Kuralsız Okuma Grubu

Birlikte seçelim, birlikte okuyalım, isteyen ve okuyanla birlikte tartışalım📖📚📒


Tür: Genel | Açılış, 26 Temmuz 2018
<< tüm tartışmalar

Nermin Yıldırım-Misafir

Tartışma Cevapları
« geri ileri »

1 ile 14 arası cevap gösteriliyor, toplam 14 cevap.
4 kişiden 4 kişi beğenmiş.

Merhaba arkadaşlar:)
Yılın son kitabı Nermin Yıldırım Misafir...
Yazarı zaten çok severim , hemen tüketmemek için de iki kitabı hep yedek durur kütüphanemde:) önceliği yeni kitabına vermiş olduk hep beraber. İlk olarak birlikte okuduğumuz için çok mutluyum tüm arkadaşlara teşekkür ederim.
Misafir konu alarak yine iki kadın karakterin iç dünyalarındaki sarsıntıların, geçmişe takılı Özlem ve anılarının, "Ev" dedikleri akıl hastanesinde yollarının kesişmesiyle iç içe geçen anlatımları ele alıyor. Yine diyorum çünkü yazarın her kitabında ana karakter bir kadın oluyor. Ve yazarın dili gerçekten çok doyurucu, betimlemeler harika, kelimeler özellikle seçilmiş anlatım dingin. Diğer kitaplarına göre daha durağan ilerleyen Misafir bana kalırsa yazarı tanımak adına ilk kitap olarak seçilmemeliydi, böyle diyorum çünkü çoğunuz sanırım ilk kez Nermin Yıldırım okudu.

Dışarıda yaşadıkları dünya mı yoksa Ev dedikleri akıl hastanesinde yaşamak mı daha kolay misafirler için....

Dış dünyada iç dünyalarında, akıl hastanesinde ise akıl hastası olan misafirler...

Birçok açıdan sorgulayabilen cümlelerle dolu bir kitap...

Esin ve Rikkat... Geçmişe takılı kalmış iki kadın. Aslında biri gençliği biri yetişkin/yaşlılığı temsil ediyor, hepimiz aslında ince bir çizgide koruyoruz akıl sağlığımızı, ben bunu hissettim. Bir genç bir patlama ve kararan bir dünya... Tabi insan Kerem doktorun dediklerinin doğru olmamasını diliyor, ama yüzden yüz emin olamamak beni üzüyor. Rikkat ki Esin'e göre daha sevdiğim bir karakter, sanırım yaş olarak ona daha yakınım ondan:)) ne çok hesap var çocukluğumuzda gençliğimizde... Bende Zaman Zaman geçmişe döndüm okurken...

Canan'dan bahsetmeden geçemeyeceğim. Kitaptaki en net karakter belki de aklı başında olan:) farkında olmak iyi gibi dursa da bence insanın mutsuzluğunun ana sebebi...

Yazar kitaba bir çok konuyu serpiştirmiş. Terör, siyaset, hayvana şiddet vs ama biraz çekinik ve sönük kalmış kanımca...ve cevaplanmayan bir çok soru, özellikle esin ve hayati hakkında. Bu kadar soru işareti okuyucuyu memnun etmeli mi, böyle bir beklentiye girmeli mi yazar açıkcası emin değilim... Benim için çok da iyi değil.

Kitabın sonu içinde birkaç kelime edeyim. Bende uyandırdığı his "Umut." Oldu. Umut etmek vazgeçmemeli, her zaman mutlaka bir yol vardır demek istemiş sanırım yazar...

Benim için keyifli bir okuma oldu. Yazarın diğer kitapları ki örnek vermem gerekirse "Dokunmadan" kitabını mutlaka okumanızı öneririm.

Sevgi'yle kalın
Keyifli okumalar ve şimdiden umut dolu ve musmutlu bir yıl diliyorum herkese:)

7 ay önce     
2 kişiden 2 kişi beğenmiş.

Kitabı şu an şu saatte bitirmiş bulunmaktayım. Rikkat karakteri kitabın ortalarında beni, karamsarlığı, geçmişe takılıp kalması, mızmızlığı ile iyice bezdirse de vazgeçmedim okumaktan. Nihayetinde 2019'a onun bana aşıladığı o bedbin ruh hali ile girmek istemedim. Şükür ki en nihayetinde toparlanıp kendine geldi.

Yazar biri yaşlı, diğeri genç olmak üzere iki farklı bakış açısı yakalamış ve hayata bakış açısını ve üslubunu bu iki karakter üzerinden konuşturmak istemiş. Hem Rikkat kadar olgun bir kadın gem Esin kadar yeni yetme. Ayrıca yazarın dilinin muzipliği de hoşuma gitti. Kurduğu cümleleri , zaman zaman anlamakta zorlanarak iki kere okumak pahasına da olsa ... Ama işte şu bizim yazarlarımızın (özellikle son dönem) içine saplanıp kaldığı, tezattan anlam çıkarma, ve okuyucuya her şeyi didik didik anlatma sevdası yok mu... O upuzun cümleleri sadeleştirdiğinizde, zıtlıkları teke indirgediğinizde cümleler nasıl da bodurlaşıp, büyülü havasını kaybediyor. Tıpkı makyajlı görüğümüz ünlü artistlerin objektiflere makyajsız , alelade bir kılıkta yakalanması gibi.

Bir de yukarıda söyledğim gibi okuyucuya her şeyi tek tek anlatmak, onun durumdan vazife çıkarmasına müsaade etmeden onun yerine hissetmek, onun yerine düşünmek, onun yerine fikir yürütmek. keşke biz "cahil" okuyucuları biraz kendi halimize bıraksalar, anlatacaklarını bizim algı sahamıza girmeden anlatıp çekilseler de bizde rahat rahat beyin fırtınası yapabilsek.

Şimdi tamam ile haksızlıkda yapmayayım. Çok esaslı tespitleri de var. Özellikle annesi ile son buluştuğu kısmı çok beğendim.

Benden şimdilik bu kadar.. : ))



7 ay önce     
4 kişiden 4 kişi beğenmiş.

Merhabalar.

Ben de ay bitmeden ancak bitirebildim kitabı. Özlem'in yorumu burada bir süre tek kaldığı için üzgünüm, sevgili Bilge yetişmiş imdada yine:)

Benim için ilk kitabı olmadı Nermin Yıldırım'ın, olacaktı aslında ama bu yazara karar verdiğimizde iki kitabını birden aldım, aralık ayı başında Unutma Dersleri kitabını okudum, ayın son günlerinde de Misafir'i...

Öncelikle Nermin Yıldırım'ın şahsi olarak kafa yapısını çok sevdim ve kendime yakın buldum. Toplumsal olaylara bakış açısı ve nostaljik şeylerden özlemle bahsetmesi çok yakın hissettirdi. Yalnız bu sorun sayılır mı bilmiyorum çünkü Rikkat ya da Esin'den ziyade fena halde bir Nermin Yıldırım gördüm kitapta sanki. Ne anlatırlarsa anlatsınlar aynı kişi gibiydiler ya da bana öyle geldi... Rikkat'in birkaç eski kelime kullanması haricinde üslup farkı göremedim sanki. Sanki yazar rahatça bir oturuşta yazmış (her sene bir roman yazmak kolay olmasa gerek), biz de rahatça bir oturuşta okuyabilelim diye:) Bütün kitaplarını okumadım ama umarım derinliği olan gerçek karakterler ve ince ince işlenmiş atmosferler yaratmıştır/yaratabilir Nermin Yıldırım. Çünkü güzel dersler vermeye ve gerekli konulara parmak basmaya niyeti var gibi.

Kitapla ilgili ayrıntılara gelince, ara ara kullanılan atasözü, deyim ve eski-garip tamlamalar hoşuma gitti.
Nostaljik değinmeler görmek de hoş. 19 yaşındaki Esin'in zoraki Nostalji tv izleyip Erkan Yolaç'tan bahsetmesi garip geldi ama:)
Savunma ve sağlık bakanlığı işbirliği, muhaliflerin ayıklanıp yok edilmesi de önemli konular. Asıl atmosferi bu veriyor sanırım, distopik ya da güncel atmosfer:)
Sonra yaşamaktan ve düşmekten korkmamak gibi telkinler, iyi ile kötünün siyahla beyaz gibi net olmaması gibi temiz bakış açıları da vardı.
Filmlere, şarkılara, gerçek olaylara atıflar da vardı kitapta. Filmlerden Rikkat'in Yedinci Mühür filminin karakteri gibi hissetmesi vardı örneğin, ölümle satranç oynayan adam gibi...
Bir de erkek egemen topluma eleştiri de gizliydi kitapta bence. Babalar, Mennanlar, Ademler vs. Hatta dillendirildiği de oldu, hep abilerin ve babaların sözü geçiyor diyordu bir yerde (sanırım Rikkat söylüyordu).

Bu arada Özlem, Canan'ı anmışsın, ben de çok sevdim Canan'ı. Bize net geldi ama aslında o neşeli görünüşün altında trajedi varmış. Hakikaten hasta imiş, zaten Rikkat de bahsediyor ya kötü zamanlarını görmedi Esin diye... Ama yaşadığı yeri bir hapishaneye bile benzese huzur ve neşe içinde yaşamanın yolunu bulabilmesi güzeldi. Keşke hep öyle kalabilseydi... Ama bırakmıyorlar tabii, kalbini kırıyorlar böyle insanların.

Ben en çok Adalı'nın öyle kolayca Esinle birlikte kaçabilmesine şaşırdım. Kaçacaksa da ayrı kaçmalıydı, birlikte kaçtıkları anlaşılınca Adalı da M-3 sayılıp Dudu teyzenin yanında şıp diye bulabilirler onları. Umarım bulamazlar:))

Bu arada Bilge'nin şiir gibi güzel yazılmış eleştirisini de çok yerinde buldum, duyguların fazlaca açıklandığı ya da didaktik kaçan yerler vardı kitapta bence de.

Yine de iyi ki okuduk, tanıştık. Başka kitaplarda buluşmak üzere.

Ben de iyi seneler diliyorum herkese, Özlem dediğin gibi umutlu ve musmutlu bir yıl olur umarım hepimiz için, olabildiği kadar...

7 ay önce     
3 kişiden 3 kişi beğenmiş.

Yine çok güzel yorumlar yapmışsınız. Ben kitabı çok sevdim fakat yorum yapamıyorum malesef. Yorum yerine Nermin Yıldırım'ın röportajını paylaşayım sizlerle, aslında röportajda Dokunmadan kitabıyla ilgili konuşuyorlar ama dayanamamış araya Misafir'i de katmış. Ben çok keyif alarak dinledim.

https://open.spotify.com/episode/2pwAXFifxMcyzLn3xgAAji?si=pFSSSF7iQXaeaCWtFAJ3-g&nd=1

7 ay önce     
2 kişiden 2 kişi beğenmiş.

Röportaj için teşekkürler Melike. Umarım kitapla ilgili düşüncelerin için de ilham gelir, yorum yazarsın:)
Bu kitapta ya da yeni kitaplarda/öykülerde buluşmak dileğiyle...

7 ay önce     
1 kişiden 1 kişi beğenmiş.

Ben kitabın hala yarısındayım. Bu gün içinde bitirmeyi umuyorum inşallah...

7 ay önce     
4 kişiden 4 kişi beğenmiş.

Merhaba
Öncelikle basımı bu kadar yeni bir kitap daha önce okumamıştım.Yazarın genç oluşu ve bu kadar üretken olması da ayrıca güzel bir durum.Ama ben kitabı okurken zorlandım şahsen,daha önceden tanımadığım ve kaleminin nasıl olduğunu bilmemek beni biraz kitabı okurken zorladı.Ama bunun yazarın diğer kitaplarının da okunarak aşılacağını düşünüyorum.Çünki daha önceden başıma böyle bir şey gelmişti.Yaşar Kemal’in Ağacın Çürüğü adlı eserini okuduğumda çok sıkılmıştım.Ama sonrasında İnce Memed adlı eserini okumaya başlamam benim kendisinin en büyük hayranı olmamı sağladı.
Kitap içerisinde gördüğüm kadarıyla çok fazla eski sözcük vardı ve bu da benim her biri için anlamlarını bulmaya yönlendirdi. Aslın da ben kitaplarda böyle olmasını seviyorum.Hem unutulan sözcüklerin kullanılması hem de bildiğimiz ama ne anlama geldiğini düşünmediğimiz sözcükleri bize yeniden hatırlatması güzel.Yazarın da bu bilinçle yazdığını düşünüyorum.
Kitapta genel olarak iki karakter üzerinde durulmuş.Biri akıl hastanesinde çalışan (onların deyimiyle ev) Rikkat abla ve hastalardan biri olan (misafir) Esin bulunuyor.Rikkat abla geçmiş ve gelecek arasında sıkışmış ne annesi nede anneannesine benzeyemediğinden dert yanan ve yaşamının böyle olmasının sebebini o kendisine verilmeyen anahtar olduğunu düşünerek sıkışmış bir karakter.
Esinde geçirdiği kaza sonrası neden burada bulunduğunu ve sonrasında geçmişini hatırlamaya çalışan bir karakter.Ama bana iki karakter arasında ki ortak özelliğin geçmişten gelen korkuları ve bu korkuların üstesinden nasıl gelineceği cevabını verdi.
Aslında kitap üzerinde söylenecek çok söz var ama bunu buraya sığdırmamız biraz güç.Şimdiden çok uzun oldu.Kitaptan kısa bir alıntıyla bitirmek isterim.
-Gidenler geride kalmanın neye benzediğini hiç bilmiyor.Bu sözü çok sevdim.
Herkese iyi,mutlu ve sağlıklı seneler.Kitapla kalın.

7 ay önce     
4 kişiden 4 kişi beğenmiş.
Profil Resmi

Herkese merhaba :)
Bu benim Kuralsız Okuma Grubu'nda okuduğum ilk kitap ve yazacağım ilk yorum.
Nermin Yıldırım ile de ilk tanışmam. :)
Esin ve Rikkat. Ayrıca Canan... Esin karakteri 19 yaşında. Babasız büyümüş. Annesi evhamlı ve korku içinde yaşıyor. Esin'de sadece korkmayı öğrenmiş. Her şeyden korkuyor. Bu noktada Rikkat ile aynı yerdeler. Rikkat yıllara rağmen korkularından kaçıyor bir türlü yüzleşemiyor fakat Esin genç olmasına rağmen korkmamak zorunda bırakılıyor. Esin günümüz gençlığıne benzetilmek istenmiş sanırım ama pek başarılı olunduğunu söyleyemeyeceğim. Nostalji tv izlemesi gerçekten bizim için güzel bir nokta çünkü kendimize yakın bulabiliyoruz. ( Yazar da otuzlu yaşlarda.) Mamafih, ben bir türlü Esin karakterini sevemedim. İnsanların onu sevmesi için yaşıyor ve bu uğurda insanları, arkadaşlarını kandırabiliyor. Günümüz suni ilişkilerine gönderme olabilir.
Rikkat karakteri Esin karakterine göre daha iyiydi. Erken yaşta annesini kaybetmesi ailesinin dağılmasına neden olmuş. Kendisini hep dışlanmış hissediyor. Sevilmediğini ve güzel olmadığını düşünüyor. Babasını memnun etmek için yaşamış ama hep "ortalama" olmayı kabul etmiş. Asım ile yaptığı yüzleşme annesiyle, babasıyla, kendisiyle, hayatla yaptığı bir yüzleşmeye ve kendini kabul edişe dönüşüyor. Yaşamak diyor ya yaşamak gerek...
M3, sağlık bakanlığı, savunma bakanlığı, akıl hastanesi, deneyler, bombalar, cinayetler... Ben son noktası anlatılmayan kurguları pek sevemiyorum. Tamam 101 numarada M3 ler ile deneyler yapılıyor. Sonra ne oluyor? Kimse için önemli değil. Rikkat kendi iç savaşında Esin Adalı'nın zoruyla kaçma derdinde. Canan intihar mı etti yoksa öldürüldü mü? Farkındayız ama hiçbir şey yapamıyoruz o zaman unutalım sadece kendimize bakalım mı? Körü körüne bağlı olalım asla sorgulamayalım. Sorgularsak eğer emeğimizin hiçbir anlamı olmaz nasılsa her şeyi kaybederiz mesajı güzel ama benim için "umut" olması için kitaplarda olsun bir adım atıldığını okumam gerekiyor. O yüzden benim için eksik kalmış çok nokta var.
Korkmadan kendimiz için yaşayalım diyor kitap. Genç yaşlı olmak fark etmez sen kendini kabul etmezsen hep eksik kalırsın diyor. Çok daha etkili şekilde de söyleyebilirdi.
Yazarın başka kitaplarını da okumayı düşünüyorum belki tarzı ile ilgili bir durumdur. Öneri için çok teşekkür ederim.
Sevgiyle ve kitapla kalın...

7 ay önce     
4 kişiden 4 kişi beğenmiş.

Merhaba Tekrar.

Öncelikle hoşgeldiniz Miray ve zaten burada olan Özgür Gelecek:)

Karakterlerle ilgili herkes birer parça bir şeyler yazmış, sayenizde biraz daha iyi oturabildi. Okurken karakterleri çok benimseyemedim çünkü, bazı şeyleri gözden kaçırmışım. Rikkat'in ortalama olma isteği mesela. Bazen gerçekten kendimize zincirler vuruyoruz...

Bu arada Canan'la ilgili intihar görüntülerini Rikkat izlemişti sanırım, yani Adem ona kötü davrandığı için intihar etti muhtemelen, o konu net gibi geliyor bana.

---

Bir de Melike'nin tavsiye ettiği sohbet programı çoook güzelmiş, sadece Nermin Yıldırım yok, başka yazarlarla da sohbet var, herkese tavsiye ederim ben de:)

Selamlar...

7 ay önce     
4 kişiden 4 kişi beğenmiş.

Merhaba Arkadaşlar,

Biraz gecikmeyle birlikte an itibarıyla kitabı bitirebildim.. Nermin Yıldırım ile ilk tanışmam; bu kitap için fena değil diyebilirim, kalemi iyi, çok daha iyi olacağa da benziyor. Bilge'ye katılıyorum, bazen o kadar açıklayıcı duygu durumu anlatımları var ki, biraz da bıraksan da okuyucu çıkarımlar yapsa dediğim oldu açıkçası. Bir de, bana da çoğu şey açıkta bırakılmış tamamlanmamış hissi verdi.

Canan olayı çözümlenmedi mesela. Manik depresifti, Esin onun manik yani aşırı mutlu, heyecanlı, neşeli zamanlarına denk geldi; sonrası zaten depresif dönemdir bu hastalığın. Ama her manik depresif kişiler intihar etmez, zaten Canan'da olduğu gibi hastalıklarını da kabul etmezler. Adem ile bir ilişkisi vardı ama ne oldu da kaçışı intiharda buldu bilemiyoruz, hayal gücümüze mi bırakılmış? bilemedim. Adem evliymiş, belki evli olduğunu hiç söylemedi Canan'a belki de yalan söyleyip vaatlerde bulundu ya da Canan hamile kaldı!? kim bilir, biz bilemedik. Rikkat kayıtların izlenmesini istedi fakat üstü kapatıldı, Rikkat'in izleme yetkisi yok haliyle. Evin içinde bulunduğu durum belli önce gazete haberleri sonra Canan'ın intiharı bir de Adem olayı ortaya çıkarsa diye Mennan Bey olayı kapadı.

Rikkat ise geçmişiyle ve annesiyle hatta babasıyla olan hesaplarını kapadı. Asımla bir nevi son buluşma gerçekleştirdi ve 60 ından sonra hiçbir şey için geç değildir deyip hayatında yeni bir sayfa açmaya karar vererek yıllar önce gidemediği gemi turuna çıkmaya karar verdi. Gitmeden önce de kendi gençliğine benzettiği Esin ve onun hoşlandığını düşündüğü Adalı'ya son bir iyilik yapmak istedi. Büyük ihtimalle tatilden sonra da o eve dönmeyecek ya da ben olsam dönmezdim emeklisi zaten geçmiş, yapmak isteyip de yapamadığı şeyleri yapmalı artık bence :)

Esin ve Adalı umarım mutlu olurlar, onların hikayesi kesinlikle biz doldurmamız için boş bırakılmış bence. Çözümlenmemiş şeyler Canan'ın intiharının sebebi ve Evin gizli M3 çalışmaları.. Evin başına bir şey gelmeyeceği aşikar tabi muhalif olan herkes de teröristlikle suçlanarak yollarından kaldırılacak (çok tanıdık geliyor niyeyse:)) Ama sen kitapsın ya bari burada, kurgu dünyasında kötüler cezalarını çeksin de, ütopik de olsa gelecek için umutlarım olsun değil mi yani :))

Herkese iyi pazarlar..

7 ay önce     
3 kişiden 3 kişi beğenmiş.

Günaydın iyi haftalar:)
Nermin Yıldırım benim son yıllarda okuduğum ve en çok beğendiğim Türk Edebiyatından isimlerden biri. Kendisiyle Dokunmadan kitabıyla tanıştım. Gerçekten çok iyidi. Ardından Unutma Dersleri ve Rüyalar Anlatılmaz ı okudum. ve gerçekten çok iyi bir kalem.
Ama bende bu kitabında diğerlerini baz alınca eksiklik hissettim. açıkçası bunu merak ettim neden böyle bir tercih yaptı, acaba devamını mı yazacak kitabın diye... Birçok röportajını okudum ve söyleşisini dinledim. en son iki üç önce bir radyo söyleşisi vardı. Orda tam da bu soru soruldu. Neden bir şeyler eksik kaldı? Diyor ki : roman yazmaya başladığımda kitabımda hiç bir soru işareti olmamalı, tüm olaylar açıklanmalı diye düşünüyordum. zamanla okura da bir şeyler bırakmalı. onlar da kendi dünyalarında benim çizdiğim kurguya katkı sağlamalı diye düşünmeye başladım. ki bu kitapta aslında onların dünyasına bıraktım bir çok şeyi. ben genel bir düzlem yarattım, karakterleri tanıtacak birçok ipucu verdim. bir olayın bir ucundan tuttum ve taşıdım. hikayeye vermek istediğim tüm mesajları sığdırdım. gerisi okurun dünyasına ait.
böyle böyle anlatıyor Nermin Yıldırım:)
Sonra dedim ki bu da böyle olsun, kendimce Esin'e, Rikkat'e bir geçmiş ve gelecek belirledim. Düşününce sevdim bile:))

keyifli okumalar:)

7 ay önce     
3 kişiden 3 kişi beğenmiş.

Aslında Nermin yıldırımın üstünde çokça durmadığı bazı karakterlerin üstüne gidilse bence çok daha çarpıcı diyalogların, olayların yaşanacağı bir kitap çıkardı ortaya. Mesela Kuran ayetlerinde bahsediyormuşcasına kesin ve anlamlı hükümler veren bir deli vardı. Çok ilginçti bu karakter bana göre. Keşke Nermin Yıldırım biraz daha cesaretle gidebilseydi o karakterin üstüne. Halbuki arada bir yerde sıkışmış kalmış.


Aradan zaman geçtikten sonra yazmamı garipseyebilirisiniz ama ben böyleyim : ))

Bir kitap benden hemen silinip gitmez, üstüne uzun uzadıya düşünürüm, kendi kendime çıkarımlar, tahliller yapmaya devam ederim.


7 ay önce     
3 kişiden 3 kişi beğenmiş.

Günaydın, iyi haftalar
Bilge'cim garipsemeyiz aksine pek de güzel olmuş deriz:) kitaplar ayrı dünyalar her birimiz için farklı açılımlar ve anlamlar...
Nermin Yıldırım benim içinde bu kitapta biraz çekinik ve kaçak oynamış gibi... Diğer kitaplarında bu tarz bir yaklaşım görmemiştim. Sana katılıyorum her karakterlerin her biri bir kitap olacak şekilde bile anlatılabilirdi. Ama bir radyo söyleşisinde dinledim yazarı; orda bilerek böyle bıraktığını söylüyor karakterleri, kitabı. Yazarlık kariyerinin başında kitaplarında hiç bir soru işaretinin olmaması gerektiğini, okuyucuya her şeyi göstermek ve onu yönlendirmek gerektiğine inandığını söyledi. Ama şuan ki düşüncesi ise okuyucunun kitaba dahil edilmesi gerektiği yönündeymiş. Karakterin ve olayın belirleyicisi kendisi ve farklı farklı çıkarımlar ve sonuçlar çıkarıcısının okuyucu olması gerektiğini düşünüyormuş. O yüzden de böyle bir kitap yazmış. Herkesin zihninde farklı Esin, Rikkat ve diğerleri... Genel kalıplar belli ama hepsi farklı...

İnsanlar değişiyor ne diyelim, yazarın tercihi:))

7 ay önce     
2 kişiden 2 kişi beğenmiş.

Umarım bu değişim Türk Edebiyatının hayrına olur : ))

7 ay önce     
« geri ileri »
Bu gruba katıl!
Grup Kütüphanesi
Tüm Gruplar