Darağacında Üç Fidan
1968ler. Yazılı tarihin en barbar asrının en umutlu, en ışıklı, en cesur günleriydi. Coşkun bir devrimci dalganın bütün dünyayı sarstığı, onlarca ülkede milyonlarca insanın ayağa kalkarak, Gerçekçi ol, imkânsızı iste, diye haykırdığı günlerdi...Böyle bir dünyada, Denizler de özgürlük bayrağını Türkiyede yükseklere taşıdılar. ABDye, NATOya, yurtlarını yerli ve yabancı sermayeye peşkeş çekmek isteyenlere en iyi cevabı eylemleriyle, yürüyüşleriyle, cesaretleriyle verdiler.Ve egemenler, bu özgürlük kabarışının intikamını 12 Mart karanlığında üç gençten çıkarmak istediler. Somut hiçbir yasal dayanak olmadan Denizi, Yusufu, Hüseyini ve nice arkadaşlarını idamla yargılayıp, Asalım, asalım! çığlıklarıyla darağacına göndererek özgürlük ve bağımsızlık mücadelesini boğmaya çalıştılar...Baskı altında geçen yirmi iki yılın ardından, bu yeni basımıyla Darağacında Üç Fidanı sunarken, bugün koyu bir karanlığın ve ahlâksızlığın içine itilmek istenen yurdumuzda, gözlerimizde hâlâ bir umut ışığı, darağaçlarında solmayan üç fidanın anısı önünde saygıyla eğiliyoruz...
Baskılar2
Bu eserin yayımlanmış baskıları. Bir baskıya tıklayarak yayınevi, ISBN, sayfa sayısı ve basım bilgilerini görebilirsiniz.
Düzenleme Geçmişi
Yükleniyor...
Puanlama
Yorumlar(25)
Tüm puanları gör (393)Keşke biraz da bu üçlünün neler yaptıklarını anlatsaydı. Bu açıdan eksiklik hissi veriyor.
http://illekitap.blogspot.com/2018/07/nihat-behram-daragacnda-uc-fidan.html Normalde hiç okumadığım türde bir kitap ve neden alıp okudum neden böyle bir tercih yaptığıma dair en ufak bir fikrim yok. Sadece D&R'da indirimdeyken kuzenim aldı ve onun peşine sayfalarını kurcaladım ve taraflı yazılmış biyografi tarzı bir kitaptan çok belgesel tarzı anlatımı olması ilgimi çektiği için aldım. Bu yorumu burada yayınlayıp yayınlamama konusunda çok tereddüt etsem de yayınlama kararı aldım. Çünkü bu ne olursa olsun bir kitaptı ve tarafsız bir platform olan kitap dünyası ve bloggerlık bazen bu tür kitaplara da yer vermeli diye düşündüm. O yüzden bu yazıyı yazıyorum şimdi. Kitaba dair, yaşananlara dair ya da verilen idam kararının doğruluğuna yanlışlığına dair herhangi bir yorum yapmayı kitabın kısaca içeriğine dair bir yorum yapmayı daha uygun buluyorum. Darağacında Üç Fidan, adından ve kapağından da anlaşılacağı üzere 6 Mayıs 1972 tarihinde idam edilen Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın son tutuklanışlarından idamlarına kadar geçen süreci belgesel tadında anlatan bir kitap. Kitabın ilk basımı olayın üzerinden 4 yıl geçtikten sonra oluyor dolayısıyla o dönemin avukatları, miletvekilleri ve savcıları, profesörleri ile konuşmaları da içeriyor. İlk ağızdan, yani üç delikanlının avukatlarının anlattıklarını da içerisinde barındıran tam bir belgesel tarzı bir kitaptı Kitabın sadece ilk 135 sayfası olayı anlatıyordu ondan sonra Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın resimlerle ailelerine yazdığı son mektubun gösterimi vardı. Sonrasında ise yazarın avukat ve diğer hukuki mercilerle olan görüşmeleri bu davaya ve bu infaza nasıl yorumladıkları vardı. Benim okuduğum ilk bu tür kitaptı ve açıkçası ilgimi de çekti. Kitaba dair nedenleri, niçinleri, acabaları, keşkeleri belirten yoruma açık, taraflı veyahut tarafsız bir yorum yapmayacağımı dile getirmiştim o yüzden yorumumu uzatmadan bitirmek istiyorum. Ancak şunu söylemeliyim ki insanların bir konu hakkında bilgi sahibi olmadan konuşmasını, yorum yapmasını doğru bulmuyorum bu yüzden bir şeyleri okuyup öğrenmek en mantıklısı ve en doğrusudur. Bu kitapta bana şunu öğretti bilmediğim için sustuğum çoğu konuşmada artık konuşabilecek veya bir fikir belirtebilecek derecede bilgi öğretti. Düşünceniz ne olursa olsun, fikriniz, inancınız veya tarafınız... ne olursa olsun! Yaşanan ve tarihe geçmiş her olay bilinmesi gereken detaylardır benim için. Size de tavsiyem her tarihi detay geleceğe ışık tutacak detaydır... iyi ya da kötü fark etmeksizin... bu yüzden okuyup öğrenin derim ben...
Bu kitap o zaman ''Kitaplık'' olan kütüphaneme girdiğinde 7. sınıf öğrencisiydim. Kitabı satın aldığımız gün dün gibi aklımda. Babamın bana ilk aldığı kitap buydu. İşin cilveli yanı ise kendisi ağır şekilde Türk-İslam sentezini benimser. 8. Sınıf öğrencisi için pek ideal olmayan bu kitabı babama neden aldığımızı sorarken aklım ''Gençlik kitapları'' reyonunda idi. Bana verdiği cevap şu yöndeydi. '' Her fikri ölç, tart biç, düşüncelerin kulaktan dolma değil, kendine ait olsun. Sana ait olmayanı düşüneni daha çok sev, hayat gerçekten farklılıklarla güzel, bu çocuklar zamanında memleketleri için bir şey yapmaya çalıştılar, onları anlayamadık Dursun önkuzu da bizim, denizlerde bizim dedi (hemen hemen cümle tamamiyle böyle)'' Ki kendisi 69 lu ve bu idamlara karşı herhangibi bir sorumluluğu da yok.. O günden sonra biriktirdiğim tüm düşünce ve ideolojileri kendim ölçüp tarttım benimsedim, kabullendim.... Bugün yeniden baştan sona bu kitabı okuyup bitirmenin buruk sevincini yaşıyorum. Açık yüreklilikle söyleyebilirim ki taban tabana zıt görüşlerimiz olsa da Türkiye tarihinin en acı en can yakıcı olaylarından biri. Benim için hayatıma yön veren kitaplardan oldu. Şunu tüm kalbimle söylüyorum ki ( Siyasi cinayet ve idamlara karşı çok sert çizgilerim var ) keşke yaşamalarına izin verilse bu cinayet işlenmeseydi. Keşke çocuklarını ve akabinde torunlarını görecek kadar sıhhatli bir yaşamları olsaydı. Keşke, keşke....
inançları uğruna ölümün eşiğinde bükülmeden duranları, var olalı beri tanır dünyamız. Çünkü bazı ölüler dünyanındır.
90'lı yılların ortalarına kadar yasaklı olan, baskılarından raflarda kalanlar toplatılan, yazarı politik sürgüne uğrayan, gerçek bir olayı- Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın yargılanma ve idam süreci- konu edinen, beğenerek ve üzülerek okuyacağınız bir eser. İçeriğinde Nihat Berham'ın şiirleri ve Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın çeşitli resimleri de mevcut.
"Hayatını bir ideal uğrunda harcamayı abes sayanlarla, ideal uğrunda yaşanmamış hayata hayat gözüyle bakmayanların" Denizlerin hikayesi bu. Haklı ya da haksızlıkları bir tarafa, inandığı uğurda canlarını onurlu bir şekilde veren dava adamlarının ders çıkarılacak acı sonları mı... Sönmekte olan ateşin sonlarıyla birlikte yeni bir kıvılcımın başlangıcı belki de... Bize, yarına.
Hala ve hala iç burkan bir son.........
Bir ülke de bir dönem idam edilenler, tutaklananlar, tehlikeli olarak görünenler başka bir dönem kahraman olarak kabul ediliyorsa anormal bir durum sözkonusu. Bu anormal durum birçok insanın boşu boşuna ölümüne birçok insanın bu kısa yaşamını zindana çevirmesine neden oldu. Bu kitap bu anormal durumun sadece bir örneği.
Belgesel tadında, o dönemi anlatan, bilmediğimiz detaylar paylaşan, okuması da zor bir kitap. Boş yere ölmüş gencecik insanlar.
Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan'ın son tutuklanışlarından idamlarına kadar olan süreci belgesel tadında ele alan bir eser. Öncesi ve sonrasına da dair pasajlar içermekle birlikte özellikle infaz kısımları gerçekten boğaz düğümletiyor. Kitabın sonlarındaki değerli avukat görüşleri ve özellikle dönemin CHP İstanbul Milletvekili Hasan Basri Akgiray'ın değerlendirmesi çok açıklayıcı ve yerinde. Teknik açıdan ise üç ismin son anları, aralardaki Nihat Behram şiirleri, fotoğraflar ve avukat görüşleriyle güzel derlenmiş.
Haksız yere katledilen 3 asil insanın hikayesi
ben ve benim yaşımdaki o dönemi yaşamamış herkesin okuması gereken bi kitap....başından sonuna kadar gözyaşlarımı tutamadım ve anladım ki bizim ülkemizde adalet, biz doğmadan önce de yokmuş....kitabın kimi sayfasında evlat, kimi sayfasında yaşamadığım bi duygu olmasına rağmen anne ya da baba olduğumu düşündüm....her açıdan acı....ama onlar ve diğer demokrasi şehitleri her zaman kalbimizde....son yolculuklarına çıkmadan önce söyledikleri gibi, "onlar bir kere öldüler (ancak yüreklerimizde yaşıyorlar) ancak onları asanlar hergün ölmeye mahkumlar.....
İlk bir kaç sayfasini okuyabildim ancak, her halükarda mükemmel.
Kitabı okurken gözyaşlarıma hakim olamadım. Darağacındaki 3 fidanın vatan, bağımsızlık mücadelesi ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi. Döneme ışık tutan edebi nitelikte bir kitap. Elimde taşımaktan gurur duydum. Kesinlikle okunmalı.
ağlayarak okuduğum muhteşem bir kitap tarih sizleri unutmayacak..
olayları, bır de denız, huseyın ve yusufun gozunden ızleyın... super olmus yazarı da cesaretınden dolayı kutlarım...
Deniz Gezmişlerin zamanında neler yaşadıklarını en azından bir kısmını öğrenebildiğim bir kitap. Benim için en etkileyici kitaplardan biri olan Darağacında Üç Fidan kütüphanemin gözdesidir.
Bilmek ve yaşamak arasındaki fark bu kitapta.
Öldüremediniz üç çınarı kök saldı şahlandılar Anadoludan...
Kitabın son kısmında ki avukatların dava hakkındaki yazıları çok iyiydi. Kitap gerçekten bir şeyler katıyor. Öneririm.












