevgisi aşılayarak ve yazınsal tadlar vererek okuma tutkusunu bir serüvene dönüştüren öykülerdir.

Ayrıca yazarı Hıncal Uluş'un köşe yazılarından da hatırlayan vardır belki. örneğin 01.01.2012 Noel Hediyesi başlıklı yazısı...
Öykümüze gelecek olursak;

O. Henry Gece Kuşu'nda Gece Kuşu tabirini anlamaya ve tanımalamaya çalışıyor. Önüne çıkan tanıdık/ tanımadık herkese gece kuşu tiplemesini tarif etmelerini istiyor. Ve bana kalırsa her tanımlama da da ABD/ New York'u ve ABD'li insanları tanıtıyor bizlere. Nitekim öykünün sonunda da kendisi de
"Tam bir gece kuşu" tanımlamasına maruz kalıyor.
Gece Kuşu kısa ABD'dir, New York'tur:))

Sizler de katıldıktan sonra tekrar konuşuruz:)

5 ay önce     
4 kişiden 4 kişi beğenmiş.

Merhaba.

Özlem bilgiler için çok teşekkürler yine, eline sağlık zamanına bereket diliyorum:) Hayat hikayesi biraz hüzünlü göründü bana. Bugün net olarak "aslında suçu yoktu, teknik bir hataydı" denilebilmesine rağmen o zaman bunu bir türlü anlatamamış olması, dava yüzünden önce yurt dışına kaçmak zorunda kalması, sonra yıllar boyu mahkemelere çıkıp beş yıl da hapis yatması... Hüzünlü gerçekten. Hukukun işlememesi kadar kötü bir şey yok...

Bu arada ilk defa O. Henry hikayesi okudum diyecektim ama Özlem bunun doğru olmadığını gösterdi.:) Hıncal Uluç'un bu öyküsünü ben de hatırlıyorum, taa 90'lardan... Ama öykünün O. Henry'e ait olduğunu hiç hatırlamıyordum.

Bu haftaki öykümüzle ilgili ise; Özlem'in Gece Kuşu New York'tur fikri düşündürücü. Baş karakterimiz New Yorklu olmanın gururuyla dolaştım şehirde derken bu konuda bir ipucu veriyor gibi gerçekten. New Yorklu olmak gece kuşu olmayı gerektirir diye düşünebiliriz.

Bunun dışında kendi düşüncelerimi de yazayım. Öyküdeki karakter bir bakıma sevimliydi bence. Merak ettiği çok şey var ve saf gibi bana anlatsana, bana öyle birini göstersene diyor herkese. Önceki sorularını araştırırken kimlerin canını sıkmıştır kim bilir, örneğin kadınların bavullarında neler taşıdığı konusunu araştırırken, bunu düşünmek gülümsettti beni, dayak yemiş bile olabilir:)

Hikayenin sonunda verilmek istenen hissin ise, hikaye boyunca herkesin aslında tam olarak karşılarındaki kişiyi anlattıklarını fark etmemizdi diye düşünüyorum. Hatta okurken de anlaşılıyordu bu. Örneğin yardım toplayan kız karşısındakini tarif ediyor gibiydi. Eleştirmenin üstüne basa basa "meraklı, her şeye burnunu sokan biridir" demesi de şüphe uyandırıyordu. En baştaki gazeteci dostu da saydığı özelliklerle onu tarif etmişti muhtemelen. Herkesin bildiği, gazetenin bile bildiği bir şeyi bir tek karakterimizin kendisi bilmiyordu, "ol mahiler ki derya içredir deryayı bilmezler" dizesini hatırlattı bu da bana:)


5 ay önce     
4 kişiden 4 kişi beğenmiş.

Hayat hikayesini bende buruk buldum. Yaşadığı acı tecrübeler onun edebi yönünü beslemiş ama yazık ki bundan ekmek yeme olanağını çok bulmamış. İyi tarafından bakacak olursak kaç yıl sonra onun adını anıp hikayelerini okuyabiliyoruz.

Hikayeye gelince , okudum ama neden bilmem tam sindiremedim. Sanırım "Gece Kuşu" deyimi ABD de sık ve birazda farklı kullanılan bir deyim. Bizdeki karşılığı ile tam örtüştüremedim açıklamaları.

Hikayenin kahramanı, çocuklar kadar meraklı, her açıklamadan kolay tatmin olmayan, başkalarını çok da takmayan ısrarcı biri. Kalıplaşmış fikirleri var . Fakat etrafında çok da saygı uyandırdığı söylenemez. Hatta son adam basbayağı onu tarif ediyor. Ancak kahramanımız hiç de üstüne alınmışa benzemiyor. Ve hikayenin sonunda anlıyoruz ki aradığı tipi bulmak için aynaya bakması yeterliymiş.

Bana öyle geldi ki, yazar bu hikaye ile basmakalıp düşüncelere, insanların birbirilerini belirli şekillerde kategorize etmelerine,sınıflandırmalarına, farklı düşüncelere karşı tahammülsüzlüklerine gönderme yapıyor. İnsanların başkalarının huyların araştırmaktansa dönüp kendi kendilerine bakmaları gerektiğini ifade etmek istiyor.( Gerçek hayatında, bir yanlışlık yüzünden hapis yattığını biliyoruz. )

Ayrıca yazarın dünün anlam ve önemine uygun düşecek şu hikayesini de burada paylaşmak istiyorum :

...öyle çok seviyorlardı ki birbirlerini ne taştan döşekleri ne iki göz odaları umurlarındaydı. Varsa yoksa aşk varsa yoksa bir yastıkta kocamak. bir gün bu aşk dolu ama beş parasız çift evlenme yıl dönümleri için birbirlerine hediye almaya karar verirler, ne pahasına olursa olsun alacaklardı hediyelerini sevgilerini bir kez daha göstermek için. genç kız sevgilisine saat zinciri almaya karar verdi çünkü sevgilisinin babasından yadigar köstekli bir saati vardı zinciri yoktu ve saatini cok ama cok seviyordu. Delikanlı da sevgilisine sac tokası almaya karar verdi çünkü sevgilisinin beline kadar uzun ve güzel sacları vardı hiç tokası yoktu ama saclarını cok ama cok seviyordu. Ve o gün geldi çattı. İkiside cok heyecanlıydı çünkü birbirlerinden habersizdiler ve sürpriz yapacaklardı. Delikanlı elindeki tokayla genç kızın saçlarına hayretle baktı ve aynı anda genç kız delikanlının saatinin herzaman durduğu boş cebine hayretle baktı ve ellerinde hediyelerle öylece kalakaldılar.
Çünkü genç kız saate zincir alabilmek için o güzelim saçlarını satmıştı, delikanlı da tokayı alabilmek için baba yadigarı o cok sevdiği saatini satmıştı. İkisininde gözleri doldu ağlamaklı sarıldılar birbirlerine bu aşk için tanrıya ve birbirlerine binlerce kez teşekkür ettiler. Şimdi saati olmayan bir zincirleri takılacak sac olmayan bir tokaları ve dünyanın satın alamayacağı cok büyük bir aşkları vardı....

5 ay önce     
3 kişiden 3 kişi beğenmiş.

Bilge bu hikayeyi yazarla ilgili araştırma yaparken bende okudum gerçekten harika bir anlatı... Çağımızın aşk tarifine uygun olmasa da.. Aşkı da diğer her türlü bilgi, eşya vb gibi tükettik ve bitti bence.

Öyküye dönersek aslında bende okurken senin dediğin gibi yazarın insanları belli kalıplara sokmamak gerektiği, sınıflandırmamak gerektiği vb düşüncelere çok gittim.. ama nedense ABD ve ABD vatandaşlığı fikrim çok baskın geldi.:) sanırım uzun yıllardır New York'un bize anlatılan/gösterilen ve okuduğum yönü hep bu yönde...

5 ay önce     
3 kişiden 3 kişi beğenmiş.

Biraz lokal bir konu gibi duruyordu. Çünkü bir kavramın belli bir çevredeki anlamı üzerine yoğunlaşmıştı. Son kısmı konuyu biraz daha evrenselleştiriyor sadece.
Gece kuşunu daha çok geceleri uyumayıp bir şeylerle uğraşanlar için kullanıyoruz biz. O yüzden kavram kısıtlı bir çevreyi yansıtıyor.
Çevirmenin yanlış bir ifade tercih etmiş olma ihtimali de var tabi.

5 ay önce     
2 kişiden 2 kişi beğenmiş.

Öykünün orijinal adını ben de merak edip bulmuştum: "Man About Town". Sözlüklerde bu deyimin birden fazla karşılığı var fakat bizim gece kuşu için yaptığımız tanımlardan çok da farklı görünmedi bana.

5 ay önce     
« geri ileri »
Bu gruba katıl!
Grup Kütüphanesi
Tüm Gruplar