Amok Koşucusu
İntihar, Stefan Zweig'ın zihnini gençlik yıllarından beri meşgul eden bir kavramdı. Yaşamının bir anlamı kalmadığını anladığı anda yaşamına kendi eliyle son verebileceğini daha üniversite yıllarında söylemişti. İlk evliliği sırasında karısı Friederike'yi kendisiyle birlikte intihar etmesi için zorlayan, sonra bu düşüncesinden vazgeçen Stefan Zweig, yıllar sonra, İkinci Dünya Savaşı sırasında, ikinci karısıyla birlikte yaşamına son verdi. Yazar, önceki intihar girişimlerinden vazgeçmiş olsa da korkularını, romanlarındaki ve öykülerindeki kahramanlarda yaşatıyor. Amok Koşucusu'nda yer alan öykülerin ortak izleği de intihar. Kendi yaşamından ya da tarihteki gerçek kişilerin yaşamlarından kesitler katarak yazdığı bu öykülerde Stefan Zweig'ın duyarlı kişiliğini, olağanüstü gözlem gücünü olduğu gibi sayfalara yansıttığını görüyoruz. Yazdığı öykülerin en başarılı örneklerinin yer aldığı bu kitapta, bir uzun öykü olan Amok Koşucusu bir baş yapıt. İnsanı en güçsüz, en savunmasız yönleriyle ele alıp, insan ruhunun en derin katmanlarına inmeyi bilen, bütün bunları son okuru gerçekten etkileyebilen bir yazar Stefan Zweig. Yazdıklarının üzerinden bunca yıl geçmiş olmasına karşın, öykülerinin, romanlarının bugünkü kuşaklar tarafından da aynı ilgiyle okunması, onun kalıcı bir yazar olduğunun en büyük kanıtı. Amok Koşucusu'nun bu yeni çevirisinde, daha önceki basımda yer almayan öyküler de bulunuyor.
Baskılar9
Bu eserin yayımlanmış baskıları. Bir baskıya tıklayarak yayınevi, ISBN, sayfa sayısı ve basım bilgilerini görebilirsiniz.
Düzenleme Geçmişi
Yükleniyor...
Puanlama
Yorumlar(25)
Tüm puanları gör (235)Tek nefeste, bir solukta okudum ve tarif ettiği her bir acıyı, gerilimi kalbimin derinliklerinde hissederek. Yüzlerce sayfa daha olsun, hikaye bambaşka yerlere gitsin isterdim... Çok beğendim.
Zweig'ten yine döneminin değer yargılarının irdelendiği güzel bir roman.
İntihar ederek hayatına son veren Zweig’ın biri aynı adı taşıyan ve bir şekilde ölümle bağlanan yedi hikayesinin yer aldığı eser. Daha ilk satırdan itibaren yazarın iç dünyası kadar umutsuz ve karanlık olan hikayeler aynı seyirde ilerleyerek çoğunlukla kaçınılmaz sona ulaşıyor. Yazarın uç duyguları ifade ediş şekli çarpıcı. Tutkulu ve takıntılı ruh hallerini müthiş bir kuvvetle işlemiş.
Keşke zweig psikoterapist olsaydı diye düşünüyorum yine mükemmel bi kitaptı
Kitap ne kadar güzel olsa da çok fazla tasvir ve betimleme kullanılmış bu yüzden belli bir süre sonra okuyucuyu sıkabiliyor ama gerek olay örgüsü gerek hikayesi olsun kesinlikle her okuyucunun okuması gereken bir kitap ayrıca korkmanıza da gerek yok kitabın dili ağır değil
''Söz konusu başkalarının derdi olunca nasıl da hep daha zeki ve daha nesnel oluruz."
Güzel bir kısa öykü.Sayfa sayısı burada yanlış girilmiş.60 sayfa
Zweig, insanların yoğun duygularla boğuştuğu taraflarını çok iyi incelemiş, ölümüne bakılırsa kendi de bizzat yoğun duygular içinde savrulup durmuş bir yazar bana göre. Şimdiye kadar okuduğum Zweig karakterlerinin hepsi bazı kötü duyguların kurbanı olmuş, bazı duyguları o kadar aşırı hissetmişler ki artık içinde oldukları deri bile o hislerden oluşmuş ve bu duygular ile hayatlarına yön vermiş karakterler. Benim ilgimi çeken tarafı da bu psikolojik boyutun kısacık bir öykü içinde anlatılmadaki ustalığı. Okudukça yazarın yazım tarzına, analizlerine ve belki de kendi zihnine daha da alışmış bir şekilde buluyorum kendimi. O an Zweig ne hissettirmek istemişse onu hissediyorum. Gerçekten çarpıcı bir yazar.
Stefan Zweig'ı bir anda popülerleşmesi, her kitapçıda ince ince öykülerinin farklı kapaklarla sıralanmasıyla tanıdım. Neden bir anda bu kadar gündeme geldiğini bilmesem de kaleminin kuvvetli olduğu tartışma götürmez. Kısacık bir öyküde tüm duyguları zirvede yaşıyorsunuz. Roman, uzun hikaye okuyamayanlar için ideal bir alternatif Zweig'ın öyküleri.
En beğendiğim yazarlar arasında yer alan Zweig'ın bu eseri ''Gömülü şamdan''dan sonra okuduğum en zayıf ikinci eseri gibi geldi bana anlatımıyla ilgili bir sıkıntı olmasa da seçilen konu itibariyle pek sürükleyici gelmedi bana kitabın sonlarına doğru aniden ortaya çıkanlar kişi ve olaylarla insan bu konular ne zaman oldu diye düşünmeden edemiyor!
Stefan Zweig ' in en çok okunan ve beğenilen kitabı olan "Amok Koşucusu " kitabı okunmuş bitmiştir. Güzeldi, pişmanlık üzerine yazılmış kısa ama manidar bir hikaye.
Zweig in satrançtan sonra en sevdiğim kitabı oldu. Uzun betimleme ve sıkıcı tekrarlamaları çok yoktu.
Drama boyutu zaman zaman çok abartılmış hissi verse de, ahlak, iç hesaplaşma ve vicdan üzerine çarpıcı bir uzun öykü. Zweig'ın diğer uzun öyküleri gibi bunu da, hiç sıkılmadan iki saat içinde okuyup bitirdim. İş Kültür Yayınları baskısına neden bu kadar acemice ve kötü bir kapak seçildiği ise anlaşılır gibi değil.
Zweig'ın bir oturumda okumalık kitaplarını seviyorum. Bence edebiyat bu tarafa dönecek yavaş yavaş. Artık insanların okumaya fazla vakti kalmıyor. Kitapkurtları dışında gününü kitap okumaya ayıran kişi özellikle bu ülkede çok az. Öyküye de gelirsek, Zweig amca yine psikoloji tahlili üzerinden anlatmış hikayesini ve çok da ilgi çekici olmuş.
Yolculuk yaptığın bir sırada iki yolcu arkadaşının arasında geçen gizli muhabbeti dinliyormuşsun havası veren kitap. .
Yolculuk yaptığı gemide bir doktora rastlayan adam, ve doktorun hazin hikayesi... Doktor kendisine gelen ve kürtaj yapma isteğinde bulunan kadının isteğini ( ki kadın evli ve çocuk sevgilisinden ) kadında gördüğü kibir ve tavizsiz duruşundan dolayı reddediyor. Kadini arzuluyor ve ters geliyor. Daha sonra kendini kaybederek bir anda kadının peşine düşünüyor amok koşucusu. Amok bir hastalık. Suursuzca hedefe yönelerek hareket etmek. Kadından kendini affetmesini istiyor. Ona yardim etmek istiyor. Ama is isten geçmiştir . Sonunu söylememek en iyisi .. 60 sayfalık ince bir kitap. Tek solukta okunur. Stefan Zweig bu tarz eserleri iyi yazıyor.
Zweig ustanın usta işi bir eseri. Fazla söze gerek yok muhteşem.
"Amok mu?.. Sanırım hatırlıyorum... Malezyalılarda görülen bir tür sarhoşluk..." "Bu sarhoşluktan daha fazla bir şey... bu delilik, bir tür insan kurdurması... ölümcül , anlamsız bir saplantının krize dönüşmesi hali, bunu başka hiçbir alkol zehirlenmesiyle kıyaslayamazsınız..."
Amok koşucusunun ne olduğunu öğrendiğim; hikayesi sürükleyici, akıcı ve heyecanlı olan; bir insanın ruh dünyasını satırlara döküp okuyucuya sunabilmiş bir kitap. Hikayesinin yanı sıra anlatımı ile de doktorun ve gizemli avrupalı kadının duygularını da net bir şekilde hissetmenizi sağlayacak güzel bir kitap. Müsaitseniz bir kaç saatte bitirebilirsiniz. Tavsiye ederim.
Bu kitapla beraber Zwieg kitaplarını daha iyi takip etmeye karar verdim.Çok nadir beğendiğim anlatımdaki akıcılığı Zweig 'ın diğer kitaplarında da bulmayı umut ediyorum.Kitaplardaki o dil ne akıcı öyle.Büyük usta Zweig.Satrançla beraber bu kitabı şiddetle tavsiye ediyorum.
Saf, yalın bir anlatımla kısacık bir kalınlıkla, üç boyutlu trajik bir serüvene atıyor Zweig! Kişiler, derin ruh çözümlemeleri ve birbirine bağlı olan herşey...
Stefan Zweig ne yazsa okunur. Dili o kadar güzel ki. Müthiş psikolojik tahliller, hayatla ve ölümle ilgili etkileyici çıkarımlar... Stefan Zweig'ın dünyası hep acılarla haksızlıklarla dolu, hikayelerde de görüldüğü gibi. Tabi bunda yaşadığı dönemin etkisinin ve kendisinin de çok ince ruhlu olmasının payı büyük. Stefan Zweig benim gözümde çok büyük bir yazar, saf yetenek. Edebiyat için varolmuş ve edebiyat da o olunca çok güzel. Gerçekten hissettirebilenlerden,
Adam, eğlenceli bir baloda kendini o kadar yalnız hisseder ki şu etkileyici cümleyi kurar: "Öylesine bir başımaydım ki , yelek cebimdeki saatin tik taklarını duyuyordum." Sırf bu etkileyici cümleler ve betimlemeler için bile okunabilecek, içerisinde birkaç tane öyküyü barındıran güzel bir kitap. saygılarımla,















