Beyoğlu Rapsodisi
Üç arkadaşın hikâyesi bu. Biraz da Beyoğlu'nun hikâyesi. Beyoğlu'nun karmaşasının, kalabalıkların arasına gizlenen sırların hikâyesi. Sokakların, binaların, bildiğimiz, bilmediğimiz köşelerin, ama en çok insanların hikâyesi. Çocukluktan başlayan, mekânı yine Beyoğlu olan bir dostluğun bugünü anlatılıyor 'Beyoğlu Rapsodisi'nde. Üç farklı kişiliğin, üç farklı yaşam tarzının birleştiği bir nokta bu dostluk. Önce onları tanıyoruz, hayatlarına tanık oluyoruz. Sanıyoruz ki, her şey hep böyle doğal gidecek. Sanıyoruz ki, hayat normal seyrini sürdürecek. Ama gün geliyor, bir fotoğraf sergisi hayatlarını değiştiriyor. Önce bir kadın giriyor bu üçlünün arasına, bir Rus. Sonra cinayet fikri hayatlarının bir parçası oluyor. Soruşturmalar, sorular... Ve sırlar geliyor ardından. Ahmet Ümit bu son romanında polisiye gerilim edebiyatının sınırlarını aşmayı deniyor. Okuyucusunu sürpriz bir sonla ödüllendirmenin yanı sıra ölümsüzlük üzerine, dostluk üzerine, aile üzerine, sahip olma duygusu üzerine sorular sorduruyor. Ahmet Ümit'ten heyecan dozu yüksek bir polisiye roman bekleyenleri hayal kırıklığına uğratmayacak, ama yazarın daha geniş sularda da keyfince yelken açtığını kanıtlayan bir kitap 'Beyoğlu Rapsodisi'. Adım adım Beyoğlu ve karış karış insan var bu romanda.
Baskılar2
Bu eserin yayımlanmış baskıları. Bir baskıya tıklayarak yayınevi, ISBN, sayfa sayısı ve basım bilgilerini görebilirsiniz.
Düzenleme Geçmişi
Yükleniyor...
Puanlama
Yorumlar(25)
Tüm puanları gör (586)Ahmet Ümit ve vazgeçemediği İstanbul betimlemesi, betimlemesi ve betimlemesi...
3 çok iyi arkadaş..Harika dostluk..Kenan'ın açmayı planladığı bir fotoğraf sergisi ile hayatlarını değiştiriyor..Sonunda çok şaşıracağınız polisiyenin ünlü yazarı Ahmet Ümit'in harika eseri..İstanbul bu kadar mı güzel mekanlarıyla ifade edilir bunu da belirtmek gerek..Gerçekten etkileyici bir roman.
Güzel bir Ahmet Ümit kitabıydı. Kitap, olayların ilerleyişi olsun, Beyoğlu'nun eşsiz anlatımı olsun güzel bir kurguya sahip. Bazen aşırı ayrıntıya girip sıkıcı olmaya başlıyor diye düşünmedim değil. Ancak okunması gereken bir kitap diyebilirim. Özellikle İstanbul ve polisiye roman okurlarına kesinlikle tavsiye ederim.
Okuduğum en güzel Ahmet ümit kitabı. Çok kurgudan çıkmayan,sonunda şaşırtmayı başaran okuduğum tek kitabı. Ahmet ümit okumak Istiyorsanız bu kitaptan başlayın derim.
Ahmet Ümit ile tanıştığım kitap.Normalde polisiye okuyan biri değilim ama bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine okudum.Hikaye çok iyi ve akıcı bir dilde yazılmış.Katilin kim olduğunun sonuna kadar tahmin edemedim.Yazarın diğer kitaplarını da mutlaka okuyacağım.
Ahmet Ümit'in okuduğum ilk romanıydı. Okumalara uzun ara verdiğim bir dönem de, romanın etkisiyle polisiye roman maceram başlamıştı. Agatha Christie'nin Roger Ackroyd Cinayeti'ni öncesinde okusaydım bu kadar beğenir miydim emin değilim ama özellikle Beyoğlu'nun tarihi binalarını anlattığı için bile okunası. ..."Evet kirli, eksiklikleri var, düzensiz, tehlikeli, yorgun, yaşlı... İşte tam da bu nedenle, yani tüm kötü koşullara rağmen hala çekiciliğini koruyabildiği için İstanbul, yeryüzünün bütün şehirlerinden daha güzel."
Ters köşe yapacağız diye ekstra zorlama bir final, tarih anlatacağız diye zorlama bir Beyoğlu. Su gibi akıp geçiyor ama okuyup bitirdikten sonra sıradan bir polisiye okuduğunuzu hissediyorsunuz. Hiçbir artısı yok. Nerede İstanbul Hatırası nerede bu.
Beyoğlu Rapsodisi,hızlı başlayan gelişme kısmı zor ilerleyen ama sonuç kısmı tek solukta okunan polisiye bir roman.Kiatpta beni sıkan tek şey uzun Beyoğlu betimlemeleri oldu.Bunun dışında son derece sade bir dille günlük hayatın içindeki olaylar ustalıkla anlatılmış.Kenan,Nihat ve Selim'in imrendiren dostluğu kitap ilerledikçe okuyucuyu şaşırtan bir boyut kazanıyor.
İçerisinde çok sayıda gereksiz diyalog bulunan ve finali hayal kırıklığı olan bir kitaptı. Okuduğum ilk Ahmet Ümit kitabı olan Beyoğlu Rpsodisi'nin beni büyük hayal kırıklığına uğratması diğer kitaplarına ön yargılı başlamama neden oldu. Kendi açımdan okumaya değecek bir kitap değil.
Son sayfalara kadar oldukça sıkıcı ilerleyen olaylar birden hızlanıp bir sonuca bağlanıyor. Beklenmedik bir son olması kitabı 'iyi' diye niteleyebilmem için maalesef yeterli değil.
Deli bir kitap. Nasıl yorumlanır ki. Kuşkusuz sürükleyici. Elinden bırakamıyorsun, katilin kim olacağına dair aklından bir sürü isim geçiyor, en ummadığın kişide katil olarak çıkıyor, oda yetmezmiş gibi son bombasını arkadaşı üzerinde kullanıyor. Gelde çık işin içinden. Kitap bitikten sonrada garip bir şekilde düşünmeye itiyor seni. Dediğim gibi deli bir kitap :)
Bence bu kitap harika bir polisiye romanı.Okuyucu heyecanı dorukta yaşıyor.
Ahmet Ümit bu romanında üç farklı kişiliğin, üç farklı yaşam tarzına sahip; biri uysal, biri mantık adamı, diğeri vurdum duymaz üç arkadaşın ta okul çağlarından beri beraberliklerini ve hayat yolundaki sıradan yürüyüşleri bir olay üzerine nasıl bir maceraya döndüğünü Beyoğlu'nu arka fon olarak kullanarak anlatıyor. Kitabın samimi hatta oldukça basit dili kolay okunabilmesini sağlıyor. Samimiyeti ve doğallığı sağlama adına argo küfürler üstü örtülü şekilde geçiştirilmeyip fazlaca açıkça yazılmış olması kısmen itici olabilir. Romanda akıcılık var ama tamamında bu akıcılıktan söz etmek pek mümkün değil. Kurgunun sürükleyiciliği zayıf. Öyle ki kitabın yarısına kadar ki kurgu sıradan öteye geçemiyor. Öykünün akışına katkı sağlayacak betimlemelerin yanında akışa katkı sağlamayacak çok sıradan betimlemeler de var. Kitabın yarısından sonra sürükleyicilik biraz artıyor. Ancak sona doğru belirli bir düzeye ulaşabiliyor. Roman klasik bir polisiyeye pek benzemiyor. Sonlara doğru ancak klasik polisiye özelliği kazanabiliyor. Beyoğlu betimlemeleri kısmen de olsa bir tat katıyor. Beyoğlu hakkında derin bir araştırma yapılmış izlenimi veriyormuş gibi gözükse de, ayrıca okuyucunun Beyoğlu tarihi geçmişinden dipnotlar vermesi artı gibi gözükse de, bilgiye dönük içerik o kadar basit ve sıradan ki adete turist rehberindeki bilgilermiş gibi duruyorlar. Bir başka izlenimim de romanda insan psikolojine uymayan analizlerin yer alıyor olması. Bu sorun, yazarın okuyucu çakmasın diye faili gizleme çabasından kaynaklanıyor. Polisiye öykülerinin klasik özelliği olan okuyucunun tahmin edebilme yetisini olabildiğince engelleme özelliği ve fail konusunda okuyucuyu olabildiğince şaşırtma çabası bu kitapta absürt dereceye varmış. Aslında buradaki absürtlük kurgudan değil, insan psikolojinin reel gerçeklerine uyulmamasından kaynaklanıyor. Öyle ki bu absürtlüğü daha iyi belirtmek için kitabın sonlarına doğru içimden "Hayır, fail benim!" dedim. Bu romanla ilgili yazarın kurgudaki en büyük başarısı sonla ilgili. Bu da, "sonunu asla tahmin edemezsin" tezine, "insan biraz olsun tahmin eder" tezine karşı çok iyi bir örnek sunmuş olmasıdır.
okuduğum ahmet ümit romanları içinde en kötü olanıydı.
ahmet ümit kitapları polisiye türünde tarih kokan kitaplardır. hızla okuyabilir ve hiç sıkılmazsınız.
Ahmet Ümit'le arkadaşımdan aldığım bu kitabıyla tanıştım, Beyoğlun da gezindim, sonuna kadar merak uyandırdı. Güzeldi.
Kitabın sonuna kadar her şey gayet güzeldi ama sonu bitirdi.
Polisiye türünde olduğunu düşünmüyorum. :/
İlk Ahmet Ümit kitabım. Kitabı okurken sıkılmadım, olaylar gayet iyi bir dille samimi şekilde aktarılmış, Beyoğlu ve simyayla ilgili birkaç bilgi de vardı. Lakin okuduktan sonra hiçbir şey hissedemedim. Tamam katilin o olduğunu düşünmüyordum ama acaba katil kim diye de merakla okuyamadım. Polisiye, gerilim adına vasat bir kitap fakat Ahmet Ümit bi şekilde kendini okutturuyor, reklamını mı iyi yapıyor ya da gerçekten iyi bir yazar mı emin değilim.
Sıkılmadan okudum. İnsanı içine çeken bir öyküsü var.
Malesef burada yorumlara bakarken bir arkadaşımızın kitabın sonunu söylemesi ile son 100 sayfa baya sıkıldım. Keşke spoiler olan yorumları yapmasak Kitabın + ları Sürükleyici Konu merak uyandırıcı - leri Beyolu tarhini çok taa merak etmeyen biriyim 300. sayfaya kadar ana konu dan baya uzak sayılırız 300 . sayfa ile hikayemiz tam olarak başlıyor
Dili çok hoş ama sadece sonu etkileyici. Sonuç için yüzlerce sayfayı okumak biraz gereksiz gibi. Ama Ahmet Ümit'in dili kullanımı ve üslubu çok hoş.
benim zevkime göre orta derecedeydi olay var ama adam pskilojik tahlilleri ön planda tutyor böyle oluncada ben sıkılıyorum olaya odaklanamayıp yazar bu kitabı yazarken olayı yaşayamamış hep bi şuraya şu duygudan sokim kaygısi varr die hissettimm bence tabii












