Gözlerim Sığmıyor Yüzüme
Küçük İskender'in Türk şiirine girişi Gözlerim Sığmıyor Yüzüme ile oldu. Bir ilk kitap olmasına rağmen her bir dizesinden ustalığın okunduğu bu şiirler ilk kez 1988 yılında, Memet Fuat'ın desteğiyle yayınlandı. Yayınlandığı dönemde tüm edebiyat camiasının dikkatini çeken Gözlerim Sığmıyor Yüzüme'nin yeni baskısı, uzun yıllar yapılmadı. Küçük İskender tarafından gözden geçirilmiş yeni baskısı ise, 2010'un ilk günlerinde Sel Yayıncılık'tan çıktı. Şairin "marjinal" sıfatını kazanmasına, Türk şiirinde özgün bir söylem oluşturmasına zemin hazırlayan bu kitabın ardından gelen pek çok kitapla küçük İskender, bir fenomen olmayı sürdürdü. Gözlerim Sığmıyor Yüzüme, Türk edebiyatının önemli dönemeçlerinden biri. Yalnızca küçük İskender'in yazdıklarını takip edenlerin değil, tüm edebiyatseverlerin edinmesi gereken, önemli bir kitap.
Baskılar2
Bu eserin yayımlanmış baskıları. Bir baskıya tıklayarak yayınevi, ISBN, sayfa sayısı ve basım bilgilerini görebilirsiniz.
Düzenleme Geçmişi
Yükleniyor...
Puanlama
Yorumlar(1)
Tüm puanları gör (11)Çok başarılı ve güçlü bir kalem! Okuyunuz, okutturunuz efendim! Okuduktan sonra, iç sesinize kulak veriniz! Şöyle söyleyecektir muhtemelen: "Çok fena içesim var!" ... Der ki şair: "Şule Bu ana bir film sığdırmalıyız alelacele Karanlıkta yerimizi bulup oturmalıyız hemen Yergöstericinin fenerinde bir yaşlı balina ölüsü olmalı Ve hatta Yergöstericinin o seramik yüzü sana Müzelerden çalınmış bir goya tablosunu anımsatmalı Bileti sen kere katlayıp cebime koymalıyım Milyar opustan meydana gelmiş hasretimi ve ihaneti Katlayıp susup katlayıp susup cebime koymalıyım.. Patlamış mısır ve işgal edilmiş bir devlet almalıyım sana Ve sana kaçırmalıyım o ülkenin sınırlarından Toplatılmış bütün kitaplarımı, bütün dudaklarımı Geçmişe iltica eden bir ricayla Yanımızdaki koltuğun sahibi bin cüce geçmeli aramızdan Aramızdan konçertolar geçmeli yüzlerce Yüzlerce konçertolar- ki bestecileri zaman olan.. Ayaklarımıza, hayatlarımıza, yüzgeçlerimize, solungaçlarımıza basmalılar, Kulağınla boynun arasına bir şezlong atıp uzanmalıyım Can çekişen ozanların şiirlerini uzatmalıyım doyasıya Dünyanın bütün minarelerinden, bütün çan kulelerinden Seni itiraf etmeliyim hey şule, ey ruhunu, özür dile! Ben senin adet kanamalarındaki son alyuvar Sen senin şehrinde boşaltılan ilk bulvar, yıkılan ilk duvar Katledilen son sonat, üstüne kusmuklu postalla basılan ilk zemin Dur şule! Çamurlu sevgimi kanlı kireçle boyadığın savaşçı yanaklarına sürmeliyim.." "Ayrılırsak bir daha tanışamayacağız asla Ayrılık yabancılaşmanın mat rengidir Zevksiz bir gökkuşağını beline dolayıp sokağa çıkmış kaşarlanmış orospu gibidir.. Ayrılırsak bir daha tanışamayacağız asla Nasılsınız.. diye ince bir tülle örteceğiz camlarımızı. Gazete kağıtlarıyla kaplayacağız ellerimizi. Eskiyeceğiz sevgilim. Ekşiyeceğiz!"











