Mahrem
Mahrem, Elif Şafakın üçüncü romanı. Şafak, Pinhan ve Şehrin Aynalarında kendine özgü dil kullanımı ve ötekiyi romanın merkezine yerleştirme yaklaşımıyla, yeni bir tavrın da habercisi olmuştu. Mahrem, bu özellikleri bir adım öteye götürmesinin yanı sıra, kurgusal olgunluğuyla da ülkemiz edebiyatına kalıcı bir iz bırakacağını kanıtlıyor.Mahremin alt başlığı Görmeye ve Görülmeye Dair Bir Roman. Adına uygun olarak bir gözle başlayıp, dört yüzyıla yayılan seyretme ve seyredilme, bakma ve görme, görme ve görülme öykülerini, ikisi de farklı nedenlerle öteki olan iki kahramanın hayatlarında birleştiriyor. Görme ve görülme takıntısını bir sözlükle (Nazar Sözlüğü) kurumlaştırıp, romanında yer alan tüm figürleri karşımıza birer seyirlik olarak çıkarıyor. Mahremde göz daima dışlanmayla içerilmenin, ben ile ötekinin, aşk ile karanlığın orta yerinde, bir geçiş noktasında duruyor; tıpkı Nazar Sözlüğündeki Gözbebeği maddesinde olduğu gibi: gözbebeği: İnsanlarda yuvarlak, hayvanların çoğunda ise dikine elips biçiminde olan gözbebeğinin çapı, irise gelen ışığın miktarına göre değişir. Karanlık ve uzaklık büyütür gözbebeğini; aydınlık ve yakınlık küçültür. Yani bu kararsız çember, ışık varsa küçülür, ışık yoksa büyür. Yakına bakarken de küçüldüğüne göre, yakın olan aydınlıktır, aydınlıktadır. Uzağın payına karanlık düşer. Zaten karanlığı kimse yakınında görmek istemez.Aşık olunca da büyür gözbebeği; demek ki âşık olunan hep uzaktadır. Aradaki mesafenin verdiği acıyı azaltmak için, maşuka gözbebeğim! diye hitap edilir.
Baskılar3
Bu eserin yayımlanmış baskıları. Bir baskıya tıklayarak yayınevi, ISBN, sayfa sayısı ve basım bilgilerini görebilirsiniz.
Düzenleme Geçmişi
Yükleniyor...
Puanlama
Yorumlar(25)
Tüm puanları gör (255)Ilk defa bir Elif Şafak kitabında hayal kırıklığına uğradım. Kendisine ve kitaplarına hala hayranım fakat bu kitabı Elif Şafağın yazdığına inanamıyorum.Konular arasındaki bağlantıyı çok zayıf buldum ve fazla uzatılmış betimlemeler ve anlatımlar beni fazlasıyla yordu.Kitabı bitirdiğinde insani yine etkiliyor ama illa okunması gerek bir kitap diyemem Mahreme..
Elif Şafak'ın okuduğum ikinci kitabı.İlki Aşk idi.Aşk romanından daha fazla edebi değeri var bence Mahrem'in.Sanat için sanat yapılmış bana göre.Kurgusu , önceki zamanlarda yaşayanlarla kurduğu bağlantılar ve herbirinin kendi küçük hikayelerinde kaybolmanız.Etkisinden kolay kurtulanamayacak bir kitap..
Bir ask ya da baba ve pic beklemeden okunmali 7/10
Elif şafakın dili insanı içine alıyor ama bu romanı okuduktan sonra deneme kitaplarını daha çok sevdiğime karar verdim. Yani anlatım beni sürükledi ama romanda anlatmak istediği şeyi fazlaca uzattığını düşünüyorum.
Aşk kitabını okuduktan sonra aldığım bu kitaptan çok fazla şey beklemişim sanırım. Benim için tam bir hayal kırıklığı ve zaman kaybı oldu.
yazarın en çok beğendiğim kitabı diyebilirim. Çok hoş bir kurgusu var, Elif Şafak her zamanki görüşünü bu kitapta daha güzel vermiş toplumun itilen, ötekileştirilen kısmını anlatırken. Aşk ve İskender ile karşılaştırılamaz bile.
Yazarın son kitaplarına (Aşk, İskender) göre konusu ve dili daha orijinal.
Değişik bir tarz, kurgu... Klasik roman kurgusundan bir hayli farklı olduğunu söyleyebilirim, altı çizilesi bir çok cümle vardı, şiir gibi aktı roman... Ama klasik giriş gelişme sonuçtan oluşan bir roman istiyorsanız "eeee bu ne şimdi" diyebilirsiniz kitap bittiğinde...Kitabın görmeye ve görülmeye dair bir roman olduğu yazıyordu kapağında gerçekten güzel bir özet olmuş bu...1600lü, 1800lü, 80li ve 90 lı yıllarda gelişen olaylar ele alınmış görmeye ve görülmeye dair...
Daha önce okuduğum Elif Şafak kitaplarına göre kurgusu çok zayıf geldi. Birbirinden kopuk hikayelerin ortak noktasını bulmakta güçlük çektim. Kitabın yarısında bıraktım, bitiremedim. Belki biraz daha dayanmam gerekirdi.
"Görünenle yetinirsen eğer sadece tırtılı bilirsin. Çirkindir ya tırtıl, gönlünü çelmez. Görünenin ötesine geçmek istersen eğer, Aradan örtüyü kaldırıp da gönül gözü ile bakarsan, Kelebeği bulursun karşında. Güzeldir ya kelebek, gönlün ona akar. Lakin gönül gözünle görürsen eğer, kelebeğe değil tırtıla sevdalanırsın."
Dimağımdakı Elif Şafak'ı "inatla" canlı tutmaya çalışan yegane eser. İyi ki yazmış.
Yazarın okuduğum ilk kitabı olmamasına sevindim. Kurgusunu anlayabilmek için yazarın bakış açısına, dünyasına girebilmek gerekiyor, beni yordu. Sözlük kısımları anlamlıydı. Okunması zor oldu ama bitirmeyi de başardım.
Mahrem için orta halli bir Elif Şafak romanı diyebiliriz. Gerçekle hayalin içiçe geçmesinden kaynaklı zaman zaman kopuşlar yaşadım okurken. Başlarda sıkıcı olduğu düşünülebilir ancak pes etmeden ilk kısmı okunabilirsei sonradan daha okunur hale geliyor. Ancak Elif Şafak'ın son yıllardaki romanlarının ilk romanlarına göre çok daha fazla zevk veriyor olması gözardı edilemeyecek kadar açık.
Maalesef hiç beğenmediğim, aşırı sıkıcı bulduğum, adeta kitabı bitirebilmek için kendimi zorladığım bir eser. Sırf kitap yazmak için yazılmış hissi veren ve beni Elif Şafak' tan soğutan bir kitap.
Elif Şafak'ın sevdiğim bir yazar olduğu günlerden kalma bir kitap. Şimdiki balon kitaplar ile karşılaştırmaya girmek bile istemiyorum.
*Onunla birlikteyken dalgalar boyumu aşıyordu; oysa ancak tatlı suyun durgunluğunda halkalar doğurabilecek birer çakıl taşıydı kendi kendime verdiğim her nasihat... bozuk diye kaldırıldığı köşede, durduk yerde aşka gelip çalışmaya başlayan hantal bir saatti hayat ...* -İçtekini, dışarının bakışlarından saklayamazsa, daha çabuk yenilir insan ve daha kolay öldürülür savaş meydanlarında... - Keşke zaman hiç ayılmasa. Düz çizgide dümdüz yürümüye bir türlü başaramasa. Keşke hep yalpalasa, saçmalasa, parçalasa. Biz de bakıp yaptıklarını kınasak ve bir daha hiç bir şeyimizi ona havale etmeye kalkmasak * ...söylesene insan terk ettiği şeye neden dönüp bakar son bir defa ? .... *
Elif Şafak'ın ünlendiği kitap diye biliyorum ama ilk önce bu kitabını okumuş olsaydım diğer kitaplarını elime almazdım.Edebiyat yapmak için kendini parçalayan,sıkıcı,hikaye örgüsü bozuk bir kitap.Keşke hiç okumasaydım dediğim ender kitaplardan.
Görmek ve görülmek üzerine harika tespitlerle dolu. Elif Şafak'ın açık ara en iyi romanı.













