Bir Gün Tek Başına
27 Mayıs 1960 askeri darbesinden önce Türkiye içten içe kaynıyor. Kenan, yıllar önce gizli komünist partisine girme suçlamasıyla polis sorgusunda çabucak yılgınlığa düşmüş, eski çevresinden tümüyle kopmuştur. Karısı ve çocuğuyla korunaklı bir yaşam sürdürmektedir. Aslında mutsuzdur, içi ile barışık değildir. Bir meyhanede tanıştığı genç Günsel, içinde çürümemek için direnen ne varsa hepsini ateşleyiverir. Aşk, direniş, devrim günleri... Yaşam, Kenana kendini bir kez daha sınama olanağı verir.
Baskılar5
Bu eserin yayımlanmış baskıları. Bir baskıya tıklayarak yayınevi, ISBN, sayfa sayısı ve basım bilgilerini görebilirsiniz.
Düzenleme Geçmişi
Yükleniyor...
Puanlama
Yorumlar(22)
Tüm puanları gör (165)Okumalara kıyamadım,o kadar guzel bi eser1🌸
Bu kitap sanırım bende iz bıraktı. Yıllar sonra da aklıma gelivereceklerden. Karakterlerin yaşadıklarını sürekli sorguladım. Ya öyle olmasa bu ne rahatlık, bu kadar paranoya neden gibi? Ancak o dönemin şartları ve şimdiki şartlar öyle farklıydı ki. 27 Mayıs 1960 darbesi öncesini konu alan romanda yasak aşklardan devrim hevesi ile mitingden mitinge koşan karakterler ve bunların tam karşısında yer alan küçük burjuva insanları var. Kitabı okumak için sağcı veya solcu olmanıza gerek yok. O dönemin içeriğini ve duygusal çözümlemelerini en iyi anlatan kitaplardan birisiydi bu kitap.
Çok merak ettiğim bir kitaptı. Karakterleri layığı ile betimlenmiş, olay örgüsü başarılı.
Kitapta benim için ne eksikti? Senem Alp'in bir sözü var: "Feminist olmayan Leyla'ya Mecnun olmak kolay" diye. Bu kitaptaki de tam o. İki solcudan güzel bir aşk hikayesi falan çıkamamış. Genellikle gerçek hayatta da solculardan güzel bir aşk hikayesi çıkmaz. (Türkiye'deki/İzmir'deki gözlemlerim tabii) Benim için neredeyse ancak feminizmden güzel bir aşk hikayesi çıkabilir. Bir gün sevmediğim biri bana sormuştu felsefi felsefi: "Sence aşk nedir?" gibisinden. Ben de "Bir çeşit insan ilişkisidir" demiştim. Bu basit cevabın altını daha çok deşip, zorlamak istedi. İdeal bir aşk ilişkisine dair bir şeyler söylememi istemişti sanırım. Veya çokeşlilik - tekeşlilik karşılaştırması yapmamı istemişti sanırım. Ben de en önemli olgunun, her insan ilişkisinde olduğu gibi aşkta da 'eşitlik', 'özgürlük'; bir tarafın diğer tarafa tahakkümünün olmamasının garanti altında olması gerekliliğinden dem vurmuştum. İşte önemsediğim ve her insan ilişkimizde de, (bunlardan biri olan 'aşk' formatındaki insan ilişkisini de ekstra özel bir yere koymaya gerek koymadan) iki bireyin birbirine en ufak bir tahakküm arzusu duymadan yaşamını sürdürmeyi başarmak üzerine kafa yorması zaten bir ömür boyu ince ince düşünerek yaşanmasını gerektirecektir. Kitaptaki tüm solculuklar kaba bir solculuk. Aşklar da öyle dolayısıyla. Hangi karakter var ki eleştiremeyeceğimiz? (Çocuklar hariç). Günsel'in abisi bile çok saygıdeğer bir yere konularak anlatılıyor ve ben onun bir lafını yakaladım, evlere şenlik! (Oraya eşek kulağı bile yaptım) Onun yaşayacağı aşkta tahakküm olacaktır. Bedelin en alasını ödemiş devrimci olsa ne olacak. Benim saygımı kazanmaz. İnce düşünmeye vakit ayırmayan insan, benim saygımı kazanmaz. Geceleri uyumadan önce kendini samimi bir mahkemeye çıkarmayan, bunları hayatına geçirmeyen insan saygımı kazanmaz. O insan ki, vay efendim sınıflar çelişkisini iyi anlamış, günümüzde Ortadoğu'da olan bitenleri falan yorumlayabiliyor, birçok konuda bilgisi var falan ama gel gör ki eninde sonunda o da bir aşk yaşıyor tabii ki insan olduğu için ama kendi hayatındaki bir aşk ilişkisinde bile eşitsizliğin analizini yapamamışsa ve uygulayamıyorsa, erkeklik iktidarının konforundan vazgeçememişse gerçekten feleğin çemberinden geçmiş olsa dahi ne eyleyeyim ben onu..
Gerçekten de anlatım dili, yazım dili ve cümleler, kişi analizleri ile okunması gereken bir kitap. Özellikle yazar kahramanlarının psikolojilerini çok iyi yansıtmış kalemine... Sanki okurken o dönemde ve olayların içindeymişsiniz gibi hissediyorsunuz. Kitap hiç bitmesin istedim. Okuyucu sakın seni kitabın sayfa sayısı korkutmasın, okurken sayfalar su gibi akıyor haberin ola...
Harika bir yazar.anlatımı tek kelimeyle süper.Derinlemesine gitmiş Olayların işleyişi,insan ruhunun arayışlarına,sessizliğine Monologları çok ilginç kapsayıcı.öylesine büyülendim ki bir kaç gün gerekir Kitabı'n içinden çıkmam için,bazı Kitapların etkisini üzerimizden atmak kolay olmuyor bu eserde böyle bir şey.son Allah bullak etti ama güzeldi.olması gerektiği gibiydi.
Kitabi begendim genel olarak. Ama bazi yerlerde cok tekrara dusulmus, gereksiz ayrintilara bogulmus. Kitabin icine nerdeyse yarisindan sonra girebildim. Yarim birakmamak icin cok mucadele ettim. Ask hikayesi var evet, gercekten de etkiledi beni ama agirlik siyasi konular olmus.
Yazar konuyu fazla uzatmış gibi geldi bana. 200-300 Sayfa da bitebilirdi kitap. Yazar uzatmışta uzatmış. Açıkçası ben pek beğenmedim.
Çemberimde Gül Oya'nın finalinden beri bu kadar üzülmemiştim...
Çıraydım, tutuşturdun beni, ağulu bir solukta üfleyip söndürdün şimdi de; kara kara tütüyorum. Bu Roman ı Bitirdğnizde Yutkunma Zorluğu çekersiniz.
Uzun süre etkisinden kurtulamadığım bir kitap.Kesinlikle okunmalı..
Sayfa 480. Siyasi anlamda bir çok çelişkiyi açıklamak anlamında önemli değerlendirmeleri olan, kahramanların kendileri ile konuşmalarındaki insani samimiyeti gözler önüne seren önemli bir edebi tarihi eser.
Bir kitap bu kadar muhteşem olabilir.Şimdiye kadar okuduğum kitaplar içerisinde bir numarayı hak ediyor.Mükemmel çözümlemeler,sarsıcı bir son.Okumayan eksik kalır o kadar...
Klasik vedat türkali anlatımı,ama anlatılan olaylar beni çok etkiledi.Ben de etkisi uzun süre devam edecek olan bir kitap.
insanı içine biraz geç alabilen bir kitap olduğunu düşünüyorum,özel bir olay örgüsüne sahip.fakat okurken kendimi olaya kaptırmakta çok zorlandım..
Akıcı bir dille yazılmış, etkileyici dokunaklı bir Vedat Türkali klasiği.
Harika bir roman.. Roman böyle olmalı dedirtecek cinsten.. Ağızda tat bırakan, dolu dolu bir roman...
Bir dönemin romani. Ask, mücadele ve hüzün var icinde. Hic bitmeyecek gibi gelmisti bana, bitince kitabin hüznü sarmisti her yanimi. Günsel'i cok sevmistim, Kenan'a sinir olmustum her satirda. Ama öyle bir sonu haketmiyordu kesinlikle. Adalet denen olgunun islevsizligi degil midir zaten, icimize bu kadar aci tohumu eken?
http://oklapkutuphanesi.blogspot.de/2011/08/vedat-turkali-kayip-romanlar.html
Bir Gün Tek Başına”, 27 Mayıs’ın sivillere ilişkin öyküsünü anlatıyor; bir yandan devrimci öğrenciler, bir yandan küçük burjuva kesimden insan tipleri çıkıyor karşımıza.
bir bireyin umutlarını,umutsuzluklarını ve yalnızlığını yaşadığı siyasi atmosferle ilişkili olarak anlatan,yanlış anlaşılmanın getirdiği en kötü sonuçla noktalanan,o sonucun etkisinden uzun süre kurtulamadığım roman.














